Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

7 TEMMUZ 1999 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA JvLJJ-ii LJ J \ kultur@cumhuriyet.com.tr 15 ALLEGRO EVİN tLYASOĞLU Yurdun dört bir yamnda operaYurdundörtbiryanındaoperalar! Pa- zar gecesi Doğubayezid'de (Ağn) ts- hak Paşa Sarayı'nda bestecisı Çetin lşı- közhı'nün yönettiği Ağn Dağı Efsane- si konser-opera olarak seslendirildi. De- kor, kostüm. reji yoktu. Solistler, koro ve orkestra ile sıcağa ve rüzgâra karşın görkemli birbütünlük yaratıldı. Yaşar Kemal'in romanından esinlenerek 1971 'de yazılan bu opera "Gülbahar" olarak temsil edilmişti daha öne. Bu kez tshak Paşa Sarayı gibi birortamda. tam anlamıyla yapıtm geçtiği yöreler- de seslendirildi. Gürcü, Azeri ve Türk sanatçılann katıldığı dinletiyi TRT'nin canlı olarak vermesi bir ayncalıktı.Ay- han Baran'ın ve Hakan Aysev'in sesle- riyle kişiliğini bulan yapıta CüneytGök- çerde anlatıcı olarak katılmıştı. Devlet büyüklerimizın bu olaya kol kanat ger- meleri çok sevindiriciydi. Çetin Işıköz- lü Judith adlı bale yapıtıyla dünya bale edebiyatına girmiş ilk Türk bestecisi- dir. Güney Afrika'dan Japonya'ya dek gösterimi yapılmıştır. Judith'in. Işıköz- lü (1939) çağdaş Türk bestecilennın dördüncü kuşağına bir geçiş bestecisi- dir. Dansı dekoru- kostümü ve rejisiy- le aynı "mekân"da daha nıce operanın sahnelenmesine! tstanbul festivalinde Bayezit opera- sının o büyülü etkisi hâlâ sürerken, Ne- vit Kodalb'nın Gılgameş operasını ız- leyerek bir tarihe tanık olduk. Derken lDOB'un Saraydan Kız Kaçırma ope- rası yepyeni birkadroyla çıktı Istanbul- lulann karşısına. Bu arada bir başka kadro da (soprano Yelda Kodalu'nın oynadiğı) Sony Classics için Saraydan Kız Kaçırma'nın görüntülerinin film kaydını yapıyordu aynı ortamda. Öte yanda Aspendos Opera ve Bale Festivali 6. yılını gerçekleştiriyor. Car- men, Aida, Fidelio, Rigoletto, Otello, Madam Butterfry, Hoffmann'ın Masal- langibi tarihin önemli operalan: Gisel- le balesi ve Carmina Burana'nın dans- lı gösterimi; Strauss konseri, CSO'nun "oğubayezid'de Ishak Paşa Sarayı'nda Ağn Dağı Efsanesi konser-opera olarak seslendirildi. tstanbul festivalinde Bayezit operasını, Nevit Kodallı'nın Gılgameş operasını izledik. ÎDOB'un Saraydan Kız Kaçırma operası yepyeni bir kadroyla çıktı Istanbullulann karşısına. Aspendos Opera ve Bale Festivali 6. yılını gerçekleştiriyor. gala konseri ile zengin bir program su- nuyor. 27. İstanbul Festivali sona erdi Geçen hafta festivalin ve Avrupa'nın en görkemli orkestralarından birisıni dinledik. Çek Filarmoni. VTladimir Va- lek'in karizmatik yönetiminde, solist FanlSay'dı. Nejat Eezacıbaşı'nı bir kez daha özleyerek andık. Nejat Bey Lütfu Kırdar Salonu'nu görememışti. Fazıl Say'ı da tanıınamıştı. Bugün onun at- tığı tohumlann filizlendiğine tanık olu- yoruz. Gençliğin elinden tutan, yeni parlayan yeteneklerimize eğilen, onla- n ortaya çıkartıp olanaklar yaratan, da- ha iyi konser mekânlan için çırpınan o değil miydi? Önümüzdeki yıllardaonun bir küçük çocuk heyecanı ile hazırlık- lannı yaptığı, maketini sevip okşayarak herkese tanıttığı Maslak'taki kültür ve sanat merkezi açılacak. Daha nice par- lak sanatçımızı. uluslararası nice im- zayı o salonlarda dinlediğimiz zaman Nejat Bey'in anısı biraz daha devleşe- cek. Çek Filarmoni dinletisinden önce onu çok iyi tanıtan, kısacık bir multi- vizyon gösterisi sunuldu. Kimse ko- nuşma yapmadı. Böylece festivalin, ba- badan oğula geçen bir hanedan değil, halka armağan edilmiş bir kurum oldu- ğu vurgulandı. Fazıl Say iyice olgunlasmış, orkest- ra ile uyum içinde, yumuşacık, dört dörtlük bir Mozart yorumu getirdi. Ken- di kadanzlanyla besteciyi 20. yüzyıla ta- şıyıp, orkestrayla buluşunca yine kla- siİc döneme götürüyordu. Leyla Pamir'ın dediği gibi, "sanlti Mozart'ın ahvadı" gibi çalıyordu. Çek Filarmoni gibi dur- muş oturmuş, yıllann geleneği ile tek soluk. tek beden haline gelmiş bir or- kestrarun önünde kendi solistimizi iz- lemek gurur vericiydi. Nejat Bey'in anısına değen bir konserdi. Festivalin son etkinliği Tedî Papavra- mi'nin resitali idi. Son yıllann yıldız ke- mancılanndan. Onu İstanbul "da bu kış da dinleme firsatımız olmuştu. Arnavut asıllı sanatçının festivaldeki programı- nın ancak ilk yansını dinleyebildim. Mozart'm si bemol majör, 15. sonatı ile SymanotvskFnin üç Efsanesi, son derece ağırbaşlı. şiirokurcasına incelik- liydi. Ama sıcak yaz akşamının boğu- cu ortamında izlemesi, çok daha olma- yan bir programdı. Yunus Nadi Ödülleri'nde Ozgür Aydın resitali istanbul Festivali'nin yoğun günleri arasında gazetemizin düzenlediği Yu- nus Nadi Ödülleri'nin dağıtımmda pi- yanist Özgür Aydın'ın (1972) bir resi- talini dinleme fırsatını bulduk. Özel- likle, Chopin'in Liszt uyarlaması olan Polonya şarkılanndan altısı ve op. 34, 3 "Grand V'alse brillant"ta onun artık kendine özgü bir imzası olmaya başla- dığını anladık. Piyanonun tuşlanna yu- muşacık dokunuşu ve anlatım dolu cüm- leleri ile, soylu bir yaklaşım sergiledi. Sanatçının yorumu, kişiliğinüı aynası oluyorbiryerde. tstanbul'da müzik bitmiyor. Şimdi caz festivalinin sesleri dalgalanıyor. Bu arada Yapı Kredi Sanat Festivali tem- muz ayı programında çok ünlü bir ke- mancı ile başlıyor: Boris BeHdn. Bu Rus asıllı deneyimli kemancıyı 14Temmuz gecesi 20.30'da Cemal Reşit Rey Kon- ser Salonu'nda dinleyebilirsiniz. e-mail: evini(g boun.edu.tr Ölümünün 100. yıldönümünde Strauss 'un mirası tartışma konusu • Ünlü bestecinin aileye kalan mirası haksız biçimde ahnarak yok pahasına satıldı. Strauss'un akrabalan şimdi mirası geri alabilmek için hukuki yollara başvurdular. Hitler 'den Strauss ailesine 'yadigâr' Kültür Servisi - Ölümsüz valslerin bestecisi Vıyanalı Jo- hann Strauss, Hitler tarafın- dan 'Büyük Alman Besteci' olarak kabul ediliyordu. O dö- nemde Almanya, Avusturya'yı topraklannın bir parçası ola- rak görüyordu. Ancak Stra- uss'un köklerinin Musevi ata- lara dayandığı gerçeği, 'Bü- yük Alman Besteci' niteleme- si konusunda bıraz kafalan bu- landınyor. Strauss'un Musevi kökenle- ri Hitler döneminde ustaca saf- dışı bırakılmış ve müziği, tıp- kı Richard Wagner'in opera- lan gibi Germen kültürünün bir köşetaşı olarak kabul edilmiş- ti. Nazflerin baskısı Ancak Hitler rejimi, Stra- uss'a biçtiği bu büyük degeri bestecinin II. Dünya Savaşı döneminde Avusturya'da yaşa- yanakrabalannavermedi. Bir Strauss hayranı ve koleksiyo- neri olan Robert Dachs'ın Stra- uss üzerine yaptığı yeni bir araştırma, savaş sonrasında Strauss'un Avusturyalı akraba- lannın rejim tarafından dış- landığını ve haklannın elle- rinden alındığını iddia ediyor. Strauss'tan aileye miras ka- lan paha biçilmez aile yadi- gârlan (içlennde ünlü komik opera Die Fledermaus'un el yazması notalan da var) dev- let tarafından haksız biçimde ahnarak yok pahasına satıldı. Bugün bu parçalann bir kısmı başka kişilerin malvarlığında. bir kısmı da Viyana'daki mü- ze ve arşivlerde yer alıyor. Viyana, aileye Srrauss'tan kalan dokümanlann ve elyaz- malanmn bestecinin torunla- nna iade edilmesi gerektiği id- dialanyla çalkalanıyor. Stra- uss endüstrisinin merkezi olan Viyana'nın yayın organlannın yorumculan, şehrin müzik ar- şivlerinin haksız yoldan elde edilmiş bu kazançlardan te- mizlenmesi yönünde çağnlar yapıyorlar. Strauss'un akraba- lan da bugünkü tutan 30 mil- yon sterlin olan mirası geri alabilmek için hukuki yollara başvurdular. Konuya ilginin bu denli yoğunlaşmasırun ne- deni, bu yılın, bestecinin ölü- münün 100. yıldönümü olma- sı. Robert Dachs"m araştırma- sı, bestecinin aile mirasınm 1948'deve 1950'debaşkalan- nın zimmetine geçmesine iliş- kin iddialan aydmlatmada bir anahtar işlevini görecek. Bu yıl içerisinde Ingiltere'dekitap olarak yayımlanacak olan araş- tırma, Strauss ailesinin Nazi re- jimi sırasında ve ondan sonra haksızlıklara uğramasımn meş- ruluğu da sorgulanıyor. Johann Strauss'un uluslararası alan- daki büyük ünü, Hitler rejimi tarafından ince bır biçimde kullaruldı. Nazı olgusunu dün- yada daha da popüler bir hale getirmek isteyen Hitler, onu Musevi kimliğinden sıyırarak Strauss'un başansını Alman ırkınamal etti. Strauss'un besteleri, tıpkı Wagner'in yapıtlan gibi, Na- zilerin görüşünü geniş halk kitlelerine benimsetmek ama- cıyla kullanıldı. (Bir diğer Mu- sevi besteci Franz Lehar'ın yapıtlan da aynı akıbete uğra- mıştı.) Ancak Hitler hiçbir za- man Strauss'un Musevi oldu- ğunu kabul etmedi 'Kimin Musevi oMuğuna, kimin obna- dığma ben karar veririm' sö- zü de ona ait değil mi? Festivalde Çek Filarmoııi Orkestrası'm cliııleıııek.*. ÖNDERKÜTAHYALI İZMİR-Berlin, Londra, New York gibi sanat mer- kezleri anıldığında. dünya- ca ünlü senfoni orkestrala- n akla gelir. Prag'lı büyük- ler ise ülkeye gurur veren orkestralannı "Çek Filar- moni" olarak adlandırmış- lar. Yıllar önce tstanbul Festivali'nde çaldığı zaman biz uzaktakileri imrendir- miş olan bu değerli toplu- luğu lzmır'de dinleyebil- mek eşsiz bir fırsattı. Evet, Vladimir Ashke- naz>"nin yönettiği "Çek Fi- larmoni Orkestrası", 26 Haziran akşamı Efes Anrik Tiyatro'da çaldı. Artık ya- kından tanıdığımız klari- netçi Sabine Meyer, dinle- tiye solocu olarak katıldı ve VV. A. Mozart'ın la ma- jör konçertosunu seslen- dirdi. Meyer'i, geride bıraktı- ğımız mevsimde de dinle- miştik; ancak çaldığı Weber konçertonun içeriği, kendisini yeterince anlamamızı en- gellemişti. Mozart'ın konçertosu ise yaptı- ğı müziğin güzelliğini bütün açıklığı ile or- taya çıkardı. Meyer. klarineti aracılığıyla ko- nuşuyor, şiir okuyor, şarkı söylüyor ve etki- leyici bir müzik için gereken her şeyi yapı- yor. Meyer, tiyatroyu dolduran sanatseverlere mutluluk dağıttı. ama dınletinın odak nok- tası G. Mahler'in 7. senfonisiydi. Akustik koşullar uygun değildi Orkestra müziğinin bu büyük devi, anılan senfonisini 1908'debesteledi veseslendirdi; başan fazla parlak değildi. Bir değerlendir- meye göre Mahler burada 19'uncu yüzyıl ozanlanndan EichendorfTa özgü yoğun bir romantikliğin içindedir. Gerçekten de yapı- tın anlatımı ağdalı, tonallik iyice zorlanmış, müziğin dilinde de belirgin birbulanıklık ve acı seziliyor. Orkestranın kadrosu elden gel- diğince genişletilmiş; tenor korno (bizim dinlediğimiz yorumda sanınm tenor tuba kullanılmıştı), konrrafagot, bas klarinet, iki tane arp gibi eklerin yanında gitar ve man- dolin bile var. ama bu iki çalgının rolleri, ağır orkestra dokusu içinde fazla belirmiyor. Senfoninin en dikkati çeken özelliği ise ge- niş boyutlu oluşudur; tam 80 dakika sürüyor. Son derece uzun birinci \e beşinci bölümle- rin arasına konan "Gece Müzigi"'. Scherzo, "Gece Müziği'" üçlemesini. yazar DavidOwen "Senfoni içindesenfoni" olarak nitelendirmek- tedir. Mahler'in bu büyük senfonisi, yukanda özetlediğim nitelikleri yüzünden Izmir'de epey eleştiri aldı. Her şeyden önce dili ağır bulundu. Efes'e özgü akustik koşullarda or- kestra renklerinin doyurucu biçimde ortaya çıkmadığı söylendi ki hak vermemek elde de- ğildi. Mahler'in orkestra dokusunu kimi za- man oda müzigi inceliğine dönüştürmesi ne- deniyle bazı sanatseverler dolgun bir orkest- Her türiü etestirrve karşın Çek Filarmoni OrkestrasTnm Mahler yorumu kusursuzdu. AsM 'ef Vladimir ^shkenazy'nin yönettiği Çek Filarmoni Orkestrası, Efes Antik Tiyatro'da çaldı. Klarinetçi Sabine Meyer, dinletiye solocu olarak katıldı ve Mozart'ın la majör konçertosunu seslendirdi. ra tınısını işitememenin tedirgjnliğini ileri sür- düler. Hiç kuşkusuz. Çek Filarmoni gibi ünlü bir orkestradan bir yerine iki ya da üç yapıt din- lemek, onu aynntılanyla tanıma bakımın- dan yerinde olurdu. Festivallerin ızlenceleri tasarlanırken seslendirilecek yapıtlan araş- tırmak akla gelen değişiklikleri o yapıtı ça- lacak olan topluluğa önermek gerekir. Her türlü eleştiriye karşın Çek Filarmoni Orkestrası'nın Mahler yorumu kusursuzdu. Orkestranm bütün kesimleri, tını güzelliği- nin doruğundaydı. Özellikle bakırüflemele- rin orgu anımsatan renkleri heyecan veri- yordu. Solocular uşta sanatçılardı ve doyu- rucu bir müzik yaptılar. Ashkenazy'nin çö- zümlemeleri derinlikliydi. Akustik koşullar uygun olsa bu yorumdan güzel bir kayıt bi- le yapılabilirdi. Hemen belirtelim, Kin-İchiro Kobavashi. Mahler'in 2. ve 5. senfonilerini bu orkestray- laplaklara doldurmuş ve yönetmenin, yakın- da bütün Mahler senfonilerini içeren bir di- zi oluşturacağı söyleniyor. Elimizdekı not- lara göre Çek Filarmoni'nin plak çalışmala- n son derece yoğundur. "Çek FilarmoniOrkestrası'< nın adı ilk ola- rak 4 Ocak 1896'da Prag'da verilen bir din- letide duyuldu. Orkestrayı "Yeni Dünyadan" başhklı senfonisinin utkusuyla ABD'den ül- kesine dönmüş olan Antonin Dvorak yönet- mişti. Dinleti, görkemli Rudolphınus Salo- nu'nda verilmişti. Topluluk, günümüzde de burada çalışmaktadır. Orkestra, kuruluş yıllanndan başlayarak yüksek bir sanat düzeyi gösterdi ve her ge- çen yıl ünü arttı. Bu başanda, Vfflem Zema- nek'in ve öbür Çek yönetmenlerin katkısı ol- du. Mahler ile Grieg de zaman zaman çalış- malan destekledi. Çeklerin kendi solocula- nna ek olarak S. Rahmaninov, Eugene Ysai ve Pabk» de Sarasate, bu orkestrayla çaldı- lar. Karajan,Abbado, Mehta gibi ünlülerle din- letiler vermiş olan topluluğun başına Ocak 1998'de ünlü piyanist ve şef Vladimir Ash- kenazy getirildi. Sanatçı, şu günlerde Dvo- rak'ın bütün senfonileriyle R. Strauss'un ön- de gelen yapıtlanndan gerçekleştirilecek ka- yıtlar üzerinde çalışmaktadır. inhı Buluşmasf1 Epcan Kazmaz'Hi nesbn • Kültür Servisi- Ercan Kazmaz'ın resimleri Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi'nde 16Temmuz'adek görülebilir. Her Gün, Tanin, İstanbul. Sözcü gazete ve dergilerinde çalışan ErcanKazmaz, 1994 yılında gazeteciliği bırakarak resim çalışmalanna başladı. Saim Tekcan'ın önerisi ile yağlıboya resim yapmaya başlayan Kazmaz, Yusuf Taktak'ın atölye çalışmalanna katıldı. Sanatçı, Karadeniz evleri, deniz manzaralan, natürmort çalışmalannı kendi atölyesinde sürdürüyor. 'Dünya ağustosta Ûren'de • Kültür Servisi - Geçen yıl Bergama'da yapılan ve Latın Amerika'dan, Ortadoğu'dan, Balkanlar'dan, Asya ve Avrupa'dan birçok genci bir araya getiren 'Dünya Gençlerinin Buluşması' bu yıl 13-23 Ağustos tarihleri arasında Burhaniye Ören'de gerçekleştirilecek. Ören Gençlik Buluşmasf nda bugün ve gelecek için banş talebi dile getirilecek. Buluşma kapsamında Assos, Troya, Ida Dağı ve Bergama'ya geziler düzenlenecek. Aynca gençlerin ilgi alanlanna göre çalışma gruplan oluşturulacak. Sabancı Hat Koleksiyonu Paris'te • Kültür Servisi - Sakıp Sabancf nın hat koleksiyonu 17 Mart-29 Mayıs 2000 tarihleri arasında Paris'teki dünyaca ünlü LouvTe Müzesi'nde sergilenecek. Pariste sergilenecek koleksiyonda 15. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan döneme ait 71 parça hat eseri ve o dönemi yansıtan üç değerli yağlıboya tablo yer alacak. Sakıp Sabancı'nın Sabancı Üniversitesi'ne bağışladığı hat ve resim koleksiyonu, bir devlet müzesi olan Louvre'da sergilenecek ilk özel koleksiyon olması ve Osmanlı hat sanatı ile tablolannın ilk defa Louvre'a girmesi açısından önemli. Sakıp Sabancı Hat Koleksiyonu, 1998 ve 1999'da dünyanın en önemli müzelerinden New York Metropolitan ve Los Angeles Sanat Müzeleri'nde sergilenmişti. Eskioğlu'nun fotoğraf sergisi AKşehirevi'nde • Kültür Servisi - Faruk Eskioğlu'nun basın, doğa ve Akşehir fotoğraflan 10 Temmuz'a dek sürecek olan Nasreddin Hoca Festivali kapsamında Akşehirevi'nde sergilenecek. Akşehir'in asırlık cumbalı evlerinin kurtanlması projesi kapsamında Akşehirli gençler kendi bütçeleriyle Akşehir Halk Müzesi'ni restore ettiler. Sanatçı Erol Günaydın'ın Nasreddin Hoca'yı canlandıracağı festivalde aynca Moğollar, Musa Eroğlu, halkoyunlan ve semah gruplan da yer alacak. Altm Muflon ÖdiiNi Ukrayna'mn • Kültür Servisi - Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti'nde düzenlenen 2. Uluslararası Altın Muflon Karikatür Yanşması ve Altırt'Muflon Özel Mizah Ödülleri açıklandı. Cemal Tunceri, Erdoğan Baybars, Hüseyin Çakmak. M. Serhan Gazioğlu, Mehmet Ulubatlı, Musa Kayra, Mustafa Gökçeoğlu, Mustafa Tozakı, Ümit lnatçı ve Şenol Bektaş'tan oluşan seçici kurul, Altın Muflon Ödülü'ne Ukraynalı sanatçı Oleg Dergatchov'u değer buldu. Yanşmada gümüş ve bronz muflon ödüllerini Çin, Rusya, Italya ve Japonya'dan çizerler kazandı. Kıbns mizah kültürünün çeşitli dallannda eser üreten kişilere verilen Altın Muflon Özel Ödülü ise tiyatro sanatçısı Kemal Tunç ile karikatür sanatçısı Ramiz Gökçe'ye verildi. Inkılao Kitabevi Şiir, Üykü ve Roman Ödülü • Kültür Servisi - Inkılap Kitabevi kuruluşunun 73. yılında şiir, öykü ve roman yazılmasmı özendirmek, genç yeteneklerin adlannı duyurabilmelerini sağlamak amacıyla bu yıl 3 dalda yanşma düzenledi. 35 yaş ve altındaki şair ve yazarlann kitap bütünlüğündeki dosyalanyla katılabilecekleri yanşmaya son başvuru tarihi 1 Eylül. Yanşmacılar bu tarihe dek, bilgisayarda ya da daktilo ile çift aralıklı olarak yazılmış dosyalannı 6 kopya halinde 'lnkılap Kitabevi. Şiir-Öykü-Roman Ödülü, Ankara Cad. No:99 Cağaloğlu 34410 istanbul' adresine postayla ya da elden ulaştırabilirler. Odül sonuçlan 1 Kasım'da açıklanacak ve üç dalda ödül kazanan adaylann yapıtlan yayımlanacak. Yanşmanın seçici kurulu şiir dalında Sunay Akın. Metin Celâl, Haydar Ergülen, küçük Iskender ve Lale Müldür; öykü dalında Feridun Andaç, Nursel Duruel, Mehmet Güreli, Feyza Hepçilingirler, Barlas Özankça; roman dalında ise Taner Ay, Semih Gümüş, Mario Levi, Mahir Öztaş ve Hikmet Temel Akarsu'dan oluşuyor. (514 0610) 6. ULUSLARARASI İSTANBUL CAZ FESTİVALİ BLGUN • 'Brezüya Dans Gecesi' Badi Assad Menagerie, Dantela Mercury konseri saat 21 .OO'de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde izlenebilir. • Henry Threadgill saat 22.OO'de Babylon'da bir konser verecek. • Oiu Dara & The Okra Orchestra konseri saat 23.30'da Roxy'de gerçekleşecek. YARIN • 'Latin ve Küba Müzigi Gecesi' La Banda Munkipal de Santiago de Cuba Arturo Sandoval konseri saat 21.OO'de Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'nde izlenebilir. • Brad Mehldau Trio konseri saat 19.30'da Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleşecek. • Urban Connection Ohı Dara & The Okra Orchestra konseri saat 23.00'te Roxy'de. • Henry Threadgill konseri saat 22.00'de Babylon'da gerçekleşecek. • Monotrans Project konseri saat 23.00'te Dulcinea'da izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog