Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SEYLUL 1999 PAZAR CUMHURİYET SAYFA KULTUR kultur^cumhuriyet.com.tr 15 13. basımında iki ciltlik antolojiyi genişleten Memet Fuat Türk şiirini değerlendirdi ; Çok yönliL, çok çeşitli., çok renldT TJRGAY FİŞEKÇİ MeraetFuat'ın Adam Yayınlan'ndan y-iyımlanan 2 ciltlik Çağdaş Türk Şiiri AıtoJojöi, çağdaş şiirimizi 1929'da835 S«tır'labaşlatıp; 1941 'de Garip'le yeni- leıip bûyük biryaygınlık kazaruşını, bu ahma katılmayan toplumsal şairlerin serbest nazmı çeşitli yönleriyle sürdü- rüjlerini. 1950'lerin sonlarına doğru tknci Yeni akımının parlayışını, bu akım içnde şıire başlayan gençlenn 19701er- de yeniden toplum sorunlanna yönelen bi' şıiri öne çıkanyor. - Çağdaş Türk Şfiri Antoktjisi, on dört yılda on üç basım yaptL Bu da okurlar taranndan yaygın bir kabul gördüğünü gösterhor. On üçüncü basımı >aparken antotojK i genişietme nedenleriniz neler? - 192Ö-1970arasında.Türkiyedeya- şamış oian şıir serüvenini, kendimi bil- dim bileli şaşkınlıkla, hayranlıkla izle- rim. Elli yıllık bir dönemde yazınımız- dan çok büyük şairler gelip geçti. Aslında onlan üzerine yapılan hiçbir çahşmayı yeterli görmem. Sürekli düzelt- mek, değiştirmek. geliştirmek ısterim. Böyle on dört yıl antolojimı nerdejse ol- duğu gibi bırakmak durumunda kalma- nın nedeni ofset baskı tekniği oldu. KJtaplar artık her basımda yeniden dizilmiyor. Yeni basım yapılacaği za- man eldeki fılmleri basımevine gönder- mek yetiyor. On üçüncü basımı evdeki bılgısaya- nmda eski biçimiyle dizdirdiğim anto- loji üzerinde kendim çalışarak düzenle- dim. Değişiklikleri yapmam on ay sür- dü. Önceki basımlar 650 sayfa kadardı, on üçüncü basım 1012 sayfa. Bütün Fılmlerde yeniden çekildi. Antolojiyi genişletmemin nedenleri, (a) şairlerin yaşamlan, kitaplanyla ilgi- li bilgiler vermek: (b) şiirimizin geliş- mesinde etkıli olan öncülerin şiir üzeri- ne düşüncelerini kendi sözleriyle özet- lemek; (c) ilk basımdan başlayarak ya- pılan yazılı. sözlü eleştirilerin uyansıy- Memet Fuat, en çok reklam yazarhğına kapüanıp şiiri bırakanlara üzülüyor. muduluğu ise güzel şiirlerden geliyor. la, yapıttaki bazı eksiklikleri gidermek- ti. - Siz çağdaş Türk şiirini en yakından tanıyan ekştirmenJerden birisiniz. Şfir ko- mısundaki tavıriannız her zaman şiir dünyasında etkili oldu. Çağdaş Türk Şi- iri Antolojısı'ni hazırlarken nasıl birtu- rum içinde oldunuz? - Çağdaş Türk şiiri 1970'te son bul- madı. Bu basımda, dikkat ederseniz, an- tolojinin adının altına "1920-1970" di- ye tarih de koydum. "En yakından tam- yan eleştirmenkrden biri" nıtelemesini bu dönem ıçin söylerseniz sesimi çıkar- mam. ama sonrasını pek öyle "yakndan" tanımıyorum. Sonrası için kendimi yet- kili de, yeterli de görmüyorum. Tek tek düşünürsek. birçok genç şa- irle yakınlığım oldu, kimilerinin yola çıkışlaruıa tanıklık ettim, serpilip büyü- yüşlerini arahksız izledim. Ama bu be- nim 1970 sonrasını. önceki elli yıl gibi. avuçlanmın içındeymişçesine "yakm- dan". hem de bütünüyle görmeme yet- mıyor. O kadar çok "iyi şair" var ki, aradan "önceki dönemierin büyük ustalan ara- smda anılaoflecekler*'in sıynlıp ortaya çık- malan gecikıyor. Yıllardır şiir kamu- oyunun yargısını bekliyoruz. Bu yargı nasıl belırecek? Kitaplan- nın satılması, sanat çevrelerinde şiirle- rinin övülmesı. hayranlannm oluşması gibi gostergelerle... Enis Batur, Murat- han Mungan,Haydar Ergüten, küçük tv kenderbana biraz bu havaya girdiler gi- bi geliyor. Antolojiye eklediğım "Son- ras" başlıklı yazıda bunu belirtmem ki- milerini üzmüş. Bu bir yargı diye alın- mamalı. Yalnızca bir izlenim. Ben ken- dimi böyle bir yargıyı verebilecek bir yer- de görmüyorum. O yazıda anladığım öbür adlarda antolojıme sığmayan son- raki dönemlerde "çokiyi"şiirleryazmış olanlann tümü değıl. Kişi olarak da. şair olarak da sevdığim. beğendiğim bir genç telefonda. "Onla- nn arasında da giremediğime göre ben şiiri bırakma>ı düşünüvorum" dedi. Yanlış anlıyorlar - Topluca baktığınızda Çağdaş Türk Şiiri AntoJojisi'nin ortaya koyduğu Türk şiiri varhğı sizce nasıl bir bütün oluştu- ruvor? - Çok yönlü, çok çeşitli, çok renkli. ola- ğanüstü güzelliklerle dolu bir bütün oluş- turduğu kanısındayım - Şiirler kadar şaiıieıie de ügüenmiş, pek çok şairin ortaya çıkmasmda rol oy- nanuş bir eleştirmensiniz. Şairlerle iliş- kilerinizde ölçütieriniz, sizi mufiu eden ya da üzen konular neler oldu. - Şairlerle ilişkilerim yayımcılık çer- çevesinı pek aşmamıştır. Pek azıyla bir- likte gezmelerimiz, başka bir söyleyiş- le. içkıevi arkadaşlığımız oldu. Beni ge- nelde alınganlıklanyla. birbirini kıskan- malanyla tedirgın ettikierini söyleyebi- linm. En çok reklam yazarlığına kapı- lanıp şıiri bırakanlara üzülürüm. Mutlu- luğum ıse güzel şiirierden gelir. - Antolojinizin genişletilmis, yeni basn mını bazıriarken 1944 sonrası doğumlu- lar için yalnızca "Sonrası" yazısıyla ye- rinmissiniz. Bu tavnnızın nedenlerini açıklar mısuuz? - Yukardaki sorulannıza verdiğim ya- nıtlardan bu tavnmın nedenleri çıkan- labilir. 1920-1970 arası dönemi işledi- ğim anlayışla, "Sonrası"nı da ele alabi- lecek yetenekte değilim. "Sonrası" için ancak bizde örneği pek çok olan antolojiler gibi bir antoloji ya- pabilirım: Yaşamı, yapıtlan en beğeni- len birkaç şiiri. Aldıklan etkilen, çatışmalannı. ben- zerliklerinı. aynmlannı gösteren bir ça- lışma yapamam. - ftki, 1944sonrasıdoğıunlubr için öy- le ek bir cilt yapma>ı düşünüyor musu- nuz? - Bu yönde öneriler sürekli geliyor. Ya- yınevi de üçüncü bir cilt yapmamı isti- yor. Şımdilik bir şey diyemem. Herkes ölüyor, ben de bumumda hortumumla da- ha ne kadar yaşayacağımı bilmıyorum. - Yazariık yaşamınızın büyük bölü- münü şiirtarnşımalarryia geçirmiş bir ya- zarsınız. Antoİojiniz ilk yayımlandığın- da geniş tartışnıalar yaratmışrı. Bu kez yeni tartışnıalar bekli\or musunuz? - Hayır, beklemıyorum. Orkestradan tepki Yılbaşında çalmayacağız Kültür Servisi -tngiltere'de iktidar- da bulunan lşçi Partisi, yenr binyılı - görkemli bir yılbaşı balosuyla kutla- maya hazırlanıyor. Başbakanlık Ko- nutu'nda yapılacak baloya katılacak konuklan tngiliz ülusal Opera Or- kestrası'nın (ENO) dinletisiyle hoşnut etmek ısteyen parti. baloyu 'gezegenin en SKak eğlencesi' olarak lanse ediyor. Ancak lşçi Partisi balo için yaptığı planlan iptal etmek zorunda kalabi- lir; çünkü ENO bu en sıcak gecede kon- ser vermeyi reddediyor. lngıltere'nin ekonomik açıdan en çok destek alan orkestralanndan bın olan ENO'nun müzısyenleri, geçen hafta sonu düzenledikleri basm top- lantısında partide çalmama gerekçe- lerini açıklayarak kendilerinı savun- dular. Sanatçılar, yılbaşında müzik yapmalan karşılığında kendilerine lş- çi Partisi tarafından teklif edilen üc- reti 'gülünç' olarak nitelediler. Kızgın- lıklannı gizleyemeyen müzısyenler ve orkestranm sözcüleri. kendilerine kışi başı 960 sterlin dolayında bir üc- ret verileceğini, bunun yılbaşı gece- sinde bır taksi şoförünün kazanacağı miktann yansı bile olmadığını söyle- diler. Müzisyenler. "Önerilen ücret lcııbtğa çokniuş gibi geiebilir; ancak bu rakamın kane üç günlük prova üc- retinin, ileride çıkacak olan CD ve te- le\izyon yayınlannın gelirinden ayn- lan pa\ın dahil olduğu düşünülürse sanınzşikâyetimizde haklı oiduğumuz anlaşılır. Herkesin aiksi \e arkadaşla- nyla geçirmek istediği bir gecede sah- neye çıkıp insanlar için müzik yapma- nın bir getirisi olmalı" dediler. Mü- zisyenler aynca kendi arabalanyla ko- nuta gelmelerinın yasak olduğuna. ama kendilen için ulaşım aracı sağ- lanmadığına da değinerek. "Müzik alerterimi/i toplu taşıma araçlanna 0- laştınp getirmemizi mi beklrvorlar" di- ye sordular. ENO'nun sanat yönetmeni ve Baş- bakanlık konutunun müzik danışma- nı Paul Daniel ise Maliye Bakanlığı'- nın fonlannda ülkedekı amatör sanat topluluklan için aynlmış 100 milyon sterlinlik kaynak bulunduğunu. ama hükümetın dünya çapında bir orkest- raya ödenecek yeterli para bulamadı- ğını dile getirerek, "BÜzler, İşçi Parti- si'nin anti-seçkinciliğinin bir kurbaıu- VK" dedi. Bu tepkiler. lşçi Partisi'nin yıllardır incelikle işlediği 'sanat dos- tu' itnajına da büyük zarar veriyor el- bette. Ancak kısa vadede uğranılacak zarariar da yadsınamayacak kadar bü- yük; çünkü Kraliçe Elizabeth'in de katılacağı partide eğer canlı müzik yapacak saygm bir orkestra buluna- mazsa. partiye katılan konuklar konu- tu terk edip, yakınlarda bulunan Na- tional Maritime Müzesi'nin bahçe- sinde düzenlenen konseri izlemeyi yeğleyebilirler. Londra Senfoni Or- kestrası'nın ve pek çok ünlü pop şar- kıcısının yer alacağı konser çok daha eğlendıricı olacaktır kuşkusuz. Öte yandan. baloyu televizyondan canlı olarak \ayımlatmayı düşünen lşçi Par- tisi'nin. ekran başında merakla bek- leyen iki milyar insan karşısında kü- çük düşme olasılığı da cabasi... Dostu, ölümünün onuncu yılında yeniden keşfedilen ünlü yazan anlatıyor 4 Beckett mükenıınel însandı'• Beckett, dostlannın ' -"yanTffaa neşeliydi: jçtendr *s ve onlan eğlendirmek için şakalaryapardı. Sanat onun için sanatçının yetersizliğini, âcizliğini keşif ve kabul etmesiydi. Yaşam biçimi başkalanna yardım etmekti. Kültür Servisi - Samuel Beckett, ölü- münün onuncu yılında yeniden keşfedi- liyor. Sanatçılar, kuramcılar. eleştırmen- ler ünlü yazann oyunlannı binyılın so- nunda bir başka gözle okurken dostlan da Beckett'in kamuya yansıyan 'mün- zevi, aksi, karamsar' yüzünü 'gerçek Beckett portresiyle' değiştirmek için kol- lan sıvadı. Öncelikle Londra yeniden keşfediyor Beckett'ı. Dublın Gate Theater, yıllar önce ilk olarak Dublin'de ardından da New York'ta gerçekleştırdiği Beckett Festivali 'ni 2000'e birkaç ay kala Lond- ra'yataşıdı. Londra'daki Barbican Cent- re'da gerçekleşen festival dün başladı ve 18 Eylül'e dek sürecek. On sekiz gün- lük etkinlikler süresınce toplam on do- kuz Beckett oyunu sahnelenecek. Böy- lelikle Beckett'in bugüne dek hiç sahne- lenmemiş kısa oyunlannı da ızleme ola- nağını bulacak Londrahlar. Tom Stoppard, Sir Peter HalLJoceh/n Herber ve Edward Albee'nin konuşma- cı olarak katılacağı bir konferansın ya- nı sıra JohnCalder da 14 Eylül'de Bec- kett'in üç dostuyla birlikte gerçek Bec- kett'ı anlatacak. Yazann sadık dostu Cal- der'ın konferans öncesınde Beckett'in bı- linmeyen yüzünü anlartığı The Observer gazetesinde "Sam'in Mutlu Günleri" başlığı altında yayımlanan yazısından kesitler aktanyoruz: Samuel Beckett öleli tam on yıl oldu. Dostlan ve meslektaşlan vefa ve saygı- lannı sonuna dek gösterdiler. Bu on yıl içinde yazann yapıtlanna övgüyle yak- laşıldı ancak: kişiliği hakkında fazla şey bilinmeden kaleme alınmış iki biyogra- fı nedeniyle bugün hâlâ yanlış tanınıyor Beckett. Paris'te düzenlenen bir konfe- ransta Amerikah bir bestecinın Bec- kett'in ne büyük bir kadın düşmanı ol- duğundan söz ettığmi duydum örneğin. Sam'in yaşadığı birkaç kötü deneyimin ardmdan gazetecilere olan güvenim yı- tinnesi de kendisine münzevi yakıştır- masının yapılmasına neden olmuşru. Dostlan ise "Beckett'ı tanımlamak iste- sek kuUanacağımtz son sözcük münzevi oiurdu" diyorlar bütün bu yakıştırma- lara gülerek. Pek çoğunun bildiğinin ter- sine tepeden tırnağa hüzne bulanmış da değildi Beckett. Trajediyle başa çıkabilmek.» Sam ailesınden edindıği Protestan Ir- landa gelenekkrinin pek çoğunu sür- dürdü yaşamı boyunca: Eğitim, kültür. ıncelik ve nezaket her zaman önem ver- diği özellikler oldu. ancak ailesinin ak- sıne bağnazhğın her türüne karşıydı. Öğ- rencilik yıllannda babasının bir kez bu- lunmaktansa ölmeyi yeğleyeceği Dub- lin barlannın müdavimi oldu. Annesinin ve gönderildiği Protestan okulunun ken- disine direttiği katı dini dogmalan yaşa- mı boyunca reddetti. Yine de Hıristiyan sembolizmi ve mitolojisi geniş yer tut- tu yapıtlannda, ancak bunun nedeni ınan- cının güçlülüğü ya da dindarlığı değil. İsa'nın ölüm şeklinin onda yarattığı acı- ma ve dehşet duygusuydu. Beckett. dostlannın yanında neşeliydi, ıçtendi ve onlan eğlendinnek için yaptı- ğı şakalarla gözlerinden yaşlar getirme- ye bayılırdı. Okuyabildiği dört dilin ya- zarlanndan oldukça uzun ve eksiksız ahn- tılar yapmasına olanak sağlayan güçlü bır belleğe sahıptı. Dünya üzenndeki bütün gelişmelerle yakından ilgılenirdi. En bü- yük uzmanlık alanı ise sanattı elbette. Sanat üzerine görüşleri her zaman yay- Sanat bir kişisel ifade yöntemi değil- di Beckett için. Aksine sanatçının ye- tersizliğini, âcizliğini keşif ve kabul et- mesiydi. Dindar kişiler yaşanun ezici dertleri ve ölümle yüzleşmek için Tan- n'ya ve dine sığınırlar. Diğerleri için ise tek teselli sanattır. Oysa Beckett bu- na da karşı çıkıyordu. O trajediyi kaçı- nılmaz bir son olarak görüyor ve bunu telafl etmek için herhangi bir çare bu- lunabileceğine inanmıyordu. Onun, yaşamın bir anlammm oîma- dığı geıçeğini kabul edişinin. bu gerçek- le yüzleşecek güce sahip olmayanlan rahatsız ettiği de oluyor. Anlamsız bir yaşam sürrnek ve öldüklen lasa bir sü- re sonra da unutulup gitmekten kay- naklanan trajedi, yapıtlannda o kadar iyi yansıtıljyordu ki, bütün okurlan ve izleyicüeri de hiç itiraz etmeden kabul ediyor bu gerçeği. Çelişkih bir şekilde bir rahatlaraa, bir teselli buluyorlar bu kabullenişte. Beckett için trajediyle başa çıkabil- menın tek yolu acılann pay laşılmasıy- dı. Her zaman bizden daha kötü du- rumda olan birinin olduğunu düşün- mek gerektiğini, acının paylasıldığı za- man azaldığını ve her şeyin kısa sürdii- ğü gerçeği kabul edilirse güzel zaman- lann ve günlük zevkJerin daha büyük gın ve popüler olanın dışındaydı. Müzi- ğı. özellikle geç klasik ve erken roman- tik dönemtn bestecilerinden Schubert Haydn \e Beethoven'ı çok severdi. Mo- zart ıse hiçbir zaman favon bestecısı ol- madı. Çünkü Mozart'ın bestelennin uça- nlığı ve kolaylığı onun sanatsal yaratınm zor olması, sancılı bir süreci izlemesı ge- rektiği yönündeki görüşüyle çelişıyordu. Münzevi bir insan olduğu yönündeki söylentilerin bır nedeni çok yakın arka- daşlan olmadığı sürece gazetecilerle ko- nuşmayı reddetmesiydi. Bir diğer neden ise utangaçlığıydı. Yabancılarla gündelik konular üzerine konuşmaktan bile çok çekinirdi. Ancak utangaçlığı en çok ka- dınlar için geçerliydi. Kendisinı sadece sert, açık sözlü kadınlann yanında rahat Nazik, düşünceli cömert keyifvereceğini savunurdu.Onun yaşam biçimi başkalanna yardım etmekti. Ola- naldannınve cüzdanmm son sınınnaka- dar başkalanna yardım etmek isterdi. Kraliyet ailesinden iyi bir ayhk alıyor olmasına karşm öldüğüode banka he- sabında beş kuruş para yoktu Beckett'in. Çünkü ondan yardım isteyen herkes -ki bu yardımlarçoğunlukla maddi yar- dım oiurdu- hiçbir zaman eli boş dön- mezdi. Öğrencilereokul masraflannda yardımcı oiurdu; bazen hiç tanımadığı insanlann borçlannı öderdi; dostlan- nın Uaç, hastane paralannı öder, onla- n kendi parasıyla tatüe gönderirdi. hissediyordu. 20 yıllık bır tanışıkhk ve beraberlikten sonra evlendiği kansı bu ni- teliklere sahıpti. Kısa bir ilışki yaşadığı Peggy Guggenheim da anılannda, Bec- kett'in ılişkıde ınısiyatifin, kadınlann elinde olmasını yeğlediğini belirtiyordu. 1950'Ii yıllarda gittiğimiz barlarda göz- lemledığim Beckett yanımızdaki kadın- lar rahat ve konuşkanlarsa utangaçlığını bir kenara bırakabiliyordu. Gate Theater sayesinde bütün oyunla- nyla j'eniden gündeme geldiği bugün- lerde Beckett'ı akademisyenlerinyansıt- tığı gibi zor bir dâhi olarak değil de mü- kemmel bir insan. eğlenceli bir yazar, Jojce'dan sonra yeü'şmış en önemh roman- cı, Shakespeare kadar ünlü bir o>ıın ya- zan ve şair olarak görmeliyiz bence. Kimse parasının nereye gittiğini bü- mezdi ama o kendisi için hemen hiç para harcamazdı. Kalabahk bir grup halinde yenilip içildiğinde hesabı hep o öderdi. Bu konularda tam bir eski za- man beyefendisiydi Beckett; nazik. dü- şünceli. Nadiren sinirlendiği de oiurdu; ısrarcı fotoğrafçılar onu gittiği heryer- de takip ettiklerinde, yapıtlan usuİsüz bir şekilde kullamldığmda ya da yapıt- lanndan yanlış ahnblaryapıldığında... Beckett'in yardımlan bir efsane gi- bi dilden dile dolaşırdı. Yardım gören kişı siz degilseniz hiçbir zaman söyie- nenlerden emin olamazdınız: çünkü yaptıkîanm bir sır gibi saklardı. Çev- resindekiler için yaratmaya çalıştığı standartlar her zaman kendisi için iste- diklerinden daha yüksekti. Sokak ser- serilerine her zaman sempati duymuş- tu. Bu zaafi yaşamı boyunca sömürül- dü Beckett'in. ama o bundan hiçbir za- man şikâyetçi olmadı. Aktör arkadaşları daha önce oynan- marruş biroyun olupolmadığını sormak için ona uğradıklannda monolog ola- rak kullanılabilecek yapıtiannı verirdi onlara. Ondan sonra da Beckett'in o oyunu özellikle o aktör için yazdığı yö- nünde söylentiler dolaşmaya başlardı or- talıkta. KUŞBAKIŞI MEMET BAYDUR Açık ve Koyu Japon Müzikte dâhi çocuk olur belki ama resimde ol- maz demiş, Pablo Picasso. Kısa, kesin, önemlı bir cümle. Ünlü fotoğraf sanatçısı Brassai'nin biz- de De Yayınevi'nden çıkmış bir kitabı vardır Picas- so ile Konuşmalar. (1939-1962). Orada Brassaı, Pi- casso'nun boya irnalatçısı bır adamla konuşma- sını yazar 18 Kasım 1943, Perşembe günü. Bu adam Braque, Matisse'e, Picasso'ya boya yapıp yetiştirmiş yıllarca. Adam, Brassai'ye ceketinin cebinden katlanmış büyük, beyaz bir kâğıdı çıkanp gösteriyor. Picas- so'nun el yazısı. Her zamankinden daha dikkatli, daha özenle yazılmış... Bir şiir sanmış önce Bras- sai. Yirmi kadar dize bir sütun halinde yazılmış. Kâğıtta Picasso, elyazısıyia boya imalatçısı ada- ma, o haftanın siparişini veriyor. Ismarladığı boya adlannı alt alta yazmış yalnızca. Bakın neler yazı- lı o kâğıtta: "Permenan Beyaz.... gümüş - - * Serülium mavi •. j kobalt pnısya • * Kadmiyum Limon Sansı (açık).... • Strontium \ Kızıl kök bitum lakı... maviveesmer ' viole mavi • . ! Fildişi siyahı... " ! San ve kırmızı aşı boyası... . " ". Açık ve koyu lacivert taşı... j Yanmış ve doğal gölge toprağı... ; Acem kırmızısı... , Yanmış ve doğal Sienne toprağı... • \ Açık ve koyu kadmiyum yeşili... i Zümrütyeşili... t Açık ve koyu Japon... * Veronez... î Açık ve koyu kobalt vilosi... • Şiir, pardon, sipariş listesi bu kadar. (Çeviri: Ya- kup Şanan). Adama listeyı veriyorsunuz, ister Pi- casso, ister Matisse olun, evladım şunları ai ge- tir diyorsunuz. Kâğıdı cebine koyup gidiyor, iste- diklerinizi getiriyor. Yukandaki metni (sipariş listesini) birçok dergi- mizde şiir olarak yayımlayabilıriz oysa. Diyeceğim böyle şiirler, öyküler, metinlerdeyayımlanıyor. Han- gi bağlamda olduğu önemli değil. Ayakkabı bağ- lamında diyelim... Picasso'nun listesi güzel. Boya ısimleri güzel çünkü. Peki bir şiir yerine geçer, öyle de okunabi- lir mi bu liste? •.""" "İki şişe uludağ ' , bir ufak kulüp altı yumurta bir cumhuriyet sucuğu birekmek bir paket kokusuz orkid bir samsun, iki maltepe •-* biromo, bir tuvalet kâğıdı »°^* \ bir limon kolonyası, bir kutu ton balığı beyaz leblebi, fildişi siyahı, acem kırmınsı' * Bir de Açık ve Koyu Japon..." diye yazıp görf- dersem, bizim bakkal Metin ne yapar acaba? Mş- met abi yine kafayı fazla çekti hemalde diye dü- şünmez mi? • Brassai'nin kitabını bulursanız okuyun, seve- ceksiniz. Kitabın başında Ara Güler'in iki sevimli yazısı var Picasso ile Brassai üstüne. 1985 Eylül'ürv de çıkmış o kltap. O yıl ilkokula başlayanlar şimcji yirmi yaşlannda olmalı. Eminim 1979 yılında dc>- ğup, son yirmi yılı memleketımin eğitim sistemin- de geçiren gençlerimizin hepsi Picasso ile Brasi- sai ile Ara Güler ile yakından ilgilidirler. Özellikle ye- ni ünversitelerimizın öğrencileri. Bense hâlâ kara kara düşünüyorum: Açık ve Koyu Japon nasıl olu- yor acaba? Açık ve Koyu Türk nasıl oluyordur kimbilir? Dü^ şünmeye değer. 'Bip Yonnnr Bir Mimar: 4 Alexandre Raymond' ; : • K ü l t ü r Servisi-Mimar Alexandre Raymond'un özgün çizimleri 9 Ekim tarihine dek Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesi'nde izleyicilere sunuluyor. Alexandre Raymond. 1890'lardan 1930'lara kadar, yaklaşık kırk yıl boyunca Anadolu ve îstanbul'daki Selçûklu ve Osmanlı yapıtiannı inceleyerek, resimledi ve kitaplar hazırladı. Bu desenlerin önemli bir bölümü. 1920'li yıllarda Prag'da basılan 'Doğuda lslam Sanatı' adlı albümünde bir araya getirdi. Raymond, çizimleri kadar, yayımladığı kitap ve dergilerle de tanınıyor. Jstanbul, .4nkara gibi kentlerin tarihlerine ilişkin yazdığı kitaplann yaHı sıra, özellikle lstanbul'un yapı sektörünü tanıtan özgün kitap ve dergiler de yayımladı. Bir mimar- bir Yorum:Alexandre Raymond-Yapı Desenleri Sergisi'nde yer alan çizimler. 'Doğu'da lslam *•' Sanatı' adlı albümündeki desenlerin orijinalleri, -5 yapı Kredi'nin kurucusu Kazım Taşkent'in, ii Ingiltere'de bir müzayede de rastlayarak satuı •,*, aldığı, daha sonra da Harp Akademileri ,t Komutanlığı Kütüphanesi'ne bağışladığı bu desenler. ilk kez izleyicilere sunuluyor. r\ Depremzedeler için kitap ''. •Kültür Servisi-Pen Yazarİâr Derneği Marmara , Bölgesinde yaşanan deprem felaketinın ardından Pen Yönetim Kurulu Dernek Üyelen ve Gazeteci; Yazarlann bu konudaki izlenim, gözlem, duygu \, ve düşüncelerini derleyen bir kitabı yakında .; piyasaya çıkaracak. 20. yüzyıhn büyük '*, felaketinin tanıklık edilmesini amaçlayan kitabın^ geliri depremde zarar gören kişilere aktanlacak. ' Kıtaba 20 sayfayı geçmeyen bir ürünle 28 EylüJ 'f 1999 tarihine kadar katılınabilir. Aynntılı bilgi ^ almak isteyenler 0212 292 00 26 nolu telefona • ] başvurabilirler. ; ^ Keanu Reeves Matrix'in .„ >• devamında da oynayacak : •Kültür Servisi-Sinenialarda göstcnnıe gııen Matrix filminin devamı çekilecek. Wachovvski hı Kardeşlerin süpriz başan sağlayan bu filmi , aslında bir üçleme olarak düşünülmüş. Fihnin ,, başrol oyuncusu Keanu Reeves, Matrix 2 ve Matrix 3 'de de oynamak üzere yapımcı şirketle ! bir sözleşme imzaladı. Matrix Uçlemesinden , toplam 100 milyon dolar kazanmayı bekleyen Reeves'de böylece büyük paralar kazanan bir aksiyon oyuncusu olarak anılmaya başladı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog