Bugünden 1930'a 5,433,182 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

8 ACUSTOS 1999 PAZAR CUMHURİYET SAYFA kuttur@cumhuriyet.com.tr 15 6. Uluslararası İstanbul Bienali'nde kentin çokuluslu karakteri vurgulanacak er sergi farkh bîr penceredir' • 21. yüzyıla girerken, gerek istanbul Bienali gerekse diğer büyük sergiler yeni yüzyılın sanatına ışıktutacak. 'Tutku ve Dalga' başlıklı Bienal, bireysel ve imgeye yönelik işler aracılığıyla sanatın duygusal nabzını da belirleyecek. ESR4 ALtÇAVUŞOĞLU 6. Uluslararası İstanbul Biena- li 17Eylül'de başlıyor. Sanatse- verlerin büyük bir merakla bek- ledigı, 30 Ekim'e dek sürecek olan bienal 'Tutku ve Dalga' baş- hğı altmda bu yıl, 32 ülkeden 56 sanatçının yapıtlanna evsahipliğı yapacak. Bienalın bu yılki sanat yöneımenı, Cenevre Centred'Art Contemporain'in >önetıcısı Paolo Cotombo. 6. Uluslararası İstanbul Biena- li'nde Dolmabahçe Kiiltür Mer- kezi. ıki boyutlu yapıtlann çoğun- luğunun sergileneceği ana mekân olarak belirlendi. Bu mekânla bağ- lantılı olarak Beşıktaş tskele- si'nden kalkan şehir hatlan va- purlannın on tanesine video işle- n yerleştinlecek. Aynca bu va- purlarla Asya yakasma geçen ız- leyicıler, yıne bu yakadaki bıllbo- ardlarda bazı sanatçılann projele- nni de görebüecekler. Dolmabah- çe K.ûltür Merkezi'nin yanı sıra Aya İrini Müzesi ve Yerebatan Sanucı da geçen yıllarda olduğu gıbi mekâna özgü projelerle sanat- çılan ağırlayacak. Bienale. Candke Breitz. Murat Şahinler. Pipilotti Rist. Eva Ma- risaldi. Neriman Polat, Yuki Ki- mura. Sami Baydar, Kara \Valker, Ebru Özseçen. Tony Ousler. Gü- neş Savaş, ChrisOfBL Aydan Mur- tezaoghı, GUlian VVearing. Fati- mahTuggar. FüsunOnur. Ömer Uluç. Margherita Manzelli. Iron do Esprito Santo.Sefa Sağüun. Ve- lena ve Victor Vorobyev, Rose- marie Trockel. Haluk Akakçe, Ugo Rondinone gibı sanatçılar ka- tılacak. Bienale katılacak olan Türk sa- natçılann çoğunluğunu yeni ku- şak sanatçılar oluşturuyor ancak aralannda Füsun Onur ve Ömer Uluç gibı deneyimlı ustalar da var. Bienale: Aydan Murtezaoğ- lu, Füsun Onur. Ebru Özseçen. Sefa Sağlam yerleştırmelenyle, Nenman Polat. Güneş Savaş vi- deo çahşmalanyla, Haluk Akak- çe, Samı Baydar, Murat Şahinler resımleriyle, Ûmer Uluç ıse du- var resmiyle katılacak. Şehirlerin pencereleri 6. Uluslararası İstanbul Biena- li çerçevesinde bir dizi panel ve söyleşı düzenlenecek ve bazı sa- natçılann gerçekleştıreceği perfor- manslara yer venlecek. tstanbul; Asya ve Avrupa'nın kesıştiği yerde. yüzyıllar boyun- ca merkez olma özellıği taşıdığı ıçin çok özel bir öneme sahip Pa- olo Colombo ıçin. Bu yüzden 6. Uluslararası istanbul Bienalf nin kavramsal çerçevesinın de tstan- bul'un çokuluslu karakterini vur- gulayacağını belirtıyor sanat yö- netmeni. Aynca 'Tutku ve Dalga' başhğıyla, 1892'de Arnavutköy'de doğan, İstanbul'un yetiştırdiği en önemli isımlerden bin olarak ka- bul edilen ve sahne ismı olarak 'Dalgas'ı seçen Antonis Dhiaman- tidhisin de bu sayede bir kez da- ha gündeme geleceğini belırtiyor. Colombo, "Tutku ve Dalga'mn duygusal bir başlık olarak görün- Colombo, 'Tutku ve Dalga'nın tinseii sungelediğini ve uluslararası bir dil yakalayaeağını beürtiyor. (Fotograf: UĞUR DEMlR) mesine karşın, sanatsal yaratım- lan ve bireysel tarihleri göster- mesi bakjmından da önemli ola- cağı görüşünde. Paolo Colombo özellıkle bü- yük sergilerin kendine özgü yan- lan olduğunu belirtirken, bu ser- gileri, açıldıklan şehirlerin pen- ceresi olarak tarumlıyor. "Her ser- gryi.özeDiklede metropoUerde açı- lan geniş kapsamlı etkinlikleri, o şehirlerin pencereleri olarak dü- şiinebiliriz. Bir izleyici her şehir- de farklı şe\ler görecektir. Istan- bul'un, Rio de Jenairo'nua, Chi- cago'nun penceresinden baknğı- mzda gördükleriniz farklı görün- rüler olacakür." Colombo, büyük sergilerin baş- lıklannın herhangi bir hikâye an- latmaması gerektiğinı düşünüyor. Sergi başhklarının tıpkı büyük bir 'kutu' gibi düşünülebilecegini söyleyen Colombo, bu kutunun her şeyi kapsabilme niteliği açı- sından yanıltıcı olabıleceğını be- lirtiyor. "BüyiiksergflerdeözeJMk- le spesifik bir şe> söylemekten ka- çınmak gerekhor. Bence başhldar sadece ha\al gücünü çalışnrmak için kuüaıuünak.'* 'Tutku ve Dalga'nın tstanbul'u değil, tinsel olaru simgelediğini söyleyen Colombo, bu başlığın aynı zamanda uluslararası bir dil yakalayacağını da ifade ediyor. Türk sanatçılann seçimi Paolo Colombo bienale katıla- cak olan Türk sanatçılan belir- lerken Marmara ve Mimar Sinan Üniversitelerinin güzel sanatlar bölümlerini dolaşarak buradaki genç sanatçılarla tanışma olana- ğı bulmuş. Türkiye'de sanatçıla- nn işlerini toplu halde görebil- menin zor olduğundan söz eden Colombo, sanatçı seçim sırasın- da İstanbul Kültür ve Sanat Vak- fı'nın arşivinden de yararlandığı- m söylüyor. "Bienale katılacak olan Türk sanatçılan belirierken bize başvuranlann dışındaki sanat- çılan tanımak için gaierileri dolaş- um. Türkiye'de bir çoksanatçının atölyesi ounadığı için bu sanatçı- larla çoğunlukla evlerinde >a da cafelerde görüşmek zorundaydık. Yürtdışında sergi açnuş olan Türk sanatçılann işlerini ise dışandaki galerilerde görme imkânım oldu. Türkiye'de bulunduğum sırada özellikle burada ne tür erkinükler ve sergiler olduğuna dikkat ettim. Kısaca, bienale katılacak Türk sa- natçılan en iyi biçimde befirleınek içinyapdablecek her şeyiyaptim." Cenevre Çağdaş Sanatlar Mü- zesi nde Gfflian VVearing, SueWB- Bams. Pipilotti Rist Nan Gokttng gibi sanatçılar ıçin sergiler dü- zenleyen Colombo, bienale katı- lacak olan yabancı sanatçılan se- çerken, farklı kentlerde açılan ser- gileri dolaşarak sanatçılar hak- kında bilgi sahibi olmaya da ça- lışmış. Colombo, 6. Uluslararası İs- tanbul Bienali'nin ana mekânlar dışında şehrin başka bölgelerine de yayılmasını, sergiyi tek bir merkezde toplamayarak daha çok sayıda izleyicinin görmesini sağ- lamak amacıyla yaptıklanru be- lirtiyor. Venedik Bienali açılışı sırasın- da düzenlenen İstanbul Biena- li'nin tanıtıldığı basın toplantı- sında Türk sanatçılann isimleri- nin yer almamasma yönelik eleş- tirilen ise Colombo, serginin açı- lışında Türk sanatçılann henüz tam olarak belirlenmemiş olma- sıyla açıkltyor. Türk sanatçılarla görüşmeye Venedik Bienali'nin açılından önce başladığını ancak, henüz bir karara vanlmadığı için toplantıda bu isimlere yer veril- mediğıni söylüyor sanat yönet- menı. Son yıllarda sanatçılann kişi- sel bakış açılannı ifade etmek için küreselleşmeden ve geleneksel sa- nat yöntemlennden yararlandıkla- nna değinen Colombo, medyanın baskın hale gelmesiyle sanatçının yeniden imgeye döndügünün de al- tını çizıyor. 21. yüzyıla gıreceği- miz şu günlerde gerek İstanbul bi- enalinin gerekse dığer büyük ser- gilerin yeni yüzyılın sanatına ışık tutacağını söyleyen Colombo, İs- tanbul Bienali'nin bireysel ve im- geye yönelik ışler aracılığıyla sa- natın duygusal nabzını da belirle- yeceğinı ifade ediyor. Grup Gündoğarken, yeni albümde arzuladığı müzikaliteyi yakaladığını söylüyor 'Jledefimizebiradım dahaya/daştik'*?* AHSEN ERDOĞAN Grup Gündoğarken 'ın bir buçuk yıl önce yaptığı 'Mestof Gündoğarken' ad- lı albüm, üçlü için "geçmişle hesaplaş- ma, yenilenme, geleceğe yönelik daha kararlı ve özgür adımlar atabilmede bir başlangıç'n anlamını taşıyordu. O gü- ne dek çıkardıklan dört albümden fark- lı, ilk kez tümüyle akustik tınılann ege- men olduğu bir çahşma yapmışlardı. Şarkılareskiydi ama yorum yepyeniy- dı. Yapıtın bir başka özelhğı ise gru- bun kısa aynlık döneminin ardından ye- niden bir araya gelmelerinden sonra yaptığı ilk albüm olmasıydı. Ilhan Şeşen, Burhan Şeşen ve Gök- han Şeşen'den oluşan topluluğun yeni albümü 'Gündoğarken '99' ise iki haf- tada önce çıktı. Albümde yer alan on dört şarkının on ikısı Ilhan Şeşen, dı- ğer ikisi ise Burhan Şeşen'ın imzasını taşıyor. Müzik direktörlüğünü NUdfb- ros Metaxas'ın yaptığı albüme Oğuz Bü- yükberber. Can Kozlu, Yahya Dai. Er- kan Oğur, tsmail Demircioğlu. Baki Duyarlar, Çaglayan Yüdız \e Engin Bükey gibi isımler katkıda bulunmuş. Grup Gündoğarken'ın üyeleri, bu albümle birlikte istedikleri gibi müzık yapma hedefine bir adım daha yak- laşmış. "Üstümüzdeld bulutlar dağıl- dı ve hedeflerimizi tespit etmek btzim için çok kolavlaşö" diyor Il- han Şeşen. Ud, bağlama. bu- zuki, kaval gibi geleneksel sazların pek çok parçada kullanılmasını ise müzikte yûkselen değerlere ayak uy- durmak olarak değil, par- çalann ruhuna uygun sesle- ri kullanmak olarak değer- lendiriyorlar. Bir tûrkü, bir de türkü formunda şarkı koy- muşlar albümlerine. n ortadan kaldırmaya yönelik bir ça- hşmaydı. Aynlık dönemimizde edin- diğimiz düşünsel birikimlerimizı pay- laşıp, eteğimizdeki taşlan ortaya dök- tüğ_ümüz bir süreçtı. Öteden beri şarkılanmızın düzenle- melerinden hoşlanmıyorduk. Düzenle- meyi yapan arkadaşlanmızın müzığı bıl- memelerinden kaynaklanmıyordu ha- talar elbette; hepsi çok değerli, başa- nlı müzisyenlerdı. Sorun şuydu: Yapı- lan düzenlemeler müziğimızin ıçeri- ğini yok ediyordu, sözleri örtüyordu. Oysa bizim müziğimiz söze dayalı, içeriğı olan, yaşama dair şeyler söyle- yen bir müzik. Mest Of'ta kullandığı- mız akustik tını ve düzenlemelerle is- tediğimiz müziğe çok yaklaştık. Ancak yeni albümümüz bu açıdan Mest Of "un da önüne geçti. 'Yeniden bir araya geldik' - Aynhk döneminde İlhan Şeşen ve Burhan Şeşen birer solo albüm çıkar- dılar. \ncak bir süre sonra jeniden bir ara\a geldiniz. Sizi bir ara\a gelmey e iten k.emikleşmiş dinleyicilerimizi düşünerek otokontrol uyguluyoruz. Grup Gündoğarken var olduğu sürece hiç kimse hiçbir şarkısında umutsuzluğa dair tek bir söz bulamayacak. (Fotograf: KADER TUĞLA) neden neydi? Biz, "Haydi çocuklar, böyle olmadı, beceremedik'' düşüncesiyle bir araya gelmedik. Grubun yeniden kurulması- nın nedeni ticari kaygılar da değildi; çün- kü zaten ticari açıdan başan elde ede- mediğimiz için aynlmıştık. Yoksa ne- den aynlalım? Yeniden bir araya gel- memizin nedeni ise birbirimizle çalış- mayı istememizdir yalnızca. - Peki solo albümterle, dilediğiniz ti- cari başanyı elde edebildiniz nu? Hayır. Böyle bir başanya ancak Mest Hatalanmızı gördük Grup Gündoğarken" ın Yunanistan'da sekiz-dokuz şarkıdan oluşan bir albüm- leri yayımlanacak yakında. Albümde yer alacak şarkı- lardan dördüne Yunanca sözleryazılmışbile. Ostün- de çalışhklan diğer proje de bir tıyatro oyunu. Üçlü, mü- zik topluluğunun prova aşa- masında yaşadıklannı oyun- laştırmış. Oyunda yalnızca grup Gündoğarken'in üye- leri rol alacak. - Mest of Gündoğarken 'le birlikte müzikal anlamda geçmişinizin bir değerlen- dirmesini yaptuuz. Ortava çıkan sonuç neydi? O albümün çalışmalan- na başlamadan önce geç- mişle hesaplaşmamızı yap- mıştık zaten. Eski şarkılan yeni düzenlemelerle yorum- layınca eksıklerimizı, hata- lanmızı gördük. O albüm, geçmişte düşülen yanlışla- Reed^in caıdanması pahahya paüadı Ünlü oyuncunun ölümüyle çekimleri aksayan filmin bütçesi, knllanılan teknik hileler yüzünden 100 milyon dolan aştı Kültür Servisi- Geçen mayıs aymda, 'Glad- yatör' adlı filmin çekimleri sırasında Malta'da yaşamını yitirenOiwr Reedteknikhilelerle can- landınlıyor. Böylelikle Reed, Ingiltere'de 30 yıl aradan sonra çekilen ilk epık macera filmi olan Gladyatör'ün yerişemediği karelerinde de yer alabüecek: ancakbaşvurulan teknikhilelerineko- nomik bedelı de oldukça yüksek. Antik Roma'da geçen filmde önemli roller- den birini, savaşçı PnnJnıo'yu canlandıran 61 yaşındaki Reed ölmeden önce kendi sahneieri- nin büyük bir bölûmünü tamamlamıştı. Ancak geri kalan sahnelerde Reed'in rolünü başka bir oyuncunun devralması söz konusu olamayaca- ğmdan ış, animasyon ve özel efekt uzmanlan- nadüşüyordu. Çekimlerinde yer alamadığı sah- nelerde Reed'in görüntüsünü canlandırmanm bir yolu bulunmalıydı. Ashnda Gladyatör'de kullanılan teknik, da- ha önce de Brandon Lee'nin ölümünün ardın- dan 'The Crw' adlı filmin tamamlanmasım sağlamıştı. Lee'nin boşluğu, görüntüsü fılm üzerine yansıtılarak gidenlmişti. The Crovv'dan bugüne bilgisayar programcılığında kaydedilen gelişmeler ise Reed'in canlandırmasının daha da gerçekçi sonuçlar vereceğıni gösteriyor. Gladyatör, Steven Spielberg'ün sahibi oldu- ğu Dreamworks stüdyolannm son yıllardakı en Malta'daki çekimler sırasında öunüştfi. ilginç projelennden biri. Universal Stüdyolan'nm da filine maddi açıdan önemli bir katkısı var; ancak aynlan yüksek bütçenin bile, Reed'in canlandınlması için gereken masraflan zor kar- şıladığı söyleniyor. Yönetmenliğini Ridley Scott'ın üstlendiği Gladyatör, Ingilizlerin bu- güne dek Amerikan stüdyolannda çektikleri en pahalı filmoİTnaözelliğıne sahip. Bütçesi 100 milyon dolan aşan filmin gösterime ginne ta- rihi ise Reed'in ölümünün yaratüğı gecikme nedeniyle gelecek yaza ertelenmiş. Gladyatör'de Reed'in yanı sıra Rkhard Har- ris, Derek Jacobi ve Russefl Crowe gibi oyun- cularrol alıyor. GladyatörrolünüCro%ve*unüst- lendiği filmde Roma lmparatoru Marcus An- relius u Harris, Commodus'u ise JoaquinPho- enkcanlandınyor. Filmde, Anthony Maım'in, başrollerini AlecGumnes'le ChristopherPlum- per'm paylaştıklan epik yapıü 'The FaB of the Roman Empire'dakine benzer bir anlatım gö- ze çarpıyor. Scott'ın önceki filmlerinin topladağı olumlu eleştiriler ve gişede gösterdikleri başandan ol- sa gerek, Dreamworks ve Universal Stüdyola- n Gladyatör'ün bütçesini yüksek tutmaktan ka- çınmamışlar. Mart aymda geçen bir savaşı ko- nu alan filmin dekorlannın çokpahahya malol- duğu belirtiliyor. Malta'da, gladyatör savaşlan ıçin oluşturulan amfıteatr için söylenenler ise şöyle: "Ben Hur'dan bu yana hiçbir yönetme- nin denemeyecesaret edemediği bir çahşma bu. Scott'ın fflme verdiği eroeğin, Tıtanıc için gös- terüea çabadan aşagi kalır yanı yok." Of Gündoğarken'de yaklaşabildik. Çok iyi sattı o albüm. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, o albümde ticari ba- şandan daha farklı bir başan da elde ettik. Çünkü ilk kez istediğimiz müzi- kalitede bir çahşma yapmıştık. Bu ne- denle Mest Of'tan söz ederken sanki bizim ilk albümümüzmüş gibi konuşu- yoruz. Öte yandan, bir işin ticari başa- nya ulaşması yalnızca bizim elimizde değil, daha çok yapımcı fırmalann yap- tığı promosyona bağlı bir durum. 40 parçadan 14 şarkıyi seçtik - Beste açısuıdan çok üretken bir top- luluk olduğunuzu bUiyoruz. Yeni albü- mün üz için onca şarkı arasından nasd bir seçim yaptuuz? Bu albümde yer alan on dört şarkı- yı yaklaşık kırk parça arasından seç- tik. Kendi isteklerimiz kadar birlikte ça- hştığımız arkadaşlanmızın tercihleri- ni de göz önünde tuttuk. Ancak bun- dan sonrakı çalışmalanmızda tümüy- le kendi tercihlerimizi kullanacağız. Aksi takdirde, müzisyen arkadaşlan- mızın kendi müzik ve düzenleme an- layışlanna göre seçim yapmalan gibi bir risk doğuyor. Oysa albüm bütünüy- le bizim anlayışımızı yansıtsın istiyo- ruz. Ancak bu, yeni albümümüzdeki se- çimlerden memnun değiliz, anlamına gelmemeli. Parçalanmız konusunda arkadaşlanmızla hemfiki- riz. - İçerigi olan, yaşama da- ir bir şeyler anlatan şarkı sözleri yazdığuuzı söyledi- niz. Günümüzün eğilimle- rine bakdğmızda işinizin çok zor olduğunu düşünmüyor musunuz? Haykıraralc, bağırarak şar- kı söylemiyorsanız Türki- ye'de işiniz çok zor. Çünkü Türk insanı mesajlara, slo- ganlara ilgi duyuyor, sanat kaygısı taşımıyor. Acıyı, umutsuzluğu en keskin şe- kilde dile getirenlere prim veriyor. Bu nedenle doğru- su pek fazla bir beklentimiz yok. Biz kendimizi sorumlu- luklan olan bir topluluk gi- bi görüyoruz. Kemikleşmiş dinleyicilerimizi düşünerek kendimize otokontrol uy- guluyoruz. Bir şarkının söz- lerini yazarken, benimle ay- nı düşünce çizgisinde olan insanlar ne der, diye düşü- nüyorum. Böyle düşünme- mek elimde değil. Çok önemli şeyler söyleyen şar- kılanmız var bizim. ama as- la slogan taşımıyorlar, me- saj verme iddiasında değil- ler, acıyı ve umutsuzluğu yüceltmiyorlar. Grup Gün- doğarken var olduğu süre- ce hiç kimse hiçbir şarkı- sında umutsuzluğa dair tek bir söz bulamayacak. KUŞBAKIŞI MEMET BAYDUR Mi-fa-Mi Geçen hafta ünlü bilim adamı Johannes Kep- ler'in annesinin 1620 yılında cadılık/büyücülük suçlamasıyla, doksan yaşlarında tutuklanıp içe- riye atılmasından söz açmıştık. Kent cezaevinde duvara zincirlemişler anne Kepler'i. Başına da yirmi dört saat onu gözleyen iki gardiyan dikmiş- ler. Cadı ya, ne zaman ne yapacağı belli olmaz diye. Gardiyanlann maaşı da engizisyon karany- la savunma tarafından ödeniyor. Heyt be! Böyle olur işte hukuk dediğin... Gardiyanlann ısınmak için yaktıklan odunlann parasını bile anne Kepler'in savunmanlan ödüyor. Sekiz dakikalık bir yay üstüne bütün bir gökbili- minı kurmuş olan Kepler mahkemeye verdiği di- lekçede yaşlı ve duvara zincirlenmiş annesini gö- zetlemek için iki değil, bir gardiyanın yeterti o)a- cağını yazıyor. Isınmak için gerekli olan odunla- nn ücretinin de iki taraf arasında daha adil bir bi- çimde paylaşılması gerektiğini söylüyor. Yazıp söylediği her şey pınl pınl bir zekânın, analitik bir aklın ürünü. Anlamsız, demogojik hiçbir şey yok ortada. Mahkeme kâtıplerinden birinin tuttuğu zabıtlarda enfes bir cümle var o günlerden kalan: "Sanık mahkeme salonuna NE YAZIK Kl mate- matikçi oğlu Johannes Kepler'le berabergetiril- di." • • • Kepler işkence sürecine geçilmesini aklıyla en- gelliyor ve mahkeme iki yıl daha sürüyor. Sava kırk dokuz suçtan suçluyor Kepler'in annesini. Bu suçlann arasında Kutsal Kitap okunurken an- ne Kepler'in ağlamaması da var. Cadı kazanında "ağlama sınavından" da geçememiş Katarina Kepler. Hatunun yine tepesi atıyor, hayatım bo- yunca o kadar çok ağladım ki, artık dökecek göz- yaşım yok diyor mahkemeye. Kepler, annesi hak- kındaki her suçlamaya yanıt veriyor yazılı olarak. İki yılın sonunda savunmanın kapanış yazısı yüz yirmi sekiz sayfa ve tümüyle Kepler'in elinden çıkmış. Duruşma bitince, Dükün emri üstüne dos- yaTuebingen Üniversitesi'nın Hukuk Fakültesi'ne gönderiliyor. Kepler'in üniversitesi! Fakülte, Kepler'in annesinin işkence attında sorgulanması gerektiğine karar veriyor. Bunun yanı sıra işkencenin de "territio" aşamasında dur- durulmasını tavsiye ediyor. Yani bedensel işken- ceye geçmek üzereyken duracaksınız diyorlar tavsiye olarak. Yaşlı kadın işkence odasına götürülüyor. Cel- ladın ya da işkencecinin karşısına konuluyor. İş- kence aletleri gösteriliyor ve neyin nasıl kullanı- lacağı en ince aynntısına kadar izah ediliyor. Kul- lanıldıklan zaman bunların gövdesi üstünde bıra- kacakları izler de anlatılıyor. Sonunda suçlanana son bir şans tanınıyor. Suçunu rtiraf etmek, mah- kemenin kendisine yönelttiği bütün suçlan üst- lenmek, kabul etmek şansı. Bu da çok başanlı bir yöntem çünkü o yıllarda birçok suçsuz insan "val- la billa ben yaptim, her dediğinizde haklısmızabi- ler, ben cadının, büyücünün en önde gideniyim" demişler. Sonra diri diri yakılmışlar. Anne Kepler'e hayran olmamak mümkün de- ğil. Cellatlannın burnuna gülmüş bu yiğit ve ca- daloz kadın. Bana ne isterseniz yapın, umurum- da bile değil ama bütün suçlamalannız palavra, ben tümüyle suçsuzum demiş. Damarlanmı bi- rer birer sökseniz de, ıtiraf edeceğim hiçbir su- çum yok demiş. Tann biliyor masum olduğumu, sizler vız gelir tıns gidersiniz demeye getirmiş yüksek sesle. Kadını alıp hücresine götürmüşler yetkih kişiler. Katarina Kepler bir hafta sonra ser- best bırakılmış. Evine dönememiş ama. Kasaba halkı onu linç edeceğini bildirdıği için. Altı ay son- ra da ölmüş anne Kepler. ••• Bütün bunlar, bildiğimiz gibi, herkesin başına gelebilir, ahval-i adiyeden birtakım işler. Asıl ga- rip olan bambaşka bir şey. Bütün bunlar olup bi- terken Johannes Kepler kendi zamanının insan- lan için Harmonice Mundi'yi kaleme alıyordu. Ge- zegenler ustune uçüncü yasasını açıklayan Dün- ya Uyumu adlı olağanüstü yaprtı. Kitap Kepler'in kızının ölümünden üç ay sonratamamlanmıştı. Ge- zegenlerin kendi yörüngelerinde dolanırfcen mı- nldandıklan sesler üstüne satırian da içerir bu ki- tap. Beşinci kitabın altıncı bölümü. Dünyamızdö- nüp dolanırken Mi-Fa-Mi diye mırıldanır diyor Kepler. Mi-Fa-Mi Dünya Armonisi için üç hece, üç ses önerisi. Arthur Koestler'in Uyurgezerler'ini satır satır okumak gerekiyor. Kepler'in çağdaşların- dan bir ademoğiunun yazdıklanna bakabilmek için. Onun gökbilim dahil bütün bilim için yaptı- ğını, William Shakespeare adında birisi de tiyat- ro sahnesinde yapıyordu aynı yıllarda. Kepler'in annesi aydın bir kadınmış o zaman- lar. Müzikten anlamasa bile o büyük mınltıyı, o muh- teşem Mi-Fa-Mi'yi duyduğunu düşünüyorum. Çünkü artık biliyorum: Korkunun, ilkelliğin, cahil- liğin Mi-Fa-Mi'si olmaz. Yarımtepe Köyü'nde yeraltı şehri bulundu • PBSARBAŞI (AA) - Kayseri'nin Pınarbaşı ilçesine bağlı Yanmtepe Köyü'nde yeraltı şehri bulundu. Yanmtepe Köyü Muhtan Veli Altuner yaptığı açıklamada, köylüler tarafından bulunan yeraltı şehrinde, havalandırma bacası ve çok sayıda kayadan oyma oda bulunduğunu söyledi. Altuner, "Yeraltı şehrinin tamamını, teknik imkânımız olmadığı için gezemedik. Bölgenin turizme kazandınlması için Pınarbaşı Kaymakamlığı'na ve Kayseri Valiliği'ne başvurduk" dedi. Turizm Müdürü tsmet Toymuş da, Yanmtepe Köyü'nde ortaya çıkanlan yeraltı şehrinin incelenmesi için mağara uzmanlannın Kayseri 'ye davet edileceğini belirtti. Kayseri'nin Talas, Develi, Kocasinan ve Melikgazi ilçelerinde 20 dolayında yeraltı şehri bulunuyor. Yeraltı şehirleri, bir bölümlerinin çökmüş olması ve ışıklandırma yapılmadığı için gezilemiyor. BUGÜN • RUMELİ HtSARI KONSERLERİ'nde Beyaz'ın gösterisi yer alacak/2S7 84 81) • AÇDCHAVA TtYATROSUnda saat 21 OO'de Sezen Aksu'nun konsen gerçekleşecek. (296 36 00) • BEYOGLU StNEMASI YAZ ŞENLtĞt'nde saat 12.00,15.00,18.00 ve 21.OO'de Dsugaian Aşmak adh fılm gösterilecek. (251 32 40)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog