Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

3EYLÜL1999CUMA CUMHURİYET SAYFA J v U L i l LJ-K kultur(Scumhuriyet.com.tr 15 tnsanı çaresiz bırakan en büyük doğal afet ve sinemada deprem filmleri üstüne Perdedeki sarsınh hayata geçtiğinde Her geçen gûn acısı artan. fatu- rası ağırlaşan. 'Cumhuriyettarihi- nin en bfiyük faciası' tzmıt depre- mi, sinema perdesüıde şimdiye dek seyrettiğimız felaket filmlerindeki o dehşet verici görüntüleri, ekran aracılığıyla hayatımıza taşıdı 17 Ağustos'tan beri. Yüzyıllarca ön- ceden, 1999'da, dünyamızın, son Güneş tutulmasının ardından okka- lı bir deprem sağanağına tutulaca- ğını iddia eden, hayatı fılmlere ko- nu olmuş Nostradamus'ün kehanet- lenru doğrularcasına, günlerdir tz- mit Körfezi'nde yaşadığımız, ca- nımızı-ruhumuzu kasıp kavurarak herkeste kaçınılmazbirdeprem fo- bisine yol açan, adeta bir savaş yı- kımını andıran körfez felaketinin boyutlannın. vaktiyle beyazperde- de ya da ekranda, koltuklanmızda gerine genne ve gerile genle ızle- diğimiz o Amerikan yapımı fela- ket fîlmlerini çoktan kat kat aştığı söylenebilir. Yaşadığımız felaket fîlmi Felaket filmkrinde, ürpertiyle. merakla ve başımıza gelmeyeceği- ni bildiğimizden. güven içinde iz- lediğımiz o dehşetengiz göriintü- ler, 17 Agustos'tan beri hayatımı- za geçti televizyon aracılığıyla, sa- bah akşam geçmeye de devam edi- yor canlı canh. Sinema gişelenne de, şimdilik kilit vurmuşa benze- yen, seyircinin 'kapalı yer korku- su' nedeniyle salonlardan ayağını kesen bu deprem kâbusu, sektörü de dennlemesme vurdu günlerdir. Eylülle başlayacak yeni mevsimi kârşılamaya hazırlanan UIP. WB gi- bi Amerikan tekellerince, 'geçir- diğimiz felaketin büyüklüğüne ve aanuza hürmeten', (daha doğrusu doğal olarak kimsenin sinemaya gitmeyeceği varsayılarak) hiçbir yeni fılmın gösterime çıkanlma- dığı geçen haftayı boş geçırince biz de şimdiye dek sinemada çev- rilen deprem filmlerine şöyle bir bir göz atalım dedik, konunun iç ka- rartıcılığındanötürüözürdileyerek. Hortum, sel. salgın. yangın, ya- nardağ püskûrmesi, deniz kazası, yıldınm ya da göktaşı düşmesi, vb. gibi, insanoğlunun çaresiz kaldı- ğı doğal afetlerin kuşkusuz en kor- kuncu olagelen yer sarsıntılan. za- ten seyircisira şoke etmeyi, sarsma- yı ilke edinmiş olan sinemanın, başlangıcından beri kullanagele- rek sıkça beyazperdeye getirdiği Deprem filmlcrinden eski ve yeni iki örnek: Iranlı yönetmen Abbas Kiarostami'nin İstanbul Festrvali'nde de gösterilmiş, 'Ve Yaşam Süriiyor" (üstte) ve Mark Robson'un 1974 yapımı 'Felaket Filmi' klasiği'Deprem'deChartton Heston. (sağda). konulardandır. Yaklaşık on yıl sü- resince büyük ilgi göriip sürekli gişe şampiyonu olagelen filmle- riyle Amerikan sınemasını ele ge- çiren 'FetoketFamleri'türü, 1970'li yıllara damgasını vurmuştu bütün dünyada. O dönemde. Vietnam bozgunu, \Vatergate skandalı ben- zeri çöküntülere maruz kalarak bir çeşit korku ve güvensizlik ortamı- na sürüklenmiş olan Amerikan se- yircisince görülmemiş bir ilgiyle karşılanıp benimsenmış ve ilerle- yensinemateknolojisinın özel efekt becerisiyle desteklenip. kımi tutmuş klişelere vebelli formüllere göre al- lanıp pullanarak tezgâhlanmış bu felaket filmleri furyasından biz de nasibimizi almıştık vaktiyle. 'Fo- SUNGU ÇAPAN seydon MacerasT. 'Deprem', 'Yan- gın Kulesi','DehşetGemia 1 ,vb. gi- bi 1970'lenn Hollywood yapımı bu görkemli felaket filmlerinden hiç değilse bir-ikisini görmemiş, yaşı tutan sinemasever düşünülebilir mi? (Meraklısıysa Fransız yerbilim- ci. yanardağ uzmanı, belgesel sine- macı Haroun TaaefTin bu konu- da klasikleşmiş kimi belgesefleri- ne de vakıftır zaten.) Clark GaMe, Spencer Tracy, Je- anette MacDonakfın aşk sorunla- nnı. San Francisco'yu 20. yüzyıl ba- şında yerle bir eden ünlü 1906 dep- remini fon alarak hikâye eden. Wİ>. Van Dyke'ın yönettiğ'i 'San Fran- cisco". korkunç deprem atmosferi- ni sinema salonlannda ılk kez es- tirmişti 1936'da. İki yıl sonraysa. Montânalı üç kız kardeşin evliliklerini anlatan, 1938 yapımı 'The Sisters-Kızkar- deşler' fılminde de. yine San Fran- cisco depremine el atıyordu yönet- men Anatole Litvak. Myrna Loy, Tyrone Power ve George Brent'in rol aldıgı. Hindıstan'da geçen. Cla- rence Brovvn'ın 'The Rains Came- Hint Rüyası' (1939) da aynı dö- nemde çekilen birbaşka deprem fıl- miydi. Vanru yoğunu, tüm servetini dep- remin yuttuğu bir kovboy rolün- deki JonnVVfcyne'ın, Joseph Kane'in yönetiminde oynadığı 'Flame of the Barbary Coast'la (1945). La- na Turner, Van Heflin, Donna Re- ed'ın Victor Saville'nin yönetımin- de bir araya geldiği, romantik bir 19. yüzyıl evliliğini deprem fela- ketiyle kaynaştıran 'Green Doiphin Street-Yeşfl Yunus Sokağı' (1947) kasvetli l940'lı yıllann siyahbeyaz deprem filmleriydi. 'Ve Yaşam Sûrûyor' Avusturya kökenli yönetmen NathanJuran'ın kutup buzlanndan New York"a varan tarih öncesinden kalma, canavarbir böceğin, depre- me yol açıp ortalığı yerle bir etme- sini anlatan, abuk sabuk 'The De- adly Mantis' (1957), Fred F. Se- ars'ün dünyanın patladığı, katast- rofık 'The Night the VVorld Expk>- ded' (1963), sonradan sıkı bir fe- laket filmleri yapımcısı-yönetme- ni olacak Andrevv- Marton'un 'Crack in the World-Dün\adaki Çadak' (1965) ya da Paul New- man'ın volkanik bir okyanus ada- sındaki bir yanardağın patlamasıy- la meydana gelen yer sarsıntısın- daki unutulmaz aczini yansıtan gö- rüntüleriyle hatırladığîmız, James GoJdstone'un felaket filmi türünü denediği 'When Time Ran Out- Zaman Durunca'sı gibı filmlerinin \anında başyapıt gibi duruyordu; Robert Ste\enson"un. Jules Ver- ne'ın 'Kaptan Grant'ın Çocukla- n'ndan uyarladığı. Walt Dısney yapımı 'ln Search of the Casta- wa>V( 1962), MarkRobson'un fe- laket filmlerinin gemı azıya aldığı dönemde yaptığı 'Eartquake-Dep- rem' (1974). ya da Süpermen'in yapay bir deprem yaratarak Cali- fornia'ya hükmetmek isteyen kö- tülere karşı savaştığı, Rkrhard Don- nerimzalı 'Superman"( 1978) gi- bi kımi gösterışlı •örnekler'. Bir sınemacının, 1990'da iran'ı sarsıp sallayarak fena halde vuran büyük bir depremin kaosundaki arayışını konu edinen, otobıyografik Abbas Kiarostami'nin başyapıtı 'Ve Y«- şam Sûrüyor' gibi ABD dışından gelen kımi nıtelikli çalışmalarada rastlanan deprem filmlen listesi şu fılmlerle uzar gider: 'The Da>- the Earth Mowd' (1974, TV filmi), 'Prisoners of the Lost Universe' (1983. TV filmi). 'Afterthe Shock' (1990, TV filmi). 'The SgOne: The Los Angeles Earrhquake' (1990, TV filmi), 'Lifeon the Edge' (1992), 'Mirade on 1-880' (1994, TV fil- mi)... Türk sinemasmdaki Ameri- kanvari deprem filmi ömeği de, Şerif Gören'in felaket filmlerinin moda oiduğu yıllarda çektiğî "Dep-" rera'iydi. Yan dibhıdepatlayan aşk . INGRID İBERGMAN ROBIRTO , ROSSELLINI Ingrid Berçman, birlikte çalışmayı çok istedjği adaşı ve vatandaşı yönetmen Ingmar Bergman'la da Güz Sonaü'nı çevirdi 1977'de. Olümcül bir aşk hikâyesine dair Köln Üniversitesi'nde dramaturji, televizyon, sinema >apımcılığı kürsüsünde profesör ve ya- zar RenateMöhnnann 1 ın. sinemanın yakkşık ya- rım yüzyıl öncesındekı en dıle düşmüş aşk hikâ- yelerinden Bergroan -Rossettiniberaberiığini ele alan 'Ingrid Bergman, Roberto RosseUini: Bir Aşk Ve Gaıümet Övküsü'. lletısım'in yeni baş- lattığı. •ünlüşahsi\etlerarasında\aşanmış.ün\« mitosunardındakİ ilişkilere dair'. 'AşklarveÇift- ler' adlı yeni dizide yayımlandı. Garbo'dan sonra kuzeyden beyazperdeye esen ikinci büyük yıldız olan. 60 yıl öncesi Hollywo- od'unun gözdesi Ingrid Bergman'la, Yenıger- çekçılık akımının öncüsü, ustası, senaryosuz, stüdyosuz. bağımsız çahşan, giderek belgeseleyö- nelecek Italyan yönetmen Roberto Rossellini'nin, vaktiyle dünyayı ayağa kaldırmış, özellikle Ame- rikan kamuoyıınun çok tepkismi almış ve 'güç- suz Davud'un (İtahan Rossellini) dev Goliath'ın (HoUyvvood)en güzel kadııunı (Bergman)çahp üt- kesine kaçınşı' olarak karşılanmış beraberlikle- rini. 9 bölümde ele alıyor Renate Möhrmann. Bu aşk üstüne kaynatılan cadı kazanlan 'Sonu Getaıe>'en Dedikodular 1 adlı ilk bölümde, 1930'lu yıllann sonunda en parlak dönemindeki Holly- wood'un büyüsüne kapılmış, ti)atro eğitimıne yö- nelmiş, Hamburglu annesmi daha üç yaşmday- ken yitirmiş, baştan ayağa masumiyet, doğallık ve saflık timsalı gibi salınan, güzeller güzeli. ku- zeyli 'bir yıkünn doğuşu' ve dönemin Hollywo- od'u 'Hayal Fabrikası'nda, Yenigerçekçilik akı- mının ardından >eni konu ve üslup arayışlanna yönelen, belgesele meyleden. doğaçlamayla iç- tenliğin önde geldiği, bağımsız tarzıyla. Cahiers du Cinema'da toplaşıp daha sonraki yıllarda Ye- ni Dalga'yı başlatacak olan eleştirmenler kuşa- gınm gözde yönetmeni haline gelen Rossellini ve sineması (oldukça aynntılı ama biraz feminist- çe tarafından) 'Gerçeğin Darbesi"bölümünde an- latılıyor. Hoflywood-Avrupa e^iiüği 1938'de yapımcı Seiznick eliyle Hollyvvood'a kazandınlıp on vıl süresince "Sesü Sinemanın Garbo'su' olarak sürekli yükselen ve 1948'de ününün donığundayken seyrettiği iki Yeniger- çekçi Rossellini başyapıtına ("Roma Açık Se- hir'le 'Paisa"ya) görür görmez vurulan Berg- man'ın yönetmene yazdığı bir hayranlık mektu- buyla başlayıp ünlü •StrombolL Terra Di Dio- StrombolL Tannnın Toprağı' fılmıyle ale\ lenen bu aşk. tıpkı Greta Garbo-Mauritz Stiller, Mar- iene Dietrich-Joseph Von Sternberg ömeklerin- deki gibı,firtınalıbir oyuncu-yönetmen ihşkisiy- di. Çıftın, gişede değilse de, sinema tarihinde çoktan yerinı almış 'Stromboli' (1950), 'Avrupa 51' (1951), 'İtalyada Yofcuhık'(19S4), 'Korku' (1955) gibi klasikleri ve üç çocuğu ardında bıra- karak 1957'de boşanmaya varan başansız evli- lik öyküsüne 'bakan' Renate Möhrmann, 'aşk ve sanatçifli' Bergman-Rossellini'nin farklı kutup- lannçekimi olarak nitelenen ateşli beraberlikle- rinde. Hollywood ve Avrupa sinemasını kaynaş- tınp ortak bir yaratıcılığa yönelmelerini, özellik- le vurguluyor. Ne var ki Bergman giderek bu or- taklıkön umduğunu bulamayacak ve mutluluk yıllannın ardmdan çeşitli hayal kınklıklanyla maddi sorunlann (tabii gittikçe belırgınleşen ki- şilik farkhlıklannın da) getirdiği kırgınhklarla sönmeye yüz tutacaktır aşkm büyüsü, 1950'le- rin yansında. Ya da 'İtalyanın aHın renkli zeytin- va^, tsveç'in ptnlpınl,duru karsuyuyla aslaka- nşamayacak'tır. Kitabın5.bölümü'LimonlannÇiçekAçtıgıÜl- Berlinli gazeteci, yazar. film eleştırme- ni ChristaMaerker'in yine tletişim'den, Aşk- lar ve Çiftler dizisinin ilk kitabı olarak ya- yımlanan 'Marilyn Monroe, Arthur Mfl- ter Bir Yakınçekim'. erkeklerin düşlerini süsleyen, Hollywood ima- latı, ünlü Sanşın Bomba'yla çağ- daş Amerikan tiyatrosunun başa- nh bir oyun yazannın, tıpkı Berg- man-Rossellini ilişkisindeki gibi yinehüsranlasonuçlanarak, 1956- 62 arasında 6 yıl kadar sürüp bit- miş evliliklerini. hem kadının hem de erkeğin açısından anlatan bir başka başansız çift öyküsü. Yoksul bir çevreden gelip 1950'lerde Hollywood'un 'Seks sembolü" olarak sinemanın en bü- yük eftanelerinden birine dönüşen Norma Jean Baker-Mariryn Mon- roe'nun genelde sanıldığı gibi 'aptal sanşın' değil de, hassas, duygusal akıl- lı ve yalnız birkız oldugu- nu artık sağırsultan büe bi- liyor. O dönemde kaynatılan McCarthycı cadı kazan- lannın elestirisi olarak ya- zılmış 'Cadı Kazanı' oyu- nuyla sivrılmiş. seçkin Amerikan muhalifaydını Miller'in- se özel ılişkilerde hiç de 'ince gö- rüşlü' olmadığı da trajik sonuçla- ra yol açan bu beraberlikle ortaya çıkmıştı. Sinema dünyasınm ila- hesiyle tiyatro sahnesinin sözünü sakmmaz yazannın kalıplara sığ- mayan aşkını aktaran bu kitap, ge- nelde masal gibi tasv ir edilmiş bu sıradışı beraberliği, 'gerçekbir ha- yatdramı" olarak önümüze sürüyor # 'Marilyn Monroe, Arthur Müler: Bir Yakıncekim' Christa Maerker, lletşim, 160 sayfa. ke'de, kraliçe gibi karşılandığı ltalya'ya gidişini, evli bir yönetmene tutulmasını hazmedemeyerek arkasından karalar çahp lanetler yağdıran Holly- wood'da, tıpkı bir süre sonra Charles Chaptine yapılacağı gibi dışlanan, afaroz edilen ve kariye- rinden, ilk kocasından, kızından vazgeçtiği aşkı uğruna, perdede canlandırdığı Jan Dark gibi mü- cadele veren Bergman'a, ülkesini tanıtıp sevdi- riyor, kıskanç ve tutkulu 'aşkesriği' Rossellini. Dönemin magazin basmınca 'dnseBik satar' yaklasımıyla bol bol kullanılan, 'Stromboli'nin çekiminde, Vezüv yanardağının eteklerinde ateş- lenen bu skandal aşkın ve kuzevh-güneyli iki farklı kahramanının öyküsü, gıtgide yoğunlaşan maddı sıkmtılar. seyircinin yüz çe\irdiği filmler, çevre baskısı, vb. nedenlerle kaçınılmaz sona gi- derken 1955 yapımı son ortak filmleri 'Kor- ku'nun da fıyasko çıkması üzerine. zaten para- sızlık canına tak etmiş olan Bergman artık baş- ka yönetmenlerle ç^ışmaya karar verdi ve Holly- wood yıllanndan tanıdığı Fransız yönetmen İtr an Renoir'm 'Elena ve Erkekler'inde (1956) oy- nadı. Çiftin sona ermektekı beraberliğıne iliş- kin, kitabın 'Asnn Skandalı" ve 'Cennette Gün- lûk Hayat' adlı. acıklı 6., 7. bölümlerini ızleyen 'Yeni Lfukiara Doğru'daysa sonradan Film Cul- ture dergisine kansma o dönemde bilgece dav- ranmadığını, ünlü bir HoUyvvood yıldızının ko- cası olmak istemediğini itirafeden, sermayesi tü- kenmiş, yeni ufuklar peşindeki, gamsız ve kay- pak Rossellini 'Hindistan' filmini çekmek için Hindistan'a yollanıyor, çok geçmeden de yeni bir Hintli senanst kadın ve aşk buluyordu kendine. Bergman'saartıkbağışlandığı Amerika'yadö- nerek Anastasia' -Çann Kızı'yla (1958) bırak- tığı yerden HoUyvvood kariyerine devam edecek, hatta bu fılmle ikinci Oscar'ını da alacaktı. Son yıllannda kansere kar- şı mücadelesinde de Diinya Üstün YetBnekli (Dcuklar Konseyi'nden üBftrofte'ye Dünya Üstün Yetenekli Çocuklar Konseyi'nin 13. Kongresi 02-06 Ağustos 1999 tarihinde Ceylan Inter Continental Hotel'de Yeni Ufuklar Koleji'nin sponsorluğunda İstanbul'da yapıldı. 70 ülkeden 171 eğitimcinin konuşmacı olduğu konsey toplantısında 30 üstün zekalı çocuğumuza "Yuvadan Üniversiteye" burs verilme kararı alınmıştır. " Burs alan çocuklanmız ileride yapılacak sınavları kazandıkları takdirde yurtdışındaki üniversitelerde de okutulacaklar. Bu karar gereği YUVA ve İLKOKUL BİRİNCİ sınıflarımıza üstün zekalı çocuklara uygulanan evrensel testlerle öğrenci alınacaktır. İlgilenenlerin daha fazla bilgi almak için Dünya Konseyi yetkilisinden bilgi almaları gerekmektedir. Prof. Dr. Edna MCMILLAN Not: 01-09 Eytül 1999 tarihleri arasında bire bir yapılacak testlerde başarılı olanlar seçime esas olacaktır. Burhonıye Mah Resmi Efendi Sk. No:4 Altunizade 81210 İSTANBUL Tel: 0216 318 70 18 pbx Fax: 021â 318 70 21 bir kez daha cesareti- ni, metanetini ömek- leyip 1982'de 67 ya- şındayken ölen Berg- man'la, 1975'te per- deyi indirmiş Rossel- lini'nin. bir zamanlar dillere sakız olmuş 'Love Story'sini açık seçik, aynntılı ve (bi- rinci hamura) fotoğ- raflı bir biçimde akta- ran bu kitap, birçırpı- da, ilgiyle okunup tü- ketiliyor. Meraklısına salık ve- rilir. (Almancadan çev- rildiğinden olsa gerek, Bergman'ın 'Jan Dark' fılminin kitap boyunca 'AzizJohan- na' diye geçmesi, vb. gibi ufak kusurian olan 'Bir Aşk Ve Gaıümet Öjküsü'nü Atffla Di- rim çevirmiş. #İngrid Bergman, Roberto Rosseflini: Bir Aşk Ve Ganimet Öy- küsü', Renate Möhr- mann, lletişim, 215 sayfa. KEDİ GÖZÜ VECDİ SAYAR Güzel ve Çirkhı Gölcük'te depremin on beşinci günü. Gönüllü ku- ruluşlar ve ordu mensuplan bir enkazın üzerinde hummalı bir çalışma içinde. Kahraman köpek kar- deşlerimizden biri bir koku almış. Yeni bir umut yay- mış çevreye. Herkes bir kosuşturma içinde. Bir umut, bir can demek... Yıkılmış dükkânının önünde çökmüş kalmış bir bakkal, başını elleri arasına almış düşünü- yor. Bir kadın çocuğuna sıkı sıkıya sanlmış, kurtar- ma çalışmalannı seyrediyor. Tabipler Odası'nın ça- dınnın önünde uzun bir kuyruk. Günlerdir uyku yü- zü görmeden binlerce kişinin tedavisini yapan dok- torlann gözleri ışıl ışıl... Ve tam o anda, fırsatçı esnaf, gözü doymaz kara- borsacı bu felaketten nasıl yararianabilirim diye in- ce hesaplar yapıyor. Yap-satçı müteahhit, bu fırsatı nasıl değedendirir de, zenginliğime zenginlik kata- nm hesabında. "Işinibilen" memur, gelirlerimde bir azalma olur mu diye kaygılanıyor. Çirkin politikacı gö- revini kötüye kullanan yetkiliyi, haksız kazanç peşin- de koşan müteahhidi, çeteciyi affetme telaşında. Ve tam o anda, genç bir kadın bakkaldan bir ton balığı konservesi alıyor, açıyor ve enkazlar arasında perişan bir halde dolaşan minik bir kedi kardeşimi- zin önüne koyuyor... Sinema tarihinin unutulmaz film- lerinden "Gûzel ve Çirkin"] anımsadım o an. Yaşam- da güzelliklerle çirkinlikler nasıl da iç içe... ••• Türkiye. tarihi boyunca unutamayacağı bir deprem yaşıyor. Depremin büyüklüğü, yalnızca felaketin ya- rattığı kayıplaria sınıriı kalmıyor, yaşanan toplumsal depremin boyutlan her şeyin önüne geçiyor. Devlet gücünü kullanmakta aciz kalan, depremden "afka- çırmaya" çalışanlar, imara açılmaması gereken böl- geleri sırf rant uğruna, politik çıkarlar uğruna imara açanlar, imar aflan ile kaçak yapılan yasallaştıranlar bir nebze suçluluk duygusu duymuşlar mıdır bilemi- yorum, ama toplum onlan affedeceğe benzemiyor. Milli duygulan kişisel çıkariar için kullanan, "dev- let için" cinayet işleyen çetecileri affedip; duvara si- yasi slogan yazan gençleri, düşüncelerini kamuoyu ile paylaşmaktan öte hiçbir suçlan olmayan gazete- cileri, bilim insanlannı zindanda tutmaya niyetlenen sisteme toplum nasıl güven duyabilir? Sistemin çürümüşlüğü, bireyin değer yargılann- daki -Özal döneminin hediyesi olan- korkunç çözül- me depremle birlikte iyice ortaya çıktı. Yaldızlı kâğrt- larla üstü kapatılamayacak hale geldi. Kendimizle yüz- leşmekten kaçamayız artık. Içimize işleyen egoizmi, ahlaksızlığı, adam sendeciliği görmemezlikten gele- meyiz. Suçu kendimizde aramalıyız önce. "Çirkin" olan biziz. Tıpkı, "güze/"in de biz olduğu gibi. Yaşanan felaketten çıkan olumlu bir sonuç var. Çirkin'in öteki yüzünü, güzeli de gözler önüne ser- mesi. "Yunan kanı istemem" diyen ırkçının karanlı- ğı karşısında, Ege'nin karşı yakasından uzanan dost eli ve bu dostluğu en sıcak biçimde yanrtlayan ba- nşçı insanlann güze) yüzleri ışıldıyor. Türkiye'nın ni- cedir karamsariığa, tepkisizliğe bürünmüş insanlan "Ben ne yapmalıyım" diye düşünüyor, yaptığı yardı- mın nasıl harcanacağını bilmek istiyor. Şeffaflık isti- _yor. Yani, artık kul değilim, vatandaşım diyor. Bu güzelliğın en önemli yanı, toplumun yeniden ken- dine güven duymaya başlaması. Tıpkı, Kurtuluş Sa- vaşı'ndaki gibi, tıpkı "Aydınlık İçin BirDakika Karan- lık" eyleminde olduğu gibi. Işte, yan yana gelerek kamuoyuna seslenen 99 si- vil toplum örgütünün bildirisi. Işte, depremin ilk gü- nünden başlayarak, tüm güçlerini seferber eden gö- nüllü kuruluşlar ve resmi kurumlardan çok daha et- kin bir çalışma gösteren "Deprem için Sivil Koordi- nasyon Merkezi". Hepsinin çalışmalannı anlatmaya yerimizyetmez. Ben burada sanat kuruluşlannın ça- balanna değinmek istiyorum. 58 sanat örgütünden oluşan "özerk Sanat Konseyi" Girişim Kurulu, dep- rem bölgesindeki çocuklann rehabilitasyonuna ön- celik veren bir program çerçevesınde tüm sanat ku- ruluşlannın etkinliklerini koordine etmek için çalışı- yor Devtet Tiyatroları, İstanbul Beledıyesi Şehir Ti- yatrolan, özel tiyatrolar, sinemacılar, ressamlar, hey- keltraşlar, yazariar omuz omuza, depremzedetere doğ- ru zamanda doğru hizmeti götürmek için çaba gös- teriyor. Çeşitli merkezlerde "Sanat Çadırian'nm oluşturul- ması, bu çadırlann çocuklann okul sonrası eğitimi için değeriendirilmesi hedefleniyor. TYS, bu çadırlara bi- rer çocuk kitaplığı kazandırmak istiyor. Müzisyenler "El ele" vererek yardım konserleri veriyor. ÇASOD, 20 Eylül için planladığı "Şaire Saygı" gecesini 4 Ekım'e erteliyor. Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçek- leştirilecek gece "Çocuklar ağlamasın, şekerde yi- yebilsinler" başlığı altında farklı bir içerikle ve dep- rem yaranna gerçekleştirilecek. Ören'deki "Gençlik Buluşması" engellenen genç- ler, Derince'de "Gökçefidan" adını verdikleri çadır- larda çocuklara hizmet veriyor, Izmit'te Işıl Kasapoğ- lu'nun yönetimindeki belediye ŞehirTıyatrosu, "Gök- kuşağı" projesi ile depremzede çocuklann hizme- tinde. Sanatçılann projelerine destek çıkan işadamlan da bu güzelliğin büyümesine, yaygınlaşmasına kat- kı sağlıyor. Psikolog Jülide Sevim'in televizyon söy- leşilerinden etkilenen birkaç örnek işadamı -adlan- nı saklı tutmak istiyorlar- çocuklann rehabilitasyonun- da kullanılmak üzere prefabrik yapılar inşasına baş- ladılar bile. Bilgi Üniversitesi, ODTÜ Mezunlan Der- neği de benzer girişimler içinde. Tabii, bir de deprem mekânlannı "Wıp"lerine fon olarak kullanan "araoes/c"çilerimiz var. Onlara diye- cek söz bulamıyorum. Dedim ya, güzelliktek başına değil... YENİ BASLAYANLAR. Matrix Senaryo yazarlı- ğını ve yönetmen- lığini Larry ve Andy Wachowski Kardeş- ler"in üstlendiği. bu- gün gösterime gire- cek 'Matrbı'te baş- lıca rolleri Keanu Reeves, Laurence Fishbume, Carrie-Anne Moss, Hugo Weawing ve Joe Pantoliano paylaşıyorlar. Her anı, her sahnesi heye- can dolu, 'tabanca gibi' bir aksiyon filmi niteliğinde- ki 'Matm'in yapımcısı. adrenarin yükselten, göste- rişli 'action' üstünyapımlanyla ünlenen Joe Silver. Hayatın sırlannı keşfermek için araştırmalar yapan ve bazı sorulann yanıtlannı bulmaya çahşan insanla- nn hikâyesi anlatılıyor 'Matrix'te. Yer çekiminden anndınlmış Matrix dünyasında pek çok ilginç yara- tık ya§amaktadır. tki gerçeklik vardır: Biri yaşanan, öteki hayatın ötesinde olan. Bunlardan biri rüya, öte- ki ise Matrix'tir. Filmin dün gece gerçekleşen özel gösteriminin gelirleri ise depremzedelere aktanldı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog