Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

5 EYLUL 1999 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 17 Dimdik ayaktayc Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel. altımızın çürük olduğunu söyiüyor ama inanmayın... Altımız, üstümüz, her bir yanımız sapasağlam. Dimdik ayaktayız. Bu memlekete hiçbir şey olmaz... Baksanıza, Başbakan Bülent Ecevit milletin önüne çıkınca yuhalanıyor ama dimdik ayakta... Çetecilere uyarlanan af yasası toplumun tepkisini çektiği için veto yemiş ama Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli dimdik ayakta... Hükümet depremin altında kalmış ama her bir bakanı ve hatta dışardan bakanı Mesut Yılmaz dimdik ayakta... Kızılay'ın afet çadırlan su alıyor ama genel başkanı Kemal Demir dimdik ayakta... YÖK, üniversrte sınav sorulannı çaldırmış ama başkanı Kemal Gürüz dimdik ayakta... ÖSYM, üniversiteye yerleştireceği öğrencileri birbirine karıştırmış ama başkanı Fethi (Toker dimdik ayakta... Bu memlekete hiçbir şey olmaz... Yoksa, bu memlekette hiçbir şey olmaz mı! Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97Eiektronık posta: somwposta.cui7ibunyetcofn.tr - Binalan özel şirketler denetleyecekmiş... "llk depremde şirketlerin varası sanlacaktır!" M üjdelerolsun... Üikemizin sorunlannı çözmek üzere "Ülke Sorunları ve Çözüm Önerileri" adında bir kitap piyasaya çıkmış... Bu de- ı ğerli kitabı, üikemizin karşı karşıya bulun- duğu tüm sorunları büyük birtitizlikle inceleyip eşşiz çözüm önerileri getiren ve projeler geliştiren muhte- rem profesör doktor Fehim Üçışık kaleme almış... Üçışık adını anımsıyor olmalısınız... Uçışık, Marmara Üniversitesi'nin geçenlerde müs- tafi olan rektörü profesör doktor Ömer Faruk Batı- rel'in yanında uzun yıllar rektör yardımcılığı yapmış, Hukuk Fakültesi Dekanlığı'nagetirilmış, ama hep hak- sızlığa uğramış -ki bu nedenle bendenizi mahkeme- ye vermiştir- çok değerli bir âlimdir... Doktora tezini 16.5 yılda ancak tamamlayabildiği, yayımlanmış bir bilimsel çalışmasını gören olmadığı gibi, asılsız iddialarla yıpratılmak istenen ve müstafi rektörün bir kez daha dekan yapmak istemesine rağ- men ne hikmetse ataması uygun görülmeyen muh- Dev eserterem profesör doktor Fehim Üçışık, Türk bilim dün- yasına kazandırdığı dev eserinin önsözünde şöyle demiş: "Birçok yüksek lisans ve doktora, seminer ve tez çalışmalannda ve bazı bilimsei araştırma ve mevzu- at hazırlıklarında, bir kısmı çok çeşftli yayınlarda yer alan görüşlerimize ulaşılmasında güçlük çekildiği ifa- de edilerek oldukça sık başvurulara muhatap olma- mız bizi bu derlemeyi yapmaya yöneltmiştir." Ne mutlu o yayıncıya -ki Ötüken Neşriyat oluyor- lar-, bazı bilimsel araştırma ve mevzuat hazırlıkların- da gereksinim duyulmasına karşın, başta Türkiye ga- zetesi olmak üzere çok çeşitli yayınlarda yer aldığı için ulaşılmasında güçlük çekilen görüşlerin bir kitapta topianmasına vesile olmuşlar... Tann Türk bilimini korusun ve yüceltsin! Muhterem profesör doktor Fehim Üçışık, önsözün- de resmi mercilere sunduklannı belirttikteri "yazılı gö- rüş açıklamalan"nı da ulaşılmasında güçlük çekilme- si ihtimalini ortadan kaldırmak maksadıyla eserinin içi- ne dahil ettiğinı beyan etmiş ve "Gerçekleşmiş bulu- nan bir iki önerimizi içeren yazılanmız da bilimsel kay- gı ve açıklığın sonucu ve gereği olarak bu derlemeye alınmıştır" demiş. Ne ki, Aksiyon dergisinde yayımlanan "oynak mer- diven sistemi"ni eserine almamış. Ancak, eser bu haliyle de bir şaheser... Işte bazı bölüm başlıkları: "Evlenme Kredisi", "Seyahat Firmalan Arasında Hac Kontenjanı Dağılımı", Takım Sayısı Artmalı", "Araba Kredisi", "Futbolda Heyecan İçin Refoım Şart", "Okul Tatillerinin Ekonomik ve Sosyal Boyutlarf, "Beden Eğitimi ve Spor Eğitimi", "Devletin Temel Organlanna llişkin Bazı Değişiklik Önerileri", "Gece Maçlan"... SESSİZ SEDASIZ (!) Wm Wm m NURİKURTCEBE Yüksek YerilimHattt Erdinç UTKU Yapılan son kamuoyu araştırmasına göre kamu oyulmuştur! Al Cüppeli'yi vur özelleştipmeciye Dın tüccarlarından Cüppeli Ahmet, Istanbul'da camileri gezip vaaz veri- yor... Cüppeli, deprem sırasında Göl- cük'teki tesislerde yaşamını yiti- ren askerlerin şeriata karşı olduk- ları için Allah tarafından cezalan- dınldığını, ölen sivillerin sorumlu- sunun da askerler olduğunu söy- lüyor. Başka yobazlar da mahalle mahal- le dolaşıyor ve camilerde minbere çı- kıp askeri lojmanlar, orduevlerinin fu- huş yuvası haline geldiği için Allah ta- rafından yerle bir edildiğini anlatıyor. Memlekette şeriat olsa Allah'ın in- sanları depremle cezalandırmayaca- ğı, depremle bile Allah'ın insanları öl- dürmeyeceği propagandası yapılıyor. 21. yüzyıla girerken ortaçağın da gerisine düşmüş taş devri kafası or- talıkta dolaşıyor. Öte yandan özelleştirme Idaresi Başkanı Uğur Bayar da depremden yararlanıp başka bir propaganda- nın peşinde koşuyor. Bayar, hükümetin depreme etkili bir şekilde müdahale edememesini, o sı- rada KlT'lerdeki iç çamaşırı üretimi üzerinde çalışıyor olmasına bağlıyor. Uğur Bayar, çalışmanın kadın iç ça- maşırı mı, erkek iç çamaşırı mı yoksa çocuk iç çamaşırı mı üzerine yapıldı- ğını açıklamıyor ama depremin özel- leştirme programını asla engelleye- meyeceğini açıklıyor. Al Cüppeli Ahmet'i, vur özelleştir- mecibaşına! - ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ Sıra Ali Müfit Gürtuna'da... İstanbul Büyükşehir Belediye- si, Körfez-Marmara Depremı'nden alınması gereken "dersler" ışığın- da "Büyükşehir İmar Yönetme- liği"ni yeniden düzenlemek üzere çalışmalar yaparken. Bayındııiık Bakanhğı'nın büyükşehir statüsün- de 'Ohnayan dtğer betedrvderC^ıt "Tip İmar Yönetmeliği"nde ge- tirdiği değışıkJikler. 2 Eylül 1999 ta- rihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdı.. Bu yönetmelik. Türkiye"dekı yak- laşık 2500 bağımsız beledıyeyle birlikte büyükşehirlerin kentsel ge- lişme alanlan içinde olan. ancak 3030 sayılı Büyükşehir Belediyele- ri yasasında "tanımlanmadıkla- n " için imar ve planlama kararla- nnı "kendi başlarına buyruk" olarak verebilen belde belediyele- rini de bağladığından, özellikle İs- tanbul gibi belde belediyeleriyle "iç içe yaşayan" ama onlara "ka- rışamayan" yerel yönetimlerdeki imar düzenı açısından da büyük önem taşıyor... Yanı. kısaca, Bayındırlık Bakan- lığı'nın yayımladığı Tip İmar Yö- netmeliği ile Büyükşehir Belediye- sı'nin 3030 sayılı yasadakı yetkisiy- le hazırladığı Büyükşehir Belediye- si tmar Yönetmeliği arasında bellı bir "uyumun" bulunması gereki- vor... zası olan "miraar ve mühendisle- rin" ilgili meslek odasına "kayıt- lı" olup olmadıklannın yanı sıra. o projeyi düzenleyebilmeleri için yi- ne ilgılı meslek odası kurallan içın- de "yetkili" sayılmalannm koşulu olan "büro tescil belgelerini" de aramak zorunda kalacakkr. - Böylece meslek odalan da beîe- diyenin uygulayacağı bu "nıhsat koşulu" disiplini içinde; "kendi üyelerinin mesleki kurallara uy- gun hizmet vermelerini" dahası- kı denetleme olanagını elde ede- cekler. Kuıallara uymayan mımar ve mühendislerin büro tescil belgele- rini (yani mesleği uygulama yetki- lerini) gerektiğinde askıya alarak. mesleki düzeyi yetersiz teknik hız- metin proje ve mşaat sürecıne yön vermesini de engelleme misyonla- nnı yaşama geçirebilecekler... Aslında bu mesleki denetim ku- ralmın, yine aynı Tip İmar Yönet- meligi'nde bu şekilde "dolaylı" yoldan değil de "doğrudan ve açık- ça" yer alması. kuşkusuz daha ye- rinde olurdu. Örneğin. İzmit-Samsun-Antal- ya-Adana gibi duyarlı yönetımler- İe son yıllarda düzenlenen kimı Bü- yükşehir İmar yönetmelıklerinde de artık yer aldığı şekilde: "proje- lere ruhsat verilebilmesi için ilgi- li meslek odası denetiminden geç- Projeleriyle öviinen Gürtuna, aynı projeleri başkan oİarak da övünebilmeli... 'denetleten'' Hemen belirtelim ki Resmi Ga- zete'de yayımlanarak yürürlüğe gi- ren Tip Imar Yönetmeliği değişik- liği, birdizı "olumlu adımlar" ıçe- riyor. Örneğin, yenı ınşaat yapılacak arsalarda ruhsat koşullan arasına "jeolojik raporların" da katılma- sı ve yapılarda TSE standartlannın aranması, "deprem dersinin" yan- sımalan olarak göze çarpıyor. Ancak. bu gibi "teknik'" önlem- lerle birlikte. özellikle "imarsüre- cinin denetimi" konusunda "mi- mar ve mûhendis odalarının ka- mu \ararına misyunlarının" da artık devreye sokulmav a başlanma- sı, yine bu yönetmehğin "en olum- lu yanlarından" bırini oluşturu- yor. Çıinkü meslek odalan, "mes- İeki denetim" konusunda yıllardır "kendi iç mevzuatlarıyla" görev yapmaya çalışıyorlar. Bu konuda imar me\zuatında tanımlanmış "açık bir desteği" bugüne dek gö- remedikleri için de oda denetimin- den "rahatsız" olan sayısız bele- diye yönetimıni proje ve uygulama denetimi konusunda ikna edemı- yorlar... Şündı >enı Tip imar Yönetmeli- ğı'ne göre. beledneler ınşaat ruh- »atı verebılmek ıçn; projelerde im- miş olma" koşulunun Tip İmar Yö- netmeligi'nde de "aynı kesinlik- te" vurgulanması beklenirdi... Yine de "elbet bir gün bu aşa- raaya da ulaşılır" diyerek Tip Yö- netmehk'teki son düzenlemeleri "iyi niyetli bir başlangıç" şeklin- de desteklemek ve yaşama geçırmek gerekiyor. Bu noktada artık İstanbul Bü- yükşehir Belediyesi 'ne düşen görev ise kendi hazırlamakta olduğu ye- ni imar yönetmeliğınde sadece Ba- kanlık'tan değil. lzmıt-Samsun- Antalya ve Adana Büyükşehir be- lediyelerinden de "daha ileri" bir düzenlemeyi bu "depremzede met- ropole" bir an önce kazandırmak değil midir?.. Recep Ta>yip Erdoğan'ın siya- si hırslanyla başlattığı "meslek odalarını dışlatna" tavnna artık bir son vermenin en açık gösterge- si de Ali Müfit Gürtunanın mı- mar ve mûhendis odalanna hemen bir "çağrı" çıkarması ve tstanbul İmar Yönetmeliği'ne de "oda de- nctimini" kazandırarak çalışma- nın belediye kadrolanyla "birlik- te" yapılmasını saglamak olacak- tır... Gözümüz postacıda. kulağımı telefonda, beklıyoruz... KtM KİME DUM DUMA BEHIÇAK behicakCn turk.net ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI HARBI SEMİH POROY BULUT BEBEK NVRAY ÇIFTÇÎ •C Vicdan sahtbi insanlar olarak • hu sabontı TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN 5 Eylül YILD/ZIN MRLÂDtâ ANLAR,. 179/'P£ 8U6ÜN, DevKİNİN EN UNLÛ OP&GA BESTECIL£R>NP£N MHUDİAStLU 6IACOMO MEYEgBEEK BE/SÜN'OE DOĞDU. ÖNCELB&İ "HARİKA ÇOCLIK PfYAAJİSr''OLARAK ÜN YAPA- CAK, DAHA SOH& M BESTECİÜĞE 8AÇLIYA- CAKnR.AMAAJYA,LY /EB YAÇtYAgAK, HSR ÛÇ ÜUCBNİN DE MİIZJK AULAYIŞINI, 13. YÜZYIL SEYllSCiSıNlN OP£- RA BejO-BNTİSİfJE UYGUN TABZDA BİZ- LEŞT/RMEYİ BECSRECEICrilS. ONUAJ ĞCS- TEJiİÇU VB ROMANTİK OP£RALAKl. 8Ü- yütc 8eSeNİ *A2AA/ACAfi,M0DA OLACAK- m. ANCAK, OLÛMÛYLE Y/iO/2/ M SÖNECBK, "UU6UENOTIAR", •PEY6AM8EI?. »AFRİKAU' 6/8/ CKRALAfU PEH/MIMSANMlYAGiUaitİ.. PANO DENIZ KAVUKÇUOGLU Keşke Vali Olsaydım... llkokul çağlarında, babaannemin ilerideki mes- lek seçimimde bana öngördüğü paşalığa inat, ön- ce vatman, sonra itfaiyeci, daha sonra da uzak yol kaptanı olmayı isterken, ani bir dönüşle vali- likte karar kılmamda herhalde Fahrettin Kerim Gö- kay'ın büyük etkisi olmuştu. 1955 ya da 1956 yılının sonbaharı olmalıydı... Tepebaşı'nda, şimdi yerinde çirkin beton küme- leri yükselen Dram Tıyatrosu'nun tavanı yakdızlı gör- kemli salonunda perdelerin açılmasını beklerken birden yerlerinden fırlayan seyircilerle birlikte ben de ayağa kalkmıştım. Olduğum yerden yüzlerini seçemediğim biri önde, öbürleri onun arkasında birtakım adamlar, ayakta onları alkışlayan seyir- cilerin arasından geçıp, en ön sırada kendileri için ayrılmış koltuklara oturmuşlardı. Onlar oturunca bizdeoturmuştuk. Otururken anneme, "Kimbun- lar"dıyesormuştum. "Vali..."diyeyanıtlamıştıan- nem, "Valimiz... Valimiz geldi..." Onu daha önce Taksim Meydanı'nda bir Cumhuriyet Bayramı res- mi geçitinde görmüştüm. Okulumuzun boru tram- pet takımının arkasında, ayaklarımızı rap rap ye- re vurarak önünden geçerken, elindeki siyah fötr şapkasını sallayarak bizi selamlamıştı. Anlaşılan, vali olmak iyi bir şeydi... Babaannem de biraz mı- rın kırın ettikten sonra yeni kararımı onaylamıştı... Vali ve Belediye Başkanı Ord.Prof.Dr. Fahret- tin Kerim Gökay Istanbullular tarafından sevilen bir ınsandı. Zamanın ünlü parodi ustası Celal Şa- hin, onun için birde şarkı bestelemişti. "Mini mi- ni valimiz I Ne olacak halimiz?" dizeleriyle başla- yan bu şarkıyı hepimiz ezbere bilirdik. Akşamcı- lar ise 35 cl'lik, şişesi pütürüklü, küçük Yeni Ra- kı'ya "Fahrettin Kerim" adını takmışlardı. Valimi-, zin boyunun dışında, bu "absürd" yakıştırmanın sırrını ilerideki yıllarda, onun içki düşmanı "Yeşi" lay"\n kurucusu olduğunu, birde 1947 yılında ka- leme aldığı "Rakı Fıyatlannın Indirilmesi Hakkın-' da Memleket Aydınının Düşünceleri" adlı bir kita J bının bulunduğunuöğreninceçözecektim... Dev- let, istanbul'a niçin bir mimarı, bir sosyoloğu ya da bir kent plancısını değil de bir "nöropsikiyat- rist"\, bir "seririyat-ı akliye mütehassıst"r» atamış^ tı? Bu soruya hâlâ bir yanıt verebilmiş değilim. Bu, Istanbul'da yaşamanın giderek cinnete dönüşe- ceğinin bir öngörüsü olabilir miydi? Pek sanmı- yorum. Amaherzaman "ulu", "yüce", 'büyük"g\- bi sıfatlarla anılan devletimizin, "mini mini" bir va- li tarafından temsil edilmesindeki "tezat" hoş bir rastlantıydı! 1 Tiyatroda o akşam tanık olduğum alkışlarla bir- likte verdiğim, "büyüyünce valiolma kararı "mdan niçin ve ne zaman vazgeçtiğimi şimdi tam olarak anımsayamasam da, geriye dönüp baktığımda, bunda Fahrettin Kerim'den sonra gelen asık yüz- lü valilerin bir payı olabileceğini düşünüyorum. Devletimiz büyüdükçe, valiler de devletleşiyor- lardı. Insanlardan uzaklaşıyorlar, erişilmez, ulaşıl- maz oluyorlardı. Bir gün gelecek, temsil ettikleri büyük otoritenin "kutsiyeti" ile asla bağdaşmayan kimi görevlerini belediye başkanlarına devrede- ceklerdi. Çöp toplamak, kanalrzasyon açmak, in- san taşımak, yangın söndünnek bundan böyie, "seçilmiş"siVHIer"\n işi olacaktı. OnlarHsö'devleHy temsil edecekler, emirlerindeki asayiş güçleriyle düzenin güvenliğini sağlayacaklar, devletin yerel yönetimler üzerindeki denetiminden sorumlu ola- caklardı. Aradan yıllar geçip de, gezdiğim Avrupa kent- lerinde, bizde olduğu gibi merkezi devleti temsif yetkileriyle donanmış, protokoldeki yerleri, halk ta- rafından seçilmiş kent temsilcilerinin üzerinde- olan bir "vesayetkurumu"nun bulunmadığını gör- düğümde, vali olma karanndan vazgeçtiğime doğ-; rusu çok pişman olmuştum. Ingiltere'nin, Alman- ya'nın, isveç'in, italya'nın ve diğer ülkelerin hiç- bir kentinde benzerı bulunmayan bu görev ger-, çekten çok eğlenceli olabilirdı. Sık sık yurtdışı ge- zilerine çıkar, protokolleri altüst ederdim. Hayat- lannda hiç vali görmemiş, kafalanndakı vali resim- leri sömürgecilik tarihinin sararmış, tozlu yaprak- larından kalma yabancılar, önce "Yahu, bu valiler ne iş yapardı, allahaşkına" diye birbirlerine sorar- lar, sonra ezile büzüle, "Size muhatap olabilecek bir yetkili bulamıyoruz, Mr/"derlerdi. Hallerine ba- 1 kar, kıs kıs gülerdim. Keşke karanmdan cayma- saydım... Görüyorsunuz deprem, felaket, kriz masası der-, ken, insanın aklına ne tuhaf şeyler geliyor... Sahi, niçin onlann hiçbırinde "vali" yok da, bizde var?' Hiç düşündünüz mü? Neyse, yine boşverin, dü-, şünmeyin siz! Kimbilir ne kadar çok, ne kadarj haklı ve ne kadar mantıklı gerekçesi vardır... Bi-, zim ömrümüz de hep bir şeylerin gerekçesini din-, lemekle geçmiyor mu zaten?.. Faks:0216-418 8410 B U L 3 İ A C A SEDAT YAŞAYAN SOLDAN SAĞA: 1/ Gönül okşa- yıcı söz. 2/ Kı- nkkemikleribir arada tutmak için kullanılan tahta gibi dûz nesne... Kumaş- la astar arasına • konularak giy- sinin dik dur- masını sağlayan kolalı bez. 3/ Letonya'nınpa- ra birimi... Bü- 1 2 3 4 5 yük bakraç. 4/ Utanma. hayâ... Kirli işleryapan çetenin başı. 5/ Japon- lara özgü çıçek düzen- lemesanatı.6/lribirhı- 3 yar cinsi... Bir nota. II 4 Kayık, mavna ve küçük 5 gemilenn kalafata çe- kıldıkleri yer... Üstüka- palı pazar yeri. 8/ Atıl- gan, gözü pek... "Yal- çın —": Bestecimiz. 9/ 9 Çobanaldatan da denılen. uzun kuyruklu bir kuş. j . YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ tri ve boru biçiminde be- yaz ya da san renkli çiçeği olan bir süs bitkisı... Yank_ çatlak. II Denizayısı da denilen bir cins fok... "— Ay-~" han": Şairimiz. 3/ Çelik çomak oyununa ve bu oyunda kullanılan değneğe verilen ad. 4/ Polonya'nın plaka işa- ; retı... Maharet. 5/ Doğu Karadeniz'in dağlık kesimlerin-, de yaşayanlann giydıği, bacağı çorap gibi saran bir tür ' çizme. 6/ Saygınlık... Uzaklık işareti. 7/ Batakhk gazı..^ Saz ya da kamıştan yapılmış kulübe. 8/ "— Ulvi": Ka-">1 rikatür sanatçımız... .\kdeniz Bölgesi'nde bir akarsu. 9Ar Hızmet hayvanlannın ayağına çakılan demir.. Meydan.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog