Bugünden 1930'a 5,432,146 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8 AĞUSTOS 1999 PAZAR - 12 PAZAR KONUGU İzmir Barosu Başkanı Avukat Çetin Turan, tahkimle güçlii olanın kazanacağını söylüyor 'Bitmİmekistenenulus devlettir' Uluslararası sermayeye teslimiyet' - BUdiğimiz kadarıyla Türkiye uluslararası ticari tahkim konusunda iki uluslararası sözleşmeye imza atmıştu.. -Evet. Bunlardan birincisi, 10 Hazifan 1958 tarihinde New York"ta imzalanan Yabancı Hakem Kararlannın Tanınması ve lcrası HakJonda Sözleşme'dir. Türkiye'nin uluslararası ticari tahkim konusunda kabul ettiği ikinci uluslararası sözleşme, 21 Nisan 1961 tanhinde Cenevre'de imzalanan "Milletlerarası Tkari Hakemlik Konusunda Avrupa Sözteşmesi'"dir. New York ve Cenevre sözleşmeleri bu nedenle 1991'den beri de iç hukukumuzun bir parçasıdır. Bugün gelinen noktada tahkime bağlı olarak öngörülen temel ya da anayasal değişiklikler, nereye götürülmek ıstendiğimizin de ışaretlenni vermektedir. Yani, kamu yaran kavramının yenıden tanımlanması. idari sözleşmelere tahkim koşulunun konulabilmesi, Daniştay denetiminin kaldınlması ve özelleştinne. Ama uluslararası sermayenin asıl programı, şımdilik beklemeye altnan MAl'dir. MAI projesinin içinde de bir tahkim tüzügü var. Sözleşme imzalandığında bu tüzük hükümleri de kendiliğinden yürüriüğe girecek, ulusal hukukun denetimi tümüyle ortadan kalkacaktır. Gerekli temel güvenceler sağlanmadığı takdirde tahkimüı ulusal yargı sisteminin dışmda denetimsiz bir sürece dönüşme yeteneği kesinlıkle gözardı edilrncTielidir. Hakem kararlan isteryerli, ister yabancı olsun. kamu düzenimizle çelişemez ve hukem karar'ınnııı ulusal yargı mercilerince kamu düzenımize uygunluğu denetiminden vazgeçilemez. Vazgeçildiğinde herkese kendi hukuku tahkim yoluyla rahatça uygulanacaktır. llkel topluluk kurallan, tahkim kurumuyla ihtilaflann çözümünde geçerli hukuk olarak kabul edilebilecek. şer'i hukuk tahkimle yaygınlaşabilecek, tarikat şeyhleri ya da mafya babalan hakem olabilecektir. Uluslararası tahkim için de en az saydıklanmız kadar tehlikeli gehşmeler ya da daha açık söylemek gerekirse, uluslararası sermayeye tam tesiimiyet sözkonusu olacaktır. 'Hakem kararlan denetlenmeli - Bütün bu otumsuzluklar nasü engellenebilir? - Bütün bu olumsuzluklan engelleyecek olan, kamu düzenine uygunluk açısından hakem kararlannın denetimidir. Bundan vazgeçmek miimkün değildir. Jdari sözleşmelerin diğerlerinden farklı oluşunun kaynağında da bu kavram yer alır. Bu nedenle idari sözleşmelerde tahkim farklı değerlendirilmiştir. Imtiyaz sözleşmelen bu nedenle Danıştay denetimine tabidir ve bu alanda tahkim kabul edilmemiştir. Uyuşmazlıklann çözümünde de davaya bakma görevi Danıştay'ındır. Danıştay denetimini kaldırmadan, ulusal tenfiz yollannı koruyarak, kamu yaran ilkesini terk etmeden tahkim usulünün benimsenmesi belki düşünülebilir. Yargılama düzenimizi iyileştirerek tenfizi hızlandırabiliriz. Ne var ki Anayasa degişikJiği teklifiyle de göriildüğü kadanyla siyasal iktıdann yapmak istediğı ve aslında 1MF, çokuluslu şirketler, yerli büyük sermaye tarafından dayatılan düzenleme bu anlamda değil, küresel entegrasyonu sağlayacak dönüşümlerle bir bütün olarak planlanmaktadır. Koalisyon hükümeti, Anayasa'nın 47, 125 ve 155. maddelerinin değiştirilmesini istiyor. Buüç maddede öngörülen değişikliklerle yapılmak istenilen, son derece açık biçimde ortaya çıktı. - Peki, yapılmak istenilen sizce nedir? -1982 Anayasası'nda, şeytanın bile aklına gelmediğı için yer almayan özelleştinne, bu değişikliklerle anayasal nitelik kazanıyor. Artık özelleştirmenin önünde engel kalmayacağı düşünüJüvor. Devlet böylece daha kolay vağmalanıp mülksüzleştirilecek. Bu değişikliklerin ikinci sonucu, hangi tür yatınm ve hizmetlerin kamu hizmeti nitelığinde olduğunun bundan böyle kanunla belirlenmesinin öngörüJmesi. Kanun "kamu hizmeti" diyorsa öyle olacak, demiyorsa kamu hizmeti sayılmayacak. Yani kamu hizmeti kavramının hiç bir aniamı, üstünlüğü kalmayacak, yasayla konulup kaldınlacak. Oysa Anayasa Mahkemesi, kamu hizmeti karannın işin niteliğine bakılarak verilebileceğini hükrne bağlamış. kamu hızmetinin sermaye, kâr, hasar ve zaran özel hukuk kişisine ait olmak üzere idarenin gözetim \e denetimi altında, geneilikle çok uzun süreli bir idari sözleşme uyannca özel hukuk kişisince yürütülmesini imtiyaz olarak nitelemiştir. Bu tür bir değişikliğin hukuka aykın olacağı kuşkusuzdur. Bir başka değişiklik 125. maddede yapıhyor. "Kamu hizmetieriyle imtiyaz şartiaşma ve sözleşmelerinde. bunlardan doğan uyuşmazhklann milli ve miiletierarası taiüdm yoluyla çözüunesi öngöriüebüir"deniliyor. Yani artık ımtiyaz sözleşmelerine tahkim koşulu konabılecek. LEYLA TAVŞANOGLU Bir "uluslararası tahkim "dir, gidiyor. Son aylarda, her konuda olduğu gibi, bunu dayeni keşfetmişçesine her kafadan bir uluslararası tahkim sesi çıkıyor. Kimileri, ulusal egemenlik ve ulusal hukukun üstünlüğü açısından konuyu değerlendirerek mevzuatımızda çok iyi bir düzenleme yapılmadan ve anayasal değişikliğe de gerek olmadan kontrollü uluslararası tahkimin sakıncası olmaması gerektiğini savunurken kimileri "tahkim olmazsa yabancı sermaye kaçar, ekonomi batar " çığırtkanlığı yapıyor. Kimileri de uluslararası tahkim kabul gördüğü zaman ulusal egemenlikten ödün verileceği ve bunun kapitülasyonlardan beter olacağı görüşüne sıkı sıkıya sanhyor. 1yi de, bu görüşlerden hangisi doğru? Hangisi gerçekten ulusal çıkarlara yarayacak bir zemin oluşturabilir? Bu konuyu en iyi bilenlerden İzmir Barosu Başkanı Avukat Çetin Turan 'la uluslararası tahkimi enine boyuna konuştuk. Turan 'a göre Danıştay denetimi şart. Bu konuda Anayasa değişikliği de yapılmamalı. Turan 'ın bu noktadaki görüşleri çok açık: "Ulusal yargılama düzenimizin reform ihtiyacı biliniyor. Ne var ki gündeme getirilen Anayasa değişiklikleri gereksizdir. Üstelik ulusal çıkarlarımız açısından da sahncalıdır. Tahkim, geri çekilen, ama vazgeçilmeyen MAI sürecinde bir sızma noktası olarakplanlanmaktadır. Anayasa değişiklikleriyle birlikte imtiyaz sözleşmelerinde tahkim usulüne yer verilmesi bu amacın açık kanıtıdır." PORTRE / Av. ÇETİN TURAN 1944 yılında Sarıkamış 'ta doğdu. îlk ve orîaöğrenimini Ödemiş 'te tamamladı. Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu; matematik öğretmeni ve avukat. Öncekiyıllarda İzmir Barosu Yönetim Kurulu üyeliği ve genel sekreterliği görevlerinde bulundu. 1998 de ikinci kez İzmir Barosu Başkanlığı 'na seçildi. - Uluslararası sözleşmeler için tahkimin çözüm olduğu kimi çevrelerce savunulurken kimileri de tahkimin kapitülasyonlar- la eşdeğerde tutulmasıgerektiğinisöylüyor. Bu konuya biraçık- lık getirebilir miyiz? - Tahkim konusunda yaşanan ve giderek sağırlar diyaloğuna dönüşecek gibi görünen güncel tartışmaya geçmeden bazı tes- pitler yapmamız gerekiyor. -Negibi? -Konuyu salt hukuki anlamda birteknik düzenleme olarak ele ahp sözleşmelerin nerede, hangi kuruluşlar arasmda, hangi po- litik-ekonomik baskı ortamında, kısaca hangi dünyada düzenlen- diğini gözardı etmek ve bunlan tartışma dışı saymak, meseleyi eksik ve yanlış değerlendirmek olacaktır. Sözleşmelerin teorik olarak eşit hak süjeleri arasında, taraflann özgür iradeleriyle dü- zenlendiği varsayıhr. Ama pratikte güçlü taraf kendi koşullannı kabul ettirir. Uluslararası alanda bu daha çok doğmdur. Hep bir yanlış degerlendirme yapıhyor; idari sözleşmelerde, yani imtiyaz sözleşmelerinde idare ya da devlet üstün taraf ola- rak sunuluyor. Bu yanhşm düzeltilmesi gerekiyor. Ulusal devle- tin kamu yarannı gözetme zorunluluğundan kaynaklanan ve eJinde kalabilen kimi yasal, hukuki dayanaklan bu yanlış izle- nimin dogmasına yol açıyor. Uluslararası bir idari sözleşmenin, imtiyaz sözleşmesinin ta- raflanm güç dengeleri açısından karşılaştıralım. Sözleşmenin birtarafinda, kalkınmakta olan, azgelişmiş bir ülkenin devleti var. Gelişmiş, zengin ülkeler konu dışıdır. Onlar gemilerini her koşulda kurtaracak donanıma sahiptir ve geneilikle karşı tarafin, uluslararası sermayenin yanında yerle- rini alırlar. Son yıllann küresel dalgalan altında ekonomik dar boğaza itilmiş, sosyal niteliklerinden soyutlanmak istenilen, özel- leştirme yağmasında kurtuluşu arayan. çalışanlan örgütsüz ve yoksullaştınlmış. küçültülmüş, bitirilmek istenilen ulus devlet- tir, sözleşmenin bir tarafı. Öbür taraf- ta uluslararası sermaye var; Dünya Bankası. IMF. çokuluslu şirketler... Bu iki taraf arasındaki korkunç ekonomik uçurumu görmemek mümkün değil. Bakın, Microsoft'un piyasa değen 407.22 milyar dolar. Türkiye'nin ulu- sal geliri bunun yansı kadar, yani 204.5 milyar dolar. General Electric 333.05 milyar dolar, International Bu- siness Machines (IBM) 214.81 milyar dolar... Tek tek saymaya gerek yok. Dünyanın en büyük on şirketinden do- kuzu ABD şirketi ve en küçüğünün malvarlığı Türkiye'nin ulusal varlığı- na yakın. I - Peki bu nasü oluyor? - Genel olarak bakıldığında durum daha da korkunç. Sadece üç zengin ki- şi, en yoksul 48 devletin toplam milli gelirini aşan servete sahip. Zengin ül- kelerin milli geliri, yoksul ülke insan- lannagöre 196O'ta3Okatiken 1995'te 82 katına yükselmiş. Üç milyara yakın insan günde 500 bin liranm altında bir gelirle yaşamak zorunda. tki taraf arasındaki güç dengesi bu denli bozuk ve devlet, bu ilişkide ke- sinlikle üstün olan taraf değil. IMF yıllardır bu güç dengesi içinde ülkemize gelip gidiyor, ko- şullannı sıralıyor ve aksi halde, diye başlayan cümleleri çekin- meden kuruyor. Tavu- kesinlikle egemen tavırdır. En son birkaç hafta önce ünlü beş şartmı sıraladı ve gitti. Beşinci koşul da ulus- lararası tahkimin kabulü. Aksi halde kredi yok. - Gerçekten, aksi halde krediyok mu? - Şimdi bu noktada, "Aksi halde kredi alamayız'" önermesiyle tartışmayı götürmek son derece anlamsızdır. Çünkü bugüne ka- dar verilen krediler aradaki uçurumu kapatmamış, tersine, ma- kas gitgide açılmış. Aynca bu bir manipülasyon. Kredinin ga- rantisi yok. Dahası, kredi için verilecek tavizin son durağmı be- lirlemek de mümkün değil. Nitekim Dünya Enerji Konseyi Ge- nel Sekreteri Gerald Doucetçok açık konuşuyor. Uluslararası tah- kim olmazsa yabancı yatınmcının gelmeyeceğini. egemenlik konusunun abartıldığını, refahın arttınlması için egemenlikten biraz feragat edilmesi gerektiğini söylüyor. Tahkim bu ortamdan soyutlanarak tartışılamaz. Ne var ki tartışma sürecinde ve Anayasa değişiklikleri gün- demdeyken neyin tartışıldığını ve şu andaki durumu bilmekte zo- runluluk bulunmaktadır. Öncelikle, bu durumun tespitini, konu- muzu ilgilendiren boyutlanyla özetlemek istiyorum. - O zaman bize anlatır mısınız? Uluslararası tahkim nedir? - Tahkimin çok eskı bir uzlaştırma kurumu olduğu biliniyor. Eski Yunan'da, Islam Hukuku'nda, Osmanh'da, yani Mecelle'de, dünyanın tüm ülkelerinde ve ülkemizde hem yerli hem de ya- bancı hakem kararlan yıllardır uygulanmaktadır. 1927 tarihli Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 516. maddesı. "İki tarafaralanndaki nizaı hal için ha- kem tayin edebilirler" demektedir. Tahkim, özellikle ticari alan- da iş yapan özel ve tüzelkişilerin, aralanndaki sözleşmenin yü- rütülmesi sırasında doğacak uyuşmazhklann çözüm yeri olarak görevli resmi yargı organlan yerine özel kişileri ya da kurumla- n seçmeleri anlamına gelir. HUMK'un 518. maddesi de şöyle der: " Yalnıziki tarafin arzulannatabiolmayan mesailde tahkim ee- reyan etmez.'' Yani, düzenlenecek konu iki kişinin iradesine bı- rakılmamış konuJardansa bu konuda tahkime gidilemez. Yargı- tayımız da tahkimin ancak kamu düzenine aykın olmayan konu- larda düzenlenebileceği görüşündedir. Yani, her konuda tahkim mümkün değildir. Yine aynı nedenle, idari görevlerin, kamu hizmetinin özel şa- hıslara devrini öngören imtiyaz sözleşmelerinde tahkime gitmek kamu düzeni nedeniyle mümkün değildir. Bu konuda düzenle- nen sözleşmeler de tüm içerikleri itibanyla ve Anayasa'nın 155. maddesi gereği Danıştay'ın vizesine tabidir. Kamu düzeni sınır- laması bu nedenle son derece önemlidir. Kamu düzeniyle ilgili olduklan için, örneğin Ceza Yasası kap- samında, satış, aile ve miras hukukunu düzenleyen hükümler, iş- çi-işveren ılişkileri, tapulama ve kadastro ile ilgili konularda tah- kim sözleşmesi yapılamaz. Yine yasanın mecburi tahkimi dü- zenlediği alanlarda, örneğin kamu kuruluşlan arasındaki ihtilaf- larda 3533 sayılı yasa gereği tahkim zorunludur. Bu alanda özel bir tahkim sözleşmesi yapılamaz. Grev ve lokavtın yasaklandı- ğı işyerlerinde Yüksek Hakem Kurulu'na gidilir. Futbol Fede- rasyonu ile kulüpler ve oyuncular arasmda doğacak ihtilaflar Merkez Hakem Kurulu'na gider. - Peki, uluslararası tahkime neden gerek duyuluyor? - Özellikle uiuslararası ticari ilişkilerde tahkim daha da önem kazanmıştır. Bu tür sözleşmelerden kaynaklanan ihtilaflarda git- gide artan bir eğilim olarak, taraflann mensubu olduğu devlet- lerden hiç birisinin ulusal resmi mahkemesine gidilmemekte, çünkü güvenilmemekte ve uyuşmazlığın çözümünde tahkim yo- Iu seçilmektedir. Bunun da haklı, haksız bir sürü nedeni vardır. - j\edirbu nedenler? " : "1 :'" -Örneğin karşı tarafin resmi mahkemelerinın tarafsızlığına gü- venmemek, yabancı hukuku bilmemek, yabancı avukat külfetin- den kaçınmak, teminat yatırmaktan kaçınmak, yargılamanın uza- masından çekinmek, sır sayılan bilgilerin açıklanmasını isteme- mek, ihtilafın taraflann güvendiği, işin esasını bilen uzman ki- şilerce çözülmesi isteği, yabancı dil sorunu gibi nedenler... Hakeme gidilecekse, taraflar bir tahkim sözleşmesi düzenle- yıp uyuşmazlık çıktığında olaya hangi hakemlerin bakacağını, yargılamanın nerede ve hangi dilde yapılacağını, hakem seçimin- den yargılamaya kadar hangi usulün uygulanacağını, olayın esa- sı hakkında karar verilirken hangi hukukun esas ahnacağını ve daha başka hususlan serbestçe kararlaştırabilirler. Buna "ad hoc" tahkim, yani geçıci tahkim denir. Bu da en yaygın tahkim türü- dür. ABD'de özel şahıslar arasındaki ihtilaflann yüzde 60'ından fazlası bu tür hakemler eliyle çözülmektedir. Ama taraflar yine anlaşarak bir kurumun, örneğin Istanbul Ti- caret Odası'nın, Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Divanı'nın, Amerikan Tahkim Cemiyeti 'nin, Londra Uluslararası Tahkim Di- vanı'nın, Dünya Patent ve Telif Haklan Örgütü'nün tahkime iliş- kin kurallannın uygulanmasmı ve tahkimin o kurumun deneti- minde organize edilmesini de kararlaştırabilir. Bu durumda kurumsal tahkim sözkonusudur. Geçici tahkimin kurallan taraflarca belirlenir ve salt o sözleşmeden doğan uyuş- mazlık için kullanılır. Bir defalıktır ve geçicidir. Oysa kurumsal tahkimde tahkimi yürütmesi öngörülen kurumun önceden düzen- lenmiş ve tahkim sırasında uygulanacak belirli kurallan vardır. Kurum, tahkimi bu kurallara göre organize eder. Taraflar kuru- mun hakem listelerinden belirli usule göre hakemlerini seçerler ve uyuşmazlık bu hakemlerce çözülür. Hangi tür tahkim seçilmiş olursa olsun hakemler altı ayda uyuşmazlık hakkında bir karar vermek zorundadırlar. - Peki, hakem kararlan kesin ve bağlayıcı mıdır? - Hayır, bunlar kesin ve infazı mümkün kararlar değildir. Ulus- lararası tahkim kuruluşlan hakem kararlannın, verildiğinde in- fazı kabil kararlar olması ve ulusal yargı süzgecinden geçmeme- sini ya da bu süzgeçin deliklerinin olabildiğince geniş olmasını istemektedirler. Kimi tahkim kuruluşlan kendi tüzüklerinde ha- kem kararlannın denetimine yer vermemiş, verildiklerinde ke- sin olduklannı, taraflann karara uymayı taahhüt ettiklerini yaz- mışlardır. Hakemler aynca ihtiyati tedbir ya da ihtiyati haciz gi- bi kararlar da veremezler. - Peki, bütün bu çerçeve içinde, başvurulan ülkenin ulusal resmiyargı sisteminin hiç rolüyok mu? -Bütün bu farklılıklara rağmen hakem kararlannın infazedi- lebilmesi için bu kararlann, başvurulan ülkenin ulusal resmi yar- gı sistemi içinden geçmeleri gereken bir ikinci süreç vardır. Bu da onama ya da tenfiz sürecidir. Bu süreç son derece önemli bir güvencedir ve vazgeçilemez- dır. Çünkü bu süreç ulusal egemenlik hakkı olan yargılama er- kinin hakemlik kurumuyla bağdaşmasını sağlayan son derece önemli bir zorunluluktur. Yerli hakem kararlannın onanması, yabancı hakem kararlannın da tenfizi söz konusudur. Yalnız, hakem kararlannın yerli ya da yabancı olarak nitelen- dirilmesinde dıkkate alınacak ölçünün ne olacağı konusunda ise mevzuatımızda bir düzenleme yoktur. Yargıtayımız bir ara New York sözleşmesine uygun olarak hakem karannın verildiği top- rak ya da mülkilik esasını yabancılığın tespitinde kıstas olarak almışsa da bu karar sonradan eleştırilmiş ve sonuçta. bu karar- dan önce de kabul edilen "otoritesi altında verilmiş kanun" ilke- si benimsenmiştir. Ülkemizde halen geçerli olan uygulamaya göre "yabancı ka- nun otoritesi aftmda" verilmiş olan kararlar, yabancı hakem ka- rarlandır. Yani dünyada çok yaygın bir kurum haline gelmiş olan tahki- min varlığj, kurumun temel nitelikleri değiştirilmediği takdirde, ülkelerin ulusal hukuklanna dayanır, egemenlik hakiannın çiğ- nendiği anlamına gelmez. Ne var ki, tahkim kurumunun aynı za- manda yumuşak kamı niteliğini taşıdığına ve tenfizin ortadan kaldınlmasına doğru bir yönelişin varlığına da dıkkat çekme du- rumundayız. MAI paketindeki tahkim projesi esas olarak tenfiz. tanımıyor. imzaladığımız uluslararası sözleşmeler ve kimi ulus-1 ' lararası tahkim kurumlan ise daha temkinli, ürkütmeden ilerli- yor. - Peki, bizim hukukta tahkim ne zaman düzenlendi? -Türkhukukunda tahkim, 1927 tarih- li HUMK'un 516 ve 536. maddeleriyle düzenlenmiştir. Yabancı hakem kararla- nnın tenfizi, yine HUMK'un 537 ve 545. maddeleriyle yapılırken 1982'de kabul edilen 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkın- da Kanun'Ia bu maddeler iptal edilmiş- tir. Bu kanunun 43,44 ve 46. maddele- ri yabancı hakem kararlannın tenfizini düzenlemektedir. Buna göre şu koşul- larda yabancı hakem karannın tenfizi mümkün değildir: Sözleşmede tahkim koşulu yoksa, kararda genel ahlaka ve kamu düzenine aykınlık varsa, tahkim yolu kapalıysa, taraf teşkilinde usul ha- tası yapılmışsa, hakem seçimi karşı ta- rafa bildirilmemişse, savunma hakkı kı- sıtlanmışsa, tahkim sözleşmesi veya ko- şulu geçersizse, taraflann anlaşmasına ve hukuka aykınlık varsa, hakem karan tahkim konusunun sınırlannı aşmış ya da tamamıyla başka bir konuda verilmiş- se, hakem karan kesinleşmemiş ya da iptal edilmişse. Tenfiz talebinin kabul ya da reddine ilişkin kararlar temyiz edi- lebilir. Tenfiz talebinin reddi karan ke- sinleşirse hakem karannın ülkemizde in- fazı mümkün değildir. - Bu tür sözleşmelerin iptali için Danıştay'a baş vurulabile- ceğini söylemistiniz... - Evet, sanki Danıştay'da dava açılması yolu korunmuş gibi gö- rünüyorsa da kamu yaran kavramının terk edilmesi ya da yeni- den tanımlanması sözkonusu olduğundan iptal davasında taraf ehliyeti açısından kısıtlamalara gidihnesi ve bu tür davalann fi- ilen imkânsız hale gelmesi sözkonusu olabilecek. Türkiye, ço- kuluslu şirketler tarafîndan nükleer atık mezarlığına döndürül- mek istendiğinde ulusal hukukun korumasından mahrum kala- cak. Ulusal hukukumuza giren 1961 tarihli Cenevre sözleşmesin- de hakem kararlannın tenfizinde ulusal kamu düzenine uygun- luk kıstası açıkça reddediliyor. 125. maddedeki değişiklik, 47. maddedeki değişikJiklerle birlikte bu anlamda sonuçlar doğura- cak. Nihayet, Anayasa'nın 155/2 maddesi de değiştirilerek Danış- tay'ın imtiyaz sözleşmeleri üzerindeki denetimi kaldmlıyor. In- celeme yetkisi, düşünce bildirmeye dönüştürülüyor. Bu deneti- min kaldınlması, en hafif deyimiyle gafletten başka bir anlama gelmeyecek. Bu koşullarda düzenlenecek idari sözleşmelerin Türkiye'nin tüm maddi değerlerinin, ormanlannın, denizlerinin yağmalan- ması anlamına geleceğini, çevre katliamlan karşısında çaresiz- liğe düşeceğimizi görmek zorundayız. Danıştay ise sadece düşüncesini bildirecektir. Denetimi kaldı- ranlann düşünceye ne denli saygılı olacakJanm tartışmak bile ge- reksiz. Bu arada, Danıştay'dan düşünce suçu işlememe konusun- da özenli davranması da beklenir. Çünkü sıra idare hukukunun kaldınlmasına geldi. Sonuç olarak, tahkim konusunda kimi yasal düzenlemelerin yapılmasında yarar var. Ulusal yargılama düzenimizin reform ih- tiyacı da biliniyor. Ne var ki, gündeme getirilen Anayasa değişik- likleri gereksizdir. Üstelik ulusal çıkarlanmız açısından da sakın- calıdır. Tahkim, geri çekilen, ama vazgeçilmeyen MAI sürecinde bir sızma noktası olarak planlanmaktadır. Anayasa değişiklikleriy- le birlikte imtiyaz sözleşmelerinde tahkim usulüne yer verilmesi bu amacın açık kanıtıdır.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog