Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

ÎAYFA CUMHURİYET 6 HAZİRAN 1999 PAZAR 2 OLAYLAR VE GORUŞLER Tabandan Gelen Bir Sesleniş Muğlalı bjr CHP'linin, rtehmet Özsavcı'nın «art ilçe yönetimine sun- luğu bildiriden birkaç Jıntı yaparakyazıya baş- amak istiyorum. Genç >ir partili olan Özsavcı, »akın CHP yönetimin- ten ne istiyor "Kemalizmin altı ilkesine tam anlamıy- 3 sahip çıkılmalı. Partililer arasında düşünceye dayanan seVgi, saygı turulmalı. Genel merkezle il ve ilçeler arasında bilgisayar bağı iurularak üyelik sistemi elden geçirilmeli. Yeni-eski tüm üyelere CHP'nin tüzük, program ye vnetmeliğini okuma zorunluluğu getirilmeli; eğitim talışmalanna katılmalan sağlanmalı! CHP üyeliği sıra- ianlıktan çıkanlarak saygın, etkin, biraz emek isteyen re üretken biryapıya kavuşturulmalı. Üyeliködentileriaylık ödenırhale getirilmeli Bu mik- ar her yıl enflasyon oranına göre ayaıianmalı, üyelik ödentisini altı ay ödemeyen öyelıkten çıkanlmalı. CHPtüzüğünün 77. maddesinin 'd' şıkkındayeralan adaylık başvurulanndan alınan adaylık ödentisi kaldı- nlmalı. Para harcayan kişi harcadığı paranın karşılığı- nı öyleya da böyle çıkarmak isteyecektir. Harcayacak parası olmayan, bilgiliyetenekli kişilere, özellikle genç- lere, seçılebılme olanağı sağlanmalıdır. Partililerdeğişik konularda düşüncelenniyazılı, söz- ü olarak dile getirebilmeli, bu fikırier merkezce değer- isndirilmelidir. İl ve ilçe belediyelerindekı harcamalar, tüm gıderler yöneticilerce değil ortak havuzdan karşılanmalı ve bun- lar parti müfettişlerince değertendirilmelidir..." • • • CHP bir toparlanma içinde göninüyor. Bunun anla- mı güçlenme. biriikteliği kurma, tepeden tırnağa yeni- leşme demektir. Muğlalı genç okurun belirttiği konuiar üzerinde dikkatle duaılmalıdır. Üye yazımının yeniden EVET/flAYIR OKTAY AKBAL ele alınıp düzenlenme- si başkoşuldur. Bugün kim gerçek üye, kim sahte, belli değildir! CHP'nin yeni genel başkanı Artan Oyrnen, "Gerek demokratik haklan müdafaa açı- sından gerekse iç demokrasi açısından CHP, Türkiye'nin . en demokratik partisidir. Ben o ıç demokrasiyi bir or- kestrasyon içinde tamamlamaya çalışacağım. Buna partinin tüm unsuriannın katkıda bulunması Tazım. Sos- yal demokrasinin ilk temeli dayanışma. Bunu kendi içi- mizde göstermeliyiz" demektedir. Altan'ın bu sözleriyle Özsavcı'nın dilekleri aynı... Ta- bana önem vermek, tabanla tavanı kaynaştırmak, ara- daki kopukluklan ortadan kaldırmak!.. Politikanın yal- nızca Ankara'da oynanan bir "oyun" olmadığını gös- terrnek. Bugüne kadar pek yapılmayan taban-tavan biriikteliğini yaşama geçirmek... Yakın günlerde CHP kurultayı toplanacak... Bu kez yalnızca parti meclisi seçimlerini yapmakla yetinilmfr- meli. Yeni seçilecek delegelerie, hatta CHP'nin eski milletvekilleri, eski parti meclisi üyeleri. il ve belediye başkanlannın da katılacağı büyük bir birliktetik içinde partinin ve ülkenin sorunlan tartışılmalı... Muğla'da bir genç partili neler yapılması gerektiğıni düşünmüş, bir bir sıralamış!.. Ben bu ilginç rapordan birkaç parçayı sunmakla yetindim. Ülkenin dört bir yanında nice Oz- savcı'larvar... Altan öymen, "İlk seçimde iktidardayız" diyor. CHP tabandan gelen uyanlan gereği gibi degeriendirir, Ata- türk partisinin niteliklerine sahip çıkarsa bu bir hayal olmaktan çıkacaktır. Özsavcı nın dedıği gibi: "Çözümler, Kemalizmin altı okunda, yüce Atatürk'ün hayatta en iyi yol gostericı dediği bilımsellikte ve bu konuda kendimize gûvenip inancımızı yitirmeden ça/ış- makta yatmaktadır." Sal Üstünde Boğuşma ÇELİKGÜLERSOY u yer yuvarlağı- nın irtsan toplu- luklan, çılgın de- nebilecek dere- cede değişik tür- ler sergileyen hayvanlara oranla, fazla çe- şitlilik göstermez, doğrusu. Ama yine de epeyce özellik- ler ve önemli aynhklar yok degil. Once, deri renkleri tuhaf bir buluşla, değişik. Şu bil- diğiniz ana renkler ve ırklar Sansı, beyazı, siyahı, kırrru- zısı, filan.. Biraz düşünün- ce insan, bu ana renklerin bile ara kanşımlanrun oldu- ğunu anlar Ne tam kara, ne tam san olan uluslar var. Sonra inanç çeşitliliği, da- ha doğrusu, kargaşası gelir. $u kadar yuz milyon kişi. 2000 yıl önce gelmiş bir pey- gamberin. aslında dünyaya inip geri dönmüş Tann oldu- ğuna içtenlikle inanıyor. Bir o kadanna göre, hayır efen- dim, o zat, Tann'nın oğluy- du. Milyan aşan kalabalık- TEŞEKKUR Mazhar Zorlu Plastik Endüstri Meslek Lisesi'nin Açılış Törenini Onurlandıran ve Açılış Kurdelesini Uğurlu Elleriyle Kesen CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN SÜLEYMAN DEMİREL e Açılış törenine teşrif eden 7.Cumhurbaşkanımız SAYIN KENAN EVRENe. Maliye Bakanı Sayın SÜlTier ORAL'a, Yüksek öğrenim Kurumu Başkanı Sayın K e m a l GÜRÜZ'e, Izmir vaiisi saym Kemal NEHROZOGLU'na, Izmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın AhlTiet PİRİŞTİNA'ya, II Emniyet Müdürü Sayın HaSan YÜCESAN'a, Devlet Planlama Teşkilatı Başkanı Sayın O r h a n GÜVENEN'e, ' i ' ^ L ''."'^Ü'" Dokuz Eylül Oniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Fethİ İ D İ M A N ' a , ' Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. TUIia TANER'e, Izmir Milletvekili Sayın Işilay SAYGIN'a, Izmir Milletvekili Sayın Dr. O k t a y VURAL'a, Izmir Milletvekili Sayın GÜler ASLAN'a, Izmir Milletvekili Sayın Prof. Dr. Suat ÇAĞLAYAN'a, Izmir Milletvekili Sayın RahlTIİ SEZGİN'e, içişleri eski Bakanı ve Izmir eski Valisi Sayın Klltlll AKTAŞ'3f Emekli Orgeneral Sayın Fîkret KÜPELİ'ye, Izmir Vali Yardımcısı Sayın R a m a z a i l URGANCIOĞLU'na, II Jandarma Alay Komutanı Sayın Kd. Jand. Alb. MeCİt KORKUT'd, Izmir il Milli Eğitim Müdürü Sayın Zekİ Bİlgİn İNANLI'ya, iı Turizm Müdürü saym Ayla KARAMETE'ye, Bornova Kaymakamı Sayın Selahattİn EKREMOĞLU'na, Bornova Belediye Başkanı Sayın CengİZ BULUT'a, Milli Eğitim Bakanhğı Müşaviri Sayın İhsan ÖZÇUKURLU'ya, Milli Eğitim Bakanhğı Erkek Teknik öğretim Genel Müdürü Sayın NaİITI D U R M A Z ' a , Petkim A.Ş. Genel Müdürü Sayın MlJStaf3 MUTLU'ya, Milli Eğitim Bakanhğı Erkek Teknik öğretim Eski Genel Müdürü Sayın MehlTiet İYİGÜN'e, Atatürk Devlet Eğitim ve Uygulama Hastanesi Baş Hekimi Sayın Op. Dr. MehlTiet AIİ ÖNAL'd, Ayrıca; Kaymakamlarımıza, İlçe Belediye Başkanlarımıza, Bürokrasi Temsilcilerine,Milli Eğitim Bakanhğı Yetkililerine, İl Genel ve Belediye Meclisi Üyelerine, Mesiek Odaları ve Dernekleri Temsilcilerine, İşadamı, Sanayici, Eğitimcilerimize, Meslek Liseleri Temsilcilerine, Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü Yetkililerine, Spor Kulüp Temsilcilerine, Değerli Basın Mensuplarımıza, Hayır Kurumlarına ve Okul Vakfımıza bağış yaparak, telgraf ve çiçek göndererek mutluluğumuzu bizlerle paylaşan tüm davetlilerimize, gönül dostlarımıza, meslektaşlarımıza ve bizleri her zaman destekleyen yüce halkımıza TEŞEKKÜRLERİMİZİ SUNUYORUZ. MAZHAR ZORLU Vakrf Baçkanı SATI ÇALIŞKAN •MMOrV. lar, ellerini ka\ıışturup çene- sine tutan bir bilgenin sim- gesine ve düşüncelerine ta- ptyor. lslam "tek ve soyut Tann" aşamasına ulaşmış- ken, onu ilk kez duyuran Musevıler buna, kendilerinin seçilmiş bir kavim olduğu ayncalığını katıyor. Bu liste daha ne kadar uza- tılırdeğil mi? tnançlann tam listesi yapılınca. sıra lcutsal ineklere kadar iner. Ama bü- tûn bu renk, biçim, soy-sop ve düşünce kargaşasını ser- gileyen insanoğlunun bütûn tûrlerini birleştiren, hem de tarih boyu süren, tek bir or- tak niteliği var: Su, deniz, hava, bitki. hayvan ve insan aynmı yapmadan uyguladı- ğı acımasızlığı. Geçmışe. insan denen ya- ratığı kollayarak ve yücelte- rek bakan tüm iyimser dü- şüncelerin bile kabul ede- ceği bir özellik, bu: Arapça kafıyeleri ile söylersek. "ŞkV det-dehşet-vahşet" üçlüsü. Buna bir döndüncüsünü, gi- derek beşincisini kolayhkla ekleyebilirsiniz: "Servet ve deşehveftutkulan. Tarih, bunlann kesiksiz uygulamalan, görûntüleri ile dolu. Ciltlerdolusu kita- bı kanştırmaya bile gerek yok. Milyonla örnek arasın- da lstanbul hemşerilerinin bir tek yere gözlerini çevir- meleri yeter, Yanıbaşlannda, doğa'nın onlara bir çam ve çiçek sergisi olarak sundu- ğu Adalar'ı, Bizans "uygar- hğı", prenslerinin gözlerini kızgın demirle oyarak taş zindanlara attığı sürgûn ye- ri olarak kullannustır. Tarihten çıkıp gûnûmüze girildiğinde de genel görün- tûnün iç açacak bir yanı var mı? Geneli taramakbu yazıya sığmaz, uzun sürer. Yakın çevTeye bir göz gezdirmek yeter. Kafkaslar'm kanlı bö- lünmüşlüğü, Irak'la Iran'ın on yıl süren savaşı, Irak'ın iç düşmanlıklan, Filistin'le Israil'in günlûk ölçeğe inen boğazlaşmalan, Suriye'nin, büyük komşusu -ve dünkü efendisi- Türkiye'ye karşı (kronik) süreğen tuzaklan, küçümencik Kıbns'taki du- rum, Yunarfistan" ın bitmeyen tezgâhlan ve en son, yukar- daki Balkanlar'da dün ve bu- gün yaşanan bütun trajedi- ler... Kosova'dan uluslararası ajanslarca dünyaya dağıti- lan renkli fotolarda, inci gi- bi gözyaşı dökmekte olan resım gibi güzel çocuklann yürek yakan görüntülerine ağırhk veriliyor. 1910'lardaki çeteciler ise, bebeleri daha o yaşlara bile erişmeden, hatta ana rah- minden çıkararak, havaya firlatıyor ve süngü ile yaka- lama talimleri yapıyor, jan- darmalan şişe geçirerek kı- zarüyordu. O zamanlar. faks- h, înternetli ajanslar yoktu. Bunca vahşete karşı, uy- gar dünyanın ve süpergücün. Balkanlar'dabanşı ve insan- lığı koruma melekliği de göz yaşartıyor: Amaç, a) Alman yayılmacıhğına bir set çek- mek, b) Balkanlar'da güçlü devlet bırakmayarak, onun yerine, mıdık ülkeler üret- mek, c) Islam dünyasının İi-' derliğini üstlenmek. ç) Bu- nun için Balkanlar'da, bir "vftrin ülke" oluşturmak, e) Bu arada yeni sılahlan de- nemek. askeri üstünlüğü ka- nıtlamak ve giderleri de öbür süpergüçlere paylaşnrmak... gibi hedefler değil de, za- vallı insanlan korumak idi ıse, bunu, Sırplann eski pat- ronu olan. ama kendi me- muruna para yerine ancak votka dağıtabilen Rusya'ya, biraz dolar vererek, bu sa- vaştan çok daha ucuza sağ- layabilirdi. Yüzbinlerce in- san, aç ve sefıl yollara dö- külmezdi. Ara sıra y ş bkfüzes"yıyerek telef de oî- mazdı. Genel ve kanlı tablonun "Banş sahnes*"nin durumu dabu!.. Bunca acımasızlığına kar- şı, insanoğlu, mutlu olabil- di mi bari? Mutluluğu bir yana bırakalım, herhangi bir güvence içinde mi? Bunla- nn ikisine de, hiç bır zaman kavuşamadı. Her yengi, ka- çımlmaz biçimde bir yenil- giyi sürükledi. Bilge kişiler çılunadı de- ğil, insanlığı uyarmaya ça- lışan: "Birbirinra neden öl- dürfiyorsunuz? Biraz bek- leseniz. zaten öleceksiniz!" Ama çoğunluk, bu bılgele- re kulak vermedi, yazdıkla- nnı okumadı, yaşadıklann- dan bile haberli olmadı. Ancak tarih boyunca hep yerel ölçülerde kalan kapış- malar, bir süredir yerlerini tüm dünya ölçeğindeki bir hesaplaşmaya bırakmış bu- lunuyor. Hesaplaşma bu kez, insa- noğlunun "hemcinsinden" de gelmiyor, konuşamayan öbüryaratıklar olan hayvan- lar ve bitkilerden de gelmi- yor. Onlar. bir yok oluşun hiç günahsız kurbanlan. Hesaplaşma, yine konuş- mayan, tepemizdeki uçsuz bucaksız gök kubbesinden, onu dolduran havadan ve kı- talann arasını kaplayan en- gin denizlerden geliyor. Kendi cinsini, önce ilk yaptığı keskin demirlerle durmadan kesip biçen, son- ra silah türlerinı sistematik olarak geliştirip, akıl bozan çaplara ulaştıran ve türlere kavuşruran insan, nerede, yani hangi bir doğal denge- de yaşadığını hiç mi hiç he- saba katmadan, egemenli- ğinin boyutlannı semalara taşımak isteyince, 25-30 yıl gibi, gezegenin ömrüne gö- re bir an sayılabilecek bir zaman parçası içinde, "top- yekûn" yok olma sürecinin içinde buldu kendisini. Artık yinelemeye gerek var mı? Delinen bir hava ör- tüsünden, fıltresiz giren gü- neş ışınlan, insanın derisini ve gözlerini bozuyor. Yer yuvarlağını örten bir naylon kılıfın altında kalan hava, ısındığı için hem çelişkıli firtınalar doguruyor, hem de ısınma, iki ucu kaplamış buz kitlelerini eritiyor. Bunlann denizlere kayması, su yü- zeylerini yükseltiyor. Denizler, yakında ırmak- lardan içeri girmeye başla- yacak. tşte o zaman, ne ta- nm kalacak, ne yaşam. Hiç birine "hai>'irö>1ede- P ! " denemeyecek olan bu olgular, dünyayı ve yaşamı. bir nehir üstünde yavaş ya- vaş giden bir sal'a çevirdi. Salınhızırutam büemiyoruz. Ama yolunun ucunda, yük- sek mi yüksek, derin mi de- rin bir çağlayanın olduğu kesin... SaTdakilerin, çevre- den tam habersizliği, aymaz- lığı. acımasızlığı da öyle. Yol boyu yükselen züm- rüt ağaçlan. içlerinden hava- lanan kaç renkli kuşlan, do- ğan ve batan güneşin boya- dığı ufuklan... hiçbır zaman görmemiş olan insanoğlu, saldaki yol arkadaşlannı, du- rup durup bıçaklamayı sür- dürüyor sadece. İçinde tablolar yansıyan yemyeşil bir cennet ırmağı- na, bu saldan sadece kan akı- yor, kan! Ama insanlığın hakkını da bütünü bütüne yemeyeyim: Saldakilerin hepsi de dövüşmüyor doğ- rusu. Bir bölümü balık tutu- yor. Birtakımı saz çalıyor, göbek atıp oynayanlan da var. Ne kadar çok tür, huy ve yapıda insan var değil mi? Ortak yazgılan, ırmağın ağır ağır (ya da hızlı?) ako- ğı ve indiği uçurum. TRAKYA T0PRAKLARIN1KURTARMA KAMPANYASI ÇORLUMİTİNG PROGRAMI H.OOÇorlu Kent Merkezı'nde Atatûrk aratına çeleok koyma vesaygı dunışu. 14.05 -14 30 a) tstanbul istikametınden gelenlerin ve Çorlu'dan katılanlann )r ürûyü^ baslangıç alanında toplanmalan.b) Ediroe ısokametıtKİen gelenlenn ve Sağlık Mahallesı'nden gelenlerin )ürüyûş 14.30 -15.00 Her iki grubun miüng alanına doğnı yûrüyûşe geçmeleri Mitıng alanına toplanmalanKonser - Yerel sanatçılar 15.00 -15.15 Saygı duruşu.lstiklâl MarşuÇelenklerin sunulması (Hava-Su-Toprak) 15.15-15.40 Açılış komışmalan- Sağlık Mahallesi eski tnuhtan Kemal Uynıkçu- Çorhı Zıraat Odası Başkanı Ismaıl Haraç- Çortu Belediye Başkaıu Dr. Rauf Çetıne- Trakya Ünıversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman inci- Tekırdağ Valısı Zeü Şanal- Devleteriânı 15.40 -15.55 Konser- ROJtN - Anadolu Rock Müzık sanatçısı 16.05-16.15 Mitıngkonuşmalan- TEMAVakfıBaşkanıHayrettin Karaca- TEMA Vakfı Başkan Vekilı Nihat Gökyığit- TMMOB Zıraat Mühendıslen Odası Başkanı Prof Dr. Gürol Ergin- TÜ TekiTdağ Ziraat Fakûltesı Dekanı Prof. Dr. Hasan Hayri Tok 16.05 -16.15 Teşekkürbelgelen sunumuKonseıGÜLBAHAR - Tüık HaDt Müzigı sanatçısı 16.15 -16.35 Mıting konuşmalanTrakyalı çiftçi. köylû, halktan bir laşı 16.35 -16.45 Konser - Yerel sanatçı 16.45 -17.00 Kapanış ve basın büdirisiTEMA Vakfi Genel Müdürü Omit Y. GÜRSES Mitingın sona ermesi ve diğer etkiniıklere davet PENCERE Geleceğimiz Cinayet İşleyerek Kurulamaz.. Oral Çakşter'ın gazetecilık daman kabarmış, dün- kü yazısında Öcaîan'la altı yıl önce yaptığı röpor- tajdan bir alıntıyı yayımlamış. Önce kaygılandım: - Bu çocuk yine başına (ve başımıza) bela aça- cak!.. Ama sonra düşündüm ki Apo'nun tüm konuş- maları medyanın manşetlerine geçiyor. Bir yandan Apo'nun söylediklerini çarşaf çarşaf yayımlıyoruz; öte yandan Apo'nun söylediklerini kitabına geçirmiş diye Çalışlar'ı hapis cezasına çarptınyoruz. Peki, bu ne biçim iştir?.. • Abdullah öcalan altı yıl önce yapılan röporta- jında Çalışlar'a demiş ki: "- Kemalizmin kişiliği çözümlenmeden fazla bir çıkışa yolaçamaz. Bu, Mustafa Kemal'/ küçült- mek, değerden düşürmek değildir. Sizin gazete- nin de Kemalistliğinden söz edilir... Sizin gazete de Kemalizme eleştiri getirerek ancak olumlu iş- levini sürdürebilir. Sayın Ithan Selçuk Kemalizmi çok iyi dile getirmeye çalışıyor. Olumlu işlevieri- ni açığa vurmaya çalışıyor. Ama bana göre biraz da eleştirisini yapabilmeli... Zaten Kemalizm ta- rihte bir yer işgal ediyorsa, bu yeni konuma ba- samak teşkil ettiği oranda anlam ifade eder. Ke- malizm adına Kemalist cüceleri maalesef çözü- mü ükıyorlar. Önûmüzdeki dönemde Cumhuriyet'in yeniden yapılanması konusunda görüşümü söy- ledim. Bunun içine Türk de girer, Kürt de girer, ulusal azınlık kültürieri de girer. Bunlar Tûrkiye'yi zenginleştirir." • Abdullah öcalan'ın Kemalizmi anlayabilmesi için önce bir sözcüğü ağzına alması gerek: Aydınlanma!.. Kemalizme düşman olan ya da Kemalizmi azım- samaya çalışanlar, "Aydınlanma" sözcüğünden öcü gibi korkuyoriar; sanki uygarlıktarihınde böyle bir çağ yaşanmamış ve bugün de yaşanmıyor!.. In- sanlık tarihinde Reform veya Rönesans'm bileş- kesiyle "Aydınlanma 0evrim/"nin, bir buçuk rnil- yarlık lslam coğrafyasında ilk kez Anadolu'da ger- çekleşmesinin adına "Kemalizm" denir. Kemalizmin ulusçuluğu "Aydınlanma"nın "olmaz- sa olmaz" koşulundan kaynaklanıyor. Uluslaşma olmazsalaiklikdeolamaz!.. "Kul" kimliğinden "bi- rey"e, daha başka deyişle "yurttaş" kişiliğine dö- nüşmek için, ulus kapsamından gayrı birçerçeve varmı?.. Felsefeyte başımız hoş olmadığı için Kemaliz- min özünü anlamakta güçlük çekiyoaız. • Savaş cinayettir. Yaterör?.. Cinayetin beten'L Avrupa Konseyi'ne üye bir ülkedir Türkiye, çok partili rejime ve parlamentoya sahiptir!.. Böyle bir ülkede -demokrasi eksik de olsa- adına ister "sa- vaş" deyin, ister "ferör" deyin; cinayete gerek var mı?.. 1 'Kürt Kurtuluş Savaşı" mı?.. öcalan böyle bir laf etmiyor; Milli Misak sınıria- nna saygısından söz açıyor. Çünkü (Marksistlere göre de) kurtuluş savaşlan emperyalizme karşı yapılır, Amerikan emperyaltzminin başat olduğu Or- tadoğu'da "etn/7csava?"yoksullan birbirine kırdır- maktan gayn neye yarar?.. • Apo diyor ki: "Önûmüzdeki dönemde Cumhuriyet'in yeni- den yapılanması konusunda görüşümü söyle- dim. Bunun içine Türk de girer, Kürt de girer, ulu- sal azınlık kültürleh de girer..." Girer, girer de cinayet işleyerek giremez; kardeş ve bebek katillerinin "ulusal azınlık kültürieri"nöe yerleri neolabilirki?.. ÖZGÜN BASKIRESİM SERGİSİ 3 Haziîan - 3 Temmuz'99 (Pazarhariç 13.00- 19.00) Mustafa Asher Aydan Ayan Sadık Altınok Ferruh Başağa Ibrahim Çiftçioğlu Devrim Erbil Mengü Ertel Veysel Günay Ergin Inan Gülseren Kayah Hayati Misman Mustafa Pilevneli Gürol Sözen Fahri Sümer Süleyman Saim Tekcan Hanefi Yeter Nânm Hikmet Kültür ve Sanat Vakfi Sımselviler Cad. No: 48 Kat: 1 Taksim - lstanbul Tel: (0212) 252 63 14 -15 Doğanın cenneti EHA TATİL KÖYÜ Tatilinizi, orman içinde; deniz, nehir ve göl ile çevrili EHACLUB'tegeçirin. HAZİRAN 12.500.000 EYLÜL 15.000.000 1 KİŞİ TEMMUZ 15.000.000 AGUSTOS 15.000.000 EKİM 12.500.000 0 - 12 Yaş Free (2 Büyügün Yanında) SNG. Oda Fark %50 / 3. Kişi %50 tndirim Tıtreyengöl Mevltii Side - Manavgat I Antatya Rezervasyon Tel: 0242 756 90 50-51, 53 Faks:7569052
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog