Bugünden 1930'a 5,492,155 adet makale



Katalog


«
»

12 HAZİRAN 1999 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA HABERLER Orman Bakanhğı'iHn ihale MEHMETEMİNBERBER/ ÖZCANÖZGÜR/ MLTLUSERELİ YIARMARİS/ANKARA-Orman Bakanlığı ye- niyangın sezonu öncesi bir ihmale daha imza attı. 22 Nisan ve 3 Mayıs tarihlennde gerçekleştirilen i- ki helikopter kıralama ihalesinı iptal eden Orman Bakanlığı, 20 helikopterin kiralandığı son ihaleyi ancak 4 gün önce gerçekleştırdı. Yeni helikopter- ler, bakanlığa teslim edilmediği için Marmaris'te önceki gün başlayan yangına havadan müdahale edüemedi. Orman Bakanı NamiÇağan. helikopter- lenn her yıl 15 Haziran'da teslim alındığını, gele- cek yıl bu tarihı 1 Hazıran'a alacaklannı söyledi. Muğla'nın Marmans ılçesinde önceki gün mey- dana gelen yangın. Orman Bakanlığı'ndakı ihma- lın sürdüğünü gösterdı. Her yıl kış aylanndan itı- baren helikopter ve diğer ekıpman için bır dizi ıha- le düzenleyen Orman Bakanlığı. bu yıl ilk helikop- ter kiralama ihalesinı 22 Nısan'da gerçekleştırdi. tlk ihaleye katılan fırmalann, bakanhğın fıyatlannı düşük bulduklan gerekçesıyie öneri vermemeleri- nın ardından, 3 Mayıs'ta yenı bir ihale yapıldı. Bu ihaleyi alan Güneydoğu Havacılık şırketinin, ver- dıği rakamlarüzerinden helikopter getiremediği ve bu nedenle şartnamemn imzalanamadığı öğrenil- di. tkincı ıhalenin de geçersız sayılmasının ardın- dan, son ihale 7 Haziran Pazartesi günü yapıldı. Do- ruk Havacılık ve Pan Havacıhk adlannı taşıyan ikı ayn konsorsıyumdan 10 genel maksat helikopteri, 10 su atan helikopter olmak üzere 20 helikopter ki- ralandı. Orman Bakanı Namı Çağan, Rusya'dan ki- ralanan helikopterlerin 15 Haziran'da teslim alına- cağmı söyledi. Helikopterlerin her yıl aynı tarihte teslim alındığını kaydeden Çağan, bu yıla özgü bır gecikme olmadığını belirtti. Çağan, yangın sezo- nunun 1 Haziran'da başlaması nedeniyle daha er- ken harekete geçilmesi gerektığini söyledi. Çağan bu nedenle gelecek yıl butanhi 1 Haziran'a alacak- lannı ve hazırlıklan daha erken başlatacaklannı açıkladı. Çağan, yangının enerjı nakıl hattından çıktığının kesinlik kazandığını, bu nedenle de TE- DAŞ yetkilileri hakkında soruşturma başlatıldığını söyledi. JJJ KARSAN, 20001i yılların teknolojisiyle donatılmış, yepyeni fabrikasında 2000'li yılların Peugeot marka hafif ticari araçlarını üretmeye başlıyor. İçinden geçtiğimiz ekonomik krize, otomotivdeki durgunluğa rağmen, 33 yıllık bilgi birikimi ve haklı özgüveniyle yepyeni bir atılımı gerçekleştiriyor Karsan. Bursa'da kurduğu, günümüzün en ileri teknolojileriyle, olağanüstü boya tesisleriyle donatılmış, yepyeni, çevreci fabrikasında iç ve dış pazarlar için: • Peugeot J9 minibüs • Peugeot Partner minivan • Peugeot Partner Break'in yanı sıra • Peugeot Boxeri de üretmeye hazırlanıyor. Karsan iç pazarda, hizmet kalitesinde, bol ve uçuz yedek parça güvencesinde de, yepyeni bir atılımı adım adım gerçekleştiriyor. • . ' " - Dış pazarlarda, özellikle Peugeot J9 ile, gerçekleştirdiği ihraçat rekorlarına yeni rekorlar eklemeye hazırlanıyor. . * . " Karsan, otomotiv sektörümüzün yüzakı olan otomotiv yan sanayiine, değerli bayileri ve servislerine, yedek parça örgütüne, her başarısının asal kaynağı olan değerli müşterilerine bir kez daha teşekkürlerini sunuyor. • KARSANKarsan Pazarlama A.Ş. Aydınevler Mahallesi, Dumlupınar Caddesi No:24 81580 Küçükyalı Tel:(0216) 489 06 30 (5hat) Faks:(0216) 388 25 25 ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ Halkımız ve Vatandaşlarımız... Geçen hafta, Türkiye çapında büyük bir sınav ya- pıldı. Yaklaşık 1.5 milyon çocuğumuz; bir üniversı- te ya da yüksekokula girebilmek için, ağır bır sınav- dan geçtiler. Sevgilı yeğenım Emre de, ter döken- lerden biriydı. Ne diyelim, hayırlısı olsun... Türkiye'nin yukseköğretim sorunu, gerçekten içinden çıkılmaz bir duruma girdi. Siz öyle yüz bin- lerce öğrencinin üniversitelere yerleştirilmesine al- danmayın. Bunlann önemli bir bölümü, iki yıllık mes- lek yüksekokullanna ve açık öğretime yerleştinle- cek. Açık öğretimin üzennde hiç durmak istemiyorum. Fakat doğrusunu isterseniz, meslek yüksekokulla- nnın verdiklerı eğitimin de, "üniversiter" ya da "aka- demik" bireğitim olduğunu düşunmüyorum. Bu ko- nuda yıllarca önce yazdığım bir yazı, meslek yük- sekokullannda ders veren meslektaşlarımca çok eleştirilmişti. Bu konudaki düşüncem değişmedi, ama bugün başka bir konuyu ele almak istiyorum. Bu da, medyamızdakı "çifte standart". Gerçekten, ÖSS'den bır hafta önce çok önemli bir başka sınav daha, bizim eskiden "leyli mecca- ni"dediğimiz, "parasızyatıh" sınavları yapıldı. Yak- laşık yanm milyon çocuğumuz bu sınava girerek, kaderlerini belirlemeye çalıştılar. Parasız yatılı sına- vı da, en az üniversite sınavı kadar "yaşamsal öne- mı olan " bir sınavdır. Çünkü değışık ortaöğretım ku- rumlanna alınacak parasız yatılı öğrencilenn belir- lendiği bu sınavı başaramayan öğrencilenn önemli bir bölümünün "hayatı kayar", hıçbır okuma şans- lan kalmaz. Bu denli önemli olmasına karşın; bu sınav ne ya- zılı basınımızın, ne de görüntülu ve seslı basınımı-' zın fazla ilgisini çekmedi. Bazı gazetelerde sınav öncesinde, birkaç sütunluk kısa haberier çıktı. ba- zı gazeteler sınav sonrasında soruları yayımladılar. Hepsi bu... Bu sınav medyamızda fazla yankı bulmadı; zira, bu sınava gıren çocuklanmız, toplumumuzun "fu- kara" kesımlerinin çocuklarıydı. Sayılannın yanm milyon olması bıle, basınımızın ilgisine neden olma- dı. Bu sınavın ÖSS kadar ilgi çekmemesi elbette do-" ğaldı. Zira ÖSS'ye giren öğrenci sayısı. bu sınava girenin 3 katıydı. Fakat ÖSS'den bir gun önce "ya- bancı okullara ve kolejlere" giriş sınavı yapıldı. Bu sınava girenlerin sayısı, sadece 2600 (iki bın altı yüz) küsurdu. Fakat gunlerce ve gunlerce bu sınavdan söz etti gazetelenmız. Televızyonlanmız sınav kapı- sındaki "velilerin" görüntülerini aldılar, düşüncele- rini sordular. Sınavdan çıkan çocuklarla konuştular. Bu ilgi "farklılığının" nedenı açıktı. Çünkü kolej sı- navlanna girenlertoplumun varlıklı kesimlerinin ço- cuğuydular ve medyanın "sivn" ve "süper" zekâlı kimi yöneticilerinin gözünde, daha "değerli" ve da- ha "önemliydiler". Tabıi bır yanda "halk"vard\, bir yanda "vatandaşlar"... Bundan yıllarca önce, bizim gençliğımizde; birtu- rizm bakanı, "Halk sahillere akın ediyor, vatandaş- lar denize giremiyor" dernişti ve adamı kimse ye- rinden kıpırdatamamıştı. Adamı kimse yerinden kı- pırdatamamıştı.ziraTürkiye'dekı "egemen sınıf", bu çifte standardı doğal kabul ediyor ve dile getırme- se de, bu anlayışı paylaşıyor. Gene 1980'li yıllarda Ankara-lstanbul seferini ya- pan bir uçak düşmüş ve yirmiden fazla insan ölmüş- tü. Bunlar arasında, benim de şahsen tanıdığım, sevgi ve saygı duyduğum insanlar vardı. Ve hıç kuş- kusuz çok üzülmüştük. Fakat daha sonra benı hay- retler içinde bırakan yorumlar okudum gazetelerde Kimi yazarianmız; yakınlarını bu kazada yitirenler adına, o zaman tek kanal olan TFfT televizyonunu, normal yayınını sürdürdüğü ve matem yayınına geç- mediği için eleştıriyorlardı. Bu kazadan birkaç hafta sonra, Güney'de işçi ta- şıyan bir kamyon uçuruma düştü. Yaklaşık 40 kışi yaşamını yitirdi. Fakat hiç kimse, "Televizyonlarnor- mai yayınını kessin" diye bağırmadı. Zira bu kez ölenler, mevsimlik işçilerdi, "halktan" birileri idi... Türkiye'de egemen sınıf, boyle çirkın bir biçimde "aynmcılık" yaparken. insanlanmızın "arayış" içine girmelerine hayret ediyor. Ben de onlara hayret edi- yorum. Anayasalanmızın tümünde dile getirilen, "sevinç- te ve kederde biriik", sırf lafta kalıyor. Inanılmaz bir çifte standart uygulaması; insanlan kimi zaman ıs- yan ettiriyor, kimi zaman "adil düzen" gibi palavra- lann peşine düşmelerine neden oluyor. Daha önce dile getırdim ama, sık sık yazmak ge- rek. Bu çifte standart öyle bir boyuta ulaşıyor kı; Tay- yip Erdoğan sınırsız ziyaretçi kabul edebilırken, Haymana Cezaevi'nde Doğu Perinçek, aynı soya- dı taşımayanlan kabul edemiyor. Çocuklarını bıle, ancak ziyaret gün ve saatlerinde görebıliyor. Aca- baTürkiye'de farklı insanlar için, farklı yasalar mı çı- kartıldı. Son ekonomik sorunlardan en çok şikâyet eden, en çok bağrışanlar "vatandaşlar". Fakat "halkın" durumu çok daha zor. Zaten halkla vatandaş ara- sındaki farklılığı kaldıramazsak, sorunlanmızı pek çözemeyiz. Herkes "uyandı" artık. Dünyamız çok küçüldü... TEMA'nın acıklaması Karapınar'da çöl verimli toprak oldu Istanbul Haber Servisi - Konya'nm Karapınar ilçesindeki erozyon önleme sahasuun, Türkiye'de uygulanan erozyon önleme projelen içinde en başanlı proje olduğu belirtildi. TEMA Vakfi'ndan yapılan açıklamaya göre, 1962-1970 yıllannda buradaki erozyon sahalannın kumlu topraktan üretim yapılabilir hale getirildiğı, erozyon ve çölleşmeyle mücadele konusunda dünyanın 10 büyük projesınden binne imza atma başansı gösterdıği kaydedildi. TEMA Vakfi. buradaki erozyon kontrolü çalışmalannı kamuoyuna duyurmak amacıyla Karapınar'a bir gezi düzenledı. TBMM'nin 11 Şubat 1998'de onayladığı Dünya Çölleşmeyle Mücadele ' Günü olarak kutlanan 17 •* Haziran'da yapılacak gezide, Türk sanat müzigi sanatçısı Muazzez Ersoy da bir konser verecek. TEMA'nın 1998'de ^ başlattığı lOmılyarmeşe •< palamudu ekimı » kampanyası dahilınde de 12 Haziran Cumarte'sı günü Türkiye Diyabet Tedavi Eğitim Vakfı bahçesınde fidan dıkımi yapılacak. Güngören Beledıyesi'nin Dünya Çevre Haftası nedeniyle düzenlediğı etkinlikte de öğrenciler ve halkın katılımıyla Inönü ve Orhan caddeleri yıkanarak temizlendi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog