Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

17HAZİRAN 1999 PERŞEMBE • • • • CUMHURtYET SAYFA HABERLERİN DEVAM fWKIYE Istanbul PB 28 Sinop A 23 Adana A 33 Edırne PB 30 Samsun A 26 Mersin A 29 Kocaelı PB 29 Trabzon Çanakkale PB 29 Giresun Izmir  32 Ankara A 23 Diyarbakır A 36 _A 24 Şanhurfa A 36 A 33 Manısa A 27 Mardin A 33 Eskışehir A 26 Sıirt A 33 Aydın A 35 Konya Denızli A 36 Sıvas A 25 Hakkârı PB 28 A 24 Van PB 23 Zonguldak A 24 Antalya A 33 Kars Y 21 o*?* Parçalı bulutlu Yurdun kuzeydoğu kesimleri parçalı bu- lutlu, Doğu Anado- lu'nun kuzeydoğusu sağanak yağışlı, di- ğer yerler az bulutlu ve açık geçecek. Hava sıcaklığı arta- cak. Rüzgâr kuzey ve batı yönlerden hafif ara sıra orta kuvvette esecek. DIS MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Y Y PB Y Y PB PB PB 18 25 22 23 21 24 25 27 Münih Y 25 Zürıh Beriın Budapeşte Madrid Viyana Bekjrad Sofya Roma Atina Y Y Y Y Y Y Y PB 24 25 29 21 26 22 24 32 Y 20 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Katiire Y A PB Y PB Y PB A 25 25 22 22 26 22 23 34 A 36 k Çok bulutlu Yagmurkj Kartı Sultı kar , Gök günjttıiKı GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafi 1. Sayfada pura, trene bedavaya biniyor. Uçak biletini indirim- li alıyor, telefonun yansını ödüyor. Gazeteciler ünlü firmalann yurtdışı gezilerinde yiyor, içiyor, beş para ödemiyor.' Kısıtlı da olsa mesleğimizle ilgiii bu özeleştiri il- gi çekiyor. Ammaveiakin ve ancaaak! Bir eksik göze çarpı- yor: Cumhurbaşkanı Demiret, günlük yurtiçi gezile- rine ek olarak yıllardır her ay sürekli ve düzenli ola- rak yurtdışına çıkıyor. Her geziye Sultan Süteyman'ın seferlerini arat- mayan görkemli bır heyetle gidiyor. Heyetin 20'ye yakın üyesi gazeteci. Belirli isim- ler, belirli gazeteler. Cumhurbaşkanı'nın gezilerine katılan gazeteci- ler uçağa bedava biniyor. Gittikleri ülkede beş yıldızlı otellerde kalıyor; yi- yor, içiyor ve beş kuruş ödemiyorlar. Çoğu zaman gidilen yabancı kentte büyükelçi- lerin kıraladıklan minibüslerden yararianıyortar. Star, özel türden gezileri haklı olarak "Bu, biray- ncahktır" diye yorumluyor. "Görevi, vatandaşın hakkını savunmak olan gazetecinin böyle bir ayn- calık içinde olmasını" kabullenemiyor. Pekiama Cumhurbaşkanı'nın devlet olanaklan- nı gazeteciye ücretsiz sunması hangi kategoriye gi- riyor? Beş kuruş ödemeden gezilere alınan gazeteci- lerin giderlerini hangi devlet kuruluşu ödüyor? ör- neğin Dışişleri mi? Köşk mü? Bu sorulara yetkili- lerden doyurucu yanıt alınamıyor. Çankaya'nın sağladığı bedavacılıktan sıkılan ki- mi arkadaşlar "geziye katılan işadamlanndan alı- nan büyük meblağlardan gazeteci giderlehnin kar- şılandığı" gibi -doğrusu- etik açıdan yadırganan bir açıklama yapıyoriar. Çankaya, "Ben Köşk'üm, nesöylerneyaparsam doğrudur" havasında. Hükümet "Köşk'e kanşıl- mamasına" yanlı. Tasarrufa riayetten söz eden Cumhurbaşkanı'nın günlük hizmetlerinin faturası hayli yüksek. Yurtiçindeki helikopter, uçak, taşıt giderteri ne- dir? Yurtdışı gezilerdeki dövizli giderier nasıl kar- şılanıyor?.. Soran yok. Tabii yanıtlayan da.. Ya şunlar? Onca gazeteciyi beraberinde taşımaktaki amaç, olsa olsa şu olabilir: Uçakta güncel olaylaıia ilgiii görüşler söylemek ve gündemde kalmayı sağla- mak! "Baba" bugün "tercihli gazetecileri" ile Moldo- va yollarında. Bakalım, içinden çıkılmaz duruma gelmesinde başlıca rol sahibi olduğu emeklilik yaşı üzennde "özeleştiri"yapacak mı? Turgut Özal, 1986'da emekli yaşını kademeli olarak kadında 55, erkekte 60'a getirdi. Siyasal yasaktan yeni çıkmış, 7. kez iktidar ara- yan Demirel, 1991 seçimlerinde "Ne olursan, kim olursan gel ve bana oy ver" diye yollarda. Bol va- atleri arasında emekli yaşını indirmek de var. Seçim sonucu, yüzde 27 oyla birinci parti, Er- dal inönü desteğiyle iktidar. Faturalanödemekza- manı geldi çattı. Şubat 1992'de emekli yaşını kadında 38'e, er- kekte 43'e indirdi. Bugün başta IMF, herkes karşıda. Hükümetler bu konuda "çabalama kaptan" rolünde. Her konuda, her gün konuşan Çankaya'dan ses yok! Siyasal yanıyla bugünkü çıkmazın başlangıç ta- rihini irdeleyen ekonomi yazarları -ömeğin Osman Ulagay-, "Demirel başkanlığındaki DYP-SHP hü- kümetinin gerekii reformlan yapacağına durumu idare etmeyi tercih ettiğini; emeklilik yaşı düşürü- lerek sosyal güvenlik sistemindeki çıkmazın daha da ağıriaştınldığınr yazıyorlar. Tabii bu doğrulan soracak olursanız "Baba "ya: Geçmişi yadsıyarak öyle rakamlı bir mantık ser- gilerki.. Kendi dışında herkes sorumlu çıkari Coca Cola krizi • Baştarafi 1. Sayfada CocaCola,CocaCola Light Fanta ve Sprite ürünlerinin saüşnu askiya ahnayı karar- lasordT dedi. A\Tupa'daki skandalın Türkiye'deki Coca Cola ûrünleri için söz konusu olup olmadığını sorduğu- muz Coca Cola Güney Av- rasya Bölûmü Halkla llişlri- ler Direktörû Gürtay Kıp- çak, Tûrkiye'deki ürünlerin- de böyle bir sorunun yaşan- masının mûmkün olmadığı- nı söyledi. Laboratuvarlara gönderilen ömeklerin test sonuçlannda, Coca Co- la"nın Belçika'daki ürünle- rinde iki ayn kalite sorunu saptandığını söyleyen Kıp- çak, "Her ikisorundasade- ce Belçika ile sınırİL Dünya- nm diger ûlkekrinde üreti- len ürünlerie hiç bir flgisi yok" dedi. Kıpçak, sorunlar- dan ilkinin Antvverp şişele- me tesisindeki şişelerin üre- tıminde kullanılan karbon- dioksit gazının bozukluğun- dan kaynaklandığını belirte- rek şunları söyledi: 'Tadı bozulur' "Testler, buradaki şişeie- rin ünetiminde kuUandan karbondioksit ganmn bozuk olduğunu, bu nedenle de şi- şelerin içindeki ürünkrin ta- dını bozduğunu ortaya koy- du. Bozuk karbondioksitsa- dece Antvverp tessinde, be- HrB bir süre içinde üretflen şjşelerdeki ûrünlerietkfledL" Avrupa'nm b\rçok bölgesi- ne dağıtımın yapıldığı Dur- kirk kentinde üretılen Coca Cola'nın, kutu ürûnlerinden gelen kokuyu ise Kıpçak şöyle açıkladı: "Bu koku- nun Belçika dağıüm stste- minde tahta paJeÖerinin izo- lasyonunda kuDanılan bir maddeden kaynaklandığını buktuk. Kutulann dış yüze- yinde bir koku var. Ürünûn içinde bir sonın yok." Belçika'daki olayın Tür- kiye'de yaşanmasının mûm- kün olmadığını söyleyen Kıpçak, "Coca Cola'nın Türkiye'deki üretimi yerel kaynaklar kullanılarak ya- prfmakta. Sadece konsantre ithalatı yapdıyor onun dışın- da Ürethnde kııllanılan şişe- ler, kutular, karbondioksit gan ve diğer malzemeler Türkiye'de temin edüryor" dedi. Kıpçak, Tûrkiye'deki Coca Cola kutulannı ûreten fırmalardan birinin Mani-' sa'da Macanco ve Izmit'te CMB şirketi olduğunu söy- lerken şişeleri de Şişecam'ın ürettigini belirtti. Geçen yıl cirosu 18.8 milyardolar olan Coca Cola'nın kimi bölge- lerde satışlannın genlediği belirtilirken içecek sektö- ründe liderliğinin sarsıldığı- na dikkat çekiliyor. Kosova'nın imarma destekANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Kosova'nın yeniden yapılanması ıçın gerekii olan 20 milyar do- laruk iş hacminden yararlanmak isteyen Türkiye, yann ilgiii tûm kunımlannın kablacağı bir toplan- uyla gerekii önlemleri alacagını açıkladı. Başbakan Bülent Ecevit, Türkiye'nın Kosova'nın yeniden imarını sağlamak için elinden geleni yapacağını, bölgede gûvenliğin sağlanmasının ardından göç- menlerin evlerine dönebileceklerini kaydetti. Uluslararası şiıketler, Kosova'da banşın sağlan- masının ardından gündeme gelen yeniden imarla ilgiii çahşmalannı hızla sürdürürken, Türkiye bu konuda geride kalıyor. Kosova'da banş gücü bulun- duran ülkeler, Kosovalı Arnavut yetkılilerle bölge- nin yeniden imanna ılişkın görüşmelere başlarken, Türkiye'nin gerekii koordinasyonu sağlayamama- sı eleştiri konusu oldu. Başbakan Ecevit, Türki- ye'nin bu konu üzerine düşeceğıni belirtirken, Dı- şişleri, Bayındırlık bakanlıklan başta olmak üzere ilgiii kurumlann ancak yann toplanarak gerekii önlemleri alacaklan bildinldi Ecevit, dün gazetecilerin konuyla Ugili sorula- nnı yanıtlarken, savaşın tam sona ermiş sayılama- yacağını, uygar uısanlığın Kosova'daki yaralan sar- madan göçmenlerin evlenne dönmesinin uygun ol- mayacağını bıldirdi. Ecevit şunlan söyledi: "Kosova krizi boyunca Türkiye çok kararh ve olıımlu bir tutum LdedL Şimdi kısa sürede güven- lik sorunu çözüme ulaşır ulaşmaz Kosova'nın ima- n ve dolayısıyia Koso\a'dan göç etınek zorunda ka- laniann yuvalanna geri dönmeleri için gerekii ça- l^malar yapılacakör. Tabii bunun için bir uluslara- rası dayanışma gerekii Türkiye de o dayanışnıaya elinden gelen katkıyı japacakür." Imar için uluslararası fon G-8 dışişleri bakanlannın geçen hafta yaptıkla- n toplantıda, bölgenın yeniden imannın gerçek- leşmesi için uluslararası bir fon oluşturulması ve ülkelerin buna yapacaklan katkıyı bildirmeleri ıs- tenmişti. Türkiye de, Balkan ülkelerinin ortak ha- reket etmelerini saglamak için bir Balkan Şarü'nın imzalanmasını ve Kosova'ya yönelik ortak bir ha- reket izlenmesini önermişti. Türkiye, gerekirse uluslararası düzeyde yapılacak toplantıyla Kosova konusunun kapsamlı ele ahnması çagnsım yap- mıştı. Dışişleri BakanlığıSözcüVeküiSerroetAtacan- Kosova: Büyük sorunlar yvuııağı • Baştarafi 1. Sayfada turan, ABD liderliğindeki NATO it- tifaJa ile UC^ arasında biri kısa dö- nemde yerel denetimler üzerinde, diğeri de Kosova'nın bağımsızhğı- na ilişkin uzun dönemli birproje te- melinde iki potansiyel çatışma ala- nı oluştu Banş anlaşmasmın UÇK'nin "denyfitari»" (silahsızlandırma de- ğil) edilmesini amaçladığı, UCK'nin banş anlaşmasından hoş- nutolmadığı düşünüldüğünde, NA- TO ile UÇK arasında kolaylıkla pat- layıcı bir ortamın oluşabıleceği söy- lenebilir. Rusya gûcûnü arttıracak NATO ile UÇK arasmdaki olası bir sürtüşme. yerel bir sorun olmak- tan öteye geçmez. Ancak NATO ile Rusya arasındakı bir sürtüşme uzun dönemli. küresel bir saflaşmanın di- namiklennı içeriyor Bu dînamîlüe- rin olası dışavurumlanna ilişkin ilk işaretler belirmeye başladı bile. ör- neğin hafta sonunda Rusya G7 gru- bu ile görüşecek, ama bu görüşme- nin öncesinde çarşamba günü Wall Street Journal'in bildirdiğine göre Batı'dan gelecek olası bir saldınya karşı hazırlanmış bir "savaşoyunla- n " planlaması yapıhyor. Çeşitli kaynaklar, Rusva'nın Koso^-a'daki gûcûnü 9000 askere çıkarmayı plan- ladığını. bu amaçla Doğu Avrupalı komşulanna, örneğin Macaristan ve Bulgaristan'a hava sahalannı. kara- yollanm, hatta limanlannı kullan- masına izm vermeleri için giderek sertleşen birdille baskı yaptığını bil- diriyorlar. Tüm bu sorunîara ek olarak Ko- sova'nın işgal edilmeye başlamasıy- la tetiği çekilen sürecin, hem Rus- ya'da hem de NATO ittifakı içinde istikrarsızhk yaratıcı eğilimleri de harekete geçirdiğini görmek müm- kün. Rusya'da Kosova'ya girişi ger- çekleştiren generale madalya veril- mesinden, Rusya'nm Kosova'da varhğının, 12.000 askeri olan îngil- tere'den sonra ikinci güç olacak bir şekilde arttırmayı planladığını açık- lamasından sonra, Kremlin'de ordu- nun etkisinin artmaya başladığı yo- lundaki spekülasyonlarda bir yo- ğunlaşma gözleniyor. Yetean'in, Rusya eliti içinde Ba- tı'ya açık liberal kesimle, içe dönük, Rusya'nıneski gücünü özleyen mü- liyetçiler arasında bir denge tuttur- maya çalışuicen orduya giderek da- ha fazla hareket alanı açtığına, bu- nun da ordunun kendi kendtne dav- ranma eğilimini güçlendirdiğine işaret ediliyor. NATO-Çin yakınlaşması Rusya'nın Baü'ya, özellikle de NATO'ya karşı konuşlanma süreci- nin hızlandığını. hatta Çin'le yakın- laşma eğilimlerinin güçlendiğini düşünenlerüı sayısı da hızla artıyor. Diger taraftan NATO ittifeklan, ör- neğin Fransız komutanlar, Rus- ya'nın elde ettiği diplomatik zafer- den, giderek daha belırgin bir bi- çimde ABD yönetimini sorumlutu- tuyor. Eleştiriler, ABD yönetiminin Kosova'ya önce girmek için îngüiz ve Fransız birliklerini geciktirmesi, Rusya ile ilişkilerinde her şeyini Yeltsin'in iktidarda kalmasına bağ- laması, bu yüzden gelen açıklama- lan Yeltsin'in gerçeği söylemediği belliyken büe kabul etme eğilimin- de olması gibi lconularda yoğunla- şıyor. Bu sırada eski milli güvenlik danışmanlanndan Zbignievv Brze- zinski'mn pazartesi günü Wall Stre- et Journal'da yayımlanan yonı- munun gösterdiğı gibi ABD savun- ma çevTelerinde de Rusya'ya karşı daha katı bir tutum alınmasını iste- yenlerin sayısı giderek yükseliyor. Türidye'den G-81ere Kıbrıs resti B Baştarafi 1. Sayfada malar yaşanabilir. Türkiye oiarak dışa- ndan müdahakye izin vermeyece^z" diye konuştu. Türkiye, Yunanistan ve Kıbnslı Türkler ile Rumlar arasında on yıllar- dır süren Kıbns sorunu, dünyanın en gelişmiş 7 ülkesi ile Rusya'nın bulun- duğu G-8 örgütünün de ilgi alanına gir- di. Türkiye ise G-8'in bu konudaki gi- nşimlennden memnuniyet duymadı- ğını açıkladı. G-8 örgütünün dışişleri bakanlannın geçen haftalarda yaptık- lan bir toplantıda, "Bhieşmiş Milletler Genel Sekreteri Kıbns'taki taraflan önkoşuisuz olarakgörüşmeye davet et- mes" karan alınmıştı. 57. hükümetin Kıbns işlerinden sorumlu Devlet Ba- kanı Gürel, Cumhuriyet'e yaptığı açıklamada, G-8 girişiminin pratik ya- rarlan olmayacağını belirterek "Ko- nuyu gerçekkriyie değerlendiren bir karar değfl. Önkoşuisuz görüşme ol- sun diyorlar, fakat önkoşuisuz görüş- meye Sayın Denktaş hiçbir şekilde yak- laşnuyor ve biz Sayın Denktaş'ın tutu- munudestekliyoruz" dedi. Türkiye ve KKTC'nin iki" devletlilik ve konfede- rasyon için görüşme yapılmasına yo- nelık koşullan olduğunu belirten Gü- rel şu görüşleri iletti: "Bir görüşme masası var, görüşme masasına doğru giderken iki taraflan bir tanesine 'Sen devletsin' deniyor, öbür tarafa 'Sen hiçbir seysin' deniyor. Ama 'Masaya oturun. masada eşıt olacaksınız' deni- yor. Masaya eşit olarak oturuyorlar, a- ma kalkınca yine bir taraf devlet ola- rak kaOayor, öbür taraf hiçbir şey ola- rak kalkıyor. O zaman masaya otur- manın ne anlamı var?" Gürel: B M yeni girişimi zorlamadı Kıbns sorununun çözümü için doğ- ru yöntemin BM Genel Sekreteri'nin girişiminin sürmesi olduğunu anlatan Gürel. "Ama bu güişimin de tabii Od tarafin nzasıyla devam eden bir girişün çerçevesi. Dolayisıyla nasıl devam ede- Hollanda veAvusturya tavııkları da zehitiiçıktı Ekonomi Servisi - Belçika*dan sonra Hollanda ve Avusturya'da üretilen tavuk ve yan ürünlerinde de kansere yol açan dioksin maddesi saptandı. Almanya'nın Hollanda kökenli tavuk ûrünleri üzerin- de yapüğı araştınııada, gıda ürünlerinde 5?oğun miktarda dioksin maddesine rast- landı. AJmanya'dan gelen haberler üze- rine Hollanda Sağlık Bakanlığı da hare- kete geçerek ülkede 15 Ocak ile 15 Ha- ziran arasında üretilen tüm tavuk ürün- lerinin kontrol ediieceğini açıkladı. Hol- landa'dan Almanya'ya ithal edilentavuk ürünlerinde dioksin bulunması üzerine piyasadaki ünûnleıin tekrar gözden ge- çirilecegı açıklandı. Birçokyanetkisivar Bu arada Dünya Sağlık Orgütü'negö- re, yüksek düzeyde dioksin maddesi in- san sağlığı üzerinde kısa dönemde, de- ride yara oluşumu ve karaciğerin işlev- lerinde azalma, uzun dönemde ise bağı- şıklık sisteminin, sinir sisteminin ve vü- cut yenileme ışlevlerinin zayıflatılması gibi etkıleri bulunuyor. Hollanda'dan sonra Avusturya'da bu- lunan bir hayv'an yemi fabrikasmda da kanserli dioksin maddesine rastlandığı bildinldi. AB Komisyonu'nun tanm işlerinden sorumlu üyesi Franz Fischkr, Avustur- ya'nın bu konuda AB nezdinde uyanda buhmduğunu betirterek olayla ilgiii so- ruşturmanın sürdüğünü söyledi. Yeri ve ismj açıklanmayanfebrikadanalınan nu- munelerm normalin üstünde dioksin miktannı gösterdigini belirten Fischler, ^ k ceği hem genel sekreterin tutumuna bağb hem de iki tarafin benimseyeceği bir yolun tutulmasına bağlı" diye ko- nuştu. Gürel, BM'nın son dönenîlerde- ki etkisizliği ile ilgiii olarak da BM'nin yapılacak bır şey olmadığını gördüğü- nü, dolayısıyla yeni bir girişimi zorla- madığını söyledi. Gürel, ABD ile Türkiye arasında son dönemlerde iyi ilişkiler olduğunun. Başkan Bill Clinton'ın Başbakan Bü- lent Ecevit'i doğrudan telefon ederek davet ettiğinin ve VVashington yöneti- minin gündemindeki en önemli konu- lardan birinin de Kıbns olduğunun anımsatuması üzerine, "Türkiyedenin- ce yalmz Kıbns akla gelmemeli Türki- ye bölgede istikrann, banşın teminat ohnuş bir devlet Doiayısa>1a bu da her- hakfe ABDtarafindan değeriendirflme- si gerekir. Türkiye > alnız Kıbns konu- suyla büükte düşünülen devlet olmak- tan çıkmah arok" dedi. Ecevit'in bü- yük olasılıkla eylül ayında gerçekleşti- receği Washington ziyaretinde, Başkan Clinton'ın Kıbns konusun- da Türkiye'den ödün verme- sini isteyeceği kaydediliyor. 57. hükümet ise Türkiye'nin Kıbns'ta ödün vermesinin olanaklı olmadığını, ancak geçmiş hükümetler zama- nında uygulanan yanlış po- linkalarnedeniyîe Batı ülke- lerinde böyle bir görüşün oluştuğunu vurguluyor. ç gerekl<HdHBİerataıdı"dedi. Belçika'da Verkest Fabrikasrnın kanserli dioksin maddesinm bulaştığı hayvan yağlannı piyasaya sünnesiyle ortaya çıkan ve i- ki bakanın istifasma yol açan skandal- da, şimdiye kadar Belçika'da 10, Fran- sa'da ve Hollanda'da birer hayvan yemi fabrikasmda dioksin maddesine rastlan- dı. Bu arada Rusya da "dioksin*' skan- dalı yüzünden Belçika'dan etve sütûrün- leri ithalini yasakladı. h, dün düzenledıği basın toplanüsında, konuyla il- giii sorular üzerine Türkiye'nin üzerine düşeni ya- pacağını söyledi. Uluslararası camianın Kosova için daha fazla katkıda bulunması gerektığını be- lirten Atacanlı, Türk bırliklerinin bölgeye ne zaman ulaşacağı konusundaki sorulan da yanıtladı. Ata- canlı, Buigaristan ve NATO arasuıdaki temaslann sürdüğünü, bu görüşmelerin ardından Türk birlik- lennin en kısa sürede görev yapacaklan bölgeye ulaşacaklannı kaydetti. Atacanh, Türk birliklerinin nerede göre\ yapacaklan konusunda herhangi bir kesuüik oluşmadığını, NATO'nun vereceği göre- vin beklendiğıni söyledi. Dışişleri Bakanı Ismail Cem ise geçen gün yaptığı açıklamada Türk birlik- lerinin Priştine'de karargâhta görev yapmalannın beklendiğini bildirmişti. Türkiye, KFOR olarak bi- linen banş gücüne 987 kişilik taburla katılacak. Ecevit dün akşam katıldığı tngiltere Büyükel- çiliği'nin resepsıyonunda, Kosova'ya gönderile- cek Tüık büiiğine ilişkin bir soru üzerine Buiga- ristan ile NATO makamlan arasında müzakerenın sürdüğünü kaydetti. Ecevit, Türk birliğinin ABD'nin sorumluluğu altındaki bölgeye konuş- landınlacağını söyledi. DenizciHk Bakanlığı zorunlu oldu LEYLA TAVŞANOĞLU Türkiye'nin denizcilik gücünü geliştirememesinin düzgün politikalar oluştu- rulmamasından kaynaklan- dığı özeleştirisi giderek güç- leniyor. Denizciliğin sadece ulaştırma değil, güvenlik, ekonomık ve uluslararası bir faaliyet olduğu bılinci yer- leşmeye başladı gibi görü- nüyor. Cok önemli bir nok- ta da artık Türkiye'de De- nizcilik Bakanlığı kurulma- sı zorunluluğunun anlaşıl- ması. Harp Akademileri Komutanhğı'nca düzenle- nen İkinci Türk Denizcilik Gücü Sempozyumu'ndako- nuşmacılar, amfibik gücün önemine dikkat çektiler. Bu konuda ağırlık kazanan gö- rüşşöyleydi: "ÖzeUikleEge Denizi'nde amfibik güce sa- hip olunmalıdır. Deniz Kuv- vetieri'nin kaynaklan suur- bdır. Şu anda 1954 yapımı ve ABD deniz gücünde 20 yıl kullanılmış gemiler. Türk Deniz Kuvvetleri'nin envan- terindedir.*" Dikkat çeken bir nokta da ûlkemizde deniz ticaret fi- losunun, benimsenen hatalı mali ve ekonomik politika- lar nedeniyle zayıflamasıy- dı. Bu konuda Deniz Ticaret Odası Meclıs Başkanı şu tepkilı konuşmayı yapö: "2000 >ılı için deniz tica- ret filosunun 15 milyon DVVT'y-e cıkanlması ve 10 mflyar dolar gettr elde edfl- mesi hedeflenmiştL Oysa şu andafuo9J milyon DWT'ye düştü. Tuzla'daki gemi inşa tesisleri birer birer kapanı- yor. Sivfl bürokrasiııin göre- mediğini Silahlı Kuv^ctkr tespit ederek bu sempoz- yumlan düzenliyor. Bir Türk vatandaşı olarak bun- dan gurur duyuyonım. Bu- gün denizcinkte eriyoruz." Bunun üzerine denizci- likten sorumlu Devlet Baka- nı Prof. Rama/an Mirzaog- lu, hükümetin acil günde- minde söz konusu vergi de- ğişikliğinın bulunduğu ya- nıtını verdi. Ulaşürma politikası Prof. Mümtaz Soysal ise denizcilik gücünün gelişme- mesinin nedeninin düzgün bir ulaştınna politikası ya- pılmaması olduğuna dikkat çekti. Soysal, deniz ticareti ve deniz gücü konusunda da şunoktalanvurguladı: "Biz de Yunanistan gibi çok bü- yük bir deniz ticaret filoşu- na sahip olabümeliydik. Öte yandan Aksaz'da deniz üssü daha yeni kuruldu. tz- mir'den doğuya hiçbir tersa- ne, deniz üssü yok. Kıbns'ta bir gerginHk olsa oraya de- nizden seyirci olarak intikal edeceğiz. Orada kuvvetmer- kezi oluşturmak gerekiyor- du. Bu neden yapümadı?r Bu soruya yanıtı Kuzey Deniz Saha Komutanı Ko- ramiral Atilla Kıyat verdi: "Soğuk savaş döneminde 'kuzey' tehdidine karşı ko- nuşlanmışnk. Gölcük ana üssümüzdü. Öbür üsler Ba- tı Karadeniz'deydi. Bugün durum değiştL Kuvvetlerin büyük bölümü Aksaz üssün- de konuşlandınlıyor. Sürat- le Ege ve Akdeniz'e açüdık. Buna devam edeceğiz.'' ABD haarük yapıyor Diplomatik kaynaklar, ABD'nin, G-8'den alacağı ivmeyle de yaz aylannda Kıbns sorunu ile ilgiii yeni bir inisiyatifhazırhğında ol- duğunu bildiriyorlar. Dışişleri Bakanlığı Sözcü Vekilı Sermet Atacanlı da dün düzenlediği basın top- lantısında konuyla ilgiii bir soru üzerine, G-8'in Kıbns ile ilgiii girişimini kabul et- mediklerini bildirdi. Kıbns sorununun BM Genel Sek- reteri'ne verilen iyi niyet gö- revi kapsamında ele alındı- ğını belirten Atacanlı, G- 8'in açıklamalannm sonı- nun çözümüne yönelik ivme kazandınnaktan uzak oldu- ğunu vurguladı. G Ü N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafi 1. Sayfada - Çiller'in Bilkent'teki villası için en az 50 trilyon lira harcandı. - Çiller'in President adlı yatını tamir eden çırak bile aday gösterildi. - Bazı adayların tek özelliği Özer Çiller'in masa arkadaşı olmasıydı. Iddialaryeniliryutulurcinsten değil. Çillerdetut- tu 20 milyar liralık tazminat davası açtı. Bunlar olayın sıcak yanlan. Şimdi gelelim yakın geçmişine. 1996'da TURBAN'la ilgiii dosyalara göz atınca ilk tepkim şu olmuştu: "Bundan çok iyi bir hırsıziye roman oluri" Raporiarın içinegirdikçeyanılmadığımı anladım. Ömer Bilgın'in siyasete girişi, yükselişi ve bugün geldiği nokta, Türkiye'de siyasetin nasıl yaptldığı- nı göstermesi bakımından tam bir klasik! 1950 doğumlu ömer Bilgin, 1980'lerin başında Adana'da Yahya Demirel'in işlerini takip ederek yola çıktı. İyi bir takiple TBMM katına kadar çıktı. Yahya'dan sonra sınıf atlayan ömer Bilgin, 1980'lerin ortasında o dönem yasaklı olan Süley- man Demtrel'in korumalığını üstlendi. Sonra da Demirel O'nu korudu. 1991 seçimlerinden sonra ömer, Baba'nın katına çıktı: - Efendim ben bir genel müdüriük istiyorum! Boş neresi var, bakıldı. O dönem Gübre Fabri- kalan Genel Müdürlüğü boş olsaydı oranın başına gelecekti. TURBAN bulundu... Bilgin'in ilk işi şu oldu: - Mitinglerde slogan atacak memur almak. Haklarını yemeyelim. Bu kişiler görevlerinı çok iyi yaptılar; 1993 Mayıs'ına kadar Demirel için, sonra Çiller için. Demirel, Özal'ın ölümünün ardından Köşk'e çıkınca bizim Ömer, "Baba öldü. Yaşasın Ana" dedi. Yeni bir plan yaptı. "Ananın"dedi, "her şeyiyle ilgilenmeiiyim ". O dönemin DYP mitinglerinde en önde TUR- BAN'ın miting memuriarı olurdu. Saatler önce ba- ğırmaya başlarlardı: "Ol de ölelim..." "Tansu Çilleranamız, feda olsun canımız..." Miting memurlannın o dönemde demokrasiye yaptıklan katkılar unutulamaz. Nitelikti müdürier— ömer Bilgin'in TURBAN otellerine yaptığı ata- malar da kendi eğitim çizgisiyle özdeşti. Çeş- me'den Marmaris'e, Bolu Abant'tan Kilyos'a ka- dar ûlkemizde turizmin gelişmesine büyük katkı- lar yapmış TURBAN otellerine müdür Ve yönetici olarak atananlann bazı özellikleri şunlardı: - Askerkaçağı... - Adam yaralamaktan yargılanmış, suçu sabit bulunup 1.5 yıl hapis cezasına çarptınlmış, kanun kaçağı... - ömründe, değil otel yöneticiliği yapmak, üç yıl- dızlı bir otelde bır gece bile kalmamış seyyar köf- teci... - Müdüriük için gerekii üniversite diplomasına sahip olmadığından, sahte diploma düzenleyen sahtekâr... Değişik illerdeki mahkemelerde açılmış yüzü aş- kın davanın dosyalan incelendiğinde, çok daha renkli kişiler bulunacaktır. Ömer Bilgin, Çiller katındaki yerini sağlamlaştır- dıktan sonra, 1995 seçimlerinde Isparta'dan seçi- megirdi. İlk işi, TURBAN kasasından Ispartaspor'a 2.5 milyar lira bağış yapmak oldu. Seçim çalışma- lannda kullandığı 300 TURBAN memurunu bu ku- rumun Belek-Beldibi'ndeki tesislerinde ağırladı. TURBAN olayı 1996 ve sonrasında Meclis gün- demine geldiğinde oluşturulan komisyona seçilen DYP'lilerden biri de Ömer Bilgin'di. Ne diyelim: Kendin çal kendin akla. Karşı çıkanı hakla... Tam böyle yaptı ömer Bilgin. Kendisini savunur- ken, suçlayanlara saldırdı. TURBAN olayını araştıran müfettişler, bir başka tanımla adsız kahramanlar, ayiarca gece-gündüz çalışıp olayın bütün boyutlarını ortaya koydular. TURBAN'da Ömer Bilgin sonrası da ayrı bir "ro- man "lık. Bu konuya sonra gireceğiz. ömer Bey şimdi Tansu Çiller'in kirli çamaşırlannı dökerek sah- neye çıkmak istiyor. Çiller de O'nu dava ediyor. Hak verilmez bir tekine, al birini vur ötekileriDe... Piş- kinlikten sonra '/c/niik... Son selamı ömer Bilgin'e verelim: Siyaset dilinde önemli bir gramer... Yolun açık olsun pişkin ömer... Askeri öğrencilerin sanatfaaliyetleti Kara KuvvetJeri Komutanlıgı'na bağh askeri liseler ik astsubay hazıriama okullan öğrencDerinin biünısel proje ve sanatsal çauşmalaru Ankara "da sergfieniyor. Öğrencüerin hobi faali\etleri çerçevesinde örettikleri eserlerin yer aldıgı "Askeri Okullar Bilim ve Sanat Sergisi'* Kara Kuvvetleri Komutanhğı Kurmay Başkanı OrgeneraJ Necdet Timur tarafindan açıidı. Orgeneral Timur ve beraberindeki komutanlar. TÜBtTAK Feza Gürsey Salonu'ndaki sergiyi gezerek öğrencilerden, proje ve eserler hakkında bilği aldılar. Kuleli. Maltepe ve Işıklar askeri lisekri ile Çok Programb Astsubay Hazıriama Okulu ve Silahlı kuvvetier Mtnka Astsubay Hazıriama Okulu öğrencilerinin yaptığı karakalem, guvaj. yaglı ve suluboya 78 tablo ile 34 projenin yer aklığı sergi, 20 Haziran'a kadar açık kalacak. (Fotoğraf: AA)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog