Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

8 4ĞUST0S 1999 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 17 Okumayan Bakan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, SSK'nin battığını anlatmak için her fırsatta "kral çıplak" diyor. Iş, M kral"ı giydirmeye gelince nedense sesini çıkartmıyor. Geçen yıl Rusya'daki ekonomik kriz, turiann iptaline neden olunca Akdeniz bölgesinde birçok turistik tesis zorda kalmıştı. Bunlardan biri Eylül ve Ekim aylannda SSK primlerini yatıımamış, 26 milyar liralık prim borcu cezasıyta 56 milyar liraya yükselmişti. Işletmeci borcunu aylık yüzde 8 faizle 18 ayda ödemek üzereydi ki, teminat olarak gösterdidği 200 milyar lira değerindeki gayrimenkulün tapusunu SSK kabul etmedi. Çünkü aynı tapu üzerinde bir bankanın 50 milyar liralık ipoteği vardı. Gayrimenkulün değeri SSK'nin alacağını da karşılıyordu ama SSK illa birinci sırada olmak istiyordu. Bu işe Okuyan ne diyecek diye bekledik. Hiçbir şey diyemedi. Böylece "kral"ın çıplak değil şaşkın olduğunu anladık! Elektrontk posta: somdposta.ctHnJiuriyetcom.tr Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212,512 44 97 -Kuran kurslan yeniden açılmış... "8 Yti'ın ruhuna el fatjha!" irzamanlarsolun lideri Biilent Ecevit, sos- yal demokratlığın yerine demokratik sol- culuğu getirdiği gibi, şimdilerde de kendi solculuğunun yeni bir tanımını yaptı ve "gerçekçi sol"u yarattı. Bir zamanlar solun lideri Bülent Ecevit'in yeni tanım ve yaklaşımları liboşlar, dönekler, ikinci cumhuriyetçiler tarafından ayakta alkışlandı. Bir zamanlar solun lideri Bülent Ecevit, Hilton özeleştirisi ile yabancı sermayenin gönlünü aldı, uluslararası tahkimdeki kararlılığı ile çokulus- lu sermayenin yüreğine su serpti. Bir zamanlar solun lideri Bülent Ecevit'in ulusla- rarası tahkimdeki ısran, Ecevit'e inanmış, ama her zaman solcu kalmışlann bile aklını kanştırdı. Ulus- lararası tahkimin kapitülasyon olmadığı kanısı ya- yıldı. Prof. Dr. Aydın Aybay, Radyo Cumhuriyet'te ka- tıldığı bir programda uluslararası tahkim konusuna bir öykü ile başladı: Gerçek "Adamın birine, 'sen hiç hamam yüzü görme- mişsin' demişler. Adam sinirlenmiş, 'Ne demek gör- memişem; hamamı hem görmişem, hem yemişem. Yeşil yeşil yapraklan vardır, tadı da ekşimsidir' de- miş." Prof. Aybay, uluslararası tahkim konusunda ka- muoyuna yansıyan yanlış ve doğru bilgileri anlattı: "llk yanlış şu: Türk hukukunda tahkim kabul edil- memiştir. Doğrusu ise şu: Türk hukukunda tahkim kabul edilmiştir; hem ulusal düzeyde, hem de ulus- lararası düzeyde. Buna göre, isteyen işadamı, şir- ket veya başkaca özel hukuk tüzel kişisi, yerli ya da yabancı kişi veya kuruluşlaria yaptıkları sözleş- melerde 'tahkim şartı' koyabilir ve sözleşmeden doğacak çekişmelerin Türk ya da yabancı bir mah- kemede görülmesi yerine yerli ya da yabancı ha- kemde çözülmesini kabul edebilir. İkinci yanlış: Yabancı hakem kararları Türkiye'de infaz edilemez. Doğrusu: Edilir, hem yargılama ya- sasında hem milletlerarası özel hukuk yasasında bu- nu sağlayacak kurallar vardır." O halde sorun ne? "Sorun, kısaca bu usulün yani tahkim usulünün kamu hizmeti ile ilgili yatınmlar ve bu hizmetlerin gö- rülmesine ilişkin idari sözleşmelerden çıkan ihtilaf- larda uygulanıp uygulanmayacağıdır. Anayasamızda ve yasalarımızda değişiklik yapa- rak idari sözleşmelere de tahkim şartı konulabile- ceğini kabul ederseniz, bunun anlamı (eylemsel olarak) kapitülasyon kapısını ardına kadar açmak- tır. Zamanın koşullanna uymak, gerçekçilik gibi söz- lerle bu gerçeği örtemezsiniz." Gerçek bu... Bir gerçek de, solun sonuna gelmiş- lerin solculuğu! SESStZSEDASIZ(i) NURİKURTCEBE Galata Koprusu'ne dubalı çozum Galata Köprüsü'nün ayakları ve mekanizmalan açılan kısımları taşı- mıyor ve dolayısıyla Galata Köprü- sü bir yıldır açılamıyor. Haliç'teki tersaneler kan ağlıyor .Inşa edilen gemiler dışarı çıkamı- yor, tersaneler yeni sipariş alamıyor. Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, Haliç'teki tersanelerde gerek havuzlanabilecek gerekse inşa edi- lecek gemilerin genişliği en fazla 25 metre ve yüzer havuzların genişliği 32 metre iken, Galata Köprüsü'nün neden 80 metre açılır yapıldığına bir anlam veremiyor. Açılan kısımların uzunluğu taşınan ağırlığı arttırıyor; köprü bu ağırlığı taşıyamıyor. Köprünün 80 metre açı- labilmesi için 30 milyon mark mas- raf gerektiği söyleniyor. Haliç'te inşa edilerek Almanya'ya ihraç edilen 7 bin tonluk 110 metre boyundaki geminin N bedelinin 14 milyon markol- duğu biliniyor. Köprü inşaatı teslim alınma- dığı için altındaki dükkânlar da işlet- meye açılamıyor; köprünün astarı yüzünden pahalıya geliyor. Gemi Mühendisleri Odası, 40 met- relik bir açıklığın Haliç'e giriş çıkışa yeteceğini söylüyor ve yüzer duba- lı çözüm öneriyor: "Yerli imkânlarımızla ve tamir be- delinden çok daha ekonomik ve ka- lıcı bir çözüm yolu, Atatürk Köprü- sü'nün açılan kısmı gibi yüzer duba- lı sisteme geçmektir. Çelik dubalar tersanelerimizde birkaç ayda yapılabilir ve köprü tab- liyesi çelik dubalı yapıya birkaç gün- de monte edilebilir." ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ Inciraltı 'tumusol' oldu... lzmir I Numaralı Koruma Kuru- lu'nun "İnciralü ve Narlıdere*'vi ko- ruıtıak için aldığı "doğal StT" ka- ranna gösterilen tepkıler. Kiiltür Bakanlığı'nda da "gerilimli bir sü- reç" yarattı. Bu tür SİT ılanlanyla birlikte "ko- mmadan yana" ılke kararlannın da "etkisiz kılınacağı" beklenen 26/Temmuz/1999 tarihindeki Yük- sek Kurul toplantısında ise yine "SİT'leri savunan görüşler" ağır basınca, aynı gerilım bu kez "kad- ro değiştirmelere"dek tırmandı.. Şimdi, özellikle încıraltı'na "rant tesisleri" kurmak isteyenler, buna engel olan SlT karan ardından "ba- sın yoluyla" kopardıklan fırtınanın "sonuç vermesini" gözlüyoriar. Yak- laşık bir aydır kımı bölge gazetele- rindeki "koruma karşıtı haberier- le" kendılerine venlen sözde kamu- oyu desteğıne (!) Kiiltür Bakanlı- ğı'nm "teslim olmasını" bekliyor- lar. "Hesaba" göre bu "haber ve yo- rum yağmuru" siyasal baskılarla da desteklenerek, korumacı ilke ka- rartannın "iptal edilmesini" sağla- yacak. Aynı süreçte Inciraltı SlT ka- rarlan da "halledilip", temelini Ke- nan Evren'in attığı 29 katlı "Özdi- ye başkanları, Kiiltür Bakanı'nın "sözüne" güvenerek SÎT karan için ıptal davası açmayacaklannı açıkla- mışlardı. Gazete açıkça bakana bas- kı yapıyor, yasal olmayan sözünü tutmasını istiyordu... İzleyen günkü (17/07/1999) baş- lık ise haber değerinden çok "rant değeri" öne çıkan bir "bilgiyi" du- yuruyordu. "Özdilek itiraz etti" başlığı altında, Inciraltı'nda StT ka- ranyla durdurulan yaünmın "50 mfl- yon dblarlık" olduğu vurgulanarak. Bursalı işadamının bu karara itiraz- da bulunduğu açıklanıyordu... tşte böylesi bir haber zincırinin 1 mil 1999 gûnlü halkasmı da "SlTe çözfim müjdesi" başlıklı haberoluş- turmuştu. Yıne Yeni Asır. SlT'e kar- şı "savaş açan" Balçova ve Narh- dere belediye başkanlannın "halk- la" toplantı yaparak, Kültür Bakanı tstemihan Talay'dan ımar yasağı- nın kaldınlması konusunda bir kez daha söz aldıklannı açıkladıklannı ka- muoyuna duyurmuştu... ••• Bütün bu haberler, Narlıdere ve In- ciraltı'nm imarrantıuğruna gözden çıkartılmasında "etkili" olacak mı? KültürBakanlığı, Koruma Kurulu'na Eğer Koruma Kurulu'nun StİT karan olmasav dı, kordonboyunda- ki yasa dışı deniz dolgusu da çoktan otoyola dönüşmüş olacakü... lek Plaza" adlı tesisin bu elde ka- lan son yeşil kuşak üzerinde "yeni- den yükselmesine" olanak sağla- nacak... : • • • Peki, böylesi bir yağmacı hedef, gazete haberlerinde SlT karan gibi doğayı koruma hedefinden nasıl da çokdaha "önemli" vehatta "değer- li" göstenlebılıyor?.. "Çevreyi de- ğil rantı korumalıyız" gibi akıl al- maz bir mantık. kamuoyu talebi (!) olarak nasıl yansıtılabiliyor? Hadi, ki- mi saf ve geleceği düşünmeyen, bı- linç yoksunu kesimler biryana, "Kül- tür Bakanlığı" gibirantçımantığın "tam tersini" savunmakla yüküm- lü ve bu yönde "birikimleri" de olan bir kamu kurumu nasıl "etki al- tına alınmaya" çahşıhyor. Bu sorulann yanıtı için, yıne kı- mi Ege gazetelerinın son haftalar- daki "haber başlıkJanna" şöyle bir göz atmak yeterli. Örneğin 15/07/1999 tarihli Yeni Asır'daki manşet şöyleydi: "Kültür Bakanı açıkladı: "SİT kalkıyor..." Topluma bir "müjdeymiş" gibi ve- rilen bu haber, Kültür Bakanı'nın kendisini Koruma Kurulu'nun yen- ne koyamayacağı ve böylesi bir yet- kisinin de hem yasal olarak, hem "hukuk kültûrü'' açısından bulun- madığı "gerçeğini" de gözlerden "gizliyordu". Yani, sadece çevreye değıl, hukuka ve yasalara karşı du- yarsızhğı da körüklüyordu... Aynı gazetede 16/07/1999 tarihin- deki haberin başlığı ise "Dava Aç- mayacaklar..." şeklindeydi. Habere göre Balçova ve Narlıdere beledi- "teşekkür" etmek yerine, kurulla- nn da yıpratılmasına neden olan bu tür söylemlere mi kulak asacak?.. Yakında bu sorunun yanıtını gö- receğiz. Ancak, aynı süreçte iki "ha- ber başlığı" daha var ki değinme- den geçemeyeceğim. Milliyet'in Ege ilavesi, SlT kara- nna rağmen inşaata kaçak devam eden Özdilek Plaza için 20/07/1999"da şu başlığı yeglemiş- ti: "SİT'i Takan Yok..." Bu, aynı za- manda "hukuk devletini takan yok" anlamına gelse de SlT karannı "iş- levsiz" kılmak isteyenlere açık des- tek ve cesaret vermek demek değil miydi? Gazete Ege ise Izmir'deki"Yerel Gündem 21" grubunun Inciraltı SİT karan karşısında -nedense- "tıraf- sız"(!)kalma karannı 22'07/ 1999'da şöyle duyurdu: "SİT'e bulaşmıyo- ruz"... Demek ki SlT bulaşılmaya- cak bir "bela", hatta "pislik' 1 gi- biydi... Pekı Gazete Ege böylesi bir "kfi- çültücü" ifadeyle doğa yerine ran- tı "temiz" gösterse bile, temel ama- cı "yaşanılır bir çevreyi savua- mak" olan ve bir Habitat-II eylemi olarak örgütlenen Gündem 21'in, Narlıdere ve Inciraltı'nın korunma- sı konusunda "söyleyecek sözö ol- maması", bütün bu başlıklardan da- ha da "vahim" sayılmaz mıydı?.. Ğ>yle görünüyorki Inciraltı, SİT ka- ran korumanın "turnusol kâğıdı" olma yolunda. Bu karar süree de engellense de ko- ruma tarihine "çevre duyarlüığının test edildiğj" kararolarak geçecek... KÎM KlME DUM DUMA BEHİÇAK behicak@turk.net HARBt SEMtH POROY TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 8 Ağustos EN BOYÜK TREN SOYGUNU İS63'TE BUGÜN, İN6İLT£KB'DE, BÛYÛK gift TKBfJ SOiGUUU YAPIU>I.GLA£K£M/'DAN LDH- OKA'YA POS7A MADPeL£KJ YE PARA GÖIVIZ- M&CTE OUVJ 7KEN, SA8AHA KARŞl KIHhH- Zl &İR rŞARET A/EPeNİYLe DUgMt/fTU.. BU Bİft HİLEYPİ VE TK£N,HAYPUTIA& 7A- fiAFINPAN DBRHAL ELE GeÇİRiLDİ. ÖHPE- tü itO VAGONİA LDKOMOTİFİ, ARJiADAJ^i IZATARDAN AYIRAN £O?GUUCUlAfZ İHİ Kİ- LOVETRB DAHA İLBRİ GÖTtJRPÛLER. SOUBA DA, 12O ÇUVAL PARAYI (p ZAMA- NIN PA/SAS/yiA 7OMİLYONTL?) OlŞARÜAIO BİR. KAMYOMA 7AŞIDILAR. POLİS, K/SA £İİR£.DE SOYGilfiJCULAglA/ ÇoSuHU BLE eçi&ECEic AMA PARA BULUUAJWAÛUTK. ANKARA 22. GAYRÎMENKUL SATIŞ İCRA DAİRESt'NDEN GAYRİMENKULÜN AÇIK ARTIRMA ÎLANI DosyaNo: 1999/29 Satılmasına kara' verilen gayrimenkulün cinsi, kıymeti, adedi, evsafi: Ankara, Yenimahalle ilçesı, Ostim Mahallesinde 100. Yıl Bul- van 10. Sokak 12/A kapı numaralı işyennin bulunduğu yere rastlayan ve ımann 17213 ada 14 numaralı parselini teşkil eden 177.88 m2 miktanndaki kargir dükkân vasıflı alt ve üst katı 100'er metrekare kullanım alanlı kargir dükkânın borçluya ait 1/2 hissesi bir borç ne- deniyle açık arttırma suretiyle satılacaktır. Geniş evsafi dosyada mevcut bilirkişı raporunda açıklanmıştır. Takdir edilen kıymeti (Borç- lu hissesi) 25.000.000.000 TL. yüzde 15 KDV alıcıya aittir. Satış şartlan: 1- Satış, 11/10/1999 günü saat 15.50'den 16.00'ya kadar Adliye mezat salonunda açık arttırma suretiyle yapılacaktır. Bu arttırmada tahmin edilen kıymetin yüzde 75'ini ve rüçhanlı alacaklılar varsa alacakJan mecmuunu ve satış masraflannı geçmek şartı ile ihale olu- nur. Böyle bir bedelle alıcı çıkmazsa, en çok arttıranın taahhüdü baki kalmak şartıyla 21/10/1999 günü aynı yerde aynı saatte ikinci art- tırmaya çıkanlacaktır. Bu arttırmada da bu miktar elde edilememişse gayrimenkul en çok arttıranın taahhüdü saklı kalmak üzere arttır- ma ilanında gösterilen müddet sonunda en çok arttırana ihale edilecektır. Şu kadar ki arttırma bedelinin malın tahmin edilen kıymetının yüzde 40'ını bulması ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacaklann toplamından fazla olması ve bundan başka paraya çevirme ve paylaştırma masraflannı geçmesi lazımdır. Böyle fazla bedelle alıcı çıkmazsa satış talebi düşecektir. 2- Arttırmaya iştirak edeceklerin, tahmin edilen kıymetin yüzde 20'si nispetinde pey akçesi veya bu miktar kadar milli bir bankanın teminat mektubunu venneleri lazımdır. Satış peşin para iledir, alıcı ıstediğınde 20 günü geçmemek üzere mehil verilebilir. Tellaliye res- mi, ihale pulu, tapu harç ve masraflan alıcıya aittir. Birikmiş vergiler satış bedelinden odenir. 3- Ipotek sahibi alacaklılarla diğer ilgililerin (*) bu gayrimenkul üzerindeki haklannı, hususiyle faiz ve masrafa dair olan iddialannı dayanağı belgeleri ile on beş gün içinde dairemize bildirmeleri lazımdır. Aksi takdirde haklan tapu sicili ile sabit olmadıkça paylaşma- dan hariç bırakılacaklardır. 4- Ihaleye katılıp daha sonra ihale bedelıni yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefılleri, teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve aynca temerrüt faizinden müteselsılen mesul olacaklardır. ihale far- kı ve temerrüt faizi aynca hükme hacet kalmaksızın daıremizce tahsil olunacak, bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden ahnacaktır. 5- Şartname, ilan tarihinden itibaren herkesin görebilmesi için dairede açık olup masrafi verildiği takdirde isteyen alıcıya bir örneği gönderilebilir. 6- Satışa iştirak edenlerin şartnameyi görmüş ve münderecatını kabul etaıiş sayılacaklan, başkaca bilgi almak isteyenlerin 1999/29 sayılı dosya numarasıyla müdürlüğümüze başvurmalan ilan olunur. 22/7/1999 (•) llgililer tabirine irtifak hakkı sahipleri de dahildir. Basın: 37585 PANO DENtZ KAVUKÇUOGLU Hafıza-i Beşer. Burhanettin Çavuş, gazetede okuduklarına önce inanamamış, bir daha, bir daha okumuş- tu. "...Geçmişte köprûye, renkli, çok kanallı te- levizyona karşı çıkanlar, bugün de ilericilik adına tahkime karşı çıkıyoıiar..." Çavuş'un, kendi de- yimiyle "kapıcı kafası", bu tahkim meselesini za- ten birtürlü almamıştı... Televizyonlarda günler- dir duya duya merak etmiş, önceki gün sabah servisinde, ikinci katta oturan "Maliye emekfisi"ne soracak olmuşsa da, adamın anlattıklarından hiçbir şey anlamamış, sorduğuna soracağına pişman olmuştu. Bunlar "5üyükadam/ar"ın işiy- di!.. Ama bu sabah aklını kanştıran, "tahkim mah- • kim" değil, "öbü/-şey/er"di... Kapıdan çıkarken beni durdurmuş, elindeki gazeteyi uzatıp, "Sen ne diyorsun, beyim?" diye sormuştu. llk anda ne diyeceğimi bilememiştim. Sonra biriikte, bahçe- deki kurumuş kayısı ağacının yanındaki tahta banka oturmuştuk. Okuduklan, Burhanettin Çavuş'u yıllar önce- sine, Burdur'a götürmüştü... Şeker fabrikasın- da bahçıvanlık yapan amcasının öldüğü haberi gelince, bir otobüse atlayıp Burdur'a gitmiş, bir iki gün oralarda "oyalanmıştı". "30yılolmuş... Za- man ne çabuk geçiyor?" Arkadaşlanyla traktö- re doluşup şehre inmişlerdi. Atatürk Caddesi'nin köşesinde çay bahçesinde oturmuşlar, hava- dan sudan konuşmuşlardı. Sonra Orduevi'ne kadar yürümüşler, oradan da Bülent Ecevit'i dinlemeye gitmişlerdi. Kendini bildi bileli, oylarını "ailecek" hiç esir- gemedikleri Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu genç genel sekreteri güzel söylüyordu. Bir ara coşup, "Biz, köprü, televizyon, otomobil gibi lükslerye- rine ağır sanayi yatınmlanna yöneleceğiz!.." de- yince, onu avuçlan patlarcasına alkışlamışlardı. Adam haklıydı. Millet, iş olmayınca, "Ekmekpa- rası" deyip, gurbet yollanna düşüyordu... Son se- çimlerde oyunu yine Ecevit'e vermişti. "Onu biz başbakan yaptık!" diyordu. Ama şimdi aklı ka- rışmıştı. "Bu laflar da ne demek oluyor, beyim? O gün kendi kulaklanmla duyduydum dedikleri- ni!.." Bunu söylerken yüzüme bakıyor, benden bir yanıt bekliyordu. Yüzünden, aldatılmış in- sanlann haklı öfkesi okunuyordu. "Kimileri de- ğişiyoriar, Burhanettin Çavuş..." dedim, "Hem de- ğişiyoriar, hem de ne söylediklerini unutuyor- lari.." Çavuş'un güçlü bir belleği vardı. Hatırladıkla- rı doğruydu. Ertesi gün arşivimde arayıp bul- muştum. Bülent Ecevit, 21 Nisan 1968 günü Burdur'da yaptığı bu konuşmadan sonra başka yerlerde de Boğaz Köprüsü yapımına, renkli te- levizyona karşı çıkmıştı. Hem, bir zamanlar söy- leyip de, aradan yıllar geçince anımsamak iste- mediği şeyler salt köprüyle, televizyonla, otomo- bille de sınıriı değildi! Bir yıl sonra, 11 Ağustos 1969 günü, CHP'nin, köy ve köylü sorunlanna ilişkin bildirgesini açık- larken, "Toprak işleyenin, su kullananın!' 1 demiş- ti. Iktidara gelirlerse, köylüye dönük "düzen de- ğişikliği"ri\ gerçekleştireceklerdi! "Devlet, Do- ğu'ya jandarmayla, komandoyla, mayınla, silah- la, baskıyla değil; okulla, suyla, yolla, ışık ve ener- ciyle, krediyle, kooperatifçilikle, sağlık hizmetle- riyle ve hepsinin üstünde sosyal adaletle ve hal- ka dönük, halkayakın biryöntemle gidecektir!.." 3 Temmuz 1970 günü Ankara'da toplanan CHP 20. Kurultayı'nın üçüncü gününde ise kürsüye çıkacak, "Toprak işgali devrimci eylemdirt" di- yecekti. Oyılların, "Toprakişleyenin!" diyen Ecevit'i ile Toprak işgali devrimci eylemdir!" diyen Ecevit'i arasında hiçbir çelişki yoktu. Bunun için "yok- sullann umudu" olmuş, bunun için adı dağlara taşlara yazılmıştı. Ya şimdi?.. Söylediklerinde şimdi de hiçbir çe- lişki yoktu! "Vergi yasasında ileri gittik!" diyen, "uluslararası tahkim"\ savunan, "kamu yatırım- lannın özelleştirilmesi"r\öen yana olan Ecevit'le, bunlara karşı çıkanları, "çağ değişiminin aynmı- na varamamakla" ya da "değişimi içlerine sindi- rememekle" suçlayan Ecevit arasında bir çeliş- ki olduğu söylenemezdi! Bunun için "varsılların umudu", renkli medyanın manşetlerden inme- yen "gözbebeği"ydi\ An, bir de, "Hafıza-ibeşernisyan ile maluldür..." deyip, bizleri ahmak yerine koymasa!.. (Faks:0216 418 8410) BULMACA SEDAT YAŞAYAS 1 2 3 1 2 3SOLDANSAĞA: 1 2 3 4 5 6 7 8 1/ Saz ozanlan- nın, kendıleri- nin ya da baş- kalannın şiirle- rini derledikle- ri, uzunlaması- 4 na açılan, deri kaplı defter... Edremit Körfe- zi kıyısında tu- ristik bir yöre. 2/Çıkaryol, ça- re... İki ağzı da keskin uzun bı- ' çak. 3/ Hoş ko- kulu meyveleri anason gibi kullanılan otsu bir ' bitki...Konut4/Behçet 2 Necatigll'in bir şiir ki- 3 tabı... Süs için yapılmış 4 giysi kıvnmı. 5/ Yük- ,. sek mevkideki devlet adamlan. 6/Hatay ilin- 6 de bir ırmak... Bir ili- 7 miz. 7/Birgöstermesı- g fatı... Düzenli olarak n ekim yapılan arazi. 8/ Yapım... "Ben gelmedim dava için / Benim işim — için" (Yunus Emre). 9/ Yağı çıkanlan bir cins fasulye... Bir kimsenin davramşlanna temel olan ahlak ilkelerinin tümü. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Türk halk müziğınde, bağlama ailesinden çalgıların en küçük boylusu... Okyanuslann çok derin kesımleri- ne verilen ad. 2/ "—- Kavur": Sinema yönetmenimiz... Japonlara özgü bir tür güreş. 3/ Kuram niteliğinde olan... Bir zaman birimi. 4/ Borç ödemede güvenilir olma du- rumu... Bir göz rengi. 5/ Kısa saplı odun baltası. 6/ Dâ- hi... Mercek. II Eski Mısır'da güneş tannsı... Gezegen. 8/ Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek... XVI. yüzyıl- da yaşamış ünlü divan şairi. 9/ Ortaçağda açık denizler- de kullanılan yelkenlı gemi... Bir süs taşı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog