Bugünden 1930'a 5,465,018 adet makale



Katalog


«
»

6 T-WMUZ 1999 SALI • • • * CUMHURİYET SAYFA HABERLERİN DEVAMI Zor**jldak PB 26 Antalya Yurdun Kuzeydoğu kesimlen parçalı bu- lutlu, orta ve doğu Oslo Karadenız ile Doğu Anadolu'nun kuzeyi sağanak ve gökgü- rüttülü sağanak ya- ğışlı dığer yerler az bulutlu ve açık geçe- cek. Havascaklıgın- Paris da önemli bir deği- Bonn şikJikolmayacak. Münih D1S MERKEZLER Y 19 Beriin Y 21 Moskova PB 28 Helsinki Y 25 Budapeşte PB 29 Stockholm Y 22 Madrid PB 29 Aşkabat Astana Londra Y 23 Viyana Amsterdam Y 20 Belgrad Brüksel Y 20 Sofya Y 30 Taşkent A 31 Bakû PB 29 Y 20 Roma A 30 Bışkek Y 27 PB 29 Tiflis Y 28 Y 22 Atina A 34 Kahire A 35 Y 23 Zürih Y 21 Şam A 35 k Çokbukjttu Yağmuriu Kartı CÜNCEL CUNEYT ARCAYUREK • Ânştarafı l. Sayfada d e n jüzenleyeceğini vaat etti. ö e k i partilerimiz gibi, din etkenini oy i'.in başanyla kullanan MHP, se- çirncen sonra ne olursa olsun hükü- met* girmek istedi. Tabii, eğitim ko- nusındaki vaadini unutuverdi. 3 ıl kesintisız eğitime şapka çıkar- dı. Killi Eğitim Bakanlığı'nda "tasfıye eöikn, tabii yandaşlannın" yeniden göre/lerine dönmelerinin sağlanaca- ğı vaadiyleyetindi. N/1HR bal gibi din konusunu sömü- ren partilerden biriydi. Yekili adamlan, adaylan ve örgü- tü, cmeğin türban sorununu mutlaka çöztceklerini hemen her yerde açık- tan söylediler. RP ile FP'yi sollamak için anlamlı bir sogan kullandılar: "7Jrban sorununu 'ürkekçe' değil, 'erkekçe' çözeceklerdi." Tirban konusunda bir adım ata- macllar. Üstelik "mevcut n/zama" uy- dula-. Bi' başka geri dönüş; "herkese iş vaateden" MHP'nin, memur sınav- lan ktnusundaki girişimlerinde göz- lend. MHP, memur imtihanlarının ÖSYM'de yapılmasına şiddetle karşı çıktı. Sınavların Başbakanlık'ta yapıl- masmda direndi. Bir sabah gördük ki, ne olursa ol- sun, yeter ki hükümette kalsın anla- yışı MHP'ye egemen. Parti üst kad- rosu, sınavların Ecevit'in istediği yöntemle yapılmasına da şapka çıka- nyor. Lojman konusundaki son haber MHP'nin kıvraklığını kanrtlıyor. Seçimden önce ne kadar sorun varsa o kadar vaat içeren programa göre, devlete ait lojmanlann derhal satılmasına yanlı görünen MHP, bun- dan da vazgeçiyor. Türkiye'de siyaset ve siyaset adamlan nalıncı keseri gibi. Tabii kimi yöntemleri kullanırken kendilerini destekleyen kalem erba- bından yarartanıyorlar. Saptırmaya örnek Idam kararı ile noktalanan Öcalan serüveni, Teröristbaşı'nın Şam'dan atılmasıyla başladı. Teröristbaşı'nın Suriye'den atılma- sına kimin birinci derecede etken ol- duğu hâlâ tartışılıyor. Bilinen gerçeğe göre, 16 Eylül 1998'de Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Attila Ateş'in Suriye sını- nnda "Artık sabnmız taşıyor" diyen, kısa ama bir ültimatom degen'ndeki sert demeci Şam yönetimini sarstı. Yelkenleri indirmesinde birinci dere- cede rol oynadı. Ikinci anlatıma göre, KKK'nin uya- nsından 14 gün sonra Cumhurbaşka- nı Demirel'in TBMM'yi açış konuş- masındaki kısa, ama -Orgeneral Ateş'in ifadesini- aynen kullanarak "sabnmızın taştığını" yinelemesi, öcalan'ın Suriye'den atılmasına yol açtı. Fakat, Demirel'e yakın kalemler -tabii anlaşılabilir nedenlerle- Öca- lan'ın Suriye'den sınır dışı edilmesini 1 Ekim'dekiMeclisnutkunabağlıyor- lar. Çankaya'nın da aynı kanıda oldu- ğunu kanrtlamak için Çankaya'ya ya- kın kalemlerin Çankaya'dan edindik- leri ve yayımladıkları amaca uygun belgelere bilgilere bakmak yeterli!.. Ortaya şu gerçek çıkıyor: Anlaşılan Çankaya, Öcalan'la ilgili kimi başan- ları kendi hanesine yazmayı veya ya- zılmasını istiyor. Asker gerçeğini arka plana atmak, hatta söz konusu edilmemesine ça- lışmak ne kazandınr, ne götürür, ora- sı ayn bir sorun. Ama katı gerçeği gözlerden kaçır- mak zor. Dünyaca ünlü US News and World Report dergisinin son sayısında ya- yımlanan Türkiye ile ilgili uzun yazıda, Öcalan'ın Suriye'den sınır dışı edil- mesi süreci şöyle anlatılıyor: "Türk generaller hava, kara ve de- nizden Suriye'ye saldıracaklarını açıkça belirtince Hafiz Esat geri adım atmak zorunda kaldı." Kuşkusuz Çankaya'ya değil, bize göre: Gerçek bu kadar açık! Cezayir'de iç barışa doğru • Baştarafı 1. Sayfada Ne varki. geçen hafta "özelHkle.eu' kanabulaşmaınışİsiamcı mahkûmla- n bağıştayacağuu", açıklayan Butef- lika, toplumda bir anda, "banş yeDe- rinin" esmesini sağladı. Devlet bakanı, Cezayir'in bağım- sızhğının 37. yıldönümü olan 4 Tem- muz Pazar günü yaptığı konuşmada "geniş tabanlı affi" resmileştirdi. 26 Haziran'da lsviçre'de yapılan Granş Montana Forumu'na katılan Butefli- ka, göreve seçildiğinden beri Cezayir Ordusu'nun çeşitli kanatlanyla, Is- lamcı hareketın farkJı kesimlenyle konuyu görüştüğünü ve bir "Krizden Çüaş Projesi" geliştirdiğini duyuru- yordu. "Toplumsal banş ve uzJaşma- nın gerekli olduğunu, 1992 genel se- çimlerinde, 'tslamcılann iktidan ele geçirmesi gerekçesiyle', demokratik- leşme sürednevurulan darbeyi" eleş- tiriyordu. Kendisi de eski bir FLN üst yöne- ticisi olan Buteflika'nın sözleri, ilk günkr başta lslamcılar olmak üzere, kamuoyu tarafından belirli bir kuş- kuyla karşılanmıştı. Şu anda Cezayir'de bulunan toplam 31 bin tutukludan yaklaşık 15 bininin îslamcı militan olduğu ve bunlardan, "bornbah sakünyakanşmanuş,eti ka- na bulaşmamış ve ırza tecavüzle suç- buunayan" muhtemelen 5 bininin af- fedileceği haberi, ülkede köklü bir ta- vır değişikliğinin kanıtı addediliyor. 100 bin kişiye konser Pazar günü, 10 yıl aradan sonra, ül- kesi Cezayir'de hem de Cezayir Bay- rağı'na sanlarak 100 bin kişiye kon- ser veren, Rai müziğinin ünlü protes- tocu Berberi şarkıcısı Şeb Mami'nın dönüşü, tf barqmasüredmn"birdiğer belirtisi. Cezayir'e seferlerini iptal eden uçak şirketleri birer-ikişer dönüyor. örneğin, 27 Haziran'da tekrardan Ce- zayir'e uçuşa başlayan Türk Hava Yollan'ndan sonra, pazartesi günü bir açıklama yapan, Fransız Içişleri Ba- kanı Jean-Pierre Chevenement de Air France Cezayir seferlerine başlayaca- ğını duyuruyordu. Mahkûmlar bınküıyor Salı sabahı Cezayır'den gelen ha- berlere göre başkentin merkez hapi- sanesinden ilk tslamcı mahkûmlar serbest bırakıldı. Bu gelişmenin temelinde, "tepede- Id yöneticfler"in değişmesine karşın, gelişmeleri farklı değerlendinnek is- teyen genel bir "si>"asi irade"nin var- lığmın yanı sıra haziran ayı başında "silah bırakbğuu" açıklayan "terö- rlst" Silahh Islam Ordusu ve FlS'in (tslamcı Selamet Cephesi) silahh ka- nadının tavn yatıyor. Uzlaşıııa sağLanamadı • Baştarafı 1. Sayfada şılığını verdi. TOBB Başkanı FnatMi- r»s, işçi konfederasyonlan- nın, iş güvencesi ve işsızlik sigortası konuşulmadan başka konulan konuşmaya- caklannı bildiren "muhö- ra" gönderdiklerini söyle- di. Miras, yaş önenlerinin 58-60 olduğunu belirtti. Hak-lş Genel Başkanı Sattm Lslu, hazırladıklan metnin bir paket olduğunu ve tartışmaya açık olduğunu belirterek "Ancak, işszHksi- gortası ve iş güveıtHği konu- sunda adım atılırsa 53-58 konusunda anlayişh olabili- riz" dedi. Toplantı öncesinde Türk- tş, DISK ve Hak-Iş'in ortak öneri metni olarak dağıtılan taslakta öngörülen 53-58 emeklilik yaşına karşın, konfederasyon başkanlan hâlâ 50-55'te ısrarlı olduk- lannı vurguladılar. Başkan- lar, 53-58 emeklilik yaşına sıcak bakabilmeleri için pa- ketin işsizlik sigortası, iş güvencesi ve zorunlu tasar- ruf ile bütün olarak değer- lendirilmesi gerektiğini be- lirttiler. DtSK. Genel Başka- nı Vahdettin Karabay, top- lantı öncesinde basın men- suplanna dağıtılan metin ile ilgili olarak TlSK'ı suçladı ve "Burada hazırianan bir metin dağıtılnuştır. Benim haberim yok" dedi. İşçi kesimı toplantı çıkı- şında da emeklilik yaşı ko- nusunda 50-55'te, işsizlik sigortası, iş güvencesi ve kazanılmış haklann korun- masında ısrarlı olduklannı vurguladılar. Yaklaşık 4 saat süren top- lantıdan uzlaşma çıkmadı. Toplantıda, yalnızca SSK katkı paylan ve prim oran- lanyla ilgili aynntılarda an- laşma sağlandı. Toplantı çıkışında açıkla- ma yapan Bayram Meral, iş- sizlik sigortası, iş güvence- si ve emeklilik yaşında sı- kıntılar yaşandığını belirte- rek "İssizh'k sigortası ve iş gfivencesi ile getirilecek vaş sının a>n bir olay, butılarge- tirilmeden getireiecek yaş sı- nın ayn bir olaydır" dedi. Vahdettin Klarabay da, iş- verenin "506 Sayılı Sosyal Sigorta Kanunu ile 1475 Sa- yıta İş Kanunu'nu aynı yer- de konuşmavacağını söyle- diğini'' belirterek "Eğer bunlar konuşul$a>'dı bir yaş önerecektik. Önerimiz yine 50-55W dedi. Salim Uslu, işverenin Temmuz sıcağında Haziran fiyatlarını dondurduk! Haziran fiyatlarıyla! K' PANEL VAN DLX 2 7 9 . 8 0 0 . 0 0 0 TL'den başlayan taksitler Hyundai Panei Van alanlar, yine çok kazançlı! %0'dan başlayan faizler ve inanılmaz avantajlar... Ödeme tablosunu inceleyin, size uygun olanı seçin; gerisini düşünmeyin. Ayrıca peşin alımlarda yine üstün Hyundai avantajları var. Acele edin; çünkü Hyundai'nizi inanılmaz koşullarla alabilmeniz için son şans! Kampanya koşulları H100 Pand Van, Camlı Van, Minibüs modelleri için geçerlidir. Üstelik bu müthiş avantajlar ve çeşitli ödeme koşulları H100 Kamyonet Starex MinibOs ve binek araçlanmız için de mevcuttur. Tüm modellerimizle ilgili ayrıntılı bilgiyi almak için hemen bir Hyundai Yetkili Satıcısma uğrayın. H100 Panel Van STD Tavsiye Edilen Anahtar Teslim Fıyatı 5.944.230.000 TL Peşinat 2.244.230.000 TL Kredi Miktarı 3.700.000.000 TL Vade (Ay) 6 12 18 24 Faiz Oranı %0 %2.62 %3.90 %4.82 Panel Van Aylık ödeme Tutarı (milyon TL) 616,7 371 302,1 279,8 Ornekûdanttai '<•'*•' i TÖM HYUNDAİ SAHİPLERİNE AÇIK OAVET! Eğer siz de bir Hyundai sahibıyseniz, aracınızın modelı ve model yılı ne olursa olsun (H-350 Kamyon hariç), en yakın Hyundai Bayısıne başvurun. •.. - En kısa zamanda üyelık kartınızı çıkartalım. Hiçblr ücrat ödemeden Hyundai Yol Yardım hiîmetinden yararlanın. aNiıı (tohUrımıı dahllın4« |ec»r!ldtr <&) HYunnnı "Hiçbir şeküde biz 506 sayı yasa dışındaki işsizlik sigor- tası. iş güvencesi konulann- daki önerOeri konuşma>ız" söylemını eleştirerek "Eğer biz bu dayatmalaria karşı karşıya kalacaksak bu top- lannlann faydası yok. tş>e- renin önerdiği yaş, tek bir \-aş değO. Beüibir kademeyi kabul ediyorlar. Ama mük- tesep haklann korunmas- na yetmiyor. Yaş konusun- daki düşünceterimiz işsizlik sigortası ve iş gücencesi ile bağianülıdır. Sadece yzş üzerindeki bir uzlaşmayı doğru bulmuyoruz" diye konuştu. Üç işçi konfede- rasyonun birlikte hareket et- tiğini belirten Uslu, "Orta- da dayablan bir taslak var. Dayatan IMF. Ne yazık ki IMF ile masanın karşı tara- finda otBrmuş g0)i konuşu- yonız" dedi. TOBB Başkanı Fuat Mi- ras da, işsizlik sigortası ve iş güvencesinin bu yasayla il- gisi olmadığUM dile getir- diklerini belirterek "Bunla- n başka gündem maddesiy- le getirin, yeni bir kanun şeklinde düzenleyelim' de- dik. Onlar Birlikte değer- lendirilsin' dediler. Odala- nmızın görüşünü almadan tek başunıza karar verme yetkisine sahip olmadığmu- n söyledik. Gönış aldıktan sonra bu maddekri görüse- ceğJz" dedi. işçi konfederasyonlan kendi bünyelerinde yapa- caklan değerlendirmenin ardından bugün Türk-Iş Ge- nel Merkezi'nde bir araya gelerek gelinen noktayı tar- tışacaklar. G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada Haziran'da açıklanan karann özet metninde attı çi- zilen unsurlar, gerekçeli kararda da yer alıyor. Söz ko- nusu metinde, Türkiye Cumhuriyeti yasalannın yanı sıra, ileride gündeme gelebilecek uluslararası hu- kuk zeminlerine de seslenen değeriendirmeler var. öcalan'ın yargılanma süreci noktalanmadı. Karar, Yargıtay aşamalarından onaylanarak geçerse, TBMM katına çıkacak. Meclis, siyasi bir ortam. Av- rupa, siyasi çözüm diye bastınp duruyordu, alın si- ze siyasi çözüm! Geçelim... Medyadaki "Apo'yu asalım mı" tarbş- malan, Türk usulü devam ediyor. Kimi, "asmayalım" diyenlerin maşallahı var. Onlara göre asmaktan be- ter etmeli. Hani bırakıversen, "Boynuna yağlı ip ge- çirelim, öyleyaşasın. Haftada ikigün de mezarkaz- dıralım, arada sehpa gösterip azdıralım" diyecekler... Bunu da geçelim... Yukanda sıraladığımız görünümleri "toplam kali- teye" dahil etsek de, Türkiye Apo'nun yargılanması sürecinde sağhklı bir yolda gıdiyor. 15 yıl süren ve yer yer bireysel olarak devam ede- ceği anlaşılan terör ortamını anımsayalım. Uluslara- rası deyişie, "düzensiz güce karşı" düzenli bir orduy- la mücadele etmek son derece güç. Kimilerine gö- re, bu yolda başanya ulaşmak, olanaksıza yakın. Türkiye bunu başardı. Bugünkü görünüm ise şöyle: Türk hukukuna inanmayan, inanmak istemeyen, önyargıyla bakan Batı kamuoyuna karşı, hukuk sı- navı veriyoruz. Terörie mücadele ortamına gönderme yapmak ge- rekirse, karşımızdaki birbiriyle çelişen yaklaşımlara karşı, düzenli bir uğraş venmeye çalışıyoruz. Dışişleri Bakanı lsmail Cem dün Avrupa Biıiiği üyesi ülkelerin büyükelçiferine Dışişleri konutunda öğle yemeği verdi. Mönüde ne vardı bilmiyoruz, a- ma AB büyükelçilerinin öncelikle Cem'in başının eti- ni yediği kesin! "Avrupa bize kanşamaz, kendi işine baksın" de- mek de bir yol. Türkiye'nin yaran, ancak bütün yol- lar tükendikten sonra bu aşamaya gelmeyi gerekti- riyor. Almanya'dan sonra AB'nin dönem başkanlığını üstlenen Finlandiya'nın, teröre prim verilemeyeceği- nin altını çizmesi olumlu bir başlangıç. Yeni senaryolar Bugün ve yann Italya'dan gelecek haberler pek hoş olmayacak. Attilâ llhan dünkü köşesinde Ital- ya'nın çok değil, daha bu yüzyılın ilk yansında yapıp etuklerinin altını çizdi. Aynı Italya bugün, iç politika- sının gidişini bile Apo'nun kurtanlmasına bağlamış görijnüyoıi Bugün Italya Parlamentosu'nda, "Türkiye'denApo kaçtrma" operasının değişik bir perdesi oynanacak. Başlangıçta konunun "özel gündemle" ele alınması planlanıyordu. Ancak, Başbakan D'Alema bütçe gö- rüşmeleri ıçinde eritılmesini kararlaştırdı. Görünen o ki, muhalefet partileri D'Alema'yı kıya- sıya eleştirecekler, onu pasif bulacaklar. Hatta 11 partili koalisyonun kimi üyeleri de kızacak. D'Alema onlara karşı kendisini savunmada güçlük çekecek. Türkiye de aynı kişiye kızacak, iki ülke ilişkilerinin da- ha çok yara almasının an meselesı olduğunu söyle- yecek. Yarın ise yine Kalya'da Apo ile ilgili bir gündem var. Istinaf Mahkemesi, öcalan'ın aylar önce yaptığı sı- ğınma başvurusunu görüşecek. Bu mahkeme ilk ba- kışta, "temsili" devam ediyormuş gibi görünüyor. Ancak şöyle bir senaryo da gündeme getirilebilir Mahkeme Apo'ya sığınma hakkı verir. Italya bu aşamadan sonra bunun olanaklı olmadığını bildiği için, "Evet, bu kişi artık bizim yurttaşımızdır, verin" der! Böylece yargılamanın Avrupa yollanna düştüğü bir sırada değişik bir zemin yaratılmak istenebilir. Bütün bunlar oiabilir. Ancak bunlar şu gerçeği de- ğiştirmez: Türkiye haklılığını kanıtlamıştır. Bu kanıtlamanın getirdiği büyüklükle hareket eder- sek, Avrupa küçülecektir! TMA1 luskaoıI Baştarafı 1. Sayfada temlerinin yasaklandığı anlatıldı. "Türki- ye'de yaörun yapacak bir ÇUŞ, yeni tekno- loji transferi yapmaz veaynızamanda Tür- kiye pazanna yönelik üretim \apar. girdi K- hal eder ve kârını dışany a transfer eder ise memlekerimi/in dış ödemeler dengesine verdigi zararla kalabilir" uyansı yapıldı. ÇTYA ile az gelişmiş ülkelerin sermaye çekme rekabetinin azalmayacağı. tersine bu ülkelerin ÇUŞ'lara yönelik daha büyük ödünler vermek zorunda kalacaklanna dikkat çekildi. Tebliğdeki, "Müzakerenin DTÖ'desür- dürübnesi ve DTÖ'nün bir anlaşması ola- rak karara bağlanması ileimzalamayan ül- kelere DTÖ'nün bir kuralını çiğnemiş mu- ametesi yapdması ve ticari yaptınmlar uy- gulanması amaçlanmaktadu-" uyansı dik- kat çekti. Böylece bir devlete, DTÖ ha- kem heyetlerince yapılacak inceleme so- nucunda ihtilaf hal yöntemlerince ticari yaptınmlar uygulanacağı belirtilen tebliğ- de, Türkiye'nin, görüşmelerin DTÖ dışın- da sürdürülmesi için yapılacak girişimle- re katılmasının çıkanna olacağı kaydedil- di.u Mali plasmanlann" gelişmekte olan ülkelerdeki istikrarsızlaştıncı etkisi dışın- da, yurtiçi tasarruflan kovma etkisi yaptı- ğı konusunda da güçlü kanıtlar bulunduğu kaydedildi. Hazine'nin, sermaye hareketlerinin ser- bestleştirilmesi konusunda Türkiye'deki bilim ve araştırma kurumlanna değerlen- dirme yaptırtması gerektiği belirtilen teb- liğde şöyle denildi: "Bu araştırma alam Dünya Bankası ve benzeri uluslararası finans kuruluşlaruun sahte araştırmalan ile doludur. Türkiye,ti- caret ve sermaye hareketlerinde genel bir serbestleşmeye siyasal planda angaje ol- muşsa ve bu hedefı terk etmeyi düşünmü- yorsa biie bu hedefegidenyotdaki esnekük- İerini koruyabilmeU." . Tebliğde, Türkiye'nin ÇTYA görüşme- lerinde dikkat etmesi gereken noktalar özeile şöyle anlatıldı: 9 ÇTYA görüşmekrinin "aleni p ması", muhtıra ve görüşmelerin basın-ya- yın organlanna verilmesi istenmeli. # ÇTYA'da, ÇUŞ'larm, yatınm yaptığı ülke hukukunu çiğnemesi durumunda, "mflfi muameleükesi" gereği ülke mahke- melerinde kovTişturulmasımn kurallaştınl- ması savunulmalı. # Ülkeler için kabul edilen istisnai hü- kümlerin kaldınlması konusunda süre ko- nulmasına karşı çıkılabilir. Anlaşmada bu ilke kabul edilse bile uygulamada geliş- miş ülkeler her türlü baskı ile azgelişmiş ülkelerin istisnai haklannı kullanmasını sonaerdirmeye çalısacaktır. Çekincelerini beyan etmiş Hindistan, Pakistan, Malezya gibi ülkeler ile diplomatik işbirliği yapıl- malı. # Kunımlar vergisinin arttınlması ve- ya şirketleri etkileyen yeni bir vergi salın- masrnı veya dogal ve tarihi çevreyi koru- ma önlemi alınmasını u mülkiyet hakkma dokunma etkisi yapdğı" şek-linde yorum- layacak ifadelere karşı çıkılmalı. ÇTYA'ya göre ÇUŞ'lann tazminat hakkı, devletin vergi salma hakkma önceliklidir. # Yatınm sözcüğünün portfoy yatınm- lan dışlayacak şekilde tanımlanması isten- meli. ÇTYA'da yatınm sözcüğü, işletme değerinin en az belirli bir payının ayni ve- ya döviz şeklinde ithalini gerektirmeli. # ÇTYA, Türkiye'nin uluslararası gö- rüşmelerinde diğer konjonktürel gündem maddeleriyle birleştirilmemeli. Adma ço- ğu kez "refornı" sıfatı yakıştınlan bir kı- sım düzenlemeler (sosyal güvenlik, tanm- sal destekleme, tahkim vb). günümüzde IMF ve Dünya Bankası ile sürdürülen ma- li destek görüşmelerinin odağındadır. Dar boğazlan aşmak amacıyla ülkemiz adına bazı taahhütlere girişilmiş ise bunlara Tür- kiye'nin kaynak tahsisi ve yönlendirme politikalannı uzun dönemde etkisiz hale getirecek yeni bir ödün kalemini eklemek- ten kaçınmak uygun olur.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog