Bugünden 1930'a 5,452,388 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 6TEMMUZ1999SAU HABERLER DUNYADA BUGUN ALİ SİRMEN Neden Kosova'dayız? Türk Birliği'nin Kosova'da, özellikle Priz- ren'de karşılanması göz yaşartıcı oldu. TV ek- ranlanndan, gazetelerdeki fotograflardan gör- müşsünüzdür, halk Mehmetçik'i sevgiyle bağ- nna bastı. Böyle günlerde duaıp düşünmek ve yanlış anlamalara yol açacak davranışlardan kaçın- makta büyük yarar var. Dünkü gazetelerimizden biri, "Türk askeri 1912 Birinci Balkan Savaşı'nda kaybettiği Kosova'da dün görülmemiş bir sevgi gös- terisiyle karşılandı" diyordu. Mehmetçik'in sevgı gösterileriyle karşılan- ması, hele hele "En büyük asker bizim asker" diye insanlann onu bağırlanna basması, hepi- mizi duygulandınyor. Ama sanınm, ne için Kosova'da olduğumu- zu, hangi çerçeve içinde oraya gittiğimizi, han- gi amaca yönelik olduğumuzu iyi düşünüp, hiç- bir yanlış anlamaya meydan vermeyecek bir açıklıkla ortaya koymak zorundayız. Türk askeri NATO çerçevesinde, Kosova'da etnik temizliği engelleyip, orada yaşayan in- sanlann, tarafların hepsinin çıkarlarına, özlem- lerine yanıt getirecek haklı ve kalıcı bir banşı sağlamak amacıyla oradadır. Görevi bitince de tekrar vatan toprağına dönecektir. • • • Bu çerçeve içinde, belirttiğimiz amaca yö- nelik bir birliğin Kosova'ya gitmesinin Birin- ci Balkan Savaşı ya da "87yıllık hasret" çağ- nşımlannı yapmasını anlamak güçtür ve de çok tehlikeli yanlış anlamalara yol açmak bakımın- dan sakıncalıdır. Seksen yedi yıl önce, Osmanlı o zamana de- ğin yüzyıllar boyu mülkü olan yerden çekilmek zorunda kalmıştı. Balkan yenilgisinin nedenleri üzerinde uzun uzun durdular tarihçiler. Ama şurası da kesindi ki o yenilgi olmasaydı bile, Kosova bugünkü TC sınırlan içinde yer almayacaktı. Böyle bir şey eşyanın tabiatına aykındır. Dün- yada o zaman egemen olan ulusçuluk akımla- n böyle bir gelişmeye elverişli değildi. • • • Birinci Balkan Savaşı'nın acılannı çekerek, yataklannı yorganlarını denk edip, yaylısında ya da sırtında taşıyanlar arasında, daha bıyık- lan terlememiş, ama aılenın geri kalanlan öldü- ğü için en büyük erkek olarak kalmış olanlar, analanna, bacılanna gözkulak olmaya çalışarak geldikleri Dersaadet'ten Anadolu'yageçip, Kur- tuluş Savaşımızın askerleri oldular. Bugün Kosova'ya gidenler işte onlann torun- landııiar. Onlar bir imparatorluğun değil, toprak- lan üzerinde ve dünyada banştan başka ama- cı bulunmayan, kimsenin toprağında gözü ol- mayan Türkiye Cumhuriyeti'nin askerieridirier ve mutluluğu, zenginliği, refahı fütuhatta değil, kendi ülkelerinin gelişip kalkınmasında ararlar. Birinci Balkan Savaşı'nın acıları ve anıları Anadolu topraklarında yaşandı çok. Şimdi, kö- kenleri ne olursa olsun, artık hepsi de Anado- lu çocuğu olan gençler, Balkanlar'daki acılar son bulsun diye oradalar. Elde edebilecekleri tek kazanım da bu sonuca katkı olacaktır. İşte bunun için Kosova'dayız, yalnız bunun için. Türkiye Cumhuriyeti bölgede banşın ve is- tikrarın bir öğesi olabildiği, buna katkıda bulu- nabildiği için de onur duyuyoruz. Bu onuru da hiçbir şoven duygu, hiçbir boş şişinme ve bö- bürlenme He gölgelendirmeyiz. Bilmem, açıkça anlatabiliyor muyum? Cenel sekreterlik seçimi bugün Öymen'den Erdem mesajıANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu)-CHPMer- kez Yönetim Ku- rulu (MYK) ve genel sekreter se- çimlerinin ger- çekleştirileceği parti mec- lisi (PM) toplantısı bugün yapılıyor. CHP Genel Baş- kanı Altan Öymen. dün görüştüğü PM üylerine ge- nel sekreter olarak Tarhan Erdem i istediği iletisinı verdi. "Baykakı" ekibin genel sekreter adayı olaca- ğı belirtilen Önder Sav. dün akşam aday olmaya- cağını söyledi. CHP'de bugün yapıla- cak PM toplantısı öncesi genel sekreterlik pazarlık- lan kızıştı. Genel Başkan Altan Öymen, dün arala- nnda Tarhan Erdem, Meh- met Moğultay, Fıkri Sağ- lar, Ercan Karakaş, Etem Cankurtaran ve Vakup Kepenek'ın de bulunduğu bazı PM üyeleriyle ayn ay- n görüşmeler yaptı. Öymen, dün akşam da tüm PM üyeleriyle Devlet Konukevi'ndekiyemekte bir araya geldi. Öymen'in görüştnelerinde, genel sekreterlik için Erdem'i işaret ettiği öğrenildi. Par- ti içindeki gruplar, Öy- men'in kararına koşullu destek verdiler. Bu noktada genel sekre- terden önce seçilecek olan MYK'nin oluşumunun önemli rol oynadığı dile getirildi. Genel başka- nın işaretini alan Tarhan Erdem'in genel sekreterli- ğe adaylığı ke- sinleşirken, MYK'nin dağılı- mı doğrultusunda da Meh- met Moğultay ve Fikri Sağlar'ın aday olacaklan ifade edildi. Sağlar, Öy- men ile görûşmesi önce- sinde gazetecilerin sorula- nnı yanıtlarken "Ben aday olduğumu söylemiyorum, ama kamuoyuna ve kurul- taydan çıkan sonuca göre benim aday okhığum söy- leniyor" diye konuştu. Mehmet Moğultay da 36 yıllık siyasi yaşamı ve bırikimi doğrultusunda PM'nin vereceği her göre- vi yapmaya hazır olduğu- nu belirtirken "Ancak ge- nel başkana rağmen genel sekreterliğe aday olmam söz konusu değüdir" dedi. Sav: Aday değflim "BaykalcT ekipte ise Mefamet Sevigen'in genel sekreterliğe aday olmaktan vazgeçtiği öğrenildi. Ön- der Sav da, dün akşam ga- zetecilerin sorulannı ya- nıtlarken genel sekreterlik görevine aday olmayaca- ğını söyledi. Baykalcı ekip, MYK'nin dağılımı doğrultusunda ya hiç aday göstermeyecek ya da Sav ile Sevigen'in dışında bir başka isim çıkaracak. Bu ismin Cevdet Selvi olabi- leceği ileri sürüldü. Yasalaşmasının üzerinden bir yıl geçmeden, savaş açılan vergi reformunu çıkaran eski Maliye Bakanı Temizel 'Insanlar vergi vermeye alışacak' MİYASEtLKNUR - Kara para kavramı ile vergi kaçagı ısraria birbirine kanşbnlıyor, değil mi? - Evet. Gerçek anlamıyla Türkiye'de birbirine kanştınlan, birbirine kanştınldıgı için de doğru sonuca ulaşmayan odur. Kara paranm vergi idaresiyle uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Vergi idaresi kara para takibi yapmaz. Yurttaşm cebinde olan paranın kara mı, ak mı olduğuna bakmaz. Onun için önemli olan, bu paranın vergisinin ödenip ödenmediğidir. Türkiye'de kara para takibi 4208 sayılı yasaya göre yapılır. Kara para da konusu suç olan fiillerden elde edilen paradır. Mafya adam öldürme karşılığında para almıştır, eroin kaçakçılığı yapmıştır, silah kaçakçılığı yapmıştır. Yasada tarifı bellidir. Bu fiillerden elde ettiği para ile ilgili olarak mahkemelenn verdiğı bir karar olmadan da o paraya dokunulamaz zaten. Nemasına da dokunulamaz, paraya da. O ayn bir olaydır. Maliye Bakanhği'mn görevleri arasındadır, ama vergiyle bunun kanştınlmaması gerektiği, altı çizilerek söylendi. Onun için birileri kalkıp da "Yurttaşm cebindeki para kara mı, ak mı, nereden büeceksiniz" dedi. Halbuki mali idare kimseye "Paran kara nu, ak mı" diye sormuyor. Müsadere etmeye de kalkmıyor, "Nerden buldun. ver bu parayı" demiyor. "Sen vergisini ver" diyor. "Vergisini verdikten sonra geri kalan kısnunı tstediğin gibi tasamıf et" diyor. Onun için kimse "Hayır, sen bunun hesabuu soramazsın" deme hakkına sahip olamaz. Deme hakkına sahip olduğu ülkeler de devlet olmaz. Böyle ülkeler de vardır belki, ama onun adı başka bir şeydır. Çağdaş ülkelerin hepsi net artış teorisine göre vergi alırlar ve bir kazancın vergisinin ödenip ödenmediğini de sorarlar. lnsan bazı gelirlerden vergi kaçınr, tamam onu tespit edememışim, daha sonra başka bir yerde ortaya çıkmış. İşte onu sormak zorundayım. Şimdi asıl bu iş dünyasımn veya bu konuyu dile getirenlerin temel amaçlanna bakalım. Adam şirketinden elde ettiği kazançlan şirketinde göstermiyor. Kendi adına veya çocuklannın adına götürüyor, bankaya yatınyor. Bankadan yüzde 126 faiz alıyor. Şu anda Türkiye'de yürüyen sistem bu. Şimdi bu değişiklikten sonra bankadaki faiz ve repo gelirleri de izlendiği için o insana "Sen bu kazanan vergisini verdin mi" diye sorulacak. Halbuki eskiden hayat standardı esasına göre bir beyanname verip şirketinden elde ettiği paralan kendi adına kullanıyordu. İşte kayıt dışılık bu. Adam şirket bile kurmuyor, faaliyette bulunuyor, vergi dairesinde kaydı yok. Adamm şirketi var, şirketinde iki-üç tane kayıt yapılıyor ya da mart ayı geldiğinde eski tarihli kayıt yapıyorlar, ama bu arada şirketin bütün kaynaklan kendisinin. 'İS dUnyasının ısrarla üzeflnde durduflu konu' Faiz geliri elde ediyor. Ama bu arada bunu şirketine gen gönderecek. Şimdi bu sistemle şirketine geri gönderdiği zaman "Nereden buldun, vergisini verdin mi" sorusuna muhatap olacağını bildiği için de endişe ediyor. Şirket kârlan veya normal faaliyet kârlan, şahsi hesaplara çekiliyor, şirket kayıtlannda gözükmüyor. Bundan faiz geliri elde edıliyor. Faizler de vergiden anndınlsın, sadece yüzde 10 stopaj vergisi alınsın geçsin isteniyor. Dolayısıyla bunlar şirkete geri döndüğü zaman "Sen bunun vergisini verdin mi" diye sorulacağından bu olay dengelenecekti. tş dünyasımn ısrarla üzerinde durduğu konu bu. - TÜStAD mali miladı savunurken özellikle ticaret odalan niye buna karşı çıkıyor? - O doğaldır. Çünkü kurumlaşmış şirketlerde bu tür kayıt dışılıklara pek rastlanmaz. Onun dışında şirket kasasını kendi cebi olarak görenler açısından mali milat tedirgin edicidir. Aynca bu insanlann elinden paralannı almıyorsunuz, aldığınız sadece yüzde 15 vergidir. "Bunu vermeyeceğnıı'' A dam gecekondu arsası / i üzerinde kat karşılığı inşaat - Z A yapıyor, arsa gecekonducunun. îşçilerin tamamı kaçak. Sigortası, tazminatı falan yok. Kumundan. çakılından, çimentosundan belge almıyor. Sonra o daireler bitince 100 bin dolara, 150 bin dolara satıhyor. Fiyatı 100 bin dolar olan bir dairenin belgeye dayandınlan harcaması taş çatlasa 5 bin dolar, 10 bin dolar. Sonra bunu saAğı zaman müthiş bir kâr ortaya çıkıyor. Bunu göstermeyecek adam. Bunu şahsi hesaplannda değerlendirecek ve çok daha ucuza sattığını gösterecek. Elde ettiği diğer parayı da yeni inşaatmda kullanacak. O zaman devlet diyecek ki "Sen bunun vergisini verdin mi"? Adam o zaman "Hayır sen bunu bana sorma" diye feryat ediyor. "Sen bunu bana sorarsan ben bu parayla gidip iş yapmam, yatınmlar durur" diye tehdide başhyor. diyor. Bunu almayacaklarsa bu bir siyasi tercihtir. Bundan sonra hiç kimseden hesap kitap sorulmazsa bugüne kadar olduğu gibi yine paralanyla övünen insanlar ortaya çıkar. Burada verilecek olan karar çok net olarak şudur: Türkiye, gerçekten kayıt dışılığıyla, kara parasıyla övünen bir ülke mi olacak, dinamizmini bundan mı sağlayacak, yoksa bu paralar devlete de yüzde 15 civannda bir vergi vermek suretiyle kayıt içerisinde legalize mi edilecek? 'Vergi vererek batmazlar" Bunlar devlete yüzde 15 vergi vererek kesinlikle batmazlar. Bunlann parasına el konmuyor. Adam gecekondu arsası üzerinde kat karşılığı inşaat yapıyor, arsa gecekonducunun. Îşçilerin tamamı kaçak. Sigortası, tazminatı falan yok. Kumundan, çakıhndan, çimentosundan belge almıyor. Sonra o daireler bitince 100 bin dolara, 150 bin dolara satılıyor. Fiyatı 100 bin dolar olan bir dairenin belgeye dayandınlan harcaması taş çatlasa 5 bin dolar, 10 bin dolar. Sonra bunu sattığı zaman müthiş bir kâr ortaya çıkıyor. Bunu göstermeyecek adam. Bunu şahsi hesaplannda değerlendirecek ve çok daha ucuza sattığını gösterecek. Elde ettiği diğer parayı da yeni inşaatında kullanacak. O zaman devlet diyecek ki "Sen bunun vergisini verdin mi"? Adam o zaman "Hayır sen bunu bana sorma" diye feryat ediyor. "Sen bunu bana sorarsan ben bu parayla gidip iş yapmam, yaünmlar durur" diye tehdide başhyor. - Yakınmalara baküğınızda ortaya çıkan mantık: "Ekonominüı ' canlanması için kara paraya dokunmayalun"_ - Aslında kara para değil; ekonomınin canlanması için öncelikle şu faiz oranlannın bir kere çözülmesi lazım. tkinci konu da insanlar vergi vermeye alışacaklar. "Vergi vermiyorunr diye direnemez insanlar. "Sen beni bırak, bana bir şey sorma, ben mevcut sistemde nasıl olsa işimi yünitürüm, dolayısıyla elde ettiğün kazançlardan vergi vermek istemiyorum. Gelecek yıl da vergi vermeyeceğim." Bütün tartışma bunun üzennde. - Mali müada karşı çıkanlar vergi reformuyla Türkiye'den 100 mflyar dolann kaçtığını öne sürüyorlar? Gerçekten bu oranda bir kaçış münıkün mü? - Yanlış verilerden doğru sonuca ulaşma konusunda çelişkili savlardan biri de budur. Bu paranın cash dolar olarak çıktığını söylüyorlar. Efendim. 100 milyar dolar varmış da bunun 4 milyar dolan kayda girmiş, geri kalanı gitmiş. Tüm döviz rezervlerinin 22 milyar dolar olduğu bir ülkede 100 milyar dolar nerden gelmiş? Türkiye'de Vergi Yasası'ndan önce devlet tahvillerine, Hazine bonolanna ödenen faiz bundan daha mı aşağıdaydı? Türkiye o dönemlerde Japonya'dan ABD'ye kadar çalmadık kapı bırakmıyordu. Peki o zaman neredeydi bu paralar? Niye çıkmıyordu ortaya? Birinci yanlış burada. Ikinci yanlış; milli geliri 200 milyar dolar olan bir ülkede 100 milyar dolar cash döviz dolaşamaz. Herkes mantığını kaybetti. Birisi kalkıp hem de bana atfetti, ben söylemişim güya... asla öyle bir şey söylemedim. Söylemem de mümkün değil. Mali milattan ne kadar para geleceği sorulduğu zaman "asla rakam telaffuz edümeyeceğini" söyledim. Mali milat Türkiye ekonomisi ve özellikle dünya krizi açısından mucizevi bir olay yarattı. Bir kere herkesin dediği gibi sadece 4 milyar dolar döviz girdisiyle yetinilmedi. Mali milatla kayıt altına giren tutar, tam 2.5 milyar dolardır. Bunun 4 mih/ar dolardan fazlası döviz olarak geldi, 2 milyar dolarlık kısmı TL olarak geldi. Bu arada da şirketinin parasını cebinde taşıyan insanlar o paralan getirip şirketinin sermayesine kattılar. Dolayısıyla kayıt dışı olanlar kayıt içerisine girdi. Onun tutarı aşağı yukan 12.7 milyar dolardır. Bunlar göz ardı ediliyor. 'Siyasi iktidar kimi temsil ediyorsa onlann istekleri yapılacaktır' 'Ulke çıkarhm için çalışıyoruz'- Sizin başııuza geienlerden sonra bir daha Türkiye'de hangi siyasetci vergi reformu yapma cesaretini gösterebilir? - Zorluklarla karşılaşüıyor diye ülke çıkan için çalışmaktan kimse vazgeçmez. Bu tamamen bir siyasi tercih olayıdır. Buna sahip çıkan insanlar her zaman karşı cepheyle uğraşmak zorunda kalacaklardır. O andaki siyasi iktidar kimi temsil ediyorsa onlann isteklerine paralel düzenlemeler de yapacaktır. Türkiye tarihi böyle olmuştur. Türkiye'de acı olan sadece bu değildir. Şu anda piyasada tartışılan hükümlerin bir kısmı 1950 yılından beri yürürlüktedir. Bir kısmı 40 yıldan beri yürürlüktedir. Ancak şimdi kendınden menkul vergi dehalan. bunlan okuduklan için "Aaa, bu da varnıış'' diyerek saldınya geçti. Mesela, Veraset Intikal Vergisi. 1950'den beri bu hüküm vardır. Bu Vergi Yasası'nda bu konuda hiçbir düzenleme yapılmadı. Sadece vergi oranlan düşürüldü. Basında "metres vergisi, tniras vergisi'' diye ne manşetler gördünüz. Şimdi "Nereden buldun" yasasıyla getirilen. bu soruya birilerinin çıkıp "Valla babamdan aldım" demesi karşısmda vergisini ödeyip ödemediği soruluyor, hepsi bu. Birden fazla işverenden ücret alanlann, bu ücretlerinin birleştirilmesi hükmü tam 40 yıldan beridir uygulanıyor, 40 yıldan beri... Şimdi insanlar kendisine göre ortaya çıkan sorunlan ve asla genel ekonomiyi ilgilendirmeyen olaylan Vergi Yasası'na saldırmak için malzeme olarak kullanıyorlar. - Hflkûmet Vergi Yasası'nda bazı düzenfcmekre gideceğjni açıkîadı. Bunlar değişirse nasıl bir sonuçla karşılaşır ekonomi? - Eğer sistemin tutarlıhğmı bozacak şekilde bir değişiklik yapılır ise vergi sistemi işlemez hale gelir. Daha önceden kaynak teorisine göre vergi alıntyordu, ona göre otokontrol sistemleri vardı, vergi oranlan yüksekti. belirli kişilerin sıruna binip "Sen bunu vereceksin'' deniyordu. Şimdi herkesten, özellilde de hedef kitlesi belirli olan bir kesimden vergi ahnmasını öngören bir sistem getirildi, düzenleme ona göre yapıldı. Bu düzenlemelerin kendi içinde tutarhhğı vardır. tçerisinden iki taneyi veya üç tane maddeyi cımbızla çekip değiştirirseniz o takdirde o sistem islemez. O sistem kesin olarak işlemez. Bu bir tercih olayıdır, o zaman eskiden olduğu gibi götürü olarak vergi verdirirsin. küçük esnafı hayat standardına göre vergilendirirsin, kısacası herkes istediği gibi vergi verir. Eğer memnunlarsa tümünü değiştirirsin. Türkiye'de global krizin etkisiyle gelişmekte olan piyasalardan yabancı sermaye, o sıcak para denen bela -beladır gerçekten- tüm ülkelerden kaçtı. Rusya'dan, Brezilya'dan kaçtı. Türkiye'den kaçan paranın tutan da 7 milyar dolardır. Çok net olarak belirgindir. Böyle kalkıp da bavul içinde 100 milyar dolann kaçtığı gibi, hayal ürünü iddialar doğru olamaz. Bavul içinde sirküle eden parayı dünyada kabul edecek ülke de kalmadı. İnanılmaz formüHer Bavul içinde sirküle eden parayı aklamak için ödenen bedeller. neredeyse o paranın yüzde 40'uıı, 50'sini buluyor. Bu kadar ucuz değil bu olaylar. Diğer ülkeleri, etik değerlerini yitirmiş ülkeler olarak düşünüyorlar. Belirli bir miktar çıktı. O, 7 milyar çıktığı anda da zaten mucizevi bir şekilde mali milat devreye girdi ve 4 milyar dolan döviz. iki milyar dolan TL olmak üzere 8 milyar dolara yakın para girdi kayıtlı sisteme. O zaman bankacılık sektörü "inanılmaz bir şey oldu, mucize oldu da kurtukhık" dediler. Dünya Bankası Başkan Yardımcısı bizzat bana "Siz Türider oiağanüstü dunımlarda böyle formüuer buhnakta inanılmazsuuz, nereden akluuza gekti" dedi. Mali milat batırmadı. tam tersine kurtardı. Mali miladın batırması diye bir şey söz konusu olamaz. Bir kere. kimseden henüz tek kuruş para almamıssınız. Bir günlüğüne bankalarda tutmuşlar, ertesi gün istedikleri gibi kullanmışlar. Bir gazetede bir yazı yazan kişi, "Komünist ülkeleri baoran mali mttat" başlığıyla yazı yazdı. Komünist ülkelerde sanki vergi sistemi vardı. Türkiye'de bu olaylar inanılmaz derecede yanlış tartışılıyor. - Faiz oranlannın enflasyonla paralel halde gitmeyip aşuı derecede yüksetdiği de vergi reformuna baglandı. Faiz ve repo geürierine ıngulanan vergi yüzünden paralar yasnk altına gitti. dolayısıyla faiz oranlan fıriadı deniyor. Faizler vergi yüzünden mi artü? - Para yastık altına gittiyse, getirip vermiyorlar demektir. Ne zaman Hazine bir ihale açsa katrilyonlar geliyor. Bunun neresi yasök altında? Onun olması mümkün değil. Yalnız özellikle devletin bu konumu, müthiş şekilde talepkâr olması bu olayı körüklüyor. Devleti bu piyasadan çekecek koşullan yarattığınız anda bu olay çözülür. - Faiz ve repo gelirieri stopajla vergilendirUsin isteniyor. Stopaj ın getireceği olumsuztuklar var mı? - Olur. Getirilen sistem bir bütündür. Net artış teorisine göre alınan ve gelirlerin birleştirilmesini içeren üniter sistem, beyanname verme yükümlülüğü getiriyor. Niye? İnsanlann geliri fazlaysa o zaman daha fazla versinler. Gelirleri düşükse de daha az versinler. Az kazanandan az, çok kazanandan çok alinmasını öngören anayasal ilke de böyle. Eğer sadece stopajla yetinirseniz çok kolaydır, pratiktir. ama zaten o stopaj her zaman alınıyor, şimdi de almıyor. Fakat sonra çok kazananlar beyanname veriyorlar, müterakki tarifeden vergileri hesaplanıyor, daha önceden ödedikleri stopajı düşüyorlar. Türkiye'de menkul sermaye iratlannda beyanname yükümlülüğü altına giren, 30 bin kişiye yakın bir kitledir. tki yıldır beyanname veriliyor. Önce kıyamet kopacak deniyordu. Türkiye'de kıyamet koptu mu? Birileri açısından kopmuş olabilir, onu bilemem. Çünkü sınırlı sayıda insan. Trilyonun üzerinde faiz geliri elde eden insanla, bankada 5-10 milyan olan insandan aynı oranda vergi alınması adil değildir. - Zaten 12 miKun aşmadığı sürece vergi söz konusu değil diye biliyonım— - Tabii, 12 milyar olduğu zaman beyanname de vermiyor zaten. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alma sistemidir bizim getirdiğimiz. Onun için insanlara belirli bir suura kadar beyanname bile verdirmezsiniz. İİTTÎ Diyarbakır'da 3'ü MHP'li toplam 5 kişi çete kurarak zorla para toplamakla suçlanıyor Ulkücü saıuldar için 20 yıl lıapis isteıııiDl YARBAKIR (Cumhuriyet Bürosu) - Diyarbakır'da çeşitli tarihlerde vatandaşlardan zorla para topladıklan iddıasıyla haklannda "cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" suçlanndan dava açılan ve 20'şer yıl ağır hapisleri istenen 3'ü MHP'li toplam 5 sanığın yargılanmasına devam edildi. Diyarbakır 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dün yapılan duruşmada tutuklu samklardan Cahit Çelik, Mehmet Bakan, Mehmet Nazif Ezgin, Takyettin Işık ve Ramazan Metin hazır bulundu. DGM Savcılığı'na verdikleri ifadelerde Diyarbakır DCM'de yargılanıyorlar "Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak" suçlanndan haklannda dava açılan ve 20'şer yıl ağır hapisleri istenen MHP'liler Diyarbakır 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dün yargılandı. Duruşmada tutuklu samklardan Cahit Çelik, Mehmet Bakan, Mehmet Nazif Ezgin, Takyettin Işık ve Ramazan Metin hazır bulundu. MHP11 İdare Kurulu üyesi olduğunu söyleyen Cahit Çelik ile eski MHP Diyarbakır ll Sekreteri olduğunu belirten Mehmet Nazif Ergin ve eski MHP tl Başkanı Ibrahim Yiğit'in korumalığını yaptığını anlatan Mehmet Bakan ile Ramazan Metin, Takyettin Işık adlı sanıklar hakkında Savcılık tarafından hazırlanan iddianemede, 20'şer yıl ağır hapis cezası istendi. Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede çete kurduklan belirtilen sanıklann, çeşitli tarihlerde Musa Yılmaz ile Mehmet Çarkanat adlı şahıslardan para gasp ettikleri. Abduhnehdi Yılmaz adlı kişiye ait sahte bir milyar lirayı tedavüle koyduklan, Sah Şeker adlı şahsın oğlunun askeri ik işini erteleme bahanesiyle 150 milyon lira aldıklan, Sıdık Aktaş ve Aziz isimlı şahıslann cezaevlerinde bulunan yakmlannın serbest bırakılabilmesi vaadiyle 4 bin dolar dolandırdıklan kaydedildi. SanıkJar DGM Savcılığı'nda ve mahkemede verdikleri ifadelerde ise suçlamalann hiçbirini kabul etmediklerini söylediler. Sanıklar söz konusu olaylarla ilgili uzaktan ve yakından hiçbir bağlantılan olmadıklannı savundular. Duruşma dosyadaki eksik evraklann tamamlanabilmesi amacıyla ileri bir tarihe ertelenirken, MHP Diyarbakır il yetkilileri ise söz konusu sanıklann şu an partileriyle hiçbir ilişkilerinin bulunmadığını açıkladılar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog