Bugünden 1930'a 5,432,146 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

( • SAYFA CUMHURİYET 8 AĞUSTOS 1999 PAZAR 8 HABERLERIN DEVAMI fTOKİYI Istanbul Y 29 Sinop PB 28 Adana Edıme Y 30 Samsun A 29 Mersin Kocaeh PB 30 Trabzon A 29 Diyarbakır A 29 ŞanlıurfaÇanakkale PB 30 Gıresun Izmir A 35 Ankara Y 29 Mardin Manısa A 35 Esktşehir Y 29 Siirt Aydın A 36 Konya A 31 Hakkârı Denızh PB 33 Sıvas A 30 Van Zonguldak PB 28 Antalya A 35 Kars f^% Parçah bututlu Yurdun kuzeybatı ke- stmlen parçalı bulutlu, Trakya. Batı Karade- nız'ın ıç kesımlen, Iç Anadolu'nun kuzeybaü- sı ıle kuzey Ege'nın ıç kesımlerı sağanak ve gok gürüllulü sağanak yağışlı otekı yerier az buiutlu ve açıkgeçecek. Hava sıcakJığı yurdun kuzeybatı kesımtennde bıraz azalacak. otekı yerterde onemlı bır değı- şıkJık ofrnayacak DIS MERKEZLER Oslo Helsınki Stockholm Londra Amsterdam Bruksel Paris Bonn . A A A Y A A PB A 21 27 26 29 28 30 30 31 Münih A 32 Zürih Berlın Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina A A Y A A A A A 31 32 32 32 31 30 33 34 A 28 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bışkek Tıflis Kahire A A PB A A A A A 2B 42 33 39 35 35 37 34 A 39 ^ Çok bulutlu • Yağmurlu Karlı JL-A> Sulukar , Gok gürüftüiû GUNCELıCÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafı 1. Sayfada çekleştirebilmek ıçın Ecevit'in FP'ye "ödün vere- ceği" geçen perşembe Cumhurbaşkanı Demi- rel'leyaptığı uzun görüşmeden sonrazaten kesin- leşmiş gibiydi. Çankaya kapısında FP'nin tahkim ve gümrük yasasına "destek vermek için Siyasi Partiler Ya- sası'yta ilgili (Erbakan'a siyasete dönmeyi sağla- yacak) isteklerinin kabul edilmesini" istediğini söy- leyen Ecevit, "Bu konu da partiler arasındaki uz- laşı sürecınde ele alınır" dedı. Bu söylem, "Tahkime destek karşılığı FP'ye ödün vereceğiz" demekti. Köşk, FP'ye çoktandır değişık bir gözle bakıyor. Hele 7 yılda Çankaya'da kalmasını sağlayacak anayasa değışiklığınden söz edildiği şu sıralarda! Demirel, Köşk'e çağırdığı FP lideri Recai Kutan'ı rahatlattı: Yalanlanmayan habere göre, Kutan'a, "RP'nin kapatıldığı dönemdeki şartlar bugün mevcut de- ğil" ded\. Söyleyen Cumhurbaşkanı. Elbet bir bildiği var ki, FP'nin kapatılmayacağını genel başkanına gönül rahatlığıyla duyurdu. Karşılığında da Kutan'dan "tahkim konusuna sahip çıkmasını" ıstedi. Başbakan, Kutan'dan sonra Demirel'le konuş- tu. Köşk'ün "sıcak bakmasını içeren tavsiyesini alarak" Çankaya kapısında FP'nin öne sürdüğü ödüne olumlu işaretler verdi. Olaylara derınlemesıne bakınca, devletin yannı- nı etkileyecek, devlet ıçinde değişik bir olgunun gi- derek güçlendiği görülüyor. Demirel-Ecevıt-Yılmaz arasındaki üçlü ittifak, 4. üye olarak Devlet Bahçeli'nın katılımından sonra daha da güçlendi. Tıkır tıkır işliyor. Bu ittifak cumhurbaşkanı seçiminden hüküme- tin geleceğine kadar aralarında hemen her konu- da anlaşmış görünüyor. İlgili ve etkili çevrelerı uyutan bir sistematik için- de örneğin irtica ile savaşım konusunda da... 28 Şubat kararları... llk günlerde Demirel'in ha- raretle savunur göründüğü irticaya karşı MGK ka- rarları... Yavaş yavaş gündemden düşürülüyor. Sonradan öğrenildi ki, Cumhurbaşkanı 8 yıl eği- tim dışındaki 28 Şubat kararlarına mevcut yasa- larda yer aldığı için fazla değer vermiyor. Bir başka "bilinen gerçek" daha var Cumhur- başkanı, ülke yönetimınde önemli ve kimi yerde gerekli olan (örneğin REFAHYOL dönemini sona erdiren) "asker etkisıntn 'bir süre daha' süreceği- ne" inanıyor. Bu inanış doğrultusunda duyarlı ko- nularda o çevreleri ürkütmeden adımlar atmayı ön- görüyor. Tekerteker Nitekim, son süreçte Çankaya-hükümet arasın- daki "ittifak" gereği, 28 Şubat kararlan teker teker askıya alınmaya başlandı. 5. sınıftan sonra kız erkek çocuklar için Kuran kurslan açılarak kesintisiz 8 yıl eğitim delindi.. Polise imam-hatip mezunlannın alınmasına de- vam etmeyı sağlayacak çalışmalar başlatıldı. İrtica kaynaklannın belli başlı amacı olan devle- tin güvenlik güçlerıni içeriden ele geçirme planın- da gericiler böylece somut bir adım attı. Anımsayacaksınız; Başbakan Ecevit, "28 Şu- bat'ın defterinin kapandığım" söyledi. İrticaya karşı -MGK'de irdelenen- yasal düzen- lemeleri gereksız buldu. Mütedeyyin vatandaşlan rahatsız etmemek için irtica yollanna "daha hangi ödünlerin verileceği" tartışılırken... 28 Şubat karaıiarının alınmasında bir numaralı sorumlu kişıye, Necmettin Erbakan'a fiili siyasete dönmesıni sağlayacak hazırlıklar başlattı. Köprüye karşı kampanyanın baş aktörü olan Ecevit, "Çağ değiştiben de değiştim" diyor. Doğru. Ecevit'teki değişim, önce beyazlaşan sa- çını bıyığını siyaha boyatarak başladı. Sonra sıra dişlerine geldi. Sonunda soldan sağa siyasal çark- lara. Soldan sağa yönelişi "tutarlılık" diye tanımlıyor. Nasılbirtutarlılıksa? Türkiye uluslararası sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmiyor Çocıık lıaklan kâğıt üzerinde ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Türkiye çocuk haklan konu- sunda uluslararası sözleşmelenn gerektirdiği yükümlülüklerini yeri- ne getirmiyor. Imza koyduğu Ulus- lararası Çocuk Haklan Sözleşme- si ve Uluslararası Çalışma Örgü- tü'nün (ILO) 138 No'lu sözleşme- siyle çocuklann çalıştınlamayaca- ğını kabul eden Türkiye, 6-14 yaş 12 milyon çocuktan 4 milyona ya- kınının iş hayatında veya aile içe- risinde çalıştınlmasına göz yumu- yor. Çalışmak zorunda olan çocuk- lann 1.5 milyonu okula gidemiyor. Türkıye'nin kabul ettiği 1973 ta- rihli ILO'nun Istihdama Kabule llışkin 138 No'lu Sözleşmesi 15 yaş altında çoçuk çalıştınlmasını yasaklıyor. Uluslararası Çocuk Haklan Sözleşmesi'nde de 18 ya- şının altindaki her insan çocuk ola- rak tanımlanırken 32. maddede ço- cuklann, eğitimlerini ve gelişim- lerini engelleyecek şekilde çalıştı- nlmalanna karşı korunma haklan vurgulanıyor. Türkiye, uluslararası sözleşme- lerle çocuklann çahşmalannı ya- saklamayı taahhüt ederken ulusal hukuk ve mevzuatta gerekli adım- lan atmakta işı ağırdan alıyor. Tür- kiye'de çalışma yaşamını düzenle- yen çoğu 50-60 senelik mevzuatta 15 yaşın altındaki çocuklann ça- lıştınlmasına olanak veren madde- ler yer alıyor. Mevzuatta asgan ya- şı bazı alanlarda 12'ye kadar ine- biliyor. Değiştırihnesi gecıktirilen bu maddeler, işverenın "çanştınl- ması en uctız ve kovulması en kolay işçi" olarak gördüğü çocuk işçile- rin sömürülmesinin yolunu açık tu- tuyor. Bu maddelerden bazılan şöyle: - Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, Madde 173: 12 yaşından aşağı bü- tün çocuklann fabrika ve imalatha- ne gıbi her türlü sanat müessesele- riyle maden işlerinde amele ve çı- rak olarak istihdamı memnudur (yasaktır). - Haftalık İş Günleri Çalışma Sü- releri Tüzüğü, Madde 5: Haftalık iş günlenne bölünemeyen Çalışma Süreleri Tüzüğü kapsamına giren işlerde 15 yaşını doldurmamış ço- cuklar günde 7.5 saatten çok çalış- tınlamaz. - Iş Yasası, Madde 67: 15 yaşın- dan aşağı çocuklann çalıştınlması yasaktır. Ancak, çocuklann sağlık gelişmelerine, okul veya mesleki eğitim ve mesleğe yönelme prog- ramlanna devamlanna yahut öğre- nimden faydalanma kabiliyetleri- ne zarar venneyecek nitelikteki ha- fıf işlerde 13 yaşını doldurmuş ço- cuklann çalıştınlması mümkün- dür. lstatistikler, ulusal yasalann ya- nı sıra uluslararası sözleşmelerle de taahhüt edilen çocuk haklannın Türkiye'de kâğıt üzerinde kaldığı- nı gösteriyor. Uluslararası Çocuk Haklan Sözleşmesi'nin 26 ve 28. maddelerinde "Bütün çocuklann sağlıklan eğitim haklan, beslenme ve bakımlan güvence alöna alınır. Çocuklar, eğitimlerini eksiksiz ya- pabilmeleri için desteklenir ve ko- runur. tlköğretim herkes için para- sızdır, kız olsun erkek oisun her ço- cuk için zorunludur" denilirken, Türkiye'de 6-14 yaş arası çocukla- nn yüzde 12.8'ini oluşturan 1.5 milyonu aşkın çocuk okula devam edemıyor. Okula gıdenlenn 3 mil- yona yakın ise aynı zamanda çalış- mak zorunda. Aynı sözleşmenin 32 maddesın- de "Tarafdevleder,çocuğunekono- mik sömüriiye ve her türlü tehlike- li işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığını veya bedenseL zihin- seL ruhsal. ahlaksal ya da toplum- sal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştınlmasına karşı koru- ma hakkını kabul eder" denilıyor. Türkiye "de 11 milyon 900 bin ço- cuğun 3 milyon 880 bıni çalışmak zorunda iken bunlann I milyondan fazlası çalıştığı için okula gidemi- yor. Oral Çahşlar'a ödül ANKARA (Cumhu- riyetBürosu)-1989 yı- lında geçirdiği rahat- sızlık sonucu yaşamını yitiren eski Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Genel Başkanı Rafet Genc, yann me- zan başında düzenle- necek törenle anılacak. Genç'in anısını yaşat- mak için ÇGD tarafin- dan verilen "Rafet Genç HaberÖdülü"ne bu yıl gazetemiz yaza- n Oral Çahşlar değer görüldü. ÇGD Genel Yöne- tim Kurulu, yaptığı de- ğerlendirmede bu yıl- ki ödülün, "düşünceyi ifadeözgürlüğünün ek- siksizsaglanmasıvega- zetecüik mesiek ilkele- rinin korunması volun- daki kanuiı mücadele- si" nedeniyle gazete- mizde yayımlandıktan sonra bir kitapta topla- dığı röportajı nedeniy- le hapis cezasına çarp- tınlan Oral Çalışlar'a verilmesini kararlaştır- dı. Genç'i anma töreni yannsaatl2.30'daCe- becı Asn Mezarlı- ğı'ndaki mezan başın- da gerçekleştirilecek. ÇGD yöneticilerinin yanı sıra Genç'in mes- lektaşlan ve yakınlan- nın katılacağı törende ödül Çalışlar'a verile- cek. Güneydoğu y da TanrıAy y dırl • Baştarafı Arka Sayfada se henüz yerim var. anlatabilirim. Güneydoğu'da sadece Antep değil, her yer insanı baştan çıkanr. Urfa'dan, o peygamberler ve serin konaklar ken- tinden başka bir zaman sözedeceğim. Şimdi Urfa - Harran arasında biryerle- re götürüyorum sızi Adı Sumatar. Bu- rası sadece Arapça konuşan bir köyün hemen yanıbaşında. bir tepe. Çok >ük- sek değil. yirmi dakikada çıkılıyor ve çıktığınızda sizi havaalanı gibi bir yer karşılıyor. Zemininde henüz çözülme- miş Asur yazılan bulunan bir havaala- nı. Yazılann Ay'a gönderilmiş mesajlar olduğu söyleniyor. Çünkü burası Ay tannsı Sin'in henüz üst kısmı açığa çık- mış en görkemli tapınaklanndan biri. Çevrede yedi tepe daha var, hepsınde de bir başka gezegeni simgeleyen tapınak- lar. Ve tepenin her yerinde hilaller. Donup kalıyorsunuz. Tek sorduğu- nuz sonı: "Burası neresi, neredeyim ben?" Az sonra bir uçan daıre gelip sizı götürse şaşırmayacaksınız. Burası za- man dışı bir yer ve Ay sıze ınanılmaz derecede yakın, hani elınizi atıp cebı- nize koyabilirsıniz. Ben çölden bilırim. Ay böyle yakın göründüğünde durum pek tekın değil- dir. Her şey olabilir. İşte bu nedenden bır gün eğer Sumatar'a gidip Ay tapı- nağını ziyaret ederseniz, bu sözlerimi unutmayın ve bir an önce dünyaya dön- meye bakın. Neyse hâlâ yerim var. Su- matar' ı da anlattım. Ama anlatmadı- ğım ve anlatmak için can attığım bir şey daha var. Şöyle: Antep'te yolda gidiyorum, karşıdan bir araba kaportasım kucaklamış beş kişi bana doğru yaklaşıyor. Anlaşılan arabada tek sağlam kalan yer kaporta. Onlara gülerek bakıyorum, yanımdan geçerken "bu bizim yazlık araba", di- ye hem bana laf atıyorlar hem de ken- dileriyle bir güzel eğleniyorlar. Ama beni kandıramazlar, o nasılsa sağlam kalmış kaporta çok geçmeden güzelim bir arabaya dönüşecek, onlann işi bu. Sözün kısası Antep'te yapılmayacak, onanlmayacak araba yoktur. Bu neden- den bütün yüzü gözü dağılmış arabalar değişmek için Antep yolunu tutar. An- tepli ustalann hepsi bana göre birer es- tetik cerrahıdır. Bu neden böyledir bi- linmez, kimi der suyundan, kimi der kebabmdan. Hay Allah artık sözü kesmeyelim. Son bir sözüm var. Güneydoğu'da Tan- n'nın Ay olduğuna karar verdim. Bu böyle. Gidin görün, bana hak verecek- smız. BOZS0@ hotmaiLcom Esenyurt Beiediye Başkanı Güroüz Çapan (soldan dördüncü), bürün etkinliklene ka&byor. En büyük açıkhava sinemasıtstanbul HaberServisi -tstanbul da Harbıye'den sonra ıkınci büyük açık hava tıyatrosu olan Rdat Ugaz Açık Hava Amfitiyatrosu, Türkiye'nin en büyük yazlık sineması haline getinl- di. Esenyurt-Esenkent'teki 4 bin 500 kişilik RJfat Ilgaz Açık Hava Tıyatro- su, küçük düzenlemelerden sonra, yurtiçi ve yurtdışında büyük ilgıyle izlenen fihnlerin gösterimine başladı. Türkiye'nın en büyük açık hava si- nemasında ilk olarak, Reis Çelik'in yönetmenliğini yaptığı, Deniz Gez- miş ve arkadaşlannm mücadelesini anlatan Hoşçakal Yann filmi gösteril- di. tkinci olarak da dünya sinema ya- zarlannın ilk 10'a aldıklan Cesur Yü- rek fılminin rekoranu kırmak üzere olan İnce Kırmızı Hat devreye girdi. Bundan böyle. Türkiye ve dünyada gişe rekorlan kırmış ünlü fîlmler, Rı- fat Ilgaz Açık Hava Tiyatrosu'nda iz- lenebilecek. Esenyurt Beiediye Başkanı Dr. Gürbüz Çapan, Esenyurt'un 30 bin kişinin yaşayacağı çağdaş bir uj;du kent haline geldiğinı belırterek "Un- lü edebryatçunız Rdat Ilgaz'ın adım ölümsüzleştiren açık harva tiyatromuz da Esenkent projesinitaçlandmnış ol- du. Hem de, devletin desteğini bekle- meden, kooperatif üyelerinin kendi çabalanyla yapdmış olması da Tiirki- ye'de ilktir" dedi Çapan. Türkije Türkhalk möziği sanatçısı Özlem Öz- diL, bağlaması> la geceve renk katn. Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, 300 bin nüfuslu bır uydu kent kurulurken ilk kez bu kadar büyük; 4 bin 500 kişi kapasiteli bir açık hava tiyatrosunun organizasyonun içine ahndığını belirterek şunlan söyledi: "tstanbul gibi bir kentte, arsa spe- külatötierinin eline düşmeden, kaçak gecekondularinşa etmek zorunda kal- madan, orta ve alt gelir gruplan da çağdaş bir vasam sürebilir. Çünkü Esenkent, yalnızca konut değiL farklı bir yaşam biçimi demektir. Bugünün kola> çıkarlannı değil, yanna devTe- dilecek uzun \e güç bir volu seçtik. Bu >ol bize .\BD'den 'Uluslararası Çağ- daş Kent Odülü, H.4BITAT ödülüge- ü'rdi. Bu ödülleri Esenyurt'a annağan ettik. Zor depdi, ama kolay da olma- dı_ Geçen cumartesi gecesi Rdat Ilgaz Açık Hava Tiyatrosu'nda konser >e- ren Anf Sağ, Türkiye'de özellikle de İstanbul'da birbiri ardına toplu konut alanlan ve uydu kentlerin v ükseldiği- ni, ancak hiçbirinde bö> lesine sanat ve kültür için mekânlar yapılmadığını sövledi. Bir tek Gürbüz (Çapan) bu- nu akıl ettL Gürbüz'e'deli' derier.Öy- leyse Türkiye'nin böyle delilere ihtiva- cı var." 1999 ydı etkiıılikleri Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi'nde 1999 yıhnda, Ankara Birlik Tiyatro- su Oyunculan Üyas Salman ve Zeki Göker'in oynadığı 'Gurbet Kuşlan', Ferhat Tunç Konseri, Esenyurt Bele- diyesi Kültür Müdürlüğü'nün düzen- ledığı 'EsemurtJuMüzisjenlerŞenli- ği', Anf Sağ, Sabahat Akkiraz. Hoş- çakal Yann. tnci Kırmızı Hat filmle- ri, AynavMoğollar, LeventKırca-Se- zen Aksu, Bulutsuzluk Özlemi. Cem Karaca, Erkin Koray ve MahzuniŞe- rif konserleri gerçekleştinlecek. Etkinlikler kapsamında aynca; Rı- fat Ilgaz Kültür Merkezi'nin kültür ve sanata daha ıyi hizmet edebilmesi için festival ve halk şölenı kapsarrun- da bir dizi etkinlik düzenlenecek. 'MEZARDA EMEKLtÜĞİ' PROTESTO İşsizükvePahalılığa Karşı Savaş Derneği üyesi Semra Pektopal, 57. hükümetin "mezarda emeklilik yasasr çıkarmak istediğini söyledi. Alibeyköy Güzeltepe Mahaüesi Semt Pazan'nda yapdan basuı açıklamasında konuşan Pektopal, hükümet yetkililerinin "emeklilik yaşını Batı'daki rakamlara çekeceğiz" dediğini anımsatarak hükümetin ücretleri Batı'daki seviyeye getirmeyiasla düşûnmediğini vurguladı. ŞStZUK AHAULIâı G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafi 1. Sayfada necek" dedi. Haber Müdürümüz Bülent Sanoğ- lu'nun askere gitmesinin ardından onun görevini devralan Alper Ballı da, "Hafta sonu aynntılı bir haberyapanz" deyip, üzerine atladı. Cuma gece yansı, Denizer'e düzenlenen suikast- la sarsıldık. Denizer'in yükseiip inen yaşam çizgileri ve yaşa- mının sona erme biçimi için şunu söyleyebiliriz: Bir Türkiye klasiği! Anadolu geleneğidir, ölenin ardından kötü konu- şulmaz. Yurttaş olarak Denizer'e ışıklar içinde yat- sın diyoruz; ailesine, yakınlanna, Genel Maden-lş ve Türk-lş çevresine başsağlığı diliyoruz. Sendikacılık tarihimizin önemli bir kilometre taşı- nı oluşturan maden işçilerinin 1991 Zonguldak-An- kara yürüyüşünün önderi, Zonguldakspor Kulü- bü'nün başkanı, siyaseti denemiş Şemsı Denizer'in yaşam çizgisini ve öldürüluş nedenıni masaya ya- tırmak ise kaçınılmaz bir gazetecilik görevi. Ham bilgilere dayanarak derin yorum yapmak sağlıklı olmaz. Ancak dikkatimizi çeken ve altını çiz- mek istediğimiz noktalan maddeleyelim: 1- Olay, şu andaki görünümüyle faili meçhuldör. Suikastı düzenleyen Cengiz Balık sadece tetiği çe- ken kişidir. Balık'ı yakalayıp, "olayın faili ele geçıril- miştir" demek suikastın çözümlenmiş olduğunu göstermez. 2- Birbirini tamamlayan habertere göre, zanlı Cen- giz Balık'la Şemsi Denizer'in arası iyiydi. Denizer'in kardeşi Vedat Santaş, "Ağabeyimle Cengiz Balık arasında ağabey-kardeş ilişkisi vardı" diyor. Balık'ın geçmişi oldukça hareketli, 10 suçtan 7 yıl cezaevin- de yatmış. Bir kişi suç işler, cezaevinde yatar, çıkar, yeni bir yaşama başlar, onun da elbette Denizer gi- bi sendikal-siyasal yaşamın önde gelen adlanyla ağabey-kardeş ilişkisi olabilir. Ama suç işlemeyi alış- kanlık edinmiş biriyle Denizer'in böyle bır ilişkisinin olması normal değil! 3- Denizer, sendikal yaşama yürekle ve eli kürek- le başlamıştı. Maden ocaklanndan geliyor. 1990'la- nn başında dönemin Cumhurbaşkanı Turgırt Özal'ı kamuoyu önünde mahkûm etti ve "Çankaya 'nin şiş- manı, ışçi düşmanı" sloganını tarihin sendikal say- falanna yazdırdı. Türkiye halkı onu, dönemin Polon- ya sendikal hareketi liderliğinden cumhurbaşkanlı- ğına ulaşan Lech Walesa'yla eş tuttu, "Walesa Şemsi" dedi. 4- Son görevi Türk-lş Genel Sekreteriiği'nde de, Genel Başkan Bayram Meral'e rağmen ciddi adım- lar atmayı başardı. Sıcak temmuz-ağustosta emek cephesinin olabildiğince parçalanmaması için ckj- di çaba harcadı. Bu uğraşlan övgüye değerdi. Sendikacılık dışındaki Denizer 5- Denizer'in siyasete girerken gösterdiği ikili tu- tum tatsızdı. 1991 'de Zonguldakian aday olacaktı, DYP ile SHP arasında gidip geldi. Bu dalgalı tutu- mun ardından SHP'den aday oldu, ama kaybetti. 6- Adını sendikal yaşama altın harflerie yazdırmış bir kişinin, siyasi başansızlığın ardından Zongul- dakspor başkanlığına soyunması olumlu bir adım değildi. Zonguldakspor, zaman zaman Birinci Lig'de de oynamış başanlı bir kulüp. Ancak kulüp başkan- lıklannın işyaşamındaki kişileriçin iyi bir "vitrin" ola- rak kullanıldığı ülkemizde, sendikacılann "oyaşama" geçmesi olağan değildi. Kulüp başkanı olunca işin içine ihale giriyor, iş ilişkileri giriyor! 7- Denizer'in başını çektiği Maden-Koop olayını Zonguldaklılar çok iyi bilirler. Bu kurumun toplum üzerinde öylesıne etkili gücü vardı ki, değme ulus- lararası mağazalar zinciri karşısında duramazdı. An- cak kooperatif, bir dizi hesabı verilmemiş harcama faturalan arasında yok olup gitti. 8- Denizer, Sanyer'de lüks bir yapı kooperatifıyle de aynca ilgilendi. Ev sahibi olmasına elbette diye- ceğimiz yok, ancak yine altını çizetim, toplumsal ha- rekette öncü olan kişilerin, parayla ilgili işlerde ayn- ca dikkatli olması gerekiyor. Denizer'in lüks araba tutkusu, kullandığı Jaguar marka araç, onun Wate- satitrinin hemen yanına konuldu! 9- Denizer'in sendikal başanlannı bir kez daha kutlarken, maden işçilerinin yeni liderleryetiştirece- ğine olan inancımızı da vurgulayalım. Son sözümü- zü söyleyelim: VValesa Şemsi'den Jaguar Şemsi'ye... Güçlü, sağlam, ama telleri düzensiz bir şemsiye! CHP Cönulluleri geliyor 'Aydınlanmanın taraftanyız' BAR1Ş DOSTER "Atatürk'ün akJındaki Türkiye ve CHP idealine ulaşmak" ortak payda- sında birleşen ve kendile- rini hiçbir kişi ya da kli- ğin değil, "Mustafa Ke- mal'in ve CHP'nin tara- fi" olarak tanrmlayan bır gnıp gencin oluşturduğu 'CHP Gönüllüleri', kısa sürede hızla gelişmeye başladı. Iç mimardan ekono- miste, seramik sanatçı- sından endüstri ürünleri tasanmcısına çeşitli eği- tim ve mesiek gruplann- dan gençlenn, altı ok ve Atatürk devTİmleri çerçe- vesinde birleşerek kur- duklan 'CHP Gönüllüle- ri'nin öncülerinden Ha- kan Sekmen. oluşumlan- nın nedeninin ûlkemizm ve CHP'nin içinde bulun- duğu koşullar olduğunu söyledi. Sekmen, çıkış noktalannı sonımluluk duygusu ve ülkemizin ge- leceği endişesi olarak özetleyerek "Törkiye'yi 21.yüzyüataşrvacaksiya- sal örgütiülüğün. ancak CHP'nin yeniden yapı- landırunıası ve kendki o(- ması Ueyaraalabileceğine inanıyoruz. Bu yüzden hareketimizi CHP'nin ağır bir yenilgi aldığı dö- nemde başlattık ve yine bu yüzden yapacağımız her eylemi CHP'yi yeni- den yapılandırma amao- na yönlendireceğiz'' diye konuşta Altı okla şekille- nen Atatürk devrimlerini işler kılmayı amaçladık- lannın altını çizen Sek- men, Atatürk'ü hiçbir za- man araç olarak kullan- mayacaklannın sözünü vererek "tçi boşaltdmış Atatürk edebiyatı yap- maktansa, Atatürk'ü an- lamaya çalışacagc Çün- kü Atatürk'e ulaşmadan onu aşmanın olanaksız ol- duğunu biliyoruz" dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog