Bugünden 1930'a 5,439,797 adet makale



Katalog


«
»

\SAYFA CUMHURİYET 12EYLUL1999PAZAR 14 KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr Belleğini 'çıfıt çarşısı'na benzeten Ece Ayhan, hastanede de okumaktan vazgeçmiyor .'Eiik'i kaybedersek lıapı yutarız'-»AHSEN ERDOĞAN '^t Deniz perisi Thetis, Agamem- 'r non ordusunun en yiğit, en ya- „ Ibşıklı ve en savaşçı askeri olan , oğlu Akhilleus'u topuğundan tu- iârak Styks ırmağına daldınr. . Böylece Akhilleus, anasının tut- , tuğutopuktanbaşka hiçbir yerin- ., den yaralanmaz olur. 'Akhille- us'un topuğu' deyişi de bu öykü- .den kaynaklanır. *Benim topugu- mu da bulamadılar daha" diyor r Ece Ayhan. "Bunu, ilk kez Zü- rih'te ameliyat olduktan sonra .-Edip Canse\er'e attığun kartta söylemiştim. Ama hâlâ bulama- dılar topuğumu." ; Öyle ya, yakalanmadığı has- ._ıalık, görmediği tedavi, yatma- dığı hastane kalmadı şairin. Kı- sa bir süre önce Heybeliada Sa- natoryumu'nda tüberküloz teda- Visi görmüştü, şimdi ise Çapa • Tıp Fakültesi'nin damarcerrahi- "*i bölümünde ayaklanndan te- °3avi görüyor. Şairin şekerhasta- ' hğıyla ilintili olarak tıkanan da- 1 marlan. önümüzdeki günlerde balonla açılacak. Biraz solgun ve yorgun görünüyor ama başı- ^-flın ucunda kitap hiç eksik ol- ' 'muyor. Günlük gazeteleri sek- tirmeden izliyor, eşin dostun ge- ''firdiği şiir, felsefe, deneme ki- fâplannı büyük bir iştahla oku- • r yor. Zaten zıyarete gelenlerin "•elinde bir kitap mutlaka var. Ki- "taplan görünce yüzü gülüyor, -gözleri ışıldıyor. '' "Gazayollannızıdahenüzbu- tamadılar galiba" diyoruz, gü- "lüyor ve 'gaza yollan'nın öykü- Sünüanlatmayabaşlıyor: "Doğu- aa kaymakamlık yaparken Da- rende'ye bir arkadaşımı ziyare- te ghmiştim. Oranın imamı beni gezintiye çıkardı. Fırat'ın en bü- yük koüanndan olan Tohma Ça- yı'nın yanmdaki Battal Gazi Ka- İesi'ne götürdü. Eskkten insanlar, bir savaş, bir kuşatma sırasuıda o kalenin içinegirerier. kapıyi ka- paürlarmış. Kalenin içinden de gizli. belli belirsiz yollar varmış. Oraya gaza \ollan deıûürmiş. O yollardan gizlice arka tarafa Toh- ma Çayı'na çıkılırmış. Dışanda istediği kadar kuşatma olsuru içe- ridekiler gaza yoilan sayesinde yakayı kurtanrlarmış. Bu öykü- yü ilk dinlediğimde de 'Benım zihnimin de gaza yoilan var' de- miştim. Gerçekten de öyle. O ka- dar anestezi yapılıyor, uyutuluyo- rum, ama daha gözümü açar aç- maz beynim hemen devir yap- maya başhyor. Doğanın bana bir armaganı işte." 'Haüm selim adamımdır' Aykın mı Ece Ayhan? Herkes onu 'aykın şair' diye tanıdı. Ama o. "Hayır ay kınlık filan yok" di- yor. "Biz insanla kapışük. Kapt- şırken de "Aykın olan sizsiniz. Siz bu tarafa gelin' dedik." Bu- radaki 'biz' sözcüğü Ikincı Yeni şairlerini imliyor. Cemal Süre- ya'yı, Edip Cansever"i. Turgut Uyar'ı, Sezai Karakoç'u. Metin EtoğhTnu... "Amaonlar insanla kapışmayi unuttular zamanla, kendi içlerine döndüler. Oysa ÇH kış noktamız buydu." Içlerinden bir tek o, "Şiirimiz karadır abüer" diyerek devam ettiğı için belki de, adı 'huysuz'a çıkmış. "Vallahi ben aslında ha- lim selim bir adamımdır" diyor Ece Ayhan. "Bizdehakkınısavu- nan huysuz oluyor. Bir de insan- değil, etikçiyim' diyor Ece Ayhan. Her insanın etikçi olması gerektiğini savunuyor. Etik; ahlakı, iyiliği, kötülüğü aşan bir kavram ona göre. larefsaneter üretmeyepek merak- lıdıriar. Örneğin. bir hastanenin ortopedi bölümündeyatögım st- rada "Ece Ayhan kaçmış. Cum- huriyet meyhanesine gitmiş' di- ye bir söylenti çıkmışb. Yıllar ön- cedeZühtü Bayar benim hakkım- daolumsuz biryaa kaleme almak tstediginde 'Aman sakın ha' de- mişler, Ece Ayhan kendisi hak- kında kötü yazan eleştirmeni Ba- bıâli'detabancayla kovalar' Kay- makamlıkyapögım sıradada bir köyü iki tabancayla basttğun ha- beri çıkmışü. Halbuki öyle bir şe> yok! Bazen insanlara kızabi- lirim ama o kadar da değil." Ama bir de 'efsunlu' olduğu- na dair söylenti çıkmış: Ece Ay- han hangi dükkâna ayak bassa o dükkânın işleri o gün bereketli olurmuş. "Osmanhlarda Paza- roğlu Hasan Bey diye koca kafa- h bir adam varmış" diye başh- yor anlatmaya. "Hangi esnafın dükkânına girse o dükkânın işi iyi gkkrmiş. Biiriin esnaf da bü- tün gün beklermiş Pazaroglu Ha- san Bey gelsin diye. Ben de biraz öyle oİdum herhalde. Bir gün Eminönü'ndekitap saöcılannın önünden geçiyorduk. Esnaûn bi- ri bize saüş yapmak için'Ece'nin tavsıye ettıği kitaptır, alın' dedL Hiç bozuntuya vermedim tabuV Şairlenn çoğunu 'sanşın' ola- rak nitelendiriyor. Etliye sütlüye bulaşmayan, tatlı su balıklan an- lamında kullanıyor 'sanşın' söz- cüğünü. Şairlenn parası, pulu, olanaklan olan egemenlere çok boyun eğdiklerini düşünüyor. "Öysa eğmemeleri geriardL Ba- n şeyleri hiç kurcalamamışlar. Ona çok krayorum. Böy le boy te birçoğuyla da aram açıldı." Ma- yasında iyi şairjik bulunan pek çok şairin de kendisini geliştire- mediği için hep yerinde saydığı- nı belirtiyor. 'Ne bulursam okurum' Ece Ayhan, 'solgun halk ço- cuklannın yanında' bir şair oldu- ğunu söyledi hep. Solgun halk ço- cuklan onu tanıdılar mı peki? "Onlann arasından beni gören- ler oldu tabii. Iki-üç kişi de olsa gören oldu." Yıllar önce yazdığı bir yazıda, halk çocuklannın ya- nında olduğunu iddia edenleri eleştirmişti şair: "Halkı konı- mak için ona siper olup ateş edi- lince eğiliyorsunuz. biiriin kur- şunlar halka gidiyor. Sonra da 'Bak bak halka ateş ediliyor' di- yorsunuz." İlk kitabı 'KınarHanımın De- nizleri'nden (1959) başlayarak bugüne kadar yazdığı her şürin- de tarih' var Ece Ayhan'ın. Ama o. tarihi 'düzünden okur'. anlat- tığı tarih de masa üsrü tarih'tir. Halkın 'masa alo tarih'le yıllar- dır uyutulduğunu düşünüyor: "Bir uydurmaca ki hem nasıL_ Ama bunlara girmeyelim şimdi. Birinci ekien siyasal konular çün- kü." Hep tarihi düzünden okuma kaygısı taşıdığı için 'Ben şair de- ğil, etikçiyim' diyor ve her insa- nın etıkçı olması gerektiğini sa- vunuyor. Etik sözcüğünü ahlak- la sınırlandıranlann da çok bü- yük bir hata yaptığı görüşünde. Etik: ahlakı, iyiliği, kötülüğü aşan bir kavram ona göre. Her in- san kendi kendısine sorduğu "Ni- yeburadayız, niye vanz" sorula- nnın bile etikten kaynakJandığı- nı söylüyor "Bizi bağlayan bir etikotmakEnazıhkatiklebîk\-ar- dır etik. Bütün katiller kendile- rinin melekolarak görülmesini b- terler. İki dakika önce birisini bo- ğazlamış, ama bir bakryorsunuz küçük bir çocugun yanağmdan makas ahyor. Işte budur etik. Eğer etigi kaybedersek hapı yu- tanz." Biraz bu tarihçiliğinden. biraz her şeyi algılayıp kaydermeye hazır olan beyrıinden kaynaklan- dığını düşünüyor olsa gerek, bel- legini 'çmtçarşısı'nabenzeriyor. Evin bütün eski eşyalannın kon- duğu tavan arası gibi... Belleği- nin tavan arasma aldığı her bil- giyi. anıyı bir sisteme sokama- maktan, bir yönteme dayandıra- mamaktan yakınıyor: "Bilimsel- lik iddiam olmadu ama olsun is- terdim doğrusu. Olmasını ister- dinı ama işte yetiştiriliş, parasu- lık Her şey aynı anda olmuyor. Ama öyle bir iradem vardır ki arayıp bulunım. Ne bulursam okurum. Kitap alamadıgmı za- manlarda sahafa gider. bir Idta- bıokur, kaklığun yvri işaretier.ye- nkten gekligimdeokumayi sürdü- rürdüm. Zaten böyk olmah,baş- ka türiii olmaz." Ece Ayhan günlerini hastane odasında geçinyor artık. Ama şiiri hâlâ kara... 1954'te yazdığı ilk şiirlerinden birinde sanki bu- günleri görüyor gibiydi: "Bir soluk varyaşıyor uzak uzak Bu daha ölmemişsin demektir " Yolları, Himalayalar ve Otesi Seraklardan inen bir dağcı. KüJtiir Servisi - Son günlerdekurucusu olduğu kısaca AK.UT diye anılan Arama Kurtarma Topluluğu/Derneği'nin etkinlikJeriyle de adından sıkça söz ettiren Nasuh Mahruki'nin yeni kitabı 'Asva YoUan, Himayalar veOtesi'YapıKredi Yaymlan tarafindan yayımlandı. 1995 yıhnda YapıKredi Bankası sponsorluğunda Everest'e(8848m.) tıımanarak dünyanın bu en yüksek tepesine tırmanan ilk Türk ve ilk Müslüman unvanını alan ünlü dağcımız Nasuh Mahruki, 'Bir Dağcının Güncesi' (1995),'Everest'te İlk Türk' (1995, 1999) ve 'Bir Hayalin Peşinde' adlı yapıtlannın ardından bu kez yeni kitabında uzun yıllar hayalini kurduğu overland (karadan) Doğy yolculuğunun gezi notlanna ve gözlemlerine dayanan öyküsünü anlatıyor. Mahruki'nin yolculuğu Katnıandu. Hbet, NepaL Hindistan, Pakistan ve Iran'ı içeriyor. Nasuh Mahruki, "Asya YoUan, Himalayalar ve CHesi'nde; motosikletle lstanbul'dan yola çıkıp Katmandu'ya gidişini, Tibet'te bir ay süren ekspedisyonla 28 Eylül (1997) günü, dünyanın altıncı yüksek dağı olan Cho Oyu'nun (8201 m.) zirvesine gerçekleştirdıği Türkiye'nin en yüksek solo tırmanışını ve Nepal, Sıkkım, Hindistan, Pakistan ve lran'ı geride bırakarak tekrar lstanbul'a dönüşünü anlatıyor. Sıradan bir insanın, sıradan yaşamuu sürdürürken de tinselliğini güçlendirebileceğini savunan Mahruki, herkesin dış yaşama da dahil olması ve sistem için gerekli içsel sorumluluğa sahip olması gerektiğini düşünüyor: "Benim yeteneklerime sahip sıradan bir insan için bunun yolu, eskilerin katı disiplininden değil de nrmanmak, uçmak. dalmak ve gitmekten oJuşuyor. Benim yaptığım yahuzca bu; herkes gibi ben de kendi yoluma gidiyorum. Kendi dağıma tırmanmaya. kendi göğümde uçmaya, kendi denizimc dalmay a. kendi gözlerimle görmeye, kendimi görmeye çahşıyorum-.*' 'Ben, artıkben değilim!' Korku romanlarının yazan Stephen King geçirdiği trafik kazasının ardından aklının tamamen boşaldığını söylüyor Kültür Servisi - Ünlü korku romanla- »Jj yazan Stephen King, iki ayı aşkın bir süre önce geçirdiği trafik kazasının ar- .dmdan yavaş ya\aş iyileşiyor: ama vü- " cudundaki ağnlar hâlâ dinmemiş. Yaşı- yor olmaktan memnun; ama istediği sık- lıkta yazamamaktan rahatsız. Kazadan sonra basınla ilk buluşması olan ve Da- ily News 'de yayımlanan söyleşide King. kendisine çarpan adamın hâlâ sürücü belgesiyle trafıkte dolaşmasına çok kız- dığını belirtiyor. 51 yaşmdaki yazar. 19 Haziran günü Maine'deki North Lovell'da, elinde Bent- kALittle'ın 'TheHouse' adlıkitabıylakal- ,4mmda yürüyordu ve birdenbire 42 ya- şındaki Bryan Smhh'in kullandığı kam- yonetin üzenne geldiğini gördü. Smith, omzuna atlayanköpeğınden dolayı biran- lığına kontrolünü yitirmiştı. King'in ise kaçmak için sadece birbuçuk saniyesi var- dı. İşte bu bir buçuk saniye ve küçük bir hareket ünlü yazann yaşamını kurtardı. Çiddi biçimde yaralandı ama hâlâ yaşı- yor \e şimdi istediği tek bir şey var: Smith'in sürücü belgesinin iptal edilme- ^si! Z'[ Da\ ayı karara bağlayacak olan büyük jüri 30 Eylül'de toplanacak. Işin en ilginç yanı ise. Smith'in son 10 yılda tehlikeli araba kullanmak suçundan çeşitli defa- lar trafik cezası almış olması. •,"" < Çarpma anınının belleğinden silindi- ğini belirtiyor King. Ancak ifadesini ver- dikten sonra, o gece uyuduğunda kaza sah- nesini rüyasındayenıdenyaşamış: "Her şey birdenbire aklımda canlandı. Kam- yonetin gelişL. Tüm kaldırunı kaplamıs- tı ve tam o an bir otobüsle karşı karşıya King, sağhklı günlerinde yazdığuun döröebirini bfleüretemediğini belirtiyor. kaldığımı sandım. Kendimi sol tarafa at- tını. Anımsay abildiğim tek şey bu, bir de sonrasL" Hastanede kaldığı günlerde bir kez ka- nsı Tabitha'ya "Kamyonetin markası Dodgemuydu? Tanmuşüm_ n demış. King. Kazadan hemen sonra Smith oolis çağır- mış ve olay yerine dönmüş. Ünlü yazar o anlan. yerde yatışını ve Smith'in ba- şmda durduğunu anımsadığını söylüyor. Ambulans yanm saat sonra gelmiş: "Ba- na hangi hastaneyegitmek istediğimi sor- dular. Ben de en küçük oglumun doğdu- ğu Bridgton Hastanesi'nigösterdim. Yol- da doktorun ambulans şoförüne 'Daha hızlı!" diyebağırdıgını duyuyordunLUçu- yorduk» Doktora ölüpöhneyeceğimi sor- dum, bana "Hayır. ölmeyeceksin" dedL" King önce yakındaki bir hastaneye gö- türübnüş. daha sonra da Levviston Tıp Merkezi 'ne sevk edilmiş. Bu yolculuk sı- rasmda neler hissettiğini şöyle ifade edı- yor: "Gökyüzünü görebiliyordum. Çok güzekli. masmaviy di_ Ama ben artık ne- fes alamıyordum*'. King'i önce solunum aracına baglamış- lar, sonra da vücudunda şişme olduğu için parmağındaki iki yüzüğü keserek çıkarmışlar. Bunlardan biri kansıyla evlenirken taknğı alyans, diğeriyse yine kansının ken- disine armağanettiğı bir yüzükmüş. Şim- di yenisini almak yerine. alyansını tamir ettirmeyi düşünüyor. Artık günde bir saat terapi görüyor ve iki günde bir rehabilitasyona gidiyor. *Herşey yolunda''diyor ünlü yazar. "Es- kiye oranla çok daha iyiyim. Bacakları- mıhareketettirmeji yenklen ögreniyorunı. Kazadan sonraki ilk altı hafta hiçbir ye- rimi kımıldatamıyordum. İki hafta için- de beş ameliyat geçirdim. Ama kısa süre içinde yeni gözlüklcrimle bir şeyler oku- maya başladım. Kanmsa gerçekten bii- yüleyiciydL Bana büyük destek oldu, hep yanımday dL İyi bir terapiyle yeniden ça- lışmay a başlamamı sağladL İşteevliolma- nın anlamı da bu galiba." King, yazmaya başlamış olsa da eskı- si kadar çalışamamaktan oldukça rahat- sız. Sağhklı günlerinde yazdığının dört- te birini bile üretemediğini söylüyor: "O kazadan sonra sanki aklım boşaldı ve tüm entelektüel birikimimi yitirdim. Bu- nu da eve döndüğüm zaman anladım. Nasıl mı? O sırada televizyonda Tıtanik oynuyordu ve ağlaya ağlaya filmi izle- dim." Nazizmin gerçek yüzünü savaştan sonra anladı Bergman'ın Hitler tutkusu GÜRHAN UÇKAN STOCKHOLM - Isvıçreli ünlü yönetmen Ingmar Bergman. genç- liğinde AdolfHitler'e hayran oldu- ğunu ve Nazizmin gerçek yüzünü ancak II. Dünya Savaşı'nın ardın- dan anladığını belirtti. 81 yaşında- ki Bergman ın, SouthChinaMor- ning Post'ta yer alan haberde. fe- minist yazar Maria-Pia Boethi- us'un Isveç'in Nazi Almanyası'yla ilişkileri hakkmdaki kitabımn 2. baskısında yer alan itiraflan büyük yankı uyandırdı. Bergman'ın Bo- ethius'a yaptığı açıklamalar şöy- le: "Politik konularda gerçekten tarafsızdım. Ancak, Almanlann ideaflerine ilgi duymuyor da değü- dim." Bergman, babasının aşın sağcı bir görüşte olduğunu ve Bolşevik- lerden nefret ettiğini belirtirken anılannı şöyle anlatıyor: "Sma- dalarö'de bir evimiz vanh. Komşu- muzYahudi biryönetmendL Birge- ce ağabeyim ve arkadaşlan. yönetme- nin evinin duvanna gamalı haç çizdiler. Hiçbir şey söylemedim. 1936 yıhnda Al- manva'nın Haina kentindeki bir rahibin evine öğrenci mübadelesi nedeniyle git- tim. Bütün aik Nazi'ydi. Oyaz Hitter'in partisi, Weimar'da kongre yapn. Hitler müthiş etldkyici bir hatipti. O konuşur- ken halk etektrikleniyordu. Oysa biz İs- veç'te onu yahuzca fotoğraftanndan gö- rüyorduk." Ingmar Bergman, Almanya'dayken kendisinin de tanıdıklanna Hitler sela- mı verdiğini itiraf ediyor. "Nazizm bana, gençler için çok elve- rişG birhareketgiMgörünüyorda Ahnan- Ingmar Bergman, gerçekJeri anlayınca •bekaretimi kaybetmiş gibi hissettim' diyor. lar İsveç'in komşulan Norveç ve Dani- marka'yı işgaledince memnun ohnuştum. O ülkeleri koruyacaklanm düşünmüş- tüm." Ünlü yönetmen, savaş bitip Naziz- min gerçek yüzü ortaya çıkınca gerçek- ten utandığını ve kendisini 'bekâretini kaybetmiş' gibi hissettiğini söylüyor: "Kamplar acıhp korkunç gerçekler or- taya çıkınca önce tanıklann anlatnkla- nna inanamadun. Her şeyin müttefik- lerin propagandası olduğunu sandım. Gerçeği anlayınca şoke oldum." Ingmar Bergman, bugün bile hâlâ Na- zızme sempati duyanlann olmasını an- layamadığını da sözlerine ekliyor. Menuhin, 7O.yaşında konserle anılacak • Yehudi Menuhin in 70. doğum yıldönümü anısına 6 Kasım'da Ingiltere'deki Royal Albert Hall'da büyük bir konser düzenlenecek. Mstislav Benno Schollum Londra Koro Topluluğu ve Bach Korosu ile Teresa Seidl. Liliana Bizineche ve Algirdas Janutas'ın katılacağı konseri şef Mstislav Rostropovich yönetecek. Konserde Sarasate, Bach. Mozart ve Beethoven'ın yapıtlan seslendirilecek. • Blrglt Cullberg 91 yaşında öldü. Modern dansın kraliçesi olarak anılan ünlü koreograf, çağın toplumsal ve politık sorunlanna değinen teatral koreografileriyle 'politik dans' adı verilen bir türiin yaratıcısı olmuştu. 1957'de Strindberg'in ünlü 'Miss Julie" yapıtından uyarladığı bale gösterisi uzun yıllar belleklerden silinmemişti. • Ceorge Lucas, Anadandoğma filminin yıldızı RobertCarlyle'ı çok başanlı bulduğunu ve Star Wars serisinin yeni fîlmınde mutlaka Carlyle'm da rol almasım istediğini açıkladı. • Naomi CdlTipbell, yönetmen Michelangelo Antonioni'nin yeni fılminde oynayacak. Ünlü model şimdiden oyunculuk dersleri almaya başlamış bile. Jack Finney'in bir öyküsünden uyarlanan bilimkurgu niteliğindeki fılmin adı 'Destinazione Verna". • Letonya Ulusal Operası. büyük bir ekonomik kriz yaşıyor. Devlete ödemek zorunda olduğu 2.9 milyon dolarlık vergiyi ödemediği gerekçesiyle vergi dairesi tarafindan yeni sezondaki bilet satışlan durdurulan opera, bu yıl sezonu hiç açamayabilir. Ekonomik bunalımdaki bir başka kurum olan Letonya Ulusal Senfoni Orkestrası'mn üyeleri de uzun bir süredir hükümeti, kostümlerini yenilenmezse sahneye kot ve spor ayakkabısıyla çıkmakla tehdit ediyorlar. • Lauren Bacall. Shirley McLaine ve Debbie Reynolds, 'Those Old Broads' adlı fıhnde başrolleri paylaşacaklar. Bir Disney yapımı olan fılmin senaryosunu Reynolds'm kızı Carrie Fisheryazmış. • Ettore Scola, 'LaCena' adlı filminin yanşmalı bölüme katılması nedeniyle bulunduğu Montreal Film Festivali'nde yaptığı açıklamada. yeni çalışmasında bir Katolik ve bir Musevi aılesinin öyküleri çerçevesinde 1938 yıhnda uygulanan ırkçılıkla ilgili yasalan ele alacagını belirtti. • Alexander Payne, yeni fılminde 1960'larda ünlenen Meksikalı müzisyen Juan Garcia Esquivel'i anlatacak. Filme adını da veren Esquivel'i John Leguizamo canlandıracak. Leguizamo filmin yapımcılığını da üstlenivor. • Kenneth Branagh ve Robin Wright Penn, 'How to Kill Your Neighbour's Dog' adlı bağımsız filmde başrolleri paylaşacaklar. Senaryo yazan Michael Kalesniko'nun ilk yönetmenlik denemesi olacak komedi türündeki filmde Branagh, zor günler™1 ' geçiren ve komşusumın köpeğinin havlamalan yüzünden uyuyamayan bir oyun yazannı canlandınyor. Filmin bütçesi 10 milyon • dolar. ! • Krulger- Poniatowski çiftinin, 1400'lerden bu yana yaşamış çok önemli Avrupalı ressamlann 188 yapıtından oluşan dev koleksiyonu Venediİc'te sergileniyor. 'The Timeless Eye' başhklı serginin küçük bir Louvre Müzesi'ni andırdığı söyleniyor. Sergide Tintoretto'dan Beccafumi'ye. Rembrandt'dan Cezanne'a büyük ustalann resirnleri yer alıyor. • Emma ThompSOn en çok canlandırmak istediği rollerden birinin, James Bond serisinin 'Rusya'dan Sevgilerie' filmindeki Rosa Klebb karakteri olduğunu belirtti. Filmde bu rolü Lotte Lenya üstlenmişti. • Chrlsties Müzayede Evinin sahibi François Pinault'nun . dürüstlüğünden kuşku duyuluyor. Avrupa müzayedeciliğinin en önemli isimlerinden biri olan Pinault'un sarm aldığıveM.Ö. 19. yüzyıla ait olduğu sanılan, Mısır hükümdan 3. Seasotris'in heykelinin sahte olduğunu idia eden uzmanlar, Pinault'nun bu heykeli satmasuu önlemeye çalışıyorlar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog