Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 1 AĞUSTOS 1999 PAZAR HABERLER Şükriye Tutkun, bar yerine festivalleri tercih ediyor 'Müziğin sağı solu olmaz y BÜLENTECEVtT TUT / ADIYAMAN - Müzikte aşın uç- lara karşı olduğunu belirten sanatçı Şûk- riye Tutkun, •"Müziğin sağı soJu olmasın is- tiyonım" dedi. Barlarda çalışmak ısteme- diğıni belirten Tutkun, "Insanlann gerçek- ten müzik dinlemek için gittiği yer kooser- lerdir. Bara, müzik dünemeve değU,içM iç- oıe>e gklili>or. Ben de konser venneyi sevi- yorum'* dıye konuştu. "Sevin GayrT ve "Çiğdem Der kT ad- lı 2 kasetı bulunan Şüknye Tutkun, reper- tuvanna aldığı türkülen kendisinin seçip ka- rar verdiğını belirtti. Adıyaman'ın Tut il- çesinde gerçekleştirilen festivale katılan ve burada konser veren Tutkun ile söyleş- tik. - Barlarda cahşıruyorsunuz. Bunun ııe- deninedir? - Insanlann benı barda dinlemelerini is- temiyorum. Konser veriyorum. Gerçekten müzik dinlemek isteyen insanlar konsere gelır. Barda para verdiği için ve içki kul- landığı için sahibi görüyor ve istek veriyor- lar. Bunu sevmiyorum. Bir de mûzik din- letisi yapılabilecek bar yok. - HİÇ barda yhşmafhnr? nn? - Barlarda ben de çahştım. 6 yıl boyun- ca konservatuvarda teknık öğreniyoruz, ama uygulamak gerekiyor. Hem para ka- zandım hem de sesimi kontrol etmeyi öğ- rendim. Bar benim için bir uygulama ol- du. - FestivaHere de kaöhyorsunuz» - Festivallere katılmayı seviyorum. Para değil amaç. Gittiğim yerlerde zaman da olursa birkaç gün kalabıliyorum ve insan- larla sıcak ilişkiler kurabiliyorum. Bu gi- bi yerler daha büyük mutluluk veriyor. - Daha çok ne tûr türküleri sövtemeyi se- viyorsuııuz? -Azeri, Kınm ve Trakya türkülerini söy- lemeyi seviyorum. Bu türküleri söylerken sesim de mutlu oluyor. Sadece Azeri ve sa- dece Kınm albümlen yapmak istiyorum. Müzikte aşın uçlar olsun istemiyorum. Müziğin sağı solu oimasın istiyorum. HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NDEN Aşagıda Anabılım Dalı ıtıban ıle unvan ve ko$ullan belımlen ûnıversıtemız fakülte, ensntü ve yüksekokulbnnda açık bulunan kadrolara 2547 sayılı Yûksekögrenm Kanunu'nun ılgılı maddelenne göre ögretım elemanı almacalcnr. keklılenn 5 Agustos -19 Agustos I999 tanhlen arasında, Yardrmcı Doçent ve Araştrrma Görevlısı kadrolan tçuı ılgılı fakülte dekanlıklan ıle enstıtü ve yüksekokul müdüriükle- nne, profesör ve doçent kadrosuna başvuranlar ıse Rektöriük Yazı lşlen Müdürlügü'ne bvr adel dilekçe ekmde dıploma ve ögreüm durumunu göstenr belge, nüfiis cüzdanı surctı. 3 adel vesıkalık fotograf. özgeçmışı. Ögreüm Uyelığıne Yükseltme ve \ a n a Yönetmehğı'mn l 7 maddesınde bchralen belgeler ıle Rektöriük Yazı lşlen Müdürlügünden temın edeceklen belgelen de ekleyerek mûracaat etmelen gerekmektedır Doçent ve Yardımcı Doçent kadrolanna başvuranlar yayınlannı ıçeren dosyalannı 4 nüsha, profesör kadrosuna başvu- ranlar ıse 6 nüsha olarak vereceklerdır Profesör kadrosuna başvuranlann ılgılı anabılım dalı alanında en az 5 yıl çalışmış olmalannı belgelemelen gerekİKtar. Doçent ve profesör atamalannda ümverstteımz senatosu tarafından kabul edılen knterleri fRektörtük Yaa lşlen Müdür- iügû'nden ögrenılebılır).gerceklesürme koşullan aranacaktır Ba kriterlere uymı.nılann başrarılan işknc konılm»- tacakbr. Not: Bu kadrolara daımı statûye göre atama yapılacaktır Profesör ve Doçent olanlar, Yardımcı Doçent, Araşörma Görevlesı ve Ögretim Görevlısı kadrosuna başvuramazlar Posta ıle yapılan mûracaatlar kabul edılmeyeceknr tlan olunur. DtŞHEKlMÜCtFAKCUISt ftnodonıolon Protetık Dış Tedavısı DışHjslalıUanveTedavısı ECZACIUKmâLTESt Fırausctık Kımya Farmakognozı FirausöokTcknolo»! Aralitik Kımya Fımtasötık Totsıtc4ojı Tonei Eczaalık BılımİCT EPEBİYATFAKİ1TISİ YoııÇajŞTanlu Kunmlır Sosyoiojısı Uygulıaıah Sosyoioıı FebcfeTtnht AmerJun SCüJöjrii vc Edcbıyao Ing Mûtcrcırn vt Tacümanlık EClTlMr\KİLTESl Mâlcrmtık Eğttunı Eiıtım Yönetim ve Tef Pim. FİNFAKCLTESİ Hıdrobıyolojı Bıvocrknolojı Boomk CebırvjSayılar tygulamalı Matemank Oranıkpjmya Profeör Yıntana Doçtnt Yııdımcı Doçoıt Profesör Yardımcı Doçtrt Profesâr AıaşünM Görcvhsı Profesâr Profesâ Profesör YınhmcıDocat Doçent Yndıma Doçent Doçent Yırdıma Doçent Yantımcı Doçenl Yırdımcı Doçent Profesör Doçent Doçent Doçent Yıntana Doçent Yardımcı Doçent Yırdımcı Doçent Yardımcı Doçent TgfAKÛLTtSİ Aacstrayolajı Aojtanu Hıstoto)ivtEmbnyolo)i rKIOIOjl Kırdıyolojı Radyodugnostk Göps-ICalr^Dınur Canbsı PlasakCemhı PtatikCor* Profesör (Tûtçc) Doçent(Tâkçe) Ymhmcı Doçent(Tûrkçe) Profesör(laouzce) Prof«or(lnplcct) Profesör (Takçt) - Yardmn Doçent (lngihzct) Profesör(Tûrtçtl f I Mucrobıyov^ı ÇocukSi^veHjsalıklan GöpsHastatıklan NileoTıp IçHastaliklan Bıyorcık Bryokunya Fızyolou ÇocukRıâSı|lı|ı Fmubk)]i tlngslızcc) GenelCemhı KulakBurunBoto Profesör(Tûrkce) Profesör(Tûrkçe) Profesâr(Inptace) Doçent(ln^Bce) Doçtat(Tûrkçe) Yrdnrcı Doçent (Tûrkçe) Yardmıa Doçenl(lagınzce) Doçent (lngflıat) Doçeat(Titçe) 'Yanhmcı Doçent iTûrkçe) ' ^ jrimcı Doçent llngıhzce) Doçent (bpİHceı Doçent (kmlaalT YadmaDo(al( Ymhmcı Doçent( YntanaDotratl YBOHBCI Doçent (Tûrkceı Doçent(Tûrkçe) Yadmcı Doçeffi (tngıhzcel YadacıDoçemıTûrkçel Yadacı Doçem (tnpkcel "Yadıma Doçent İKTİSADİ \ I İDARİ BİLtMLtR FAKİLTESİ Sıyaset ve Sosval Bılımler Iktısit Pohnke. Iklısjt Teonsı Ikı Oelısme ve Lluslararısı bnsat lknsatTanhı Muha^ebe ve f ımnsman Crenm Yönehnu ve Pazarüım Sayısal Yöntemler TıcıretHukuku YöoeBm ve Organızısyon MalıHukuk Mahtlüal Malıye Teonsı BûçeveMabPlanlama Uuslaarası llışyer SıyasıTjnh DevktlerNukuku Yönetraı Bılımlen Hukıık Bılımlen MfHINDİSÜKFAKtlTESİ Proses ve Reahör Tasanmı Temel Islemler TennodııiMiık GıdaTeknolOjtsı Bılgısayar Yazılıraı ElektromanvetikAlanlar Gıda Bılımlen Hıdroıeolojı Çevre Bıunılen Doçent Anşunnı Görevla Ansnrma Görevlısı Araştırma Görevlısı .Araşnrmı Görevlısı Yanbmcı Doçent 1 Ans^mnı Görevlısı Anşnma Görevlısı Araşörma Görevlısı Araştırma GörevBsı ArasttrmaGörevnsı 1 Araşrjnna Gorevbsı AnsOrma Gmvfcı Anıştınna Görevlısı YınhrjKi Doçent .Vasnrma Görevlısı Yardıma Doçent ArasOrma Görevlısı Yardımcı Doçent Arıştınna Görevlısı 'Anştımıa Görevlısı Araşnnna Görevtısı VaşörmaGörcv'usı Profesör Profesör Doçenl Yaduncı Doçtnt (Inphzce) Yadmcı Doçenl tTürkçe) Yardımcı Doçenl Itngıhzcel FİZİK TEDAVİ M REHABİLtTASYON VtKSEKOIOILl' Profesör 'YanfacıDoçent SOS^AL HtZMITLEH YtTaEKOKUll' Profesör DEV1ET KONSERVATUV AR1 Pıyano 'Protesör EV EKONOMİSİ YlTCSEKOKlll Profesör SACLIK İDARESİ YİKStKOKlll 8Doçent Yarthmn Doçent SAĞLIK HİZMITLERİ UKSEKOKl Lt Anştınra Görevlısı ÖgretnnGörcvİBi HEMŞİREIİK VİKSEKOiaiU Psıbyatn HensırelıŞ Doçsnt Cemhı Hası Hemşrrelı|ı ' Yardnna Doçent Hemşırelîk EsaUan ' Anştmnı Görevlısı MESIEKİTEKNOLOJİ VİTaEKOiai,l Profesör SrORBİLİMIi:RİVETEK>0L0Jl YtKSEKOiail Doçent Yanhmcı Doçent ATATÜtK İLKELERİVX MflL-U1 TARİHİ ENSTtTÜSÜ Doçent Yardmcı Doçent YndBaDoçcot Ymhmcı Doçent OPiKOLOJİENSTtTOsC KlmıkOnkolon ÇOOIKSAÖJĞIE>STrrtSİ Doçent Yardımcı Doçent Yardımcı Doçent Profesör Açıklınu: 1 - Yabancı dılın Ingılız olması şarti aranacaktır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50 d maddestne göre atama yapılacaktır 2-Ozel hukuk alanında Yûksek Lısans ve Doktora yapıyor olması ve vabancı dılın Almanca olması şartı aranacaktır 2547 sayılı Yuksekögrctım Kanunu'nun 50'd maddesme göre atama yapılacaktır. 3- Doktorasını cerrahı hemşırehğı dalında yapmış olmak şartı aranacaktır 4- Hemşrrelık esaslan anabılım dalmda doktora ögrencısı olmak 5- Devlet Konsenatuvarlan pıyano yüksek devTe mezunu olmak. halen devlet konservatuvarlan pıyano anasanat dalında daımı statüde (maaşh). 2809 sayılı kanunun geçıcı 10 maddesme göre sözleşmelı profesör uavanmı almış olmak. esas pıyano dersı venr olmak şartı aranacaktır 6- Fızık Tedavı ve Rehabılıtasyon Yûksek Okulu mezunu olması şartı aranacaktır 7-Onkolojı Yandal Uzmanı olması şartı aranacakOr 8- Sağlık kurumlan yönetrmı dalmda doktora yapması şartı aranacaktır 9- Pedıatrık Onkolojı Uzmanı olması şartı aranacaktrr 10- Çocuk Endoknnolojı Uzmanı olması şartı aranacaktır. 11- Halk Sagiığı Izmanı olması şartı aranacaktn". 12- Serobro-Vaskûler Hastalıklannda deneyımlı olması şartı aranacaktır Basın. 36527 Şehit asteğmenin not deflterî Çokşeyler bildiğini söylüyordu, anlatamadı... 10 roketle durdurabildiler onu... Kimseyardımına koşamadı!.. Ailesi soruşturmayapılmasını istiyor... AHMETŞEFÎK TRABZON - "Ne diyebiirim Id ve Idm- ler ne söylediğıri ve yaşadüdanını anlaya- büir ki? Sadece yaşamak için verikn bir sa- vaş bu!- YaşamakgüzeL Ve anlayamadığını, özûmseyemediğim bir sürü olayta karşıiaşı- yorum burada— Yme de birileri bu işi yap- mak zorunda, öimek ve öMürmekL Yaşa- m n m nıanöğı, nuuıtıksıztığın manttğL-" Karanlıkbirgeceydı Surt'ın Pervari ilçe- si Arferheliz tepesınde. Kanşık duygular içerisindeydi Asteğmen Gürnan Yardım Aylardır sürekli operasyonlara gidiyordu ön saflarda. Tim komutanıydı. Ancak timin- deki askerler terhis olmuştu. Şimdı yanın- daki birkaç korucuyla bir mevziyi tutuyor- du. Gözler karanlığa gömülmüş, sinirler gergin, elleTtetikte. Gürhan bütün bu gergin bekleyiş içinde annesinden dinlediği doğumunu anımsadı. Bunaitıcı bir yaz günüydü Trabzon'un Be- şikdüzû ilçesinde. Yardım ailesinin büyük heyecanı, kahredici bir kaygıya dönüşmüş- tü. Adı Gürhan olacaktı, ama henüz nefes almıyordu; vücudu mosmor kesılmişti. Bü- yük ağabeyı Mustafa Yardun, anne Fadune Zefara Yardmı'ın yanına koştu. Nefes ala- madığı için mosmor kesilen bebeğin üzeri- ne çöktü, ağzını ağzına dayadı, suni tenef- füs yaptırmaya başladı. Bir süre sonra her- kesi mutluluğa boğan çığlıklannı duydular Gürhan'ın. Tarihler 24 Temmuz 1970' i gös- teriyordu. Saat 23.50, takvimlerde 28 Nisan 1999 ya- ayordu. Teröristlerin sızma girişiminde bu- lunduklan anlaşıldı. Silahlar konuşmaya başladı. tki korucu mevziden kaçmıştı. Gür- han Asteğmen, kardeşi kadar sevdiği koru- cu TahirTomris, thsan Sökmen vuruşuyor- lardı. Gürhan'ın elinde G-3, diğerlerinin Kalaşnikof. Çatışma olanca hızıyla sürü- yordu. Gürhan boşalan şarjörü çıkanp ye- nisini takıyordu. Karşıdan sürekli atış gelı- yordu. Tahirve Bısan vuruldular. Gürhan tek basına kalmıştı karanlığın içinde. Hâlâ ateş ediyordu. Teröristlere geçit vermiyordu Gür- han. Ve teröristlerin, bu dev engeli aşmak için Kalaşnikoflan yetmiyordu. Roketlere başvurdular. Tam 10 roket yolladılar, Gür- han Asteğmen'in mevzisine. Ve gece ağır bir sessizliğe büründü. Çatışma ıki buçuk sa- at sürmüştü. Sonra ağır ağır yaklaştılar darmadağın olmuş mevziye. Kalaşnikoflan ahp G-3'ü bıraktılar. Koruculann kulaklannı kestiler, ancak Gürhan'dan kesecek pek bir parça bulamadılar. Ölü ve yaralılannı ahp kaür- larla gecenin karanlığında uzaklaştılar... An- cak saat 04.00'te gelmişti helikopterler ve parçalanmış cesedi toplamıştı. Böyle anlatıyordu ağabey Zeki Yardun, araştırması sonucu kardeşinin şehit oluşu- nu... "Bogûn umutgünûdürdosdar!-Gâzd de- ğfl mi?- Peki hani nerede?- Hepsi yaian ve saçma. Ve eminim ki bu dünya kaJles— tn- sanlann >aşadığı yer, o insanlann pisliğiyie doiudur. Ve kokuşmuştur. Ben de öyleyim. Ve umut etmekten başka bir şe> yapamıyo- rum. Lmut etmek bfle istemiyorum arük. Yı- kıktım ve her gün biraz daha batağa sapta- nryorum. Ve her yanım kan kokuyor, insan Siirt'in Pervori flçesi Aferhebz tepesinde 28 Nisan 1999 tarihinde çıkan çafjşmada şehit olan Gürhan Yardım. 29 yaşuıda ölen V'ardım'uı annesi ve ağabeyi soruyor şimdi "niye öldu bunlar". Sessiztören Olağanüstü bir gün yaşıyordu Beşikdü- zü. Büyük bir acının, feryadın dayamlmaz görüntüsü herkesın içini paralıyordu. Bütün Beşikdüzü, bütün Trabzon oradaydı. Hatta Doğubeyazıt'taki öğrencileri, bütün Doğu- beyazıt oradaydı. Hatta Manisa Celal Bayar Üniversitesi Spor Akademisi'ndekı arka- daşlan. Hatta Trabzonspor'un altyapısında top koşturduğu futbolcu kardeşleri. Hatta ide- allerine karşı çıkanlar... Pek severdi Kürtleri. Türklerden hiç ayır- mazdı. Zaten yaşamı boyunca büyük insan- lık idealleri için, adaletli, ezen-ezılen çeliş- kisinin olmayacağı bir dünya için mücade- le etmişti. Bir gün annesine "Atatürk'ün peşinden gidecegün" demişti. Ama anne, baba ve kardeşleri onu göre- memişti. Göstermediler parçalanmış cese- dini, aynı kalsın diye onların kafasındaki, anı- lanndaki Gürhan. Ama ağır bir hava vardı cenazede. On binlerce insan yürüyordu sessiz. Ve Zekı Ağabeyi dayanamadı bazı bilinmezlere. "_ Dostian yazdmayanlar, yazamadıkia- nrodır arük benim gerçeklerim. Yanan bu yangmlar bizkrte sönmez. Aksine. daha da korfauur- Ve midembubuuncaya kadar kus- mak! Vesnirim boşahnca>-a kadar bağırmak istiyorum-. Halbuki bizlere verilen sıfirian; soouca doğru, öiüme doğnı tüketiyonız. tp- ler hep onlann elinde. Bizler de birileri var- bğmı bize kabul etrirsin diye >aşam aklatma- caa içerisinde degtşik roUeri o>nu\wruz. Son- ra da hep birUkte alkış rutup gülüyoruz_r Ihmalmi? Çatışmada yalnız bırakıldığına manıyor- du ailesi Gürhan'ın. Onca çatışma oluyor- du, ama hemen yanlanndaki mevzilerden des- tek gelmemişti. Ağabey Zeki'nin iddiasına göre, ateş etmeme emri verilmışti. "30 kisilik terörist grup, 120 kişflik bir birfiğin içine sıa>ordu. Üstelik yapoğumz araşnrmaya göre, Albay Emın Alpman bir- liğc. termal kamerayla gördüğü 30 kişilik terörist grubu bildirmiştL. Kardeşim orada öiüme terk edildi." Zeki Yardım şöyle devam ediyor iddiala- nna: "Albay Emin Alpman kendisinin, terö- ristlerin sızınü >'apağuu haber Nerdiğini,sor- gulanması gereken adresin kendisi olmadı- ğuu söyledL Demek ki sorgulanacak adres- ler vır. Bir tim nasıl dört korucu ve bir as- teğmendenoiuşucMademaskerler terhis edi- mişti. neden yeni askerler bu time verilme- di? Mevzflerin arasmda 5-10 nıetre olduğu söykniyor. Nasıl destek geunez diğer mevzi- lerden? Nasıl 120 kişilik birlik müdahale et- mez bu olaya_" Ağabey Mustafa Yardım, bölgede silah, uyuştunıcu ve insan kaçakçılannın cirit at- tığını, bazı kesımlerin bu savaşın bitmesini istemediğini söylüyor. Kardeşinin herkes tarafindan çok sevilen bir insan olmasına kar- şın ateşin ortasında bilinçli olarak bırakıl- dığını iddia ediyor! Ve kardeşinin şu sözle- rini anımsatıyor "Buradaçokacayipdurum- lar var. Geldiğimde anlatacağım»'' Ağabey Zekı de ıddiaları sürdürüyor: "Büîiğin geri kafamnn tepenin öbir yamn- da olduğu söykniyor. Çaoşmayı duymamış- lar. Albay, gelen terörisderi tespit edip bildi- riyor. tki buçuk saat çatışma oluyor. Roket aûhyor, ama bunu duymuyvrlar. Bunlar ke- sinkkle inandıncı değü." Anne Fadime Zehra Yardım orduya baş- vıırup durumun araştınlmasmı istiyor. Van Jandarma Asayiş Komutanı Korgeneral Çe- rin Doğan imzasıyla 12 Temmuz tarihinde bu başvuruya yanıt geliyor. Yanıtta, Yardım aılesine anlatılanlann yanlış olduğu, olay günü teröristlerin geçiş yollannın kapatılması amacıyla oradaki bır- liğin bir bütün olarak yerini aldığı, Gür- han'ın çatışma sırasında hamle halindey- ken teröristlerin attığı bir roketin vücuduna isabet etmesi sonucu şehit olduğu belırtili- yor. Korgeneral Doğan şöyle dıyor: "Perva- ri Jandarma Asayiş Komando Bölük Ko- mutanı ve komando bölüğünün diğer per- soneli basiretsizlik örneği gösterseydi can kaybı çok fazla olurdu." Yine Çetin Doğan'ın verdiği bilgilere gö- re, çatışma sırasında kaçan iki korucu A. S. ve 1. O., 11 Mayıs'ta yargılanıp cezaevine kondular ve görevlenne son verildi. Yeni soruşturma istemi "_ Bir gün hepsinin hesabını soracagım kendi adıma— Ve bir gün hesaplaşacağız.. mancınMkıranlanninanclannıkıracağınu.'* Aradan iiç ay geçti. Ailenin gözlen hâlâ yaşlı, kafalan hâlâ kanşık, bütün bilinmez- lenn netlik kazanmasun istiyorlar. "Yedir- diler benim çocuğumu" diyor Fadime Ana ve soruşturmanın yinelenmesini istiyor. Ye- ni bir başvuruda bulunmaya hazırlanıyor aile. "Üç mezan var" dıyor Ağabey Mustafa, "Biri Pervari'de,biri otopsiyapdan hastane- de ve digeri Beşikdüzü'nde" ve ekliyor: "Türkiye'de hukuk varsa araşOnr. Ora- da ağır silahlar var deniliyor. O zaman niye çaöşmaya girmediler? Ağır silahlann bo-- zuk olduğu öne sürülmü\or... r " Zeki ısrar ediyor: "HedefGürhan'dLÇün- kü çok şey biüyordu. Onun >ardımına git- mediler. Çaoşmayı duymadık di>orlar. Ama bir kadın teröristin vurulduğu zaman sesi- ni duyduklaruu söylüyorlar. Bu nasıl olu- yor? Ciddi bir araşürma yapıldığında mut- laka bu gerçekler ortaya çıkacaktır_" Karakız "_ Ve kimse nutukatmasın. Vekimse kim- seye yaşadıklan ile ilgili kendi gerçeklerini, herkesin gerçeğiymiş gibi göstermeye kalk- maan_ \ar olan güç_ varsa kikimseyemuh- taç değildir. Ortaya çıkıp kendini gösterme- fidir. Eğer bunu yapamayacaksa o bir katü- dir. Çünkü hepimiz ölüyoruz. Ve hepimiz birbirimizi öldürüyoruz-." "_ Bu arada. bir itirafçı ele geçiren bir şa- hısla görüştüm. Konuştuklanmız, anlatük- lanmız tam bir şok!_ tnanamı>orum_. Ofü- me yaklaş&ğımı hissettiğim anlar oldu. Ma- yuı teüni alırken tuzaklanabileceği ihtimaB çok yüksekti. Yine de emniyetü bir şekilde ip kullanarak aldım. Sonra tamamrvla böl- genin mayinlı oluşu tedirgûuik yaratiyor. Öl- mek de var. Sonra hep çüe, çile... Şunu söy- leyebilirim. şimdi burada olmak güzeL Ve gü- zeL, seni düşünmorum kara kız_. 11.04.99- Pazar-Haftanin >adisL" "Puşt bir yilan olmuş hayat dönüyvr dö- nüyor. Sarun sanm çuıgırağıyia-. Öİüm ve özfcm ve umutianm, vannlanm_ Ya diğer- leri ne >apıyor bu puşt yılanın dünyasında. Hissettikleri ne ve amaç ne, gerçek ne?_" "Anne, benden kimse kötülük bekleme- sin bundan sonra. Ne mutlu bana ki bir iyi- \arsa_" BffiIRMIK /AYDIN ENGİN aengin@doruk.nettr. 1789 Büyük Fransız DevTİmi'nin 200. yıl- dönümüydü. Kardeşi, uyuştunıcu kuryeliği yüzünden Fransrz hapishanelerincleyatan bir Türk, birAlmantanıdığınasevinçleveumut- lasordu: - Genel af çıkar herhalde değil mi? Alman anlamadı, neredeyse bön bön s a - du: - O niye o? Alman haklı çıktı. Devrimin 200. yıldönü- münde Fransa'da ne af ilan edildi, ne affın sözü edildi. Aynı yılın sonbahannda Beriin'de "duvar" yıkıtdı. Ardından kestirmeden Doğu Alman- ya diye anılan Demokratik Alman Cumhuri- yeti (DDR) ortadan kalktı. Iki Almanya birteş- ti, bölünmüş Alman halkı yeniden buluştu. Alman halkının yakın tarihinde büyük bir ta- rihsel dönemeçti. BatıAvrupa'dayaşayanTürkler, "Türkka- fası" ile düşünüp sordular: - Genel af ilan edilir artık değil mi? Almanlar soruyu anlamadılar. Soruyu ge- ne soruyla yanıtladılar - Yooo... Hem, o niye o? Aynı yılın sonunda Türkiye'de adına "şart- lı tahliye" denen btr kısmi af ilan edildi. Ce- zasının altıda birini yatanlann serbest bıra- kılması kararlaştınldı. Bu satırlann yazan da bu aftan yararlanıp, sıyasal göçmenlik ya- şamını noktalayıp ülkesıne dönme olanağı- na kavuştu. Sevincini bölüştüğü bir Alman Af Edersiniz Ama... gazeted arkadaşt betli beiirsiz dudak bük- tü: - Siz Türider ne tuhafsınız, dedi. Yasala- nntzı düzelteceğinize durmadan afgkanyor- sunuz. Sen 1974'te de aftan yararlanıp çık- mamış mıydın hapishaneden? Gene af çıkryor. "Türk usulü" hukuk mantığı ile düşünüp bir gerekçe anyorsunuz. Cumhuriyetin 75. yıldönümü desek... l-ıh, o geçen yıldı. Birönemli yıldönümü, biryuvarlaktarih... 2000 yılı için desek... l-lh, ona daha bir yıl var. Osmanlı'nın 700. yılı... Bak bu olabilir, ama böyle söylenmiyor. Bir başka gerekçe aramalı. Acaba Öcalan'ın yakalanması ve cam kafeste bir banş güvercıni kesilmesinin ar- dından, ülkede 20 yıla yaktn sürüp gitmek- te olan "savaş koşullan"nı ortadan kakJırmak, birtoplumsal, sryasal banşortamı yaratmak için mi af ilan ediliyor? l-ıh, besbelli ki gerekçe bu değil. Eline si- lah alıp daga çıkmış PKK gerillası da, düşün- sel planda o çızgıye yakın durmuş, derneç vermiş, etkinlik göstermiş Kürt ve Türk ay- dınlan da "kapsam d/ş/"nda. Peki, acaba Batı Avrupa ile bütünleşme süreçlerindeTürkiye'nin karştsına engel ola- rak çıkanlan "düşünce suç/an"na af çıkan- larak bir sryasal manevra aianı mı yaratılmak isteniyor? l-ıh, onlar da "kapsam dışı" nda. Akın Birdal'ın, EşberYağmurdereli'nm, Muzaf- fer llhan Erdosf un orta avlularda volta at- maya devam edecekleri anlaşılıyor. Peki kimler için ve daha da önemlisi ne için çıkanlıyor bu af? ••• Çıkmakta olan affın kimler için olduğu aşağı yukan belli oldu. Buyrun keyifle, ibret- le ve mideniz kaldınyorsa övünçle izleyin: Katiller, fuhuş yapanlar ve pezevenkleri, sarkıntıhk suçlulan, sahtecilik ve kalpazan- lık yapanlar, yağmacılar ve hıleli ıflasa baş- vuranlar, tehdıtle para, çek ve senet tahsi- latı yapanlar, her türiü trafik suçlan, kumar- bazlar, halkın sağlığını tehlikeye düşüren gı- da maddeleri üreten ve satanlar, yalancı ta- nıklık yapanlar, binatann yıkılmasınayol açan- lar ve onanmında ihmali görülenler... Nasıl? DSP-MHP Hükümeti'nin dört duvar ara- sından çıkanp yeniden aramıza katılmasını sağlamakta yarar gördüğü kişiler işte bun- lar. Bunlann, bu suçlan ısteyenlerin yeniden topluma kazanılmasında hükümetimiz yarar görmekte. O yüzden bayram değil, seyran değil, herhangi bir önemli yıldönümü bile değilken apar topar bir af yasası haariandı, koalisyon kanatlan affın kapsamında muta- bık kaldı. Bir iki hafta içinde çek senet tahsilatçısı, kırmızı ışıkta dört yayayı gebertip, on dör- dünü hastanelik eden trafik katilleri, kalp pa- ra basanlar, banka hortumlayan "işadamla- n", kamuya gırtlağa kadar borçlanıp hileli if- lasla paçayı kurtarmtş işbilir işadamlanmız, eksik çimento, eksikdemir kullandığı için çö- ken ve çöküntü artında üç, beş, on yurtta- şımızı yamyassı eden müteahhrtlerimiz ya- kında yeniden aramızda olacaklar. Kimileri direksiyona oturacak gene; kimılen piyasa- da borçlusu ödeme zorluğu çeken çek ve senetJerin serbest dolaşımını sağlayarak ser- best piyasa ekonomisine hizmete kaldıkla- n yerden devam edecekler, pezevenkler pa- zarlayacak genç kız avına başlayacaklar, kalpazanlar kıtlığı çekılen nakit para boşlu- ğunu dolduracak, katiller, bu kez yakalan- madan adam öldürmeyı deneyecekler... Düşünce suçu (!) işleyenler?.. Hayır, onlar "af" edılmeyecek, cezalan er- tetenecek. Ömeğin Eşber Yağmurdereli, Akın Birdal, Muzaffer llhan Erdost, IsmaM Beşik- çi affın kapsamına elbette alınmayacaklar. Hükümetimiz, kimlerden "af dileyeceği- ni" iyi biliyor...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog