Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 HAZİRAN 1999 PERŞEMBE 14 KULTUR kultur@cumhuriyet.com.tr 18 ülkenin katıldığı Minsk 5. Uluslararası Kadm Film Festivali sona erdi Beyaz Rusya'da sinema tutkusu ASLISELÇUK Bu yıl toplam 18 ülkenin katılımda bu- lunduğu Minsk 5. Uluslararası Kadın Film Festivali'nde 12 uzun metrajh film, 6O'dan fazla belgesel ve 40 çizgi Film Minskli izleyicilere sunuldu. Belarus- ya"dan iki yönetmen, tgor Dobrolyubov ve Valeri Ribarev, Hollandalı yönetmen, yapımcı. sinema eleştirmeni ve tarihçı- si Thys Ockersen, Rusya'dan üç yönet- men, Valeri Rubinchik. sinema tarihçı- si ve eleştirmeni Oleg Kovalov. oyuncu Dimitri Zolotuhin'den olusan uzun met- rajjünsıeniyi filmödülü Venüs'ün Ay- nası'nı Lidiya Bobrova'nın "In That Land" (Bu Ülkede) adlı Rus filmine verdi. En iyı belgesel ödülünü ise yine Rusya'dan Jrina Golubova'nın "The Rightto Death" (Ölüm Hakkı) filmi al- dı. En ıyi çizgı film ödülünü, Hollanda- lı LksbethVMonTun "Tempera" filmi ka- zandı. En iyı fılme verilen Venüs'ün Ayna- sı'nı kâzanan "Bu Ülkede", 1998 Ber- lin Film Festivali'nde Uluslararası Sine- ma Eleştirmenleri FIBRESCI'nin ve Uluslararası Sinema Kulüpleri Federas- yonu'nun özel mansiyon ödüllerini de kazanmış. Yönetmen Lidiya Bobrova, "Bu Ülkede"de, Arkhangelsk doğumlu sıradan bir adamın gündelık yasamın- dan kesitler aktanyor. Filmi boyunca Bobrova, bu yalın kişilikle insanın do- ğasında taşıdığı yeterliliği. uysallığı ve şaşırtıcı delişmenlıgı ortaya koyuyor. 1991'de ilk filmi "Hey. You, Wüd Ge- ese"i (Hey. Sız, Vahşi Kazlar) çeken ve 1993 2. Minsk Kadm Film Festivali'nde ödül kazanan Bobrova'nın 1997 yapı- mı "Bu Ülkede" ıkıncı konulu filmi. Lideri olmayan bir koro Festivale Türkıye, Fünızan \ e Gülsün Karamustafa'nın "Benim Sinemalanm" filmi ile yanşma dışı katıldı. 18 Mayıs günü Pobeda sinemasında gösterime su- nulan filmimize TC Minsk Büyükelçi- si ŞuleSoysal ve elçilik çalışanlan da ka- tıldılar. Büyükelçimız Şule Soysal'la birlikte "Benim Sinemalanm"! izleyen Alman Büyükelçisi Horst NVlnkebnann. Benim Sinemalanm"daki duyarlılığın altını çizerek özellıkle beğendiğini be- lirtti. Festivalin en ilginç ve renkli konuk- lanndan biri de. özellikle 1950'lerin ün- lü Rus oyuncusu Tatiana Okunevskaya idi. StaJin ve Tho'nun ona âşık olduk- lanru açıklıyorlardı bana. "Bir zaman- lar Rus sinemasının parlakbir simgesiy- di* diyorlardı. O yıllar Tito'dan gelen ev- lenme teklifıni reddeden Okunevskaya ise sonunda anılannı bir kitapta topla- mıştı. Kapanış ve ödül törenınde geçmı- şin panltılannı bılenlen hâlâ etkileyen Okunevskaya'ya tüm gözler hayranlık- la dönüktü salonda. Tatiana Film Stûdyosu ekibi. Loginava ve Pismennaya ile birlikte. • 12 uzun metrajlı film, 60'dan fazla belgesel ve 40 çizgi filmin sunulduğu festivalde en iyi filme verilen Venüs'ün Aynası'nı Lidiya Bobrova'nın 'Bu Ülkede' adlı Rus filmi kazandı. Türkiye. Füruzan ve Gülsün Karamustafa'nın 'Benim Sinemalanm' filmi ile yanşma dışı katıldı. En ilginç ve renkli konuklardan biri de 1950'lerin ünlü Rus oyuncusu Tatiana Okunevskaya'ydı. Büyükelçi Şule Soysal ve Tatiana Okunevskaya. Doğu Avrupa'da çok tanınan bu fes- tival, Tatiana Film Stûdyosu. Belarus- ya Film Yapımcılan Derneğı, tsviçre Prohelvetya Kültürel Gelişme Vakfı. Is- veç Sinema Enstitüsü, Ford Vakfı Mos- kova Şubesi ve Belarusya Kültür Bakan- lığı'nın maddi destekleriyle gerçekleş- tirilmektedir. Minsk Kadın Film Festi- vali'nin başlangıcı 1991 yılına dayanı- yor. Tatiana Film Stûdyosu ve Belarus- ya Sınemacılar Birliği ile ilk kez 1991 yılında 9 filmin katılımıyla başlayan festivalin 1993'te düzenlediği ikincisi- ne 12ülkedenkatıhmolmnş, \20kadın* yönetmen bu ikinci festivalf renklendır- miş. 1991 yılında TatianaLoginova, yö- netmenler EUa Milova ve trina Pismen- nayatarafindan oluşturulan Tatiana Film Stüdyosu'nun kuruculan kendilerini bir koro olarak tanımlıyorlar. Lıderleri ol- mayan bir takım olduklannı. hepsinin li- derolduğunu özellikle belirtiyorlar. Film festivalleri, seminerler düzenliyorlar. genç sinemacılann ve kameramanlann yetişmesini sağhyorlar, belgesel. konu- lu ve reklam filmi çekiyorlar, yabancı sinemacılara film ve video malzemesi sağlayıp Rusya Bağımsız DevletlerTop- luluğu'nda film çekmelenne yardım ediyorlar. 'Ortak yapım yapamıyoruz' Tatiana Film Stüdyosu'nun kurucusu Kafkasya doğumlu Tatiana Loginova. Moskova Sinema Okulu VGlK fotoğraf bölömümezunu. Annesi je babası pra- fesyonel fotoğrafçı olan Loginova'nın fo- toğrafa karşı olan ilgisi 12 yaşındayken belirmiş. Amatör bir makineyle fotoğ- raf çekmeye başlayan Loginova'yı, Mos- fılm'in en iyi görüntü yönetmenİerinden biri olan Margarita Pelekhina çok etki- lemiş. Pelekhina'yı seven ve ondan çok etkilenen Loginova, Moskova Film Oku- lu VGlK'ye öğrenci olabilmek için tam üç kez sınava girmiş. Sonunda sınavı kazanan Tatiana, 1965-1971 yıllannda VGlK'de okuyup görüntü yönetmeni olarak buradan mezun olmuş. Tatiana olayları sıralıyor bana: "1991'de Belarusya özgürlüğüne kavu- şunca Minsk'e geldim. Tatiana Film Stüdyo'sunu kurduk. Önceleri tüm emir- ler Moskova'dan geliyordu, onun için hangi yöne gideceğimizi kestiremiyor- duk. Oyülarda Minsk'te Art film. Kadr film, Tûne Out gibi birçok film stûdyo- su yer alıyordu. En uzun ömüıiiisü bi- zimkisi oklu, diğerleri kapandılar. En aktif, en fazla denev ime sahip olan biz- dik. Üç tane belgesel çektik: Turuncu Ceket Aşktan Beş Dakika Önce, Boris Zaburo. Bir de "Üç Yüzücü Kadınlı Manzara" isimli bir uzun metrajımtz var. Ben Kafkasya'da ufak bir köyde doğdum. Köydeki herkes bana merak- la neden kameraman olduğumu soruyor- du, neden bu mesleği seçtin diyorlardı. İlk fılmim. yönetmen Valeri Rubinc- hik'in 1975 yapımı "A Garland of Son- nets'in (Sonelerie Süslenmiş Çelenk) kameramanhğını yaparken zoriandım. Künse bana inanmadı. beni kadın oldu- ğumdan kiiçük gördüler. Şündi ise artık çok kolay çalışıyorum, çünkü sonuçlar ortada ve bana sa>gı duyuyoriar. Bugü- ne dek 25 başanlı filmin görüntü yönet- menliğini yapüm. Geçen yaz Alexander Surin'in "Flovvers from the Winners*' (Kazananlardan Çiçekler) filminde ça- lıştım. Erich Maria Remarque'ın yapı- tının günümüze uyaıiannuş bir yeniden çevirimiydi. Bu sonbaharda vizyona gi- recek. Stüdyomuz bir üçleme çekecekti, fakat parasızhktan ötürü bu projeyi ger- çekleştiremedik. Minsk Kadın Film Fes- tivaii'nin dışında tsveç Film Enstitü- sü'nün maddi desteğiyle 1996 yılında bir lsveç Filmleri Haftası gerçekleştirdik. lleriki günlerimizde bir Jran filmleri haf- tası yapmayı planlıyoruz. Uzun zaman- dır ortak yapımlar gerçekleştiremiyo- ruz. Bu yıl tsveç Fonu'ndan aldığninz 5.000 dolaıia festivali gerçekleştirebil- dik. Çok kişi katıldı, ama ne yazık ki on- lann yol paralaruıı sağlayamadık/" Minsk-Ankara dayanışması Tatiana Loginova, Türkiye "de bir Ka- dın Filmleri Festivali, Uçan Süpürge'nin olduğunu biliyor ve festival yetkilile- nnden Ankara'ya davet edilmesini bek- liyor. Minsk-Ankara arası dayanışma yapılmasının önemini özellikle belirti- yor. "Bu dayaıuşmayı gerçekleştirmeu- yiz"diyor... 1992 yılında Tacikıstan'daki sivil sa- vaştan dolavı Minsk'e gelen yönetmen Margarita Nayimovna Kasunova ise "EnverPaşa" üzerine bir film çekme ha- zırlığı ıçınde. "LongWaytoHome"(Eve Doğru Uzun Bir Yol) adını taşıyan bu uzun metraj projesine Türkiye'den bir or- tak anyor. 1962'de Moskova Devlet Si- nema Universitesi'nden mezun olan Ka- sımova, 1992 yılına dek Tacik Film Stüd- yosu'nda çalışmış. 15 uzun, 30 belge- sel film çekmiş. "Today and Ahv^s" (Bu- gün ve Daima) filmiyle San Francisco Film Festivali'nde birincilik ödülünü kazanan Kasımova, "EnverPaşa" filmi projesiyle ilgili Türkiye'den gelecek önerilere açık; başroldeki anlatıcıyı da bir Türk oyuncuya oynatmak istiyor. Beyaz Rusya sinemasında ekonomik sorunlardan ötürü çok fazla film çeki- lemıyor. Başkent Minsk'te 23 sinema salonu var. Sinemalarda film gösterim- lerinin yanında sergiler açılıyor, dans partileri yapıhyor. Arnerikan filmlerinin yanı sıra Rus filmleri de göstenliyor. Sinema salonlan Çekoslovak yapımı projeksiyon makineleri ve ses sistemle- ri ile donatılmış. Ünlü sopranoya piyanist Larissa Cergieva eşlik edecek Galina Gorchakova'nın şan resitali Aya İrini'de KültûrServisi-İs- tanbul Kültür veSa- nat Vakfı tarafından düzenlenen27. Ulus- lararası tstanbul Mü- zik Festivali kapsa- mında bugün saat 19.30'da Aya Irinı Müzesi'nde soprano Galina Gorchako- va'nın şan resitali iz- ienebilir. Piyanist La- rissa Gergieva'in eş- lik edeceği resitalde Gorchako\ a Glinka. Dargomizski, Cui, Balakirev. Cilea. Puccini, Rahmani- nof ve Catalani'den yapıtlar yorumlaya- cak. Avrupa'da ilk kez 1991 yılında Ateşli Me- lek'teki Renata rolü ile BBC Proms'da sahneye çıkan Gorchakova. bu konserle büyük başarı kazandı ve 1992 yılında Covent Gar- den'daki ilk konserinde ay- nı rolü canlandırdı. Rus- ya'da doğan ve Novosibirsk Müzik Akademısi ile Konservatuan'nda eğitim gören sanatçı, Mussorgski ve Glinka yahşma- lanndaödülleraldı. Ruslan ve Ludmillo. Göriinmez Kitezh Ken- tinin Efsanesi, Sadko. Talihin Kudreti. Evgeni Onegin. Iolanta, Ateşli Melek gibi operalarda rol alan Gorchakova, Amenka'da ilk kez Ho- uston ve Los Angeles operalanda Puccini'nin Madam Butterfly adlı yapıtında rol aldı ve bu- nu 1995 yılında NewYork Metropolitan Or- kestrası'nda tekrarladı. Kırov Operası'nın St. Petersburg ve turnelerde verdiği temsillere ka- tılan Galina Gorchakova. 'Tosca'yı Covent Gar- den'da ve Bastillede Placido Domingo ile söy- ledi. 1998-1999 sezonunda çeşitli resitai ve kon- ser etkinliklerinin yanı sıra Valery Gergiev yö- netiminde Manon Lescaut'daki rolüyle Hol- landa'da. Buenos Aires'de Tosca, Semyon Bychkov yönetimındeki Maça KızT v la Amster- dam'da, Metropolitan Operası'nda ve Viyana Soprano Gorchakova'nın resitali saat 19.30'da. 27.ULUSLABfl İSTANBÜL MÜZİK FESTJtf Operası'nda sahne- ye çıktı. Gorçakova'nın Philips Classics ta- rafından çıkanlan ve hepsi Valery Gergi- ev tarafından yöne- tilen CD ve videola- rı arasında Kirov Operası yapımı olan Borodin'in Prens Igor. Prokofiev'in Ateşli Melek, Glin- ka'nın Ruslan ve Ludmilla, Çaykovs- ki'nin Iolanta ve Verdi ile Çaykovski aryalannın yer aldı- ğı solo kayıtlan bu- lunuyor. 1997 yılın- da Verdi "nin Talihin Kudreti ve Rimski- Korsakofun Pskovhı'hı Kız operalannı Valery Gergi- ev yönetiminde kaydetti. Sanatçı aynca Larissa Ger- gıeva'nın eşliğinde Rusbes- tecilerınin yapıtlarından oluşan bir resitai CD si çı- kardı ve Seiji Ozawa yöne- timindeki Maggio Musica- le Orkestrası'yla Floransa'da Tosca ve Manon Lescaut'tan secmeleri Philips Classics için kay- detti. Ünlü şef Valery Gergiev'in kardeşi olan La- rissa Gergiev a, Rusya'nın en ünlü repetitörle- ri arasında yer alıyor. St. Petersburg'da düzen- lenen Rimsky Kosakov Şan Yanşması'nda ge- nel yönetmen olarak görev yapan Gergieva, Nikolai Otkhotnikov. Irina Bogaçeva, Galina Gorçakova. \ assih Gereflo, Larissa Diadkova, Valentina Tsedipova'yla ve Perm Operası'nda baş tenor olan kocası Grair Hanedanian ile verdiği resitallerin yanı sıra Rusya'daki bütün operalarda çalıştı. Dünya çapında eğıtmen ola- rak önemli bir yere sahip olan Gergieva. Salz- burg Festivali'nde sahnelenen BorisGodunov operasında başrollen üstlenen sanatçılan hazır- ladı. Sanatçı aynca Vladimkavkaz Operası'nda repetıtör olarak Tosca. Madam Butterfly. I Pag- lıacci ve Carmen'in yanı sıra Rus opera pro- düksiyonlan için şancılar yetiştirdi. Kitapta Thomas'ın son fotoğrafi, hiç yayımlanmamış mektuplan. fotoğraflan, çizimkri yeralacak. Dylan Thomas'ın son günleri vemektuplanKültür Servisi - Galler'in ünlü şairi Dylan Thomas'ın yaşamının son günlerinı anlatan birbiyogTa- fi ağustos ayında yayımlanacak. Thomas'ın bugüne dek hiçbir yer- de yayımlanmayan mektuplan, fotoğraflan Dylan The Bard ad- lı biyografıde bir araya getirilecek. 1972 yılında Cannes Film Festi- vali'nde Under Mılk Wood'dan uyarladığı filmiyle ödül kazanan AndrevvSinclair'tn kaleme aldığı kitapta bulunan fotoğraf ve mek- ruplann sahibi ise Dylan Thomas koleksiyonu yapan Jeff Towns 1953 yılının Kasım ayında Nevv York'ta sıkça gıttiği White Horse adlı barda çekilen son fotoğrafi da bu kitapta yer alacak. Bu fotoğ- raf çekildikten iki gün sonra ko- maya gıren Dylan Thomas, bun- dan beş gün sonra da yaşamını yi- tirdi. Evli şairin son aşkı Liz Reitell dahi şairi alkol alışkanlığından kurtaramadı. Thomas'ın ölümün- den 45 vıl sonra Alzeimer hasta- lığınayakalanan Reitell da, Mon- tana'daki evinde son günlerini ya- şıyor. Yetki belgesi alan akrabala- n Reitell'in bakımını sağlamak için mektuplarını ve aralannda Dylan Thomas'ın çekiien son fo- toğrafının da yer aldığı fotoğraf- lannı satmaya karar verdi. Jeff Tovvns'ın satın aldığı bu fotoğraf- lar ve mektuplar. yayımlanacak olan Dylan Thomas biyografisin- de okurlara sunulacak. Towns. Thomas ve Reitell'in yazdığı mektuplardan sevgili ol- duklannın anlaşıldığını söylüyor. 1953 yılında başlayan birliktelik- leri şairin ölümüne dek sürdü. ArtfaurMfflerın asistanı olan ve bir dönem oyunlar yazan Reitell, Thomas'ın Ameriİca'da gerçek- leştirdiğı okumalardan haftadabin dolar kazanmasını sağladı. Bu bil- gılerSinclair'in 1975 yılında yaz- dığı biyografide yer almıştı. Tho- mas'ın yazdığı mektuplardan da, bu iş için Reitell'a minnettar ol- duğu ortaya çıkıyor. Under Milk Wood da ilk kez New York'ta Re- itell'in çabalanyla sahnelenmişti. Sürekli Thomas'ın alkol yüzün- den öldüğü iddiaediliyor. Kısmen doğru olan bu iddiada Thomas'ın şeker hastası olduğu da göz önü- ne alınmalı. Doktorlann şaire kor- tizonlu bir ilaç vermeleri ve bu ilacın alkolle kanşması sonucun- da ünlü şairin yaşamını yitirdigi öne sürülüyor şimdilerde.Ölüm. ünlü şairi, alkolü bırakarak yeni bir hayat kurmaya çalıştığı dönemde yakaladı. Kitapta Thomas'ın son günle- ri, Iskoçyalı şair arkadaşı Ruthven Todd'un gözünden de anlatılacak. 1940"lı yıllarda başlayan dostluk- lan Thomas'ın ölümüne dek sür- dü. Arkadaşını son nefesini vere- ne dek yalnız bırakma>'an Todd'un yazdığı 12 sayfalık mektup bu ki- tapta yayımlanacak. Aynca, Tho- mas'ın 1951 yılında bir süre evin- de kaldığı Loren Mclver'e yazdı- ğı mektup. bilinen çizimleri de okurlara sunulacak. IŞILDAK VE YELPAZE ATİLLA BİRKİYE Evler, Duvarlardaki Anılar Tüm aynlıklar hüzünlüdür; tüm yalnızlıklann hüz- nü gibi... Nefretin, öfkenin egemen olduğu bir ilişkiyi bitir- mek: bile isteye birinden ayrılmak bile hüzünlüdür. Bir evden şu veya bu şekilde aynlmak da hüzün- lüdür. Çünkü anılar, duvarların köşelerine yerleşmiştir. Çünkü bir evden aynlmak, yaşanan şu veya bu sü- reyi, belirli bir zaman birimini birden bir başka me- kâna dönüştürmek anlamına gelir. Belki de anılann yeni başladığı, aşklann yeni baş- ladığı bir an, aynlık gelip çatmıştır: Ev ile sizin ara- nızda... Yalnızlığı paylaşmışsınızdır, günler ve geceler bo- yunca. Yaşadığınız mekân, soluduğunuz mekân, kitapla- nnızı okuduğunuz, neşelendiğiniz, içtiğiniz, şiirler yazdığınız, itiraflan yalnızca kendinize yaptığınız me- kân artık yoktur. Yeni bir ev yani yeni bir mekân vardır; ister iste- mez, her aynldığınız, geride bıraktığınız ev sonrasın- da. Insan hemen öylesine yeni mekânıyia kaynaşamaz. Çünkü bilinmedik sırtan vardır, he ne kadar sizin için ilk bakışta duvarlar ve tavanlar yığınıysa da. Çünkü sizin bilmediğiniz, ama belki de gizinin pe- şine düşebileceğiniz, kimbilir ne sırfar saklıdırduvar- lann köşelerinde. Ve tüm evlerin duvartan dünyanın en büyük sırdaş- larıdır aslında. Ne kadar yalvarsanız da tek bir söz- cük dökülmez duvarlardan. Boyalan dökülür, ama giz- ler kalır görünmeyen derinliklerinde. Ve aşklar gizlidir. hiç kuşkusuz. Yaşanmış ya da yaşanmamış. Ve umutlar gizlidir. Hayaller gizlidir; büyük bir düş evreni vardır. duvarların insanı şaşırtan derinliksiz gi- bi görünen yalınlığında. En mutlu evler, kuşkusuz ki büyük aşklara tanık- lık etmiş duvariaria örülü evlerdir. En mutsuz evler ise, hiç kuşkusuz, aşklann yaşan- madığı mekânlardır. Ne acıdır, duvariarında hiçbir aşk anısının bulun- madığı evlerde yaşamak. En önemlisi, evler çoğu zaman bizim yaşama iliş- kin, zaman zaman içine düştüğümüz çaresizliği sak- ladığı gibi, bir aşkın haykırışının yankılanmasıdır da aynı zamanda. Duvartar birbirlerine tanık olduklan aşkın şarkısı- nı, kimsenin, hiçbir canlının duyamayacağı bir biçim- de söylerler. Artık duvarfarda, anılar notalara dönüşmüş, kimi zaman neşeli kimi zaman hüzünlü ve romantik bir mü- ziktir. Belki de en acısı, yeni başlayan aşklara tanıklık et- miş evlerdir. Gerçi hiç olmamasından iyidir, ama yi- ne de büyük bir mutluluğu izlemenin, anısını derin- liğinde saklamanın şansı kaçınlmıştır. Bunda duvarların da evlerin de hiçbir "suç'u yok- tur. Yaşamdır, rastlantılardır, zorunluluklardır, kısaca bilinçli ya da bilinçsiz dönüşümlerdir. Bazen bir çaresizliktir; elden hiçbir şeyin gelme- mesidir. Oysa ki evler, öznemizin saklandığı, öznemizin tek başına varotdugu, kimi zaman mutlu olduğu yerier- dir. Evler, dedik ya en büyük sırdaşımızdır. Ne var ki, en büyük hüner, bir evden şu veya bu nedenle aynlırken anıları da taşımaktır. Ama taşın- ması gereken anıları taşımak, sözünü ettiğim. Yeni bir eve taşındığınızda, herkes için farklıdır, bazı özel eşyalan yerine, kendine uygun düşen ye- re yerleştirdiğinizde ve bunu benimsediğinizde ken- dinizi yerleşmiş sayarsınız. Anılar da biraz öyledir, şayet onlan taşıyabilmiş- seniz, onlar kendiliğinden yerlerini bulur, sanki yıllar- ca ordaymış gibi köşelerini derin bir sessizlikle be- nimserler. Doğrudur, bazı anılan taşımak cesaret işidir; ba- zen de, ne acıdır ki tüm eşyalannızı toplamış çıkar- ken, çıplak duvarlara, tavana, döşemeye taşınacak bir anının olup olmadığına bakarsınız da bulamaz- sınız. Gerçi her evde küçük büyük bir anı vardır; ama önemli olan büyük aşklann yaşandığı evlerin anıla- rıdır. Çünkü böylesine anılar ancak bir evin değerini arttırabilir, onu özel ve gerçekten biricik kılabilir. Kim bilir belki de en degerii evler son aşk'ın ya- şandığı, hatta başladığı evlerdir. Çünkü, son aşk, aslında hayatın size gülüşüdür. Lola+Bilidikid'e Nevv York'tan ödül • Kültür Servisi - Yönetmenliğini Kutluğ Ataman'ın, yapımcılığını Türkiye'den CO Prodüksiyon'un üstlendiği Lola + Bilidikid tstanbul, Ankara ve tzmir'de gösterime girdi. Katıldığı pek çok festivalden ödülle dönen film, son olarak Nevv York'ta düzenlenen 'Nevv Fest' Festivali'nde birincilik ödülünün sahibi oldu. 3-11 Haziran tarihlerinde Nevv York'ta düzenlenen 11. Ne\v Festival for Gay and Lesbian Films Nevv York' Festivali yanşma bölümünde gösterilen film 'En Iyi Film Ödülü'nü aldı. Hasankeyf Semineri • Kültür Servisi - Uluslararası Anıtlar ve Siteler Konseyi Türkiye Ulusal Komitesi (ICOMOS), tstanbul Teknik Ünıversitesi. Yıldız Teknik Üniversitesi, Çekül tarafından düzenlenen 'Sürdürülebilir Kalkınma ve Hasankeyf Semineri' bugün İTÜ Mimarlık Fakültesi Taşkışla 109'da gerçekleştirilecek. Seminerin 9.30'da başlayacak olan ve başkanlığını Prof. Haluk Sezgin'in yapacağı ilk oturumda Prof. Dr. Oluş Ank'ın 'Hasankeyf'te Kazı ve Araştırmalar', Prof. Dr. Metin Ahunbay'ın 'Mimari Belgeleme Çalışmalan', Prof. Dr. Oğuz Müftüoğlu'nun " Hasankeyf ve Çevresinde Fotogrametrik Belgeleme ve Haritalama Çahşmalan', Doç. Dr. Yüksel Dinçer'in 'Hasankeyf Kentsel ve Arkeolojik SİT Alanı ile İlgili Koruma Kararlan' başhklı konuşmalan izlenebilir. Başkanlığını Prof. Dr. Ayşıl Yavuz'un yapacağı ikinci oturumda ise Prof. Dr. Zeynep Ahunbay 'Dünya Mirası Ölçütleri Açısından Hasankeyf ve Kurtanlma Olasıklan", Prof. Dr. tlhan Avcı 'Barajlar, ÇevTe ve Ilısu Barajı', DSİ 'tlısu Barajı ile tlgili Genel Değerlendirme' başlıklı konuşmalar gerçekleştırecek. Oturum sonunda Prof. Dr. Metin Sözen yönetiminde bir tartışma yapılacak. 'Yüzlep 42' sergisi • Kültür Senisi - Mezunlar gününü sanatsal etkinliklerle kutlamayı gelenekselleştiren MÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, cumartesi 14.00-17.00 arasında fakülte bahçesinde 42. mezunlar gününü bir sergiyle gerçekleştırecek. 'Yüzler 42' başlıklı sergide, mezunlann fakülteye ilk başladıklan fotoğraflan ile bugünkü fotoğraflan yan yana sergilenecek. Sergiyi kalıcı kılmak için 'Yüzler 42' albümü hazırlanıyor. Mezunlar gününde Neşet Ruacan'ın konseri de yer alacak. tstanbul 12 Orkestrası, klasikten caza, cazdan popa geçışlerin yer aldığı konvansiyel müziği ile müzikseverlere seslenecek.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog