Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYETWl 26 EYLUL 1999 PAZAR 14 KULTUR kultur@ cumhuriyet.com.tr Tony Oursler çalışmalannda medyanm insan üzerindeki etkilerini irdeliyor Gözler yalaıı söylemezESRA ALİÇAVUŞOGLU 52sanatçınınyapıtlannınyeraldığı6. Uluslararası Istanbul Bienali'nde kuşku- suz bazı sanatçılann çalışmalan ön pla- na çıkıyor. Bunlardan biri, 5. Uluslara- rası Istanbul Bienali'ne 'Korku' adlı ışıy- le katılan Amenkah sanatçı Tony Ourv ter Bu kez Aya trini ve Yerebatan Sarnı- cı'nda ışleri sergilenen Oursler. gûnü- müzde insanlann karşı koyamadıklan bir saplantı haline gelen medya ve etkileri- ni irdeliyor. Oursler'in Yerebatan Sarnı- cı'run sürunlan arasma yerleştırdiği fıberg- lastan altı küre, kuşkusuz mekânın en et- kıleyicı çalışmalanndan. Yerebatan"ın gizemli \e karanlık at- mosferinde yer alan bu altı farklı 'göz'. hüzünlü. sinirli. heyecanlı. öfkelı. donuk ınsan hallenni etkıleyıci bir biçimde gös- teriyor. Her bir göz farklı bir ruh halini yansıtıyor. lnsanın hissettiklerini en iyi biçimde belirten organlann başında ge- len göz; Oursler"ın yapıtlannın çarpıcı- lığını daha da vurguluyor. İnsanın odaklandığı tek bir an Gözlerin -daha doğrusu kişılerin- ruh durumlan ızlediklen,hıssettikleri şeyle- re göre değışiyor. Örneğın, gözbebekle- nnın bırçoğunda belli belirsiz. ancak çok dıkkatli bakıldığında görülebilecek tele- \ izyon görüntûleri yer alıyor. Tony Ours- ler. video çalışmalannda kardeşlerinın ve kız arkadaşmın gözlerini kullanıyor ve tanıdığı ınsanlann ruh durumlannı yaka- lamanın daha kolay olduğunu vurgulu- yor. "Göz imgeterinin kuUanıklığı bu >eni projeksh on serimdefarklı kategoriden in- sanlan bir araya getiriyomm.Gözkmle- mek, bilgi toplamak, sevretmek benim için çok önemli \eriler. \erebatan ve Aya İrini'deki işlerimde insanın odaklandığı tekbir anıgöstermeyeçalışı>orum. İnsan- lann bilgi almak için geçirdiği e\ rim, çok flgimi çekiyor. Insanlann son yüzyüdaki bilgi alma gelişimi, teknolojinin olağa- niistü bir hale gelmesi beni en çok etkile- yen olaylann başında geliyor.'" Tony Oursler'ın ızleyıcıyı kendı ken- dismı bir kez daha irdelemeye iten çalış.- malan, kuşkusuz sanatçının bundan yir- ISTANBUL 6. ULUSLARARASI KULTUR JCTIINRIII I/E S»N»T IŞTANBUL vıtKH BIENALI .nsaniann teknoloji 'nimetlerini' izlerken gözlerini vücutlanndan ayırdıklanm belirten Tony Oursler, kendisinin de bu ayrılma noktasmın altını çizmekle sorumlu olduğunu vurguluyor. Gözün hareketi. odaklandığı an, tüm hissedilenlerin tek bir noktaya saplanması Oursler için çok önemli. mi yıl önce tabakta mcyve resmi yaptı- ğını düşündürtmüyor. Ancak sanatçının gerçekçi yaklaşımı, hangı alana kayarsa kaysın en belirgın özelliklerinden. Son zamanlarda sinema, televizyon, bılgisayar gibi heyecan venci alanlann kendisinı çok etkıledığinı söyleyen sanat- çı, insanlann bu teknoloji 'nünederini' iz- lerken gözlenni vücutlanndan ayırdıkla- nm ve kendisinin de bu aynlma nokta- sının altını çizmekle sorumlu olduğunu belirtıyor. Gözün hareketi, odaklandığı an, tüm hissedilenlenn tek bir noktaya sap- lanması Oursler için çok önemli. Yerebatan Sarnıcı'na gelişigüzel yer- leştırilmiş küre-gözler mekânın gizemı- ni daha da arttınyor. Bir göz televizyon izlerken diğen de sizi izliyon kısaca, zın- cirleme bir göz alışverişi var tüm çalış- mada 'Heykelin hiyerarştsine karşıyınT Tony Oursler'ın Ava Irininın ikincı kubbesının tam ortasına yerleştirdiğı di- ğer bir göz çalışması ise mekânın içen- ğı ıle çok kuvvetli bağlar kuruyor. Ours- ler'ın bu işi tek bir şey çağnştınyor; Tan- n'nıngözübizüzliyor" Aya Irini'nin üst galeri pencerelerinin kapatılamaması ne- deniyle ışık yoğunluğu 'gözü' net bir bi- çimde görmemizi engellese de işın etki- sı karşı konulamayacak kadar büyük. Sanatsal malzeme bağlamında, mağa- ra resimlerinden videoya kadar uzanan düz bir ılişki çizgisi mevcut Oursler'a gÖTe. Yapıtlannda dijital teknolojiyi bir birleş- tirici olarak kullansa da birçok çahşma- sı 'primitiT denılebılecek kukla figürle- rinden oluşuyor sanatçının. Yapıtlannın çoğunda ınsanoğlunun ılkçağlardan be- ri kullandığı 'korkuhık' figürlerinden yola çıkıyor Oursler. Onun ınsanlan ko- caman kafalı bez bebekler Çoğu zaman birbirlerine bağınrken. küfrederken gör- düğümüz bu kukla-ınsanlar, izleyıciye 'vansıncı' bir etki de yaratıyor. "Herke- sin kuuanabildiğL \ apabildiği şeyler üze- rine çalışıvorum. Bunlar taştan, ağaçtan ya da kumaştan hey keller olabilir. İnsan- lann gazeteve kumaştan basitçeyapabU- diği he> keller bunlar. Fakat he\ keller, üzerlerine giydirilen kıyafetlerte çok ça- buk canlı bir figüre dönüşebili>or ve de- ğer kazanıyor. He> kelin hiyerarşisine kar- şıyım. Yapıtlanmda kullandığırn heykeJ- lerçokfonksiyonelnesnelerdirayruzaman- da. İlkçağlardan itibaren işlevseDiği ön planda olan, tartalardan hayvanian kov- mak için kullaıulan korkuluk figürlerin- den esinlenivorum.~ 'Medya bizi agresifleştiriyor' Tbny Oursler'ın 'korkuluk' vücutlu heykelleri, başlanna yansıtılan video pro- jeksiyonla farklı biranlama bürünüyorbir bakıma. İnsanlann karşı karşıya geldik- lerinde birbirlerine baktıklan ilk yeryüz- leri ve gözleri olunca sanatçının çalış- malan. vücut hiyerarşısinın ortaya kon- masında önemli bir hale geliyor. Çogu çalışmasında medyanın insan üzenndeki etkilerini irdeleyen Oursler'ın 'agresir fıgürlen günümüz insanının üze- nne bulaşan hastalıklı ruh halini de gös- teriyor bir bakıma. "İnsan doğasına ilgi duyuyorum \e bunu anlatmaya çalışryo- rum. Figürlerimin agresifolmasınagelin- ce; günümüzde iletişim içinde olduğu- muz medya çoğu zaman bi/i agresifleşti- rijor. Tele\iz>on ya da sinemada gördü- ğümüz hayali kişilikkr. maalesef bizi et- kflKor. İşlerimde medyanın ettdlediği in- sanlan anlabvonıra." Tony Oursler'ın Yerebatan Sarnıcı'na yerleştırdiği aln küre, geçen cumartesi gü- nü depremzedelere yardım amacıyla dü- zenlenen müzayedede en çok gelir sağ- layan yapıt olmasıyla aynca dikkat çek- ti. Sanatçmın beş 'göz'ü on bin dolar. bi- n ise on sekiz bin dolar olmak üzere top- lam 68 bin dolara satıldı. Oursler, teknolojinin üzerimizde yarat- tığı etkileri, teknolojinin yardırruyla ele almasına karşın onu eleştirmekten ka- çmmıyor: "Salt teknolojiyedajanan işle- resav gım \ok. Teknolojilerin kültürel de- ğeri,her zaman arzulann çarpınlmış>aı>- sımalandır. Her şeyden önce belki de bu nedenle ilgi duyuyorum \e hâlâ kullan- maya devam edhorum. Mdeo\ la nasıl bir sanatyapnğımız, bu kültür içinde canlı ka- labilmemizin tek umudu." Oscar ı ilk o reddetmıştı CUMHUR CANBAZOĞLU Hollyvvood'un hiç gülmeyen adamı Ge- orge Campbell Scott. çarşamba günü Ka- lıfornia-Wıse'daki evinde yaşama veda ctti. Ölümü de yaşantısı gibı gizemliydi: sanatçının basın sözcüsü "Onu nefes alır- ken bulmuşlar ve kısa süre sonra ölmüş", derken polis konuyla ilgili açıklama yap- madı. Dört artistle beş kez evlenmesıne kar- şm (Colleen EJenhurts'la ikı kez) hep yal- nızdı Scott. Ilginç karakteri vardı; antikonfoımist, sert, atılgan. inatçı ve asabiydi. Oyuncu olan iki çocuğuyla da küskün ölmüştü. iyi oyuncuydu, ama Hollyvvood kural- lanna karşı çıkınca fazla yükselememış- tı. 1927 doğurnluydu; Detroit'te büyüdü ve Missoun Ünıversitesı"nde gazetecıhk eğitimi gördü. Dort > ıl orduda deniz piyadesi olarak görev yaptıktan sonra tiyatroya merak sarmıştı. Önce Off-Broadwa> "de roller buldu. ardından Broadvvay sahnelennde 3. Richard, V'enedik Taciri gibi oyunlar- da yer aldı. 1959'da Delmed Da\es'in Yılma\an Adam (The Hanging Trees) fılmiyle be- yazperdeye geçmişti. BirCinayetin Ana- tomisi, Sonsuz Sokaklar'dan sonra bir T V dızisi East Side. West Side ıle (1963-64) yamuk burunlu. çırkin yüzünü geniş kit- lelere tanıttı ve Kubrick'in Doktor Gari- paşk'ındaki general Buck Turgidson'la artık bir yıldız olmuştu. 1970te ise F. J. Schefîherin General Patton'ı onu dünyaya tanıttı. Eleştirmenlere göre Patton hayatının rolüydü, Almanya'ya karşı zaferi, lngi- liz general Montgomery'le çekişmesi ve altı dakikahk giriş sahnesmdeki ABD bayrağı önündeki meşhur teftiştekı tavır- lanyla çok başanlıydı C. Scott. General Patton tam yedi Oscar kazan- mıştı: bunlardan bıri de C. Scott'ındı, ama Hollywood"un sömürü düzenini protes- to için ödül törenine gitmemiş, evde ho- key maçı seyrederek heykelcıgı redde- den ilk isim olmuştu. Birkaç yıl sonra bu kez de TV fılmi The Price için verilen Emray ödülünü almamıştı. İki de fılm yönetmişti: Korku Gecesi (1972), The Savage is Loose (1974). An- cak sistenıin adamı olmadığından bu film- ler yeterince tanıhlamadı ve ilgi görme- di. Sert kahramanlan caniandınrken gös- terdıği performans sonucu genellikle avan- türlerde rol almıştı. Son büyük roHerini TV için yaptığı Mussolını'de ve Şeytan 3'tebulmuştu. George C. Scott'ın efsaneleşmiş kötü- lüğü meslektaşlannı da etkilemıştı. Ken- disiyle ilgili yazılmış bir kıtapta şunlar ya- zıyordu: Bir sette Maureen Stepteton yö- netmen MikeNichols'ın yanma gelip şöy- le demişti: "George'dan çeldniyorum ve onun yanında nasıl davranacağımı bilenü- yorum.'* Nichols'ın yanıtı ılgınçtı: "Hiç tasalanma, \almz değilsin. Bütün dünya ondan korkuv'or." "L George C. Scott, Hofly^ood'un sömürü düzenini protesto etmişti. Ferzan Özpetek'in ikincifılmi 'Harem Suare' Londra Film Festivali 'nde gösterilecek îmkânsızaşkınyenimekânı bu kezRoma AHSEN ERDOĞAN Yeni fılmi "Cahil Perfler' ttalya'da yaşayan bir Türk'ün Roma>abakışuııanlatacak.(Fotoğraf: KADERTUĞLA) Ferzan Özpetek 'Harem Suare'nın çe- kimlenne başlamadan önce "Fflmin sonun- da. harem içindüşünülen şev lerin tam ter- siçıkacakorta>*a.Herkesçokşaşıracak, bü- tün önyargılar ruzla buz olacak" demişti. Fılmın galasında bir bölüm ızle> iciyi fark- lı 'harem' bekliyordu. Yoğun cinsel çağ- nşımlarla yüklü, kadınlann tembel tem- bel uzanıp yelpazelendikleri, bütün gün- lerini süslenip püslenmek \ a sultana ken- dilerinı beğendırmek için geçirdikleri bir yerle değıl, bir "kadınlar ünrversitesi'yle karşı karşıya geldi seyircı. Piyano çalan. operadan anlayan. Fransızcayı sular sel- ler gıbı konuşan, Avrupai tarzda giyınen, yabancı hocalardan oturmayı kalkmayı. sofra adabını, yürümeyi öğrenen kadınlar- la dolu koca bir üniversite... Cuma günü Türkiye'de 43 smemada gösten- me giren filmi İtalyan izleyici de hem beğenmiş hem de biraz düş kınklığma uğramıştı; Orien- tahst ressamlann düşledikleri gibı harem port- resıyle karşılaşamamaktan. Ancak yönetmenin amacı. Avrupalılann ho- şuna gidecek bir film yapmak değildi. "Eğeröy- le otsav dı harem olgusuna Avnıpalı bir gözle ba- kardım, ancak ben bir araştırmacı gibi davran- dun." Kısa bir süre önce sona eren Toronto Film Festıvali'ndedeKanadalılannbeğenisinesunu- lan film. orada da çok büyük bir ilgi görmüş. Öy- le ki, biletler satışa sunulur sunulmaz tükenmış, ıkı seansta da elli altmış izleyiciyı gen çevirmek zorunda kalmışlar. Ancak Toronto'daki bu ilgi- •Harem Suare' ülkemizde 43 sinemada birden gösterimde. nin Türkiye'de hiç yankı bulmaması çok şaşır- tıyor Özpetek'ı. İlginç bir anlatım tekniği var filmın. Anlatı- cılardan biri 1900'lerin başında haremde yaşa- yan Gülfidan. diğeri ise 1950'lerde, birzaman- lar sultanın gözdesi olmuş bir kadın. Bin geç- mişten. diğeri ise gelecekten uzanarak aynı nok- tada buluşuyor ve aynı öyküyü anlatıyorlar. Öy - kü şu çok bilinen deyişle sonlanıyor' "Gökten üç elma düştü. Biri anlatana, biri dinleyene. biri de hikâyenin kahramanlarına..." 'Hamam' imkânsız bir aşkın öyküsüydü, 'Ha- rem Suare' de öyle. Özpetek'in üçüncü filmı de bu tema üzerine kurulu olacak. Çünkü ona gö- re aşkın en güzeli imkânsız olanı. Bıtişlerin, ay- nlışlann ardında kalanlar çekiyor ilgisıni. Yeni filminde de birbirini çok seven insanların ancak ayn düşünce bu sevginin farkına varma- lanna ılişkin bir şeyler söyleyecek. Adı "Cahil Periler' olarak düşünülen fılm, ttal- ya'da yaşayan bir Türk'ün Itarya'yave Ro- ma'yabakışını anlatacak. Melodramın ağır bastığı, ama yer yer komik öğelen de ba- rındıran imkânsız bir aşkın öyküsü... Öz- petek, senaryo üzerinde çalışmalannı sür- dürüyor. Yapımcılar ise 'şimdilik' Italya ve Fransa'dan. Filmde. İtalya'da yaşayan üç Türk'ten birini 'Harem Suare'de de oy- nayan Serra Ydmaz canlandıracak. 'Hamam' ve 'Harem Suare'den sonra ge- lecek fılmin \ ıne bir Türkiye fılmi olaca- ğını düşünüyordu herkes, çünkü Özpetek daha önce yine buralann filmini çekmek istediğini, böylece bir Türkiye üçlemesi oluşturacağmı söylemişti. Ancak üçleme- nın son halkası olarak düşünülen 'Anado- lu Çiçeği' bir süre ertelenmişe benziyor. Anımsanacağı üzere, 'Harem Suare'nin çekim- leri sırasında ekip türlü olumsuzluklar yaşamış- tı. Kültür Bakanlığı, yönetmenin Yıldız Sarayrnı set olarak kullanmasına izin vermemış, bu ne- denle de İtalya'nm Cinecıtta'sında yapay mekân- lar yaratılmak zorunda kalınmıştı. Uçüncü fil- minde böyle sıkıntılar yaşamak istemiyor Öz- petek... Harem Suare"nın Türkiye'yle birlikte yeni du- rağı Fransa. 24 Eylül'de Fransa'da gösterime gi- ren film, Antalya Altın Portakal Film Festiva- li'nın Ulusal Yanşma Bölümü'nün de adaylann- dan biri olacak Daha sonra kasım ayında Ulus- lararası Londra Fılm Festivali kapsamında gös- terilecek, Amerika'dayapılacak festivallerde yer alacak. t ^m i ımmem Y A P t Y 0 B L 1T B ? Cybil Shepherd politikaya atılıyor • Shania Twain ABD'de düzenlenen Country Müziğı Yorumculan Birlıği'nin her yıl verdıği'Yılın Şarkıcısı" ödülünün sahibı oldu. Kanadah şarkıcı, 1986'danbu yana ödülü kazanan ilk kadın şarkıcı olma özellıginı taşıyor. Üç kadın müzisyenden oluşan Dıxie Chics 'Yılın Vokal Grubu' ve 'Yılın Sıngle'ı' ödüllerinı alırken bir diğer kadın müzisyen, Jo Dee Messina da ilerleme gösteren sanatçılara verilen Horizon Award'ı kazandı. • Cerard Depardieu. Andres Vıcente Gomez'in, Gonzalo Suarez'ın 'Yurttas Sade' adlı romanından sinemaya aktardığı filmde başrolü üstlenıyor. Gomez'in çalışması, Benoıt Jacquot'nun 'Sade'sı ve Philip Kaufrnan'ın 'Quills'ınin ardından bu sezon 'Sade' üzerine çekilen üçüncü film. • Ken Loach. The Navigators" adını verdiği yeni filminin senaryosu üzennde çalışıyor. 1980'liyıllarda geçen •fılm, bir grup demiryolu işçisinin yaşamlan çerçevesinde İngiltere'de demiryollanrun özelleştinlme sürecmi ardatıyor. • Bruce VVİIIİS. Walt Disney Pıctures'ın yapacağı yeni bir filmde rol alacak. Willis'in başrolünde oynadığı Armageddon ve The Sıxth Sense (Altıncı Hıs) adlı fılmlerin kazandığı başandan etkilenen yapımcılar, çekimlenne ocak ayında başlayacaklan 'The Kid' (Ufaklık) filminde oynaması için Willis'e teklif aöturdüler. • Steven Spieiberg >em biayılda da E.T. nıtehğinde bir film yapmak ıstiyor. Spıelberg bu amaçla, İskoç yazar Joanne Rowling'ın çocuk romanlan dizisı 'Harry Potter'm film haklannı Warner Bros.'tan almak için uğraşjyor. • George Michael ve Elton John, 28 Kasım'da, ingiliz eşcınsellerimn gözde topluluğu Stonewall'ın 10. kuruluş yıldönümü içm Londra'da sahneye çıkacaklar. Royal Albert Hall'de düzenlenecek konserin tüm dünyadan eşcinsellenn akınına uğrayacağı tahmin edilıyor. • Cybill Shepherd ABD'de gelecek seçimlerde Demokrat Parti'den aday olabileceğinı açıkladı. Shepherd, politikaya ahlıp öncelikle kadınlann sorunlanyla ilgilenmeyi düşündüğünü belırtti. • BonO, geçen günlerde Papa 2. Jean PaulTe siyasi yönü ağır basan bir görüşme yaptı. U2 gnıbunun trlandalı şarkıcısı kısa bir süre önce, gelişmiş ülkelerin üçüncü dünya ülkelennin borçlannı tamamen silmeleri için çeşıtlı sanatçılan bir araya getıren Jubilee 2000 adlı bir kampanya başlatmıştı. Bu konuda Papa'nın fikrini almak ısteyen Bono, Papa'nın zekâsından ve fıkiriennden çok etkilendiğinı belirtti. • Danie Kurys'un, George Sand ile Alfred de Musset arasında yaşanan büyük aşkı anlatan 'Les Enfants du Siecle' adlı fılmi Fransa'da büyük ilgi görüyor. Başrollenni Juhette Bınoche ile Benoit Magimel'in üstlendiği film, kitaplar. sergiler, video kasetler \e bilet çekılışlerinı içeren bir pazarlama kampanyasıyla da destekleniyor. • Lııis Sepulveda ıik fılmını çekmeye hazırlanıyor. Şilili ünlü yazar, ilk yönetmenlik deneyıminı gerçekleştireceği 'Novvhere' adlı filmın çekimlenne 2000 yılında başlayacağını açıkladı. ltalya-Fransa-1spanya- Arjantin ortak yapımı fılm Ispanya ve Arjantin'de çekilecek. Sepulveda, filmini 'ironik biçimde anlatılmış bır özgürlük hikâyesi' olarak nitekndinyor. Filmin baş karakteri olan mahkûmu ise Kim Rossi Stuart'ın canlandırması beklenıyor. • parls Operası nda 1927- 1993 yıllan arasında sahnelenen 120 ayn yapıta ait kostümler 22, 23 ve 24 ekim tarihlennde Bastılle Sarayı'nın önünde satışa sunulacak. Satılacak yaklaşık 10 bin parçanın arasında Çaykovski'nin Kuğu Gölü balesinin kostümlen de yer alıyor. • Johnny Depp Chnstina Rıccı, Cate Blanchett ve John Turturro. Sally Potter'ın yönettiği ve çekimlen Paris'te sürmekte olan yeni bir filmde oynuyorlar. 'The Man \\Tıo Cried' adlı filmde, 1920'lerdebabasım aramak için Rusya'dan aynlıp A\T\ıpa'yı dolaşmaya başlayan bir genç kızın öyküsü anlatılıyor. Nazi istilası dönemınde Paris'e gelen genç kız burada Johnny Depp'in canlandırdığı Rus balete âşık oluyor. • Ravi Shankar, rı>an ayında kutlayacaği doğum gününü bir otobiyografiyle taçlandıracak. Sitann yaşayan en büyük ustası Shankar, uzun ve renkli yaşamını anlatan Mr kitap yazdı. Bu ayın sonunda yayımlanacak olan 'Raga Mala' adlı kitap pek çok fotoğrafi ve anıyı ıçeriyor. 1968'dede'MyMusic, My Lıfe' (Müziğim, Yaşamım) adlı bir kitap yazan Shankar'ı otobiyografisini yazmas konusunda halefi George Harnson'm ikn; ettıği söylenıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog