Bugünden 1930'a 5,498,966 adet makale



Katalog


«
»

16OCAK2000PAZAR CUMHURİYET SAYFA i l U J L \ kultur@cumhuriyetcom.tr 15 Ayşe Kulin, bu kez Türkiye'nin ilk seramik sanatçısı Füreya Koral'ın yaşamrnı anlatıyor Sağduyulu ve dengeli bir insan S.RAYANYİRMİBEŞ Ayşe KuMn. Türkiye'nin ilk kadın se- ramik sanatçısı Fürey-a Koral'ın yaşamı- nı anlattığı ve uygarhkriryamızıngerçe- ğe dönüşmesinde payı büyük olan Cum- huriyefin tûm kadın sanatçılanna' ithaf ettiği, Remzı Kıtabevi'nden yayımlanan 'Fûreya' ile yine gündemde. Kulin, kita- bında. Füreya'yı, yalnızca sanatçı kişili- ğiyle değil, Osmanlı'nın son ve Cumhu- riyet'in ilk yıllanna tanıklık etmesi yö- nünden de ele aldığını belirtiyor. -'Adı: Aylin'dede,'Füreya'dadasoy- faı bir Osmanlı ailesinden gelen, iyi bir eğitim alnuş Cumhuriyet kadınlarmın firtuıalı ve mücadekci yaşamlan anlati- hyor. tki kadın arasında veya kendi yaşa- muuzlaparaleUikler kurdunuz mu? KUIJN-Aylin ile Füreya'nın güçlü ka- dınlar olmalan dışında hiçbir ortak yan- lannı göremedim. Aylin'de değil de Fü- reya 'yı bitirdikten sonra kendi yaşamım- da bazı paraleller bulmadun değil... Os- manlı yüksek bürokrasisinin içinden ge- len bir aile olmasına rağmen, Cumhuri- yet hayranı babalann evinde yetişmiş kız çocuklan, kişiliklerine hiç katkısı olma- yan ve geride bırakılan iki evlilik ve ha- yat mücadelesiyle geçen bir yaşam ... -'Füreya'yı yazarken belirttiğüıiz kay- nakiardan hangi ölçüde yararlandınız? KÜLİN - Kaynakçadaki kitaplann ba- züartnı baştan sona, bazılannı da yer yer okudum. Cumhuriyet'in kuruluş yıllan- nı ve Atatürk'e ait anekdotlan kitaplara başvurarak yazdım. Dergiler ve bana ve- rilen notlar ise, (bunlara teşekkür bölü- münde 'belgder' diyorum) Füreya'nın sanal yaşamı için ışık tuttular. Bu dergı- lerdeki Füreya'yla yapılan röportajlarda kendısı neyi, niçın, hangi duygular altuı- da ürettiğıni anlabyordu. Onlardan yarar- l jeylcrin başında ...„ -yfian okuyabilcn. j|çı dürtülcri çok yüksek, olağanüstü insanlan barındıran Şakir Paşa ailesi ve bu ailenintüm fertleri gibi Füreya'run da dcğişjk ortamlara uyum sağlayabilme yeteneği geliyor. Fireya'yı. sağduyulu ve dengeli bir insan oîduğu için. Şakir Paşa ailesinin diğcr ünlü ûye.lerinden ayrı tutuyorum." 'Füreya'yı bitirdikten sonra kendi yaşamımda bazı paraleller buldum. Ama kitabı şekülendinnemde bu tespitin payı olmadı. Bu tespiti romanm bitHninde yaptnn. -'Füreya'da,Osmanb'nmçökfişü,Kur- tuluş Savaşı yıflan gibitarihsel olaylara ar- ka plandadeğinmek sizin için kaçuulmaz mıydı? KÜLİN-Arka plana Kurtuluş Savaşı yıl- lannı döşemek kaçınılmaz değildi. Sade- ce benim tercihimdi. Romanımı okuya- cak olanlara, o yülann gerçeklerini bir kez daha hatırlatmak ıstedim. -Füreya'nmçocukluğundan gelenMus- tafa Kemalnıtkusunuyansmrken kurgu- ya ne kadar başvurdunuz? KU1İN - Füreya'nın kendi sesinden Mustafa Kemarin evlerini ziyaret edişi- ni ve onun gözlerine hayran kalışuıı din- ledim. Bu öyküyü, Füreya bazı röportaj- lannda da dÜe getirmiş. Ailelerin tanışık- hğı nedeni ile, kitaptaki tüm buluşmalar, Bursa rastlantısı dahil, olagelmıştir. Ko- nuşmalan ben kurguladun. Mustafa Ke- mal'in hatıra defterine yazdıklanndan Füreya'nın çok etkılendığıni sanmıyo- rum. Ankara yıllannda herhangi bir et- kmlığı yok. Sanata yönelık çalışmalan çok sonraki yıllara rastlıyor. -' Füreya'da, ölüm döşeğindeki sanat- çının yaşanbsına, kendidflmden, geri dö- nüşlerle başiamışsınız. Adı: AyinVlede Ay- lin'in cenaze töreni ile giriş yapıyordu- nuz. Bu kurguyu özeüikle mi yeğttyorsu- ntız? KULİN-Aylin'e, cenaze töreni ile baş- lamamın tek nedeni vardı. Tanınmamış birini okumaya haztrlanan okuru, neler- le karşılaşacağına ilişkin ipuçlan vererek kitaba bağlamak... Füreya'da ise bu tek- niği, tekdüze anlatımdan kaçmak için kullandım. Pentimento'larda Füreya'nın duygulanna, olaylan algılarna biçimine, yorumlanna yer verdim. Bir müzik bes- teler gibi, aynı temayı ufak değişiklerle tekrarlayarak bir bütün oluşturmaya ça- lıştım. - Internet'te www.innak.eom adresin- de Krvücım adını kullanan bir okur, Adı: Aylin'le ilgili yaztsuıda şöyle bir saptama- da bıüunmuş:" Sayfa 169'da Aylin, Üner Kırdar'ın evindeki bir yılbaşı balosuna Ömer Koç'la beraber bir rahibe kıyafeti içinde gitmeye karar verir. Aylin, Ömer Koç'a Nancy'nin ona rahatlıkla bir rahi- be kıyafeu bulabüecegini söyler. Aylin bu- rada hastası rahibe Nancy'den bahsedi- yorohnalı. Ama parti, Aylin'in JosephCa- tes'le evliliğinden önce ve Aylin, Nancy'yle evliliğinden sonra tanışıyor. Bu hatayı fark ettikten sonra, kitaptaki her şe- yin doğruluğundan şüphe etmeye başla- dım." Sizce gerçek ile kurgu arasındaki smniar nerede başlayıp nerede bitiyor? KULİN - Aylin, benim ilk roman ça- lışmamdır. Elbette bazı acemüiklerim ol- du. Aylin'in ilk yazdığım bölümleri Nu- ri ve rahibe Nancy'nin öyküleridir. Her ikisinin de New York'ta bana naklettik- lerini, evime döner dönmez, yüz ifade- lerini, mimiklerini unutmadan yazmak istedim. 'Kmlcam'uı dikkatini takdirle karşılıyorum. Olaylan su^sıyla yazsay- dım bu hatayı yapmazdun, gözden kaçır- mışım Kitabınönsözünde, kurgulanan bö- lümleri belirttim. O, ister inanır ister inan- maz. Ama, 'Kmlaın'a benden bir uyan, yazann yaratıcılığı sınırlanırsa, roman mahkeme tutanaklanna dönüşebiür. Ro- man, roman-bıyografı ve biyografi ara- sındaki farkın iyi gözetılmesi gerekiyor. Gerçek insanlann yaşamış olduklan olay- lar, yapıtlan, çalışmalan asla tahrif edil- memeli. Ama kişınin karakterinın yoru- mundan, romamn yazan sorumludur. - flnhl hiri nhnamaana knrpn Aytin'nin geniş okur kitksince benimsenmesinin nedeni nedir sizce? 'Adı: Aylin'e göre 'Füreya'da daha yoğun bir roman diliol- duğunu söyleyebflir nüyiz? KULİN- Aylin'in çoktutulmasında,ki- tapta kadınlara yönelik bir özgürlük duy- gusu ve "isterseniz başarabflininiz' me- sajı bulunmuş olmasımn payı var bence. Almedia, Royal Shakespeare Theatre ve National Theatre'da yeni sezon oyunlan Ünlifler tiyatro sahnesînde • Ralph Fiennes, Almedia'da '2. Richard'da, Vanessa ve Corin Redgrave National Theatre'da 'Vişne Bahçesi'nde, Kathleen Turner 'The Graduate'te oynayacaklar. Arthur Miller ve Yasmina Reza'nın yeni oyunlan sahnelenecek. Kültûr Servisi - Kuzey Lond- ettiği yeni oyunu 'Cresâda'yı su- ra'daki Almedia tiyatro salonu, çağdaş Ingiliz tiyatrosunun önem- li merkezlerinden biri olma yo- lunda. Hitchcockun 'Bir Kadın KayboMu' (The Lady Vanishes) fimıini çektiği, artık kullaruuTia- yan Gainsborough Stüdyolan'nı devraldıktan sonra Ahnedia stan- dartlannı yükseltti. Mart sonundan 22 Temmuz'a dek Almedia 'da yö- netmenlığini Jonathan Kent'ın yaptığı, başrolünü Ralph Fien- nes'inoynadığı, Shakespeare kla- siklerinden 'Z Richard' ve 'Coro- nanus' sahneleniyor. Nisanda Ahnedia, Albery'de- ki West End'de, Michael Gam- bon'ın başrolde olduğu, Nicboias VVrçht'ın 1630'lannLondrasrnda yetenekler keşfeden birini konu nuyor. Almedia'nın Islington'da- ki anabinasında, Haroid Pinter(bu yıl 70. yaşgününü kutluyor), ken- di oyununu martta sahneleyecek. Mayısta, Richard Eyre, Jean Paul Sartre'ın 'Kirli Efler' (Les Mains Sales) oyununu 'TheNovi- ce' (Çömez) başlığı altında uyar- lıyor ve yönetiyor. Michael Blake- more, temmuzda Arthur Miller ın son oyununu, 'Mr Peter's Con- nections'ı (Bay Peter'uı Bağlantı- lan) ve Hovard Davies, Art (Sa- nat) ile ünlenen Yasmina Reza'nın son oyunu 'Conversations After A BuriaTı (Cenaze Ertesi Konuş- malan) sahneliyor. The Royal Court, şubatta Slo- ane Square'daki eski yerinde se- zonu açmayı planlıyor. Ancak Bri- an Cos'un başrolü oynadığı, Co- nor McPherson'm yazdığı yeni oyunlan 'DubünCarol'ı önümüz- deki ay Old Vic'te sahneliyorlar. Royal Court'unprömiyennı yapa- cağı diğer oyunlar arasında Jim Cartwright'm yazdığı 'Road' (Yol), Martin Crimp'in yazdığı 'Attempts on her Life' (Yaşanuna Kastedenler) ve Gary MitcheD'ın son oyunu 'The Force of Chane' (Güç Zinciri) bulunuyor. National Theatre, marttan itiba- ren Tennessee VVTIBams'ın "Babv DoD'unu. nisanda Tim Supple'ın yönettiği, Stephan VV'arbeck'in (Shakespeare in Love) müzikleri- ni yapüğı, NkkDear'ın 'Beggar's Opera'sınm yeni versiyonu 'The Vlllians's Opera'yı ve Trevor Nunnın yönettiği Vanessa ve Co- rin Redgrave'in rol aldığı 'The Cherry Orchard'ı (Vişne Bahçe- si) sahneliyor. West End'deki yeni müzikaUer, koreograf Bob Fosse'un işlerini (Cabaret, All ThatJazz, Chicago) içeren Broadway müzikali Tosse' ile şubatta başlıyor. Mayıs ayında, Cameron Macldntosh'un yönetti- ği, John L'pdike'ın yazdığı, fıhni çevrilen 'TheWitchesofEastwick' (Eastvvick'in Cadılan) müzikali ve 'Thanic' fılmi için 'My Heart WD Go On'şarkısım yazan Win Jennings'in tngihzce şarkı sözle- rini yazdığı 'Notre-Dame de Pa- ris', EJaine Page'in başrolünü oy- nadığı 'The King and I' (Kral ve Ben) sahneleniyor. Şubatta And- rew Llo>d VVebber ve Ben Elton, Kuzey Irlanda'da gençlerden olu- şan bir futbol takımmı konu alan yeni müzikalleri 'The Beautinıi Game'inbir workshop*uu sahne- liyorlar. West End'de sahnelenen tiyat- ro oyunlan arasında şubatta Wır- ren Lejgh"incazmüzısyenlerini ko- nu ettiği Tony ödüllü oyunu 'Side Man'de başrolü Jason Priestlej- oynuyor. Nisanda Kathleen Tur- ner'ın Mrs. Robinson'u, Matthew Rhys'ın Dustin Hoffinan rolûnü canlandırdığı, Terry Johnson'm sahne versiyonunu yazdığı Anne Bancroft'un yapm 'TheGraduate' (Aşk Mevsimi-Mezun) ve Peter Nkhohs'ın modern evlilik konu- sunda yazdığı 'Passion Play' sah- neleniyor. Ocak sonunda David Mamet hayranlan WUliam H. Macy'yi 'AınericanBuEEalo'da izleyebüir- ler. PatrickMarber'ın 'SpeedThe Pkwv' oyununda başrollen Mark Strong ve Kimberlev YVuüams oy- nuyor. SamudBeckett'in 'Krapp's Last Tape' oyununda ise John Hurt rol alıyor. Royal Shakespeare Theatre, 'The Throne of Kings' (Krallann Tahtı) başhğı altmda, 2000 yılı boyunca Shakespeare'in krono- lojik olarak tüm tarihi (yüz yıh kapsayan sekiz oyununu) oyunla- ruu sahnelemeyi planlıyor. tki yü sürecek olan tarihi oyunlar, RSC'nin sanat yönetmenligini ya- pan AdrianNobk'ın '2.Richard'ı sahnelemesiyle başladı. 'Buhuımuş' diyorum, çünkü ben kitabı böylebirmesajı vermek üzere yazmadım. Okur kendi mesajını kendi çıkardı. 'Fû- reya'da roman dilinin 'Adı: Ayhn'in çok ötesinde olduğuna kuşkum yok. Arada, tarihi gerçeklerin etrafinda kurgulanan 'Sevdafinka' var ki, hera araşnrma hem de roman yazma konusunda, benim için önemli bir aşama olmuştur. - 'Füreya'da ölüm döşeghıde kendi di- Bndensövkdiginizbölümlere'Pentımen- to' başhğı vermişsiniz. Sizin anlatngunz bölümkre başlarken de yer yer Shavv, Mevlana gjbi duşûnüıierin sözleri yer ahyor. Niçin? KULİN - Pentimento, çünkü kelime hem 'kazmdıkça tuvalin aHmdan çıkan ilk eskaz' anlamına hem de 'pişmanhk' an- lamına geliyor. Füreya'nın yan pişman- lıklar ve nostaljı içinde geçmişi ammsa- tnası ve sorgulamasına bundan daha uy- gun bir başlık olabilir miydi? Alınülan, takip eden bölümlere son derece uygun düştüğü için yaptım. -'Füreya'dayankarakter olarakAB- ye Berger göze çarpıyor_ KULİN -Ailede dört önemli isim var. Cevat Şa- kir, ABye Berger, Fahrünis- saZeydve Füreya. ŞünDev- rim'ın kitabı 'Şakir Paşa Ai- lesi', Fahrünissa'mn etrafin- da dönüyor. Cevat Şakir'in hem kendi yazar hem de hak- kında yazılmış kitaplar ve yazılar var. Bu nedenle, he- nüz hakkmda bir kitap ya- zümamış olan Aliye'ye da- ha fazla yer verdim. Uma- nm bir başka yazar da onun yaşamını romanlaşnnr. - 'Fureya'dan sonra bi- yografi yazmamaya kararh mısntız? KULİN - Uzun bir süre biyografi yazmayacağım. Okur, şimdıye kadar beni, yazı dilimi sevdiği için tut- tu. Yazı dilimi değiştirmeye niyetli değilim, çünkü bir yerde kendi kişiliğimi de yansıhyor; çetrefiüi ohna- yan, açık secik, anlaşılabi- lir, düz ve doğru. Sıradan değil mi diye sorabilirsiniz. Evet öyle, çünküben de özel değil sıradan biriyim. -Edebiyat dünyasuun içi- ne Puccini, Zeflfirelli'nin sahneye koyduğu 'Tosca' ile anıldı Domingo yönetti, Pavarottisöyledi Küitur Servta -Giacomo Puc- cini, cuma günü, Roma Opera Evi'nde sadece bir gece için sahnelenen'Tosca' operasıile 100. doğum yrldönümünde anıl- dı. Baş tenor olarak Luciano Pavarotti'nin yer aldığı opera- nm orkestra şefligini ise birçok defa Tosca'da oynamış olan îs- panyol tenor Placido Domingo üstlendi. 19. yüzyıl Roma'sın- da geçen operayı Franco Zeffi- reffi sahneye koydu. Ressam Mario Cavaradossi'yi canlan- dıran Pavarotti'nin, karşısında ise Floria Tosca rolünü üstlenen Venezüellalı soprano Ines Sa- lazar yer aldı. Salazar daha ön- ceki Tosca yorumuyla birçok eleştirmen tarafindan çok beğe- nilrnişti. Zeffirelli bu yapmıı "sevgüi ya da en gyınHan arka- daş ohnayı isteyeceğiniz bir sa- vaşçı kadmıkahŞfeTde anma"nın bir kutlaması olarak gördüğü- nübelirttı. 'RomeoveJûlyet've 'Mussonni ile Çay Içmek' gibi ünlü filmlerin yönetmeni için Tosca uzmanı denebilir. Zeffi- relli, 1964 yıhnda, Londra'da- ki Convent Garden'da sahnele- nen, Maria CaDas'm Tosca'yı oynadığı gösterileri yönetmiş- ti. Tosca operası ilk gösterimi 1900 yıhnda, şimdi Tearro dell'Opera aduıı taşıyan Teat- ro Costanzi'de yapıldı. Ro- ma'nm Italya'nm başkenti ol- masından tam 30 yıl sonra sah- nelenen operanın prömiyeri, Kraliçe Margherita'nm, aldı- ğı tüm tehditlere karşın katüı- mıyla oldukça heyecanlı bir bi- çimde gerçekleşmişti. Prömiye- re Puccini hayranlannın ve Ital- yan'ın ünlü sanatçılannın yaru sıra 'CavaDeria Rusticana'nın bestecisi Pietro Mascagni de katılmıştı. Tosca'nın yeni gösterimi ise tiyatro binasında halen devam eden restorasyon çalışmalan nedeniyle Zeffirelli'nin özel izin alması ile gerçekleşebildi. "Operacüann mikrofon önün- de durup şarkı söyiediği konser gBbiolanoperalardan nefret ede- rim" diyen Italyan yönetmen, yüzleri maskelerle kapalı şar- kıcılann kırmızı bir alanda sü- rekli hareket halinde olduklan bir sahneleme düzenini tercih etti y DeBrtiyorsunuz. Sizcebumm kaynağı popülerngj yakala- nuş ohnamz nu? KULİN - Evvel zaman içinde, edebiyat dünyasuun içinde yer alabilmek için edebiyat yapan kışılerin ya- kınında yaşamak, sofrala- nnda oturmak gerekirdi. Bu durum artık değişti. Ama itiraf etmeliyim ki, kitabı çoksatan yazarlara karşı bir antıpatı var. Kitabın çok sat- masında, yazann rolü dışın- da medyaya hiç mi pay düş- müyor sizce? Sanat sayfala- n olan gazeteler sadece bel- li yazarlann kitaplannı öne çıkartıyorlarsa yazar ne yap- sm? Gazetelerin kitap ha- bercileri, yeni çıkan ya da ödül alan kitaplan takip ede- rekyeterince tanıüyorlarmı? 'Neremi Neremi' adh şarkı televizyon ana haberlerine girebiliyor da Ayla Kut- lu'nun 'Emir Bey ve Kızb- n' gibi eşsiz yapıtı, piyasa- ya çıktığında neden giremi- yor? Aylin gazete sayfala- nndan düşmedi, amabenim Haldun Taner ve Sait Faik ödüllerini kazanmış bir ki- tabım olduğunu okur bümez bile. Tanınmanın veya ta- mnmamamn suçlusu ben mi- yim şimdi? -Yenikhabnuzneolacak? KULİN -Erzincan dolay- lannda geçen bir romamn hazırkğı içindeyim. Sevda- linka'da olduğu gibi bazı olaylar vekışüer gerçek, ama öykü kurgu olacak ve yine 'Sevdafinka'da olduğu gibi, yazar arkadaştm Setaıa Fın- dıkh ile, yaklaşık bir yüzyıl arayla, aynı yörede bir- bınrmzr iakip edeceğiz. KUŞBAKIŞI MEMET BAYDUR Cankurtaran Istasyonu Geçen haftanın gazetelerinde üçüncü ya da se- kizinci sayfanın kıyısında üç-beş satırtık minik bir haberdi tek sütun üzerinden. Eminönü Cankurta- ran Tren Istasyonu'nda banliyö treninin önüne at- layan iki kişi ötmüş. Sirkeci-Halkalı seferini yapan 80092 sefer sayılı banliyö treni, Cankurtaran istas- yonuna yaklaştığı sırada, bir kadınla bir erkek tre- nin önüne atfamış. Trenin altında kalarak can ve- ren otuz-otuz beş yaşlanndaki iki kişinin üzerierin- den kimlik çıkmamış. Çevre sakinleri, bu kişilerin "Aliş ve Zeynep" adlanyla tanındıklarını ve sokak- ta yaşad/klannı bitdirmişler. Haber bu kadar ve tüyter ürpertici. ölüme atla- dıklan istasyonun jsminin Cankurtaran olmasını mı istersiniz, genç iki insanın, Aliş ite Zeynep'in bir- likte isteyerek ölümü seçmelerini mi, kimliksiz ol- malannı mı, sokaklarda yatıp kalkmalannı mı, ne ararsanız var ürpermek için. Derken aynı gazetelerde bir başka haber çarp- tı gözüme. O da kısa bir haber, iç sayfatarda iki sü- tundan verilmiş. MHP'li Tanm Bakanı domuz eti it- halini yasaklamış. Türkiye'de bulunan yabancı ül- kelerin temsilcilikleri ve turistik otellerin ihtiyacı için 1998 yılında iki yüz kırk ton, 1999 Mayıs ayı- na kadar da yüz elli ton işlenmiş domuz eti ithal edilmiş. Sayın Bakan, "Göreve başladığım 28 Ma- yıs 1999 tarihinden sonra hiçbir domuz eti ve ürü- nûnün ithali için izin verilmemiştir" demiş. İnsanlann inançlanna, örflerine, âdetlerine, ye- diklerine içtiklerine kanşmak hiçbir zaman iyi so- nuçlanmayan işlerdendir. Yemek içmek konusun- da da kanun ya da kararname ya da bambaşka yollarla baskı uygulamak, bir azınlık bile olsa in- sanlann damaktadına müdahale etmek, bana pek çağdaş, uygar bir tavır olarak gelmiyor doğrusu. Neyse ki aynı gazetelerde, yukandaki haberin he- men yanında yayımlanan bir başka küçük haber, yüreğimize bir nebze olsun su serpti. Gerçi bu ha- ber de acı başlıyor, ama tatlıya bağlanıyor sonun- da Istanbul Haller Müdürlüğü verilerine göre, sivri- biber 1998 Aralık ayında kilosu 159 bin liradan, ge- çen binyılın aralığırida ise kilosu 540 bin liradan sa- tılmış. Böylece sivribiberfiatı biryıldayüzde 239.6'lık artışia en büyük zammı görmüş. Sivribiberi yüzde 192.3 artışia kırmızı turp, yüzde 188'lik artışia kır- mızı lahana ve yüzde 187.7'lik artışia patates izli- yor. Şimdi haberin çok sevindirici ve içimizi ferah- latan son cümlesine geliyoruz. önceki yıla göre fi- yat inen tek ürün, yüzde 29.7'lik düşüşle armut ol- muş. Canlan çekenler domuz eti yiyemeyecekler, siv- ribiberin fiatı da el yakryor, bir yılda yüzde 240 art- mış neredeyse. Öysa armut ucuzluyor işte. Bol bol armut yiyebiliriz hep beraber. Tann Türk'ü ko- rusun! Aynı gazetelerden birinde Sibel Yeşilmen'in yi- ne tek sütunluk ilginç bir haberi de vardı. "Diplo- mat olmak kolay değil" başlıklı bu haberi de ilgiy- le okudum doğrusu. Dışişleri Bakanlığı'na alına- cak diplomat adaylanna yazılı ve sözlü dil ve mes- lek sınavının ardından iki psıkolojik test uygulanı- yormuş. Uzman psikologlar tarafindan hazırlanan bu testle, benzer sorular farklı ifadelerie sorularak ve birkaç kez tekrar edilerek adayın yanrtının doğ- rulugu sınanıyor. Sibel Yeşilmen'in haberinden öğ- rendiğimize göre, adaylara sorulan sorular arasın- da "Annen ile ilişkilehn nasıl?", "Baban ile ilişki- lerin nasıl?", "Inandığın dinin peygamberi muci- ze gerçekleştirdi mi?", "Kendi cinsine ilgin var mı?", "Çocukkenhiçyangınçıkardınmı?", "Kim- seyi cinsel ilişkiye zoriadın mı?", "Silah kullandın mı?" gibi ilginç sorular var. Bu bir psikolojik test olduğu için bunlar ve benzeri sorulann sorulması doğaldır. Bir sınavda başanlı olmasına rağmen kahverengi takım elbtsesinin athna beyaz çorap giy- diği için bir adayın elendiğini, sınavda çektiği so- ruyu "Bu soru çok güzelmiş" diye değeriendiren adayın da "ukalalık" yaptığı gerekçesiyle sınavı kaybettiği bildiriliyor bu haberde. Bu bilgilerin han- gi kaynaktan alındığıysa doğal olarak bidirilmiyor. Cumhuriyet dışında günde üç-dört gazete da- ha okuyorum. Bu gazetelerin isimleri sürekli deği- şiyor ve hemen hepsinde bu yazıda sözünü etti- ğim cinsten ilginç, küçük haberler buluyorum. Bu pazar Kuşbakışı'nda bunlardan birkaçını sizterte pay- laşmak istedim. Gripsiz, sağlıklı, anzasız bir hafta diliyorum size sevgili okur... Şirîn Pancaroğlu Babylon'da KüttürServisi-lstanbul Kültür ve Sanat Vakfi ile Pozitif Tanıtım Üretim AŞ'nin işbirligiyle Baby- Ion'dagerçekleştirilen "17 Ağustos'u Haürtayahm" konserlerinin 18 Ocak Sa- lı günkü konuğu arpçı Şi- rin Pancaroğlu. Ekim ve kasım aylan boyuncadayapüacak olan bu etkinlikler uzun vade- h rehabüitasyon çalışma- lanna fon desteği sağlama- nın yanı sıra depreme iliş- kin bilincin yitirümeme- sine katkıda bulunmayı hedefliyor. Klasik müziğe ve çalgı- sınabildik kalıplann dışın- da yaklaşımryla tanınan Şirin Pancaroğlu, bukon- serinde Frescobaldi, Res- pighi, Britten. Couperin, Faure, Schmidt ve Ro- ta'nın yapıtlannı yorum- layacak. Pancaroğlu, kon- serinin programını beür- lerken en çok zaman kav- ramının etkisı alanda kal- dığmı söylüyor. Depre- min bir am yeniden ta- nımladığı gibi zamanı yok edişindenyola çıkan Pan- caroğlu, müziğin zaman içinde ve zamana karşı ya- radıİLşımn ve duyumsan- masının üzerine birçahş- ma sunacak. Sanatçı, bu- nu "dönem açısmdan bir- birinden uzak yapıüann bir arayagetisiyte sflinen bu kavramın ardmda, anlaü- nunve renklerin bağnnsız düini hissetınek,tersakın- nlann içinde bir yokulu- ğa çıkmak gibi" tanımlı- yor. Arpuı sesinin bu kez, "kuytu köşesinde derin ve gizenüi sorular soran,ama onlara mutiak yanıt ara- mayan bir duygusaDıkta, dinleyeni daha çok yan açık kapüann eşiğinde bı- rakacağuu" belirtiyor. Saü günü saat 21.30'da başlayacak konserin bilet Fıyatı 4 milyon lira. Bilet satış noktalan ise Mavi Jeans (Beyoğlu), Vakko- rama (Taksim, Akmerkez, Suadiye), Akusta (Nişan- tası) ve Lale Plak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog