Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12 HA2İRAN 1999 CUMARTESİ OLAYLAR VE GORUŞLER Annemle Siyasa ve Seçim Üzerine... Tevfîk ÜNAYDIN / Emekli Büyükelçi T ann sağhklı ömür versin, an- nem 91 yaşındadır. Ailesi, Os- manh"nın Rumelfden çekilme- siyle geçenyüzyılda Türkıye'ye gelip îzmir'e yerleşmiş. Son seçimden sonra, uzun ömrü boyun- ca ülkemizin geçirdiği badireleri yaşarnış olan, Osmanlı doğup Türkiye Cumhuriye- tı yurttaşı olarak yaşamını sürdüren anne- min sıyasal yaşamımıza ve seçimlere iliş- kin düşüncelerinı öğrenmenin ilginç ola- cağını düşündüm. Şunlan anlattı: Oğlum, sızler Cumhuri- yet çocuklan olarak doğdunuz; şanslıydı- nız, sıkıntı çekmediniz. Ailenin erkekleri art arda gelen savaşlara katıldılar. Göç eder- ken getirebildikkn bir miktar geçimİik pa- rayla annemin bizlere bakmak, büyütmek için ne biiyük sıkıntılara katlandığını hâlâ dûn gıbi hatırlanm. Bizimkiler Rumeli'den gâvurdan kaçö- lar. Anadolu'da huzur içinde, gûvenle ya- şanz diye düşünüyorlardı. Yunan îzmir'e gel ınce artık gidecek başka yerimiz de kal- mamıştı. Korku, umutsuzluk içerisinde ma- nen ve maddeten çökmüştük. Artık nere- ye gidecek. neredebannacaktık... Tann'ya dua etmekten başka çaremiz kalmamıştı. Acılanmıza, güçlüklere sadece umutla da- yanabiliyorduk. lzmir'ın işgalinden hemen sonra Mustafa Kemal Paşa'nın ortaya çık- masıyla beliren umutlar gıderek güçlen- meye başladı. Işgalden 3 yıl sonra Türk or- dusunun Îzmir'e ginşiru görmenı isterdim. Umutsuzluğun umudadönüşüp gerçekleş- mesi. ölümü beklerken yaşama dönüşün tarifı imkânsız sevincıydi bu. Acılanmızın döktürdüğü gözyaşı, seller gibi akan se- vinç gözyaşma dönüştü. Bizi kurtaran Mus- tafa Kemal'ı, savaş arkadaşlan ve ordu- muzu sevınç gözyaşlan dökerek tzmirbü- yük coşkuyla bağnna bastı, günlerce şen- lik yapıldı. Bunlan sana Cumhuriyetten sonraki düşüncelerimi, duygulanmı daha iyi anlatabilmek için söylemek istedim. Osmanlı doğduk, onurlu Türkiye Cum- huriyeti Devleti'nin insanlan olarak büyü- dük ve yaşadık. Düşmanlanmızca hakir görûlen Osmanh'dan sonra onurlu, saygın Türkolarak yaşamanın duygusunu tarif et- mek imkânsız. Fakir fukara idik, arka ar- kaya gelen savaşlarnedeniyle ülke virane- ye dönüşmüştü. Ama bizler bütün bu mah- rumiyetlere rağmen mutluyduk, gururluy- duk, onurluyduk. Huzur içinde yaşayaca- ğımız birvatarumız vardı. Bizler vatan söz- cüğünün gerçek anlamını o zaman anladık. Daha önceleri vatan bizim için heT yerdi, ama ashna bakarsan hiçbir yerdi. Hep göç ediyor, her gittiğimiz yere yerleşiyor, ora- yı da vatan sanıyorduk. Atatürk'ün erken ölümü bizi büyük ma- teme boğdu. Mılletçe ağladık, yas tuttuk. O sadece Türklerin değil, bütün dünyanın hayran oldugu büyük bir insandı. Dünya- nın her tarafindan gelen devlet başkanlan- run, yabancı askerlerin kahldığı böyle muh- teşem bir cenaze töreninin bir daha gerçek- leşebileceğinı sanmıyorum. Sonra İsmet Paşa cumhurbaşkanı oldu. Bu büyük adam Atatürk'ün yolunda gitti. Bizi II. Dünya Savaşı'na sokrnadı. Daha ön- ceki savaşlann felaketini yaşamış bizler için savaş dışında kalmanın nimetini bugün- kü kuşaklara anlatmak zor. Ama ne yazık ki sonlannı, hiç savaş yaşamamış ya da kin güden siyasetçilerimız îsmet Paşa'yı sava- şa girmemekle ve savaşta çekılen sıkıntı- lann sorumlusu olarak suçladılar. Bütün dünyanın savaşta oldugu dönemde biz de ister istemez bazı yoksunluklara katlandık, ama bunlar savaşanlann acılan ve daha ön- ce bizim yaşadığımız felaketler yarunda hiçbir şeydı. Buna rağmen bazı insanlan- mız kinlerini açığa vurmaktan çekinmedi- ler. Yakın geçmişi unuîup, sıkinülanmızı abartıpbütün bunlann sorumlusunun tsmet Paşa olduğunu söylemek nankörlüğünü, hayasızlığını gösterebildiler. Daha sonra çok partili düzene geçtik. Hepimiz Atatürk'ün hedef gösterdiği çağ- daşTürkiye'ye emin adımlarla ileriendiği- jti görüyor, dünyanın da bunu değerlendir- diğıni bilerek onur duyuyorduk. Ama bu güzel duygulanmız uzun sürmedi. Kendi- lerine *demokrasi havaıüeri" deyimini ya- kıştıran kimseler. tertemiz ülkemizi, onur duyduğumuz siyasetımizi yozlaşürmaktan geri kalmadüar. Halkımızı dinci ve dinsiz diye ikiye böldüler. Tahkikat komisyonla- n, vatan cephesi kuruldu ve kendilerine karşı olanlar hapislere gönderildi. İsmet Paşa'ya reva görûlen davranışlan utana- rak, üzülerek seyrettik. Oğlum, annem, ba- bam beş vakit namazında, dindar insanlar- dı. Senın babanın sülalesi de önce Anado- lu'da sonra Köprülü'de üç asırdan (yüzyıl- dan) fazla Harvetişeyhüği yapmış insanlar- dı. Gerek benim ailem gerekse babanın ai- lesi tertemiz dindarlığın dışında hiçbir aşı- nlığa kaçmadı. Babanın görevi nedeniyle Anadolu'da çok dolaştık. Kimse kimsenin dini vecibelenni yerine getirip getirmedi- ğine, Anadolu şehirlerinde bizim Batılı ka- dınlar gibi giyinmemize, dolaşmamızakim- senin kanşüğını görmedim. Camiye gide- ne oldugu gibi gitmeyene de kimse kanş- mazdı, kimse kimseye yobaz demez, kim- se de öbürlerinedinsiz, Allahsız, gâvur gö- züyle bakmazdı. Bazı siyasetçilerin oy uğruna halkı ya- nıltarak bizi kurtaranlara yaptıklan iğrenç iftiralan, önce Inönü'ye, sonra daha da ce- saret bulup Atatürk'e saldırmalan, onun yaptıklannı inkâr etmeleri, hatta küfretme küstahhğını, hayasızlığını göstermeleri kar- şısında bir Türk olarak büyük utanç duy- dum, ıstırap çektim. lçimizden böyle nan- körler ve alçaklann çıkabileceğini hiç ak- lıma getirmezdim. Vatanı kurtararak dini- mizi de korumuş olan Atatürk'e ve onun arkadaşlanna yapılan nankörlük, dinimiz- le nasıl bağdaştınlabilir? Bunlan yapanlar dindar değil, dar kafali, kinci din sömürü- cüleri ve bence vatan hainleridir BizimdemokrasigalibaahLakszhk. nan- körlük. saygısıziık ve yalan üzerine getişti. Şimdıye kadar kaç defa oy verdiğimi ha- tırlamıyorum. Birsürü seçim geçirdik. Her gelen güllük gülistanlık vaat etti. Ama her defasında daha kötüye gittik. Bu arada din sömürüsü de aldı yüriidü. Seçimlerde "Ge- çim dertteriniz bıtecek" dediler, ancak her seçimden sonra geçimımiz daha da zorlaş- h. Hele son yıllarda ahlaksızlık, hırsızlık diz boyu oldu, devlet çetelerle yönetilmeye başlandı. Ne diyeyim oğlum, her seçimde hep hayal kınklığına ugradım. Atatürk, Türk kadınına kişilik kazandır- dı. Şimdi her yerde kadınlanrruz başany- la çalışıyor. Hatta bir hanımımız başbakan bile oldu. Bu, biz Türkler için ne kadar onur, gurur vericiydi. Ama bu hanıma bağ- ladığımız umutlar boşa çıktı, en Atatürk- çü olması gereken bu hanım, onun eserle- rine en çok zararveren insan oldu. Keza Ata- türkçü sandığımız ve hep Atatürk'ün izin- de olduklannı uluorta iîeri süren siyaset- çilerimız Atatürk Türkiyesi'ne yakışır ola- madılar ve bugünkü varlığımızı ona borç- lu olduğumuzu göz ardı edıp kişisel çıkar- lannı ülke çıkarlannın üstünde tuttular. tşin tuhafi bu arada Atatürk düşmaru, dinci bir partinin lideri de kendini Atatürkçü ilan etme ikiyüzlülüğünü gösterebildi. Ülkenin bir sürü sorunu çözüm bekler- ken türban diye bir sorun yaratıldı. Bunu siyasetlerinin başlıca hedefı olarak gören siyasetçilerin bu yöndeki ısrarlı çabalan- nı, laikliği benimsemiş görünen öbür siya- setçiler yineoykaygısıyla, bilerek ya da bil- meyerek desteklediler ve onlann bu amaç- lanna alet oldular. Sonuçta, 18 Nisan se- çimlerinde kazanan din sömürücüsü, şeri- atçı birpartiye mensup genç birbayan Mec- lis'te Cumhuriyetinbize kazandırdığı çağ- daş değerlere, hatta Atatürk'ün kurduğu devlete meydan okur duruma geldi. Şeri- atçı olduğunu saklamayan bu hanım Mec- lis kürsüsüne çıkıp laiîdik üzerine yemin edecekti. Üstelik şimdi bu bayanın Ame- rikan vatandaşı olduguda ortayaçıkn. Ame- rikan vatandaşlığı için bu ülkeye bağhlık yemini etmiş olan bu bayan kalkıp aynı ye- mini Türkrye için de yapacaktı. Böylece din- dar geçinen bu bayan Amerika'ya bağhlık yeminınden sonra hem laikliğe hem de Türkiye'ye bağhlık yemini edecekti! Yani üç defa yalan yere yemin etmiş olacaktı. Bu ne biçim dindarlık, ne biçim Müslümanlık- tır? Ya onu kullananlara ne demeli? Her se- çim sonucu ortaya çıkan bder ve hükümet beni hayal kınklığına uğrattı. Mustafa Ke- mal'ler, İsmet Paşa'lar gibi insanlar çıka- ran ülkemizden neden artık doğru dürüst lider çıkmadı? Hangi partiye oy verdiğime gelince... Bize bugünleri gösteren Atatürk'tür. Ben onun sayesinde yaşadım, bugünleri siz ev- latlanmla birlikte görebildim. Atatürk'ün partisinin son yöneticilerine kızgındım, hep tutarsızlık içinde oldular ve halkın gü- venini yitirdiler. Kazanamayacaklan belliy- di. Ancak Tann'ya kavuşmadan gözlerim ge- ride kalmasm diye oyumu yine onun kur- duğu partiye verdim. Seçim sonuçlan el- bette beni hüsrana uğratû. Partinin ileride yetenekli ellerde düzebnesini, eski parlak günlerine kavuşmasını candan ve gönülden diliyorum. Şimdi yeni birdönem başlıyor. Dileğim, milletvekillerimizin, kurulacak hükûme- tin Atatürk ıdeallenne bağlı kalarak ülke- yi ve ulusumuzu yüceltmesi ve huzuraka- vuşturmasıdır. EyHalkım... TaüpAPAYDIN U ğur Vlumcu, "Senin için öldük ey hal- kım, unutma bia" diyordu. Ölüm va- nlacak en son nokta, oraya kadar daha neler oldu. Sürülmeler, açığa alınmalar, aç kahnalar, görülmedikbaskılar... Kim- lere yapıldı bu? Halkını ve ülkesini candan seven, aklı %e yüreği ıle ona bağlı olan, kendi çıkarlannı de- ğil halkının çıkarlannı öne alan gerçek yurtseverle- re... Atatürkçülere, solculara... Binlerce örneği var. Yıllar yılı turucu ve gerici iktidarlar, ülkenin bu en iyi yetişmiş, en yetenekli insanlannı saf dışı etmek için her yola başvurdular, zulmettiler. lpleri kendi el- lerinde tuttular, yetki yerlerine kendi adamlannı ge- tirdiler. Halkı kendi karanhğında tutmak ve işlerini rahat yürütmek için yaptılar bunu. Çıkarcı yönetim- ler, çıkarcı kadrolarla işbirliği içinde Türkiye'yi ge- ri kalmışlık çemberi içinde tuttular. Halkın uyanma- sına, çağdaş bilince kavuşmasına engel oldular. Bu çabalannı bugün de sürdürüyorlar. Tam bir arsızlık ve sorumsuzluk içinde din duygulannı sömürerek, milliyetçilik kavramını yanlış yollara sürükleyerek halktan oy almayı beceriyorlar. Asıl kimliklerini sak- lıyorlar. Halkı aldatıyorlar. Halkın kolay aldatılacak düzeyde kalmasını, bunun sürüp gitmesini istiyor- lar. Birhalktürküsüderki: "Seniseven çok olur/Can- dan seveni tam." Cahil bırakılmış acemi bir köylü kızı gibi halkı- mız kendisini asıl seveni bir türlü anlayamıyor. Ya bıçkın köy ağasınm oğluna, ya içten pazarlıklı sa- kallıya vanyor. Sonra başına gelenlere ağlayıp sız- lanıp duruyor. Bir seçim daha geçirdik. Büyük paralar harcandı. Büyük dalavereler döndü. Ortalık gürültüye boğul- du. Seçilmek için kimileri canhıraş kavga verdi. Ne- dirbu kav ganın arka yüzü? Neden bunca seçilme is- teği? Seçilince ne olacak? Vatana millete hizmet mi? Yok canım, o işin örtüsü. Asıl niyetleri başka. tşte bu iki yüzlülüğü halkımız bir türlü göremiyor. Bü- yük kesimı hep aldanıyor. Verdiği oy kendi çıkanna oy değı 1. Bakmayın "milli irade", "halkın terdhi" gi- bi deyimlerin çekicıliğine. Pek çoğu ağasınm, beyi- nin, şeyhinın, kasabadaki akıldanesinin isteği doğ- rultusunda verilmiş oy. Anımsayalım halkımızın eği- tim düzeyini. Nüfus başına 3.6 yıl öğrenim. O da na- sıl bir öğretım? Nereden baksanız, nıteliksiz, yeter- siz... 75 yıllık cumhuriyet, halkımıza daha beş yıl- lık bir ilkokul öğrenimi bile veremedi. 3.6 yılda kal- dı. On milyon insanımız hâlâ okuryazar değil. Okur- yazarlann çoğu kendi oyunu kullanacak bilinçten yoksun. Şimdi buna gerçek seçim denebilir mi? Gö- nül huzuru ile, "ben milli iradeyi temsil ediyonım, haUan ojnınu akbm" demek olası mı? Diyorlar. de- sinler. Bize göre değil bu iş... Kâğıt üstünde, sanal bir demokrasi bu. Seçimle- rin nasıl yapıldığı, ne paralar harcandığı da düşünü- lürse, seçilenlerin kendi çıkarlan dışında sevinecek- leri fazla bir şey yok. Seçim sonuçlan ortada. Halkımızın yaşamını dü- zeltecek, ülkemizin uzun dönemde yazgısını değiş- tirecek, cumhuriyetin temel ilkelerini yaşama geçi- recek bir işaret görühnüyor. Yönetim daha da sağa kaydığına göre, incir çekirdeğini doldurmayan kü- çücük sorunlarla, günlük kavgalarla zaman yitirile- cek. Belki halkımız deneye yanıla doğru seçmeyi öğ- renecek. Kendisini asıl sevenleri yönetime getirecek. Bu kolay olmayacak elbet. Elli yıldır çok partili dö- nemde yaşananlar gösteriyor ki, demokrasiye geç- tik demekle demokrasi gerçekleşmiş olmuyor. He- le altyapısı yoksa. halk doğru dürüst bir eğitimden geçirilmemişse boşlukta kalıyor her şey! Umut bitmez. Umut gelecek bahara... EVET/HAYIR OKTAY AKBAL Giinün Komriarı...Şehit anaJarı; kayıp yakınlannı arayıp bulamayan cumar- tesi anaları... Ne çok ana var acılar içinde çırpınan! Kimi ogiunu çarpışmalarda yitirmiş, kimı oğlunu, ktzını, karde- şini ne oldugu bilinmeyen yollarda kaybetmiş, kimi de dağlara çıkan ya da zoria çıkanlan gencecik çocuklannın yasını tutmakta... Hepsı ana! Dokuz ay yüreğinın içinde taşımış, yirmi yıl üstüne titremış... Sonra kimi birtakım çe- kimlere kapılıp dağlara çıkmış, kimi düğün dernek toren- leriyte savaşa çağnlmış... Kimi o yolda yok olmuş, sakat kalmış, kimi bu yolda! Şehit analan, eşleri, evlatlan adı ver- diklerimiz kent sokaklannda, duruşmalarda, alanlarda.. Ötekiter ıse kapalı yerterde için için ağlayıp acılannı içle- rinegömmekte... OUiz bin şehit!.. Er, subay, polis, jandarma, öğretmen, korucu, çocuk, kadın, erkek, ihtiyar, otuz bin... Ya karş»- dakıler? Onlar da bu yurdun çocuklanydı, onlar da binler- ce kurban vermediler mi? Hem de özyurtlanna karşı sa- vaşım vererek... Bu kanayan yara on beş yıldır sürdü, sü- rüyor da... Ocalan "Beni bırakın, ben bu işi önlerim, dağ- dakileri indiririm" diyor. Ama her gün Güneydoğu'dan ge- len haberter bu sözü doğrulamıyor. PKK denen çete yine saldınyor, yine öldürüyor, yine ölüyor. Çare, belki de çare çıkanlması beklenen, epeyce de ge- ciken yasada, pışmanlık yasasında... Çıktıklan yolun çık- maza girdığini gören insanlara bir kurtuluş kapısı açılma- malı mı? Banşçt bir anlayışla eski düşmanlıklar, eski kin- ler bir yana itilmeli, itilebilmeli... • • • Başbakan Yardımcısı Bahçeli, "Geçmişe takılıp kalma- malı" diyor. O geçmiş denen zaman parçasında nice suç ve suçlu, nice cinayet varsa, nice çözülmemiş olay var- sa, geçmiş kolaycacık unutulur mu? Hele o geçmişte et- kin işler becerenler bugünlerde de aynı kafada, aynı an- layışta direnmekteyseler geçmiş bir kalemde silinip atılır mı? Politikaya giren her yurttaşın geçmişte yaptıklan et- tikleri niye incelenmesin? Dünkü kuşkulu kişiler bugün kal- kıp da yurtsever, banşsever maskeler takınmışsa, takını- yorsa, gerçeklerin ışığı neden üstlerine çevrilmesın? Ön- ce de yazdım, kim çıkıp da avukat, yazar, gazeteci, siya- set adamı, sorumlu kişı olarak ülke yönetiminde etkin oj- mak ısteyenlerin tek tek geçmişlenni kanştınp, dünkü ki- şiliklenyle bugünlerde takındıklan kişilik arasındaki uçu- rumu sergileyecek? Hangi araştırmacı, Uğur Mumcu'nun izinden giden hangi gazeteci, yazar, hangi aydın? Geçmişe takılıp kalmayalım, ama o yakın geçmişi de didik didik edelim, dünkü olaylann çözümlenmesi yapıl- madıkça bugünlerimiz aydınlık olabilir mi, gerçek banş, güvenli bir toplum yaratılabilir mi? _••• Sevgili dostum Altan Oymen'in lidertiğindeki CHP'nin yeni başarısı, yıllardan bu yana ilk başan son mini seçim- de yaşandı: Genel seçimde yüzde 8.7 olan oran, bu kez yüzde 27'ye çıktı! CHP tabanı her zarnan uyanıktır, her za- man yurt gerçeklerinin bilincindedir. Bunu hep yazdık, ama tavandaki 'hizip'e bunu kimse anlatamadı. Işte so- nuç, Meclis'te bir tek CHP'Iİ yok!... Altan Öymen, CHP için bir kurtana olabilir mi? En az otuz yıldırtanıdıgım Öymen soğukkanlı, bilgili, dengeli bir kişilikle tanınmıştır. Batılı bir politikacı örneğidir. Dbğrusu ya CHP için bir umut ışığıdır, bir güç kaynağıdır. CHP Ku- rultay'ı toplayıa, birieştirici, Atatürk devnmınin ızleyicisi bir nitelikle toplum karşısında başanlı bir sınav verirse, mil- yonlarca CHP'linin, CHP'ye içtenlikle bağlı seçmenlerin yeniden sevgilisi olacaktır. • • • Şu Osmanlı Imparatorluğu'nun kuruluşunun 700. yılı kut- lamalarını anlamak güç! Neyi, nesini kutluyoruz Osman- lının? Doğuşunu mu, yıkılışını mı? Osmanlı imparatorlu- ğu altı yüzyıl yaşadı, elbet bu süre içinde yasananlann öy- küsünü yazmak, anlamını, nedenini, niçinini ortaya dök- mek gerek... Ama bunun adı 'kutlama' değil 'anma' ol- malı. Olmayan bir şeyi kutlamak epeyce gülünç değil mi? Osmanlıyı bugüne getirmeye çalışanlann kişıliklerine bir bakın, bu girişımin nedenini anlarsınız. Atatürk cumhuri- yetınedüşmanlık!.. Kumtel'den, mutfağmıza lâyık bir ürün: Kumtel Borbekü. Yiyecekleri besin değerlerini ve doğal özelliklerini azaltmadan pişirdiği için sağhkhdır. Eriyen KB 6000 yağlar özel hoznesine ekleyeceğiniz suya damlayacağmdan, koku ve duman yopmaz. Paslanmaz krom rezistanslan kolayca temizlenir. Kumtel Barbekü, conmızm çektiği her an size mangol keyfi yaşatmaya hazırdır. İşinin ustası olon bu mangaldan, her mutfakta bir tane bulunmah. KUMTEL KF3125 LJC401 LX7020 „ 2) BAKEU£VUK»MIKK;OCfV<;f*fÇlf« 556 6217. IAĞCHM ! İOrLU LTU. ŞTI. 659 2303» BerOGLU 1MJKY G1DA 243 5574. ESENLE* / G0wra TKL 628 502» • OUNGOKK / M K U U OC 553 3082 • MERTIR y Û2AK L7D 571 539 7269 • SÜLEYMAMYf ' KAMCA ZÛCCAOYi 512 9961 • SJSHÂfC / KAPTSİ PA2AMAMA 251 5937 • ZTrTINBUftMJ /A/COY TtC ITD 664 7457 • (AMAOOIU YAKASI] (0216} RKlSTîPt ICOXA 338 7978 • KÜÇOKYALJ / T0M7R PA1AHMM 489 08O9 • MALTtPf -' HfMF T«C «42 2-"63 MKA: (02241 TAfÇ LTD $Tt 225 3279 ;0f 'û2VE«7HAUCr>C572 4848* ÇAÛLAYAN/KAMNMJ224 5208» CATMCA1MASHHUİ7D. 789 Sfi37<ESaii]t/ GttlCUMGÛIÛZ&45 3824» SBtOMEürntC451 8425* E f OfiDCU TUHAfM 2« 4S^İ • METTHI/FUKJUlITtt 641 3165 • SMİVUII/İÛOH(VGeiCÇUM652 3744• 2Frr»«U»»)(BBOyaa7Wr 547 7517 .«C«fTa«7«*!510 1049- NOKT*UUIIST/ O&i. HAJ ÇEY1Z BanC25S «0OO«i/TIC214 6 t G LTİK' OĞOOJ ,. . , . - . . 1«" • «BT»€'«UCUIÇITB355 t922>KBia«Ar/M0OONUO6W416 7636 •MOinc 3K3890• ICMTAL a 7)C «13 1354 • PU& f MCT^ OBCTKSMUJU22-İ\X-UIK BI 2542253CİHIM3A2l7a5CrlCS73 2261 O I H B U t S S S J ^ ^ fC4266266-GBZE/««T1IOH«U64224551Ml»>tB2aitHKE7^ 03^2) (A'CUtu 5 D g » » T K l S5t71»G0ÇE»ElinTİynp^51210C5TOSa«;tOp«MO«IL>M63»40(ieMB«Mn'>Tlll«26e3654 PENCERE Anadolu Insanı Tuzağa Düşmedi.. Giresun'dan Özden Ergö'ün mektubunu okur- ken kimi satıriann altını çizdim. Okurum diyor ki: "37 yaşındayım, 25 yıllık Cumhuriyet okuruyum. Kaleme sanlmamın nedeni ülke sorunlannı tartış- mak değil; zaten her gün her konuda bu sorunlan sizlerie tartışıyoruz. Sormak istediğim: Yazılannız- da ve konuşmalannızda sürekli vurguladığınız ve çok güvendiğimiz 'Anadolu Insanı'... Evet, yıllardır hep ona güvendik... Ama hele son zamanlarda çokgüvendiğimiz Ana- dolu halkı kimleri seçerek Meclis'e gönderdi?.. Nerede Anadolu halkı llhan abi?.." "Lakin düşünüyorum da Anadolu halkının ne gü- nahı var?.. 'Din elden gidiyor"yalanlanna kandı Anadolu hal- kı!.. Anadolu'nun göbeği Ankara'da ülkeyi ortaçağ karanlığına sürükleyecekkafalann bir örneğini seç- medi mi Anadolu halkı?... Istanbul'da kime oy ver- di?.. Futbol maçlannda sokağa dökülüyor Anado- lu halkı, birbihni öldürebiliyor, bol acılı arabesk mü- zikle yatıp kalkıyor. Lafı fazla uzatmak istemiyorum... Inşallah düşüncelehmde yanılıyorumdur, ama, ben artsk eskisi kadargüvenem'ıyorum Anadolu hal- kına... Sizden ricam, tekraryazın köşenizde, inanmam gerektiğini yazın, umudumuzu yazın; çünkü inan- mak, güvenmekistiyorum..." • Sevgili okurumu çok iyi anlryorum; insan, umutla umutsuzluk arasında gidip gelen bir salıncakta ko- lan vurarak yaşar, ben de okurum gibiyim. Güzel gelecektere inanmak umudu, muöulugun içe- riğini oluşturur, ancak boş yere umuda kapılmak da gerçekçiliğin dışına düşmez mi?.. "Anadolu insanı" ya da "Anadolu aydını" drye boş yere mi konuşuyoruz?.. Hayır... Seçim sandığı sonuçlannı, partilerin yozluğunu, ir- tica karanhğını, devletin içine düştüğü durumu bir yana bırakıp daha büyük ve çarpıcı bir göstergeye bakmak, gerçeğin özünü yakalamakta bize yardım edebilir. Son on yılda Anadolu büyük bir sınavdan geçti. Anadolu'yu parçalamaktan da ötede, laik Türkj- ye Cumhuriyeti'ni de yıkmak amacında birleşen iç ve dış güçler, ülkeyi iç savaşa sürüklemek istediler... Ellerinden ne gelirse yaptılar... Sonuç?.. Anadolu halkı bu tuzağa düşmedi.. İnsanlar birbirterine düşmanlaşmadılar. Anadolu insanı -etnik kimliği ne olursa olsun- Ana- dolu insanıdır. Çerkez, Abaza, Arap, Rum, Yahudi, Ermeni, Boşnak, Türk, Kürt; kim olursa olsun, ister Istanbul'da yaşasın, ister Diyarbakır'da, isterse ül- kenin bir başka yerinde, ortakyaşama bilinci her şey- den ağır basar. Yoksa30 bin insanın canına kryılan bir ülkede düş- manlık güdüteri tohumlanmaz mıydı?.. • "Anadolu insanı" bütün güçlüklerini aşabilecek bir tarihsel birikimin mirasını taşıyor; "Anadolu aydını" ancak bu birikimi değerlendirdiği zaman aydın kişi- liğineerişiyor... Yoksa yaşadığı topraklara yabancılaşıyor. Yaşadtgı topragayabanolaşrnası, biraydîn için mut- suzluklann en büyüğüdür. • * * • IVleri ÖL Ü D E N Î Z " T a t i I d e k i e v i n i z " * Tamamen yenilenmiş klimalı odalar. asansor, sauna, havuz, ozel plaj ve deniz akliviteleri * Dınlenmek, başınızı ddnlemek, tatili talil gibi yaşamak için. * Doğa harikası Ölüdeniz'de hizmetinizdectir. * Çocuklara, balayına gelenlere, gnıplara ve müdavimlerimize özel indirimler. Internet : www.hotelıneri com.tr. E-Maü : hotelmeri ©hotelmeri.com.tr. Rez.Tel:0_£52. (PBX 8 Hat) Fax: 61700 10 Doğanın cenneti EHA TATİL KÖYÜ Tatilinizi, orman içinde; deniz, nehir ve göl ile çevrili EHACLUB'tegeçirin. 1 KİŞIHAZIRAN 9.250.000 EYLÜL 15.000.000 TEMMUZ 15.000.000 AGUSTOS 15.000.000 EKİM 12 500.000 0-12 Yaş Free (2 Büyüğün Yanında) SNG. Oda Fark %50 / 3. Kişi %50 tndirim Tıtreyengöl Mevfoi Side - Manavgat /Antafya Rezervasyon Tel: 0242 756 90 50-51,53 Fab:7569052 ŞİŞLİ1. ASIİYE HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN Sayı: 1998/1002 Davacı Veysel Pak vekili tarafindan davalı Saliha Pak aley- hine açılan boşanma davasında: Davalı Saliha Pak'ın Yeni Mah., Tuğrul Bey Sok. N: 11 Samsun adresine gönderilen tebligatın bila teblığ iade edildiği, yaptınlan zabıta tahkikatın- da davalmm belirtilen adreste ikamet etmediği, adresinin meçhul oldugu bıldirilmiş olmakla, dava dilekçesinin ilanen tebliğıne 07.05.1999 tarihinde karar verildi. Bu itibarla, du- ruşma günü olan 01.07.1999 günü saat 10.00'da davalı Saliha Pak'ın duruşmada hazır bulunması veya kendisini bir vekil ile temsil ettirmesine, aksi takdirde duruşmarun yokluğunda de- vam edeceğı, yokluğunda karar verileceği dava dilekçesi ye- nne kaim olmak üzere ilan olunur. Basuı: 27203
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog