Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CÜMHURİYET 10 OCAK 2000 PAZARTESİ 10 H A B E R L E R dishab@cumhuriyet.com.tr Ankara'daki 5 yıllık görevini tamamlayan Almanya Büyükelçisi'nin Cumhurlyet 'e demeci 'AznıHdaiTlaıı korkmaym'• Türklye'de 25 azınlık grubu var: Azmhkiaria iigiii Avrupa terminolojisini reddederek işleri kendiniz için gereksiz yere daha zorlaştınrsmız. Bu terminolojiye göre tabii ki Türkiye'nin birçok azınlık grubu var. Almanya'nın da öyle. Ulkemizde 7.5 milyon yabancı yaşıyor; eski ve yenilerle birlikte toplam 12-15 azınlık grubumuz var. Türkiye'de de 25'ten fazla azınlık grubu var. Yani? Şimdi şunu anlamakta yarar var: Kopenhag ölçütleri azınlıklardan bahseder. • Avrupa Blrllğl için tarih söylemek yanlış: Tarihleri tartışmak imkânsızdır. Hiç kimseye 2004'ü kamuoyuna bir saplantı gibi sürmesini tavsiye etmem. Yasalann çıkanlmasıyla ilgili olarak bir zaman limitinin konması, bir hedefe ulaşılması açısından cesaretlendirici ve yararlı olabilir. Parlamentonun etkin olacağına gerçekten inanıyorum. Ama belki de daha önemli iş, çıkanlan yasalann uygulanmasında yaşanacak. : . . - " . ' • SERKAN DEMtRTAŞ ANKARA - Alman- ya'nın Türkiye Büyükel- çisi Hans-Joachim Ver- gau, Türkiye'nin Avrupa Biriiği'ne (AB) tam üye- liğinin ne zaman gerçek- leşeceğine ilişkin kesin tarihler sunmanın kamuoyunda saplantı yaratması açısından doğru olmadığını belirterek, "Tarihleri tar- nşmakimkJnsadır. Hiçkimseye20O4'ü ka- muoy-una bir saplantı gibi sürmesini tavsi- ye etmem. Türkiye önceükle ölçütleri kar- şuamalı" mesajını verdi. Vergau, son dere- ce zor geçen 5 senenin sonunda Türkiye'nin AB adaylığını almasıyla tatmin olabildiği- ni ifade ederken, Abdullah Ocalan'a veri- len ölüm cezasıyla ilgili olarak bazı Türk siyasetçilerinin yaptığı açılımlardan mem- nuniyet duydugunu, sorunun zaman için- de çözüleceğine emin olduğunu kaydetti. Türkiye'nin tarihinden kaynaklanan ne- denlerden dolayı azınlıklarla ilgili Avrupa terminolojisine çekinceyle yakJaştığını be- lirten Vergau, Dışişleri Bakanı Ismal Cem' in Kürt dilinin kullanılması konusundaki yak- laşımını takdirle karşıladığını söyledi. Vergau, Türk siyasi tarihinin en önemli olaylannın yaşandığı ve yeni bir anlayışın yerleştiği 1995-2000 yıllan arasında Tür- kiye'de etkin bir görev yapan büyükelçi. Şu sıralarda veda turlanru gerçekleştiren Ver- gau, Almanya'yadönüşündePotsdam Üni- versitesi'nde uluslararası ilişkiler konusun- da dersler verecek. Büyükelçi, yoğun prog- ramının arasında Cumhuriyet'in sorulan- nı da yanıtladı. Büyükelçi ile yapılan gö- rüşmenin soru ve yanıtlan şöyle: - Heisinki Zirvesi'nde Türkiye'nin aday- bğmıntesciledümesinin ardından Başbakan Ecevit ve diğer üst düzey yetkinlerce yam- lan açıkJamalarda tam üyelik görüşmeleri- nin 2002'de başlaölacağı,"üyeliğin de 2004'te abnacağı ifadeieri yer akh. Bu öngörüleri na- sıl kars.ıhyorsunuz? - Buradaki önem, sürecin devamlılık arz eden birkonu olduğudur. Türkiye'nin AB'ye yakınlaşması çok önceleri başladı. Ama Heisinki Zirvesi, ba§lafılan reformlann sür- mesi için hükümet ve toplum açısından ce- saretlendirici oldu. Bir başka deyişle üye- lik tarihi, parlamento ve hükümerin etkin- liği ile ilgili bir sorudur. Türkiye, belli bir süredir istikrarlı bir hükümete sahip ve bu hükümetin Meclis'te sayisal bir üstünlüğü de var. Bu yüzden, bazı gerekli yasalann birkaç sene içinde geçirileceğine eminim. Ama tarihleri tartışmak imkânsızdır. Hiç kimseye 2004'ü kamuoyuna bir saplantı gibi sürmesini tavsiye etmem. Yasalarla il- gili zaman limitinin konması hedefe ula- şılabilmesi açısından cesaretlendirici ve yararlı olabilir. Parlamentonun etkin olaca- ğına gerçekten inanıyorum. Ama belki de daha önemli iş, çıkartılan yasalann uygu- lanmasında yaşanacak: Eğitim, demokra- si, güvenlik kuvvetlerinin davranışlan, in- san haklan, hukuka uyum... Bunlann hız- la yapılmasını umuyorum.. ama Kopenhag ölçütlerinin hangi yılda yerine getirilmiş olacağını nasıl öngörebilirim ki? Türk yetkililer, yaptıklan program çer- çevesinde çok enerjik çalışıyorlar. Bir tak- vim olmasını da istiyorlar. Ama kimse bü- tün bu işlerin belli bir tarihe kadar gerçek- leştirilmesi ısrannda bulunmuyor. Kamu- oyunda 2004'ün Türkiye'ye verilen bir söz- müş gibi algılanmasjna yol açacak bir or- tam yaratılmaması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bu ileride bir hayalkınklığına yol aça- bilir. Ama Başbakan ya da diğer hükümet yetkililerinin böyle bir ortam yaratma eği- liminde olduklannı sanmıyorum. - ŞansöjveSchröeder'inTürkiye'nin aday- uğuun en erken 2010-2012 yıllarında sağla- nabileceğine ilişkin sözlerini anımsnorum_ - Almanya'nın pozisyonu şudur: Türki- ye, Kopenhag ölçütlerini karşıladığında tam üyelik görüşmeleri başlayacaktır. An- kara'da görev yaptığım sürece her şeyin Türkiye'nin performansına bağlı olduğu- nu düşündüm ve adaylık statüsü alabilece- ği yönünde hiçbir zaman şüpheye düşme- dim. Türkiye'de bir reform potansiyeli ol- rarJklesme_ - Siyasi kriterlerin üyelik görüşmeleri başlamadan önce yerine getirilmiş olması koşuldur. Ekonomik alanda yapılacak ge- lişmeler ölçütlerin sağlanmasına yönelik biröngörü verebilirve AB, Türkiye'ye sü- reci hızlandırmakta yardım etmek için adım atabilir. Ama aynı şeyi örneğin demokrasi ve hukuk devleti alanmda yapmak müm- kün değildir. Türk ortaklanmız bunun far- kındalar ve şu anda doğru şeyi yapıyorlar. 'Cem'i takdir ediyorum' - Bu arada Kürtçe TV konusunda Dışiş- leri Bakanı ismailCem'in başlatnğı birtar- aşma var. Bu tartışma hakkmda ne düşü- nüyorsunuz? - Türkiye'ye Güneydogu ile ilgili bir re- çete sunmaya yetkili değiliz. Türkiye'nin lan, insan haklandır. O bölgede kendi dil- lerinde TV ve eğitim isteyen 3-4 milyon ki- şinin toplu şekilde istemde buîunması ola- yın bireysel hak niteliğini değiştirmez. - Ama uluslararası anlaşmalar Türki- ye'deki azınlıklan betirlemiştir ve bunlar arasında KürtJeryoktur. Görüşlerdeki fark- hbk gelecekte Türldye-AB ilişkilerinde bir sorun yaratır mı? - Sanmıyorum. Çünkü Türkiye'deki tar- tışmalar gelişiyor. Sadece Dışişleri Baka- nı'nın değil, Bakanın davasına bakan sav- cmın çok önemli tepkisi de bana bu tartış- manın daha da açılacağını gösteriyor. Ama şunu da çok iyi anlıyorum: Türkiye'nin ta- rihi açıdan farklı bir azınlık kavramı var. Bu yüzden de Avrupa terminolojisini de kul- lanmakta çekıniyorsunuz. Ikinci olarak şu- nu da çok iyi anlıyorum: Bu ülkenin top- duğunu düşünüyorum. Heisinki'den sonra yaşanan ilerleme heyecanı ve bazı reform- lann yapılmasında görülen sürat, Avrupa- lılarda sürpriz yaratabilir. Ama tarihler ko- nusunda spekülasyon yapmayalım. - Bu süreçte Türkiye hangi konulara ön- cetikvermeu? - Türk dostlanm bunu gayet iyi biliyor- lar. Ekonomik performansın önemli oldu- ğunu biliyorlar. IMF ile çok sıkı bir prog- ram yaptılar. Enflasyonla mücadele önce- likli. Faiz oranlan düşürüldü. AB-Türkiye ilişkilerindeki sorunlardan birini göç oluş- turuyor. Bu sorun sadece Almanya için de- ğil, Hollanda ve Danimarka gibi bazı diğer Avrupa ülkeleri için de geçerli. Bu da an- cak ekonominin istikrara kavuşmasıyla çö- zülebilir. Genelde hiçbir Türk yurttaşı ge- leceğini bir yabancı ülkede değil, kendi ül- kesinde görecek durumda olmalı. Alman po- litikacılara da şunu söylüyorum: Göç ko- nusunu sorun haline getirmeyin: çünkü bu Kopenhag kriterleri içinde yer ahyor. Tür- kiye bunlan karşıladığında göç sorunu ka- bul edilebilir bir düzeye inecektir. - Ya siyasi kriterier? tnsan haklan.demok- buna gereksinimi yok. Hukumet sorunun farkında. Aynı zamanda terorizme karşı mücadelenin olumlu yönde gelişmesiyle birlikte yakalanan şansın farkında. Bölge- de şu anda bir güvenlik ortamı var ve bu da bir şanstır. Burada yalnızca Türk yetkilile- rin bilgilerine dayanıyorum. Güneydogu sorununun basında açık ve dürüst bir şekilde ele alınmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Bunun yanında sorumlu davranışlanyla takdir ettiğim po- litikacılar var: Örneğin Dışişleri Bakanı Is- mailCem. Kürt diliyle ilgili sorunu günde- me getirdi ve bunun kişinin bireysel hakkı olduğunu söyledi. Buna katılıyorum. Ama Türkiye. -bu çok önemli- azınlık kelime- sinden, bu terminolojiden korkmamalı. Ni- çin? Çünkü AB'de azınlıldar derken birey- sel haklarkastedüiyor. Ömegin birTürk Kür- tü kendi geleneksel dilini kullanma, ileti- şim kurabilme, TV kurma hakkına sahip ola- bilmelidir. Kopenhag ölçütlerinin termino- lojisini reddetmeyin. Şunu vurgulamak is- tiyorum: AB'de ilkesel olarak azınlıklar için ilke olarak otonomi ya da aynlık hak- kı yoktur. Ve burada sözü edilen birey hak- rak bütünlüğıi tehdit edildi. Ve azmhklar ko- nusunda devletler hukuku anlamında daha farklı bir tutum alınması mümkün değildı. Ama şimdi AB'ye aday bir ülkesiniz. Azın- hklarla ilgili Avrupa terminolojisini red- dederek işleri kendiniz için gereksiz yere daha zorlaştınrsınız. Bu terminolojiye gö- re tabiı ki Türkiye'nin birçok azınlık gru- bu var. Almanya'nın da öyle. Ulkemizde 7.5 milyon yabancı yaşıyor ve toplam 12-15 azınlık grubumuz var. Türkiye'de de 25 'ten fazla azınlık grubu var. Kopenhag ölçütle- ri azınlıklardan bahseder. Ama bireylerin haklan anlamında.. yoksa otonomi ya da ay- nlma anlamında değil. Bu ileride daha iyi anlaşılacaktır. Bunu anlatmak tarihten ve te- rörle mücadeleden dolayı zor olabilir. Eğer bu konuda daha sakin olunabilinirse Kopen- hag ölçütlerinin azınlıklarla ilgili termino- lojisinin kabul edilmesinde Türkiye açı- sından sorun olmayacaktır. - Hebinki'den önce tzmir'devapağmız bir komışmada Ocalan'a verilen ölüm cezasi)- la ilgili sözleriniz tepki toplanuşü. - O konuşmada dile getirdiğim ifadeleT bazı gazetelerde çarpıtıldı. Ben orada "AB'yi unutursunuz" demedim, "Heteinki'yi unu- tursunuz" dedim. Yani AB adaylığını Hei- sinki 'de unutursunuz anlamında söyledim. Ölüm cezası Türk kamuoyunda yapılan tar- tışmalann önemli bir unsuru. Bu konunun şu anda Öcalan konusundan tamamen ba- ğımsız şekilde e)e alınamayacaf ını da an- lıyorum. Ama bu tamamen Türkiye'nin bir iç işi ve bu konuda gerçekten bir şey söy- lemek istemiyorum. Avrupa perspektifin- den bakıldığmda Öcalan konusunun Avru- pa İnsan Haklan Mahkemesi'ne (AİHM) götürülmesi ve karar verilene kadar bekle- nilmesine izin verilmesi görüşünü çok man- tıklı buluyorum. Ölüm cezasına karşı ola- rak bu ülkede gelişen eğilimlerden son de- rece memnunum. Bu konunun Avrupa ile doğrudan bir ilgisi olduğunu sanmıyorum; çünkü zaten siz 1984 yılından bu yana ölüm G üneydogu sorununun basında açık ve dürüst bir şekilde ele alınmasından büyük memnuniyet duyuyorum. Bunun yanında sorumlu davranışlanyla takdir ettiğim politikacılar var: Örneğin Dışişleri Bakanı Ismail Cem. Kürt diliyle ilgili sorunu gündeme getirdi ve bunun kişinin bireysel hakkı olduğunu söyledi. Buna katılıyorum. Ama Türkiye -bu çok önemli-azınlık .-*.•. kelimesinden, bu -oıizbaı&ar terminolojiden korkmamalı. cezasını uyguiamayarak ölüm cezasına top- lumun büyük çoğunluğunun karşı olduğu- nu kanıtladınız. 'Benim de oğlum öldürülseydL* - Ama Öcalan davası var ve siyasetçiler arasmdaki tarüşmalar da sürüyor. Evet. Bunu da anlıyorum. Eğer ben de terörist bir eylem sonunda oğlunu kurban veren bir baba olsaydım, benim anlayışım- da da büyük zorluklar olurdu. - Helsinkii'de Almanya'nın "Bölünmüş bir Kıbns AB üyesi olamaz" şeklindeözet- lenebitecek bir poiitikası vardı. Heisinki 'den sonra bu politikada bir degişiklikoldu mu? - Alman pozisyonu, Heisinki sonuç bil- dirgesi ve geçen dönem başkanı Finlandi- ya Başbakanı Paavo Upponen'in Ecevit'e gönderdiği mektupla birlikte tanımlanabi- lir. Bunun dışında bir şey söyleyemem. Şu anda yaşanan bir gelişme var ve Alman- ya'nın temsilcisi olarak benim Kuzey ve Gü- ney Kıbns, Ankara ve Atina arasında sü- ren bu çok önemli gelişmeyle ilgili tavsi- yelerde bulunmam doğru olmaz. Bana gö- re bu gelişmeler cesaret verici. - Türk-Yunan Uişkileri hakkmda ne di- yebiürsiniz? - Çok mutluyum bu konuda. Bakın 5 yıl- dır Türkiye'deyim. Böyle bir gelişme ikiyıl önce beklenmiyordu. Bu sorunlara yöne- lik takınılan tav nn "muhteşem birdiptoma- tik başan" olduğunu düşünüyorum. - Şimdi btraz da görev yapttğınız 5 yıOık süreyi konuşabm. Türkrye'de çok olay ya- şadınız, çok zorlu zamanlar oldu. Anka- ra'daki 5 vılıntn değerlendirebilir misiniz? - Dışişleri Bakanlığı'na gırmeden önce yaptığım tarih öğrenimimde Türkiye de yer alıyordu. Türkiye benim için çok çekici bir görevdi. Ama siz de biliyorsunuz ki hiç ko- lay olmadı. Çahşmalanmdan ancak geçen sene içinde tamamıyla tatmin oldum. As- lında geçen yıl ış açısından en yoğun yıl- lardan biriydi. Geldigımde o dönem Dışiş- leri Bakanı olan İnönü tarafından büyük anlayış ve açıklıkla karşılandım. O zaman- lar buradaki görevim sürecinde daha 5 dı- şişleri bakanıyla birlikte çalışacağımı bile- mezdim. Hepsi ile yapıcı bir ışbirliği kur- maya çalıştım. Ancak bu sürekli değişik- lik istikrar işareti değildi. - 1996da REFAHYOLgeklive r>8'iaçık- ladı. Sonra Lüksemburg Zirvesi geldL Ya- ni birçok zorlu ola\ lar art arda yaşandu. Kişisel olarak Lüksemburg Zırvesi'nin sonuçlanndan memnun olmadım. Ama Türk tarafının da Lüksemburg'u bizim gi- bi yorumlamadığını düşünüyorum. O ka- dar olumsuz degildi. Yani Alman hüküme- tinin 1999'da Türkiye'nin adaylığı ile ilgi- li olarak bir yaklaşım gehştirmesini sürp- riz olarak görmedim. Çünkü ben bir sos- yal demokratım ve Başbakan'ın etrafında- ki çevreyi bilıyorum. Ama bu benim daha önceki çalışmalann boşanıydı demek de- ğil. Lüksemburg'dan önce bile Türkiye'nin AB'ye hazırlanması için büyük çaba gös- terildi. Gümrük birliği mükemmel bir şe- kilde uygulandı. Aynı zamanda Türk tara- fının güçlenrrtesi ve gümrük birliğiyle il- "gili mevzuatm gerçekleşmesine yonelik olarak Almanya ve AB ortak çalıştı. Bu görüşü Türkiye'nin AB'ye adaylığı ile il- gili tartışmalarda da sürekli kullandım. Ta- bii sadece AB yok. çok önemli ikili ilişki- lerimiz de var. Bu alanda da iyi sonuçlanm var. Ekonomik ılişkilerimiz mükemmel. Türkiye'nin birnumaralı ekonomik ortağı- yız. Verimli kültürel işbirliğimiz var. Tür- kiye'de birçok Alman öğretmen var. Aynı dönemde PKK Almanya'da yasaklandı. - Acaba Erbakan zamanında hiç Türki- ye-AB ilişküeri bir daha doğru yola girme- yecek hissinc sahip oldunuz mu? - Benim dönemimde hiçbir Türk hükü- meti AB'yi reddetmedi. Birdiplomatın gö- revi kişisel düşüncesı ne olursa olsun se- çimle gelmiş her hükümetle birlikte çalış- maya hazır olmaktır. - \lman\a Savunma Bakanı Scharping Ankara'davken laikliğin korunmasında Türk ordusunun iyi bir iş gerçekieştirdiği- ni söylemişti... - Onun sözlerinin doğru şekilde yorum- landığından emin değiiim. AB ile yakınlaş- manın, Atatürk tarafından çizilen Batılı- laşma yolunun doğal bir devamı olduğunu kastetmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri. lider- lerinin de Atatürk'ün miras bıraktığı hede- fe sahip çıkmada kararlı olduğundan emin olduğunu açıkladı. Ulııslarcırası Nâztm Hikmet Q«nco ErVal Jüld« Kural Va Aksubr Oktay Kerested Canan ŞadalaK Çi$d«m Erttaya Kaan Yazg» SetmBorak ; AHd Kayahoj)hı (Vunanittan) Kostas Simitis: Hepimiz kazançlı çıkacağız 'Helsinki, Balkanlar için tarihi birfirsattır' 09003101320 Sadece 1 milyon lira!* 'Ortafnm» ssrvıs s ü m I d»(*a otap. TOrkıye'nın her ycrınden f 000.000 Tl'dir. Şiir Ödülii "Türkiye meşelensin, vatandaş neşelensin!" "10 Milyar Meşe Kampanyası" T.C. Orman Bakanlığı'nın işbırliğiyle gerçekleştirilmektedir. 0cak2000 Pazartesi ISaat: 20.30 I Atatürk Kültür Merkezi töıvni NA,'!M HIKMEI KUUUR VE SANAT VAKFI Tel: (212» 252 63 14 - 15 • Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, " Balkanlar'ın yeni patronlara değil, dostlara ihtiyacı var" dedi. ATİNA (AA) - Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Türkiye ile karşılıklı men- faat içeren konulardaki işbirliğini destek- lemeyi sürdüreceklerini söyledi. Simitis, Kathimerini gazetesine verdiği demeçte, Helsinki kararlannm Güneydo- gu Akdeniz bölgesinin çehresinin değişti- rilmesi için gerekli koşullan yarattığını be- lirterek "Bir geçmişin yıkılması için, tarihi açıdan büyük birfirsattır.Bu, Yunanistan, Türkiye ve Balkanlar da dahil olmak üze- re ilk kez hepimizin kazançlı çıkacagı bir devrim olacakür" dedi. "Bölgede banş,is- tikrar ve kalkınmanın saglanabilmesi açı- sından, halklann birlikte yaşam konusun- da yeni bir kültür oluşturmalan gerektiği- ni" söyleyen Simitis, "Yunanistan'uı, Tür- kiye ile olan ilişkilerindeki yeni politikasını sürdürmekte kararlı olduğunu ve iki ülke arasmda ocak a>ı içinde imzalanması bek- lenen anlaşmalann da bu konuda atılmış önemü bir adım olacağını" kaydetti. Bu konuda sürdürdükleri politikanın ay- nı zamanda kendi ülkesinin milli menfaat- lannın gerçek anlamda korunması açısın- dan da önemli olduğunu kaydeden Simi- tis, "Türkiye ile Yunanistan arasındayegâ- ne sorunun kıta sahanlığı konusu oMuğu- nu ve bunu da her zaman tarttşmaya hazır oiduldaruu" söyledi. Simitis, NATO ve AB üyesi olan ülke- sinin tüm komşu ülkelerin Avrupa beklen- tilerini desteklediğini de belirterek "Bai- kanlar'ın yeni patronlara değil, gerçekdost- lara ihtnacı \ardır" dı>e konuştu. Bu arada Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Papandreu'nun, Türkiye ve Kıbns ile ilgili Helsinki kararlannı değerlendir- mek üzere bugün Kıbns Rum kesimine gitmesi bekleniyor. Türkler Rum kesimine geçti LEFKOŞA (AA) - KKTC'ü 1685 Türk, Larnaka'da bulunan Hala Sultan Türbesi'ni Şeker Bayramı dolayısıyla ziyaret etmek üzere, dün sabah Kıbns Rum kesimine geçti. Ledra Palas Sınır Kapısı'nda sabah saatlerinde kayıt işlemlerini tamamlayarak Rum kesimine geçen Türkler, 33 otobüsle Larnaka'ya hareket ettiler. Otobüslere, BM Banş Gücü görevlileri ile Rum polisi refakat etti. Kıbnsh Türkler, akşam saatlerinde KKTC'ye geri döndü.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog