Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

17 HAZİRAN 1999 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER Bir gecede yaratılan starlar... Erotizm kokan görüntüler... Televizyonlara ödenen büyük paralar... Aıtık herkesin bir klibi var•Müzikte starlar dönemi beyazcamın yaşamımıza girmesiyle başladı. O güne kadar müzikseverlere radyo aracılığıyla ulaşan emektar sanatçılar, televizyon sayesinde kısa sürede şöhret olan yeni yetmelere karşı duyduklan tepkiyi "televizyon çıktı mertlik bozuldu" sözleriyle dile getiriyordu. MtYASE İLKNUR Sıhirlı kutu televizyona çıkmak bu- günkü kadar kolay değildi. Önce hangı dalda mûzık >aparsamz >apın o dala ba- kan denetım kurullanndan onay aimak ge- rekiyordu. Denetimden geçmek deveye hendek atlatmak kadar zordu. Dıyelim ki denetimi aştınız. Bu kez sizi televiz- yona çıkaracak bir yönetmeni kafaya al- manız gerekıyordu. Televizyona çıkmakla iş bıtmiyor elbet Müzik yapımcılan ve yazılı medya size yatınm yapmazsa ağzınızla kuş tutsanız naflle. Önce 45'Iik ardindan uzunçalan- TRT KÖKENLt DtKÇER 'Matiyeüer çok yüksek' KJıp yönetmenlen arasında saygın bir yeri var Tayfiın Dinçer'ın. TRT kökenJi olan yönetmen, 1984yılında yönetmen yardjmcısı olarak gırdiğı kurumdan 199O'lı yıllann başında koparak klıp yönetmeni olarak pıyasaya ginyor. KJiplerini yönettiğı sanatçılar arasında Tarkan. Burak Kut, tbrahim Tathses. Coşkun Sabah, Emrah, Bülent Ersay, Sertap, Çeük, Hanm Kolçak, Zerrin Özer, Hakan Peker, Özlem Tekin gibı sanatçılar bulunuyor. Klıp çekiminin bir gereklılik olarak müzik dünyasına girdiğini öne süren Dinçer "KMp gereksinimi vardı ki. cski döncmlerde tnüzikal filmler çekiürdi" diyor. Klipler yoluyla sanatçılara şöhret kapısının daha kolay ve daha çabuk açıldığını vurgulayan yönetmene göre klipler olmasaydı bazı sanatçılann şöhret olması üç yıl gecıkecektı. KJip y/önetmenliğinin önemini Tayfun Dinçer şöyle anlatıyor: "Ben yönetmenim diyen getip rejhe oturamaz. HayaJ gücii olan herkes yapımcılığa soyunu\or. Starboardlar hazırlj>onıın. Senanolanmı kendjm yaayorum. Notalan görünrihe dökme işini seviyorum. Keyifli bir i$. Türkiye'nin bugünkü koşuüannda birim yaphğımız oldukça lüks bir iş. Çekilen bir klibin ortalama maliyeti 20 bin dolar." KJıp yönetmenlerinin çok para kazandığına itirazı var. "Bu para sanıldığı kadar büyük bir bütçe değfl" diyen Dinçer. bir klibın malı portresinı çizerken şu bilgileri veriyor: "Maliyederçok yüksek. Slikon grafik aJetinin saat kirası 500 ile 600 dolar arasında değişiyor. Bu aletle en az 30-40 saat çahyorsun. So> lenen 20 bin dolar anahtar teslim fiyaûdır. Buna bütün nıasraflar dahildir. VlaKyıet biraz da yapılan işe baglı." nız pıyasaya çıkacak. ticari olarak iyi iş yapacak ki size sanatçı densin. Öyle bu- günkü gibi bır single ve bir kliple star ol- mak nerde? Bütün bu zorluklararağmen yine de te- levizyon öncesi döneme göre daha kolay ve kısa yoldan şöhret olmak mümkündü. Beyazcam sayesinde şöhret olan sanatçı- lann sayısı hiç de az sayılmazdı. O yıl- lardan bugüne kalan şöhretlerarasında Se- zen Aksu, Kayanan, Nukhet Duru. tbra- him Tatlıses, Erol Evgin. Burhan Çaçan. MFÖ, İzzetAlünmese,BülentErsoy, Yük- sel UzeL Samime Sanay, Belkıs Akkale ilk akla gelenler. Tabii bunlann dışında bir de özel televizyonlar açılana kadar sadece yılbaşı geceleri özel izinle seyret- tiğimiz arabesk, tavema müziği icra eden sanatçılar var ki. bunlann piyasada tutul- ması çok uzun yıllar ahnıştı. Tek kanal televizyonda müzik prog- ramlan genellikle stüdyoda üç parça de- korun önünde çekilirdi. Dış çekımler pa- halı olduğu için bazı özel günlerde sanat- çılar, bahar bayramını kutlayan öğrenci- ler gibi kırlara ya da birdeniz sahiline çı- kanlarak çekim yapılırdı. Klibin adının bile bilinmediği bu dö- nemde toplum olarak çok önem verdiği- miz Eurovision Şarkı Yanşmalan için di- ğer ülke televizyonlannda göstenme gi- recek seçihniş şarkımız için içeriğıne gö- re bir klip yapılırdı. Bu klıp de ülke tanı- tımına katkıda bulunsun dıye genellikle ya Boğaz da ya da tarihi harabelerde çe- kilirdi. TRTden yetişen müzik programı yapımcısı lzzet Öz, hazırlayıp sunduğu "Discovizyon", "Teleskop" ve "Sihirli Lamba" alışılmış stüdyo çekimleri yeri- ne değişik teknikler kullanarak ilk klip de- nemelerinibiranlamdayapıyordu. 1978 yılında Ipucu Beşlisi'nin "Heyecanlı" parçasını Oran tepelerinde çeken lzzet Öz, artık şarkj görüntülemedeki kuralla- n yıkıyordu. Ozel Tv'lerin etkisi 1970'lerin Türkiye toplumu tek kanal- da kendisine sunulanla yetinmek zorun- da kaldı. 1980'lerin sonu ile 1990'lann ilk yıllannda Türkiye, yasalar çiğnenerek de olsa ilk özel televizyonuna kavuştu. TRT'de ne kadar yasaklı sanatçı varsa bu özel televizyonda sabah akşam arz-ı en- dam etmeye başladı. Bu arada özel mü- zik programlan ve yerli diziler için ara- nan kadrolar astronomık ücretlerle Bir kliple şöhreti yakalayanlar Mirkelam (Her Gece) Tarkan (Kıl Oldum Abi) Serdar Ortaç (Karabıberim) ORafet El Roman (Seni Se O Hakan Taşıyan (Gözü OGrup Ayna (Şeyh Şamil) Dİsmail Türüt (Oflu Hoca) JGrup Laçın (Bekar Gezelım) QPiyasanın en ünlü klip yöneticilerf) O izzet Oz O Tayfun Dinçer O Mustafa Mayadağ O Mete Ozgencil Erol Kose O Omer Faruk Sorak O Abdullah Oğuz O Kıvanç Barıöniı O Umur Turagay TRT'den sağlandı. Devletin en tepe noktasından destek- lenen ilk özel televizyonu diğerleri izle- di. Özel televizyonlarla birlikte pop mü- zik patlaması yaşandı. 199 l'de Yonca Ev- dmik'in "Aböneyim Abone" parçasıyla başlayan bu patlamayla birlikte isimini bir ay sonra hatırlamayacağımız çok sayıda genç pop sanatçısı ekranlan istüa etti. Bu arada müzik programlanna çıkan yıldızlan artık stüdyolarda değil dış çe- kimlerde ve ünlü mankenlerin de rol al- dığı belli bir senaryosu da olan kliplerde izlemeye başladık. Umur Turagay 'ın Or- han Atasay'a çektiği "Gcmikr", Abdul- tahOğuz'un çektiği SibdAhş'ın u Adam", Izzet Oz'ün çektiği Nüüfer'ın "Şw v«p- ma" parçalannın kliplerini diğerleri iz- ledı. Böylece müzik dünyamız "Vîdeo Küp" kavTamı ile tanışmış oldu. Klibi günde en az beş kez yayımlanan sanatçı, bir hafta sonra ken- dini şöhret merdivenlerinin en tepesinde buluverdi. tzd, Çeük, Ozan Orhon, Yonca Evcimik, Harun Kolçak, .Aşkın N'ur Yengi, Bendeniz, Tarkan, Burak Kut Serdar Ortaç, Metin Arotat, Sertap Erener bu yeni yıldızlann en ünlülen. GûndelOkez ekrandalar Bir süre sonra sadece klip yayunlayan kanallanmız ol- du. Ünlü sanatçılann kJiple- rini 'beleş' yeni çıkanlan pa- rayla yayımlayan bu televiz- yonlarda renkli gözleri ve parlak yüzüyle a Kd Oidum Abi" diye kıvrak danslar ya- pan Tarkan, pijamaya ben- zeyen çizgili takımıyla so- kaldarda deliler gibi koşa- rak "Her Gece" şarkısıyla günde 10 kez ekrana gelen Mirkriam, esmeryüzüne uy- gun "Karabiberim" adlı oy- nak parçası eşlığinde oryan- tal dansı kadınlara taş çücar- tırcasına yapan SerdarOrtaç gibi starlanmız oldu. Bu yeni starlar sayesinde bütün dertlerirruzi unuttuk. Starlanmızın özel yaşamla- nylailgili haberlerinyanın- da yüksek enflasyon, teıor, iş- sizlik ve yolsuzJuk gibi ge- leneksel sorunlanmız sinek vızıltısı gibi kaldı. KHpler müağin önûnde Kliplerin hayal dünyasın- da gezinirken daha önce ol- mayan sorunlarla da bir an- da yüz yüze geldik. Bazı sa- natçılar televizyonlann klip- lerini yayımlamalan için ast- ronomik paralar istedigini söyleyerek "Klip çekmeye hayır" kampanyalan başla- tırİcen bazı sanatçılarve mü- zik eleştirmenleri klipteki görüntülerin müziğin önüne geçmesinden yakınmaya baş- ladı. Bu arada klibinin daha çok Lzlenmesi ve akılda ka- lıcı olması için erotik sahne- lere yer veren ve davetkâr bakışlarla "Neremi,Deremi'' diyen sanatçılann milli ahla- kı tehdit edip etmedi|ı konu- su gündemimizi aylarca meş- gul etti. Ancak bütün bu tar- tışmalara rağmen tüketici toplum olma yolunda azim- le ilerleyen necıp Türk mil- leti, klipsiz biryaşam düşün- mediğini rating oranlanyla ortaya koydu. lzzet Öz: Sektöründen binlerce insan ekmek yiyor... Maliyeti 20 bin dolara kadar ulaşan klipler var Türk TV'lerine klipler TRT ile girdiKJip sektörünün "fzzet Abi"sı, tzzet Öz, bugün gelinen noktadan şikayetçı. Öz en çok televızyonla- nn klipler için liste hazırlarken kıstaslannın belli olmamasından yakınıyor. -Tûrkiye'de klip çekimi sizinle başladı. İlk küp ömeklerini si>ah- bevaz tele\iz>onlarda ve TRT ça- nsıalnndagerçekieştirdiniz. Ogün- lerden bugünlere nasıl gelindi? İZZET ÖZ: Yıl 1975... Anka- ra TRTsinde göreve başladım. O zamanlar çok büyük stüdyolarda çekimler yapılıyor. Bu arada ka- meralar var. Kameralar, daha vi- deo kameralar yok. sadece 16 mm.lik film kameralanyla çekim yapıyoruz. Şu anda biliyorsunuz 16 mm çok moda. O zaman sade- ce 16 mm'lik kamera vardı. Ben de bir programa başlayacağım. programın adı "discovayon*. Bu programdayerlı besteleri ve söz ya- zımını teşvik etmek amacıyla biz- den olan sanatçılara programda yerveriyorum. Müziğin yanı sıra moda, fotoğraf, grafik ve dans gi- bi güzel sanatlan da renk olarak katıyoruz. Bız bunlan da filme çekıyoruz. Fılme çekerken elimi- ze çok az film venliyor. Şu anda- ki gibı bol bol film kullanmak yok. Bu bir kutu fılmle parça) ı görün- tülemek zorundayız. Parçayı gö- rüntülemek diyorum. Çünkü o za- man video klip dıye bir isim yok. Elimizde bir kutu fîlm olduğu için de bır şarkının görüntülenmesi için planlı programlı çahşıyor, çekece- gimiz şeyın senaryosunu yazıyo- ruz. Şarkıyı çekerken de sadece bir konser gibı değıl içine renkler at- mışsınız. Her yapılanla bu renk- lendirmeler de vavaş yavaş geliş- meye başlamış. O zamanlar fihn- ler siyah beyaz çekiliyordu. Hat- ta bazen çektiğin filnii yapıştıra- cak malzeme bulunmazdı, selo- bantla yapıştınrdık. Böylece mü- ziğin görüntülenmesi denen olay başlamış oldu. Bu gittikçe de ge- lişmeve başladı. -KBplerte flk kez 19901ı >ıllar- da tanışük. Nasıl ortaya çıkü? -1990"lı yıllann başında ise ar- tık bir sürü çekimler yapılıyordu. Programlann içine bir sürü renk- ler atıhyordu. Özel televizyonlar çıktı ve bu olaya bir sürû renk ka- tılmak istendi. Bunun örnekleri için de bizden baa işler istendi. Ben çok iyi anımsıyorum. Nilüfer'in "Yine j'eni yeniden" albümü çıka- caktı. bunun için Show TV benden beş parçalık bir program istedi. Ama bu beşi de çekilsin. Görün- tülenme mantığı ile çekilsin. Biz de bunları çektik. Hatta o sırada •Show yapma" 26 hafta kadar lis- te başında kaldı, bu parça Tûrki- ye'de ilk kez bir video klip ödülü- ne layık görüldü. O şekilde klıp ola- yı başlamış oldu. Okuldan yetişen bir sürü insana TRT'den aynlan- lar da eklendi ve klip yönetmenli- ği işi doğmuş oldu. "ftraldmdey1 - següçondadır"diyerek yolaçıkan ve bu işe başlayan insanlar da ol- du. Bu arada yetişmiş pınl pınl in- sanlan sektöre kazandırmak için lzzetÖz Protoction'ukurduk vebir dijital montaj seti aldık. Önce ay- yonız. Şu anda maliyet 14 bin do- lara çıktı. Şimdi kara kara düşü- nüyorum kimlere telefon ederek neyi nereden nasıl kısanz diye. Montaj için hiç bir ücret almamı- şız. Bir günde montaj yaparsak belki kazanırdık, ama biz bu iş için beş gün harcamışız. Yaptığın işin en iyi olmasını istıyoruz, ödün vermek istemiyoruz. Ben klıp işin- den büyük paralarkazanan bir şir- ket olamadım. Çünkü "İzzet abr diyorlar. böyle denince de akan •ir yılda bin 500 civannda klip çekildiğini belirten îzzet Öz "Bunlar üretilirken her bir çalışma için en az 10 kişi, normal çekimlerde 20-25 kişi, isterseniz bunu 500 kişiye kadar çıkarabilirsiniz" diyor. larca aleti tanımaya çalıştık ve biz bu aletle neler yapabileceğimizi öğrendik. tlk çalışmamızı Mirke- lam 'ın söylediği 'Hanralar' a yap- tık. Bugüne kadar yapılan bu ül- kede yapılan çok başanlı çalışma- lardan bir tanesidır. -Klip yönetmenlerinin çok ka- zandığı söyleniyor bu doğnı mu? - Şimdi elimizde bir çalışma var. Bu iş için bıze 10 bin dolar- lıkbır bütçe verildı. Ama yaptığı- mız işin de çok ıyı olmasını istı- sular duruyor. -Kliplerin20bin dolaraçeldldi- ğisöylenijür, buçokbüyük bir pa- ra değil mi? - Tabii tabii. Biz de 20 bin do- lara klip çektik. Kazandığımız da oldu, kazanmadığımız da. Bizde slikon grafik denen biralet var. Bu aletin editörü çok pahalı. Pahalı ol- duğu için insanlar bu aletle çalış- madan klip yapmak istiyor. -Bu sektörden ne kadarinsanek- mek vivor? - Oldukça fazla sayıda insan ek- mek yiyor. Bir yılda bin 500 klip herhalde çekiliyordur. Bunlar üre- tilirken her bir çalışma için en az 10 kişi, normal çekimlerde 20-25 kişi. istersenizbunu 500 kişiye ka- dar çıkarabilirsenız. -Kaç prodüksiyon şirketi var? - Çok şirket var. Şimdi şirket- ler bırleşmeye başladı. Sistemler degiştı. Gruplaşmalar başladı. Pa- ra yerine barter olayı kullanıhyor artık. Klip çekiyorsun, karşılığın- da parayerinekaset veriyor. Siz ka- set satarak klipin parasını kurtar- maya çalışryorsunuz. Bizi de o po- tanın içine sokmaya çalışıyorlar. -Klip sayesinde hakstz şohrcte ulaşan insanlar vuk mu? Bir klip yapıvor, ertesi gün şöhret olarak uyamyor. Bunu nasıldeğeriendiri- yorsunuz? - Doğrudur ve doğaldır. Bütün dünyada böyledir. Sadece benım ülkeme mahsus olan bir şey değil. Önemlı olan çıktıktan sonra ora- da kalabilmek. O kalıcılık da he- men üç günde olmuyor. Pınl pınl bir sürü sanatçı bir bakıyorsunuz eriyıp girmiş, o potada kaybol- muş. Çok ömeklerini gördük. Bak- sanıza. 20 yıl öncenin sanatçılan hâlâ bugün çok turuluyor. -KlipJerin para ile>-a>ımlanma- sı olavına ne divorsunuz? - Ben kliplerin para ile yayım- lanmasından ziyade listelerin ha- zırlanış şeklinden rahatsızım. Lis- telerin gerçek listeler olması ge- rekiyor. Benim davam bunlann para ile yayımlanıp yayımlanma- ması değil. Evet doğrudur. para ile yayımlıyorlar. Yeni bir sanatçı çıkrruş. "Ben senin klibini günde beşkezyayımlanm ama sen bunun karşıhğmda şu kadar para ödeye- ceksin. Bunu ödemenin nedeni de sen yenibir sanatçısın, senin şirke- tin de sana bir vaûnm yapmak is- tiyorsa reklam bedelioiarakda bu paravi ödeyecektir" deniyor. -Nedir bunun piyasası? Ben bir klip,vapöm.bunuya>Tmiaönakis- tiyonım, bunun altveüstMmiti ne- dir? - Çok iyi bilmiyorum ama duy- duğum kadanyla iki haftalık sü- reyle yayımlanması karşıhğında yaklaşık 7.500 dolar ile 10 bin dolardan başlayıp 15-25 bin do- lara kadar gidiyormuş. Listeler konusundaki rahatsızlığıma ge- lince, bazı televizyonlarda birta- kım sanatçılann kliplen hiç yayım- lanmaz, ama o sanatçının albüm satışlan üst sıralara kadar ulaş- mıştır. Birtakun listeleregirebil- mek için televizyonlarla bazı pazarlıklar yapmak zorundasınız- dır. PERŞEMBE ORHAN BURSALI Ekonomi, Basın, Güvence Birbüyük gazetemizde sevindirici bir başlık: °Eko- nomide işaretleriyi... Canlanma var... Dönüm nok- tasındayız... Herşeyhükûmetin izleyeceği politika- ya bağlı..." Söyleyen: IMF. Iç sayfada yine bir başka ekonomi haberi: Hazi- ne yine yüksek faize tesKm... Cumhuriyet ve diğer gazetelerden: Memura 6 aylık zam oranı; bütçede yüzde 10, ama hükümet yüzde 20 yapacak... Sonra iç sayfada bir başka habere geçiyoruz: Gazetelerin, TV'lerin ve Milli Piyango'nun düzenle- dikteri şans oyunlanna katılımda ve şans oyunlan- na yatınlan paralarda müthiş artışlar var. 63 trilyon ikramiye dağıtılmış. (Bunun iki üç katı da vatanda- şın cebinden çıkmıştır). Ekonominin ne durumda olduğu için şans oyun- lanna bakmak gerekmiyor. Herkes bunu kendi ya- şamından biliyor. Ama yine de şans oyunlan bir gösterge. Çalışan büyük çogunluk için ücretler dip- lerde seyrettiğinde, zengin olma umudunun bütün ticari türevlerine talep en yüksek noktaya vuruyor. • • • Gazetelerin promosyonlannın, normal promosyon sınıriannın üst sınırian zoriamasının nedeni de, eko- nomik pahalılık. Büyük gazetelerin satışlan 500- 600 binlerden 300 binlere doğru düşüyor. TV ile re- kabet, haltan gerçek gündemini izleyememe gibi ıle- ri sürülebilecek etkenlerin yanı sıra, bu düşüşte önemli bir etken, halkın alım gücünün düşüklüğü. Gazeteler, satışlan arttırmak için müşteriye, ga- zeteden daha önemli ve cazip maddi ödüller sun- mak zorunda kalıyoriar. Petrol istasyonlannda ve sü- permarketlerde bedava gazete dağıtımı da bunun bir parçası. Gazeteler, satış fiyatının yansından da- ha ucuza bu yeriere toptan veriliyor. Demek ki basın dünyasını esas kurtaracak olan, halkın rahatça gazete alabilecek maddi bir konu- ma yükseftilmesi ve sürekli bu konumda tutulabil- mesi. Bu nedenle halkın satın alma gücünü sürek- li yüksek tutacak politikalar izlenmesini sağlamak, halkın sürekli çıkartannı savunmak, gazetelerin ana politikalan olrnalı. Orta kesim ve attındakiler. ki hal- kın büyük kesimini oluşturuyor, gazete için cebin- den rahatça her gün 250 bin TL'yi çıkartabilecek bir maddi konuma geldiğinde, ana sonjn çözüme ka- vuşacak. Günde 1 milyon TL'ye daha büyük imkân- lann sunulduğu, paranın çok değerii olduğu. daha doğrusu paranın ortada olmadığı koşullarda, gaze- teler, gazete özelliklerini giderek daha zor koruya- bileceklerdir. O zaman da gelsin promosyonlann en büyükle- ri, gelsin banka satın almalar, bankalardan para ak- tarmalar, siyasi dalkavukluk ve sürekli hükümet yan- daşlıklan... Basın özgüriüğünün ve yansızlığının en kötü koşullan, işte bunlar, demek gerek. Halkın yaşam kalitesi düştüğünde, Fethullahçı- lık, şeriatçılık, din siyaseti de tıpkı promosyon ve pi- yango gibi, birer umut, cazibe ve kurtuluş merkez- teri, pariayan yıtdızlar olarak hep gündemde kalıyor- lar. ••• Almanya ilginç bir ülkedir. Ekonomik dengeleri ve sosyal ekonomi politikalan o kadar hassas kurul- muştur ki bir sosyal demokrat hükümet bile işba- şına geldiğinde kaynak bulmakta zorlanır. Vaat et- tiklerini gerçekleştirmek için, bütçelerde küçük ka- lem değişiklikleri ve küçük kısıtlamalaria kaynak yaratmaya çalışır. Bir merkez sağ hükümetin bile, ekonomide temel değişiklikler yapması çok zordur. Polrtikacının oyun alanı, sosyal dengeler, makro- ekonomik dengeler ve yasalarla sınıriıdır. O, sahip olduğu bu dar alanda harikalar yaratmak zorunda- dır. Ya bizde? Iktidariar, enflasyonun yüzde 70-80'lerde seyret- tiği ülkemizde, ömeğin memura altı aylık yüzde 10 zammı gerçekleştireceğini planlar. örgütsüz bu top- lumda bunu yapabilir de. Enflasyonu yüzde 200'lere tırmandıracak bütün kararian alabilir. Önünde hiçbir engel yoktur. Enflasyon - ücret zammı arasında müthiş oran- sızlık yaratabilir. Türkiye'nin dtş borcu ile ödeme gücü arasında her- hangi birilişki kurmaz ve düşünmez. Böylece ülke- yi, ekonomik ve siyaset olarak başına gelebilecek bütün dış yaptınmlara ve dayatmalara maruz bıra- kabilir. Bir katemde, bir kararia, bütün yandaşlannı ser- vet sahibi edebilir. Bütün bunlann temel nedeni, toplumun bütün kesimlerinin ekonomik çıkarlannı dengeleyecek, bu anlamda emeği de iktidara ortak edecek demok- rasinin kurum ve kurallanyla işlememesidir. Halk, politikacı karşısında savunmasızdır. 4 yılda bir seçim ise bu tür politikacılann ve po- Irtikalann sandıkta cezalandınlması için en iyi sis- tem değildir. Olmadığını, neredeyse bir nesile varan zaman kesiti içinde yaşadıklanmızla öğrendik. Halkın ekonomik çıkarian, anayasada, yasalarda da belirlenmelidir. Çünkü, Türkiye'nin istikran, ge- leceğimizin en büyük güvencesi, ekonomik duru- ma bağlıdır. Bu, salt bir siyasi tercihle altüst edilememelidir. Birsiyasi iktidann, Türkiye'yi ekonomik olarak di- be vurduracak politikalar izlemesini ve kararlar al- masını önleyecek sosyal güvenlik denge sistemleri olusturulmalıdır. Dünyanın en genç caz orkestrası Troya y da ANKAR4 (Cumhuriyçt Bürosu)-Troya antik ken- tinin odeonu yaklaşık iki binyıl sonra bu (perşem- be) akşam bir müzik şöle- nine tanık olacak. Dünya- nın en genç caz orkestrası Alman "BuJazzO" Tro- ya'da bir konser verecek. Alman Dışişleri Bakanlığı ile Goethe Enstitüsü'nün himayesi veDaimlerBenz firmasının desteğinde çe- şitli ülkelerde konser ve- ren orkestranın üyeleri 24 yasın altında. Dışişleri Ba- kanı Joschka Fischer'e gö- re her yıl birkaç ülkeyi do- laşan grup, Almanya'nın kuruluşunun 50. \e Berlin Duvan'nm yıkılışının 10. yılı dönümü nedeniyle programlanna Türkiye'yi özel olarak aldı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog