Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

1 AĞUSTOS 1999 PAZAR CUMHURİYET SAYFA KULTUR kultur@ cumhuriyetcom.tr 15 Semiha Berksoy, 70. sanat yılında Almanya'daki resim sergisi ve yeni filmine hazırlanıyor LiiKoln Center'da sahneye çıkan Semiha Berksoy, rol arkadaşlan Isabella Rosselini, Fiona Shaw, yönetmen Robert VVUson'la ve Bonn Kunst Museum'un direktörü Prof. Ronnte ile biriikte. i Do sesiniverdim, ölümüyencüm'FECtRALPTEKtN "Dünya onun; yolu açık olsun!" di- yordu Nâzım Hikmet. Dünya Semiha Berksoy'u yıne ayakta alkışladı... Türk operasının efsanevi sanatçısi, 90 yaşın- da New York Lıncoln Center'da sahne- ye çıktı; hem de Wagner söyleyerek... 70. sanat yılını ise Beethoven'ın 'Fide- lio' operasıyla kutlamaya hazırlanan Berksoy, arahk ayında Berlın'de açıla- cak olan k Zeitwenden 2000' sergisinde de resimleriyle Türkiye">i temsil edecek. Berksoy, tüm bunlann yanı sıra yenı si- nema projesi için de çalışmalara başla- mış durumda. Lincoln Center Festivalı. Robert WU- son'ın 'Önceki Günler. ölüm, yıkım & detroit' adlı oyununun galasıyla açılış yaptı. Mahşer gûnünden başlayarak ge- ri dönüşlerle, yıkım ve yeniden yapım temalannı irdeleyen 12 sahnelık oyun- da Arthur Beatty, Tony RandaiL Isabel- la Rossellini, Fiona Shaw gibi ısımlerle biriikte yer aldı Berksoy ve kendi sah- nesinde Wagner'ın 'Tristan ve Isolde' operasından bır arya seslendirdı Gerek aynı sahneyi paylaştığt sanat- çılar, gerekse salondaki konuklar, Berk- soy'un performansını saygı ve hayran- lıkla izlediler. Berksoy ise bunda şaşı- lacak bir şey olmadığını söylüyordu: "Aslında ben 90 yaşında degilim; 25 ya- şındayım. 1997 yıhnda kalp ameliyatıge- çirdim, üç damanm değişti. Onun için şimdi 25 yaşında kız kalbi var bende. Öyle olmasa kalkıp Amerika'ya gidip Lincoln Center'da Wagner söylenmez. Büyük bir seslesöylüyorum çünkû... Ne- den? Kalbim genç de ondan; mesele bu- rada." Ses ve imajın çekici buluşması Robert Wılson. Kutluğ Ataman'ın çektiği 'semiha b.unplugged' fılmıni iz- leyince Berksoy'a hayTan kalarak ken- dismi Türkiye'de ziyaret etmış ve yeni oyununda rol almasını istemiş "Bu Ro- bert VVüson, Teksash bir herif, deli bir şey; Guggenheim Müzesi'ndeki sıradışı resimler gibi bir adam. Bayıhyor bana, Ud kere evime geldL' Jlla oynayacaksın' diyor™ Beni angaje etti. Daha da büiik- A te çalışacakmtşız; eh ben de 25 yaşında olduğuma göre..." New York'ta 5 temsil veren; aynca Almanya ve Japonya'da sahnelenmeye hazırlanan 'Önceki Günler, ölüm, yı- kım & detroit', 2001 yılında da yapım- cılan arasmda yer alan Uluslararası ls- tanbul Tiyatro Festivalı'nde sahnelene- cek. Oyun. İtalya'daki Modena Opera- sı'nda 9 gün süren provalann ardından Lincoln Center'da büyük beğeni topla- mış: "New York'ta kıyamet kopnı. Dün- ya çapında sanat hareketi oldu. Ingmar Bergman'ın kızı. Fiona Shaw, bütün dün- ya meşhurlanyla oynadım. EUerimi öp- tüler; çünkü bende büyük ses var. dün- yada hiç bulunmayan birses» Metropo- litan'da bile yoktur. Ben seneler önce Beıün'de de sahneye çıkhm. Avrupa'da 'Wagner mukaddiyesi olmak ıçın mukad- derat tarafindan seçilmış' dedilerbeıüm icin. Bir sanatkâr doğuştan yüksek duy- gu sahibi olacak. Bu duygu tabiatan ba- na verilmiş. Aynı sesle, tek ses kullana- rak söylemek... 'Do sesini verdim, ölü- mü yendim'; bu benim lafim." Önceki Günler'in sahnelenmesinin ardından salondaki alkışlar, New York sokaklannda Berksoy'dan istenen im- zalara dönüşmüş. Ben Brantley ise The New York Times'da yayımlanan yazısın- da şunlan söylüyor sanatçı için: "Gece- de ses ve imajın en çekici buluşma nok- tası, 90 yaşındaki Türk opera sanatçı» SemihaBerksoy, Barok çağı Norma Des- mond'u görünümünde sahnenin bir ucundan diğer ucuna kırmızı bir taht üzerinde çekilirken Isolde'nin 'Liebes- tod'unu şakıyarak söylüyordu. Sahne ' Sıc transıt glona mundi' (Dünyanın za- feri böyle geçer) diyordu adeta. Ama ay- nı zamanda sanatçı ruhunun direncini göstererek insanı derinden etkiliyordu." Millenium sergisuıe katılacak Lincoln Center'daki başansının ar- dından bu kez de Bonn'da gerçekleştı- rilecek olan ve 20. yüzyılın en önemli Lslında ben 90 yaşında değilim; 25 yaşmdayım. 1997'dekalp ameliyatı geçirdım. Şimdi 25 yaşında kız kalbi var bende. • Öyle olmasa kalkıp Amerika'ya gidip Lincoln Center'da Wagner söylenmez. Neden? Kalbim genç de ondan; mesele burada. (Fotograf: KADER TUĞLA) sanatçılannı bir araya getirmeyi amaç- layan Zeitwenden 2000 sergisinde Tür- kiye'yi temsil etmeye hazırlanıyor Berk- soy. Millenium sonunu simgelemek üze- re aralık ayında Kunst Museum'da açı- lacak olan sergiye, 33 küratörün ortak karanyla seçilen tek Türk ressamı olmak- tan büyük mutluluk duyuyor. Müze di- rektörü Prof. Ronnte. Berksoy'un evi- ne konuk olarak kendisini millenium sergisinedavetetmiş: "Kültür anlaşma- sı filan değil bu. ilahi bir şey. Kendileri gelip buluyorlar beni. Buraya geldi. ye- mek yedik. Hangi direktör kimin evine gkJer..." Berksoy, 70. sanat yılını ise Beetho- ven'ın 'Rdetio' operasıyla kutlamaya ha- zırlanıyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirelin hımayesine aldığı proje, önü- müzdeki opera bale sezonunda gerçek- leştırilecek Berksoy'a büyük hayranhk duyan Robert Wilson, 70. sanat yılında da onunla olmak ve Fıdelio operasını yö- netmek istiyor. Ancak Wilson'ın proje- de yer alıp almayacağı henüz belli değil. Berksoy'u bugünlerde en çok heyecan- landıran projelerden biri de üzerinde ca- lışmakta olduğu yenı Fılmi 'Nebbaş'. Filme konu olacak öyküyü, doktoru De- niz Şener'ın teşhisi üzerine geçırdıği kalp amelıyatının ardından hastanede bulunduğu günlerde yazmış. Nebbaş için ön hazırlıklara başlayan Berksoy, yö- netmen Handan Oztürk'le de görüş- müş. Ancak fılmi kimın çekeceği henüz kesinleşmiş değil. Filml, gerçekûstü bir öykü Nebbaş'ı 'ReaüteyedayanansürreaBst bir öykü' olarak tanımlıyor: "Benim bü- yükbabam Osmanlı devrinde Bektaşi imis. Nebbaşlar sevdikJeri kadın öMü- ğünde; aynı gece, daha ölü sıcakken me- zara girer onunla sevişirlermiş. Benim hikâyemdede kadın ölüyor, nebbaşda me- zara girip kadınla sevişiyor. Ama kadın diriliyor; megerse nebbaş bir kalp dok- tonıymuş. Orada doktor Deniz Şener'e geliyor mesele. O bana ameliyat olnıamı söylemese ben vefat edecektim çünkü. Ben bu öyküye bir de Henry Purcell'in "Dido and Aeneas' operasını ekledim. Burada da Troia kumandanı Aeneas, Kartaca kraliçesi Dido'yla sevişiyor.Ama Aeneas Dido'yu diniemiynr. Roma'yı zap- tetmeye gidiyor. Dido da kendini öldürii- yor. Işta Aeneas da Roma'dan dönüşün- de mezarda buluşuyvr DkJo'yla." Film, kendı yatak odasmda geçen bir akşamyemeğisırasında Berksoy'un dok- , toruna anlatacağı bu öyküden oluşuyot. Nebbaş'ta, yaşamını kurtaran doktoru Deniz Şener'in rol almasını istiyor "Bi- lim adamu saygı duyuyorum. Bir değeri olacak insanın; bilim olur, sanat olur_." Sanatla iç ıçe yaşamayı sürdüriiyor Berksoy... Ve sanat üzerine düşünmek- ten de hiç vazgeçmiyor: "Geçenlerde otuntum,sanatnedirdiyedüşündüm. Sa- nat öğretendir; çokyüksek birşey. Bilim- de de aya gidiyorlar mesela, ama orada duygu yok. Sanatta bilimle biriikte duy- gu da >"ar. Sahneye çıkıyorsun meseia; bir rolü doğnı oynayacaksın, psikolojisini anlayacaksın. Yoksa yanlış oynarsuı. tl- le bilim de olacak. Bu yüzden sanat öğ- retiyor™" Düşünce ve eyleminfılozof sanatçısı Joseph Beuys 'un yapıtlan Royal Academy 'de sergileniyor Yaşamı boyunca sanaüyla düşündürdü KiUtür Servisi - Ölümünün üzerinden 13 yıl geç- mesine karşın yapıtlan ve kişiliğı ile hâlâ gündem- de, hâlâ insanlann ılgisini çekıyor Joseph Beuys. Alman sanatçının çeşitlı yapıtlannın yer aldığı retrospektif sergi Royal Academy'de 16 Eylül tari- hine dek açık kalacak. Sergide, sanatçının önemli şiirsel heykel enstalasyonlannın yanı sıra 456 çizi- mi de sunuluyor izleyicilere. Beuys'un sergilenen çizimleri antropolojik anlamlar barındınyor ve sa- nat anlayışının geniş bir skalasını sunuyor. Sergide yer alan çizimler ve enstalasyonlar birbirlerini ta- mamlayıcı nitelıkte olmalan bakımından daha ön- ce Beuys'la tanışmamış olanlar için büyük bir fır- sat... Royal Academy bu sergiyle biriikte usta- nın 'derin' hayal dünya- sında uzun bir yolculu- ğa çıkanyor, yapıtlan izlemeye gelenleri. Her zaman toplum- sal bir sanatçı oldu Be- uys ve hiçbir zaman ya- pıtlan önünde saygıyla eğilen sevenleri karşı- sında kendini bir kurta- ncı olarak görmedi. tsminin çoğu zaman ölümle eş- değertutulması ise 2. Dünya Savaşı sırasında pilot- ken Kınm'da düşen uçaktan Tatarlar tarafından kur- tanlmasından ılen geliyordu. Tatariann kendisini ke- çe ve içyağına sararak iyileştirmesini hiç unurma- dı ve bu olaydan sonra yapıtlannın hemen hepsin- de temel malzeme olarak keçe, içyağı ve bakın kul- landı. Bu üç malzemenin de ortak yanının, ınsan edi- mi ürünü olması, aynca canlı ve cansız doğa ile do- laysız ilişkiler sonucu yapılmış, insan için yararlı mad- delerden oluşması ilgınçtir. Yenilikçi ve sert sanatın öncüsüydü Beuys neden keçeyi kullandığını, "Keçe, heyke- lin üç yıldıa olan kararsızhk, kararhhk ve hareket- liliğin içinde bir tecrit elemanı gibidir. Malzemesi olan cisfansei bir şey kullanmak gerektiği için ben ren- ge ya da fortna herhangj bir eğüimi olmayan bu şe- yi seçtün" olarak açıklamaktadır. Beuys pek çok kişi tarafindan filozof-sanatçı olarak adlandınlıyor. O, sanat yaşamı boyunca yap- • Alman sanatçının çeşitli yapıtlannın yer aldığı retrospektif sergi 16 EylüPe dek açık kalacak. Sergide sanatçının, birbirlerini tamamlayan önemli şiirsel yaklaşmılı heykel enstalasyonlannın yanı sıra 456 çizimi de sunuluyor. tıklanyla düşündüren, düşüncelerini performansla- nyla bütünleştiren biri oldu hep. "Benim nesnelerim, heykel düşüncesinin ya da genel olarak sanatın dönüştürülmesi için birer uya- ncı olarak görülmelidir. Onlar, heyketin ne olabile- ceği ve heykel yapma kHvramuun nasıl herkesin kul- landığı görühnez matzemelere kadar yay gınlaşon- labileceği konusunda düşünceleri tahrik etmelidir- ler. Düşünen formlar. düşüncelerimizi nasıl biçim- lendirdiginıizdir veya konuşan formlar, düşüncele- rimizi nasıl sözcükler olarak şekillendirdiğimizdir ve- ya sosyal heykeL yaşadığumz dünyayi nasıl biçimlen- dirdiğimiz ve şekillendirdiğimizdir». Herkes sanat- ÇKÜT." Kullandığı araçlann özgünlüğü ile dikkat çe- ken ilk heykellennden başlayarak, dayanıksız gereçlerden yaptığı ilk işleri ve Fluxus toplu- luğuna katkılanyla, dö- nemın büyük sarsıntıla- nnın göstergesi sayılan, tarihe müdahale olarak yorumlanan sert sana- On öncüsüydü Beuys. O. biçim karşıthğı kavramını ve enerjı sorununu derin- leştirerek, geleneksel veri ve gereçlerin dışında, bi- çim ve maddeye ilişkın bir sımgebilim geliştirdi. Sa- yısız çevre ve çevre hareketi düzeni içinde düşün- ceye ve eyleme öncelik tanıdı. Ona göre, sanat ve siyaset, yaratıcılık ve öğrenim birbirinden kopanlamazdı. Keskin bir yenilikçi ve kışkırtıcı bır tutumla bu anlayışın örneklenni ver- di. O, sanatçı, şaman, antipolitikacı. büyücü, hay- van ve bitki haklannın yorulmaz savunucusu ve an- tiakademi syendi. Beuys yapıtlannı, "Ben bir şey üretrigim zaman, başka biriııe bir mesaj gönderiyorum. Bilgi aktan- mı kökten gelmez; ben'den gelir. düşünceden gelir. Fizikle m etafizik arasındald sınır çizgisi buradadır" şeklinde açıklıyordu. Ölümünden 13 yıl sonra bile yapıtlannın ilk gün- küetkileyıcilığini koruması. "Sanatla hiçbir ilişkim yok, sanat için bir şey yapabilmenin tek olanağı bu- dur" sözleriyle daha da büyük bir anlam kazanıyor kuşkusuz. Beuys, "Sanatla hiçbir ilişkim yok, sanat için bir şey yapabilmenin tek olanağı budur" diyordu. KUŞBAKIŞI MEMET BAYDUR Keplep'in Annesi Bilim adamt olmak zor iştir. Bazı ülketerde ve ba- zı dönemlerde bilim adamı olmaksa çok zor iştir. 1999 yılını da mahpushanede geçiren aydınlan- mızı düşünürken -Ismail Beşikçi'den Pınar Se- lek'e kadar birçok aydınlık kafa- on yedinci yüz- yılın başınagitti aklım. Aşağı yukan dörtyüzyıl ön- cesine. Evreni ucundan kjyısından anlayıp yorum- lamamızı sağlayan Alman gökbilimci Johannes Kepler'in ve annesinin 1615 ile 1621 yıllan ara- sında başlanndan geçenler... Aydınlık maydınlık diyoruz ya, o yıllarda Alman- ya'nın böyle küçük ışıklarta ilgilenecek hali yok. Otuz yıl savaşlan başlamak üzere. Katolik ve Protes- tan bütün çoğunluklar kendilerine düşman yarat- maya çalışıyorlar. Kötülük iktidarda. "Moderen" yöneticiler de yok henüz. Onlann yerini kilisenin ileri gelenleri tutuyor o zamanlar. Işler ulema takı- mından soruluyor. Insanlan kötü olmakla suçlamak on attıncı yüz- yılın modasıydı. Bu moda on yedinci yüzyılın baş- lannda Almanya'da doruğa ulaştı. Iktidan ve ona bağlı olarak parayı, hazıneyi ellerinde tutanlar; ik- tidarın işine gelmeyen herkesı büyücülükle, bolü- cülükle, cadılıkla, tanntanımazlıkla, her türiü pü- sürie suçlayip içeri alryor ve bir güzel işkenceden geçirip yakarak öldürebiiiyoriardı. Kepler'in dogum yeri olan ve yeryüzünde bir cen- neti andıran VVeil der Stadt'da 1615 ile 1629 ara- sında otuz dokuz ınsan "büyücü" otduklan için can- lı canlı yakılmış! Zamanın yönetımi gördüğünüz gi- bi kararlı ve acımasız. Hoşgörüsüz, fırtına gibi esen, sırtını gününün egemen ideolojisine daya- mış sert bir yönetim var iktidarda. Kepler'in annesi de aksi, nemrut, sivri dilli ve çok yaşlı bir hatun kişi. Her şeye maydanoz, alaycı bir ihtiyar olan Katarina Kepler, kendi yaşlannda bir süpürge pilotuyla kavga ediyor. Tartıştığı kadın en iyi arkadaşı. Cam ustası Jacob Reinhold'un ka- nsı. Işte bu hatun, Kepler'in annesini bir büyücü, şeytana tapan bir cadı olarak ihbar ediyor ortalık- takı yetkililere. Cam ustasının kansının bir de kardeşi var. Wü- erttemberg Dükü'nün sarayında berberi 1615 yı- lında bu saray berberi, yanında Dük'ün oğlu Prens Aşil ile ava çıkıp anne Kepler'in yaşadığı kent ya- kınlanna geliyorlar. Orada berber, bir kent yetkili- siyle iyice kafayı çektikten sonra yaşlı kadını be- lediye binasına getirrjyor. Berber kılıcını kadının goğ- süne dayayıp, büyü yaparak hasta ettiği yaşlı kız- kardeşini cadı ilaçlanyla iyileştirmesini emrediyor Kepler'in annesine. Katarina Kepler aynca terzi Da- niel Schmidt'in ansızın ölen iki çocuğunun kötü kaderinden de sorumlu tutuluyor. Aynı günlerde evine tuğla taşıyan on iki yaşında bir kız çocuğu, Kepler Anne'nin önünden geçerken kollarında, boynunda dayanılmaz ağnlar hissettiğini, adale- lerinin kilitlendiğini ve tuğlalan düşürdüğünü an- latryor. Işkence mahkemesinde bu mafsal ağnla- n uzun uzun tartışılacak. Bugün bile Almanya'da bütün lumbago sancılan, boyun tutulmalannın or- tak Ismi Hexenschuss. Cadıvuftışu! ••• Yeryüzüne gelmiş geçmiş en önemli beş on bi- lim adamından birinin çalışıp yazdığı bir devirde, o bilim adamının ülkesinde oluyor bunlar. Kepler'in tepesi atıyortabii. Adam imparatorlu- ğun baş matematikçisi ve adının etrafında korku- lu bir saygı halesi var ne de olsa. Ama işleri bo- zan anne Kepler'in çenesi oluyor her zamanki gi- bi. Her şeyi yadsımakla kalmayıp ona buna rüş- vet fılan teklif ediyor kadın. Işler o kadar kanşıyor ki sonunda anneyi Linz'e, Kepler'in yanına yollu- yor kardeşleri. Hatun ünlü oğlunun yanına emni- yetle vannca, akrabaları kadının cadı olduğunu ve adaletin karanna saygı duyacaklannı açıklıyoriar! Annesi Kepler'in yanında bir yıla yakın kalmış, sonra evini özlemiş ve yakarlarsa yaksınlar diye- rek evine dönmüş. Kepler de ardından gidiyor an- nesinin. O yolculukta Galileo'nun babasının yaz- dığı Eski ve Modern Müzik Üstüne Bir Dialog ad- lı yaprtı okumuş! Yetkililere başvurup Katarina Kepler'i Linz'e geri götürme iznini aiıyor. Anne Kepler oğlunun yanında güvenli bir yaşama grt- meyi reddediyor. öyle engizisyon filan gibi kuru gürültüye pabuç bırakacak bir insan değil anne Kepler. Johannes Kepler, ünz'e yalnız dönmek zo- runda kalıyor. Derken otuz yıl savaşlan başlıyor, ama cadılık davası da iki yıl bütün hızıyla sürüyor. Kepler, annesi için birçok savunma yazmak zo- runda kalıyor. Iş iyice uzuyor ve 7 Ağustos 1620 gününün gecesi anne Kepler tutuklanıyor. Evden ceviz bir sandığın içinde çıkartılıp Leonberg ha- pishanesine konuluyor. Doksan yaşındaki bu ka- dın iki kere sorgulandıktan sonra sıra işkenceye geliyor. Devamı haftaya sevgili okur... Country müziğinin ünlü ismi Anita Carter yaşammı yîtirdi • Kültür Servisi - Amenkalı country müziği sanatçısı Anita Carter 66 yaşında öldü. Uzun süredir bacak ve kol eklemlerinde ağn ve sertliğe neden olan ve deformasyona yol açan romatizmal artrit hastalığından tedavi gören Carter'ın ölüm nedeninin bu hastahk olup olmadığı bilinmiyor. Anita Carter 1938 yılında, henüz beş yaşındayken annesinin ve kuzenlerinin yer aldığı bir toplulukta şarkı söylemeye başladı. Daha sonra Carter'ın kardeşlerinin de katılması sonucu grup 'Carter Ailesi' adını aldı. 1951 yılında Hank Snow'la düet yaparak söylediği 'Bluebird Island' ve 'Down the Trail of Achin' Hearts' adh şarkılarla üne kavuşan sanatçı, Carter Ailesi"yle biriikte Elvis Presley ve Jony Cash gibi ünlü sanatçılann turnelerine katıldı. Anita Carter'ın ölümüyle biriikte, ailenin ikinci kuşak üyelerinden geriye yalnızca Anita'nın kendisi gibi şarkıcı olan kız kardeşi June Cash kaldı. Mercupy Müzik Ödülleri • Kültür Servisi - Londra'da gerçekleştirilecek olan Mercury Müzik Ödülleri'nin adaylan belli oldu. Mercury'nun geçen yılki sahibi, 'Bring it on' ile Gomez olmuştu. Bu yılki aday listesi şöyle: Chemical Brothers (Surrender), Blur (13), Beth Orton (Central Reservation), Undervvorld (Beaucoup Fish), Manic Street Preachers (It Is My Trutht Tell Me Yours), Faithless (Sunday 8 pm), Stereophonix (Performance and Coctails), Black Star Liner (Bengeali Bentam Yought Experience, Talvin Singh (OK), Kate Rusby (Sleepless), Denys Babtiste (Be Where You Are), Thomas Ades (Asyla). Super Furry Animals, Basement Jacxx, Fatboy Slim, Suede, Jamiroquai gibi müzik endüstrisinin gözdeleri adaylar arasına giremedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog