Bugünden 1930'a 5.353.758 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

2-KASIM 1999 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA kultur(5 cumhuriyet.com.tr 15 ALLECRO EVİN İLYASOĞLU Kompakt dislderde seslerimiz • Milli Reasürans Orkestrası Rmgim Gökmen yönetimindeki ilk CD'sinde ağıtsal bir tema dokumuş. Pi/anist Rüya Taner'in solist olduğu Mozart CD'sinde şef Yajlıçam Brüksel Kraliyet Kcnservatuvar Operası'nı yönetiyor. Bülent Evcil 'Camerata Leonis'in solisti. Tuncay Yılmaz ikinci CD'sinde çok daha ilerlemiş. Kimı yurtiçinde basılmış, kimi yurtdışında, öy- le ilginç CD'ler geliyor ki elımize, bunca sanatçı- mıan dünyanın dört bır yanında sesrni duyurmak- ta olduğunu görüp kıvanç duymamak elde değil. Son birkaç ayda bize ulaşan bu seslendırilerden birka- çınaayırdık bu yazımızı. Milli Reasürans Orkestrası ilk CD'sinde ağıtsal bir tema dokumuş. Başlığı "Romantik Dönem Yay- lı Müziği". Yaylı çalgılann hüzünlü karaktenni ser- giliyor. Ufak tefek tonlama sorununa, kimi yerde temponun biraz ağiriaşmasına ve CD'nin genelın- de akustigin kuruluğuna karşın bütünün içindeki den- ge tutarlılığı ve tematik birliğin yarattığı gizemli at- mosfertopluluğun bu ilk çalışmasındaki başanyı ser- gilivor. Baştan sona huzur veren, sizi yogun diin- yanızın koşuşturmasından alıp bulutlann üstüne ta- şıyacak yapıtlar art arda getirilmiş. Rengim Gök- men yönetimindeki Milli Reasürans Oda Orkestra- sı'nın CD'si Kalan Müzik Yapım tarafından basıl- mış. Pıyanist Rüya Taner'in solist olduğu Mozart CD'sinde şef Emin Güven Yaşbçam Brüksel Krali- yet Konservatuvar Operası"nı yönetiyor. 19 Kasım 1997'deki konserin canlı kaydı. 21 numaralı piya- no konçertosunda Kıbnslı piyanistimiz RüyaTaner, gerek artiküiasyon gerekse tuşlann derinındeki söy- lemı açısından çok başarılı. Belkı bıraz romantik bir Mozart düşüncesi, ama kendisiyle tümleşmiş. CD'de yer alan diğer yapıtlar, Saraydan Kız Kaçırma Ope- rası uvertürü ve 39 numaralı senfonı, canlı konser kaydı olmasına karşın iyi dengelenmiş. Toplulu- ğun bir konservatuvar orkestrasından öte profesyo- nel seslendinsi dikkat çekiyor. CD, Bromcom/Avus- turya etiketinı taşıyor. Elimdeki bir başka ilginç CD de "Camerata Leonis" başlığını taşıyor. Flüt- çümüz Bülent EvciPin solıstliğinde ve Pavvlo Dla- boha yönetiminde Ukraynah bir topluluğun Lu- cem'de yapılmış bir canlı konser kaydı. Feter Be- nary (1931) adlı bir Alman bestecinin Çernobil için yazdığı bir yapıtla başlıyor. Ukraynah besteci Yevg- hen Stankoviç'in (1942) Oda Senfonisi ile devam ediyor ve bu yapıta Bülent Evcil solosuyla katılıyor. Stankov iç çok verimlı bir besteci. 1966'danbuya- na on senfoni yazmış. O da ls\ içre'de yaşıyor. 3. Oda Senfonisi devingenlikle pastoral bir ağıtsallık kar- şıtlığında, yirminci yüzyılın son çeyreğini duyuran bir yapıt. Bülent Evcil baştan sona enerjik bir so- lukla çalıyor, yüksek bir müzikalite sergiliyor. Ev- cil, aynı CD'de Briccialdi'nin Venedik Karnavalı ile çaigısındaki ustalığını kanıtlıyor. Stravinski'nin Re tonu üstüne konçertosu. Şostakoviç'in op. 11 Pre- lüd ve Scherzo'su ve Piazzola'nın Stankoviç tara- fından yaylılara uyarlanmış Adios Nonio adlı ya- pıtıyla CD bütünleşiyor. Derin yankıdan anlaşıla- cagı gibi bu CD Lucemde Franziskaner Kilisesi'- ndeki 16 Ekim 1998 tarihli konserin canlı kavdı. Kemancı Tuncay Yılmaz (1966) ıkincı CD'sinde bırincısine göre çok daha ilerledığıni gösteriyor. genelde romantik dönemden seçilen yapıtlara sa- natçı kendi karakteri doğrultusunda daha da ro- mantikleştiren biranlayış getirmiş. Kreisler'in Li- ebeslied'i, Massnet'nin Meditasyonu, Elgar'ın So- natı (op. 82), sıcak biryaklaşımlayorumlanmış. An- cak Franck'm sonatını belki birkaç yıl sonra bir kez daha kaydetmeyi düşünebilir Yılmaz. Kemanı da- ha hafifiemiş, ajilitesi daha saydamlaşmış oldu- ğunda. Birde bu sonatta piyanonun o çok önemli rolü neredeyse kayıt sırasında yok edilmiş. keman çok fazla öne çıkanlmış, böylece piyanist Robert Mark- ham'a büyük haksızhk edilmiş. Bu dengesizlik de yapıtın renklerini yanlış aktarmaya yol açıyor. CD. Musikus Medea tarafından Amerika'da basılmış. Ve birtango CD'si: BAND-O-NEON Orquesta Ti- pica de Tango başlıklı topluluğun seslendinsi. Bu- enos Aires'ten Istanbul'a özgün tangolan içeriyor. Hani şu aslını unuttuğumuz, ya da giderek yalan yanlış yorumlardan dinlemeye başladiğımız tango- lan. Viyana Müzik Akademisi'nin kompozisyon, müzik teorisi ve şeflik bölümlerinde hocalık yapan besteci ve aynı zamanda tıp doktoru olan Ertuğnıl Sevsay(1954) için "tango", artık hobiden öte bir uğ- raşı haline gelmiş. Düzenlemeleryapıyor, özgün bir tango orkestrasının tipik çalgısı olan bandoneon ça- lıyor, orkestra kuruyor. Istanbullu, Viyanalı ve Bu- enos Airesli üyeler buluyor, sözleri araştınyor, elin- den geldiğınce özgün şekle bağlı kalarak bu müzı- ği yaşatmaya ve zenginleştirmeye çalışıyor. Topluluğun ilk CD'si rengârenk. Klasik Arjantin tangolan olduğu gibi korunmuş. Bu arada 1925- 1955 arasında yazılmış Türkçe tangolan yeniden düzenlemiş ve özelliklerini yitirmeden zenginleştir- miş. "Sevdim bir genç kadını..", "Yalan. Siyah göz- ierini gönülden andı yalan." "Papatya gibisin beyaz ve ince", "Bana gel biraz Ayşe, vetişir bu naz Ayşe" gibi Fehmi Ege, INecip Celal Antel ve Necdet Koyu- türk tangolan böylece yeniden yaşama kavuşmuş. Hem de canlı bir yorum ve nitelikli bir kayıt ile. Bu tangolan söyleyen solist Bavyertyan'ın Türkçenin özelliklerine biraz daha özen göstermesi gerekir- miş. CD'nin içinde yer alan Arjantin tangolan Türk tangolan ile iyi bir uyum içinde birleştirilmiş. Ke- yifle dinlenen bir CD. Avusturya'da W.A.R. etiketi ile bası Imış. Amerika'da yaşayan piyanist Deniz Ar- man Gelenbe, önemli bir oda müzikçısi. Floransalı besteci Mario Castelnuovo-Tedesco'nun (1895- 1960)un op. 49 Piyano Triosunu ve op. 69 Piyano Kentetini "Arman Ensembie" olarak ilk kez CD'ye kayıt etmişler. Deniz Arman'ın kurucusu ve sanat direktörü olduğu bu topluluk piyanolu oda müziği- nin önemli dağarcığı kadar müzik tarihinde gözden kaçmış yapıtlannı da seslendirmeye adamış kendi- ni. Brahms'ın 100. ölüm yıldönümünde bestecinin tüm oda müziği yapıtlannı dizi halinde seslendirmiş- ler. Amerika'nın çeşitli üniversitelerinde ve müzik merkezlerinde oda müziği topluluğu ile sürekli kon- serler veren Deniz Arman'ı ayrıca bir yazımda ta- nıtmak ısterim. Ancak bu CD çerçevesinde hem mü- zik tarihine iik kez böyle bir yapıt kazandırdığı için hem de bu son derece profesyonel kayıt ve yorum için kendisini kutlamamız gerek. Albany Records ta- rafından Amerika'da yapılan bır kayıt. Bütün bu CD'lerin bir an önce Türkiye'de de pi- yasaya çıkmasını dileriz. e-mail:evin(« boun.edu.tr. l PolyansİcyHen heyecan veren Rahmaninof yorumu ONDERKUTAHYALI İZMİR - 1980'lerin ikinci yansında. Bilkent Üniversıtesi Müzik ve Sahne Sanatlan Fakülte- si'nde Yaz Okulu olarak düzenlenen Gençlik Senfoni Orkestrası, bir dinletisinde Erkin'ın ke- man konçertosunu yorumlayan Suna Kan'a eş- lik etmişti. Şef Gürer Aykal'a gençlerin eşlikte- kı başansından söz ettiğim zaman sanatçı. bunun nedenini konservatuvarlanmızda uygulanan eği- timin sürekli gelişmekte oluşuyla açıklamıştı. Geçen zaman içinde anıian kurumlarımızdaki eğitimin düzeyi yükseldi. Eğer bir koşul yerine getirilirse yükselişin hızı daha da artacaktır. Yukarıdaki tümceleri bize ulaşan bazı haber- ler üzerine yazdım. Aynca Cukurova Devlet Sen- foni Orkestrası başta ol- mak üzere bütün müzik kurumlanmızda boşalan kadrolara yeni atamalar yapılması amacıyla sı- nav açılmalıdır. Böyle- ce, sanatçılanmizı yetiş- tiren konservatuvarlar- daki eğitim de sürekli eleştirilecek. kusurlu uy- gulamalar düzeltilecek- tir. Bu yıl. Ankara Devlet Opera ve Balesi gibi seç- kin bir sanat ocağının 50. Kuruluş yılına ulaştık: çok mutluyuz. O dönem- de Türk halkına operanın güzelliklerini sunma uğ- runda yorulmaz çaba har- camış olan devlet büyük- lerimizi ve sanatçılan- mızı saygıyia anıyoruz. Özetlemeye çalıştığım müzik sorunlanmıza çö- züm getirenler ise ödül- lerini, 2049'da Antalya'da yapılacak 50. Kuruluş yı- lı törenlerinde tarihe geç- miş kişiler olarak alacak- lardır. Yaşadığımızgün- ler, müzik kurumlanmı- zın sürekli destekJenme- si gerektiğini kanıtlayan olaylarla doludur. Nitekim geçen hafta fZD- SO'nun sunduğu nefıs Rahmaninofyorumu, her- kesi yüreklendirmesi gereken bir sanat şölenidir. Dınleti'de tZDSO'yu Rus sanatçı Valery Pol- yanskyyönetti, aynca kemancı Ettıem EmreTa- mer'ı tan\dık. 198O'de Ankara Devlet Konservatuvan'na gi- rerek Prof. Nuri Çeken ile Doç. Reyyan Yücelen'in öğrencisi olan Tamer, 1990'da DAAD bursuyla Berlin Yüksek Müzik Okulu'na gitti ve Prof. Gronich ile çalıştı. Sanatçının bundan sonraki yıl- lan çeşitli etkinliklerle dolu geçti. 1993 'te Alman- ya'daki eğitimini pekiyi dereceyle bitiren Tamer, Darmstadt Orkestrasf nın ikinci keman grup şe- fidir ve Büttelborn Müzik Okulu'nda ders ver- mektedir. Tamer. \V.A. Mozart'ın K. V. 216 sol majör 3. • Konuk şef Valery Polyansky önce Çaykovski'ninOp.31 Slav Marşı'nı seslendirdi. Sanatçı kimliğini ortaya koyan asıl yapıt ise Rahmaninof un Senfonik Danslan'ydı. Keman konçertosunu çaldı. Genelde doyurucubir yorumdu: fakat kemanı rahat işıtemedim. Yeni salonun akustik koşullanna göre orkestramız. soloculara eşlik ederken belkı tonu biraz daha den- geleme durumunda olacaktır. Öte vandan son kuşaklann Mozart anlayışıyla bizirnki bazı ay- nmlar bulunabiliyor. Söz gelimi birinci böliim- le yapıtı sona erdiren "Rondo ABegro", kanım- ca aceleye getirilmiş gibiydi. Konçertoda uçan bir hava vardı. Üstelik şefin orkestrayı istediği tempoya uydurmak için tez canlı dav ranarak aya- ğını zaman zaman platforma vurması müziği bo- zuyordu. Sanatçının temelde yerinde olan cüm- lelendirmelen hızlı tempo yüzünden biraz bula- nıklaştı. Şu var ki Tamer kemanı bilen ve iyi ça- lan bir sanatçı; çalgının pedagojisi üzerinde de uzmanlaştığma göre el ogluna değil de bızim kurumlanmıza kazandı- nlması ne iyi olurdu!.. Rusya Devlet Oda Ko- rosu'nu 25 yıl boyunca yönetmiş ve birçok or- kestrayla senfonik din- letiler vermiş olan ko- nuk şef Valery Polyansky, önce P.İ. ÇaykovskTnın Op.31 "Slav Marşrnı seslendirdi. Marş tema- sı geliştirilirken ortaya çıkan çapraşık ritimler- de belirsizlik vardı. Bu bakımdan Trio daha mut- lu bir müzikti. Dinleyi- ciler marşı coşkuyla al- kışladı. Polyanski'nin sanatçı kimliğini ortaya koyan asıl yapıt ise S. Rahma- ninof'un "Senfonik Danslar''ıydı. Polyansky. yıllardıryurdundan uzak- ta yaşayan Rahmani- nof "un bu son yapıtında "Dans" adıyla alay eder- cesine dile getirdiği ka- ramsarlığı ve mutluluk özlemlerini güzel çözüm- lemiş. Yapıt, ezgi ve ar- ' moni yönlerinden soyut- lamanm ve billuriaşmışlığın doruk noktasında. Polyansky, bu yoğunluğun içinden gerekli ses- leri, yoruma anlam derinliği kazandıracak olan akorlan ve orkestra tınılannı ustaca belirtti. Bana göre en başarılı seslendirme ikinci bö- lümdü (Andante con Moto Tempo Di Valse). Besteci burada romantikliğin de ötesine giderek Debussy-Ravel biçemine yaklaşıyor. Polyansky, bölümdeki kakışımlann (disonansların) duyu- rulmasında özellikle başanlıydı. Bölümün orta- lannda, ünlü "Diesİrae" (Yargı Günü) ezgisinin parodisi olan kesimde, flütlerin ve onlara katı- lan bazı tahta üflemelerin tınısı güzelligin doru- ğundaydı. Yapıttaki kısa sololarda Başkemancı Sema Sulak ile bas klarinet ve saksofon solola- nnı değişimli olarak çalan Erdem Metin'i can- dan kutlanm. Almanya'da bir Türkelçisi Kemancı Emre Tamer 'in en büyük özlemi sanatsal üretimini Türkiye 'de sürdürmek OZAN YAYMAN İZMİR- Sanat yaşamını yurt- dışında sürdüren sanatçılardan olan Etbem Emre Tamer, sanat- sal üretimini Türkiye'de gerçek- leşrireceği günün özlemi içinde. Tamer, Türkiye'de klasik müziğe olan ilgi eksikliğinin yanı sıra. kültür politikası eksikliğinin de ba- şanlı Türk sanatçılan yurtdışına ittiğini belirtiyor. Almanya'da son 9 yıldır Ber- lin Radyo Orkestrası ve Berlin Filarmoni Orkestrası olmak üze- re pek çok uluslararası topluluk- la birlikte sahne alan Tamer, ha- len Darmstadt Orkestrasf nın 2. keman grup ş.efi. Tamer, aynca Berlin Filarmoni Orkestrasf nda çalan ilk Türk sanatçı olma unva- nını taşıyor. Darmstadt Orkestrası'nda mü- zik yaşamını sürdüren Emre Ta- mer de, Türkiye'den daha fazla il- gi bekleyen sanatçılar arasında yer alıyor. En büyük isteği gele- cek yıllarda kendi ülkesinde sa- natsal üretimini gerçekleştirmek: " Türkiye'nin adını Almanva'da duyurmaktan büyük mutluluk duyuyonım. Almanya'da sahne aldığımda kendimi Avrupalı bir Türkolarak kabul ediyonım. An- cak en büyük isteğim alkışlann faziasını Türkive'de almak. Ülke- min ürettiğim müztğe ilgisinin art- ması ve /tnıinin uvgun olduğu an Türki)e'de sanatyaşamımı sürdü- reeeğün." Izmir Dev let Senfoni Orkestra- sf nın geçen haftaki konserine ka- tılan Emre Tamer, daha önce 1996 yılında Uluslararası Ankara Mü- zik Festivali ve 1998 yılında da Ce- mal Reşit Rey Konser Salonu'nda konser vermişti. 1969 Ankara do- ğumlu olan sanatçı 1980 yılında Ankara Devlet Konservatuva- n'nda müzik eğitimine başladı. ÖğTencilik yıllannda da birçok konserde solist ve başkemancı olarak görev alan sanatçı, çeşitli resitaller verdi. 1986 yılında Fransa'da Akde- niz Gençler Orkestrasfna üye ola- rak uluslararası alandaki ilk açı- lımını gerçekleştirdiğini belirten Tamer, ardından 1988'de Alman- ya'da Spor Akademisi'nde kursa katılarak Marschner ve Hoffman ile çalıştı ve 1989 yılında da Bil- kent Üniversitesı Yaz Müzik Oku- lu'nda Suna Kan'ın öğrencisi ol- du. 1990 yılında Alman DAAD Bursu ile Berlin Yüksek Müzik Okulu'na başladı. 9 yılda Avru- palı müzik eleştirmenlerinin dik- Tamer, '.Almanya'daki Türk sanatçüan Türkiye'ye çekmek gerek' diyor. katini çekti. Almanya'daki başansında en büyük katkıyı, üretimde bulunan genç insanlara pozitif bakış açı- sını sağladığını vurgulayan Ta- mer. "Oysa bu durum Türkiye'de bö\ le değil. Türkive'de sadece sa- nat alanında kalmayıp vaşanun her alanında yaşlılara karşı daha bir yakın ilgi olduğu görülüyor. Gençlerdinamizmleriveheyecan- lanyla kendilerine şans verildi- ğinde neieryapabileceklerini gös- teriyor" dıyor. 'Alkış en büyük ödfll' Almanya'da yabancılık çekme- diğini de belirtiyor "Sizişinizi iyi yaptıgınız zaman, tüm ayınmlar ortadan kalkıyor." Kendisini bir kültür elçisi olarak gören genç sa- natçı. bu şekilde daha fazla yarar- lı olduğu ınancında: "Avrupa'daki Türk sanatçılan Türkiye've çekmek gerekiyor. Türk seyircilerinin önü nde alkışal- mak ve kendi ülkesinde üretriğini paylaşmak bir sanatçı için bam- başka duygular taşıyor. Türkiye, Avrupa'da yaşayan sanatçılannı dışladığı zaman A\Tupalılaronla- n daha fazla kolluyor. Türkiye bu sanatçılannı inkâretmemeli ve sa- hiplenmelL Türkiye'deki müzik ve sanat yaşamında bir durakla- ma gözleniyor. Dışandan bakıldt- ğında bu daha net görülüyor. Bu- nun toplumsalyapıdan ka>naklan- dığınısövlemekmümkün. Sürek- li kalitt'vi aşağılaraçekerek bu du- ruma gelindl L rettiklerinıi payla- şabileceğim krtle çok az. Yine de ulaşabileceğim khlenin günden güneartması sevindirici. Ancak 65 miKonda kaç kişi ilgileniyor? Bu soru hep akıllarda. Geniş bir açı- lım söz konusu değiL Bu durum- da en büyük görev kitle ilerişim araçlarına düşüyor. Ancak görül- düğü kadanyla, medya da üzeri- ne düşen görevi yapmıyor. Türk sa- natçısına imkân verikiiği zaman çok başarılı çauşmalar ürettikle- rini tüm Avrupa biliyor. Türki- ye'nin bir eksikliği de yabancıla- ra karşı olan hayranlık. A\ nı stan- dartta, hatta performansı daha yüksek Türk sanatçılanna karşı yabancüar yeğleniyor. Bunada bir anlam veremivorum". Çarşamba Toplantıları'nın konuğu Prof. Server Tanilli • Kültür Servisi - Prof Dr. Tank Zafer Tunaya anısına sekiz yıldır düzenlenen Carşamba Toplantılan'nın bu ayki konuğu bilim adamı ve yazar Prof. Server Tanilli. '21. Yüzyılın Eşiğinde Dünya ve Türkiye' başlıkh toplantı bugün 17.30- 19.30 saatleri arasında, Beyoğlu Tünel'deki Tank Zafer Tunaya Kültür Merkezf nde gerçekleştirilecek. Toplantının sunuşu Yardımcı Doçent Mehmet Alkan tarafından yapılacak. Kültür Ajandası 2000 çıktı • Kültür Servisi - Nâzıın Hikmet Kültür ve Sanat Vakff nın yedi yıldır yayımlamakta olduğu Kültür Ajandası çıktı. Türkçe ve tngilizce olmak üzere iki dilde hazırlanan 'Kültür Ajandası 2000'de Cumhuriyet döneminin önde gelen kültür. sanat edebiyat kişileri. önemli kültür olaylan ve günleri ile kültür sanat kuruluşlanna ilişkın iletişim bilgileri bulunuyor. Her yıl yeniden gözden geçinlerek güncelleştirilen ajandada her iki dilde Nâzım Hikmet şiirlerinin yanı sıra ayın sanatçılanna da yer veriliyor. 2000 yılı ajandasına altnan ayın sanatçılan arasında Muammer Aksoy. Selahattın Pınar, Nusret Hızır. Erol Akyavaş, Ibrahim Çallı. Ahmet Muhip Dıranas, Mehmet Ali Aybar, Can Yücel, Refik Ahmet Sevengil, Fakır Baykurt, Orhan Veli Kanık ve Kemal Sülker gibi isimler var. Zamfir Türkiye'ye geliyor • İSTANBUL(AA)- Dünyanın en ünlü pan flüt sanatçısı Gheorghe Zamfır, Istanbul ve Izmir'de konser vermek üzere Türkiye'ye geliyor. Egebank'ın sponsorluğunda Türkiye'ye gelecek olan Zamfir, 5 Aralık Pazar günü tstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'nda, 7 Aralık Salı günü ise lzmir Efes Conventıon Center'da Egebank'ın özel davetlileriyle buluşacak. 1941 yılında Romanya'da dünyaya gelen ve Fanica Lucia'nın desteğiyle pan flüt çalmaya başlayan Zamfir, bugün tüm dünyada geniş ve kozmopolit birdinleyici kitlesine sahip. Kadın Kimliiiyle Yazmak... • Kültür Senisi - 27-28 Kasım cuma ve cumartesi günlen 13.00-18.00 saatleri arasında Kadın Eserleri Kütüphanesi'nde Müge tplikçi ve Ümran Kartam'ın hazırladıklan 'Türkiye'de Kadın Kimliğiyle Yazmak' başlıklı bir atölye çalışması ger^eldeştiniecek. Atölyeye kattlacak olan 13 kadın yazar, iki ayn oturumda yazma serüvenlerini anlatacak, bu süreçte karşılaştıklan zorluklan dile getirecekler. Kadın yazarlann içselleştirilmiş deneyimlerinin gün ışığına çıkanlıp paylaşılmasını amaçlayan atölye çalışmasına Aslı Erdoğan. Ayten Mutlu, Ece Temelkuran, Inci Aral, Karin Karakaşlı, Neşe Ceğiz, Nevra Bucak, Nezihe Meriç, Pınar Kür, Suzan Samancı, Şebnem İşıgüzel ve Tansu Bele katılacaklar. (534 95 50) Ortaçgil bu akşam Jazz Cafe'de • Küttür Servisi - Bülent Ortaçgil bu akşam Beyoğlu'ndakı Jazz Cafe'de dinleyicileriyle buluşacak. Saat 22.30'da başlayacak olan programında Bülent Ortaçgil'e gitarda Erkan Oğur, basta Gürol Ağırbaş, dav ulda Cem Aksel ve perküsyonda Hakan Beşer eşlik edecek. Rezervasyon yaptırmak için 0 212 245 05 16 numaralı telefonabaşvurabilirsiniz. (Hasnun Galip Sk. No:20. Beyoğlu) En ünlü bıgiliz: Shakespeare • Kültür Senisi - Ünlü İngilizşairve oyun yazan VVilliam Shakespeare. Heritage dergisinin, okurlannın oylan ve uzman görüşlerine dayanarak hazırladığı listede tüm zamanlann en ünlü İngilizi seçildi. Shakespeare'in Isaac Newton ve VVınston Churchill'i geride bıraktığı listenin ilk on sırasında aynca yazar VVilliam Caxton, biyolog Charles Danvin, Waterloo fatihi Wellington I. Dükü. Kraliçe I. Elizabeth, fatih NVilliam, Büyük Alfred ve kâşif Kaptan James Cook yer aldılar. Eskı başbakanlardan Margaret Thatcher listenin 39. sırasına oturarak. ilk 50'ye gıren, yaşayan tek Ingiliz oldu. Thatcher listede liberal başbakan Lloyd George'un altında ve Incil'in çevirmeni NV'illiam Tyndale'in hemen üstünde yeraldı. ' ' • BUGLN • CEMAL REŞİT REY Konser Salonu'nda saat 19 30da KKTC Müzik Dostlan DerneğiOda Orkestrası konser veriyor. (232 98 30) • ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ'nde saat 20.00'de İDOB'un sunduğu 'Tatlı Charity' adlı müzikal izlenebilir. (251 10 23) • Pİ ARTVYORKS'de 14.00 ve 18.00 saatlerinde VVoody Allen'ın yönettiği 'Annie HalT adlı film gösteriliyor. (236 68 53) • İFSAK'ta saat 19.00'da NazifTopcuoğlu 'Manüple Edilmiş Görüntüler Üstüne' başlıklı bir konferans veriyor. (292 18 07) • ADA KÜLTÜR MERKEZİ nde saat 20.30'da Şebnem Ferah'ın konseri izlenebilir. (244 28 39) • BORUSAN KÜLTÜR VE SANAT MERKEZİnde saat 18,30'da John Cook '20. Yüzyü Amerikan Operası: John Cage' başlıklı bir söyleşi gerçekleştirecek. (292 06 55) • BİLGİ ÜNİVERSİTESİ'nde saat 19 00 da Marcel Carne'nin yönettiği 'Quai des Bnımes' adlı film gösteriliyor. (216 23 15)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog