Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

17 HAZİRAN 1999 PERŞEMBE Yurtdışı Öğretim Burslan Prof. Dr. Kaya ÖZGEN İTÜMimarlık Fakültesi Y ÖK tarafından 24 nlmalıdır. Olkemizde var Maıtl999'dayapılan açıklamada. - Yurtdışına gönderilen 2 araşürma görevlisinden bi- rinin geri dönmediği, -Türtdye'nia burs miktar- lannda gelişmiş Batı ülkele- rine göre cömert davrana- rak kaynak israf edildiği be- lirtılmektedır Aynı açıklamada çarpıcı başka bilgiler de göze çarp- maktadır 1987-97 dönemın- de YÖK tarafindan 26 ülke- ye 3366 araştırma görevlisi. Milli Eğitim Bakanhğı'nca da I997'de 5 ülkeye 1005 öğrenci göndenlmiştir. YÖK'ün doktora ıçın gön- derdığı ögrencılerden ancak yansı (1482) eğıtımlenni ta- mamlayarak geri dönmüş- tür. Bu araştırma görevle- rinden 364'ü yüksek lisans derecesı almıştır, 309'u eğı- timini tamamlayarnadan ge- ri dönmüştür, 2047 öğren- ciden 1118'i doktora dere- cesi alabilmiştir. Böylece, kullanılan bunca kaynağa karşın ancak %50 verim aîı- nabildiği anlaşılmaktadır. Sonuç olarak büyük birkay- nak israfı söz konusudur Konuya ilişkin bır değer- lendirme daha önce de dıle getinlmıştir(28 Şubat 19%, Cumhuriyet). Konunun yu- kandaki bilgilerin ışıgında bir kez daha ele alınması ya- rarlı görünmektedir. Her şeyden önce görgü, bilgi edinmek ve yabancı dıl öğrenmek amacıyla yurtdı- şı gidışlerden destek kaldı- olan olanaklann ışıgında, yabancı dil öğrenmek ıçin yurtdışına eleman gönder- menın anlamı kalmamıştır. Yurtdışına gönderilecek adaylann öncelikle dıl en- gelini aşmış olmalan şart- tır. Yurtdışına yalnızca dok- tora ıçin öğrenci göndenl- melıdir. Bu öğrencılenn dok- tora konulan, yurdumuzda bulunmayan ya da sımrlı gö- rülen, ülkemizde yeterince gelişmemiş alanlardan se- çilmelıdir. Yüksek lisans için öğrencı göndermenin anla- mı/gereği yoktur. Bu olsa ol- sa, ıvedi öğretim elemanı ge- reksınimi bulunan yüksek meslekokullan ve eğitim fa- külteleri ıçin geçerli olabilir. Yurtdışına göndenlen araştırma görevlilerinin bü- yük bölümünün yenı kuru- lan üniversitelere bağlı ol- duklan bilinmektedir. Bu şe- kilde her alanda yurtdışına öğrenci gönderilmesı çok pahalı birçözümdür. Bunun yerine bu elemanlann çogu- nu çok daha ekonomik şekil- de büyük üniversitelerimiz- de yetiştirmek mümkündür. Böylece büyük birkaynak is- rafinın önüne geçilmış ola- caktır. Bu yoldan sağlana- cak tasarrufu çok daha ve- rimli/etkın kullanmak ola- naklıdır. Bunun ıçin en uy- gun çözüm. doktorasını ül- kemizde yapan araştırma gö- revlilerini 1 ya da 2 yıllığı- na doktora sonrası çalışma için yurtdışına göndermek- tır. 1 yıllığına bıle gönderil- seler, bu elemanlann ikinci yıl ıçin gerekli malı desteği gittiklen kurumdan sağla- malannda genellikle güçlük yoktur. Bu elemanlann dil sorunu yoktur (olmamalı- dır), araştırma yapmayı öğ- renmış olduklan için yurtdı- şında bu açıdan uyum so- runJan olmayacaknr. Bu yol- dan doktora araştırma gö- revlileri kısa demlebilecek sürede çok şey kazanarak geri dönmüş olacaklardır. Yetiştikleri kurumlara bağ- landıklan için bu elemanla- nn dönmeme riskleri de yok gibidır. Bu uygulamanın önemli biryaran da, bu ele- manlar ıçin yüksek olduğu bılınen öğretim harcına ge- rek olmamasıdır, yaşamak için verilecek ölçülü bir burs yeterlidır. Bu yoldan yurt- dışına gönderilecek 1 dok- tora öğrencisi yerine en az 5 doktorah arastırma görevli- si göndermek mümkün ve çok daha venmlıdır. Doktora için gönderilen ve doktorasını bitirerek dö- nen araştırma görevlilerinde de sorunlar yaşanmaktadır. Bu elemanlann bir bölümü, aradan geçen uzun süre so- nunda döndüklen kurum ya da üniversitelerde uyum so- runu çekmektedir. Bunlann bir bölümü de uygun çalış- ma ortamı bulamadıklann- da bir boşluk içıne düşmek- te, hatta doktora yapüklan ül- keye dönme yollannı aramaktadırlar. Böylece uy- gulamanın verimı daha da düşmektedir. EVET/HAYIR OKTAY AKBAL Fethullah Raporu Açıklansın! Telekulakçı emniyet görevlilerı işle- rinden uzaklaştırıldı. önemli kişilerete- lefon edenleri saptamışlar: Cumhur- başkanlığı'na, bakanlıklara ünlü ünsüz ışadamlannın, politikacılann başvurma- ları!.. Kimlerie, hangi konularda görüş- müşler? Orası belli değil! Belki de bel- li, ama açıklanmıyor ya da açıklama yapmaya vakit bulunamadı! Herkes her yeri arayabilir. Sayın De- mirel de böyle buyurdu: "Cumhurbaş- kanlığı'nı telefonla arayan insanlar çok- tur, ne çıkar bundan?" Bir şey çıkar Te- lefon eden ktşilerin kimlerie konuştu- ğu, ne konuştuğu!.. Işin en ilginç yanı, Ankara Emniyet görevlilerinin daha önce Fethullah Gü- len ve çevresi konusunda doksan say- falık bir rapor hazırladıklan!.. Bu rapor- daGülen 'cemaatinin 'tehlikeli oyunla- nn içinde olduğu; Şeyh Sait, Bahailer, Şeyh Bedrettin başkaldınlanna benzer bir yolun sorumlusu sayıldığı... Emniyetçilerin, Fethullah raporu doğ- ru dürüst açıklanmadan, bu konuda herhangi bir girişim başlatılmadan bir- denbire telekulak olayının patlak verme- si ya da verdirilmesi, yeni Içişleri Baka- nı, eski emniyetçiTantan'ın bır anda An- kara Emniyeti'ni altüst etmesi, Fethul- lah raporunu hazıriayan bir kadronun şu ya da bu yoldan teşkilat dışına atılma- sı!.. Şu, Fethullah kimdir, necidir, nasıl olmuş da bunca okulun, bunca serve- tin sahibi, yöneticisi olmuştur. Ikidebir, akıştıkça Amerikalılara grtmesi; yurtiçin- de ve dışında bir çeşit imparatorluk kur- ması hangi kaynağa, hangi güce dayan- maktadır? Bu kişi hakkında kitaplar da yazıldı, yazılar da yazıldı, ama ışin ger- çeği bir türiü ortaya çıkmadı. Bu konu nedense sıkı örtüler altında tutuluyor. Işi karıştıranların başı dertlere gıriyor!.. Geçen akşam Show TV'de Fethullah Hoca ile yapılan uzun bir konuşma var- dı: Kendisine yöneltilen soruların hep- sini yanıtladı... Cumhuriyet rejimınden yanaymış, Atatürk'ü severmiş falan!.. Ama Reha Muhtar, Türkiye'de, Orta As- ya'da büyük bır "imparatoriuğu" nasıl oluşturduğunu neden somnadı? Sıra- dan bir gezici vaiz birdenbire ülkenin en zengin, en örgütlü, en yaygın bir impa- ratoriuğunun başına nasıl geçebilmış- tir? Kimin yardımıyla, hangi iç ve dış desteklerle?.. "Cumhuriyet bir fazilet rejimidir" de- mişti Atatürk... Fethullah Bey de bunu yineliyor... Fazilet, yani erdem, her se- yin apaçık konuşulması, göruşülmesi- dir. Karanlıkta kalan ışler, düşünceler. ey- lemlertoplumayararsağlamaz. Bundan olsa olsa, belli kişiler ve çevreler çtkar- lannı doğrultuıiar. Işte, bir rapor hazır- lanmış, kjyısından köşesinden bir şey- ler öğreniyoruz, ama bu raporu hazır- layanlar sus-pus edilmişleri Yeni bakan geliyor, Ankara Emniyeti'nde bu rapo- ru hazırlayanları kapı dışan ediveriyori Bunu da kamuoyu onaytıyor, basın des- tekliyor, ama o rapordan söz etmek yok!.. Sık sık 'Ajoşgörü'den söz ediyor Fet- hullah Bey. O, bir hoşgörü havası baş- latmış, birtakım yazarlara, düşünüriere, gazetecilere, hatta Ecevh gibi devtet adamlanna ödüller verdirmiş! Ama bu hoşgörü isteği, özlemi yanlış yorumla- nıyormuş!.. Bir de 'Gazeteciler ve Yazartar Vakfı' var, bu eski vaizin kurduğu geliştirdiği... Bu vakıfta hangi gerçek yazarlar vardır, bilinmez! Toplantılar yapar, ödüller ve- rir. Bunlan alanlar da hiç sıkıntı duyma- dan hoca beyle el ele, kolkola resimler çektinmekten kaçınmaz! Ecevrt gibi po- litikacılar, "lyi tarikatlar da vardır" diye- rek gidip Fethullah'tan ödül almayı sa- kıncalı bulmaz. Sonunda bu eski vaizin faaliyetleri' konusunda rapor hazıriayan- lar kendilerini kapı dışında buluriar! Bahailer, Şeyh Sait'ler kadar tehlike- li sayılan yan gizli yan açık bir örgüt, iş- te böyle işlerinı yürütür!.. 1 1 Nissan Primera Special Edition Otomatiğe bağla faturayı götür Nissan arabayı! Sony TV 104 ekran Otomatiğe bağla faturayı götür Sony televizyonu! ICompaq bilgisayar Presario 2292 •A. " V Otomatiğe bağla faturayı götür Compaq bilgisayarı! Tiırkccll huur.ını/ı otoın.uik OJCIIK- t.ıliınarı vcrcrık odc\ ııı. Mipcr hcdiyelerin sahibi olun. } la/ir.ın k.ismı ayları arasindaki Iurkcı-I! taturalarını/ı oromatik öclcnu" talıınatıyla öd«.b \m, odcıiK' yapnjiını/ her fatura için ayn hır sans ka/anm. (Vak 20()()\lc yapılacak çckıliştc ludıyclcriııı/c kavıışun. Kanıpanyaya k.ıtılmak için fatııra ödfinelcrini/i otonıarik ödcme talimatıyla >'apı Krcdi, Pamukbank, İş Bankası, Vakıthank şubclcrindcn bınnc v.ıpnı.ını/ ucrcklı. Oromatik odemc ralinıatı ba^vıırularını/i I urkccl i Abonc NUTkı/ltrııu- dc vapabiln's'nı/. TURKCELL Iıırkıyc'mn ı;iivc'mlır. lıdcr CıSM opct\uörü w u \\ .tıırkcı"! Kam|Mnyaya kaolma {jıtlan: 1) TıukccU abonelerinin Hazıran ve Kasım lylan arasındaki faturalan kpn atd ıj boyuno yapöklan otomarik ödemelennın her bın arn birer kablma hakkı saglayacakoc Alo ayın sonunda TuıkcdU tarafmdan her ay ıçın bır adet (toplam aJtı adct) kanlımcı listesi oluşrurulacaknt Çekilif bu bsteter ûzennden yaptlacaktır. 2) 18 yaşından kuçûkler karopanyaya katılamazlat, kazansalar bile hediyelerini »hmaTİar KDV hanç butun vergıler kazanana aıtnr. 3) Kampanya 1.6.1999 - 30.11.1999 tanhien arasmda geçerlidir. 4) Çekili? 10.1.2000 tarihinde Tumer & Tümer Tanıtım A.Ş. Buyûkdere Cad. 52/2 Mccıdıyclcoy tstanbul adresmde, saat 10:30'da yapüacakor. S) Çeküi} soauçlan 1 3 . 0 0 0 0 tarihırtde Hurriyet ve Ak^aın gazeteleriruk yayınlanacakar. 6) Bu kampanya Mılb Pıyango tdaresı'oın B.07.I.MPİ.0.13.00.02/1106-4888 sayı ve 25.5.1999 tarıhiı iznıyle duzenlenmişür. 7) Bu kampanyaya Turkcell A.Ş. ve Türoer & Tümer Tanıtun A.Ş. ^ılnj»»l«n ve akrabalan kadlamazUr, kazansalar bile hedıyeknnı alamazUr. 8) Asıller için tüm evraklan tamamlarunış halde IOO bafrunı tanhi 2 8 . 0 0 0 0 , yedekler ıçin ton bafvuru tarihi 14.2JL000'dıjL 9) Asilleruı h?lrlnnı kullannuması durumunda sırası ile redek şanshlara PENCERE Kıyamet Yakın Kuran'ın Araf Suresi'nde yazan "Ey Muhammet!.. Sana kıyamet saatinin ne zaman gelip çataca- ğını soruyortar, de ki: 'Onu ancak Rabbim bilir...' Göklerin ve yerin, ağıriığını kaldıramayacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir. Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartılan ağırgelenler kurtulanlardır. Tartılan ha- fifgelenler, âyetlerimize yaptıklan haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır." Binailezinaarttı.. Eski deyişle "kıyamet alameti" sayılır bu, yeni deyişle "kıyamet göstergesi"d\r. "Gözün kamaştığı.. Ayın tutulduğu.. Güneş ve ay bir araya getirildiği zaman, işte o gün, insan 'kaçacak yer nerede' der... Hayır, artık bir sığınak yoktur." • Sığınak neresi?.. Denizlerin öldüğü, göllerin zehirlendiği, havanm pislendiği, ormanlann çölleştiği, doğanın tüketil- diği ve temiz besin üretilemediği bir vakitte insa- nın kaçacağı yer kalır mı?.. İnsan kendi kıyametini kendi elleriyle hazıria- yan akılsız bir yaratık... Kuran'dan başlayarak kutsal kitaplann yazdığı kıyametin eli kulağında... • Birkaç yıl önce Ingiltere'de "deli dana" olayı patlak verdi, sığırlann, öküzlerin, ineklerin etini yi- yenler, çarpılacaklar mıydı?.. Ardından Belçika'da- ki tavuklann başına bir iş getdi. Insanoğlu yemle- re öyle yapay maddeler katıyordu kı hayvanlan yi- yenler kanser hastalığına yakalanıyoıîardı. Yine Belçika'da kolalı içkilere alıştırılan çocuklar has- talandılar; kolalı içkiler yasaklandı. Çernobil'de nükleer santral kazaya uğrayınca çay içmek teh- likeli bir olaya dönüştü. Kâr hırsıyla güdülenen insanlar, sebzeleri ve meyveleri şişirip çoğaltmak için hormonlu üretim sapkınlığına başvuruyorlar; denizlerin dibinde bi- rikiyor zehirli atıklar uzayda kara delikler açılıyor; göğün rengi değişti, sanmtırak birsis ortalığı sar- dı; soluk alıp vermek güçleşiyor. İnsanlar doğayı tüketiyorlar, sanayi atıklannı tü- ketemiyorlar... • Tahtına kurulmuş süper dünya egemeni, ateş- ten yaratılmış şeytan gibi buyuruyor - Tüketeceksin!.. Hayır, şeytanın iğvası değil bu, "tüketim toplu- mu modeli"n\n düzeni!.. Markalar tezgâhlarda uçuşacak, birbiriyle yanş edecek, insanlar gerek- siz mallan kapışacak; toplumda saygınlık, tüket- mekle özdeşleşecek!.. Lüks tüketim çılgınlığı, uy- gar diye damgalanan zengin ülkelerı tımarhane- ye dönüştürecek!.. Tüketim için üretim" amacıy- la doğayı öylesine sömüreceksin ki doğal kay- naklar kuruyacak, zehirlenecek, yok edilecek... • Dünya küresel pazara dönüştü... Pazarın yasası tüketim... . Dünya tükeniyor. • - . — - * Kuran'ın Araf Suresi'nde ne yazıyor "Sana kı- yamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soru- yorlar. Göklerin ve yerin ağıriığını kaldıramayaca- ğı o saaf, sizlere ansızın gelecektir." O saat ansızın gelmiyor... Göz göre göre geliyor. Cumhuriyet k ı t a p 1 a r ı tlhan Selçuk ENEL HAKK'IN HAKKI Alev ı - Bektaşı toplumunun kor kuyulardan yükselen çığlığına "PENCERE"sıni ardına dek açan llhan Selçuk'un son yapm. Bu kıtapta resmı ıdeolojıyle aynı paralelde debelenen a>dm duyarsızlığına yûz venlmıyor Halk dalkavııkJuğu da yok. Bu kitap, konuya yakından tutulan bir ışıldak. Çağ Pazartama A.Ş Tûrkocağı Cad. No:39/41 (34334)CağaJo9lu-lstanbul Te( (212)514 0196 Osman Şengezer BENCE DEKORVEKOSTÜM 128 sayfa, kuşe kağıda basılı, şömızli Maket, eskiz, proje, tasanm yonunlan, sahne fotoğraflan ile opera, bale, tiyatro dekor ve kostümleri konusunda bir ilk kitap. Genel Dağrtım.ÖNEL YAYINCIUK Istıklal Cad. Bekar Sok. 9/1 Taksim Tel.(0212) 252 74 16 Faks:(0212)252 74 17
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog