Bugünden 1930'a 5,427,272 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 ARALİK 1999 CUMA 8 HABERLER Dünya Bankası 3 yıla 3 milyar dolar ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Dünya Bankası Türkıye Temsilcisi Ajay Chhibber, IMF'yle stand- by'ın onaylanmasuıın ar- dından Türkiye'ye 3 yıl içinde kullanılmaîc ûzere 3 milyar dolarlık kaynak ak- tanlacağını açıkladı. Ancak ekonomik reform ve malı sektör kredisi olarak verile- cek kredinin aynnhlannın Dünya Bankası üst yöneti- minden geçtücten sonra o- cak ayında netleşeceğini söyleyen Chhibber. tarihi değer taşıdığını söylediği hükümetin reform progra- mını destekledıklerinı açık- ladı. Ajay Chhibber. Anka- ra'da düzenlediğı basın top- lantısında, hükümetin uy- guladığı programın çok güçlü ve nitelikli olduğunu belirterek "Türk ekonomi- sinin.böylesineköklübir re- form programına çok uzun zunandır ihtiyaç duyduğu- nu düşünüyorum. Tabü ki bu programlarda en rinem- li nokta. uygulamaya konu- labilmesidir. Mali progra- mın, özeUeştirmeprogramı- nın uvgulamava konulması, çok önemli ve tabü ki yapı- sal reformJann gerçekleş- mesi öoemli" dıye konuştu. Yapısal reformJann birinci yılda tamamlanamayacağı- nı, ancak en azından önem- li adımlar atılması gerektı- gini, bu çerçevede teleko- mûnikasyon ve enerj i yasa- sının gündeme geleceğini söyleyen Chhibber, IMF ve Dünya Bankası'nın destek- lediği ortamda, diğer ülke- lerin de Türkiye'ye destek vereceğini tahmin ettiğini kaydetti. Dünya Bankası kredileri- nin nasıl kullandınlacaguıa ilişkin soru üzerine Chhib- ber, iki baslık altuıda veri- lecek kredinin bir başlangıç olacağım. iki farklı tür kre- dinin daha geleceğini ve bunlann toplamırun 3 mil- yar dolan oluşturacağını bildirdi. Dünya Bankası üst yönetiminden nıhaı onaym çıkmasıyla ocak ayında net olarak ne kadar miktann hangi krediye aynlacağıru açıklayabileceğini belirten Chhibber, planlanan 3 mıl- yar dolann 3 yıl içinde har- canacağmı söyledi. Chhib- ber, Dünya Bankası'nın bankaiara kredi vermediği- ni, dogrudan hükümetlere verdiğini, hükümetlerin bunlan farklı faaliyetlerde kullanabüdiklerini ve ban- kaiara da kullandırabilece- ğini kaydetti. Bülent Ecevit, el konulan bankaların hepsinin içinin boşaltılmadığını söyledi'Devredilen bankalar özefleştirilecek'ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Baş- bakan Bülent Ecevit, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen 5 bankadaki uygulamalann farklı olduğunu belirterek u Bazı bankaların sahipleri o bankalann paralaruu, olanaklannı başka işlerine ak- tarmışken tam aksine bankalannı kurtarmak için kendi kaynaklannı katmış olan değerli işadamlanmız da var" dedi. Ecevit, Cumhurbakaıu Sükyman Demirel ile haftahk görüşmesinin ardmdan basına açıklamada bulun- du. Devlete devredilen bankalann düzgün ve verimli çalışması içinbü- yük dikkat göstereceklerini kayde- den Ecevit, "Bir yandan kamuntın elindeki bankalar özelleştirilirken zorunhı olarak mali sektörü düzen- leyici adımlar atüırken baa özei ban- kalann devlet eline geçmiş oiması çe- lişkigibigörüiebilir. Fakatbunlarye- niden özelleştirilecektir. Dış sermaye- ye de açık olacakür" dıye konuştu. Ecevit, Halk Bankası ile Ziraat Banka- sı'nm büyük görevler gördüğünü belirte- rek bunlann özerkleştirilmesinin yararlı olacağmı dile getirdi. Ecevit, banka mevduatlanna getirilen yüzde 100'lük güvencenin kaldınhp kal- dınbnayacağına ilişkin soru üzerine, "Bu- nu zaman içinde düşüneceğiz. Her şeyi bir anda yapmak büyük sarsıntüar doğurabi- tir. Zaman içinde bankalar sistemini. ma- li sektörü daha \erimli çahşır duruma ge- tirebilmek için gerekü bütün adımlan at- B a k a n l a r K u r u l u t o p l a n d ı Kira artışina sınıtiamagetirildi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Hükümet, ekonomik önlemler çerçevesine kira arüşlannı da alarak kira bedellerine gelecek yıl yüzde 25, 2001 'de de yüzde 10arüş yapılması için yasal dü- zenleme yapmayı benimsedı. Bakanlar Kunı- lu'nun, Başbakan Bülent Ecevit başkanhğında yaptıgı 5 saatlık toplantının ardından bilgi veren Devlet Bakanı Mehmet Keçecfler. hükümetin ki- racılann mağdunyetint önlemek amacıyla 2000 ve 2001 yıllannda kira amşlannın uygulanan eko- nomikpolitikalar doğnıltusunda sınırlandınlma- sını içeren yasa tasansını kabul ettiğini söyledi. Keçeciler, "Tasan yasalaşırsa sözfeşmelerde ka- rariaşdrrian kira bedelkri 2000 yuı için yüzde 25, 2001 için de yüzde 10 artnnJabiîecek" dedi. Özürlülere yönelık düzenlemeler üzerinde ça- hşmalann yürütülmesinin kararlaştınldığını kay- deden Keçeciler. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ba- kanı YaşarOkujan'm da Bağ-Kur ve SSK'nin ye- niden yapılandınlması konulannda bilgi verdiği- ni, bu alandaki sorunlann yeni yılda uygulanacak bütçede düzelmesinin beklendiğuıı anlattı. maya kararlryız" dedi. Ecevit, "Devletin eline geçen bankalann ekonomiye ne ka- dar yükü olur" şeklındekı sonıya, "Bu bankalar verimli işlerterse ki, işlememele- ri için biçbir nedenyok,Türkiye'nin bir za- ran olacağnıı zannetmiyorum" yanıtmı verdı. Bu bankaiara aynlan kayna- ğın ne kadar olduğunun sorulması üzerine Ecevit, "O konuda bir bfl- gim yok ama, bunlann rehabilite edilmesi için gerekh' bütün tedbirkr alınacakür*1 dıye konuştu. Başbakan Bülent Ecevit, 5 banka- nın içinin boşaltıldığı iddialannın anımsatılması üzerine, "Tabü du- rumlannı incekriz. Hepsi aynı du- rumda değiL Mesela baa bankala- nn sahipleri o bankalann paralan- m, olanaklaruu başka işlerine aktar- mışken tam aksine bankalannı kur- tarmak için kendi kaynaklannı kat- mış olan değerii işadamlanmız da var. Sonuç aym olsa da bunlan de- ğerlendireceğiz'' dedi. BAETnin Türkiye'ye yönelik politikası EROLMANtSALI -4- AB Türkiye ile kurmak istediği ilişki düzeyinde 6 Mart 1995 bel- gesi ile istediklerinin tümünü elde etmişti. Türkiye'yi AB içine almadan, karar mekanizması içine sokma- dan, bir tam üyenin üstlendigi bü- tün yükümlülükleri Türkiye'nin sırtına bindirmişti. AB pazan za- ten 1971 yılında Türkiye'ye açıl- mıştı. AB bunu yalnız Türkiye'ye değil, daha birçok ülkeye yapmış- tı. Bu ülkelen kendi "etki alanı" içinde tutmak için zonınlu idi. 6 Mart belgesi ile AB hiçbir şey ver- meden 1995'te Türk pazannı so- nuna kadar AB sanayı ürünlerine açtınyordu. Türkiye tek yanlı olarak üstlen- dıği yükümlülüklerle, Brüksel'in Türk dış ticaret "potitikasmı" yö- netmesini sağlamıştı. Türk işgücünü dışarda tutuyor, Türkiye"yi karar mekanizması dı- şında tutuyor, mali yükümlülük al- tına girmiyor, Türk pazan kendi- sine açılıyordu. Bu durum AB için ideal bir durumdu ve bu yapuıın devamlı olmasını istiyordu. Türkiye AB'nin arka bahçesi olmuştu. Şündi Brüksel için so- run, bu yapuıın hiç aksamadan sürmesi idi. Çok ilginçtir: 6 Mart belgesinin "dibacesinde'', "Türkiye-AB üş- kileribubelgeilesonsamasınavar- mışnr" denmektir. Yani Brâksel noktayı koymuştu. işlem tamam- lanmıştı, arnk Türkiye-AB ilişkı- leri bu düzen içinde götürülecek- ti. AB'nin Türkiye raporlannda öngörülen gelişmeler, gümrük bir- liği 1.1.1996'dan başlayarak uy- gulamaya konunca görüldü. Tür- kiye'nin AB'den dışalımı "paüa- ma" gösterdi. AB ile ticarette dış ticaret açığı hızla büyüdü. Buna karşılık AB'den gelen yatınmlar azaldı. Mallan gümrüksüz gön- dermek varken artık gelip Türki- ye'de fabrika kurmaya hiç gerek yoktu. AB şirketleri sadece, Tür- kiye'ye "iç tkareti ek geçirmek için'' geldiler. Büyük mağazala- nnda da kendi ürünlennı satmaya başlatüar. 1997-98 ve 99 yıllann- da Türkiye ile ticari ilişkileri de- ğerlendiren AB raporlannm hep- sınde, "Brüksel açısından işlerin çok iyi gjttiği'' önemle vurgulam- yordu, AB çok memnundu. Türkiye'de iş çevrelerinden ve bürokrasidea bazı "çatfak sesler" yükselmeye başladı. Evime sık sık telefonlar, fakslar geliyordu. "Ho- cam size kızıyorduk ama galiba haldı\Tnışsuuz" diyenler çoğun- luktaydı. Ve Lüksemburp doruğu boy gösterlyor AB 1994'te Essen doruğunda verdiği vizyonu 1997 Lüksem- burg doruğunda yeniliyordu. Ge- leceğin Avrupa Birleşik Devletle- ri'nin 11 üyesi sayılmıştı. Malta kendi isteğı ile hste dışına çıkıyor- du. Türkiye yine dışlanmıştı, zaten Brüksel'de Türkiye'nin adaylığı veyatam üyeliği konusunda bir sa- tırlık olurnlu bir çalışma yoktu. Türkiye ile ilişki düzeni 6 Mart belgesi ile 1995'te noktalanmıştı. Lüksemburg doruğunda üstüne üstlük, Türkiye'ye karşı yeni siya- sal dayatmalar getiriliyordu. Bun- lar ağırlıklı olarak. Güneydoğu, Ege ve Kıbns'ı içeren dayatma- lardı. Bıçak kemiğe dayanmıştı. Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit ve Dışişleri bürokrasisi AB'nin bu sömürgeci yaklaşınuna ilk defa, "gerçekçi ve Turki>-e'nnı çıkarla- nmkoruyanbir.>aklaşunla''yanıt veriyorlardı. Bunlar dayatmadır, Ankara bu siyasal dayatmalan ka- bul edemez. Ekonomik işleri ko- nuşuruz ama bunlan konuşmayız dediler. Brüksel şaşırmıştı: "Arka bah- çedeküer" ilk defa kafa tutuyor- lar, Türkiye'nin çıkarlarını savu- nuyorlardı. tstanbul'da med> r a ve arkasmdaki bazı büyük sermaye çevTeleri de şaşırmıştı. Tam malı götürürken yoksa işler bozuluyor muydu? Pek belli etmediler, hü- kümeti "kerhen" destekler görün- düler. Demek ki Türkiye'nin ve Ankara'daki hükümetlerin elini koluna bağlayacak "ahyapt" he- nüz tam olarak oluşturulmamıştı. Hafıf bir geri adımla vazıyeti ida- re ettiler. Brüksel bir taktik' hata yapmıgtı Brüksel asünda açık davTanmış. "Türkiye'ye karşı gerçek tutumu- nu" Lüksemburg doruğunda orta- ya ko>Tnuştu. Bu rutum ve politi-. ka, AB'nin özelikle 1990'dan son- ra oluşturduğu Türkiye polirikası- nın doğal bir sonucu idi. Peki ha- ta neredeydi? Hata bu politikayı Türkiye'nin yüzüne karşı açık açık söylemekti. 1997'yi izleyen doruklarda bu taktik hatalannı dü- zeltme yolunda hafıf manevralar başladı. Öte yandan Lüksemburg doru- ğunda AB'den açık açık dışlandı- ğmı gören Ankara yönetimleri Amerika ile yakınlaşmayı hızlan- dırdılar. Demiret Ecevit, Yılmaz hemen her gün Avrupa'yı eleştiri- yor, Amerika bizi çok daha iyi an- hyor diyorlardı. Türkiye'de hava AB aleyhine değışmeye başlamış- tı. Kafkasya'da Türk-Amerikan ilişkileri ve işbirliği gelişiyor, P- KK konusunda da Amerika Tür- kiye'ye destek vererek Avrupa'dan aynlıyordu. Bu gelişmeler sürerse, AB'nîn Türkiye'yi dışladıgi gib'i' Türkiye de Avrupa'ya arkasmı dö- necekti. Işte bu nedenlerle, 1997'de Lüksemburg doruğunda yapılan "taktik hatanın" mutlaka düzel- tilmesi gerekiyordu. AB'nin tak- tik hatasını Amerika çok iyi kul- landı. Ankara'daki siyasiler poh- pohlandı. PKK konusunda, NA- TO'da, Kafkasya'da, Suriye kri- zinde ve Balkanlar'da Amerika Türkiye'yi yanına çekti. 1950'ler- de görülen Amerikan hayranlığı 50 yıl sonra Türkiye'de tekrarlanı- yordu. Bu ABD için bulunmaz bir nimetti. Demirel ve Ecevit dahil siyasiler her gün Amerika 'ya öv- güler yağdınyorlardı. Avrupa 180 derece tornlstan Bu gelişmeler Brüksel'in *tak- tik hatasuun" düzeltilmesine iv- me kazandırdı. Alman, Fransız, Italyan siyasiler sanki bir gecede değişivermişlerdi. Türkiye'ye öv- güler yağdınyorlardı. Onlann bu değişiminde bazı "bûyük serma- ye çevreierinuı'' etkisi unutulma- mah. Brüksel'e giden heyetler, si- yasilerle şahsen göriişenler birey- sel becenlennı kullanıp "onlann Ankara potitikalannınoluşmasın- da" gereken önerileri ve taktikle- ri sunuyorlardı. Türkiye'ye ger- çekler düpedüz söylenmemeü idi. Türkiye'nin sırtı bıraz sıvazlanır- sa her şeyı sağlamak mümkündü. Türkiye pohpohlanacak. Türkiye çok önemli bir ülkedir, Avrupa • Türkrye'sizolamarğîbısmdeabe- yanlarla medya doldurulacak, in- sanlar mutlu kılmacaktı. Avrupa "Şarkpazarunn" nıceliklerini ye- niden öğrenmeye başlamıştı. An- laşılan, yeni nesiller dedelerinin yaptıklannı unutmuşlardı. Hem bizden harırlatanlar oldu hem de akıllan yeniden başlanna geldi. Bu sefer Ankara'daki bazı siya- siler büyük sermaye ve medya ile tam bir işbirliğine gırdiler. Ve so- nuçta, içerden ve dışardan yürütü- len başanh "kampanya" Helsinki ile noktalandı. SÜRECEK •fcjBriS %> » 4 ^ h C CumhûnYet kitaD kulübü PDM TAKSİM SERGİ SAIONU'NO» ÖZEL YILBAŞI KAMPANYASI 25 Atâhk LumartesiiYarm} o> BURHAN Son kitabı "Çiçekler Korunağı" ve diğer kitaplannı imzalayacak. Ist kial Cad. (Fransız Konsolosluğu yanı)Taksim Tel:252 38 81 New York 24 Arahk CumaiBügün) OKTAY AKBAL•• •• •• •• •• OYKU ODULU Dağıtım Töreni Saat:18.00 Edebiyatçılar Derneği işbirliği ile, Ankara Öykü Günleri çerçevesinde Istiklal Cad. (Fransa Konsolosluğu yam) Taksim Tefc 252 38 81/82 ÇAĞDAŞ YAYINLARI ve Cumhuriyet k i t a p 1 a r ı % 30 İNDİRİM Cumhuriyet kitap kulübü SERGİ SALONLARINDA İstildol Cad. (Fransız Konsolosltüu yanı) TaksimTel:252 38 81/82 Türkocağı (ad. 39/41 (Cumhuriyet Gazetesi yam) Cojjalojjlu Tel:514 019i İZMÎRÜÇÜNCÜİŞ MAHKEMESİ'NDEN Sayı. 1998262 Davacı Bagkur Genel Mû- dûrlüğü vekili Av. Osman Özcan tarafından da\alılar 2136 Sk. No: 19Güllepelz- mir adresınde oturan Aytunç Koç \e Nazmi Koç aleyhlen- ne açılmış olan 264.573.610.- TL'nin faizi ile bırlikte öhsi- li davasının yapılmakta olan duruşmasıoda adı geçen da- valılara duruşma gûnü tebliğ edilememiş ve zabıtaca yapı- lao tahkikata rağmen ıkamet adresı tespıt edilememiş ol- duğundan duruşma gûnünûn kendısıne ılanen tebliğiae ka- rar verildiğinden; Adı geçen- leraı davalı olarak 15J.2O0O günü saat 09.30'da Izmır 3. İş Mahkemesinde hazır bulun- malan veja bir kaauni vekil göndermelen. aksı takdirde davaıun yokluklannda devam edip karar verileceği hususla- n davetiye yerme kaim olmak üzere ılanen tebliğ olunur. 20.12.1999 Basın: 67084 BffiBAKIMA SERVER TAJVİLLİ Yüzyıl Biterken Yargılar... Yüzyılımız üstüne -belki- en yerinde yargılan Nâ- zım Hikmet verdi. Büyük şair, Yirminci Asra Dair adlı şiirinin bir yerinde, "Asnm sefıl, asnm yüz kı- zart/cı, I Asnm cesur, bûyük ve kahraman" der. Şimdi, yüzyıl biterken, "Sefil ve yüzkızartıcı" yan- lanyla, "cesur, büyük ve kahraman" yanlan kâğı- da dökülüyor. Bütün bir yüzyıl, zimmet ve matlu- buyla kitap, dergi ve gazete sayfalannda. Onlardan biri, haftalık Le Nouvel Observateur dergisi, fikir, sanat, bilim, siyaset ve din yaşamı- nın hatırı sayılır kişilerine şu soruyu yöneftmiş: "Yûzyılınızda birolaya, birfikre, birkişiye, bir sos- yal ya da politik harekete ağırlık verecek olsaydı- nız, hangisi olurdu bu?" iyimser ya da bezgin, ama hep ilginç yanıtlar. Işte, aralanndan bazılan! • - • • • • • • - ••••- Alfabe sırasıyla ilk yanıt, Isabel Allende'nin, Şi- li'nin ünlü devrimcisi Salvador Allende'nin, Kali- forniya'da yaşayan ve tanınmış bir yazar olan kı- zına göre, yüzyılımız "kadınlann yüzyılı" oldu: "Yüzyılın bütün öteki olaylanndan da önde, erkek- Ierfe eşit olma kavgasında, kadınlann gitgide ar- tan payıdır dikkati çeken ve uygahığın geleceğini de o beliheyecek. Yüzyıl biterken, feminizmin ka- zançlanndan asılyarahanan, gelişmiş ülkelerin ka- dınlan oldu kuşkusuz; onlann dışında ve bûyük ço- ğunluğu oluşturanlar Ortaçağ'daki gibi yaşamayı sürdürüyohar. Yapacak çok şey var. fnanıyorum ki, bu büyük devrimi hiçbir şey durduramayacak. In- sansoyunun kadın olan yansı iktidara geldiğinde de, erkek egemenliği sona erecek ve uygahığın bütün görünüşlerini değiştirecek bu. Işte o za- mandır ki, evrimin yeni bir asamasına gireceğiz." Doğrulan da olan ilginç bir değeriendırme! Isviçre'de yaşayan ve Balthus diye şöhret ka- zanmış yaşlı bir ressam, "20. yüzyıl, çirkinliğin ve güzel olan ne ki var hızla kayboluşunun yüzyılı ol- du" diyor; ve ekliyor: "Etrafınıza bakmanız yeter. Insanlar doğayı mahvetti, görünümler bozuldu. Artık mimariık yok, mesleklerin çöküşüyle resim de kayboldu. Güzelliğin tek adacığı, sinema!" Isviçre'de söylüyor bunlan Balthus; doğa ve mi- mariık adına olup biteni görmesi için bir de Istan- bul'a gelseydi, ne derdi acaba? Birleşmiş Milletler'in eski genel sekreteri But- ros-Ghali, "Küresel bir demokrasinin gelişini ya- şıyoruz" derken; Daniel Cohn-Bendit, "Katille- rin çağı" diye nitelendiriyor yüzyılımızı. Ünlü Ge~ neral de Gaulle'ün yeğeni ve yazar olan Gene- vieve de Gaulle-Anthonioz, "Gitgide eşitsiz bir dünyadır bızimki" diyor. Arjantinli bir piyanist olan Miguel Angel Estrella, "Küreselleşmenin savaş- çılan, bitmekte olan biryüzyılda, hertüriü hüma- nizmaya kör ve sağır bir sistem yaydılar. Yurttaş olarak, tacirlerin yasalanna karşı savaşmamız ge- rek. Sanatçı ve aydın olarak da, küreselleşmenin kültûr adına önümüze koyduğu şeye boyun eğe- meyiz" karariılığında. 1991 'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan Gü- 'neyAfrikaJıNâdiıieGordfmer, "Sömürgecifik 6lü- rrİe mahkûmdur" görüşünde. Ünlü Fransız tarih- çi Jacques Le Goff, "Bir olay seçersem Üçüncü Dünya 'nın doğuşudurgöstereceğim" diyor. Tanın- mış bir coğrafyacı Jean Malaurie, "küreselleşme- nin tahribatı'na dikkatlen çekiyor ve direnişe ça- ğınyor insanlan. 1977'de kimya Nobel'ini kazan- mış bir ünlü fizikçi ve kimyacı olan llya Prigojin, "Daha adil ve daha tutartı birdünyaya doğru /7er- leyelim, birsavaş kültüründen banş kültürüne ge- çelim" diye öğütlüyor. Bir ressam olan Pierre Soulages, "Dünya ve in- sanlariçin en kon\unç tehlikenin, patlatılmış, ama patlamasını hâlâ sürdüren birbombadan geldiği- ne" işaret ediyor ve ona göre bu da, "dev adım- lanyta yürüyen nüfus çoğalışı"dır. Derginin gazetecileri aynı kuralı kendileri için uy- gulayıp oylamaya gitmişler; kazanan da Gandhi olmuş. Derginin bütün bir sayfasında, her türlü şiddetten uzak bir direnişi ögütleyen ünlü Hint li- derini, elinde uzun bir sınk -yalınayak- bahçede çalışırken görüyorsunuz. Ermiş kişiliği, çileci ya- şamı, alçakgönüllülüğü, yoksulluğu baştacı etme- siyfe eşi görülmemiş bir saygınlık kazanmış olan Gandhi'nin ideali aslında ahlaka dönüktü; bilinç- lerde bir reform istiyordu; basit ve ataerkil bir ya- şam arzuluyordu; toprağa ve eski Hint uygarlığı- na dönüşün arkasındaydı: Yün, çıknkta eğirilecek, elde dokunacaktı... Durgun bir ekonomide zanaatçılık vaazı çekilir- di, ama çelişmeler içinde çırpınan bir toplumda? Ulusal bağımsızlığı isterken iktisadî sorunlara na- sıl yüz buruşturulabilirdi? Köylülerle işçilerin kor- kunç sefaletine çare ararken toprak ağalannı sa- vunup sendikalara karşı çıkmak nasıl olurdu? ŞİŞÜ1. SULH HUKÜK HÂKÎMLİĞt'NDEN 1999»1021 Davacı Selma Anlal (AJanay) tarafmdan Semra Akınay aleyhine açılan vasi tayini davasında; Aıtvin, Borçka. Camili köyû, cilt no: 0010, k. sua no: 0030'da nüfusa kayıüı, Vehbi ve Huriye'den olma 4.1.1981 dofumlu Semra Atanay'm MK'nin 355. maddesi uyannca vesayet altına alınma<ma Mahkememi- zin 17.12.1999 tarih, 1999/'lO21 esas, 1999/1424 sayüı karan ile kardeşi S«lma Aolai (Ahnsy) vasi tayin edilmiştir. Kevfiyet ilan olunur. 20.12.1999 Basın: 67011 Havalimanı vergileri 22.12.1999 - 10.01.2000 Arası S 529 Hİper TurİZm Ekonomik Uçak Biletı Uzmanı Aksaray 513 13 97, Bakırkoy 572 40 82, Florya 663 95 41, Kadıköy: 346 64 &5,Kızıltoprak:346 67 11 .Kozyatağı. 369 76 51 Levenf283 71 37. Meddiyeköy. 274 95 08, Sirked. 514 00 04, Taksim-256 55 56, Lütfen Diğer Hatlanmızı Sorunuz. Kıyaslayınız! AKSARAY ORTAKÖY SULH HÜKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN EsasNo: 1999/108 Davacılar tçişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı'nın temsilen mal müdürlüğünün davalı Ayhan Altınpınar hak- kında mahkememize ikame ettikJeri rücuen tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sırasuıda verilen ara karan uyannca, Ortaköy ilçesi Kızılay Mahallesi Yumrukaya Caddesi No: 70'de ikamet ettiği bildirilen davalı Ayhan Altınpınar'a dava dilekçesi ve duruşraa günü tebliğ edilememiş ve adresi de tespit edilemediğınden ilanen tebligine karar verilmiştir. Mahkememizin 1999/108 esas sayılı dosyasının davacılann Içişleri Bakanlığı, Ma- liye Bakanlığı davaüsının Ayhan Altunpınar olan dosyanın duruşmasının 03.02.2000 günü saat 09.10'a bırakıldığı, davaJuun duruşma günü gelerek davaya karşı beyanda bulunması, aksi takdirde duruşmaya yokluğunda devam edi- leceği ve karar verileceği Tebligat Kanunu gereğince ılanın yayımlanmasından itibaren 7 gün içinde duruşma gü- nünün ve dava dilekçesinin davalı Ayhan Altunpmar'a tebliğ edilmiş sayılacağı ilanen tebliğ olunur. Basın: 66978 ANKARA 21. ASÜYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN 1999 337 lzmır ılı Çeşme ılçesı Ismet tnönü cılt: 0004. kütük sıraOl 1 l'denü- fiısa kayıtlı davacmın oğlu Atalay ve Şerife llgûn'den olma 30.4.1995 doğumlu Hacı flbey Hûseyuı Karakurt'un öz adı "llbey" olarak de- ğiştınlmıştır Hacı Hüsevın ısımlennın kaldınlmasına, davacının oğ- lunun öz adının nüfusa yeniden llbey Karakurt olarak kayıt ve tescıli- ne karar venlmıştir Keyfiyet ılan olunur Basın: 67003 MENEMEN ASIİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN . . 1997/322 ' •-:•.-• Davacı Abdurrahım Yüksel vekili Av. Yasemin lnci tarafından, davalı Mehmet Cemal Öcal vs. aleyhine açılan tazminat da- vasında: Davacı Abdurrahım Yüksel tarafından fazlaya ılışkın hakları saklı kalmak kaydı ile 26.240.000 TL kıdem, 17.010.000 TL ihbar. 600.000 TL yıllık izin ücreti, 6.150.000 TL kötü niyet (azminat olmak üzere topiam 50.000.000 TL alacak ve 950.000.000 TL manevi tazminat alacağı için hakkınızda dava açıldığı, tüm aramalara rağmen adresi tespit edile- meyen Mehmet Cemal Öcal'ın 21.2.2000 günü saat 09 30'da yapılacak olan duruşmada tüm delillen ile birlikte hazır bulun- ması, bulunmadığı takdirde duruşmanın yokluğunda yapılıp karar verileceği hususu ilanen tebliğ olunur. Basın: 67085 Cumhuriyet Ajandası ^YAYSAT B a y i l e r i n d e Cum ^ kitap kulübü Çağ Pazarlama A.Ş. Türkocağı Cad. No:39/41 (34334)Cağa!oğlu-istanbul Tel: (212)514 01 96
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog