Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 2 HAZİRAN 1999 ÇARŞAMBA HABERLER Tolumuz Atatürk yolu' • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara Üniversitesi Hukuk Falcültesı'nin bahçesinde yaptınlan Atatürk aıutının açılışı dün düzenlenen töreıile gerçekleştirildi. Heykeltıraş Burhan Alkar tarafından 135 santimetre yüksekliğinde yapüan anıtta. Atatürk'ün, fakültenin açıhşında söylediğı "Cumhuriyetin müeyyidesi olacak bu büyük müessesenin küşadında hissettiğim saadeti hiçbir teşebbüste duymadım" sözlerine yer verildi. Törenin açıhş konuşmasım yapan Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, Atatürk'ün Türk milletine bilim ve aklı miras bıraktığını vurgulayarak, "Bütûn dünyada değişim rüzgân eserken, kafalannın etrafina duvar örenler. kafalannın üstünü kapatanlar Atatürk'ün manevi mirasçılan değildirler" dedi. Dermrel'in mayıs etkinlikleri • ANKARA (AA)- Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümet kurma çalışmalannın ağırlık taşıdığı mayıs ayında, 2 bin 295 kabul gerçekleştirdi; yurtiçi ve yurtdışında yaptığı gezilerde 9 bin 500 kilometre yol katetti. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapüan açıklamaya göre Demirel, vurtiçinde 3 defa ıstanbul'u, l'erkezde Kırklareli, Antalya ve Izmir'i ziyaret etti. Demirel, yurtdışında ise Fransa'ya resmi ziyarette bulundu. Cumhurbaşkanı Demirel, bu gezilerinde toplam 9 bin 500 kilometre yol katetti. Uyuşturucu tüccarı PKK'Hler • ANKARA-HAMBURG (AA)- Almanya'da uyuşturucu sattıklan belirlenen PKK'nin "üst düzey sorumlusu" Sadık Baydaş(47)ileNihat Durmuş (34). polis tarafindan gözalrma alındı. Bu arada, uyuşturucu olayma kanşan Mirvvais Obaidy adlı kişi aranıyor. Obaidy'nin PKK'li uyuşturucu satıcılanyla işbirlıği dışında, 100 yatınmcıyı milyonlarca mark dolandırdığı da iddia ediliyor. PKK'nin Almanya'da kanştığı uyuşturucu organizasyonlannın artması üzerine Devlet Koruma Dairesi geniş çaplı bir inceleme başlattı. Sakık, tanık olarak dmlendi • DÎYARBAK1R (AA) - Kardeşı Arif Sakık ile birlikte yargılandığı Diyarbakır 1 No'lu DGM'de, bir süre önce ölüm cezasına çarptınlan Şemdin Sakık, 2 No'lu DGM'deki bir davada tanık olarak dinlendi. Diyarbakır 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yaklaşık 6 yıldır ölüm cezasıyla yargılanan tutuklu Harun Simin'inbugünkü duruşmasında Sakık, sanık Simin'in saldınlara katılıp katılmadığını bilmediğini öne sürerek "O zaman Harun çocuktu. ttirafçı Muammer Sümer üzerime 100 tane eylem attı. tddialar asılsız. Eylemlere katılıp katılmadığını bilmiyorum" dedi. 'Komımaktan vazgeçin' • tZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) -TOBB Başkanvekilı ve Izmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Özmen, Abdullah Öcalan'ı korumaya çalışan ülkelere seslenerek "Bu kanlı katili savunmaya devam ederseniz büyük bir insanlık suçuna ortak olursunuz. Katilin kanı size de sıçrar" dedi. Özmen, "Bebek katili Abdullah Öcalan'ın hak ettiği cezayı çekmesi gerektiğinin altını çizmek istiyorum" diye konuştu. Düzeltme I Gazetemizde dün, 'Eğitimde gizli protokol yapılmadı' başlığıyla yayımlanan haberin üst başlığında. 'DSP'nin Milli Eğitim Bakanlığı'nda kadrolaşamadığı' ifadesi Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu'na ait olarak gösterilmiştir. Düzeltir, özür dileriz. Başbakan, terörle Türkiye'nin yolundan çevrilemeyeceğini söyledi Ecevit: Herkese ibret olsııııHaber Merkezi - Başbakan Büfent Ecevit, te- rör eylemlenyle Türkıye 'nin birlik ve bütünlüğü- nü zedelemeye. hızla kalkımp gelişmesine engel olmaya çalışanlann başarılı olamayacaklannı kaydederek "Terör harekederiyk Türkiye gibi gûçlü bir devleti yolundan çeviremeyeceklerini eninde sonunda görüp gerçeklerle yüz yüze geten- lerin bugünlerde içine düşfükleri acınacak dunı- mun da berkes için ibret verici olması gerekü-*1 di- ye konuştu. Dışişleri Şehitlerini Anma Günü kapsamında dün Cebeci Dışişleri Şehitliği'nde tören düzen- lendi. Dışişleri Bakanı Ismail Cem, Türkiye'nin terörü kendi topraklannda bitirdiğini. dış bağ- lantılannın da kesilmek üzere olduğunu söyledi. Terorizmle mücadelenın uluslararası anlaşma- Iann kapsamında olduğunu ve ülkelerin sorum- luluk alanlanna girdiğini belirten Cem, "Terör tüm dümada lanttlenmiştir. Ama eğer hâlâ bun- lan sürdürenlervarsa bunlarçirtdnyüzlerini gös- termektediler'' diye konuştu. Anma günü içın mesaj yayımlayan Cumhur- başkanı Süleyman Demirel, Türk diplomatlannın DCM değişikliği yetmiyor AB 'nin koşulu DGM ve ölüm cezası • Dışişleri Şehitlerini Anma Günü'nde konuşan Dışişleri Bakanı Ismail Cem, terorizmle mücadelenin uluslararası anlaşmalann kapsamında olduğunu ve ülkelerin sorumluluk alanlanna girdiğini belirterek, "Terör tüm dünyada lanetlenmiştir. Ama eğer hâlâ bunlan sürdürenler varsa bunlar çirkin yüzlerini göstermektedirler" diye konuştu. dost ülkelerin saygısını kazanırken düşmanlann da boy hedefı haline geldiğini belirterek "Nite- Idm yurtdışuıda ülkemiri temsil ederken birçok diplomatımız menfur saldınlara uğrayarak şehit dedüşmüştür" dedi. Türkiye'nin bölgesinde ba- nş ve istıkrann temel güvencesi olacağını belir- ten Demirel, Dışişleri Bakanlığı mensuplannın bu bilinçle çalışmalannı sürdürdüklerini kaydet- ti. Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğtu ise terör ör- gütü elebaştnın yargılanma sürecinde adalet ne- yi gereknriyorsaonun yapılacağını söyledi. MHP Meclis Grubu toplantısı öncesi gazetecilerin so- rulannı yanıtlayan Somuncuoğlu, "15 yıl sonra nihayet bölücübaşı Türk adaletinetesüm edilmiş- tir. Bundan sonra, adalet ne gereknnyorsa o ya- pıiacakbr" dedi. Somuncuoğlu. Öcalan'ın banş mesajına iliş- kin olarak da "Kendisini kurtarmak içinçeşMi yoİ- lararayacaknr" dedi. MHP Genel Sekreter Yar- dımcısı Murat Sökmenoglu da "Kan göJü özür dflemekle bitmez. Türk miDeti bu özre bir anlam vcnnemektedir'' diye konuştu. FFdentepld FP Genel Başkanı Recai Kutan, medya kuru- luşlannın Abdullah Öcalan davasını çok "abart- ögnn"ileri sürerek, halkm gerçek gündeminin unut- turulmaya çalışıldığı görüşünü savundu. Davanın önemli olduğunu. ancak diğer önemh' sorunlann da gözardı edilmemesı gerektığinı belirten Ku- tan, "Diğer önemli mesekier unutturulmak iste- nircesine sadece bu dava üzerinde yoğunlaşmak doğru değiT dedi. ANKARA (Cumhuri- yet BürosuJ-Türkiye'nin, Abdullah Öcalan'ın yargı- lanması sürecinde Devlet Güvenlik Mahkemele- ri'ndeki (DGM) askeri üyeyi değiştirmeye yöne- lik değişiklik çalışmalan, Avrupa Birliği AB üyele- rince yeterli görülmedi. AB kaynaklan, Türki- ye'deki yargıyla ilgili esas sorunun DGM 'nin kendi- si olduğunu, Öcalan'a ölüm cezası verilmesi du- rumunda taraflar arasın- daki ihşkilenn daha da kö- tüleşmesi tehlikesinin bu- lunduğunu bildirdiler. Öcalan'ın Imrah Ada- sı'nda 31 Mayıs"ta başla- yan yargılama süreci, AB tarafindan da dikkatle iz- leniyor. Öcalan'ın, yargı- lanmasının ilk gününde yaptığı savunma kapsa- mında tüm suçlannı ka- bul etmesi, Ankara'daki diplomatik temsilciler ta- rafindan şaşkınlıkla kar- şılandı. Dava salonunun ve yargılamanın iyi stan- dartlarda olduğunu belir- ten temsilciler. Cumhuri- yet'e. "Tfirkm.tmrah'da iyi bir iş yapıyor ve vizyo- nunu gefiştiriyor" değer- lendirmesini yapular. Dip- lomatik temsilciler, dava ile ilgili şu unsurlan dile getırdiler: DGM'lerdeki değişik- lik: DGM'Ierin yapılan- nın değiştirilmesine yöne- lık çabalan olumlu karşı- lıyoruz. Ancak DGM'ler- deki askeri üyelerdeğişse bile, sorunun esasını oluş- turan. bu mahkemelerin kendileridir. Adil ve şefraf yargı için DGM'Ierin kal- dınlması gerekmektedir. Ölüm cezası: AB, ölüm cezasını kabul etmemek- tedir. Türkiye'de ölüm ce- zalan bağımsız yargı tara- findan verilmekte, ancak siyasi bir organ olan TBMM'de onaylanmak- tadır. Öcalan'a verilen ölüm cezasının uygulan- ması, ilişkilerin daha da kötüleşmesine neden ola- bilir. Avrupa Konseyi de ölüm cezasını onaylama- maktadır. A\Tupalı kurum- larla arasının açılmaması için Türkiye'nin ölüm ce- zasını kaldırması gerekir. AB'nin, Köln'de yapa- cağı zirvesınde Türkiye'ye Öcalan davası aracılığıy- la bir mesaj vermesi bek- leniyor. AB'nin genişle- mesine ilişkin konulann ele alınmaması nedeniyle 11 aday ülke ile Türki- ye'nin davet edilmediği zirvede yapılacak açıkla- malarda, Öcalan davası- nın da gündeme gelebile- ceği kaydedildi. ÎĞNELt FIRÇA ZAFER TEMOÇİN P6M'LER|N. Rusya basını, idamın iç savaşa yol açabileceği yorumunu yapıyor w 01üm cezası Türkiye'yi zor dııruma sokar' HAKANAKSAY MOSKOVA- Rusya, Imralı'daki duruşmayı büyük dikkatle izliyor. Bu doğal; öcalan'ın yakalanmasma gıden yol iki kez Moskova'dan geçmişti. Aynca dünkü Kommersant gazete- sinin de yazdığı gibi, duruşmanın ileri aşama- lannda PKK'nin Moskova'daki üişkileri konusunda ilginç gerçekJer ortaya çıkabilir. Dahası Rusya'da on binlerce (bazı kaynaklara göre yüz binlerce) Kürt ve Duma'da da gücü olan etkin bir Kürt lobisi var. Öcalan'ın yaka- lanması sonrasında Rusya'da bazı izinsiz gös- terilerdüzenlenmiş, bu arada Duma önünde iki Kürt kendini yakmıştı. Bu nedenlerden dolayı önceki gün ve dün Rus- ya televizyon kanallan haberi ilk sıralarda, yo- rumsuz. ama oldukça aynntılı biçimde yansıt- tılar. Dün Rusya basımnda geniş yer alan Öcalan davası ile ilgili bazı ilginç yorumlar dikkat çek- ti. Nezavisimaya gazetesi, başlayan davanın kamu huzurunu bozabileceği endişesinin, ye- ni hükümetin kuruluşunu hızlandırdığını öne sürdü. Türkiye'nin uygar ve demokratik bir ülke olduğunu dünyaya göstermek için çoktan- dır firsat beklediğini yazan gazete, Öcalan'a idam cezası verileceği, ancak bunun müebbe- te çevrilecegi öngörüsünü dile getirdi. Neza- visimaya'nın haberi şöyle bitti: "Ankara açısından, yaşayan, ama baskı ara- na alınmış ve aşağılanmış bir Öcalan, milyon- larca Kürt için efsaneieşmiş bir ölüdendaha ha- yırüdır.'' Benzeri bir yorum yapan Vremya gazetesi, Öcalan'm asılmasının Türkiye için "Avnıpah nlma yıngnın mgyara gnmiılınpg anlatnına gt4- diğiııir> savundu. Öcalan'ın bugün söylediği sözlerin artık PKK açısından fazla bir etkı ve önem taşımadığmı belirten gazete, aralannda örgüt içinde büyük otoriteye sahip Cemil Ba- yık ve RusyayBDT sorumlusu Mahir Velat'ın da bulunduğu 10 kişilik PKK yönetiminin, şu sıralarda Iran veya Irak'ta toplandığmı duyur- du. Atina 'Öcalan tanınmaz durumda 9 MURAT İLEM ATtNA-PKK üderi Abdul- lah Öcalan'ın önceki gün ilk defa hâkım önünde söylediği sözler, Yunanıstan'da bekle- nen gelişme olarak değerlen- dirildi. Gazeteler konu ile il- gili verdikleri haberlerde, Be- kaa Vadisi'ndeki Öcalan ile tmralı Adası'ndaki Öcalan arasında büyük fark olduğu- na dikkat çekerek PKK lide- rinin tanınmayacak durumda olduğunu belirttiler. Mahkemenin ilk gününde yaptığı Yunanistan karşıt açık- lamalar ile Apo'nun olaya Yu- nanistan'ı da kanştırmak iste- dığinı belirten gazeteler, terö- rist liderin asıl amacının Tür- kiye ile anlaşmak olduğunu vurguluyorlar. Mahkemenin Öcalan ile il- gili karannın şimdiden belli olduğunu da ifade eden gaze- teler, Apo'nun hayatının bağış- lanması için Yunanistan hak- kında Türkiye'nin ileri sürdü- ğü tezleri bir kere daha gün- deme getirdiğini iddia ettiler. Öcalan duruşmasını izle- mek isteyen, ancak bu istemi Ankara tarafindan geri çevri- len Yunanistan Komünist Par- tisi milletvekili Stratis Kora- kas'a söz konusu iznın veril- memesi de basın organlann- da kınandı. Yunanistan' ın en yüksek ti- rajlı gazetesi Ta-Nea,"Apo Öiüme Mahkûm Edikü" baş- hğını attı. Adesmevtos Tüpos gazetesi, "Apo Konuşmaya Başladı"başlıgını kullanırken Athinaiki gazetesi, "Asnn .MahkemesiBaşladı''. Avriani gazetesi. "Mahkeme Parodi- si". Enos gazetesi. "Öcalan'uı Yunanistan Histerisi". Elefte- ro Tipia gazetesi. "Kuş Ka- festen Konuşmaya Başladı". Eksusia gazetesi ise ".Apo'dan PişmanhkAçıklamalan" baş- lığı ile gelişmelen verdiler. Öcalan'a pasaport sağlaya- rak seyahatine imkân veren Rum yetkilileT ise PKK lide- rinin yargılanmasıyla ilgili ola- rak bir yorumda bulunmadı- lar. Simerini gazetesi Öca- lan'ın şehit ailelerinden özür dilemesini ve "banş" çağn- smda bulunmasını "ölüm ce- TannHan kacınılması yönünde dola>1ı çağrT olarak niteler- ken Poütis. haberi manşetten, "Darağaanı kuruyoriar. A\TU- pa'nm protestD mhingierL Ece- vit şimdi dekoratif değişildik- ler yapmaya çaüşıyor" başlı- ğıyla verdi. Haberi, FBeleftheros gaze- tesi "Öcalan 'canunı bağışla- yın' (Kyor", Alitbia gazetesi "Kafeste dava başladı. Öca- lan canını bagışlamalanna karşılık banş vaat ediyor", Mahi gazetesi "Öcalan canı- nı bağtşlamalanna karşüık ba- nş vaat edİTOr", Hanngi ga- zetesi de "Öcalan cam kafes- te. 138 sayfalık iddianameli duruşma dün başladı" başhk- lanyla verdi. IMRALI'DAN IZLENIMLER HİKMET CETİNKAYA Ocalan itirafçı Masmavi bir deniz ve gökyüzü... tmralı Adası'na ayak bastığımız yeni is- keleden, eskisine baktığımda 25 yıl önceyi anımsadım... Yine bir mayıs ayında tekney- le gelmiştim Imralı'ya... Binlerce yıllık bir uygarlığın simgesi olan 'Aigıior' yani lmralı, Bitinler, Persler, Roma- lılann egemenliğinden geçti, Doğu Roma Imparatorhıgu'nunisebinyıllıkyerleşimbi- rimleri arasında yer aldı...Imralı Adası ünlü Bizanslı tarihçi Theophanese de ev sahip- liği yapt; Osmanlı denizcisi EmirAüBey ta- rafindan fethedilmesinden sonra da Orto- doks Rumlarm yerleşimine açıldı... Yeni iskeleden yürümeye başladık... Imrah Adası, 1935yıhndaCezaevi'nedö- nüştürüidü. Dk konuklan 27 Mayıs 1960 dev- riminden sonra tutuklanıp Istanbul, Bursa cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü 50 De- mokrat Parti üyesiydi... Başbakan Adnan Menderes, Maliye Ba- kanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fa- ünRüştüZorlu.. Üçü de lmralı'da idam edildi ve oraya gö- müldü... Ressam lbrahim Balaban, Rus ressam An- gulos Stafonadis de tmralı'da uzun süre yat- ülar. YılmazGünej de lmralı'dakaldıyıllarca... AvTasya feribotunu kaçıranlar da lmra- lı'da yattılar ve daha sonra kacnlar... • • • 25 yıl sonra yeniden Imrah'ya ayak bas- mak heyecanlandınvor insanı... Meslektaşım Uğıir Dündar soruyor: "Hikmet daha önce gelmiş mhdin?_" Yanıt veriyorum: "1974 ydmda röportaj vapmışDm tmra- Soruyor: "Değişen ne \'ar!J' "Faziabirşeyyok!" O yıllar iskelede sandallar, motorlar var- dı, Imrairdan Mudanya'ya her sabah taze balık, yumurta, yazın sebze getirilirdi... Güvenükçemberinden geçtik ve duruşma- nuı yapılacağı salonun bitimindeki kafeter- yaya girdik... Şehit yakınlanna bakıyorum... Acılı insanlar tümü de... Anadolu insanının sevgisi, yüreklerinde- ki sıcaklık yüzlerine vuruyor... Ellerinde bayraklar, resimler... Mudanya'dadaaynıgörüntüleriyaşadım... Yabancı televızyoncular onlan çekiyor- du... EminÇöiaşan yazdı, ben dealtını çizeyim: " Bu riir görünhıler istismara açücnr, dik- kaüi otunması gerekir™" Bır başka konu: MudanyaJandarma Kornutanlığı'nın önün- de bir grup şöyle sîogan atıyordu: "Ya AJlah Bbmfllai, Aflahuekber!" Bu olay, bazı siyasal ve şeriatçı gruplann çıkar yolu olmamalıdır. Güvenlik güçlerinin de İBDA-C sloganı atanlara, Hizbullah se- lamı verenlere hoşgörüyle bakmamalan ge- Sabahın erken saatferinde Mudanya'ya gjden gazetedler, davayı TV'den izJedOer. rekir... Imrairdaki mahkeme salonu mükemmcl- di... • Dikkat ettim, Öcalan yargı sürecinde işi si- yasal zemine çekmek isteyecektir... Konuşmalan bu çizgide... • • • Ocalan'ın duruşmanın ikinci gününde an- lathklan çok düşündürücüdur... Dün tmralı'da yargı önünde MehmetTur- gut Okyay'uı sorulannı yanıtlayan Öcalan, Yunanistan'la ilgili ilişkilerine açıklık getir- di: "BizYunanistan'u Yunanistan btdkullan- dL Yunanistan'ın ağır silahlarm alımındaki > > ardımı daha çok ticari anlamdadır. Orgüt mensuplan eğitimi daha çok Yugoslavya'da jnpjvordu." Öcalan sorulan yanıüarken, bazı değerlen- dirmeler de yapıyor: "Orgütiçindeki muha- lif kanat pekçok dnayeti üzerime yıkmak is- tedi-" , . Burada önemli olan nokta şu: "PKK'de genel bir dağüma söz konusu. Öcalan da bunun daha önce farkındaydı. O nedenle sık sık ateşkes ilan edip PKK'yi siya- sijasalzemineçekmekiçin çaba harayordaJ' PKK'nin "eroin kaçakçıbğı'' yapüğını Öca- lan açıklamıştır... Bakalım bu açıklamalara "demokrasi ve insanbaJdan"dersi veren numaracı cumhu- riyetçiler ne diyecek? Davayı Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi'ne götürmek isteyen yandaşlan, Avrupa'daki akıl hocalan nasü yo- rumlayacak? Öcalan konuştukça açılıyor... Apo itirafçı gibi... lmralı Apo'ya yaramış!.. GLOBALPOLİTİKÜLTÜR ERGtN YILDIZOĞLU Nereden Geldik? Nereye Gidiyopuz? Neden? Umarım "Sosyal Demokrat Hareket" (SDH), CHP'nin seçim yenilgisinin ardından bu sorulara cevap arıyordur. Önümüzdeki dönemde CHP'nin ve bir ölçüde de Türkiye'de demokrasinin gelece- ği, sanırım bu sorulara verilecek cevaplara bağlı. "SDH"nin, başlıktaki sorulara, şu üç konuya açıklık getirmeden cevap vermeye başlayamaya- cağını düşünüyorum: 1) CHP'nin dünyagörüşü, si- yasal ekonomik programının paradigması, 2) Par- tinin toplumda üstleneceği işlev, 3) 1990'lann ba- şından bu yana SDH'de yaşanan gerilemenin ne- denleri. Kendini sosyal demokrat olarak niteleyen bir hareket ve parti, hattını liberal demokrasiden ke- sin olarak ayırt etmeyi başarmak zorundadır. Ak- si takdirde partinin kimliği kitlelerin gözünde açık- lığa kavuşamaz. Tarihsel olarak SDH kendini libe- ral demokrasiden, bugün de hâlâ geçerli olan iki kavramla ayırdı: eşitlik ve demokrasi. Liberal de- mokrasi hiçbir zaman eşitlik hedefini benimse- mez, demokrasiyle ekonomik ilışkiler arasında bir ilişki kurmaya yanaşmaz. Bugün de SDH bu iki kav- ramı benimsemeli, içeriğini nasıl doldurduğunu, bunlan gerçekleştirmek için hangi yasal, ekono- mik reformlan benimsediğini ortaya koymalıdır. Ikincisi, SDH (bugün CHP) toplumda ne gibi bir işlev üstlenmeye aday olduğunu anlatabilmelidir. Bir önceki paragraftan hareketle, SDH toplumsal işlevini ekonomik, siyasi istikrar ve toplumsal ba- nşı demokratikleşme yoluyla sağlamak olarak sap- tayabilir. Öyleyse, SDH, serbest piyasa mekaniz- masının tahrip edici etkilerini giderici politikalar gelıştirmelidir. Bu bağlamda SDH, spekülatif, pa- razit mali-sermayeyi ve kara ekonomiyi denetim altına alacak, kaynaklann üretici ve iş yaratıcı eko- nomik etkinlikleri canlandırmakta kullanılmasına olanak sağlayacak politikalar/reform talepleri ge- liştirebilir. Bu reform talepleri genel bir "sürdürü- lebilir ekonomik kalkınma" perspektrfıyle birbir- lerine eklemlenebilir. Ancak, yukandaki paragraflarda işaret edilen re- form taleplerinin doğru bir biçimde tarif edilebil- mesi için SDH'nin öncelikle, son dönemde hızla kan kaybetmesine ve marjinalleşmeye doğru git- mesineyol açan süreci çözümlemesi gerekiyor. Bir sosyal demokrat partinin (SDP) temel işlevi, yuka- ndaki iki paragraftaki önermelerden kolaylıkla çı- karsanabileceği gibi, esas olarak emekçi ve yok- sul kesimlerin çıkarlarını savunmak, seslerini du- yurmak olacaktır. Bu sınıf ve kesimler SDH'nin omurgasını oluşturacaklardır. Bundan sonra SDP bu omurganın üzerine, toplumdaki diğer muhale- fet hareketlerinin çıkarlannı, orta sınıflann kimi ta- leplerini yükleyerek güçlü bir SDH yaratabilir. Di- ğer taraftan omurgasını kaybeden bir SDP, kimli- ğini ve sosyal tabanını yitirecektir. Kimi özel koşullarda bir SDP kendine yeni bir si- yasi yönelim, yeni bir sosyal taban bularak hükü- met olmayı başarabilir. Ama sanınm, Türkiye'de bu- nun koşulları yok. Tahmin ettiğıniz gibi, III. Yol de- nen stratejiye gönderme yapıyorum. Bu III. Yol stra- tejisine yakından bakarsak, hem Clinton'ın hem de Blair'ın son 15 yılda palazlanmış, tüketim gü- cünü bir ölçüde borsaya bağlamış bir orta sınıf kit- lesini omurga olarak seçtiklerini görebiliriz. Her iki ülkede de toplumun yaklaşık %40'ını oluşturan ve toplam gelirin sırasıyla %66.9 ve %68.6'sını alan bu orta sınıflar, çoğunlukla kendi kendilerine yeterli bireylerden ve aile birimlerinden oluşuyor- lar. Diğer bir değişle, bunlar, eğitim, sağlık, ulaşım, konut gibi toplumsal gereksinimlerini kendi gelir- leriyle özel sektörden karşılayabiliyorlar. Bu sınıf- lar vergi vermek istemiyorlar, devletin yüksek ver- gilere yol açan sosyal harcamalarına karşılar. An- cak toplumsal dokunun suç, uyuşturucu, aile ya- pısının bozulması (Fukuyama'nın Trust başlıklı ki- tabındaki çözümlemeleri hatırlayalım) gibi neden- lerie dağılmasından şikâyetçiler. Orta sınıflar, hem özelleştirmeden, serbest piyasadan hem de dev- letin birtakım seçici, asgari, sosyal yardım harca- malanyla, disiplini arttıncı yasalarla alt sınıflan de- netlemesinden yanalar. Ne ki Ingiltere ve ABD'de bu sosyal katmanın çapı bir partinin omurgasını oluş- turacak kadar geniş, serbest piyasa ekonomisin- dan yana olacak kadar hali vakti yerinde. Türkiye'de böyle bir orta sınrfın olduğu herhalde ileri sürüle- mez diye düşünüyorum. SDP kendisini, Türkiye'de ayakta tutacak olan emekçi sınıflarla, yoksullarla ve hatta orta sınıfla- nn hızla yoksullaşan kesimleriyle bağlannı, muha- fazakâr partiyle (DYP) kurduğu koalisyon sırasın- da ve 5 Nisan Kararlan'na imza atarak koparttı. Böy- lece bu parti 1980'lerin sonunda yükselmekte olan işçi hareketinin ivmesinin kınlmasında etkin bir rol oynayarak bindiği dalı kesti. Ek olarak, bu parti (CHP), şabloncu bir anlayışla Blair ve Clinton'ı taklit et- meye girişirken, ülkedeki halk sınıflarının muhale- fet söylemine uygun olmayan bir kültür ve imaj kur- maya başladığının farkına varamadı. Bundan ön- ceki genel kongrede Deniz Baykal'ın salona gir- mesi sırasında oluşan "variety show" türünden görüntülerle, hem aydınlann alaylı tepkilerine hem de halkın kızgınlığına hedef oldu. Hem emekçilerin, yoksullann güvenini hem de aydınlann saygısını kaybeden bir sosyal demok- rat partinin (CHP), ülkedeki siyasi havayı tümüyle yanlış okuyarak yol açtığı bir erken seçimden ye- nilgiyte çıkması, hemen arkasından da kendini hız- la örgütsel biçimler alan bir kimlik krizi içinde bul- ması doğal değil mi? Bugün SDH, ülke siyasetinde etkin bir güce ye- niden kavuşmak istiyorsa "nereden geldik, nere- ye gidiyoruz" ve "neden" sorularına hızla, doğru ve samimi cevaplar üretmek zorundadır. TÜRK ŞÎLAHLIKUVVETLERİNİ GÜÇLENDİRME VAKFI MADDİ VE MANEVİ KATKILAR1NDAN DOLAYI YÜCE TÜRK MtLLETtNE ŞÛKRAN VE SAYGILAR1NI SUNAR. VAKFIN BANKA BAĞIŞ HESAP NUMARALARI ALMANMARKI T. tş Bankası Frankfurt Şubesi 23767007 no'lu hesap T. C Zıraat Bankası Yenışehir Ankara Şubesi 47000 no'lu hesap Vakıflar Bankası Kavaklıdere / Ankara Şubesi 4028489 no'lu hesap A M E R Î K A N D O L A R I T. C. Ziraat Bankası Yenisehir / Ankara Şubesi 64826 noiu hesap
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog