Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

12 HkZlRAN 1999 CUMARTESİ • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLERÎN DEVAMI TURKIYE Istamul Edim PB 25 Sınop PB 23 Adana PB 30 Samsun Y 21 Mersın Kocalı PB 25 Trabzon Y 22 Diyarfaakır A Çarakale PB 29 Giresun PB 21 Şanlıurfa Izrnır A 32 Ankara Mania Y 23 Mardin A 31 Eskişehır Y 22 Siirt Aydif A 33 Konya Y 24 Hakkâri PB 29 Deni2i A 29 Sıvas Y 22 Van PB 25 Zongjldak PB 23 Antalya PB 33 Kars Y 22 Yurdun ıç ve doğu ke- simlen parçalı bulutlu, Batı Karadeniz'in ıç ke- sımlefi, Orta ve Doğu Karadenız, Iç Anadcrtu, Doğu Akdencıle Doğu Anadolu'nun kuzeyi sağanak ve gok gürül- tülü sağanak yağışlı, ötekı yerter az bulutlu ve açık geçecek Hava stcaklığı doğudabiraz azalacak, batıda de- ğışmeyecek. DIS MERKEZLER Oslo Helsinki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Y PB Y Y Y Y PB Y 1b 22 18 20 19 19 19 18 Münih Y 20 Zünh Berlin Budapeşte Madrid Vıyana Belgrad Sofya Roma Atına Y Y A Y Y Y PB PB 20 21 28 21 24 25 29 32 Y 17 Şam Moskova Aşkabat Astana Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Kahire PB A Y PB PB Y Y A 26 34 19 28 25 22 26 31 PB 30 Parçalı bulutlu ^ Çok bulutlu ı Yağmurlu «JUUUU. Kartı •AA>> SuluKar &ökguruRûlü GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Bıştarafı 1. Sayfada yorsunuz" diye soruyor. BLSOOI sadece ekonomi için mi geçerli? Yoksa toplımun her dalını yönetenlerin siyaset ahlakını mı resmedıyor? Poitika alanında neredeyse yarım asır "değiş- mezoç isim" olduğunu artık ılkokul öğrencileri bi- le bilyor. Tükiye değişiyor, bu adamlar değişmiyor. Saye- lerinde Türk siyaseti birieşik kaplar gibi. Biri iniyor, ötekı çıkıyor. Adam veya kadın ya başbakan ya başbakan yardmcısı. Ya da cumhurbaşkanı! Bu gerçek yüzlere vuruldu mu, "Deneyimlerin- den yarartanıyonız" plağı savunuların baş öğesi. Güzel, amayanlış. Bakınızneden yanlış: Mesut Yılmaz, 1982'den beri siyasetin içinde. Genç ya- şında devlet yöneticileri arasına gırdi. Sonra genel başkan ve başbakan. 17 yıldır devlet yönettiğine göre kuşku yok dev- letin nasıl işlediğini bildiği varsayılan bir siyaset adamı. Meğer, devleti yönetirken devleti öğrenememiş! Bu sonuç önceki gün ANAP gaıbunda yaptığı konuşmadan çıkıyor. Mesut Yılmaz, tele-kulak skandalının üzerine gi- dilmesini isterken "Emniyet'in siyasi etkilerden anndınlmasını" istiyor; bu, bir. Başbakanı olduğu 55. hükümetin "zamansızgö- revden uzaklaştınlmastndaki en önemli nedeni, Emniyet içindeki hizmet yetersizliğine" bağlıyor; bu da, iki. Devlet içindeki hizmetlerinı bir yana bırakınız, Mesut Yılmaz, 30 Haziran 1997'de başbakanlığa getirildi. Yaklaşık 16-17 ay hükümet eyledi ve 25 Kasım 1998'de düşürüldü. Uzun zaman içişlerı bakanı kendi partisindendi. Emniyet Genel Müdürlüğü emrindeydi. Polis örgü- tü iki dudağının ucunda, hazır oldaydı. Tele-kulak, teknik açıdan Mesut Yılmaz zama- nında palazlandı. Telefonların dinlendiği yıllardır medyadaydı. Telefonlann polis örgütlerince din- lendiği de bilinen bir olaydı. Örnek çok Mesut Yılmaz, başbakandı, bütün bunları biliyor- du ama, önlem almadı. Örneğın telefon dinleme- leri yasaya bağlamayı bile aklının ucundan geçir- medi. Şimdi kalkmış, hiçbir şeyden haberi olmayan in- san tavnyla Emniyet'teki rezaletler üzerinde ah- kâm kesiyor, önlem alınması içın yenı bakan Tan- tan'a destek istiyor. Yılmaz kabinesinin iki numarası Ecevit de Yıl- maz'ın başbakan yardımcısı. O da bu kepazeliğin yeni farkına varmış gibi konuşuyor. Dünkü hatalar bugünü oluşturuyor. Bizimkilere ne gam! Ülkemiz, "eskileri kırpıp kırpıp yıldızyapmakta" mahir. Fakat, yöneticiler ne kadar beceriksiz olursa ol- sun, ülkemiz sağlam temellere dayanıyor; "laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti' kavramlan- nı koruyan ve kollayan sağlam kurumlara. Gerçeklerden sapmıyorlar. örneğin: Yargıtay 8. Ceza Dairesi: "Mahkeme karan olmadan telefon dinleyerek saptanan delilin geçerii sayılamayacağmı karar- laştınyor." Kuşkusuz, yanlış bilgilenme sonucu yaptığımız hatayı da bizim düzeltmemiz gerekiyor. 9 Haziran'da bu köşede "Devlet Bakanı Sadt Somuncuoğlu'nun Imralı'dan çıkan karar dosya- sını TBMM'de öne alacağız" dediği yazıldı. Oysa Somuncuoğlu gönderdiği açıklamada, Ak- saray'dasoru üzerine, "Imralı'dayargılanan terö- hstbaşı Öcalan'a mahkeme idam karan verirse, komisyon karanyla şu anda bulunan idam karar- lannın önüne, Ocalan hakkındaki karar alınır ve Meclis'in gündemine getirilerek göriışülür" de- diğini bildiriyor. Hukuksal yönteme katılmamak olanaksız. Ceyhan da Uğur Mumcu Bulvarı 'nın adı değiştirilmişti MHP'libaşkan Atatürk'e karşı ADANA (Cumhuriyet Güney İBeri Bürosu) - Cey- han Belediye Meclisi'nin, bazı mahallelerin yanı sıra Uğur Mumcu Bulvan'nın adını da değiştirmesine tep- kiler sürerken MHP'li Baş- kan Hüseyin Sözlfi'nün, adı "Ergenekon"a dönüştürü- len Kaltakiye Mahalle- si'nin adının "Atatürk*'ve- ya "Ata" olması ıçin mahal- le muhtan Betül Ada tara- fından verilen dilekçeleri ve sözlü başvurulan kabul et- mediği ortaya çıktı. Mahalle sakinleri, "Baş- kan bu tutumuyla halkı kar- şı karşıya getirmek istiyor" dediler. Bazı demokratik kitle kuruluşlannın tepkile- rini "Uğur Mumcu Gecesi" ya da "Yürüyüşü" ile dile getirmek istedıği öğrenilir- ken dün bir açıklama yapan CHP Adana 11 Başkanı Et- hem HakkıOztürk, pazarte- sı günü Ceyhan'da protesto yürüyüşü yapacaklannı açıkladı. Atatürkçü Düşünce Der- nefi Ceyhan Şubesı, ilk kez bır MHP'li başkamn yöne- time geldiğı Ceyhan Bele- diyesi'nin 20 MHP'li, iki DSP'li ve üç HADEP'liden oluşan meclisinin 4 Hazi- ran'daki toplantısında ilk ıc- raat olarak mahalle muhtar- lanna, ihtiyar heyeti üyele- rine ve mahalle sakinlerine danışmadan, bazı mahalle ve bulvarlann adlannı de- ğiştirerek ülkücü görüşü simgeleyen ve çağnştıran adlar koymasını eleştirdi. Mahallelerden Kaltaki- ye'nin "Ergenekon", Bo- ta'nın "Osmangaa", Türlü- baş'ın "Türkyurdu", E- mek'ın "TekeH", Uğur Mumcu Bulvan'nın da "Vu- murtalık" dıye değıştiril- mesınin yanlış olduğunu vurgulayan ADD yönetimi- nin açıklamasında şu görüş- lere yer verildi: "Basın şehidimiz, laik Cumhuriyetin savumıcula- nndan değeıü ulusal yazan- mız Uğur Mumcu'nun adı da sudan bir mazeretle değiştirilmiştir. Bu mecli- sin ilk yanhşı değildir. 26.05J999'dayapuanilktDp- lannda da bir kadın fiyenin toplannya türbanla kaükü- ğı öğrenilmiştir" 4 YoksuDar kanchrJıyor'• Baştarafi 1. Sayfada la sürdürdüler. Dolayısıyla G-7'lerin son açıkla- ması, uygulamalanyla tutarü olmayan bir ild- yüzhİlüğün ifadesidir. Tüm dünyada küreseDeş- menin yarattığı yıkıntı ve her zaman örgüttü ve siyasal bir nitelik taşımasa da dünyadaki halk- lann bu çöküntüye tepkisi öylesine gözle görü- lür hale gelmistir ki G-7'ler 'ayanı beyan ederek' özettikte kendi ülketerindeki toplumsal muhale- fete karşı itirafçırolünebürünmekzorunda kal- mışlardır. Lnutmamak gerekir ki bu ülketerin önemli bir bölümünde sosyal demokrat siyasi iktidarlar veya koalisyonlaryönetimdedir. Dola- yısıyla hiç otmazsa lafta bu kadar bir sosyal de- mokratbk yapmalan da şaşırbcı değUdir." Uluslararası anlamda küreselleşmenin yıkıcı sonuçlannın G-7'ler gibi IMF ve Dünya Ban- kası'nın patronlan tarafından bile lafta da olsa kabul edilmesinin, gelişmekte olan ülkelerdeki ulusal ve demokratik gûçler için bir firsat ola- bileceğıni vurgulayan Erdoğdu "Ancakküresel- leşmeoinveözeDeştirmenin albenili reklam kam- panyasma kapılan bazı çevreler, G-7'lerin bile kabul etmek zorunda kaldığı bu çöküşün şuuru- na haien varamamışlardır" dedi. Bundan 20 yıl kadar önce Tûrkiye'de sendi- kalann, liberalleşmenin ve küreselleşmenin in- sanlığa işsizlik ve yoksulluk getireceğini, ül- keyi iflasa sürekleyeceğini söyledikleri zaman yalnız kaldıklanna değinen Erdoğdu şöyle de- vametti: "Artık hem Tûrkiye'de hem de dünya kamu- oyunda bu gerçeküği insanbğa anlatmak daha kotaylaşmıştır. Şimdi böyle bir ortamda ulusal egemenlikten yana olduğunu, ulusalcı olduğu- nu,Atatûrk milliyetçiliğini savunduğunu söy le- yen siyasi partiler, tarinsel sınavla karşı karşı- yadır. Anayasanın ilgfli maddesi değiştirflerek im- tiyaz sözleşmelerinde Danıştay'ın denetim ve yargı yetkisinin ortadan kaldınlması, yerel yö- netimkr reformu tasansı adı altında merkezi yiinetimin tasflyesi, özeUeştirmelerin hızlandt- nlması ulusötesi sermayenin egemenliğini pe- Idştirecektir. Dünya Enerji Konseyi Genel Sekreteri, ulu- sal egemenlikten fedakârnk önerebilir. Ama bu fedakârlığı ülkenin en tepesinde bulunanlar, milliyetçi olduğunu söy leyen siyasi partiler öne- rirkrse iste o zaman Atatürk mezanndan kal- kıp onlan sopayia kovalar." Aldatmaca Çok Taraflı Yatınm Anlaşması Karşıtı Plat- foraı Türkiye Sözcüsü Gaye Yılmaz da ABD Başkanı BülClinton'ın Sırbistan'ın bombalan- ması sırasında yaptığı bir konuşmada. küresel- leşmenin kaçınılmaz bir olgu olduğunu belir- terek "Küreselleşme gevşek sınıriar ister, asla ünher yapüar istemez" dediğinin altını çizdi. Geçen ay yapılan OECD Bakanlar Konseyi toplantısı sonrası açıklanan kararlar arasında "ülkelerin kommacı baskıian reddetmek zo- runda olduklan'< nın yer aldığına da dikkat çe- ken Yılmaz "Rusya ve G- 7'lerin son bildirisi, bir şaşırtmaca veatdatmacadır" diye konuştu. 'Dağ fare doğuracak' EcCVİt'e A B D VCEkonomi Servisi - Ağır borç yükü altındaki yoksul ülkelerin gelişmiş ülkelere olan borçlannın 2000 yı- lında sıfirlanmasını hedefleyen Jubile 2000 hareketi sözcüleri, Köln'de önceki gün sona eren G-8 dışişleri bakanlan toplantısı ve gelecek hafta yapılacak Lider- ler Zirvesi için "Dağ fare doğuracak" yorumunu yap- tı. Zengın ülkelenn borç affi programına "öyleymişş- bi görünmelerine karsın" sıcak bakmadıklannı vurgu- layan hareket sözcülen, gelecek hafta yapılacak Köln Liderler Zirvesi öncesinde bu pazar Londra'da ve ge- lecek cumartesi de Köln'de bir insan zinciri kurmayı planlıyorlar. Konuyla ilgili olarak toplanan ve ünlü In- giliz rock grubu U2'nun solıstı Bono'dan eski dünya şampiyonu boksör Muhammed Ali Clay'e kadar bir- çok ünlünün de destek verdiği kampanya ile aynca 7 milyon imzalı bir dilekçe ilgili kurumlara verilecek. G-8'in gelecek hafta yapılacak Liderler Zirvesi'nde konunun ele ahnacağı bildirilırken, Jubile 2000 söz- cüleri, zengin ülkelerin borç affi için hazırladıklan teklif nedeniyle hayal kınkhğına uğradıklannı açıkla- dılar. Jubile 2000 sözcüleri, 52 yoksul borçlu ülkenin borçlannın silınmesinin maliyetinin zengin ülkeler için kişi başına yıllık 19 dolar olacağını belirterek ay- nı ülkelerde savunma için kişi başına yıllık 490 dolar harcama yapıldığına dikkat çekiyorlardı. Oysa gelecek haftaki G-8 zirvesi için, zengin ülkelerin kendilerine kişi başına 3 dolann altında maliyet olusturacak birtek- life hazırlandıkları öğrenildi. Rusya'dan davet geldi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - 57. hü- kümetin güvenoyu almasının ardından, Baş- bakan Bûlent Ecevit, ABD ve Rusya Fede- rasyonu'ndan aynı gün davet aldı. ABD'nin Türkiye Büyükelçisi Mark Parris, ABD Başkanı Bill Cttnton'ın davetini de içeren mektubunu dün Ecevit'e sundu. Rusya'dan gelen davet de, Başbakan Ecevit'in, Rusya büyükelçiliğınde verilen "Ulusal Gün" re- sepsiyonunda Büyükelçi Aleksander Lebe- dev tarafından iletildi. Parris, Ecevit ile yaptığı görüşmenin ar- dından yaptığı açıklamada, Clinton'ın, yeni hükümetin kurulması nedeniyle kutlaması- nı ilettiğini belirterek hükümet programını "çok iyi'' olarak nitelendirirken pTogramın uygulanmasını desteklediklerini kaydetti. Parris, ABD yönetimınin, Ecevit'in Irak'a yönelik polıtikalanndan rahatsız olduğu yö- nündeki haberlerin anımsatılması üzerine, "Ecevit'in çok ayncahkh veözel bir yeri var- dır. Geçen hükümet döneminde her konuda hemükirdik. Yeni dönemde de onun btlgeli- ğine saygıhyTz" dedı. Başbakan Ecevit, Ba- kû- Ceyhan boru hattı ve Hazar bölgesinde- ki gelişmeler hakkında görüşme yaptıklan- nı kaydederek Türkiye ekonomisındeki ge- lişmeleri de değerlendirdiklenni belirtti. Ecevit, Rus büyükelçiliğinde Ecevit, Parris ile görüşmesmin ardından Ulusal Gün nedeniyle Rusya büyükelçiliğin- de verilen resepsiyona eşi Rahşan Ecevit ile katıldı. Ecevit ile yanm saat baş başa görü- şen Lebedev. Türk başbakanını Moskova'da görmek istedıklerini bildirdi. Dönemin Rus Başbakanı Vıktor Çernomırdin ile 1997 Aralık ayında Türkiye'ye yaptığı ziyarete i- ki ülkedeki siyasi kanşıklıklar nedeniyle ya- nıt verilememişti. Lebedev, görüşmeyle ilgi- li yaptığı açıklamada, iki ülke arasındaki iş- birliği olanaklannın arttınlması konusunda uzlaşmaya vardıklannı açıkladı. Lebedev, daha sonra bırkaç saat önce Ecevit ile bir araya gelen ABD Büyükelçisi Parris ile baş başa görüştü. G Ü N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafi 1. Sayfada MHP seçimlerden önce FP'yi şu sloganla selam- lamıştı: "Biz sanınlann üzerine ün\ekçe değil, erkekçe gi- deceğiz!" Şimdi FP'liler MHP'lilere selamı iade ediyor - Buyrun işte sorunlar. Çözün, görelim erkekltği- nizi! Yeni oluşan TBMM komisyonlan bu konudaki ilk kapışma yeri oldu. Milletvekilleri işin dozunu da ka- çırdılar. "Dileriz, tekrar etmez" diyeceğiz, ama iş di- lekle olmuyor. • • • Sağlık Bakanı Osman Durmuş son derece sağ- lıklı bir iş yaptı. Sağlığı bozulunca gitti, özel bir tıp merkezine yattı. 4 gün sonra iyileşti, tıp merkezine 400 milyon lira yattı. Tabii cebinden değil, devletin kesesinden. Yalanlanmayan haberlere göre, Durmuş'un has- talığı tifo imiş. Tıfo, geri kalmış ülke hastalığı olarak bilinir. Yaygın olduğu bölgeye turistler gitmez, ön- lem alınır. Koca Sağlık Bakanı'nın tifo olmasına mı yanarsı- nız! Koca Sağlık Bakanı'nın, sorumlu olduğu hastane- leri bırakıp, özel tıp merkezine gitmesine mi yanar- sınız! Bakan dün açıklama yaptı: "ö/çüm, dürûstlük, çalışkanlık, beceriklilik!" Bu demece mi yanarsınız! ••• Sağlık Bakanı bunu yaparken, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan da ilk iş olarak SSK hastanelerinı denetlemeye girişti. Bakan, doktoria- nn nerede olduğunu sormuş, "Serviste" demişler. Buna kızan Okuyan yakınıyor - Tüm doktoriar serviste diyoriar, ne demekse! Okuyan, işe meydan okumakla başlarsa, korka- nz bu bakanlığın adı, Çatışma ve Sosyal Gerginlik Bakanlığı olacak! • • • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın hangi par- tide kalacağı ve bu koltuğa kimin oturacağı, enerji rantından yararianmak isteyen kişiler açısından çok önemliydi. Geçen dönem "sevmiş" olmalılar ki sözünü etti- ğimiz kesimler aynı kişiyi istediler. Cumhur Ersûmer yeniden bu koltuğa oturdu. İlk demeci de şu oldu: "Enerjide demal özelleştirme yapılmalıdır!" Yapma yaa... Anlaşıldı, bu bakanlığın adı hiç de- ğişmeyecek: Enerjide Tatlı Kıyaklar Bakanlığı! • • • Maliye Bakanı Sümer Oral'ın bütçe sunuşu de- ğişik bakımlardan yankı yaptı. 55. hükümetin Mali- ye Bakanı Zekeriya Temizel, vergi reformuyla adı- nı duyurmuştu. Sümer Oral o kevgire dönen reform- daki "Nereden buldun" sorusunun kaldınlacağını söyledi. Uzatmaya gerek yok. Bu bakanlığın adı da aslına dönüyor Malı Ye Bakanlığı! ••• Bankalar Yasası'nı çıkanrken basının da suyunu çıkardılar. önceki yasada da zor durumda olan ban- kalann adının açıklanması yasaktı. Buna genel ola- rak uyuluyordu. Ancak, hortumlanmış olan banka- iaria ilgili haberin de yasaklanmak istenmesi, yeni bir tartışma yarattı. Hortumlamak serbest, yazmak yasak! Bu bağlamda Vergi Yasası da özüne dönüyor Vereni mahvet, vermeyeni affet! • • • Son sözü Içişleri Bakanlığı'na bırakalım. Bakan Sadettin Tantan, Fatih'te kafeterya basmakla Em- niyet Istihbarat Şubesı'ni basmak arasında fazla bir fark görmüyor olmalı. Olabilir... Her bakanın bir koltuk oturuşu vardır. Tantan, operasyonlannı sürdürürse bakalım bu bakanlığa ne ad takacağız: Hiçişleri mi, Suçişleri mi? MerveKovakçı Daniştuy'a başvurdu ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-FPyen miUetvekili seçilmesinin ardından Türk yurttaşlığından çıkanlan ABD'li Merve Safa Kavakçı Danıştay'a başvurdu. Kavakçı'mn avukatı Salm Özdemir, 14 sayfalık dilekçeyi dün Danıştay evrakına gönderdi. Dilekçede, Kavakçı'mn Türk yurttaşlığının kaybedılmesine ılişkin Bakanlar Kurulu karannın şekil ve usul yönünden yanlış olduğu savunularak kararda kişisel ve siyasi amacın rol oynadığı iddia edildi. Kavakçı'mn yemin etmesinin fîilen engellendiği ileri sürülen dilekçede, DSP grubunun "büyük bir kin ve nefret gösterisinde bulunduğu" kaydedildi. Dilekçede, Kavakçı'mn ABD yurttaşhğma geçtiğinin hukuken geçerli resmı bır belge ile kanıtlanmadığı öne sürülerek bu durumun anayasanın eşitlik ilkesine de aykın olduğu savunuldu. Kavakçı'mn milletvekili seçilmesi nedeniyle anayasanın 83. maddesindeki yasama dokunulmazhğına sahip olduğu ileri sürülen dilekçede, bu dunım değerlendirilmeden Türk yurttaşlığının kaybettirilmesıne karar venlmesinin "yasama dokunubnazbğı ilkesine" de aykınlık teşkıl ettığı görüşüne yer verildi. Karann esas yönünden de anayasaya aykın olduğu kaydedilen dilekçede, 403 sayılı Türk Yurttaşlığı Yasası'nın 25. maddesınin "Vatandaşlıkla Bağdaşmayan Eylemler" başlığıyla düzenlendiği anımsatıldı. Bakanlar Kurulu karannın iptali isteminde bulunulan dava dilekçesinde, aynca yargılamanın duruşmalı yapılması da istendi. Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kuttn, dün Merve Kavakçı'ya ilişkin sorular üzerine, "Biz, Kavakçı milletveldli değfl mi, diye soruyoruz. Evet diyoriar. Ama diğer taraftan, Türk vatandaşı değiL diyoriar. Hukuk yönünden karmakanşık bir dunım. Madem milletvekili, geHp yemin etmesi gerekir. Türk vatandaşuğından çıkanhnasımn hukukla bağdaşu- tarafı yoktur. Her şev karışık" görüşünü savundu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog