Bugünden 1930'a 5,447,148 adet makale



Katalog


«
»

17AĞUSTOS1999SALI CUMHURİYET SAYFA / ekonomi(&cumhuriyet.com.tr 13 Sahte banknot uyarısı • ANKARA (ANKA)- Merkez Bankası (MB), piyasada dolaşan sahte banknotlann sen ve sıra numaralannı belirleyerek. sahte paralann nasıl ayırt edileceği konusunda yurttaşlan uyardı. Merkez Bankası yetkilileri. 1 milyon liralık banknotlann yapımmda 100 bin liralık banknot kâğıtlannın kullanıldığına, bu banknotlann, filigran ve emniyet şeridi bulunmadığından ültraviyole ışık altında yansıma vennediklerine dikkat çektiler. Yetkililer, piyasada dolaşan sahte 1 milyonluk banknotlann yapımında da bu 100 bin liralık banknot kâğıtlannın kullanıldığı duyumunu aldıklannı ve bu paralann sahteliğinin sadece renk değiştiren mürekkeple basılan motiften anlaşılabileceğini belirttiler. elektronik kart • ANKARA (Cumburiyet Bürosu)- Boru Hatlan ile Petrol Tasıma AŞ (BOTAŞ) doğalgaz kullanımında elektronik sistem Ankara'dan sonra Eskişehir ve Bursa'da da uygulanacak. BOTAŞ Genel Müdürlüğû'nün Bursa ve Eskişehir'de başlatacağı sistemin yapımının bu yıl içinde ihale edileceği, uygulamaya da en geç önümüzdeki yılda başlanmasının hedeflendiğı ögrenildi. Halkbank'tan kredi desteği • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Esnaf ve sanatkârlann artan plasman talepterini karşılamak amacıyla dün tüm Halk Bankası şubelerine 17 trilyon lira gönderildi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsametrin Özkan, yaptığı yazılı açıklamada. 1999 yılı içinde esnafa gönderilen plösmanm 97 triîyottîirayi" 1 ' yükseldiğini belirterek toplam plasmanın 317 trilyon liraya ulaştığını söyledi. Sanayinin istttıdamı azaldı • ANKARA (ANKA)- Reel sektörün istihdamında geçen yıl özellikle Rusya krizinin patlak verdiği ikinci yandan itibaren başlayan daralma sonucunda toplam istihdamda sanayinin payı düşerken tanmın payı artış gösterdi. DlE tarafından altı ayda bir gerçekleştirilen hane halkı işgücü anketi sonuçlanna göre, nisan aylan itibanyla sanayinin istihdamında son bir yılda 357 bin kişilik azalma olduğubelirlendi. Tiipkler az çalışıyor' |İZMtR(AA)-Türkiye lşveren Sendikalan Konfederasyonu * nun (TlSK) yayın organı "lşveren" dergisinde yer alan araştırmaya göre, Tûrk işçisi, ABD, Japonya, lrlanda, Avustralya işçisinden daha az çalışıyor. Ülkeler itibanyla ortalama çalışma sürelerinın karşılaştınldıgı çalışmada, işçi başına yıllık ortalama fîili çalışma süresi ABD'de lOOkabuledilerek. lrlanda'da 97, Japonya'da 96, Avustralya'da 95, Türkiye ve Yeni Zelanda'da 93 olarak belirlendi. AB'de ortalama çalışma süresi 86 olarak açıklandı. Mercimek alımı durdu • GAZİANTEP (Cumhuriyet Bürosu) - Güneydoğubirlik satın aldığı mercimeklerin parasını ödeyemeyince ürün alımını durdurdu. Birliğin 1 trilyon 199 milyar lira bedelle toplam 5 bin 722 ton mercimek alımı gerçekleştirdiği ve üreticiye 700 milyar lira borçlandığı ifade edildi. Güneydoğu Tanm Satış Kooperatifleri Birliği Genel Müdûrü Mehmet Okur, borcun 400 milyannı üreticiye ödedıklennı ve kalan paralan da kredi aldıklan takdirde ödeyeceklerini vurguladı. BM, 2000'de yapılacak zirve öncesi ulusal demokrasi yerine küresel demokrasi çağnsında bulundu EHinya lriikümetiııe doğrüEkooomi Servia -Birleşmiş Mil- letler (BM) küreselleşmeye insa- ni çehre kazandırmak üzere kolla- n sıvadı. Ulusal demokrasi yerine "küresel demokrasyi" yerleştir- meye çalışan BM tarafından 2000 yılınm eylül ayında düzenlenme- si planlanan "dünvanın geleceğine ilişkin zirve toplantısında", "dün- ya hükümetine" doğru somut adım- lar atılacak. BM bu toplantı için hükümetle- re yaptığı duyurularda, Eylül 2000'de yapılacak zirve öncesi ulu- sal demokrası yerine tek bir küre- sel demokrasi çağnsında bulundu Küreselleşmenin bir takım te- kellelerin elinde olduğunun vur- gulandığı ve bir dünya hükümeti- ne neden gereksınimin duyulduğu- nun anlatıldığı çağnda, topluluk bir anlamda günah çıkartsada ye- ni küresel demokrasinın BM çatı- sı altında oluşturulmasını daha doğ- ru olacağı belirtildi. BM'nin itiraflan Hükümetlere gönderilen çağn- larda, şu ifadelere yer veriliyor: "Her ne kadar BM kurulduğundan bu yana30 mihonu aşkın insan savaşlarda kat- ledildiyse, miryonlarca insan, etnik \e dini çaüşmalarda öldürüldüyse, 100 milyonu aşkın insan bölgesinden göç ettirildiyse ve bugün hâlâ 20 mihon sığınmacı ülkesi dı- şındaki birböigede yaşamaktaysa ve BM üye- lerinin dav ranışlan korkunç ve kabul eiü- lemez nitelikte de olsa. BM sadece ülkele- rin >an yanageimeyi başarabadflderi birpiat- form görüntüsü verse de, biz yine de BM dışında bir platfbrm ile bu hedeflere ulaşa- büeceğimize inanmıyoruz..." Türkiye MAI (Çok Taraflı Yatınm An- laşması) ve Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu Sözcüsü Gaye Yılmaz, ele geçirdik- leri çağn metinlerinde "küresefleşmeye in- sani çehre kazandırma çabasının" olduğu- nu belirterek "2000 yılının eylül ayı bu giri- şim için özellikle belirlenmiş. Söz konusu tarihe kadar, sermajenin istediği hemen bü- tün anlaşmalar imzalanmış olacak" dedi. Gönderilen duyurularda, BM'nin, dün- ya hükümetine doğru giden yollardan biri n \/f nin çağnsını "küreselleşmeye insani bir MJ iv yüz kazandırma çabası" olarak niteleyen Küreselleşme Karşıtı Çalışma Grubu Sözcüsü Gaye Yılmaz, 2000 yılının eylül ayının bu girişim için özellikle belirlendiğini ve bu tarihe kadar sermayenin istediği hemen bütün anlaşmalann imzalanmış olacağını vurguladı. olarak gösterildiğini, ancak tek yol olarak benimsenmediğini anlatan Yılmaz, şöyle konuştu: "BM dışındaki kurumlarda da yapılma- sı mümkündür. Küresel polirikalar G8, OECD. IMF. Dünya Bankası gibi tüm ka- rarlann kapalı kapılar ardında gizlilik içe- risinde ahnan kurumlarea yüriitülmekte- dir. Bu kurumlar, çoğunlukla kendi çıkar- lannı küresel kuraUarta garanti altına al- mak isteyen ulus ötesi şirketlerin etkisi at- tındadır. Bu nedenle BM"nin daha uygun olduğu düşünülüyor ve bu dile getiriliyor." Hükümetlere yapılan duyurularda, eşit- sizlik, adaletsizlik, gelir dağılımındaki den- gesizlik, güç ve politik karar mekanizma- lan arasındaki ilişkilerin fazlasıyla çarpık- laştığı, her 5 kişiden bir tanesinin yoksul- luk içinde yaşadığı, insan yaşamı ve ban- şm her zamankinden daha büyük bir teh- dit altında olduğu vurgularuyor. Çağnlarda, küreselleşmenin gün geçtik- çe çeşitlenen literatürünün, hükümetlerin uluslararası sorunlan nasıl düzenleyip, demokratikleşebilecekleri konusunda ye- tersiz kaldığı bildirilerek, şöyle deniliyor: "Arnk, detayiandınlmış, uluslararasi ka- rar alma mekani/malannda demokrasiyi gerçekten hedeneyen veşimdikrde küresel yönetim olarak isimlendirilen kurallar var- dır. Bi/Jer. bu tarihi degişim için önemli ve haklı gerekçeler olduğuna inanıyonız. Tüm bunlar. hemen hemen bir dünya hüküme- tine kavuşmanuz için çok çeşitli yollar ol- duğunu gösteriyon_" 12 maddelik acil eylem planı Çağnlarda. herkesin gönderilen metine ilişkın görüşlerinı ve dünya toplumlan için ne yapabileceği konusundaki düşünceleri- ni bildirmesi istenerek bu çalışmaya hemen başlanması gerektiği uyansı yapılıyor. Küresel hükümetin mevcut kurumlann adaletsiz, antidemokratik anlayışlanna terk edilmesı halinde küresel sorunlann daha da büyüyeceği tespitinin dile getirildıği duyu- rularda, belirlenen şartnamenin kabul edil- mesi halinde formun doldurulması ve ve- rilen adrese gönderilmesi isteniyor. Tespit edilen 12 maddelik acil eylem planı ise özetle şöyle: • BM Genel Kurulu'na, BM ofisleri ve küresel vönetimin diğer organlannı incele- me yetkisinin verilmesi; yılhk bazda topla- nacak bir sivil toplumforumuohışturulma- sı, uluslararası kuruluşiara sivil toplumun ve seçilmişlerin kaülımuun artünlmasının sağlanması, VVTO'nun BM içine alınması ve BM sistemi altında tüm uluslararası gruplar arasındaki işbirüğinin artnnlma- SL • BM sistemi içerisinde kabul edilebi- lir, etkin ve eşit bir idare, denetim ve dü- zenleme mekanizması oluşturularak ulusö- tesi şirketlerin ve finans kurumlannın de- netlenmesi. • BM kurumlarunn yabancı döviz iş- lemlerinin, hava ve deniz tasımacüıgında kuUanıian akaryakıtın, silah sanşlannın vergüenmesi gibi küresel kurallar üzerin- den bağunsız, ek bir yeni gelir kaynağına kavusturulması. Yabancı Sermaye Cenel Müdürü Onaner 'Tahkim sihirli değil' rr,fANKARA (AA) - Kamu hiz- rnetfanlayışını kökünden sarsan ve "Sosyal devtet" ilkesini zede- leyen uluslararası tahkimle bir- likte yabancı yatınmlann artaca- ğı ileri sürülüyor. Hazine Müsteşarlığı Yabancı Sermaye Genel Müdürü Mehmet Şahin Onaner, uluslararası tah- kime olanak veren anayasa deği- şikliği ile birlikte, yabancı ser- maye yatınmlannın ar- tacağmı ileri sürerek "Ancak tahkim sihir- Udeğnekdeğa n dedi. Türkiye"de son 10 yıldır, yabancı serma- ye izinlerinin, yıllık ortalama 1.7-1.8 mil- yar dolar civarında seyrettiğini belirten Onaner, fiili gerçek- leşmelerin ise bazen yıllık 1 milyar dolan bulduğunu, bazen ise bunun altında kaldığı- nı kaydetti. Onaner, dünyada yıl- lık 400 milyar dolar düzeyinde bulunan doğrudan yabancı ser- maye yatınmı pastasından Tür- kiye'nin çok düşük düzeyde pay alabildiğini hatu-lattı. Tahkim konusundaTürkiye'nin tecrübesiz olmadığını söyleyen Onaner. "Mflletlerarası Ticaret Odası dedigimiz. tahkim ile uğra- • Onaner, tahkimin kabul edilmesinden sonra getireceği yararlan fazla abarrmadan değerlendirmek gerektiğini belirtti. şan kurumun başkanlığını bir sü- re Rahmi Koç yürüttü" dedi. Mehmet Şahın Onaner. Yaban- cı Sermaye Genel Müdürlüğü'nün tahkim sonrasına yönelik hesap- lamalanna göre, 2000 ile 2005 yı- lı arasındaki beş yıllık dönemde, sadece altyapı yatınmlanna, yıl- da asgari 1 milyar dolarhk yaban- cı sermaye gireceğinifade etti. Temmuz 1998'deki yabancı ser- maye izni tutan 95 milyon dolar iken, bu yılın temmuz ayında- ki miktann ise 232 milyon dolar olduğu- nu da hatırlatan Ona- ner, bu yılki beklen- tiyle ilgili olarak, "Bu yıl verilecek toplam yabancı sermaye izni tutan. 2 milyar düze- yinde olacaktır. Ya- bancı sermaye girişi, bu yıl geç- mişyıllardan fazla olacakur" şek- linde görüş bildirdi. Tahkimin kabulünden sonra. getireceği yararlan fazla abart- madan değerlendirmek gerekti- ğini belirten Onaner, bu nedenle bunun getireceği yararlan konu- şurken, Gümrük Birliği (GB) an- laşmasını imzaladıktan sonraki benzer beklenti içine girilmeme- si gerektiğini vurguladı. Yasa deâişikliklerinin yankısı sürüyor Dikkatler Türkiye'de Ekonomi Servisi - Türkiye'de başta tahkim olmak üzere kabul edilen yasal düzenlemelerin yan- kılan, dış basında da sürüyor. In- gıltere'de yayımlanan Fûıancial Tunes'tan sonra Amerika'da ya- yımlanan ekonomi gazetesi The YVall Street Journal da bu geliş- meleri yakın- dan izliyor. The Wall Street Journal gaze- tesinde yer alan ha- berde, başta anayasal değişiklikler olmak üzere Meclis tarafın- dan kabul edilen ya- sal düzenlemelerin, Türkiye'nin Ulusla- rarası Para Fonu'yla (IMF) bir stand-by an- laşması imzalaması- nın yolunu açtığı belirtildi. Haberde. imtiyaz sözleşmele- rinde Danıştay denetimini devre dışı bırakan uluslararası tahkimin kabulünün Türkiye'de başta ener- ji olmak üzere altyapı yatınmla- n için kredi imkânı sağlayacağı ifa- de edildi. Wall Street'e konuşan, Hollan- dalı yatınm bankası ING Ba- rings' in Türkiye temsilcisi John McCarthy. uzun bir süredir er- telenen 2 milyar dolar tutannda- THE WALL STREET JOURNAL. • The Wall Street Journal gazetesinde, değişikliklerin IMF'yle stand-by anlaşmasının yolunu açtığı belirtildi. ki enerji santrah yapımı kont- ratlannın bu yılın sonunda im- zalanabileceğini beKrtti: ABD'li şirketlerin yeni dönem enerji santrallannın inşasına yo- ğun ilgi gösterdikleri belirtilen haberde, Shell Generating firma- sı ile Bechtel Holding'in yan ya- rıya ortaklık yaptığı ABD'li Intergen şirketi- nin Türkiye'de enerji üreten üç doğalgaz santrah kurmayı plan- ladığı ve bu yaünmın Türkiye'nin enerji ka- pasitesini yüzde 25 oranında arttıracağı ileri sürüldü. ABD'li enerji şir- ketlerinın malzeme flı- tiyacını General Elect- rics'in sağlamasının beklendiği belirtildi. Ertelenen kontratlar Intergen şirketınin Avrupa, Af- rika, Ortadoğu ve Güneydoğu As- ya bölgelerinden sorumlu başkan yardımcısı Mike Hogan, birçoğu Danıştay'da bekleyen tüm yap- işletkontratlaruun yeniden müza- kere edilmesi gerektiğini ve yeni yasal düzenlemelerin gerekli ol- duğunu belirtti. O N U K YAZAR / ERHAN IŞIL Eski Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı Yaşanan olaylara bakılınca, aşamalı bir senaryonun sahneye konulduğu açık- ça görülür. Bu senaryo: 1) "Enerji açığı var. Türkiye karanlıkta kalacak." propa- gandası ile işe başlanması; 2) "Heryıl 4 milyar dolar yatınm yapılması gerektiği fakat ülkede böyle bir kaynak bulunma- dığı"sözünün sürekli olarak tekrarianma- sı; 3) Bu durumda yabancı sermayenin enerji yatınmlan yapmasının zorunlu ol- duğunun durmadan yinelenmesi; 4) Ya- bancı sermaye "uluslararasıhakem"\s- teğini dayattığına göre, T.C. Anayasası ile yasalannın onlara uygun biçimde de- ğiştirilmesi gerektiğinin -koro halinde- dile getirilmesi; 5) Tahkim yolu tutulursa, "kapımızda bekleyen" ve Sayın Cum- hurbaşkanımız'a göre (60) milyar dolar tu- tannda olan yabancı sermayenin ülkemi- ze akıvereceğinin sürekli söylenmesi, şeklinde özetlenebilir Önce şu "enerji" sözcüğüne değin- mek gerekiyor. Ülkemizde nice başba- kanlar, bakanlar, siyasetçiler, yazarlar bolca "enerji" lafı ederler. Neden sonra anlarsınız ki, bu kişiler yalnızca "elektrik enen'isi" üzerinde konuşmaktadırlar. Siz onların kusuruna bakmayın. Tahkim isteyenlerin yukanda özetle- nen gerekçelerinin tümü safsatadan (de- magojiden) ibarettir. Aslı, astan yoktur. 1) Neymiş? Türkiye'de enerji açığı var- mış. Karanlıkta kalacakmışız. Işte bu, halkı korkutmak amaçlı biryalandır Ener- ji açığı, teknik ve ekonomik olarak, bir ül- kenin çeşitli türlerde toplam enerji iste- mi (talebi) ile çeşitli türlerden oluşan top- "Uluslararası Tahkim" Adlı Bir Oyun lam enerji sunumu (arzı) arasındaki fark- tır. Bu nedenle de, örneğin petrol ve do- ğalgaz dışsatımcısı ülkeler dışında, ener- ji açığı olmayan ülke yoktur. Dünyamızın gerçeği böyledir fakat Türkiye'de birile- ri -kendi amaçlan için- enerji açığı deyi- mini çarpıtarak bunu yalnızca ülkemize özgü birtehlike imiş gibi gösteriyortar. Da- hası var. Eldeki "resmî" istatistiklere ve bilgilere göre, "karanlıkta kalmamız" ke- sinlikle olası değildir. Olayın ilginç yönü, "karanlıkgeliyor" tehditlerini savuran si- yasî partiler ve siyasetçiler ile elektrik enerjisinin bol ve güvenli olarak sağla- namayaşındaki sorumlulann aynı (kişiler) olmasıdır. Karanlık yani "öcü" masalcı- lan, önce dağıtım ve iletim sistemlerin- de en az (15) milyar kilovvat/ saatlik (kw/s) ve çok büyük elektrik enerjisi kayıplan- nı derhal azattacak küçükçe yatınmlan ni- çin yıllardır ihmal ettiklerinin, üç-beş yıl- da bitecek orta boy hidroelektrik (HES) yatınmlannı 14-15 yılda neden bitireme- diklerinin ve çaldırdıklan (kaçak) elektrik konusunda niye hiçbir iş yapmayıp elekt- rik hırsızlanna bolca "af" çıkardıklannın hesabını (kabilse) versinler. 2) Neymiş? Her yıl 4 milyar dolarlık elektrik enerjisi yatınmı gerekiyormuş fa- kat kaynak Dulunamıyormuş. Ülkemizde, kamu yatınmlan genellik- le, elektrik enerjisi yatınmlan özellikle, çok yüksek bedeller üzerinden ihale edi- liyor. Bunlar veri olarak kabul edilse da- hi, yıllık (4) milyar dolardan en az beş yıl- datoplam (20) milyar dolann gerektiği id- diası, açıklanması olanaksız bir abart- madır. Zaten böyle bir hesaplama su- nulmamıştır. Sadece, göz korkutucu ol- duğu düşünülerek (4) milyar dolarlık şi- şirilmiş bir büyüklük söylenmiştir. Geçi- niz. Öz açısından ise, durum gerçekten üzüntü vericidir. Elektrik enerjisi, insan- lığın "onsuzolmaz"türü ögelerinden bi- ridirvebu nedenle "yaşamsa/'nitelikte- dir. Böyle olduğu için de, ulusal toplum- lann bu gereksiniminin -bir şekilde- kar- şılanması açıkça bir kamu hizmetidir. Türkiye'de, özel kesim de elektrik ürete- bilir ve üretimini satabilir. Bunda hiçbir yan- lışlık yoktur, fakat bu durum. elektrik ener- jisinin eğitim gibi, sağlık gibi bir kamu hiz- meti olduğu gerçeğini değiştirmez. He- men herinsanın, hergün-hergece, üre- tim dahil, vazgeçilmez gereksinımi olan elektrik konusunda hiçbir hükümet "kay- nak yok" diyemez. Böyle bir kamu hiz- meti için kaynak bulamadığını söyleyen- ler gerçekte "Sen bu devleti yönetmek- fenâc/z/m "demişdurumdadıriar. (Ülke- mizde bazı hükümetler, örneğin kendi bankalannı soyup mevduat sahiplerinin paralarını da cebe atan bazı kişilere -on- lardan bir tanesine- anında (640) trilyon lira (1.5 milyar dolar) aktanveriyoriar. Kay- nak sorunu olmuyor). 3) "Kaynakbulamadığımtza göre, (elekt- rik enen'isiiçin)yabancı sermayeye muh- tacız." sözü de, bir "sokuşturma"dır. Söz- gelişi, eğitim ve sağlık hizmetlerine de ge- rekli kaynak sağlanmamaktadır. Şimdi, "bu işleri de yabancı sermaye yapsın" denilecektir. Ğmeğin, gümrükler "delik- deşik"X\r. Osmanlı Devteti'nde olduğu gi- bi, yabancılann "Düyun-u Umumiye Ida- res/"nin gümrük işlerine ve vergilerine el koyması mı beklenecektir? ller tutar ta- rafı yok. Bunu da geçiniz. 4) Yabancı sermaye "hakem" koşulu- nu dayattığına göre, Anayasa o istek doğruitusundadeğiştirilmeli imiş. Bunu, "Türidye Cumhuriyeti'nin variığı ve ba- ğımszlığını koruyacağıma " diyerek and içen siyasetçiler söylüyor. Yargı erkinin yabancı firmalar için ya- bancılara devredilmesi önerisi ile bağım- sızlıktan ve egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu ilkelerinden kesinlikle vazgeçmek yolu tutulmuştur. Olay apa- çıkbudurve bundan ibarettir. Bağımsız- lık ve ulusun egemenliği yalnızca onur ve- rici yüce ilkeler değillerdir. Doğal ve zo- runlu olarak, ulusal yarariann en büyük güvenceleridirler. Bunlardan vazgeçildiği zaman, öme- ğin "Türk ulusu adına karar verilmesi" yo- lu kapatılıp yabancı hakem yargısı kabul edildiğınde ulusal zarariarda kaçınılmaz olur. Aynca, "Uluslararası hakem" öne- risini benimseyen bir devletin, kendi hu- kuk ve adalet sisteminin "kötiı olduğu- nu" dünyaya ilan etmiş durumda oldu- ğu da unutulmasın. SÜRECEK İŞÇİNİN EVRENİNDEN ŞÜKRAN SONER Acısı Büyüyecek Dün yine emek cephesini oluşturan örgütlerin merkez ve şube yönetimleri Güven Park'ta güneş altında eylem yapar, seslerini duyurmaya çalışırken, Meclis'te bir an önce tatile çıkabilme düşü içinde, SSK yasa değişikliklenne parmak kaldıran (pardon düğmeye basan) milletvekilleri vardı. Milyonlarca insanın gözünün içine baka baka, IMF'nin dikte ettirdiği, işçilerin, tüm çalışanlann, halkın, ülkenin çıkarianna ters yasalar Meclis'ten gö- rülmedik bir hızla çıkanlıyor. Yaşamı toplumsal olaylar, DİSK içinde geçmiş örgütlenme dairesi başkanı Mete Sönmez ile Gü- venparktan konuşuyoruz. Meclis'e bir kez daha uya- n için giden liderlerden bir değışik haber beklenti- leri yok. Hükümetin bir an önce işini bitirmeye, dik- te ettirilmiş yasaları çıkartmaya çalıştığı biliniyor. Mete Sönmez yakın plan gözlemlerınde, iki ay için- de hiç bu kadar yıpranmış iktidar, parlamento, par- lamenterier anımsamadığının altını çiziyor. "Arala- nnda dolaşırken, başlannı öne eğiyoriar. Sankika- çacak delik anyoriar. Bire bir konuşmada herkes, en sorumlular, grup başkan vekilleri dahi, 'Haklısı- nız. Gizli oy olsaydı çıkmazdı' diyorlar" diye parla- mentonun halini aktarıyor. SSK yasasının en can alıcı maddeleri geçtikten sonra, emek cephesinin hâlâ eylem için toplanıyor olmasının anlamının, acısı her geçen gün artacak milyonlann, çıkmış yasalara karşı sürekli mücade- lesi, "unutmadık" kampanyalan olabileceğine işa- ret ediyor. Yaşamı savaşımla geçmiş sendika lideri Çetin Uy- gur, topluma sırtını dönmüş bu parlamentonun gi- derek halkla daha fazla karşı karşıya kalacağına işaret ediyor. Ecevit'in Cumhuriyet'i iknaedemeye- ceğini söylerken aslında Cumhuriyet gazetesini değil, Cumhuriyet değerterine bağlı bütün güçleri kastetmiş olduğunu söylüyor. Uygur, Cumhurbaşkanı'nın bu Meclis için "Ku- oıcu meclis olacak" tanımlamasını anımsatıyor. Gerçekten de yeni dünya düzeni, dünya finans güç- lerinın dikte ettirdıkleri için, düzenle entegrasyon- da uyum içinde. tümü ile sağ, düzen partilerinden oluşan bir meclis olduğunu belirtiyor. Birgazetenin "sivil darbe" tanımlamasının, Meclis'in çalışmala- nna, yaptıklanna çok uygun düştüğüne işaret edi- yor. Ancak emek cephesinin pariamentonun çıkardı- ğı yasalara karşı verdiği mücadelenin işe yarama- dığı, yenildiğı yargısına hiç katılmıyor. Uygur'a gö- re, birbirinden çok farklı emek örgütlerini ilk kez bir araya getiren olaylar, emek cephesinin oluşum ve eylemleri, buzdağının ancak görünen küçücük bir parçası. Türk-lş başta kimı örgütlerin üst yönetim- lerinin hükümetle özel pazarlıklan, kopmaları, ey- lemlerde katılan örgütlerin gücünün ve ağıriığının ko- nulamamış olması, görünen yüzü ile, hükümetin hızla yasaları Meclis'ten geçirmesini sağlamış gö- züküyor. Oysa başta hükümet herkes, yapılanlardan canı yanan, onaylamayan büyük çoğunluğun, milyon- lann vaıiığını biliyoriar. Buzdağının görünmeyen bü- yük kitlesindeki yapılanlara karşı emek, halk gücün- den korkuyoriar. Emek Platfonmu, karşı duruşu, ey- lemleri ile olup bitenin anlaşılmasında, milyonlann gerçekleri görmesinde işlev yapıyor. Türk-lş'ten dün Güvenpark'a gelemeyen üst dü- zey ve tabandan sendika liderleri ile konuşuyoruz. Yaşananların toplumun olup biteni görmesinde, gerçeklerin çıplak su yüzüne çıkmasında bilinçlen- dirici etki yaptığını düşünüyorlar. Borcu borçla ka- patma, toplumun üretim güçlerine, kaynaklanna sırt dönen politikalann giderek boyutları büyüyen iflaslara mahkûm olduğunun altını çiziyoriar. Birbirinden farkı kalmamış, kirienmiş siyasi par- tiler ve liderier gerçeği karşısında, kitlelerin karşı du- ran güçlere, son dönemde de emek cephesine umut bağladıklanna değıniyoriar. Bu nedenle de emek cephesinin gücünün, ağıriığının işletilmesin- de olumsuz rol oynayan Türk-lş üst yönetimine kar- şı işçi tabanda tepkinin büyüdüğü kanısındalar. İş- çi tabanın şimdilik siyasi partiler ve lideriere yönel- temediği öfkesini, gündemdeki genel kurullannda Türk-lş'in bu işte sorumiu görülen liderlerine yönel- teceği kanısındalar. Medya yıldızlan olup bitenlerde ellerini ovuşturan- larsaflannda, IMF dayatmalannı eksiksiz yerine ge- tiren Ecevit hükümetine alkış tutuyoriar. Ne çarpı- cı bir çelişkidir ki, aynı medya buzdağının aîtında görünmeyen büyük kitleden, milyonlann korkusun- dan, bir yandan dayoksulluğaağıtlardüzmekte, sö- mürüsünü yapmaktayanşıyor. Emeğin haklannın sa- tışında büyük suç ortaklığını gizlemeye, kendini ak- lamaya çalışıyor. Işsizler pazarında ekmek kavgasında, iş kapmak üzere kavga eden, yumrukla öldürülen işsiz işçinin dramına ağıt düzülerek, bir ortada kalmış hastayı tedavi ettirerek aklanmak.. Bu kadar ucuz mu? Babası kanser olmuş, tedavide bütün aile olanak- lannı tüketmiş işçi, çaresiz, çare aramak üzere ka- pımı çalıyor. SSK başta bütün sosyal devlet kay- naklan, olanakları, kapılan kapanmış. Yol, çaregös- teremiyorum. Umutsuz, gözleri yaşlı Eskişehir'ege- ri gönderiyorum. Bir ünlü medya yıldızına, TV ka- nalına, parlamenterlerimizden birine, parti lider- lerimize mi gönderseydim acaba? Çaresiz milyon- lann acılarına, yaralarına tuz mu basacaklar, ne yapacaklar? Kanada'ya celik ihracı Borçelik antidampingi aştı tSTANBLL(ANKA)- Soğuk sac üretimınde Türkiye'nin ilk özel ku- ruluşu olan Borçelik. Ka- nada'run açtığı soğuk sac ithali konusundaki anti- damping davasında. Tür- kiye lehine olumlu sonuç elde etti. Kanada'daki çelik üre- ticilerinin Türkiye'nin de içinde yer aldığı 7 ülke- ye karşı iç piyasa fiyatla- nnın altında mal satma- lan ve ihracat paylannı yükselttikleri gerekçesiy- le açtıklan dava Borçelik lehine sonuçlandı. Bu karar ile Kanada'ya yılda ortalama 20 bin ton çelik ihraç eden Borçelik, Türkiye'nin çelik ihraca- tı alanında önemli bir adım atmış oldu. Kanada Gelirler Ba- kanlığı tarafindan yapı- lan açıklamaya göre, Bor- çelik'in en düşük vergi ile Kanada'ya soğuk sac ihraç etmesine karar ve- rildi. Borçelik'in vergi ora- nı yüzde 10 iken. diğer ül- keler Kanada hükümeti tarafından yüzde 18-40 oranında vergiye tabi tu- tuldu. Kanada'daki çelik üre- ticileri,29Ocak 1999 ta- rihinde Rusya, Slovakya, Arjantin, Belçika, Ispan- ya, Yeni Zelanda ve Tür- kiye'ye karşı antidam- ping davası açmıştı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog