Bugünden 1930'a 5,438,586 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 6TEMMUZ1999SALI 14 iJ. U-K. kultur@cumhuriyet.com.tr PORTAL DtKMEN GÜRÜN Tîyatro FestivalTnde yeni hir buluşnıaUluslararası Istanbul Tiyatro Festi- vali. Robert VVilson'un son çalışması, "Önceki GüıUer"in ortak yapımcılan arasında yer alıyor. Oıange Performing Arts (îtalya). Lincoln Center Fesrivali New York ve MC93 Bobigny Paris pro- jenin diğer yapımcılan, ilk gösterimi 7 Temmuz'da Lincoln Center'da gerçek- leştirilecek olan oyunun Türkiye'den bir de çok ünlü birkonuk sanatçısı var: Se- miha Berksoy. Istanbul Kültür ve Sanat Vakfi'nın son yıllarda ortak çahşmalara yönelme- sindekı temel amaçlardan bırı ulusla- rarası sanat platformlannda sadece dü- zenlediği festivallerin değil, lstanbul'un, Tûrkiye"nin sesini duyurmak ve dün- yanın bakışlannı bu coğrafyaya yo- ğunlaştırmaktır. Bu nedenle Uluslara- rası Istanbul Tiyatro Festıvalf nin ''Ön- ceki GünJer"in yapımcılan arasında yer alması, IKSV'nin yurtdışına yö- nelik açılımlar zıncınnde önemli bir halkadır. Tiyatro Olımpiyatlan sırasında Ro- bert VVUson'dan edindığim bılgiye gö- re çok katmanlı bir çalışma olan ve im- geler, metın, ses üstüne yoğunlaşan "Önceki Günler, öiüm, yıkun&detroit Iü" sanatçının 1992 yılında kurmuş olduğu Watermıll Center'da düzenle- nen atölye çaiışmalanyla üç aşarnada gerçekleştirilmiş. Buanlamda, "Once- ki Günler" uzun süren bir ekip çalış- ması ürünü. 1997'debaşlayançalışma- larda öncelikle "mahşer" kavramı ele alınarak "yıkun ve veniden yapun" ol- gusundaki süreklilik ikinci bin yılın son günleriy le örtûşüm içinde irdelen- miş. Bu süreç, daha sonra Robert Wil- son'un ilk karalamalanyla, çizımleriy- le bağlantılı bırbiçimde "mahşer" kav- ramıyla örîüşen yazılı ve görsel mal- zemeyle bütünleşiyor. Görsel malzeme- nin. imgelerin. tarihsel metınlerin. söy- lencelerin, çizimlerin buluştuğu prodük- siyon kitabı, 12 sahneden oluşan oyu- nun temelini oluşturuyor. Her sahne- nin kendine özgü mitinin o sahnedeki hareket düzenini beliriemesi de yine VVilsona özgü çalışmanın bir başka uzantısı 1998'dedevreye Umberto Eco'nun romanı u ÖncekiGüniin Ada- a " giriyor. Aynca Edgar Aflen r\>e'dan kısa bir öykü ve Christopher Knotvies'dan bir şiir de özgürce kullanılmış. Burada dikkatçeken nokta, metınlerin hareket Semiha Berksoy, UlusJararası tstanbul Tiyatro Festrvali'nin ortak yapımcüan arasında yer aldığı Robert WUson'un son çahşması Önceki Günler'in konuk sanatçısı. ve sahne üstü imgelerinden ayn olarak ele alınması ve böylelikle anlatımın ötesinde farklı okuma biçimlerinin oluşturduğu bir yapının ortaya çıkma- sı. "ÖncekiGünier" sürekliliğı olan bir öykü değil. Yeni bir bin yılın eşiğinde simgesel karakterlerle birlikte zamanın istedi. Kjsa bir tanışma olacaktı bu, çünkü zamanı kısıtlıydı. Ama Semiha Berksoy'u tanımak demek onun bü- yüsüne kapılmak demektir bence. Ro- bert Wîlson için de aynı kural geçerli oldu ve Berksoy sesiyle, tablolanyla, oyunculuğuyla, giysileriyle, kısacası sanatıyla bu ünlü yönetmeni de büyü- ye hazırianryoT yann akşam (7 Temmuz) Lincoln Center'da. Semiha Berksoy'la New York'a hareket etmeden önce sı- cak, rutubetli bir cumartesi günü ko- nuşuyoruz. O. ne sıcağa, ne rutubete al- dınyor. Sırtında siyah dantel kostü- müyle oturuyor, daha doğrusu ben otu- ruyorum, o dimdik ayakta; dolaşıyor ve JL stanbul Kültür ve Sanat Vakfi'nın son yıllarda ortak çahşmalara yönelmesindeki temel amaçlardan biri uluslararası sanat platformlannda sadece düzenlediği festivallerin değil, îstanbul'un, Türkiye'nin sesini duyurmak ve dünyanın bakışlannı bu coğrafyaya yoğunlaştırmaktır. Bu nedenle Uluslararası Istanbul Tiyatro Festivali'nin "Onceki Günler"in yapımcılan arasında yer alması IKSV'nin yurtdışına yönelik açılımlar zincirinde önemli bir halkadır. gerisine doğru bir yolculuk. Mahşer günü karabasanlan. Uzam içinde son- suz bir gezi. Semiha Berksoy'u iki yıl önce Kut- luğAtaman'ın "Senuhab.Unplugged" filmınde gören Robert Wilson. 11. Uluslararası Istanbul Tiyatro Festiva- li Onur Ödülü'nü almak üzere Istan- bul'a geldigi sırada kendisiyle tanışmak ledi. 19 Mayıs günü yapılan ziyaret, da- kikalar yerine saatler sürdü ve bunu iki gün sonra New York'tan gelen da- vet mektubu ızledi. Geçen günlerde Semiha Berksoy Modena'ya (son çahşmalar Modena Operası'nda yapıldı) uçtu, provalara katıldı ve şu anda da New York'ta. Isol- de'nin "AşkÖhımü'' aryasını söyleme- anlatıyor. "Bu,çok enteresan bir ola>. Anlatüm sana, bitryorsun; gençliğimde beni An- kara Operası'na almadılar. Bana 'Se- nin sesin buradaki ensemble'a uygun değil, daha büyük ensemble lazım' de- diler. Kovdular. Bu doğru bir şey mi? O zamanda da ben ses kadrosunun bir numaralı sesiyim; yüksek draraatik soprano. Bana çok şey söyiediien' Ko- münist' dediler; "Sesi var ama tekniği yok' dedfler. Dediler,dediler-. Ama,mü- cadeleci bir insan olduğum için yılma- dım, yine deçıktun sahneye.Az çücbm. Fark etmez. Takdir edenfcrim vann. Cemal Reşit, Ekrem Reşit, Feridun Al- tuna, Nâzım Hikmet, Karl Ebert... On- lar bana yetti. Neden topariaıup gjtme- diniz yurtdışına diyeceksin. Ben Tür- kiye dışında yapamam. Onun için git- mednn. Pişman da değflim. Şu işe bak_ Bugün 89 yaşundayun ve ünlü bir yö- netmen geUyor, beni izliyor, aryalarunı dinliyor ve Wagner söylemem için be- ni angajeediyor. Sen de gördün adamın beni dinlerken nasd büyülendigni. Şim- di ne oldu benim genç yaşunda opera- dan sürütmeme? Modena'daki prova- larda rüm sanatçüar beni şaşkinnlda izüyorlardL,çünku su içer gibi söylüyo- rum VVanger'L hortum gibi çıkıyor se- sim. Güçlü ve etküeyicL Wagner ope- rarunzirveskür ve ben bu yaşmıda \\ig- nersöylüyorum, kolay işdeğil 'Tristan ve Isolde'den 'Aşk Ölümü' aryasL Ka- rakterime de çok i>1 yerleştirdim rolfi. Melih Fereli'ye 'Bu yaşlı sanatçı hepi- mize sanat dersi veriyor' demişler. Ne- dir sanat? Sanat bir duygu meselesidir. Bifim vardır yanında. Diyalektik var- dır. Dogruyu gösterir sanat Sanat öğ- retki bir şeydir. Sanaü herkes öğrete- mez. Sanatında muvafTak olan ögre- tir." Semiha Berksoy'un Önceki Gün- ler'le ilgili saptamalan da şöyle: "Ben bir tahtm üzerine uzannorum ve oynu- yorum. Gfydiğün kostüm de kendi kre- asyonum. Ben öyleistedfan. Robert Wil- son provalarda hiçbir müdanalede bu- lunmuyor. Sadece 'Semiha hayranım sana' diyor o kadar. Oyun sanki hare- ketierin düL Modern dans değil, ama hareketlerçok önemli. VVîlson, oyunun- da tabiab sanatsal yönden tzah ediyor, ama kesinükJe naturaiist bir yönetmen değiL SürreaHst bir o\un bu. CHülcr âle- mini gösteriyor. Mahşeri, kryamet gû- nünii. Sürrealist ve polhik bir yönü de var bence™" Sevgili Semiha Berksoy'a hem Lin- coln Center'da, "Önceki Günler"de hem de aralık ayında yine bir "MiBe- nium" projesi kapsamında Kunts Mu- seum Bonn'a alınan resimleri için ya- pacağı çahşmalarda başanlar diliyo- rum. Ne güzel bir duygu böyle sanat- çılara sahip olmak... • Springsteen, îsveç gazetesi Aftonbladet'in sorulannı içtenlikle yanıtladı. Dev arenalarda halkla bu denli samimi olabilmesini, onlann duygulannı sahnede yakaladığı şeklinde açıkladı. 'Ben sahnedehalkrn dıtygulannıyakahyorum' GÜRHAN UÇKAN STOCKHOLM - Bruce Springsteen lsveç"te olmaktan çok hoşnut. Bunu, her ülkede nezaketen söylemıyor. Nedenını şöyleaçıklıyor: "bwç'tehepsevggördüm. Avrupa'da ziyaret ettiğim ilk fllkeler ara- sında. 1975'te geldiğinıde başardı otama- maktan korku>x>rdum. Amerika dışına ilk çıkışımdı. New Jersey'den Stockholm'e gelip konser salonuna girince içimdeki korku bir anda yok oldu. Kendimi, beni seve seve kabul eden bir evde hissettim." Bu konser, Springsteen hayTanlannın öylesine hoşuna gitmişti ki müzik dün- yasında şu söz yerleşti: "Konsere bin beş yüz kişi girdi, dışan on bin kişi çıkD!" Çünkü o konserde bulunmuş olmak. mü- zik konusundabir çeşitdiploma almak gi- biydi. 1985'te Göteborg'da, bu yıl da Stock- holm'de dev stadyumlan dolduruyor ve izieyicilerle, küçük birgece kulübünde gi- bi iç içe ve samimi olabiliyor. Bu feno- meni şöy le açıklıyor: "Bu yakınlık ve sa- mimiytt zaten geîen insaniarda var. On- lann müziğc bağlıhklannda var. Sanatçı olarak yaptığım şey. sahneden bu duygu- yu yakaiamak. Her izleyiciyle özel bir ile- tîşim kurmak. En büyük arenalarda bile bunu yapıyorum. TribünJerdeki her birey- ie tek tek iletişim kuruyorum. Zorlamay- la olmaz, icten gelmesi gerek." Springsteen, Avrupa'da CD kutusu "Tracks" ile kitabı "Songs"u lanse edi- yor. Biryıldırençokbuikıyayınazaman vermiş. Aynı zamanda geçen ilkbaharda ölen babası Douglas'ın yasını tutmuş. "En bûyükyardımcıın müzikti,diyt)r. Bir de eşim Patti (SciaMa)." Çift, New Jersey yakmlannda birçiftlikte oturuyor. Üç ço- cuğa sahipler: Evan (8), Jessica Rae (6) ve Sam (4). Şarkılannda genellıkle bireyi inceli- yor. Farklı ortamlardaki insanlann yeri- ne koyuyor kendini. Ve bunubaşardığı da ortada. Nasıl yapıyor bu işi: "BflmiyorunL tnsan birtaknn elbiseyi satın almadan gi- yip prova eder. değil mi? Aile benim için hep önde gelmişse de şarkılanmı bir ba- ba, bir eşolarakyazmryorum. Canlandır- dıgım insanlann >aşamıru gerçekten ya- şayarak yazıyorum. Biraz başanlı olabi- liyorsam bunun nedeni olaylara, ortaro- lara \e kişilere şöy le biraz geri çekilerek bakmam. Kendi duygulannun derinnk- lerine iniyorum. Kendimi asla bir dâhi olarak görmüyorum, yalnızca çok çab- şan ve kararh biri olarak. Kişi, gördüğü şeyi yazmalı, biküği şeyt Ve yazdıklann- da içten olmak" Birçok müzisyenin aksine, uyuşturu- cudan, aşın seksten ve alkolden uzak kal- mayı başarmış birisi. Ideal bir insan mı? "Yok canım, diyor. Ben işimi çok dddiye alan birivim. Arada bir körii yanlarun gözüküyor. Ama sıkı çauşmayı ve beni se- venleridüş kınklıgma uğratmamayi ken- dimeilke edindim. İdeal bir insandeğüim. Faziaaynnüya ginnek istemiyorum, ama inan ki benim deçoksorunlanm, güç du- rumlarun oklu-Ama en güçzamanbnm- da hep müzik imdadıma yetişti Müzige çok şeyr borçluyum. Çalışmalanmla bu borcun bir kummı ödemeyi başanyor- sam ne mutlu bana_'" Etienne Sag'ın yapıtlan 26 Temmuz'a dek Fransız Kültür'de 6 Her sergi yeni bir zeıııiıı oyunu 9 NURDAN CtHANŞÜMUL Haritalar, ahşap parçalan, posta pul- lan, eski gazeteler ve paralar ûzerine yapöğı iyimser insan portreleriyle ilgi çekiyor Etienne Sag. Bir renk cümbü- şü içinde yansıttığı prens, işçi, boksör, boğa güreşçisı ya da cambaz, yaşanan tüm acılara rağinen zaferde ve yenilgi- de var olma isteğiyle gülümseyerek kar- şılıyor izleyenlen. Eleştirmenler Sag'ın sanata yaldaşı- mını tanımlarken ".\e yalın sanata, ne çizgi romana ne deyeni şekiküiğe indir- genebiecek ofan EtienneSag'Hisanaoger- çektesaflığm ve bttunin kanşoğı son de- rece karmaşık bir tarz" ifadesinı kulla- nıyor. Çocukluğundaki deneyimleri yeni- den canladıran sanatçı hem kurban hem de kahraman birçok siyah-beyaz kişiyi resimliyor. Etienne Sag'ın resimleri 26 Temmuz'a dek Fransız Kültür Merkezi Sergi Salonu'nda görülebilecek. Yapıtlanna içindeki iyimserliği yan- sıttığmı belirten Sag ise. yeryüzünde- ki tüm insanlann hayatm zorluklanna rağ- men gülümsemesini istiyor. Bugüne dek farklı toplama seriler üzerinde çalışan sa- natçı bu kez zemin olarak haritalan, fo- toğraflan, paket kâğıtlan ve parayı kul- lanıyor. -Farkfczeminler üzerindeçabşmayıter- cih etmenizin nedeni nedir? Kullandığım zeminlertamamıylaoyun ve eğlence isteğiyle ortaya çıktı. Önce- likle bir belge toplayıcısıyım ve küçük çapta birçok koleksiyonum var. Harita koleksiyonu, şehir planı koleksiyonu, Italya, Ispanya'da meyve ve sebzelerin sanldığı paket kâğıtlannı toplanm. Ko- leksiyona dair biriktirme sürecinin ar- dından üretim süreci oluşuyor. Böyle çalışmayı seviyorum. Sanki her sergi yeni birzemin oyunu sergisi. Insanlar be- nim sergilerime 'bakabm bu kez hangi zeminler üzerine çahşmış'rnerakjylage- liyor. Bu sergide ise özellikle 5O'li, 60'lı yıllarda Fransa'da ilkokullarda kullanı- lan haritalar, iskele ve liman fotografla- n var. - Bu zeminler üzerine özellikle insan portreieri çizmenizin nedeni nedir? İnsan tipleri doğrusu benim insanla- n yansıtma biçimim. Bu tipler resimle- rimde hep gülümsüyor, hayatın onca zorluğuna rağmen. Ben yaşanan acıla- ra rağmen insanlann gülümsediğı ima- jını vermek istiyorum. Bugün birçok sa- natçı, insanlığa dair çok negatıf bır ımaj vererek belli aJanlarda çalışıyor. Beni ta- nımayan insanlann resimlerime bakıp gü- lümsediklerini göriince sevıniyorum. nsan tipleri benim insanlan yansıtma biçimim. Bu tipler resimlerimde hep gülümsüyor, hayatın onca zorluğuna karşın. Ben yaşanan acılara karşın insanlann gülümsediğı imajını vermek istiyorum. Bugün birçok sanatçı, insanlığa dair çok negatif bir imaj vererek belli alanlarda çalışıyor. Beni tammayan insanlann resimlerime bakıp gülümsediklerini göriince seviniyorum. Sag, zemin olarak haritalan, fotoğrallan, paket kâğrüan ve parayı kullamyor. - Paralar üzerine çizdiğiniz resimler- deinsanlar birazdahaasıkyüziü ve hep- sizencL. Zemin yalnızca resimde değil, sem- bolik olarak hayatta da çok önemlidir. Doğrusu ben resimlerimde, banknotla- n herhangi bir kâğıt zemin gibi kullaru- yorum. İnsanlar hemen kendileriyle pa- ra arasında çok kişisel bir yorum yara- tabiliyor. Bu resimlerime karşı olumlu yaklaşımlar oldu. Bir anlamda paranın bugünkü dünyasmı yansıtıyorum, böy- lelikle ekononiikdüzene göndermeler ya- pı yorum. Banknotlarüzerinde çalışmak hoşumagidiyor. Kendimi ortaçağdaki kı- tap süslemecilerine benzetiyorum. - Toplama malzeme üzerinde çanş- manın güçlükleri oluyor mu? Fotoğraflar üzenneyağlıboya çalışmak zor. Bir sürü deneme yapmanız gereki- yor. Bir çalışmayı beğenmezsem, atmak daha kolay. Belirli seriler üzerine çalış- mayı seviyorum. - Gençlerin bu alanda.vapnJdarını ta- kip edebinyor musunuz? Meraklı birkişiliğim var. Benden son- raki kuşaklann neler yapüğını çok me- rak ediyorum ve izliyorum. Özellikle neler kullandıklan, hangi malzemeleri dönüştürdükleriyleilgileniyoruTn. Özel- likle de video ve enstalasyon alanında. - Kendinizi hangi sanat görüşüne ya- km buluyorsunuz? Aslında belli bir çizgiye dalıilim di- yemem. Kendimi birçok sınır üzerinde gezen ve farklı yaklaşımlanndan ilham alan bir sanatçı olarak görüyorum. Tüm kültürel referanslan reddederek toplama ve dönuştürülebilen malzemelerle çalı- şanlarayakınhissediyorum. 1920'li yıl- larda birçok sanatçı fakirlikten ve yok- sulluktan birsürü toplamamalzeme üze- rinde çalışmak zorurida kalmışlar. 1914'te Picasso gibi sanatçılann da toplama mal- zemeler üzerine yaptığı çalışmalar var. - Yeni projeferiniz neler? Yolculuklara devam. Hangi zemin üzerine çalışacağımı bilmıyorum. Bu- günlerde Paris te bir hastaneye fresk ha- zırlıyorum. YAZIODASI SELtM İLERİ Tokafta Bir Pazar Günü Kim bilir, belki de tam bugünlere rastlıyor, tem- muz başı, temmuz ortası, temmuz sıcağı. Yıllar ve yıllar önce. Tokat Avcı Er Eğitim Taburu. Askeriik kendi macerasını söylüyor. Istanbul'dan aynlırken, sayısı hayli kabankdost- lar, Tokat'a beni ziyarete mutlaka geleceklerini söy- lüyoıiar. Görünürde kimse yok. Haziran başından beri burdayım. Haziranda Tokat, tepelerden şehre inen bahçe- leriyle bir ilkbahar sonu yaşıyor. Askerlik, garip yal- nızlık. Dostlardan ses seda çıkmaması ürpertici. Ne var ki, garip yalnızlıkta yeni tanışıklıklar kuru- luyor. Istanbul'u büsbütün unutmuş gibiyim. Bir cumartesi gecesi, komutanımız Sami Derrti- re( beni çağırtıyor. Ertesi günü Hülya Koçyiğit'le Selim Soydan beni ziyarete geleceklermiş, SJ- vas'tan, valilikten haber gelmiş. Sami Binbaşı: "Ûstünü başını derieyip toparia, şehre çıkacaksın..." diyor. O gece er giysilerim ütüleniyor, postailanm boyanıyor. Ertesi sabah sa- at tam on birde Orduevi'ndeyim. Orada bir süre heyecanla bekledim. Derken, Hülya Koçyiğit'le Selim Soydan'ın beni belediyede bektedikleri an- laşılıyor. Belediye Başkanı'nın odasında kucakJaşma. Se- lim Soydan'a sanlıyorum önce, ikimiz de neredey- seağlayacağız, Hülya daha serinkanlı. Onlara bak- tıkça içim ürperiyor. En yakın dostlanm meğerse Hülya'yla Selim'miş diye düşünüyorum. Adını ne yazık ki unuttuğum Belediye Başkanı, eşi, Hülya ve Selim, hep birlikte yeniden Orduevi'ne dönüyoruz. Bölük komutanımız VedatYüzbaşı'yia söyleşi. Bütün Tokat'ta Hülya Koçyiğit adı; Tokat, Hülya Koçyiğit'in gelişiyle çalkalanıyor. Artık öğleye doğru. Belediye Başkanı'nın hazır- ladığı program uygulanryor ve Tanm Bakanlığı'na bağlı Ziraat Bahçesi'ne gidiyoruz. Sofra dışarıya kurulmuş. Elbette ünlü Tokat kebabı. Zeytinyağlı- lar, salatalar. Tokat'a özgü tatlılar. Bahçe, yaz, çi- çekler. Ince yel esiyor. Sevgili Selim Soydan beni kenara çekiyor, ısrar- la harçlık veriyor, "Ben senin ağabeyinim..." Na- sıl unuturum inceliğini! Ve nasıl da ihtiyacım vardı o dolgun harçhğa... Sonra Belediye Başkanı'nın Tokat'a armağanı, küçücük hayvanat bahçesine gidiyoruz. Başkan cetepmiş, ama hayvanlan çok sever, üzülürmüş. Sülünler, keklikler, tavuskuşu, alçakgönüllü, ço- cuksu hayvanat bahçesi. Sonra Tofcaf bir bağ içinde" bahçelerini gezdi- riyor Başkan. Birbirine açılan, daracık ahşap ka- pılarla bahçeden bahçeye geçilen bağlarda mey- ve ağaçlan, yeşerti. Başkan'ın bağevinde çay ve hem kıymaiı, hem peynirli, ev yapımı poğaça. Fakat gün çabucak geçip gitmiş. Beşte tabur- da olmalıyım. Ayrılık vakti geldi. Hülya'lar o gece Istanbul'a dönecekler. Bunca yolu benim için ten- mişler. "Yolunuz açık olsun" diyorum. "Dönüşte, asker dönüşû, Istanbul'da..." dfcOfc- Dediğim gibi, yıllar önceydi, ama insan unuta- mıyor, hayatımızda çok özel günler var, onlardan biriydi, hele o dönem, 'birincisiydi'. Daha nice yıl geçse unutmam. Geçenlerde Hülya'nın eski, alabildiğine roman- tik bir filmini izledim televizyonda, renkli sinema- nın ilk yıllarında çevrilmiş. Bir hayal hikâyesi. Ama o hayal hikâyeleri bizim o dönem sinema oyuncu- lanmıza ne kadar yaraşıyormuş... Ve Tokat'taki pazar gününü düşündüm. Tokat'a beni ziyarete gelen Hülya Koçyiğit, beyazperde- deki iyilik simgesi kimliğiyle ne kadar uyuşan bir insanmış diye de düşündüm. Yann Hülya'ya ve Selim'e telefon etmek istryo- rum. Sami Binbaşı'ya da. Takvimde lz Bırakan: ' "Sevdiğim, büyük mimarlann yapıtlan değil, yüzyıllar boyu sessizce yaşlanan, her kuşağın en iyisini, en güzelini yakalayıp koruyan yapılardı, bu yapılardazaman sanatçının gösterişini, görgüsüz- lerin şatafatını, kaba işçinin özrünü örtmüştür." Evelyn VVaugh, Bndeshead'e Son Dönüş, Türk- çesi: Filiz Ofluoğlu, Can Yayınlan, 1985. Ugup Kökden'den Düşlerin Günbatımı' • Kültür Servisi - Uğur Kökden'in beşinci deneme kitabı 'Düşlerin Günbatımı' Yapı Kredi Yayınlan tarafından yayımlandı. Denemelerinde coğrafya üzerindeki yolculuklannı tarih içindeki yolculuklarla bir araya getiren Kökden. seslerin, izlerin ve anılann oluşturduğu bir birikimi sunuyor. Geçmiş uygarlıklann bıraktığı ipuçlannı süren yazar dünden bugüne köprüler kuruyor, bugünü düne bakarak ırdeliyor. Karatepe'nin ışığı, Erythrai'de parlayan dolunay, Anemurium'un sessLz bekçileri, Romalı fatihlerin bıraktığı miras, banşçıl Doğu Akdenk'in yeşile boyalı ırmağı Göksu, içinde Gedik Ahmet Paşa'nın ruhunun dolaştığı yıkık Silifke Kalesi, gerçek Selçuklu başkenti Alaiye'nin Tunç Süvarisi ve onun arkasında saklı gizemli tragedya, oğul acısını tek başına sonsuza dek göğüslemeye çalışan yapayalnız Nigar Hatun... Isimsiz, tanhsiz herhangi bir 'zaman'dan derlenmiş kesitleri, yüzleri, öyküleri, yerleri anlatıyor 'Düşlerin Günbatımı.' Gezi Öyküleri Yartşması • Kümlr Servisi - Başkanlığını Prof. Dr. Orhan Kural'ın yürüttüğu Gezginler Kulübü Derneği, 'Gezi Öyküleri Yanşmasf düzenliyor. Gezi ve gezginlik olgusuna dikkat çekmek, gerçek gezginlerin sayısını arttırmak, gezi kültürünü geliştirmek ve gezi edebiyatına yeni yetenekler kazandırmak amacıyla düzenlenen yanşma herkese açık olarak gerçekleşecek. Yanşmanm seçici kurulunda Hülya Koç, Buket Uzuner, Gülten Dayıoğlu, Mustafa Balbay, Nasuh Mahruki, Prof. Dr. Nadir Paksoy, Prof. Dr. Orhan Kural ve Prof. Dr. Tank Minkari yer alıyor. Öyküler. 10 sayfayı geçmeyecek şekilde daktilo ya da bilgisayarla çift aralıklı olarak yazılacak. Yanşmacılar öykülerini tek kopya olarak birer fotoğraf ve kısa özgeçmişleriyîe birlikte en geç 3 Aralık 1999'a kadar 'Orhan Kural, Istanbul Tekmk Üniversitesi Maden Fakültesi, 80626 Ayazağa/ tstanbul' adresine gönderecekler. Katılımcılann gerçek ad ve adreslerini belirtmeleri gerekiyor. Aynnolı bilgi için Tei: 285 63 22.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog