Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

EYL-ÛL 1998 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA KÜLTÜR 13 ILLEGRO EVİN tLYASOĞLU Ben eleştirmendeğüiıııGeçenlerde Yeniyüzyıl gazete- nde "EJeştinnenlerin soyu tû- îniyor mu?'' başlıklı bir soruş- rmada benım de yanıtlanm yer mıştı. "Sanatçılar eşimiz dos- ımuz, onian kırmadan. dökme- ;n yazznak zorundayız. Kimse- n en ufak bir eleştiriye taham- ülü yok. Bizim de yapûğımız ab'dalrî anlamda bire bir, sert lüzik eleştirisi degil. ancak kon- r izienjjni aktaran, bilgi veren, nıtan > anlar. Ben kendime mü- k eieştinneni değil, miizik yaza- , miizik araştırmacısı demeyi !ğtutuyorum''gibilerinden ya- tlar vermişim. Kimi yazımın dından teşekkür telefonlan alı- m. Kimınin ardından gelen te- fonları da not ettnediğim için şmanlık duyanm. Çünkü her bi- yaşlılığımda yazacağım anıla- konu oluşturabilir. Örneğin ırtdışındakı kritiklerden bolca /gü aldjğını, benim yazılanm- ın daha çok alkış beklediğini iyleyen bir piyanıst "Sen be- mo kadardostumsun.dahaçok .ebilirdin" der. Orkestra yöne- ninde yer alan bır şef. neden ıunla değil de orkestranın mü- iriiyle söyleşi yaptım diye kü- :r. Yeni kurulan bir orkestra- ızdakı Türk üyelerin azlığını otesto etmemi isteyen bir İD- 0 üyesi, "O orkestrayı nasıl r-ersin.. oniar Türk bile sayıl- laz! Neee? Basketbol takımlan- nan çoğuzenci mi diyorsun ama j başka!" diye telefonu yuzü- Aze kapatır. Istanbul Festiva- 'ni genel olarak tanıttığmız bir ızıda yurtdışından orkestra top- yıp getiren bir şefimizin yapa- ığı konsere yer vermediğirn için *ız dolusu hakaret savuran şef, •»enigazetenin genelyaymyönet- lenine şikâyet ertim" der. Bir :nçlik festivalinde nice genç şe- miz varken yıllardır her yeni irumda boy gösteren bir şefın ıpanış konserini yönetmesini ıdırgamam, şef tarafindan be- m niteliklerimi irdeleyen uzun r yaa ve şiirlerle yanıt buJur: Konserime gelir/Nafiz nazarfa- ile izler/Etkin bakışları ile goz- r/Eğer elim tirrerse/Eğer dhim ükülürse/O zaraan/Ona helal ur/O kem sözter/Vesselam!" Zaman zaman hakaret sının- ı varan, tehdit eden mektuplar, kslar alırsınız. Bunlan gönde- nler de ciddi sanatla uğrasan asik müziğin "rafine" üyeleri- r üstelik. Son çalışmalanndan Necil Ka- m Akses kitabını hazırlarken ımkGüvenç'in eleştirilerini ta- dım. Elimdekiler daha çok Ak- :s'in yapıtlan ve onlann çalın- ğı konserlerdeki yorumlan an- tıyor. Birkaç paragraf aktar- lakla müzik tarihimizde bir za- anlar kılı kırk yaran, gerçek bir eştirmenin varlığnı anımsamjş uruz: "Genç Japon kemancı lasuko Uşiyoda'nın sağlam bir kniği, güzel bir tonu ve ifadeli ır çalışı var. Çaykovski'nüı ke- lan konçertosundaözeflikle göz- ışlan bol bir ağıt havasına bü- inen orta bölünı nefes kesecek adar güzeldi. Cumhurbaşkan- p Senfoni Orkestrası şefin şüp- ;ii, endrçeli. şaşkın, sürprizli vu- ışlanna gözünii kapadığı ve ca- mı dişine takıp kulağını keman- ya verdiği için şartiann hazır- dığından daha hi bireşük çıkar- ı. Bence Çaykovski'deki en ha- n olay, cuma gecesi bir ara so- »tin orkestraya dönerek yöneti- li de üzerine alması olmuştur; jşı partisj ondan kalkmayan şef rkina varmadı bunun ve utan- ladı. Uşiyodadinleyicilerin hay- uılık vesempath le doiu alkışla- na cuma gecesi Bach'ın re mi- >r Sarabande'ını çalarak cevap •rdi. Fazla ağır, fazla kuru, an- müzikaJ cürrüeleıie dolu garip r Bach'tı bu ve Çavkovski'nin ;rüne soğuk duş etkisi yaptı sa- nda... Eserin daha şeffaf tınla- ası için bazı planlan daha iyi irmak, perspektifin altını çiz- ek gerekirdi. Oysa ki (şef), şiş- an bir adama kahn bir kürk ydirmiş. üstelik yazın ortasın- ı ya da Fin hanıamında. Her- Jde dinlediğimiz şey eserin as- ieğfl,kaba bir mulajı>dı... Kon- r Manuel de Falla'nın İspanyol ınsı ilebitti, şefin programın so- ına alkış toplamak için yerleş- diği bir eser, ama bu kadar ta- ımış bir parçaya heyecanvere- ezseniz, akıcıhk ve renk vere- îzseniz. tempo hızlandıkça da- büyük hareketlerle kanat çır- 9 fren yaparsanız sonuç um- ğunuzgibi olmaz. eserin asb di- karikatüriinü kimse >utmaz." lus Gazetesi, 30 Aralık 1970) "CSO'nun dün geceki konse- Akses'in orkestra konçerto- yla başladı. Akses bu eseri İO'nun 150. kuruluş yıklönü- i için 1976'nııı >az aylannda onaya başlanuş ve 28 Şubat 77'de tamamlarnış. Biz beste- cflerimizin esetierini do- ğumlanndan bir ayson- ra kucaklamaya alışık ounadığımız için izin ve- rirseniz önce bu tezcan- ulığı, bu yerinde ruru- mu, bu becerikifliği allaş- layayun.- Değerli beste- cimiz pencereierini dün- yava daima açık tutu- yor ve yıllar geçtikçe gençleşhor, zindeteşiyor hatta çağdaşlaşıyor. Or- kestra konçertosu, her şe\den önce kurgusuy- la ilgimi çekti benim, partisyona bakıp da iş- çiliğe, tezgâhlanıştaki ustalığa ha> ranük duy- mamaya imkân yok, Ama bütün heybetine rağmen benim içimde bir şeyler oynatmadı konçerto. Akses, kale- mi, yüreğiyle değil de beyniyle tutmuş... Dün gecenin başarısını kuşkusuz Otokar Trhlik'eborçluyuz. Hem Akses'i mükemmel hazuiamış, hem B. Uolfkang Schneıderhan'a Mo- zart'uı re majör 4. konçertosun- da zarif, vumuşak bir esiik çıkar- dL Smetana'nın Vltava'sırun isebu 'on çalışmamı hazırlarken Faruk Güvenç'in eleştirilerini taradım. Bir kaç paragraf aktarmakla müzik tarihimizde bir zamanlar kılı kırk yaran, gerçek bir eleştirmenin varlığını anımsamış oluruz. kadarbaşanlı biryorumunu pbk üzerinde bile dinlememiştim" (Milliyet, 2Nisanl977). "Geleüm \ i\i)la konçertosuna: Akses bu defa orkestrayı daha düşük tutmuş.Vurma çalgılar ol- dukça kalabahk, ama ağaç üfle- melerikişer tane, trombon ve ru- ba yok. Sonra boyutian da diğer eserlerine göre daha ufak kon- çertonun; yirmi beşdakika ancak sürüyor. Âniaşılan hoca perhiz yapıyor şu gûnlerde. Akses'in bet- ki de en atmosferü eseri bu kon- çerto dhtceğim.tikbölümün baş- langıcı gerçekten şaheser, hele o Udnci bölüm!.. Sevgili Akses'ibubaşanb kom- pozisyonu için yürek- ten kutlanm. Eğer bi- zim konserieri eleştir- mekten vazgeçmiş ol- masaydım burada Ko- ral Çalgan ve Struga- la'yı da bol bol över- dim, orkestrayı alkıs- lardım" (Milİiyet 15 Nisan 1978). "Aksesincekılıçla de- ğil, ağır pala iledö vüşen birsavaşçL Bir sicilien- ne bile yazsa üçlü or- kestra, arpler,piyanolar filan kullanır. Partisyo- nuna göz attığuuz za- man sanırsınız kidiş fir- çasını mürekkebe ba- tırmış. bir teli kıllara sürtüp kâğıdın üzerine binierce damlacık sıç- ratmış, sonra her dam- lacığa çengeller takmış ve bunla- nn arasına bir avuç diyez, bir avuçbemolile çift diyezler, çift be- moller serpiştirmiş. Akses'in or- kestrasjndan nadiren hafif sesçı- kar, p harfi do\ urmaz bestecimi- zi, Tler, çift fier, üç Tler tremo- lalar, sfe'ler. aksanlar süsler her sayfayL Orkestrada trompetler- le trombonlaruı kalağı hep ha- \ava kaikıktır, daMillann timpa- nilerin zarian çift kattır. Basit bir riOne de rastlavanıazsınız onun eserierinde™ Onun bütün kom- pozisyonlannın kanında koleste- rol ile total lipid yüksek çıkar ve romantik ifadesine rağmen şe- ker daima biraz düşüktür. Ayn- ca Akses'in bölümlerini santim- le değil metreyle ölçmek, partis- yonlan kiloyta değil okkayla tart- mak gerekir. Tabü böyle çalışan ne ilk ne de son bestecidir. Akses Bruckner'lernı Mahler'lernijRe- ger'lerin bir devamıdır... Oyle sağlam bir biçimi vardır ki kom- pozisyonlaruun ve armonik \ apı- sı o kadar manrıklı kurulmuştur ki, iş başa düştüğü zaman tek bir ruğlasını çıkartamazsımz, hiçbir duvan inceltemezsiniz" (Dünya, 15 Mayıs 1972). BunlarFaruk Güvenç'in (1926- 1982) onca yıl yazdığı eleştiriler- den sadece birkaç satır. Dileriz bu yazılar bir gün tümüyle derle- nir ve basılır, böylece müzik ta- rihimizin bir dönemine ışık tutar. Evet. onlan okudukça bir kez da- ha, ben eleştirmen değilim, divorum. Yaz kurslan ve başanlı bir yanşma ÖNDER KÜTAHYALI İZMİR - îzmir'de en güzel mevsim sonbahardır: El Nino'ya karşın bu yıl da kentimizi cennete çevirecek gibi görünü- yor. Sonbahar geldiğine göre Ege'nin en şirin köşelerinden biri olmayı her türlü çir- kinliğe karşın sürdürebilen Izmir'den sa- dece iç karartıcı şeyler yazmak dogru de- ğildir; çünkü aydınlık geleceğimiz açısın- dan umut sayılan etkuılikler var. Burda- nn en güzeli, DEÜ Devlet Konservatu- van'nın açtığı yaz kurslandır. Yapılacak çalışmalarda. çeşitli konservatuvarlardan gelen gençler, sanat deneyimlerini arttı- racaklardır. Konservatuvar, evrensel nitelikler ta- şıyan eğitim ve sanat kurumudur. Kad- rosu ne kadar güçlü olursa olsun her kon- servatuvar, kendi öğretim üyelerine ek olarak yabancı sanatçılann bilgi ve de- neyimlerine de gereksinme duyar. Bizde, Ankara Devlet Konservatuvan kuruldu- ğunda (1936), Nazi Almanya'sından ka- çan sanatçılardan büyük ölçüde yararla- nılmıştı. Verilen eğitimin niteliği, Avru- pa'daki konservatuvarlann düzeyindey- di. Sonraki yıllarda açılan konservatu- varlanmız da belirli oranlarda yabancı uzman çalıştırmıştı. Günümüzün ekonomik koşullan. kon- servatuvarlara yabancı sanatçı getirilme- sini her yıl biraz daha güçleştirmektedir. Bu durumda öğrencilere deneyim kazan- dırmanın biricik yolu, onlan dış ülkeler- de açılan kısa süreli kurslara göndermek ya da kendi konservatuvarlanmızda ben- zerlerini düzenlemektir. Qn bir yarışmacıdan beşi fınalde DEÜ Devlet Konservatuvan'nın, aka- demik çerçeveyi zorlayan ve öğrencile- re yeni ufuklar açan böyle bir çahşma alanında üzerine düşeni yapmakta oluşu sevindiricidir. Bu >il ikincisi düzenlenen yaz kurslannın ilk aşamasında Prof. Meh- met Ermakasdar, 15-25 Ağustos tarihle- ri arasmda klarinet kursu verdi. 19-28 Eylül günleri arasında da Ayşegül Sanca ile Ali Dannar'ın Piyano, Ruşen Gü- neş'in Viyola, Alexander Rudm'in Vi- yolonsel ve Lucinkt Montefusco'nun Şan kurslan var. Bu kurslan süsleyen ve gençleri mut- lu kılan bir olaydan da söz etmek isterim: Prof. Ermakasdar" ın kursu biter bitmez. 26-28 Ağustos tarihleri arasında konser- vatuvarda bir klarinet yanşması yapıldı. Klarinetlenyle ünlü Buffet- Crampon fır- masıyla çalgının yedek parçalanru üre- ten la Maison Vendoren ve la Maison Gervais firmalan yanşmaya destek ver- diler. Ankara 'dan, Istanbul'dan ve Izmir'den katılan on bir yanşmacı vardı. Bunlardan beş tanesi Fınale kaldı. Finalde, Betin Gü- neş'in klarinet ve piyano için T ü r k Fan- taisT seslendirildi. Eşlikçiler, DEÜ Dev- let Konservatuvan öğretim görevlileri Çiğdem Borlak ile Elvan Öğüt'tü. Jüri ise aşağıdaki sanatçılardan oluşturulmuş- tu: Prof. Gülşen Tatu: Trossingen Müzik Akademisi. Prof. Mehmet Ermakasdar: Rouen Konservatuvan Öğretim Üyesi. Doç. AykutDoğansoy:HÜ Devlet Kon- servatuvan Öğretim Görevlisi. Gürhan Eteke: Istanbui Üniversitesi Devlet Konservatuvan Öğretim Görev- lisi. Feza Çetin: Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvan Öğretim Görev- lisi. AtrfFeynirci, Doç. Aykut Doğansov. Prof. Dr. Müfıt Bayrasa,Öğr. Gör. Çiğdem Boriak, Öğr. Gör. Feza Çetin, Öğr. Gör. Ehan Öğ^it, Öğr. Gör. Gürhan Eteke, Buffet Crampon temsilcisi Stephane Hascoet, Fıliz Yılmaz, Prof. Gülşen Tatu, Prof. Mehmet Ermakastar (ayaktakiler), Özlem AJpay, Orçun Civelek, OğuzKarakaş, Uğur Deniz (oturanlar). Aüf Peyııirci: DEÜ Devlet Konserva- tuvan Öğretim Göre\ lısi Stephane Hascoet: Buffet- Crampon Temsilcisi. Prof. Dr. Müfıt Bayraşa: DEÜ Devlet Konservatuvan Müdürü ve Jüri Başkanı. Yanşmada şu sanatçılar ödül aldılar: Birinci: Öztem Alpay (Izmir) tkinci: Uğur Deniz (tstanbul) Üçüncü: Orçun Civelek (Ankara) Mehmet Ermakasdar Özel Ödülü: Fî- liz Yılmaz (tstanbul) Birinciye, Buffet-Crampon'dan bir kla- rinet. ikinciye la Maison Vendoren'den 2000 franklık alışveriş çeki, üçüncüye de yine Vendoren'den 1000 franklık çek verildi. Özel ödül ise bir CDiie lOOS'dan oluşmuştu. Böylesi etkinlikler, genç müzikçilere çalışma coşkusu aşılamakta, dünyaya açıhnalannı sağlamaktadır. Türkiye'nin müzik kalkınması, işte bu gibi çalışkan, kendine güvenen, dünyaya değişik açılar- dan bakmasmı bilen genç sanatçılann elinde gerçekJeşecektir. Klarinet yanş- ması bu bakımdan mutlu geleceğimize bir katkıdır; emeği geçenleri candan kutla- nm. Turandot'un görkemli dönüşü Kültûr Servisi - Çin Imparatorlu- ğu'nun abarhlı ışıltısı, binierce sanat- severi Yasak Kent'te bir araya getirdi. GiacomoPuccini'nin ölümsüz opera- sı 'Turandof, sahnelendiği ilk gece Çin'de 3000 kişi tarafindan izlendi. Çinli film yönetmeni Zhang Yi- mou'nun sahneye koyduğu Turan- dot'un cumartesi gecesi gerçekleşti- rilen galasına Hong-Kong'un en par- lak simalan \ e diplomatlar katıldılar. Turandot, kendi topraklannda, Tianan- men Meydanı'na açılan Çin Impara- torluğu'nun Yasak Kent'inde ilk kez perde açtı. Izleyiciler arasında bulu- nan Güney Afrikalı bir sanatsever, operadan çok etkilendiğini söylüyor: " Turandot insanlann yıllardır kitap- lardan okuduklan Çin tarihini kendi topraklanna geri getirdi sonunda." Gecenin. şampanya ile ağırlanan özel konuklannın arasında DavidTang. suikasta uğrayan Israil Başbakaru Izak Rabin'in dul eşı ve son Çin lıderi Deng Xiaoping'ın kızı DengNanbulunuyor- du. Ancak yüksek bilet fıyatlan, halk kesimininbu görkemli gösteriden uzak kalmasına neden oldu. Saray duvar- lannı aşan müzik sesine ilgi gösterme- yen Çinliler, geleneksel Pekin opera- sını radyodan dinlemeyi yeğlediler. 'Her şey ÇinK ve Çinürünü' Anayurdunda ilk kez sahnelenen Turandot'un orkestra şefliğini Zubin Mehta üstleniyor. Sesin, 720 bin met- rekarelik Yasak Şehir'in geniş alanın- da dağılmasını önlemek için orkestra özel biçimde gizlenmiş. Viyana Dev- let Operası ve Floransa Operası'run gö- rev aldığı operada bin kişilik kadro- nun üçte ikisi Çinli davulcular, dans- çılar ve koristlerden oluşuyor. Yimou'nun "Bu bir Baü operası, ama her şey Çinli ve Çin ürünü" söz- leriyle tanımladığı yapıtta TurandoL dönüşümlü olarak Sharoo Sweet Aud- rey Stottler ve GiovannaCasolla tara- fından canlandınlıyor. Sergej Larin, Kristjan Johansson ve Lando Barto- üni, Prens Calaf'ı, Barbara Frittoli ile Angtla Maria Blasi ise köle kız Liu'yu oynuyorlar. Yimou tarafindan hazırlanan de- kor, ancak Mıstr'da sahnelenen 'Ai- da'nın rakip olabileceği mükemmel- likte. Oymalı beyaz parmaklıklar ve mermer basamaklı merdivenlerle be- zeli saray göriintüsünün önünde uza- nan zemin, iri ve yassı kaldınm taşla- rından oluşuyor. Yimou. Çin hat sa- natmın doruğa ulaştığı Yasak Kent mimarisini en ufak aynntısına değin yansıtan taşınabilir iki pavyon, nilü- fer yapraklanyla yüklü dansçılarve öy- künün akışına koşut olarak değişen bir ışık düzeni lcullanıyor operada. Dekoru fazla abarhlı bulanlar da var. Çinli bir operasever, "Sahnede çok fazla malzeme var. Bu kadar ay- nnü. izlevicinin bazen öyküden kop- masına neden oluyor", birAlmantu- rist ise "Çokgüzel,ama beUdde biraz fazla güzeL" sözlenyle görüşlerini açıküyorlar. Turandot, 150-1500 do- lar arasında değişen bilet fiyatlanyla Yasak Kent'te 13 Eylül aksamına dek izJenebilecek. 'Turandot', Taimiao Tapmağı'nda sahneleniyor. Semiha Berksoy Lüksembupg'a gîtti • Kültür Servisi -28 Haziran-11 Ekim tarihleri arasında Lüksemburg'da düzenlenen Çağdaş Sanatlar Avnıpa Bienali'ne (MANIFESTA 2) davet edilen sanatçı Semiha Berksoy Lüksemburg'a gitti. MANffESTA 2'ye Kutluğ Ataman'ın Semiha Berksoy'un yaşamı üzerine yapmış olduğu ve 1997 Istanbul Bienali kapsamında gösterilen "Semiha b. unplugged" adlı film katıldı. MANIFESTA 2, yeni bir Avrupa konseptı içinde jeopolitik ve düşünsel sınırlan sorgulayan, kültürler arası etkileşimlerde farklı arayışlara yönelen ve böyle bir bütün içinde bireysel ilgi alanlannı da öne çıkartan bir bienal. Aynca dünyanm büyük kentlerindeki modern sanat müzelerinin yöneticileriyle ünlü sanat eleştirmenleri ve küratörlerin katılımıyla geçen ekim ayında Bonn'da gerçekleştirilen toplantı sonunda, Semiha Berksoy'un resimleri 30 Aralık 1999'da Bonn'da düzenlenecek olan "ZeiUvenden - Gelecek Milenyuma Bakış" adlı sergiye davet edilmişti. "Kuntshaus Zürich"in sanat yönetmeni Harald Szeeman tarafindan "patlamaya hazır bir bomba" olarak tanımlanan Berksoy, Ataman'ın "Semiha b. unplugged" filmi ile birlikte 1999 Şubat'ında Dresden ve yine aynı yıl Ağustos ayrnda da Essen'e davet edildi. Papa H. Jean Paul, Kingsley, Bedi ve Mazza'yı kabul etti • Kültür Servisi - Papa 11. Jean Paul, film yıldızı Ben Kingsley, Hintlı aktör Kabir Bedı ve Arjantinli model Valeria Mazza'yı huzuruna kabul etti. Uçlü, Hindistan'da yaptığı hayır işleriyle tüm dünyada saygınJık kazanan, Makedonya kökenli Rahibe Teresa'yı ölümünün birinci yılında anmak amacıyla yapılan birtelevizyonprogramınakatılmakiçin Vatikan'da bulımuyordu. Ben Kingsley, 1982 yılında çevirdiği bir filmde Hindistan'ın banş savaşçısı Mahatma Gandhi'yi başanyla canlandırmış ve bu filmle ünlenmişti. MSÜ'den yurtdışında sergi • Kültür Servisi - Mimar Sınarı Üniversitesi (MSÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Endüstri Fotoğrafı Sanat Dalı öğretim üyelen ve öğrencileri, egitimdeki 20. yıllannı ve curnhuriyetın 75. yüını ilk kez yurtdışında, ttalya'nın Floransa kentinde açılacak olan fotoğraf sergileri ile kutlamaya hazırlanıyorlar.. Sergı, 'Tanıtım Fotoğrafı' adlı öğrencı sergisi ve 'SrilJ Life Fotoğraf" adlı öğretim üyeleri sergisi olmak üzere iki bölümden oluşuyor. "Tanınm Fotoğrafı" sergisinde öğrencilerin, cam, gıda, takı, moda, kozmetik, otomotiv vb. alanlardaki ürünlerin tanıtımlanna yönelik gerçekleştirdikleri fotoğraf tasanm ve uygulamalan yer ahyor. "Still Life Fotoğraf" sergisinde ise bu etkinliği organize edip küratörlüğünü yapan Doç. Nilgün Sim Süldür ve Doç. Zeynep Terlan Bayraktar'ın foto-grafik yaklaşıma sahip özgün çalışmalan yer alıyor. Sergi, 28 Eylül-16 Ekim 1998 tarihleri arasında Instituto Statale d'Arte di Frenze'de (Floransa Güzel Sanatlar Okulu) gezilebilecek ^A^M-U- Fotoğrafevi'nde yeni sezon • Kühür Servisi - Fotoğrafevi-Fujifilm yeni sezona 12 Eylül'de Fransız fotoğraf sanatçısı Eric Devisscher'in 'Katakomb' başlıklı sergisiyle başlıyor. Fotoğrafevi Fujifilm'de eylül ayı boyunca yer alacak etkinlikler şöyle: 15 Eylül'desaat 19.15'teNasuh Mahruki'nin 'Lhotse Tirmanışı, Dünyanın En Yüksek Zirvesi, 8516 m' başlıklı dia gösterisi, 19 Eylül'de Hülya Koç'un katılacağı 'Afrika'dan Yansıyanlar' başlıklı söyleşi, 22 Eylül'de lbrahim Zaman'ın 'Nil Vadisinde Zaman' başlıklı dıa gösterisi, 25 Eylüi'de canlı müzik dinJetisi, 26 Eylül'de Gülnur Sözmen'in konuşmacı olarak katılacağı söyleşi. Fotoğrafevi tarafindan düzenlenen genel fotoğraf seminerlerinin haftasonu grubu 12 Eylül'de, hafta içi grubu ise 14 Eylül'de başlıyor. (251 05 66) Hallyday den muhteşem konser • Kültür Servisi - Fransız rock müziğinin ünlü ismi John Hallyday, geçen cumartesi Fransız Ulusal Stadyumu'nda, aralannda Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac'ın da bulunduğu 80.000 kişilik bir izleyici topluluğu önünde konser verdı. Sanatçı, 35 yıllık kariyerinin son 20 yılında hit ohnuş şarkılannı seslendinrken, sergilediği performans ve aldığı tepkilerle, orta yaşlannı sürmesine karşın yığınlan etkileyebildiğini bir kez daha gösterdi. Son derece gelişmiş ses ve ışık tekniklerinin kullamldığı konserde, sahnenin kurulması ve teknik donanınun gerçekleştirilmesi için 1000 kadar işçi çalıştı. Hallyday, dünya çapında popülerliğini kaybetmiş olmasuıa karşın ülkesi Fransa'da hâlâ en önemli sanatçılardan biri olarak kabul ediliyor. Balina Keiko'nun özgürlük yolculuğu • Kültür Servisi - "Özgür VVilly" filmiyle üne kavuşan balina Keiko'nun özgürlük yolculuğu, bugün ABD'nin Oregon eyaletinden başlıyor. Yakalandıktan sonra uzun süre Meksika'daki havuzlarda gösteri yapmaya zorlanan Keiko, uçakla Izlanda'ya götürülecek. 2 milyon dolara mal olacak yolculuk sonunda balina, îzlanda kıyılannda hazırlanan ve denizle bağlantılı, futbol sahası genişliğindeki bir havuza bırakılacak. Keiko'nun okyanusa uyum sağlayamaması durumunda ise ABD'ye geri getirileceği bildirildi.Balina Keiko, "Özgür VVilly" filminin sonunda da bakıcısı ve bir çocuğun yardımıyla özgürlüğüne kavuşuyordu. BUGUN • HARBtYE AÇIKHAVA TİYATROSU nda saat 21.00'de Compania Lirica La Zarzuela topluluğunun 'La Zarzueia'nm Antokijisi' başlıklı gösterisi izlenebilir. • İFSAK'ta saat 19.30'da Doğa Fotoğrafçılan Grubu Toplantısı yer alıyor. • AKSANAT'da 12.30 ve 19.00 saatlerinde video'dan 'Beauty and the Beast' adlı film izlenebilir. • BELGESEL SİNEIVL^CILAR DERNEĞİ'nde 15.00, 16.00, 17.00 ve 18.00 saatlerinde 'Bulut Ailesinin Geri Dönüşü' adlı film izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog