Bugünden 1930'a 5,438,716 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

9 TEVIMUZ 1999 CUMA CUMHURİYET SAYFA 17 İişki Karmara İniversitesi'nin Şşli'deki Bankacılık v» Sigortacılık Enstitüsü ile az buçuk iljisi olduğunu siylüyor ve dikkatini çsken bir ilişkiden söz ediyor: "Türkiye'deki şeriatçı çevrelerin fazsiz bankacılık yıpan kuruluşlanndan AI Baraka Türk'te /çalışanlar sanki ^ sistemli bir şekilde enstitüye kaydoluyor. Enstitü bjna nasıl gözyumuyor, kayıtlarda kimler aracılık yapıyor bimiyorum ama Al Baraka Türk burayı kendi elemanlarını yetiştirmek için kullanıyor." Köytetefonu Zonguldak'ın Gökçebay ilçesine bağlı Bakacakkadı beldesi ve köyierindeki abonelere milyar liraya yaklaşan telefon faturası /^\qönderilmişti... i##)TürkTelekom Tefc 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97Etektrorek posta: someposta.cumhwTyetcom.tr - Faize ödenen para kamu ücretlerinden fazlaymış... "Rantive Cumhuriveti!" G ırtlağına kadar borca batmış ekonominin so- rumluluğunu üstlenen Devlet Bakanı Hik- met Uluğbay'ın çenesinin altına yerieştir- ı 1 diği-tabancanın tetiğini çekmeden önceki bazı olayları ve tetiği çektikten sonraki gelişmeleri bir- likte anımsamak gerekiyor. Hikmet Uluğbay, Anka- ra'ya gelen IMF heyetiyle görüşürken Istanbul'dakı Borsa'da "kara cuma" yaşanıyor ve trilyonlarca lira el değiştiriyor. Paralar el değiştirdikten sonra ortaya bir iddia atılıyor. Iddiayagöre ANAP'lı eski bir bakan, ANAP Genel Başkanı MesutYılmaz'a IMF'nin bir bel- gesini veriyor. Yılmaz, bu belgeyi borsacı kuzeni Mehmet Kutman'a ulaştınyor. Borsa'da müthiş bir dalgalanma oluyor ve "kara cuma" yaşanıyor. Mesut Yılmaz, bu iddiayı kesin bir dille reddedi- yor, "Bana belge falan gelmedi" diyor ve çok sert tep- ki gösterip iddiayı ortaya atanlarla mahkemede he- saplaşacağını söylüyor. Başbakan Bülent Ecevit ise "kara cuma" üzerine konuşurken Borsa'daki dalgalanmanın biryanlışan- lamadan kaynaklandığını açıklıyor. Ecevit'egöre IMF temsilcisi Carlo Cottarelli'nın basın toplantısında kul- landığı "konsolidasyon" sözcüğünün yanlış anlaşıl- ması Borsa'da spekülasyona neden oluyor. Ne ki, birkaç gün öncesine kadar "Bana belge falan gel- medi" diyen Mesut Yılmaz, partisinin Meclis gru- bunda bir konuşma yapıp, "Bütün bu hikâyenin te- meli sakattır. Çünkü bu belge bana eski bir bakan ar- kadaşımdan değil, doğrudan Hazine'den sorumlu bakan arkadaşımız tarafından verildi" diyor. Yılmaz. sızdırılan belgenin kaynağı olarak Uluğbay'ı gösteriyor. Ama bir yandan da sızdırma olmadığını ima ediyor. Ecevit de koalisyon protokolü gereği IMF ile görüşmeler konusunda Yılmaz'ın yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de bilgilendirildi- ğini ve ortakların "be/ge"lerden haberi olduğunu açıklıyor. llk çelişki, tetik çekilmeden önce Mesut Yılmaz'ın açıklamalannda kendini gösteriyor: "Ba- na belge falan gelmedi", "Belgeyi Uluğbay'dan al- dım." Uluğbay yipratılıyor... Uluğbay'ın inisiyatifi dı- şında Hazine Müsteşarlığı'naatamayapılıyor. Dürüst politikacı Uluğbay, IMF görüşmelerinden değil poli- tikanın çirkin yüzünden bunalıyor. Eçevit'in gölgesi, Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan'ın, Uluğ- bay'a, tatile çıkmasını önerdiği söyleniyor. Uluğbay yalnız kalıyor... Uluğbay, Maliye Bakanı Sümer Oral'la telefonda tatil programı yaptıktan sonra tüm prog- ramlarını iptal ediyor ve eline tabancasını alıyor... Ikinci çelişki, tetik çekildikten sonra ortaya çıkıyor: Borsa'daki dalgalanmayı yanlış anlamaya bağlayan Ecevit, "Borsa spekülasyonunun arkasında bazı ser- maye gruplan ve çıkar çevreleri var" diyor... Tetiğin arkasında kim var? da durumun farkına varmış: "Santralda meydana gelen arıza nedeniyle 312 abonemize yüksek ücret tahakkuk ettirilmiştir; abonelerimizin mağduriyeti giderilecektir." SESSÎZ SEDASIZ (!) NURİKURTCEBE ezz. VBENDt OLAGA/Z. /&3.M4DDENİN M£S/ ÇA&ALAZZ/MA Yüksek Yerilim Hattı Erdinç UTKU Önlemlere karşın ortalık tarikattan geçilmiyor: Arz-Talıp meselesi! Sigortada 'özel' süründürme dönemi! Aralıksız 33.5 yıl SSK'ye prım öde- dikten sonra dört yıl önce emekli ol- muş Erdoğan Aytolu... Öyle genç emekli falan değil ama Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'm he- sabına göre yine de genç. Ancak ko- numuz emeklilik yaşı değil... Aytolu, hastane kapılannda kuyru- ğa girmemek için dokuz yıldır da özel sağlık sigortasına prim ödüyor- muş. Son iki yıldır üyesi olduğu özel -1 sigorta şirketinin sağlık sigortası altı aydır sorun yaratmaya başlamış: "Sigorta yeni listelerle anlaşmalı sağlık kurumlarını bildiriyor ama her defasında sağlık kurumlan anlaşma- nın iptal edildiğini söyleyerek hasta- ları geri çeviriyor. Ayrıca iki aydır hıç bir sağlık öde- mesi yapılmıyor. Telefon ettiğimizde si- gorta şirketinin otomatik santralından bant kaydı çıkıyor, 'departmanlar için 1 'i, santral için O'ı tuşlayın' deniyor. O'ı tuşlarsanız, uzun uzun çalma- lardan sonra telefon kapanıyor. 1 'e basarsanız tüm departmanların meş- gul olduğu söyleniyor." özetle, devletin sağlık hizmeti- ne güvenemeyen vatandaş. dev- letin güvencesi attındaki sigorta şir- ketine parasını ödediği halde sağlık hizmeti alamıyor. Devleti yönetenler de sosyal gü- venlik sistemini batırdıktan sonra "özel" projeler üretip vatandaşı şirketlere yö- neltmeye çalışıyor. Vatandaş daha "özel" sürünsün diye! HAFTAYA BAKIŞ AHMET TANER KIŞLALI Güncel Bir Portre Tarhan Erdem'le tanışma- mız yırmi beş yı! öncesine ka- dar uzanır. Tıpkı bugünkü gibi, CHP yeniden yapılanma çabasın- daydı. Yenı bir tüzük hazırla- nıyordu. Bu amaçla da, ol- dukça iddialı bir komisyon oluşturulmuştu. Bir yanda CHP'nin ağırtop- lan vardı: Turan Güneş, Isma- il Hakkı Birler, Ali Topuz, Coşkun Karagözoğlu, ilyas Seçkin vb.. Öte yandan, be- nım de aralarında olduğum bazı siyaset bilimciler çağnl- mıştı. Eçevit'in bizzat başlattığı çalışmalara, genel sekreter olarak Orhan Eyüboğlu baş- kanlık ediyordu. Tüzüğe, partinin toplumsal tabanını tanımlayan bir mad- de eklenmesini önerdiğimde, üç kişilik bir art komisyon oluş- turuldu. Ve Tarhan Erdem'le, gerçek anlamda orada tanış- tım. Kulağımda Yalçın Kü- çük'ün onunla ılgilı değerlen- dirmesi ile: - O komisyonda Tarhan'a dikkat et! Kaliteli birinsandır... * • • Bazıları "llkizlenim, endoğ- ru izlenimdir" derler. Tarhan Erdem'le ilgilı olarak bu doğ- ru çıktı. Önce bir düş kırıklığı yaşa- dım. Çünkü bana destek ver- mesini beklerken, tersı oldu. CHP'nin "demokratiktoplum- cu" niteliğini somutlaştıracak, sınıfsal bir tanıma kavuşma- sını engelledi. Ama kişiliğine saygı duy- dum. Ciddi... Soğukkanh.. Yüzey- sel yaklaşımlardan kaçınan.. Ilkeli.. Dürüst.. Nereyegitmek istediğini bilen ve sapmayan... Daha sonraki yıllarda, aynı partinin milletvekilleri olarak Meclis'te yan yana olduk. O ilk izlenimim hiç değişmedi. Ne parti içı iktidann adamıydı, ne de parti içi muhalefetin. Nec- det Uğur dışında da dostu yoktu. Mesafeli, hatta insan ilişki- lerinde biraz soğuktu. lyi bir teknokrattı. Tutucu değildi. Ama sol bir partinin gerektirdiği ideolojik ve özel- lıkle de sınıfsal yaklaşımlara uzaktı... • • • Sayın Erdem'le ikinci çatış- mamız, "Oemokratık Cumhu- riyet Programı" nedeniyle ol- du. Aralarında Mehmet Kaba- sakal, Aydın Uğur ve llter Turan gibi değerii isimlerin de bulunduğu bir grup, yıllar sü- ren uzun ve ciddi bir çalışma yapmıştı. Türkiye'nin sorunla- nnı tartışmalı toplantılarda te- ker teker ele aldılar. Ve sonunda, somut çözüm- leri içeren bir parti programı çıktı ortaya. Kendisini Kemalizmden so- yutlamaya özen gösteren.. Çoğu geçerli "teknik çö- züm leri içeren, ama somut bir ideolojisi olmayan bir izlen- ce. Tıpkı yirmi beş yıl öncesi gi- bi.. Sayın Erdem'in sözcülü- ğünü yaptığı bu izlence de. belirli bir toplumsal tabana seslenmekten kaçınıyordu. Toplumda farklı kesimler ol- duğu için farklı partiler vardır. Ancak belirli bir toplumsal ta- banı temsil ettikleri ölçüde, siyasal partilerin varlıklan hak- lılık kazanır. "Benim belirli bir tabanımyok, amaprogramım işte bu. Beğenenler tabanım olsun!" derseniz, havada ka- lırsınız. Nitekim Tarhan Erdem ve arkadaşlan da amaçlanna ula- şamadılar. Partileşemediler... • • • CHP'nin şimdiki ikinci ismi olan Sayın Erdem'in nitelik- leri ortada. Bu nitelikler bir partinin ge- nel başkanhğına uymaz. Ama genel sekreterliğine uyabilir. Çünkü genel sekreterin işi, ideolojiden çok teknik çalış- malarla ilgilidir. CHP'nin bugün önünde bu- lunan en önemli sorun nedir? Sağlıklı, gerçek üyelere da- yalı bir örgüt kurmak. Eğer örgüt, bu ereğe uygun olarak yeniden yapıiandırıla- bilirse... CHP'nin yannı aydın- lık demektir. Ve Tarhan Erdem, bu işi başarabilecek en uy- gun isimlerden birisidir. Ama "Kemalist kimliğinye- niden kazandırılması" konu- sunda ondan bir şey beklen- memelidir. Hatta, bu konuda "gözler üzerinde" olmalıdır! Sayın Erdem çok iyi ve gü- venilir bir teknokrattır, ama kötü bir siyaset adamıdır... HAYYANLAR ÎSMAİL GÜLCEÇ KİM KtME DLM DUMA BEHİÇAK behicak@turk.net ÇİZGİLÎK KÂMtL MASARÂCI BULUT BEBEK NVRAYÇIFTÇI ş«yy- Jdam cezssj hakkıncLa düşünceler/ni Blabılir ANKARA 12. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN EsasNo: 1999 143 KararNo: 1999 326 Davacı Petronella Maria L'ludağ tarafından davalı nüfus müdûrlü- ğü aleyhme açılan isim tashihi davasının sonunda; Mahkememizden venlen 1.6.1999 tanh, 99 143 esas, 1999/326 ka- rar sayılı ilam ile davanm kabulü ile Balıkestr ili lvnndi ilçesi Kara- çepış köyü cılt no: 42, K. sıra no: 109"da nüftısa kayıtlı Gert ve Nıco- lıen Johannn"dan olma Güney Afrıka 11.02.1978 d.lu Petronella Ma- na Uludağ'ın isminin iptali ile isminın Nurhan Uludağ olarak düzel- tilmesine karar verildiği ılan olunur. 15.6.1999 Basın: 32378 TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 9 Temmuz CORUM GEMISI YANGtNIL İ9İ9'OA 8U6ÜN, DEHİZYOLLAKtNtN ÇORUM YOLCU VE YÜK G£to(St, İSTAA/SUL ÜtA^NtNOA YANMIÇTi! eerESr GÜN KA&\£>ENİZ S£FBI?INE ÇIKACAĞI IÇIN, AKŞAMOAM YOCCU ALMAyiA &4ÇLANAN GEM/Mt'M KfÇ AMBAGlAlttNtM SAATZO.IS'TE YAN6IH GÖRÜLMÜŞrÜ. O rtLLAgDA, GBMİLEKİH AM8ARIABINA OA YOLCU AUM<UAKTXYP/. ÇOÜUM &EK4İSI 'NİN AMtAÜLıAR/fJOA BU NEDCNLE YÜZ- L-egce Yoıcu sutMNUYoeou. AYNI PAMUKUJ KUMAŞLAR, ZEYTİfJYAĞ/, BOYlA, V£ TVSSf ICAÇLAe DA VAZPI. YANSlNtN 8U PELER.İN TUTUfMASI SOMUCU Ç.HCTIĞI V£ YOL- CULAG A/ZASlNt>A PANİĞE YDL AÇT7Ğ/ AMlAf/- İ ÖYOLCULAte/M SAYfSI S7'Yr BULAiAKrAyP//. ANKARA... ANKA... MÜŞERREF HEKİMOGLÜ" Bilimin Işığı... SBF Dekanı Prof. Celal Göle, kısa bir konuş- mayla toplantıyı açtı, Başbakan Eçevit'in telg- rafını okudu. 1970'li yıllardan biresinti salonda. Hasan Esat Işık ile biriikte çalışmaktan mutlu- luk duyduğunu söylüyor Sayın Ecevit. O döne- min yakın tanığıyım, devlet yönetiminde tutarlı bir dönem. Hükümetin MSP kanadına karşın devrimlerden, ilkelerden ödün verilmiyor. O za- manki adıyla Karaoğlan da ülkemizi, halkımızı ak günlere götürme yolunda bir başbakan olmaya çaba gösteriyor. Elbet çok mutlu, ama uzun sür- medi görevi. Istifa etti, CHP-MSP koalisyonu sona erdi, MC hükümetleriyle yönetildi ülkemiz. Yıllar geçti, siyasal ortam yozlaştı giderek. Teh- likeli ödünler veriliyor, Sayın Ecevit de mutlu gö- rünmüyor artık. Toplumdaki izlemine de hayli ters düşüyor. Hasan Işık'ı anma toplantısına ka- tılsaydı neler düşünür, neler anımsardı kim bilir? O toplantı güzel bir olay. Salondan taşıyor ko- nuklar. içten bir buluşmanın sıcaklığını duyuyo- rum yüreğimde. Oğlu, torunu, yeğeni, dostları, 27 Mayısçılar, CHP'liler, emekli generaller, gö- revli ve emekli diplomatlar, bilim adamları, kaç kuşak bir arada. Elbet nostaljik çağnşımlar da var ama, bilimin ışığıyla boyutlanıyor konuşma- lar. Belli sorunlar geliyor gündeme, bir soru, bir- kaç sözcük yeni yorumlara yol açıyor. Yusuf Işık'ı içten kutluyorum. Güzel ve özel çizgilerle anlattı babasını; dokusunu, gizemini yan- srtan bir portre çizdi denebilir. Ama, çizgılerın öte- si de var. Belli değerleri yaşatan ve yeşerten or- tamı; siyasal, sosyal, kürtürel koşulların önemi- ni de güzel sergiledi. Keşke babası da dinlesey- di, hoşlanır, gülümserdi. Kim bilir, belki de dinledi. ilk oturumu llhan Selçuk yönetiyor. Haberle- rini okudunuz sanınm, "Uluslararası Siyaset Pers- pektifleri ve Türkiye" başlığı altında görüşlerini belirtiyor konuşmacılar. Biri Prof. Dr. Şükrü Si- na Gürel, ötekiler büyükelçi Faruk Loğoğlu ve ODTÜ'den Atilla Eralp. Beni en çok Atilla Eralp etkiledi, nedeni de belli. Ötekiler yeni bir şey söylemedi, dahası statükoyu savundu. Doğalı da bu, biri devlet bakanı, öteki Dışişleri müsteşar yardımcısı, belli sınırları var. llginç konuşmalar ama yeni bir ışık, yeni bir boyut oluşamadı dü- şüncemde. Bilimin ışığı çok önemli herdalda. Prof. Eralp'i dinlerken daha çok hissettim bu gerçeği. Daha- sı, belli sorular da yanıtlandı düşüncemde. Kimi çevreler coğrafyamıza dayanıyor, bölge ağırlık- lı dış politika uygulamaktan söz ediyor, ama bi- limin ışığı desteklemiyor bu eğilimi. Avrupa, Av- rasya, Amerika ilişkilerinde öngörülerin tutarsız- lığını belirten gerçekler var. Bilimsel araştırma- lar kanıtlıyor o gerçekleri. İkinci oturumu Prof. Bilsay Kuruç yönetiyor. Anılar, sorular, yanıtlarla giderek boyutlanıyor konular. Bir de belge var. Prof. Kuruç açıklıyor, yeni bir ışık katıyor anma gününe. O belge Inö- > nü'den bir bildiri, 1920'lerde. Atatürk ün bir ses- lenişi, komutu Kurtuluş Savaşçılarına. Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri, diyor Başkomutan. inönü de yorumluyor bu sözü. Bil- say Kuruç ve Hasan Işık'ın dost söyleşilerinde de çok yer almış vaktiyle. Siyasal Bilgiler Fakül- tesi'nde ya da başka bir üniversitede bir toplan- tı da bu bildiri için yapılmalı bence. Atatürk ni- çin Akdeniz'i amaçlıyor ordulara? Kıyılarında yer alan uygarlıklar nedeniyle mi, sularında sıcak savaşlar yaşanması nedeniyle mi? Bilimin ışığın- da neler içeriyor bu bildiri? Yeni bir yüzyılın ön- cesinde de hangi gerçekleri belirtiyor acaba? Böl- ge ağırlıklı dış politikaya olanak var mı o gerek- çeler doğrultusunda? Akdeniz'de yeni örgütlen- meler mi oluşacak yoksa? Sorular yanıtlanır, NA- TO'nun gizemi de açıklanır bilimin ışığında. Da- ha sağlıklı, gerçekçi politikalar oluşabilir. Bilkent Üniversitesi'nden Prof. Yüksel tnan'ın da bir sorusu var: Türk dış politikası nasıl olur da Apo'nun idamına endekslenir, diyor. Bu so- ru için bilimin ışığı gerekiyor mu acaba? Yaşa- yarak biliyoruz nasıl olduğunu! Çirkin politikacı- lar nedeniyle olaylar hayli tehlikeli boyutlara va- rıyor kimi zaman. Güzel politikacılar da sevgiy- le, saygıyla anılıyor her zaman. Sayıları azalsa da tükenmiyor onlar. Yoz ortama karşın özünü yitirmiyor. Kaç gündür yaşadığımız olaylar da bu gerçeği kanıtlıyor. Acısı da var ama yeniden uyanyor hepimizi. BULMACA SEDAT YAŞAYAÎS 1 2 3 4 5 6 7 8SOLDANSAĞA: 1/ Görünürde- ki olaylann ar- dında gizlı ger- çeklerin bulun- duğunu kabul 3 eden tarikatla- rın tümüne XII. yüzyıldan 5 sonra verilen ad. 2/ Tutsak- lık... Uzaklık anlatmakta kullanılan söz. 3/Şöhfet...Bir 9 çeşit sıcak içecek. Toplum töresine uygun davranma... Bir soru sözü. 5/ Sözü boş yere 2 uzatma... Deriden sı- 3 zan sıvı. 6/ Şaşma be- 4 lirten bir ünlem... Pa- rola. II Hamam... Der- viş selamı. 8/ Çizgiy- " le mizah sanatı. 9/Es- ki Mısır'da güneş tan- 8 nsı... "Emirler, bey- g ler" anlamında eski sözcük. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Iri muşmula. II Üsrun bir yetkinin gücünü simgele- yen değnek... Plan. 3/ Sepicilikte ve hekimlikte kulla- nılan. tadı buruk bitkisel madde... Karakter. 4/ Şarkı, türkü... Giyiminde, tavırlannda ve beğenilerinde aşın bir özenti içinde olan erkek. 5/ Baba soyu... Motorlu taşıtlann elektriğini sağlayan aygıt. 6/ Paylama, azar- lama... Müslümanlıkta mezhep kuran kimse. II Yerli malı simgeleyen harfler... Bir cetvel türü. 8/ Memeli- lerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağla- yan organ... " — olmak ister isen olma cihânın/Zevkin- de, safasında, gamında, kederinde" (Ziya Paşa). 9/ Terzilikte yırtmaç anlamında kullanılan sözcük.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog