Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

26 EYLUL 1999 PA2AR CUMHURİYET SAYFA KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr 15 Rengim Gökmen, her ülkede devletin sanatı desteklemesi gerektiğini savunuyor *Bir şefin düşleyebileceği orkestra, en fazla bütünleşebileceği, tüm ticsıri ve zamansal kaygılardan annmış, sadece daha iyi müzik vapmaya yönelmiş bir toplulukrur." (Fotoğraflar: KAAN SAĞANAK) 'Sanat güdümlenmemeli'FECtRALPTEKtN Devlet Sanatçısı. tzmir Devlet Senfoni Oıkestrası 'nın genel müzik direktörû Rengim Gökmen. Istan- bul Devlet Opera ve Balesi'nin depremzedeler yaranna düzenle- nen 1999- 2000 sezonu açılış kon- serini yönetmek üzere Istanbul'day- dı. - Konserin programı nasıl ohış- tunıktuvedepremzedeleriçin baş- ka konserler >önetecek misiniz? GÖKMEN -Requıem. genellik- le, öncesınde başka eserler seslen- dirilen bir yapıt olduğundan, mü- zik izleyicisinin de hoşlanacağını düşündüğümüz, Albinoni'nin 'Ada- gio'su veFaure'nın 'Pnane'ını da konser programına almayı uygun bulduk. Adagio. dünyada ilk kez koral düzenlemeyle, Pavane da Türkiye'de ilk kez koroyla seslen- dirildi. tkisi de küçük ve sevimlı yapıtlar... Depremzedeler yaran- na yöneteceğim iki koral yapıt da- ha var. Önümüzdeki hafia İZD- SO'nun açılış konserinde Beetbo- ven'ın '9. Senfoni'si ve koral 'Fan- tezi'sini, tzmir Devlet Opera ve Balesi'yle de 'Carmina Burana'yı sunacağız. - Son olarak Fransa ve İtalya'da konserter yönettiniz. Yurtdışında yeralacağınız yeniprojeler olacak inı? GÖKMEN - Bu yıl bitmeden Amerika ve Portekiz'de, 2000 yı- lının ilk konserini de Paris'te yö- neteceğim. Yazın ise önce Fransa'da Mozart'ın Requiem'ini yönettim; ardından da ftaJya'da geniş halk kitlelerine seslenen, yerel yöne- timlerin egitim amaçlı olarak dü- zenlediği bir dizi açık hava kon- seri gerçekleştirdik. Bizde opera ve senfoninin kültürümüze yabancı olduğu düşünülür. Oysa ki klasik mûzık tüm dünyada üst kültürle- re hitap eder. Bu yüzden Ameri- ka da, Ingıltere de. Italya da büyük paralar harcayarak; ancak rasyo- nel biçimde harcayarak, kendi hal- kını eğitmeye çalışıyor. Sanata mü- dahaleetmek için değil, doğru hız- met götürebilmek için yapıyor bu- nu. Her ülkede sanat devlet tara- findan destekJenmeli. ama güdüm- lenmemelidir. 11K ve Ferrari kullanmak -Konserprogramlarmıhazırtar- ken öiçütleriniz nefcr? GÖKMEN-Çok değişik ölçüt- Jer var. Bir. programa alacağımız yapıtlann izleyici tarafından nasıl kabul göreceği; iki, bu yapıtlann Türk sanatye küjtür yasanhsına ne türbirkatkıdabulunabileceği; üç, • orkestraya ne gibi teknik yararlar sağlayacağı ya da orkestranın, o günkü teknik özellikleriyle yapı- tın üstesinden gelip gelemeyece- ği, programın süresi ve tarihsel içeriği... Kendilerini iyi tanıyan orkestra şefleri iyi program seçer- ler. Aynca orkestra şefınin başa- nsının yüzde 50'sinin de iyi prog- ram yapmaktan geldiği söylemr. - Sidn için, opera yönetmekle konser yönetmek arasında ne gibi farkJılıklar var? GÖKMEN - Opera yönetmek çok zevkli, ama son derece uzun bir zaman dilimine yayıhyor. ıki- sinde de direksiyon sizde; ancak senfoni orkestrasını yönetirken çok hızü biryanşarabası. diğerin- deyse arkasında iki tane treyler ta- kılı büyük bir TIR'ı kullanıyorsu- IUZ. Senfoni orkestrası ise ortala- na 220 km hızte giden bir Ferra- i gibi... Çok hassas, o denli de zevkli bir > üksekten uçuş... - Milli Reasürans Oda Orkest- •aa'yla kaydettiğiniz CD hakkın- la biraz bügi verir misiniz? GÖKMEN - Milli Reasürans. on yıllarda fstanbul'da çok başa- ıb etkinliklere imza atan oda or- :estralanndan biri. Geçen yıl ilk :ez gerçekleştirdiğimiz romantik yaşylı sazlar yapıtlanndan oluşan bir demet olan CD, özellikle orkest- ranın yorumlama anlayışı bakı- mından çok üst düzeydeydi. - Son yıllarda Ankara'da pek konser yönetmemeniz müzikse- verleri meraklandınyor_. GÖKMEN-Bilkent Senfoni Or- kestrası'ndan 5-6yılönce birçağ- n almıştım; ancak tarih uyuşmaz- lığı nedeniyle bu konseri gerçek- leştırememiştik. Daha sonra her- hangi bir davet gelmedi. Bu yıl Cumhurbaşkanlığı Senfoni Or- kestrası'ndan tek bir konser tekli- fi aldım. ama yıne tarihler turma- dı. Öte yandan Ankara'da Devlet Konservatuvan orkestralanyla ça- lışmalanm çok etkin biçimde sü- rüyor. Bunlardan biri, genç lise öğrencilerimizin orkestrası: biri de, Büyük Senfoni Orkestrası. Ben. genç orkestralarla çalışmaktan bü- yük keyif duyuyorum. Geçen yıl birlikte Belçika. Hollanda ve Lük- semburg'u kapsayan başanlı bir turne getçekksştirdik. Böyle coş- kulu bir topluhıkla. verdiğinizin alındığmı görmeniz çok güzel. Son olarak yepyeni birprofesyonel oda orkestrası oluşturulmaya başlandı. Adı, Ankara Devlet Konservatu- van Hacettepe Ünıversitesi Oda Orkestrası. Başmda bulunduğum ve çok değerli genç sanatçılanmı- zın da yer aldığı bir ekip çalışma- sı bu. Kısacası Ankara podyumun- f rkestra şefi bir yöneticidir, ama bir diktatör değildir. Gençlerle çahştığınızda verdiğinizin alındığını görmek çok güzel. Kısa bir süre sonra şeflik kariyerimi ikinci plana itmeyi düşünüyorum; çünkü hem bestecilik çahşmalanma ağırhk vermek hem de gençlere birikimlerimi aktarmak arzusundayım. da çok fazla görünmememe kar- şın etkinlik dışı kaldıgımı söyle- mek doğru olmaz. Genç bestecikr ve şefler -Ankara'da gençmüzisyenlerye- tiştiren Lir'deders vermeyi sürdü- rûyor musunuz? GÖKMEN-Çalışmalanmın yo- ğunluk kazanması nedeniyle Lir'de çok kısıtlı dönemlerde ders vere- bilıyorum. Bu yoğunluktan mut- luluk duysam da. bk> süre sonra şeflik kariyerimi ikinci plana ıtme- yi düşünüyorum: çünkü hem bes- tecilik çahşmalanma ağırlık ver- mek hem de genç sanatçılara bi- rikimlerimi aktarmak arzusunda- yım. Kesin bir tarıh vermek iste- mem. ama bir dönem sonra pro- fesyonel şeflik etkinlikienmi çok aza indıreceğim. -Sizce başardı orkestra şefleri ve besteciler nası! yetişririlir? GÖKMEN -"Orkestra şefi ola- bılmek için çok iyi bir müzik ye- teneği \ e çok iyi bir düşünsel ye- tenek gereklidır, ancak yeterli de- ğildir. Bir şef, çok değişik alanlar- da etkılı ve bilgili. çalışkan ve sa- bırlı olmalıdır. Podyumda ön plan- da yer almanın tüm cazıbesıne kar- şın. mesleki zorluklar gençler için yıldıncı olabilir. Avrupaida şeflik bölümü mezunu her 100 öğrencı- den ancak iki üç tancsının şeflik kariyerine yöneldığini düşünür- sekbuyılgmlığın derecesinı anla- yabiliriz. Söz konusu yılgınlık Tür- kiye'de ise çok daha büyük boyut- larda: çünkü yaptığınız egıtime ve verdiğıniz emege oranla fazla bir kazanç ya da manevi ödül elde edemıyorsunuz. Ne yazık ki son yıllarda Türkiye'de parmakla sa- yabileceğiniz birkaç genç isim var ve onlara da orkestralanmız tara- fından son derece az olanak tanı- nıyor. Şef yetiştirebilmek için or- kestralanmız. opera ve baleleri- mizın özvende bulunması. dene- yimsiz şeflere olanak tanınması gerekiyor. Öte yandan genç bir besteci kuşağı oluşturulabilmek amacıyla son yıüarda AnkaraDev- let Konservatuvan 'nda Muammer Sun'un başkanlığında bü>ük birça- ba var. Biz de okul orkestramızla her yıl genç bestecilerimızin ya- pıtlarını seslendıriyoruz. Şef de insandır, hata yapar - Ev rcnsel ölçütierde bir orkest- ra düşii kursanız.- GÖKMEN - Tıcarı kaygılann- dan annmış. yalnız ve yalnız mü- zik için bir araya gelmiş bir mü- zisyenlertopluluğudüşlerdîm. Or- kestra şefinin en önemlı aracı ar- kadaşlık, dostluk ve diplomasidir tabii... İnsan materyaliyle birlik- te çalışıyorsunuz; karşınızdakile- nn psikolojisi çok önemlidir. Qn- larla birlikte yaşamayı öğrenmek gerekir. Bir şef ın düşleyebileceği orkestra. en fazla bütünleşebilece- ği, tüm ticari ve zamansal kaygı- lardan annmış. sadeee daha iyi müzik yapmaya yönelmiş bir top- luluktur. - Türkiye kosuliannda böyle bir düşün gerçekleşmesi olasılığı nedir sizce? 2000'li>illardaTürkrve'de senfoni orkestralan nasıl bir yapı- lanma içinde olmalıdıriar? GÖKMEN-2000'li yıllarda da- ha çağdaş ve verimli bir ortama ka- vuşabılmemiz için devlet. yerei yönetimler ve özel kuruluşlann gerçek sanata, yaratıcılığa maddi ve manevi destek vermesi gerek- mektedir. Devletin desteklemesi, ama güdümlememesı temel pren- sibine dayanan, elıminasyon özel- liği taşımayan bir rekabete dönük ve sanatçılann kendilennı gelişti- rebılecekleri bir ortam oluşturul- malıdır. Bunun için de öncelikle sanat kurumlanmız, sanatçılanna gelişim ve ilerlemeye açık bir sis- tem sunmalıdır. -Sizi "en sevılen ve en uyumlu şef olarak nitelendirivoriar. _ GÖKMEN - Teşekkür ederim, ilk sızden duydum bunu... Arka- daşlarım teveccüh göstermişler. Orkestralardakı çoğu müzisyen arkadaşımdır çünkü. Bu sevgi de karşılıklı dostluk ortamının bir so- nucudur sanınm. Podyuma çıktı- ğımız anla, konserden sonra dışa- ndaki yaşantımızı ayırt edebıli- riz. Orkestra şefi bir yöneticidir, ama bir diktatör değildir. Ben de orkestralanmı çok sever. onlara karşı davranışlanma eleştirel bak- maya çalışınm. Şef de insandır, hata yapar. Önemli olan hatasını kabul etmesidir: çünkü orkestra vutmaz! 6. ULUSLARARASI İSTANBUL BİENALİ ÜZERİNE - 2 J.ya trini'nin ancak çok güçlü sanat yapıtlanna kendisini açan garip bir özelliği var. Sergilenen işlerin sayıca az olmasına rağmen birkaç örnek dışında, mimari ile çağdaş sanat arasında "verimli" bir diyaloğun kurulamadığını görüyoruz. Mimari ve sanatyapıtı arasındakiUişküer NECMİSÖNMEZ FRA.NKFURT - Bugüne dek gerçek- leştırilen tüm bıenallerin en etkileyici bö- lümü olan "Aya Irini KiBsesfnin ancak çok güçlü sanat yapıtlanna kendisini açan garip bir özelliği var. Bir yanda yalın Bi- zans mimarisinin öte yanda ise mekânın ruhuna sinmiş olan mistik atmosfer, an- cak kendisine saygı duyulduğunda. kalp atışlan dinlendiğinde sergilenen çalışma- larla 'fc verimli''birdiyaloğa"gırebiliyor. 6. bienal çerçevesinde bu mekânda sergile- nen işlerin sayıca az olmasına rağmen birkaç örnek dışında. mimari ile çağdaş sanat arasında "verimli'' bir diyaloğun kurulamadığını görüyoruz. Apsis bölümünde sergilenen Rondino- ne'nin konuşan ağaçlan mekânın akusti- ği üzerinde olumsuz bir etki yarattığı için. Aya Irini'de istenmeyen bir fon müziği üret- mekten öteye geçemiyor. Kilisenin nef- lerinde, emporesinde (balkon) de duyu- lan sesler, diğer işleri rahatsız ediyor. Fer- nandez'in sıradanın sıradanı fotoğrafları için küçük bir galeri haline getirilen Ap- sis'in sağındaki bölüm (Prothesis), W>- ol'un resimlen için sanat fuarlanndaki gibi küçük odacığa dö- nüştüriilen kısım, ser- gi yapımcısırun bu soy- lu mekânı müzevari bir sergi alamna dönüştür- me çabasını gösteriyor. Bu yüzden de mekâna uyum sağlayan Kheb- rezadeh'in çizgi fılmiyle Munoz'un cü- cesinin yerlerinin tasarlanarak değil, sı- kışık bir zamanda çözüm olarak bulun- duğu onaya çıkıyor. Ferreira'nın zayıf video çalışmasıyla aynı kaderi paylaşan Cardiff+MiBerçiftinin sesli video make- ti, Coiombo'nun video alanında da inişli çıkışlı bir beğenisı olduğunu duyumsat- tığı için üzerinde dikkatle durulması ge- reken işlerden. Çünkü böyle işlerle Troc- kel'ın ve Breitz'ın başanlı v ideo çalışma- lannı birkaç adım ötede görmek izleyi- ciyi oldukça şaşırtıyor. Son Venedik Bi- enali'nde gösterilen videosunda Trockel güncel hayatı büyüteç altına alırken Bre- ta ünlü pop sanatçılannın kliplerinde bir heceyi yüzlerce kez tekrarlayan bir yak- laşımla etkileyici bir iş oluşturmayı ba- şamıış. Ma, Mu. Be. Ne. Ne seslerinin ade- ta çınladığı büyük salona girildığinde gü- nümüze. bugüne ait bir atmosferle karşıla- şıyor ve *"Nihayetsal- dırgan bir iş" diyebi- liyor izleyici. Yezzoü'nin kelime- nin tam anlamıyla "'kitsch''e sığındığı vi- deo projeksiyonu, Gastaldon+VYîckler çiftinin yüzlerine gözlerine bulaştırdığı ka\Tamsal heykel konstruksiyonuna Ber- kani'nın dekoratif renkli fotoğraflan da eklenince sağ balkonun çaresizliğini gö- rüyoruz. Sol tarafta ise Onurile OzseçeıTın birbirinden etkileyici işlerine Oursler'm küçük kubbeye yansıtılmış başanlı bir vi- deo projeksiyonu eşlik ediyor. Oursler'ın insan gözünün kubbeye taşıması Aya fri- ni'de görülen en yetkin "sanat yapro-mi- mari" birlikteliği durumunda. Onur'un 'Opus İM etkileyici Özseçen'in "Şeker Avizesi", tuğla kap- lı küçük bir kubbeyle etkileyici bir diya- loğa gırmekle beraber, statikbirçahşma. Türkıye'ye özgülüğü üstü kapalı bir şe- kilde aktaran bu iş, sanatçının daha ön- ceki yerleştırmeleriyle birlikte düşünül- düğünde, genç sanatçının kendisine be- lirli kavramlar etrafindan dönen temala- n konu edindiğini düşündürüyor. Taşıdığı müzikalite ve duyarlı malze- me yaklaşımıyla Onur'un "Opus 1", ben- ce sanatçının son on yıl içinde gerçekleş- tirdiği en etkileyici çalışmalardan birisi. Sanatçının öteden beri severek kullandı- ğı malzemelerini (tûl, altm, renkli kumaş, cam vb.) burada veniden yorumlayarak adeta bir senfoni sesliliğine taşındığını görüyoruz. Geçmişle bugün arasında bir diyalog kurmak yerine kendisine özgü bir mitolojinin izini süren Onur, genelde Bizans Kral ailesi tarafından kullamlan bu mekânlarda gerçekleştirdıği yerleştirme- sinde, "akandiişünceüedurandüşÜDce" arasındaki ılişkileri büyüteç altına alma- yı başarmış. İki ayn bolümden oluşma- sına rağmen iş hiçbir yerinden sarkmıyor. Binnci katla ikinci kat arasındaki ba- samaklar arasında konumlanan yerleştir- mesinde Alys müzikle görüntü arasında- ki birlikteliği, Coiombo'nun tasarladığı "duyarhlık'' boyutundan yakaladığı için, sergi yapımcısıyla sanatçının işi arasın- daki birlikteliğin gözden kaçmayan kesiş- me anlannı ortaya çıkarmayı başanyor. KUŞBAKIŞI MEMET BAYDLR Ortaya Karışık Amerika Birleşik Devletleri'nde başkanlık seçimi yaklaştkça adaylar belirlenmeye başladı. Demok- ratlar ile Cumhuriyetçiler birkaç kişi arasından ken- di adaylannı seçecekler, sonunda iki adaydan biri Amerika'ya başkan olacak. Bu aday adaylarının ekonomi, eğitim. sağlık hizmetleri. vergi yasalan, dış politika gibi alanlarda değişik, birbirine benze- mez düşünceleri var görünüşte. Ama bir tek konu var ki onun üstünde bütün adaylar fikir birtiği için- deler. Adaylann tümü de bu konu üstünde bir şey- ler söylememeye kararlılar. Bu konu Charles Dar- vvin'in Evrim Kuramı'dır. Yapılan anketlere göre çey- rek milyan aşkın nüfuslu ABD'nin yurttaşlanndan yalnızca yüzde onu Darvvin'in evrim kuramının doğ- ru olduğuna inanıyor. Yüzde kırk dörtlük bir kesim- se evrim mevrim dinlemeyip. işlerin Incil'in yaratılış bölümünde yazılı olduğu gibi olup bittığine inanıyor. Geriye kalan yüzde kırk ise yaratılışın ulu bir güç ta- rafından yönetildiğıni söylüyor. Vaziyet böyleyken bi- le bir ya da iki adayın çıkıp 'evrimsel biyolojinin öğ- retisini' savunmasını beklemek enayilik olmaz mı? Olmaz. Çünkü eyalet okullannda, ders kitaplannda Darvvin'in kuramı öğretiliyordu yıllardır. Şimdi bu da ufak ufak değişmeye başlamış Amerika Birleşik Devletleri'nde. Kansas Eyaleti Eğrtim Kurulu geçenlerde aldığı bir kararla evrim teorısini okullardaki bilim ögretimi programlarından çıkarttı. Başkan Yardımcısı Al Go- re bile, isteyen yaratılış kuramını öğretsin, isteyen Darvvin'i demiş. Demokrasi var ya! Oralı hukukçu- lar bunun Amerikan Anayasası'na aykırı olduğunu gösterince de hık ve de mık diyerek geçiştirmiş ko- nuyu. Cumhuriyetçilerin güçlü aday adayı George W. Bush ise apaçık söylüyor yaratılışın din kitabın- da yazıldığı gibi öğretilmesinde bir sakınca olmadı- ğırtı. Diğer adaylar da her eyaletin kendi karannı vermesine taraftarlar. Ömeğin New York eyaletinde^ Evrimsel Biyoloji öğretilirken Virginıa'daki bütün okullarda Incil'e göreyaratılış kuramı öğretilecek. Was- hington Post gazetesinde çıkan bir yazı "Böylesine belkemiksiz, omurgasızpolitik liderierie, Amerika hal- kı matematik ve kimya gibi konulann hâlâ geçerli ol- duklanna sevinmelidir" diye bitiyordu. ABD'de Dar- win karşıtı yayınlann sayısı çok fazla. Bundan kim- senin gocunduğu yok. Ama eyalet meclisi kararla- n ne olursa olsun, bu krtapların devlet eğitim siste- mi içindeki okullara girmesi, kilıse ile devlet arasın- daki aynmı zedeleyeceği için anayasaya aykın. Bu- na rağmen Ohio'daki bir okul. bu kitaplardan altmış tanesini bir lıse kitaplığına kabul etmiş. Bilim kitap- lığına koyduk, sınıfta öğretmiyoruz diyorlar. Mem- leket neresi olursa olsun gericiler, yobazlar ne ka- dar birbirlerine benziyorlar! • • • Uğur Mumcu Araştrmacı Gazetecilik Vakfı - um.ag, Ankara'da eylül ayı sonunda yazma seminerlerine başlıyor. Ugyulamalı Yazarlık, Radyo/TV Metin Ya- zarlığı, FelsefeyeGiriş/Felsefe-Yazın llişkisı, Sinema Tanhi/Senaryo Yazma Teknikleri. Toplum Önünde Söz Söyleme gibi konularda yoğunlaşacak bu ilginç se- minerlere katılmak isteyenler Pans Caddesi on dört numara, Kavaklıdere Ankara adresine başvursun- lar. Vakfın galerisinde ise yıl boyunca son derece il- ginç sergiler açılacak. Onları da Kuşbakışı köşesin- den duyuracagım. • • • ilginç, birbiriyle ilgisiz gibi görünen ama pek de öyle olmayan kitaplann arasında bir ay geçti. Biyo- loji ve fizik okumalanndan fırsat buldukça Cevat Ça- pan'ın nefis Türkçesinden Yorgo Seferis'in güze- lim şiirlerini okudum. Destansı Öykü. "üç yıl boyunca Hiç durmadan haberciyi bekledik, l Gözlerimizi dikip Çamlara, kıyıya, yıldızlara." Böyle başlayıp gidiyor bu olağanüstü güzellikte- ki şiırler. Sonra Sayın Taha Parla'nın bizde yayım- lanalı on yıl olmuş "Ziya Gökalp, Kemalizm ve Tür- kiye'de Korporatizm" başlıklı önemli yapıtını yeni- den okudum. Bugünün gözlükleriyle. Türkiye'de ba- şından beri yürürlükte olmuş belli başlı ideolojik söy- lemlerin hangi modelden üretildiğini merak edenle- rimiz varsa, Sayın Parla'nın bu yapıtını okumak ge- rekiyor. Merak edenlerin dışında kalan yurttaşlık bil- gisi hocalanmızm da okumasında yarar olabilir bel- ki. Timur Ertekin bir diş hekimı. 12 Mart tutuklula- nndan. Yazdığı ilk roman, Şamanın Üç Soygunu geçenlerde yayımlandı, kısa zamanda ikinci basımı yapıldı. O dönemin kargaşasını anlatan ilginç bir kitap. CSO sezonu depremzedeler için 2 Bcim'de açıyor • ANKARA (AA)-Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), 1999-2000 sanat sezonuna depremzedeler yaranna vereceğı konserle başlayacak. CSO Müdürü Nedim Tannkulu, konserin tüm gelirinin depremzedelere aktanlmasının planJandığını belirtti. Atatürk Kültür Merkezi Tören Alanı'nda (eski hipodrom) 2 Ekim'de verilecek konserde orkestrayı konuk şef Konstantin Krimetz yönetecek. Balalayka Grubu ve soprano Elena Scholnikova'nın solist olarak katılacağı konserde Anton Borodin'in "Poloveç Danslan'. Bizet'nin 'Carmen" ve 'L'Arlesienne' adlı yapıtlannın suitleri. Brahms'ın 'Macar Danslan', Dvorak'ın 'Slav Danslan" ile Çaykovski'nin 'Uyuyan Güzel' ve 'Kuğu Gölü' balelerinden bazı bölümler seslendirileceL Açılış konsennde Balalayka Grubu da solo programla başkentli sanatseverleri selamlayacak. TYS'nh kampanyası sürüyor • Kültûr Servisi - Türkiye Yazarlar Sendikası'nın deprem bölgesinde kuracağı kıtaphklarla ilgili olarak başlattığı çocuk kitaplan ve okul gereçlen toplama kampanyası, isteklerin yoğunluğu nedeniyle 18 Ekim tarihine dek uzatıldı. Kampanyaya, ilköğretim düzeyinde eski ders kitaplan, kültür kitaplan. ansiklopedi, sözlük vb. ile çanta, defter, suluboya gibi okul gereçlen bağışlamak isteyenler bağışlannı, Türkiye Yazarlar Sendikası-Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası-Barbaros Bulvan'Beşiktaş adresine ulaştırabilirler. İsteyenler aynca Sarraf Ali Sokak No 31< 1 Kadıköy adresinde bulunan Yazı Kitabevi'ne de bağişlannı verebilirler. BMC Fotoğraf Yarışması sonuçlandı • tZMİR (AA) - BMC Otomotiv Sanayı ve Ticaret AŞ tarafindan düzenlenen 2. Ulusal Fotoğraf Yanşması sonuçlandı. 'Ülkemiz ve BMC Ürünleri' konulu yanşmada sergilenmeye değer bulunan yapıtlar arasında yapılan seçimde Hakkı Değirmen'in 'Pikink' adlı yapıtı, Neyzen Cömert'in 'lsimsiz' adlı yapıtı ve Mehmet Dilcı'nin 'Çocuklann Dünyası' adlı yapıtı ödülü paylaştı. Serkan Emiroğlu'nun 'lsimsiz' adlı yapıtı da BMC Özel Ödülü'ne değer bulundu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog