Bugünden 1930'a 5,503,932 adet makale



Katalog


«
»

25 HAZİRAN 1999 CUMA CUMHURİYET SAYFA KULTUR kuftur o cumhuriyet.com.tr 15 'Trainspotting' yazan Irvine Welsh'in 3 hikâyesinden perdeye aktanlan bu film kaçınlmamah 4 Futbol büyümeyen çoculdar içinV Yaz mevsimine girdiğimiz şu günler- de her hafta afişlere çıkatı yığınla yeni fılmin arasında çeşitli nedenlerle es geç- tiğimiz, (biraz da kötü bir zamanlama sonucu harcanan), ilginç bir Iskoç fıl- minin gösterimi sürüyor hâlâ: The Acid House-Asit EvL Alt tabakadan. bir baltaya sap olama- yıp ağır uyuşturuculann sarmahna do- lanmış, habire yalpalayan, birtakım yi- tik genç kahramanlan konu edinen 'Tra- inspotting'le parlayarak son yıllarda genç lngiliz yazar kuşağının önde ge- len isimlerinden bıri haline gelen, 'Irîm- yasal jenerasyonunun şairi". Edin- burgh'lu. işçi ailesı kökenli Irvine Welsh'in üç hikâyesinden. bizzat yaza- nnca senaryolaştınlarak sinemaya uy ar- lanmış Asit Evi bir kez daha futbol, iç- ki. uyuşturucu bağımlısı. yoksul, keş takımından yitik kişileri önümüze sürü- yor. Keskin gözlemlerle örülü. sivri dilli eserlerinde gerçeği en yalın ve kaba ha- liyle aktaran, uyuşturucunun kol gezdi- ği sokaklan yansıtan,birçeşit tskoçOr- han Kemal'ı de denebilecek Irvine Welsh"le fotoğrafçılıktan yetişip tele- vizyona çalışan, MTV'deki reklam ve ta- nıtım filmleriyle dikkari çeken genç yö- netmen Paul McGuigan'ın ışbirliğinin ürünü bu 'Asit Evi'. kuşkusuz bir Tra- inspotting değil, ama yer yer seyirciyi şöyle bir sarsıp silkeleyebilen, etkileyi- ci, ironik. seyretmeye değer bir lngiliz yapımı yine de. 3 ayn hikâyeden bü- tünlenen fılmin The Granton Star Ca- use adlı ilk bölümü, yaşamı peş peşe geien darbelerle bozulan, daha 2O'li yaş- lannın başındaki, amatör küme futbol- cusu Boab Coyle'un (Stephen McCole) hikâyesi. Futbol oynadığı Granton Star adlı ma- halle takımından dışlanan Boab'a, ye- ter artık sana baktığımız. büyüdün, ev- den çık git ültimatomunu veriryaşlı an- nesi-babası. Daha sonra sevgilisi tara- findan terk edildiği gibi işinden de şut- lanan Boab, tüm sinirini telefon kabinin- den çıkannca polisten de bir güzel da- yak yer.Üst üste gelen kötü olaylarla ha- yatı sarsıhp dağılan kahramarumızı, rast- ladığı tann (Maurice Roeves). sineğe dönüştürecektir.Yakın arkadaşının sev- gilisini becermesine ve yaşh annesinin dizginleri ele alarak babasını perişan et- tigi, ebeveynlerinin sadb mazo ilişkile- rine de tanık olan, pisliklere konup kal- Trainspotting'in unutulmaz Ewen Bremner'i, The Acid House-Asit Evi'nin üçüncii hikâyesini süriikleyen oyuncu. kan bu gariban karasineğinin işi- ni, annesinin sinekliği bitirecek- tir sonunda. Filmin A Soft Touch-Yuflta Yü- rek adlı ikınci hikâyesi, hamile kız arkadaşıyla evlenerek yaşa- mını kansına ve çocuguna adamış, yufka yürekli, kaybetmeye mah- kûm, sürekli kullanılan, edilgen er- kek Johnny'nın acıklı yaşamını aktanyor. Kavgacı ağabeylerine güvenen, 'azgın ve hoppa bir kaltak' çıkan kansı CatrionaÇVlic- helle Gomez). fütursuzca ilişki kurduğu tokmakçı komşuyla bir- lik olup döverek yasamından bez- dirir erkek olmayı beceremeyen, pasif Johnny'yi. Hem kansını hem de elektriğini çalan zorba komşudan ge- be kalınca da çaresiz yıne yumuşak huy- lu kocasımn yanma döner finalde, şir- ret Catriona... Filme adını veren üçüncü hikâyeyse, evlilik. beraberlik, hamilelik. bebek ve The Acid House / Yönetmen: Paul McGuigan / Senaryo: Irvine Welsh / Kamera: Alasdaid Walker / Oyuncular: Stephen McCole, Maurice Roeves, Kevin McKidd, Micbelle Gomez, Gary McCormack, Ewen Bremner, Martin Clunes, Jemma Redgrave, Aıiene Cockburn / Ingiltere 1998 (Pera) uyuşturucu bağımlılığı (Asit de deni- len LSD kullanımı ve bed trip yapmak) üstüne gerçeküstücü öğelerle sanp sar- malanmış, bol gırgır- şamatalı, The Acid House- Asit Evi. Bağnazcasına futbol tutkunluğu ve uyuşturucu tüketimi üs- tüne kurduğu başıboş yaşamını, anlayışlı sevgilisi Kirsty'yle (Ar- kne Cockburn) sürdüren kahra- manımızCoco Bryce (Trainspot- ting'in unutulmaz Ewen Brem- ner'i) asit atmış, ama bed tribe girmış, yağmurda yıldınm çarp- nuşçasına hastaneyi boylamış, masum, kocaman bir bebek gi- bi hiçbirşeye tepki vermeksizin, donuk donuk yatıyor biteviye. Bitkisel hayata girmişçesine, bi- linci stop etmiş, belleği donmuş kalmış, sıntık sıntık yatıp duran Coco'nunkiyle paralel anlatılır kentin zetıgin tarafindan bir baş- ka çiftin, yani doğjurmak üzere olan Jenny'yle (Unlü oyuncu annesi-babası ve Artiz kızlanyla maruf Vanessa Redgrave ekürisinden bir baş- ka yenı oyuncu adayı Jemma Redgra- ve). varlıklı Rory'nin (Martin Clunes) öyküsü. Annesiyle babasının sevişme- sini, fanarik bir futbol takımı taraftan gi- bi tezahürat yaparak, taşkınca izleyen, Iskoç şivesiyle anlaşılması zor bir Ingi- lizce konuşan('.), doğumu çok yakın be- bekle bed tripteki. her şeyi unutmuş, tüm kayıtlannı silmiş, kafası boşalmış Coco üstüne odaklanan fantastik bir ent- rikaya dayanan bu son bölüm, eğlence- li, irkiltici olduğu kadar fantastik ve ra- hatsız edici aynı zamanda. (5-6 yıl ön- cesinin 'Child Play' adlı korku fılmin- deki Chuckie'ye benzeyen. Iskoç aksa- nı belirgin, korkunç bebek-özel efekt faslı, oldukça uyduruk kaçmış bizce...) Genç yaşta okuldan aynhp çeşitli iş- lerde çalışarak Londra'nın yolunu tu- tan, sokakla. uyuşturucularla tanışan, Edinburgh'lu Irvine Welsh. hayattan uzaklaştığı bu dumanlı, bulanık yılla- nna ilişkin anılannı, deneyimlerini, ha- yallerini kaleme alıp yeniden her şeye sıfırdan başlayarak Trainspotting'in umulmadık, evrensel başansıyla günü- müzün ünlü yazarlan arasına katıldı son dönemde. Bu karamsar, karanlık havalı, ger- çekçi ve argo ağırlıklı üslup sahibi ya- zarın, bir kez daha Edinburgh'un yok- sul kenar mahallelerinden seçilmiş, 'yi- tik ve umutsuz vaka' kahramanlannı ve hem ironik hem de acıtıcı hikâyele- rini karşımıza getirdiği The Acid Ho- use, yine Trainspotting" in derin sulann- da kulaç atan bir deneme. Katı bir gerçekçiliğın, kara mizah ve gerçeküstücü öğelerle harmanlandığı, ilgiyle izlenen, yer yer sıkı, sert olabi- len, kara mizaha da yer veren ve 'bi kodu mu oturtan' bir lngiliz yapımı sonuçta. Ironiyle atbaşı giden, amansız bir gerçekçi tavnn yansıdığı, Paul McGuigan adındaki, Irvine Welsh'in metinlerini görüntü diline taşıyabilen, yeni ama yetenekli biryönetmenin, 'Uk film'i olan 'Asit Evi'nde, hareketli bir sinema dilinin ve oyuncu kadrosunun performanslannın yanı sıra, müzik de hayli çekici meraklısı için. 1990'lara damgasını vurmuş The Ver- ve, Primal Scream, Oasis, Chemical Brothers.vb. gibi gruplann şarkılany- labezeli fılmin soundtrack'ı. Öncelik- le Trainspotting'den hayli memnun kal- mış sinemaseverlerin, kaçırmaması ge- reken Asit Evi, ne yazık ki biraz mev- sim sonu ya da yaz başı karmaşasına kur- ban gitmiş, sıkı, ilginç bir film özetle, tıpkı aynı dışalımcı şirketin ithal ettiği Velvet Goldmine gibi. Kenneth Branagh, Woody Allen'm şan, şöhret üstüne yeni filminde bir gazeteciyi canlandınyor Shakespeare çocıığundan Allen karakteri KOltür Servisi - lngiliz si- nemasının. özellikle de yap- tığı Shakespeare uyarlama- lanyla adından söz ettiren yönetmen-oyuncusu Ken- neth Branagh, Wbody Al- len'm yeni filmi 'Celeb- rity'de başlıca rollerden bi- rinı üstleniyor. Kelime an- lamı 'ün' olan Celebrity, şan ve şöhret kültü üzerine bir film. "Şöhrerin yaşamınızda- ki suur çizgileri ne yazık ki çokbulanıkur. Kişinin.bu s»- nınn nerede başlayıp Mtece- ği konusunda bir karar ver- mesi gerektiğini düşünüyo- rum. Tabü bazen bu çizgj- nin kontrolü elinizden çıka- bilir ve insanlarsizin hakkt- nızda ileri geri konuşabilir- ler.Bazende bunlarla uğraş- maktan bıkar ve sınır çizgi- lerini kuma çizmeye kendi- liğinizden karar verirsiniz. Ben. 'ünlü' olduğum için özel yaşamımı başkalanyla paylaşmam gerektiğine inanmryorum." sözleriyle şöhreti değerlendiriyor Bra- nagh. Allen'ın filminde, bir yandan yazdığı romanı bi- tirmeye çalışırken diğer yan- dan da ünlülerle söyleşiler yapan gazetecı Lee Simon karakterini canlandınyor. Lee Simon, beyazperde- de U'oody Allen tarafindan canlandınlmasına alışık ol- duğumuz tiplere çok benzi- yor. Kansı Robinden (Judy Davis) henüz boşanmış, yu- muşak yüzünü insanlardan saklamaya çalışan. özellik- le de kadınlara karşı kendı- ni ele vermekten korkan, sonu gelmeyen söz oyun- lannın arkasına gizlenen, içinde çeşitli kompleksler taşıyan ama yine de roman- tik aşka ve cinselliğin çeki- mine kapılmadan edeme- yen, sıradışı bir adam... Bra- nagh, bu başanlı ancak mut- suz gazeteciyi canlandınr- ken New York aksanından en ufak hareketine değin beyazperdede sanki bir Wo- ody Allen oluyor. Neden klasik bir Aflen karakteri? Neden beyazperdede yer- leşmiş, klasik Allen karak- terini böyle tıpatıp canlan- dırmayı yeğlediği soruldu- ğunda "Bu ses, bu tarz tek- tir. Ona ait bir fiunde o>- narken alternatifıni varata- mazsıruz" sözleriyle yanıt veriyor Branagh. Ancak yi- ne bir Allen filmi olan Bro- advvay Üzerinde Kurşun- lar'da(Bullets Over Broad- way) rol alan John Cu- sack'ın kendine özgü bir karakter yaratabilmış oldu- ğunu anımsamak da güç de- ğil. Branagh ise gazeteci Lee Simon'ı canlandınrken sesine verdiği tonlamaya kadar Allen tarafindan ay- nntılı biçimde yönlendiril- diğini belirtiyor. Ciddi bir Shakespeare oyuncusu olarak tanınan Branagh ın 'yaramaz' bır yanırun olduğu da açık. Ör- neğin Amerikalılara, onla- nn aksanıyla konuşabildiği- ni göstermekten çok keyif alıyor. Bir John Grisham uyarlaması olan The Gin- gerbreadman filminde Ge- orgia'lı avukatı canlandıran Branagh, Savannah'da bir bara gırip Güneylı aksanıy- la şarap istiyor. Barmen ise şöyle yanıt veriyor: "Ne- den böyle konuşuyorsun? Sen şu Shakespeare çocu- ğu değil misin?" Özeleşti- riden hiçbir zaman kaçınmı- yor Branagh; ama kendi ül- kesınde hep Robert de Ni- ro'yla kıyaslanan, tngiliz sinemasının bu büyük umu- du, eleştirmenlerden kötü not almamak için olanca gücüyle çalışıyor. Bugün 38 yaşındaolan Branagh'ın sinemada yapoğı çıkış 10 yıl öncesine dayanıyor. Aranılan bir ovııncu 1989'da V. Henry'yi çe- virdiğinde, Leonardo di Caprio gibi birden parhyor ve film marketinin aranan oyuncusu oluyor. Posterle- ri genç kızlann duvarlannı süslemiyorbelki, ama Em- ma Tompson'la yaptığı ev- liliğin de etkisiyle özel ya- şamıyla da gözler önünde bulunan oyuncular arasına giriyor. Bu günlerin 10 yıl sonrasındaysa Tıtanic'in yıl- dızı 25'lik Di Caprio'yla Celebrity'de başrolleri pay- laşıyor. Birçok oyuncu gibi Bra- nagh da kaiiyerinin sorgu- landığı bir dönemi yaşıyor şu günlerde. Geçen yıl çe- virdiği gerilim filmi The Proposition'ın ardından Londra'ya dönerek The Theory of Flight adlı film- YENİ BAŞLAYANLAR... YENİ BAŞLAYANLAR... YENİ BAŞLAYANLAR... YENİ BAŞLAYANLAR... YENİ WEST BEYTIOUTH- BATIBEYRLT 1983'te Lübnan'daki iç savaşın en kızgın döne- minde, sinema eğitiminı tamamlamak üzere Ame- rika'ya giden Beyrutlu Ziad Doueiri'nin yönermen- liğini yaptığı 'VVest Beyrouth' adlı Lübnan-Fran- sız yapımında. Rami DoueiriMohamadChamas rol alıyor. 13 Nisan 1975, Lübnan İç Savaşı'nın ilk gü- nü. Bir Filistin otobüsündeki bütün yolcular, Bey- rut'un Müslüman kesiminde yaşayan iki genç olan Tank ve Ömer'in gözleri önünde. militanlar tarafin- dan katledilir. Hıristiyanlann Doğu Beyrut'u ele geçirmesiyle bu bölge, ülkenin ve halkın bir sün- gesi haline gelmiştir. Tarantıno'nun fılmlerinde kameramanlık yapan. 1963 Beyrut doğumlu, okullu yönetmen Ziad Do- ueiri'nin, 1998'de Toronto'dan Valladolid'e ve Can- nes'akadar. bellibaşlı tüm fesuvalleri dolaşanbu oto- biyografık 'ilk film'i, kuşkusuz bugün gösterime giren fümlerin en ilginci. ROMANCE-PERFECT LOVE- KUSURSUZ AŞK Fransa'da son haftalann sansasyonel fılmı, konu- su ve sakınmasız aşk sahneleriyle skandallar yara- tan Romance ya da lngilizce adıyla Perfect Love bu- gün gösterime giriyor. CatherineBrefllat'ın yazıp yö- nettiği, bu yıl Cannes festivalınde de seyirci karşı- sına çıkan bu popüler filmde, kan koca Isabella ve Francis Renaukl başlıca rolleri üstleniyor. Dunkirk-Frederique ve Christophe arasında bir aşk ilişkisi vardır. Kadın 37 yaşında ikı çocuklu. kültür- lü, boşanmış birkadmdır. Erkekse henüz 20'li yaş- lannı sürmektedir. Her ilişki gibi güzel başlasa da gerçekler enınde sonunda bu çifti de karşı karşıya getirecek ve olumsuzluklarla dolu ilişkilenyle yüz- leşmek durumunda kalacaktır ikisı de. Christophe bencil, karşısındaki insanlara eziyet eden. kaypak karakterh birkişiliğe sahiptir. Yerleşik bir yaşam onun tarzı degildir. Canlı. hayatta tüm zevkleri tatmak için yaratılmıştır. llişkileri ilerledikçe fark ederler ki rii- ya bitmiştir. Ikisi de artık birbirlerini tanıyamamak- tadır. Kadın bir yetişkin, erkek ise bir çocuktur. Ta ki o geceye kadar. CRLEL1NTENT1ONS- SEKS OVTNLARI "Ulaşamadığınıza Sahip 01amazsuuzr alt başlı- ğıyla bu hafta gösterime girecek olan bu yeni Ame- rikan filmini Roger Kumble yönetmiş. Sarah Mic- helle Gellar, Ryan Philippe ve Reese VVıtherspoon gjbi gençlerin rol aldığı SeksO>unlan, yığınla ben- zerini izlediğimiz türden bır film. Kathryn ve Se- bastian Manhattan'da yaşayan zengin bir ailenin ço- cuklandır ve üvey kardeştirler. Yaz tatili için ken- dilerine tehlikeli bir eğlence seçerler. Kurbanlarıy- sa saf bir kız olan Cecıle Caldwell'le Annette Harg- rovedur. Kusursuz Aşk (Romance) bugün gösterime giriyor. de uçmak fıkrini saplantı haline getiren bir sanatçıyı canlandırdı. Filmde teker- lekli iskemleye bağımlı ya- şayan Jane rolünü, bir süre- dir birlikte olduğu Helena Bonham Carter üstlenmiş- ti. Branagh'ın sürmekte olan çalışmalan arasında, baş- rolleri Kevin KMne ve Wffl Smkh'le paylaştığı western- komedi türündeki The Wild, Wild VVest var. Branagh'ın profesyonel kariyerinden söz ederken bir oyuncu olarak her za- man başanlı performanslar çıkardığı söylenebilir. Hat- ta ölçütümüz LaurenceOti- ^ r değil de Keanu Reeves ise, muhteşem olduğu bile kabul edilebilir; ancak Bra- nagh'ın yorumlannda ba- zen abartıya kaçtığı gerçe- ğini de kimse yadsıyamaz. Bu yüzden Othello ya da hem yönetip hem oynadığı Hamlet gibi Shakespeare uyarlamalannda çok başa- nhdır. Branagh. başanyı şöyle yorumlarher zaman: "Tirt- kuyla istediğim pir projeyi gerçekleştirme özgürlüğû- ne sahip olmak. o projeyi inandığungibi>apabilmek ve bütçe, yapun gibi sınır- lamaların projeye engel ol- masına boyun eğmemek— O projeye kendi sesüni ve- rebflmek.-1 ' Branagh'ın şu an üze- rinde çalışrığı film yine bir Shakespeare prpjesi olan 'Love's Labour's Lost'. 1930'lu yıllann müzikalle- rini çağnşnrması tasarlanan fılmin şarkılan Cole Por- ter ve Irving Berlin'e ait. Sinema dünyasında ün- lü bir deyiş vardır... "Her aktör enindesonunda mut- laka bir Hoody Allen ftf- minde ya da Branagh'ın bir Shakespeare ırvarlama- sındagörünür" derler. Şim- di Branagh bir Allen fil- minde rol alıyor... Peki ya bundan sonrası ne olacak? tngiliz oyuncu- yönetmen Branagh' ın da- ha önce Allen'a benzeri bir teklifte bulunduğu bilini- yor. Allen'ın yazılı olarak verdiği yanıt ise şu olmuş: "Bana bu teklifi getirirken ne içiyordun Ken?" KEDİGÖZÜ VECDİ SAYAR Hoca Damdan Düşmüş "Hoca" deyince Fethullah Hoca'dan bahsede- ceğimi sandınız değil mi, ama yanıldınız... Ona öv- güler düzen kültür adamlanna, ünlü yazaıiara so- run, soracaklarınızı. Ben, size yolu Antalya'ya dü- şen bir kedinin izlenimlerini aktarmakla yetinece- ğim. Sürgün kediler kenti Antalya'da sıcaklar bastır- maya görsün, Antalyalı kedilerin yüreğine serin su- lar serpilir. "Işte, gene dostlar çıkıp gelecek An- kara'dan, Istanbul'dan, gene dünyanın dörtbirkö- şesinden gelen sanatçılan izlemek şansına kavu- şacağız" diye sevinirler. Bu yıl da sıcaklarla birlik- te kültürel etkinlikler yoğunlaşıverdi Antalya'da. "Tosca'dan Heybeli'ye" adıyla Antalya Kültür Merkezi'nde düzenlenen konser, bu etkinliklerin başını çekti. Ruhi Ayangil'in Iş Bankası desteğin- de -ve bankanın 75. kuruluş yıldönümü onuruna- Türkiye'nin dört bir yanında düzenlediği konser- lerden biriydi bu. Sonra, Tuluyhan Uğurlu geldi, "Kâinatın Sırian" ile birlikte. Çiçegi burnunda An- talya Devlet Opera ve Balesi de ilk ürünü olan "Çardaş Prensesi"n\ sergiledi. Son iki hafta iyice yoğundu: Türkiye'nin tek kadın orkestra şefı Inci Özdil yönetimindeki Antalya Devlet Senfoni Or- kestrası konserine solist olarak Idil Biret katıldı. Beethoven'le, Antalyalıtar biraz daha yaklaştılar birbirlerine. Bu tanışıklığın kökleşmesi için daha çok konser gerek diye düşündü kediler. Ertesi gece, Sezen Aksu vardı Konyaaltı'nda- ki AçıkhavaTiyatrosu'nda. Sezen, şaşıp kaldı An- talyalı kadınlardan oluşan dev koronun, nasıl olup da bu kadar güzel söyleyebildiğine. Susup, onla- n dinledi; "Harikasınız... Çalışıp da mı geldiniz?" diye iltifat etti. Kadınlar boyalı ve mini etekliydiler. O anda kendilerini hayata bağlayan tek oge Se- zen'di. Yanlanndaki sevgililer ve kocalar olup bi- teni anlamaya çalışıyor, ellerinden geldiğince ka- tılmayaçalışıyoıiardı koroya. Kocalann bakışlann- dan ürkeklik ve yılgınlık okunuyordu. Muhteme- len turistsizlikten şikâyetçiydiler. Ama, hayat de- vam ediyordu işte ve senfoni konserine olmasa da Sezen konserine gitmek gerekiyordu. Osmanlı döneminde bataklıklaıia kaplı bir alan, kteal bir sürgün yeriymiş Antatya Günümüzde, sür- güne gelen kedileri sivrisinekler değil, konserier, festıvaller karşıhyor. Aspendos'ta Uluslararası Opera Festivali dolu dizgin sürerken -Devlet Ope- rası Genel Müdürü Hasan Hüseyin Akbulut'un çabalan unutulmaz- Kültür Bakanlığı'nın düzen- lediği Uluslararası Halk Dansları ve Halk Şarkıla- n Festivali başlıyor. Ay sonunda, Antalya Kültür ve SanatVakfı'nın düzenlediği "Sinema Günleri" var. Antalya'nın en önemli kültür merkezlerinden biri haline gelen Falez Otel'in düzenlediği sergiler, sa- nat etkinlikleri de düzeyini hiç düşürmeden sürü- yor. ll Kültür Müdürü Musa Seyirci'nin, vakıfta ge- nel müdür yardımcılığını üstlenen gazeteci dos- tumuz Akın Önen'in çabalan hep Antalya'yı ger- çek bir kültür kenti yapmaya yönelik. Gürer Ay- kal'ın Antalya'ya atanması da bu kültür seferber- liğine yeni bir ivme kazandırabilir. Eğer yerel yö- netim insan faktörünün önemini kavrayıp ondan yararlanmasını becerebiürse... Peki, bütün bu olup bitenler, Antalyalı genç ha- nımların, afili delikanlıların gündelik yaşamlanna yansıyor mu? Yeni çıkan çorap markalannı, koku- lan öğrenmekte müthiş yetenekli olan gençler, sa- nat etkinliklerine ilgi gösteriyortar mı? Bu sorula- ra özlediğimiz yanrtlan almak istiyorsak resmi ku- rumlann çabalan ileyetinmeyip sivil toplum örgüt- lerinin, yerel yönetimlerin çabalannı güçlendirmek gerekiyor. Aksi halde Antalya'nın dört biryanını sar- mış arabesk, kültürve 'pleksiglas' estetiğinden kur- tuluşumuz pek mümkün görünmüyor. Merak edi- yorum, o güzelim Antalya evlerini, eski limanı çe- peçevre saran pleksiglas tabelalardan kaç kişi ra- hatsızlık duyuyor? Zaten biraz daha beklersek hepimiz alışacağız, huzursuz olmamız için de bir neden kalmayacak ortada. Antalya, sağ bir partiden -DYP- seçilmiş olma- sına karşın Antalya'nın kültür-sanat yaşamına önemli hizmetlerde bulunmuş bir belediye başka- nından, Hasan Subaşı'dan sonra. yeni bir döne- me CHP'li Başkan Dr. Bekir Kumbul'la giriyor. Baş- kanın sanata ilgisi ne ölçüdedir bilemiyorum, ama Büyükşehir Belediyesi'nin Kültürel Hizmetler Da- ire Başkanlığı'nı Müfit Kayacan gibi bir tiyatro emekçisinin üstlenmesi sevindirici. Başkanın kül- tür alanındaki icraatlan, yalnızca kendisi için de- ğil, partisı için de önemli bir gösterge olacak. Belediyenin salonunda "Nasreddin Hoca Re- sim ve Bulmaca Yanşması"n\n ödül töreni vardı hafta başında. Çocuklann resimleri kadar bu ke- diyi heyecanlandıran bir başka sürpriz de Anka- ra'dan gelen Prof. Dr. itian Başgöz'ün verdiği "Nas- reddin Hoca" konferansı oldu. Bütün bu güzel- liklerin arkasında ise Antalya'nın yerleşik kedisi, şair Metin Demirtaş vardı elbette. Nasreddin Ho- ca fıkralannı şiir diliyle yeniden söyleyen Demir- taş'ın dizeleri ile bitirelim bu yazıyı: Hoca bir gün damdan düşer Toplanır başına konu komşu. "Netsek, neylesek?" "Kınkçı mı, çıkıkçı mı getirsek?.." Hoca ah'lar, of'lar içinde Seslenir yattığı yerden: "Kınkçıyı, çıkıkçıyı boş verin Bana damdan düşen Birini bulun getirin Ancak damdan düşen anlar halimden" 27. ULUSLARARASI İSTANBUL MUZİK FESTİVALİ • Kremerata Baltalka'nın konseri bugün saat 19.30'da Aya Irini Müzesi'nde gerçekleşecek. B U G Ü N • AKSANAT'ta saat 14.00'te Gipsy Kings topluluğunun 'US Tour 90' adlı konseri lazer-disk'ten, 17.30'daRainerWerner Fassbinder'in yönettiği 'Lola' adlı film videodan gösterilecek. (252 35 00) • BORUSAN KÜLTÜR MERKEZİ'nde Rossini'nin 'Sevil Berberi' operası 12.30 ve 17.30'da videodan izlenebilir. (292 06 55) • BABYLON PERFORMANS MERKEZİ'nde bu akşam saat 22.00'de Twinkle Brothers grubunun programı izlenebilir. • BEKSAV'da 15.30 ve 18.30 saatlerinde Carlos Saura'nm yönettiği 'Taksi' adlı film gösterilecek.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog