Bugünden 1930'a 5,438,586 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

r* **. *•- SAYFA CUMHURİYET 7 TEMMUZ 1999 ÇARŞAMBA OLAYLAR VE GORUŞLER Buyurganlığı Arttırma Çabaları Prof. Dr. Şarman GENÇAY Y ÖK yönetimine karşı olan öğretim üyelerinin uzun süren çabalan sonuç ver- memiş, iktidarlara dertle- rini anlatamamışlar ya da iktidarlar anlamak ısteme- mişlerdir. Baskı ortamı da zaten çok sayı- da kişinin ses ^ıkarmasını engellemiştir. Bugünlerde YOK. kendisinı daha kuvvet- lenmiş hissetmekte ve buyurganlığının sı- nırlannı ve etkisini arttırmaya hazırlan- maktadır. Sonuçta kaybeden Türk üniver- siteleridir. YÖK daima yeni ûniversite yasa taslak- lan hazırlamakla meşguldür. Oniversite sorunlannın yenı bır yasa ile çözümlenme- si defalarca denenmiş ve sonuç vermemiş- tir. Bu son derece doğaldır. Gerckli kafa ya- pısını (zihniyeti) yerleştirmeden. ünıversi- telerdeki aşın otoriter oligarşik yönetim mekanizması ve onun eline verilen yasa- larla çağdaş üniversıteyi gerçekleştirmeye çalışmak vahim bir hata olup başarı şansı yoktur. Ülkemizde, genellikle baştaki ki- şinin iyi niyet ya da lütfuna bağlı olarak uy- gar bir biçimde yönetilen ûniversite ve üni- versite birimleri vardır, fakat genel durum dile getirildiğinde gerçekleri gözler önü- ne sermek görevimizdir. Çağdaş ûniversite gelişmiş demokrasi- lerin ürünüdür. Demokrasi ise, yalnızca birtakım demokratik kurumlann varlığı demek değıldir. Bu durumda onlarla ara- mızdakı özgürlûk vedemokrası farkırun kö- kenıne bakılmahdır. Bu fark. insana saygı göstermenin. kişilerle ilgili sorunlarda de- mokratık davranmanın. kararlarda katılımı öngörmenin, eleştirel düşünceye saygı duy- manın, yetki kullanırken bu yetkınin ancak demokratik davranmak, adil olmak koşul- lan ile verildigini bilmenin yarattığı bir farktır. Kısacası demokrasi kültürü farkı- dır. Olkenirı bu eksikliğini gidermeden çağ- İTÜ Nükleer Enerji Enstitüsü daş üniversıteyi gerçekleştirmek bir dûş olmaktan öteye gidemez. Nitekim kısa bir süre önce yapılan "Cumhuriyetin 75. Yı- bnda L niversiteierinıi/ Sempoz\ umu"nda değerii birrektörümüz,çok haklı olarakkök- lü bir üniversitemiz için "Orası feodaJ bir yenfir" diyordu. Yönetici saltanatı Aslmda üniversitenin başat sorunu "Me- ritokras" olmalıdır (•). Kalite ve bilgili- nin önceliği, önderliğidir. Kalite uğruna çoğulculuktan fedakârlıktır. Ancak böyle bir ûniversite, demokrasiyi özümseyeme- miş bir ûlkede gerçekleşemez. Çünkü çağ- daştır ve demokrasi ürünüdür. Demokrasi kültürüne sahip olmadan, sadece kurduğu demokratikkurumlarla demokratikleştiğı- ni sanan toplumlarda fbızde olduğu gıbı), diktaya heveslı bir bürokrasi yeşenr. HCT yerde irili ufaklı saltanatlar türer. YÖK'ün belki de en büyük kötülüğü; üniversitede aşın otonter, antidemokratik anlayışa sa- hip yönetıcüeryaratmışobnasKfar. YÖK'ün, ağırlığını bu yönde yoğunlaştıracak kişile- rin elınde kalması Türk üniversiteleri için büyük bir şanssızhk olmuştur. Üniversite- nin Baö'dakı doğal gelişimi, ülke toplum- lannın demokrasiyi özümsemesi ve bu or- tamda çağdaş, meritokratik üniversitenin yeşermesi şeklindedir. Batı ülkelerinin za- ten aydınlanma çağının panltısını almış köklü üniversiteleri bu aşamadan kolayca geçmiştir. Türktoplumu bu süreci yaşama- dan çağdaş üniversıteyi hedef seçmek du- rumunda kalmıştır. Doğal sürecin yaşan- mamışlığı; görevli anayasal kuruluşun (YÖK) yöneticilerini ve yakın çevresi olan rektörleri baskıcı, aşın otoritCT ve seçilen hedefe ulaşmada yararlı olamayacak bir organa dünüştürmüştür. Üniversitelerde hükümdarlar yaratılmıştır. Gelişmiş demokratik ülkelerde, en bü- yük kuruluşlardan öğrenci derneklerine ve üniversitelerden, günlük yaşamın her ka- demesine kadarher yerde demokrasi bir ya- şambiçimidir. Bu hedefe ulaşmaya çalışan Türkiye'de, "Büimde demokrasi olmaz" sloganına sanlarak üniversitelerimizde, cumhuriyet tarihimizde görülmemiş aşın otoriterbirdüzen gerçekleştirilmiştir. Hiç- bir uygar ülkede böyle bir slogana dayanı- larak ûniversite öğretim üyelerinin ses çı- kartamaz duruma düşürüldükleri görûlme- miştir. Bir üniversitede, etrafinda el ovuş- turan, kafa sallayan kişiler görmek isteyen yönetici sultası egemen ise o ûniversite or- tamı Ükri hûr, vicdanı hür, Bsanı hür" ki- şileri, entelektüelleri yetiştiremez. Bu ne- denle çağdaş üniversite sorunu Türk top- lumunun demokrasiyi özümseme sorunu ile iç içedir. Bu ortamda çağdaş üniversi- teye ulaşmanın yolu, YÖK Başkanı ve rek- törlerin toplanıp yasa taslağı hazırlaması değildir. YÖK ve rektörler sürekli olarak yetkı azhğından şıkâyetçidırler, fakat asıl gereksinmemiz, YÖK. ve rektörlerin salta- nat sahibi olmadıklannı anlamalannın ve geregınde hesap vermelennin sağlanması- dır. Çağdaş bir toplumda hesap vermeyen yönetici olmaz. Bir öğretim üyesi olarak, örneğin, şu sı- ralarda çok konuşulan "ünivenite maB özerkü^"ne karşı olmam söz konusu de- ğildir. Ancak buortamdaverilen mali özerk- lik üniversitenın değil, rektörlerin özerk- liği olacak, bu olanağı kendilerinin yeni- den seçilmeleri veya istedikleri kadrolaş- mayı sağlamak için kullanabileceklerdir. Ni- tekım,rektörlerinakademık kadrolar üze- rinde dünyanın hiçbir çağdaş üniversıtesin- de olmadığı kadar mutlak egemenliği var- dır. Bu yeticiyi son derece adaletsiz bir bi- çimde da kullanabilmektedırler. Rektör ya- kını öğretim üyelerinin milletvekillerin- den bile daha fazla dokunulmazlıklan var- dır. Suç işlediklerinde; Memurin Muhake- matı Hakkında Kanunu Muvakkat (MMHK) ve üniversite yasasındaki para- lel maddelerin nrhına bürünür ve asla he- sap sorulamayan bir doruğa (zirveye) otur- tulurlar. Hak arayan öğretim üyelerine her türlü baskı yapılabilir. Daima bir üst kad- ro beklemek sorunu olan doçent ve yardım- cı doçentler zaten ağız açamaz durumda- dırlar. Sormak gerekir, demokratik denilen bu ülkede kışisel haklar ve özgürlükler ne- rededir? Demokratik cumhuriyetimiz içer- sinde bir derebeylik mi kurulrnuştur? Bu ortamda; dekanlar fakültelerinin de- kanı olamazlar. Seçim yapılmaksızın ya da ilgili birimlerin öğretim üyelerine da- nışılmaksLZin, onlartn destefi alınmaksızın, açikçası onlaradam yerine konmaksızm ata- nırlar. Rektöre minnet borçludurlar, ser- best iradeleri ile hareket edemezler. Onlar artık fakültenin değil rektörün dekanlan- dırlar. Dolayısı ile kunıllann tüm kararla- nndaki imzalar rektörün imzasımn tekra- nndan ibarettir. Rektörlerin elindeki bas- kı olanaklan, iyice düşünülerek konmuş da olsa, üniversite yasasındaki pek çok mad- deyı etkisiz kılabilir. Demokratik ülkele- rin gelişmiş üniversitelerinde de geniş yet- kilere sahip rektörler vardır, fakat yetküer bendeler yaratmak için kullanılamaz. Bu durumda, konulacak yeni yasa maddeleri hiçbir zaman bilim yuvalanndaki adam kaynma ve kitabına uydurma yöntemleri- nı ortadan kaldırmaya yetmeyecektir. Ay- nca üniversitelerde oluşturulacak özdene- tim mekanizmalannın tarafsızhğını ve gü- venilirliğini sağlayamayacaktır. Önde gelen bir görevi, bilgilı, yaratıcı özerk kişilikler filizlendirmek olan üni- versite, erkini özünden alan özerk kafalar- la değil,rektöründen alan rektörerkierle yö- netilmek istenmek gibi çok şanssız bir du- rumda olmak bahtsızlığı ile karşı karşıya- dır. Toplumun demokrasi kültürü eksikli- ği üniversite yöneticileri tarafından kötü- ye kullanılarak aşın otoriter bir yapı ger- çekleştirilmiş ve bilime acımasızca hiye- rarşi sokulmuştur (*). Yasa ve yönetmelik maddelerinin çalıştınlmadığı, aynca geri- '-<- • : . % . - • . ci kadrolaşmaya da engel olamamışbir dü- zen yaratılmıştır. Gerçek şudur: Sistem çökmüştür. BiMmsel geüşme abartısı Olkemizin, uluslararası bilimsel endeks- te 42. sıradan 29. sıraya yükseldiği devam- lı olarak duyurulmaktadır. Bugünlerde de hızla25. sıraya-yükseldiği söylenmektedir. Bugelişme bizleri sevindinnektedir. Ulus- lararası Bilım Endeksi'nin (Science Cita- tion Index) birbölümünde, dünyanın önem- li bilimsel dergilerinde yayımlanan maka- leler verilmektedir. Makale sayılannı dik- kate alan sıralamada Türkiye'nin yeri, son yıllarda artan bilimsel makale sayılan ne- deniyle yükselmektedir. Nedense konu edilmeyen öteki bölümünde ise, yayımla- nan bu bilimsel çalışmalann öbür bilim in- sanlan tarafindan kullanılma sıklığı, onla- nn sizin çalışmalannıza yaptıklan atıf sa- yılan verilmektedir. Türkiye bu sıralama- da sonlardadır. Anlamı da, dünya bilimi- ne katkısının önemsiz olduğudur ve ko- parnlan yaygaraya karşın 20 yıl öncekin- den fazla farkı yoktur. Aslında atıf sayısı- nın artması bıle tek başına fazla bir şey ifade etmez. Önemli olan, dünyanın önem- H bilim merkezlerinde (Kuzey ,\merika, Av- rupa ve Japonya'daki gibi) yapılan çalışma- lardaatıfalmaktır. SonıiHin Kökeni: Türkiye'nin önemli sorunu demokratikleşme ve çağdaşlaşma- dır. Bu sorunun çözümü için Türkhalkı çağ- daş toplumu artık kimseden beklememe- li, bunu kendisi örgütlenerek kurduğu si- vil toplum örgütleri yardımı ile gerçekleş- tirmelidir. Atasının açöğı aydınlık yolda iler- lementn koşullannı sağlama görevini, yu- kanlardan beklemeyıp, kendisinin üstlen- mesinin zamanı gelmiştır. Üniversite soru- nu da bu ana sorunun uzantısından başka bir şey değildir. Çözümün benzer olması gerektiğini söyleyebiliriz. (*) Şarman Gençay: ' 'Üniversitelenmıl ve Men- tob-ası'l.T.Ü. Vah/Dergisi,24 say\,Kasım 1997. Y irminci yüzyılın sonunda 21. yüzyıla adım atarken, Türkiye'de hâlâ Duvin'in evrim kuramı (teorisi) tartışılıyor. Din- ciler nedense gelişmeyi bir türlü kabul- lenemiyorlar. Her şeyi, dünyayı, ayı, ge- zegenleri. dünya üzerindeki tüm canlılan Tann'nm yarattığına inanıyorlar. "Tann her şeyden daha güç- lüdür. Bir şeyin oluşumu için onun "ol!" demesi yeter- B. '01!" dedigj anda. tüm evren ve tüm canlılar yara- dJmtşür." Böylece yaratılış kuramı gibi mantığın ka- bul edemeyeceği, hiçbir bilimsel temele dayanmayan bir görüş ortaya attılar. (Herkesin inancına saygım var. Fakat bilimsel çalışmalara din kanştınlmamahdır.) 12 Eylül 1980 darbesinden sonra Milli Eğitim Ba- kanlığı'na getirilen Vehbi Dinçerler, liselerde okutu- lan biyoloji kitaplanndan Darvvın'in evrim kuramını çıkararak onun yenne u Yarabnş Görüşü"nü koydu. Aradan yıllar geçtıği halde, biyoloji kitaplannda hâ- lâ yarahîtş görüşü yer almakta, öğrencilere bu görüş benimsetilmekte ve Danvin'in bilimsel evrim kura- Evrim Gerçeği Hâlâ Okul Dışı! Neclâ TURKEL Biyoloji öğretmeni mı çürütülmektedir. Sağduyulu her biyoloji öğret- meninin öğrencilerine gerçek bilgileri vereceğine ve bilimsel yoldan aynlmayacağına inanıyonım. Danvin'in evrim kuramı, gelişigüzel ortaya atılmış bir görüş. bir kuram değildir. Deneylere ve araştır- malara dayanır. Danvin bir ömür boyu evrimi ince- lemiş, bütün dünyayı dolaşmış, canlılan yaşadıklan yerde incelemiş, onlardaki gelişmeyi araşnrmış, çe- şitli veriler toplamış, bunlar üzerinde yaptığı deney ve çalışmalardan sonra, evrim teorisini ortaya atmış- ür. Danvin. yıllanm alan bilimsel çahşmalardan son- ra sonuca ulaşmıştır. Canlılann. birbirinin evrimi (ge- lişmesi) sonucu ortaya çıktığını çeşitli kanıtlarla ka- nıtlamıştır. Örnek verecek olursak: Omufgalılar, ev- rim sırasıyla balıklar, kurbağalar, sürüngenler, kuş- lar ve memeliler olmak üzere 5 sınıftan oluşur. HCT bir sınıfa ait canlı embriyosu kendinden önce gelen canlı grubunun ergin haline benzer. Insan embriyo- sunda iç organlann birçoğu, ilk oluştuğunda balık ve kurbağanın ergin haline benzer. Sonra evrim geçire- rek sürüngen ve kuşlann iç organ yapısına, doğum öncesi insanın organ yapısına dönüşür. (Bu evrim ka- nındır). Suda yaşayan *iribaş" denilen kurbağa embriyo- su, balığı andınr. tlk kuş tûrü, bugün ancak fosili bu- lunan Arkeopteriks olup dişlidır. Oysa kuşlarda diş- ler körelmiş ve kaybolmuştur. Yılanda üye çıkınüla- rinın bulunuşu, omitorenk gibi ilk oluşan memelile- rin gagalı oluşu, insandaki körelmiş kuyruk (kuyruk sokumu) ve otçul hayvanlarda bitkisel besinlerin sin- dirimini sağlayan gelişmiş haldeki kör bağırsağın (apandis) insanda körehniş olması, birer evrim kanı- tıdır. Döllenmiş yumurta embriyoyu oluşturur. Emb- riyo çeşitli aşamalardan geçerek ergin canlıyı oluş- turur. Bu ontogenetik evrimdir. Ontogenetik evrim ay- nen canlı tûrlerinin evrimine benzer. Yani sistematik- teki her bir canlı grubu, kendisinden önce gelen can- lı grubunun evrimleşmesi sonucu oluşur. Bu da filo- genetik evrimdir. Danvin'in bilimsel çalışmalar so- nucu ortaya koyduğu ve kendisinden sonra gelen bil- ginler tarafindan desteklenen kuramı kolay kolay çü- rütülemez. Gerçekler hiçbir zaman yadsınamaz! Türkiye'de halkın gelişmesini, çağdaşlaşmasını ve aydınlanmasını istemeyen, Türkiye'yi ortaçağ karan- lığında tutmak isteyen şeriatçılar ve onlan destekle- yen siyasetçiler oldukça, Türkiye'nin güzel sanatlar ve bilimsel çalışmalar alanında gelişmesi ve çağdaş ülkeler dûzeyine ulaşması olası değildir. PENCERE Dostum CumokL Cumok nedir?.. Cumhuriyet Okuru'nun kısattılmışıdır Cumok, başımızın tatlı belasıdır. Gazetenin gerçek sahibidir. Cumok'un sağı solu pek belli olmaz; kimi zaman bir okurumdan ateş püsküren bir mektup alınm: "Filanca yazar Cumhuriyet'e lâyık değildir, bu adamın görevine son verilmezse bağnma taş ba- sıp sevgili gazetemi bırakacağım..." Ne diyor Cumok: - Yao yazar, yaben!.. Ne var ki bu sevgili Cumok, üstelik 'solda bir- lik' sevdalısıdır. Peki, gazetemizde bile soldaki yelpazeye kat- lanamazsak, 'birlik' nasıl gerçekleşecek?.. • Ülkemizde medya tuhaf oldu. Kimi gazete bir tarikatın sözcüsü!.. Para kaynağı ibadullah!.. Ki- mi gazete bir bankanın ya da holdingin medya- daki yazılı uzantısı!.. Maşallah diyelim, nazar deg- mesin!.. Bir de bunlann dışında kalan Cumhuriyet var ki gazetemiz artık kamu malı oldu. 1924'te Türkiye Cumhuriyeti'yle birlikte kurulan gazetenin tüzel- kişiltği, öylesine elle tutulur bir öz kazandı ki, her şeyden ağır basıyor. Bir gün ünlü bankalardan birinin sahibi gazete- ye geldi. Efendi bir adam. Cumhuriyet'te kendisi- ne ilişkin bir haber çıkmış, tedirgin olmuş, düzelt- mek istiyor. Dedim ki: - Bu gazete kamu malı gibidir, biz doğruyu yaz- mak zorundayız, Cumhuriyet sizin de gazeteniz, gerçek neyse biriikte araştıralım, siz oturup Cum- huriyet'in muhabiriymiş gibi haberi yazın!.. Sonuçta haberin doğru olduğu anlaşıldı. • Cumhuriyet, Türkiye'nin en pahalı gazetesi!.. Okurlanndan başka hiçbir destegi olmayan bir gazetenin ucuz satılması olanaksızdır. Arkamızda ne banka var, ne de holding!.. Medya piyasasın- da ise göz göre göre haksız rekabet yaşanıyor. Hiç- bir hükümetin de bu belalı sorunun üstüne gide- bileceğine inanmıyoruz. Ülkemizde kurulan ko- alisyonlann iktidar dengeleri, doğru dürüst bir iş yapmalanna olanak btrakmıyor. Cumok'lann bu gerçekleri benden daha iyi bil-. diklerine inanıyorum. • Gazetemizin bütün yazarlan 1923 Aydınlanma Devrimi'nin ışığında olaylan irdeleyen yetkin arka- daşlanmızdır; temelde değil, aynntıda yanılgılar olabilir; küçük sorunlar kendi içimizde tartışarak çözümlenir. Dostum Cumok'a diyorum ki: Cumhuriyet benim değil, senin değil, hepimizin- dir; danlmaca yok!.. Küsmece yok!.. • -• '• *-ii' îşte mahallemizden beklediğiniz güzel haber! • - . • • CUMHURİYET MAHALLESİ'NİN İKİ BöLÜMÜ BîRLEŞİYOR! (Pumhuriyet Mahalleli dostlarımızdan gelen istekler üzerine; mahallemizin iki bölümünü birleştirmek için başlattığımız çalışmalar sonuçlandı. İki bölümün arasındaki boş araziyi de sonunda mahallemize kattık. Böylece, Cumhuriyet Mahallesi bir bütün oluyor. •" \ Şimdi, bu yeni arazi üzerindeki 90 parseli sizlere sunuyoruz. 7. Böylece, mahallemize katılmak isteyip de geciken dostlarımıza yeni bir olanak sağlayabildiğimiz için mutluyuz. Uzun ve çetin bir pazarhk döneminden sonra aldığmuz bu arazideki 90 parseli metre karesi 9 milyon liradan satmak zorunda olduğumuzu öncelikle belirtmek isteriz. M A R M A RA D E N İ Z I Peşinat 750 milyon olup kalan bölümü 6 eşit taksitte ödenecektir. Parsellerin büyüklükleri 400 - 600 metre kare arasında değişmektedir. Bildiğiniz gibi, Cumhuriyet Mahallesi'ni gerçekleştirme çalışmalarımız hızla ilerliyor. Dostlarımızla birlikte yaşayacağımız mahallemizi adım adım yaşama geçiriyoruz. Mahallemizle ilgili her yeni gelişmeyi size bildireceğiz. Cumhuriyet maha lles i ; / "Doğayla uygarhk buluşuyor" YİNf DrNl7 &ORUNUAAİ U IMARI.I ITRA7.LI P.AOİM4I2 TAPUI U Cumhuriyet Mahalleai norede kuruluyor? •Cumhuriyet Mahallesi istanbul'un batısında, Tekirdağ-Çoriu yolu kavşağı üçgeninde, Canta Köyü belediye sınırian içınde kuruluyor. Istanbul'a uzakltğı TEM yolundan 45 dakika. E5 yolundan 55 dakikadır. •1. Bölümün hemefi güneyinde yer alan 2. Bökim araasının de elektnğı ve stabılıze yollan vardır. •Bu arazkıın de yalnızca % 14'û evlere aynkjı. Kalan % 86nın küçük bu bölümü yo) ve otopark, çok büyük bır bölümü İse bahçe ve park olacak. Yenı arazımiz de aynı özelliktere sahıptir. Bafvuru: ÇAĞ PAZARLAMA Basın Sarayı Kat:4 (Gazeteciter Cemiyetı Üstü) Cağaloğlu - İSTANBUL Satış yaptlan Cumhuriyet Kitap Kulübü bürolan: Ankara: Atatürk Bulvan rto: 125 Kat:4 Bakanlıklar - ANKARA Izmtr Halıt ziya Bulvan 1352. Sok. No: 2/3 Alsancak - İZMİR Tel: (0212) 520 21 91 - 92 / 512 05 05, Faks: (0212) 520 50 23 Teh (0312) 419 50 20 pbx. Faks: (0312) 417 19 57 Tel: (0232) 441 12 20 pbx, Faks: (0232) 441 91 17
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog