Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 8EYLUL1998SA 12 KULTUR SAHNEDEN AYŞEGÜL YÜKSEL Devlet Tîyatroları'nda yeııi dönenı Devlet Tiyatrolan'nda ıki anlamda yenı bırdönem başlıyor. llki yönetsel açı- dan olumlu ve verimlı olmasını bekle- diğimiz bir dönem. İkincisi de nicelık açısından Türk tiyatrosunun 'yansı'olan bu kurumun ekım ayında, özel ve dü- zenlı-ödeneklı riim öteki tiyatrolarla bir- lıkte gireceği 1998-99 tiyatro dönemi. 1990"lı yıllann bugüne dek uzanan aşamasında, Devlet Tiyatrolan, sayısı iki elin parmaklannı aşmayan önemli ya- pımlar dışında, daha çok genel müdür ve başka müdürlerin yer değiştirme, gö- revden alınma, göreve iade edilme olay- lanyla, çekişmelerle. ınatlaşmalarla. so- ruşturmalarla gündeme geldi. Son yirmi yıl içinde bu kurumun ba- şına geçirilen isimlerin tam olarak çe- telesini tutabılmek içın ise artık resmi belgelere başvurmak gerekivor. Belle- ğim beni yanıltmıyorsa. Cüneyt Gök- çer'ın 6O'lı ve 70'li yıllann önemli bö- lümlerini kapsayan uzun süreli genel • Bir yanda Kültür Bakanlığrnın bir genel müdürlüğü olmanın getirdiği politik ve bürokratik sıkıntılar, öte yanda üç kuşaktan sanatçılan ortak bir coşkuda buluşturarak nitelikli sanat hizmeti verme sorumluluğu ... Yeni Genel Müdür Lemi Bilgin ve öteki yönetici kadrolann bu ateş çemberinden yaralamadan ve yara almadan geçmelerinin tek koşulu ödün vermemek olmalıdır. müdürliiğünden sonra, 1978 clen bu ya- na Ergin Orbey, yine Cüneyt Gökçer, Tiırguf Özakman, Raik AJnıaçık, Meh- met Ege, Yücel Erten, Tamer Levent ve birkaç kez de Bozkurt Kuruç yürüttü bu görevi. Kısa bir süre önce atanan son ge- nel müdür ise Lemi Bilgin. 20 yılda 10 genel müdür Yirmı yılda on genel müdür... An- cak, genel müdürlerin bir bölümünün pa- yına iki yıl bıle düşmediğı için, görev- lendirmeler ve görevden alınmalarara- sındaki sürelerin kısalığı ya da uzunlu- ğu doğrultusunda çeşitli bunalımlar ya- şandı son yirmı yıl içinde. Yanm yüz- yılı deviren kurumun 'geüşıne veçağı ya- kalama' süreci birçeşit 'darbe' ve 'kar- şı-darbe' eylemlerinın oluşturduğu ıniş- li çıkışlı, garip bir serüvene dönüştü. Yirmi yıllık dönem içinde siyasal er- kin kaç kez el değiştirdiği. aynı iktidar döneminde bile kaç kültür bakanının göreve getinldiği hesaplanırsa. Devlet Tiyatrolan'nda yaşanan sıkıntının bu düzeyde kalmasına şükretmek bile ge- rekebıhr. Yeni bir yapılanmayı sagla- yacak yasa önerileri yıllardır sonuca ulaştınlmadığı için, değiştirilemeyen >apısı gereği, de\letle süreklı olarak burun buruna ilişki içinde olan bu ku- rumun daha da ağıryaralaralması bek- lenebilirdi. Ne ki yıllargeçmektedir. 'Zaman', te- mel malzemesi 'sanatçılar' olan bir ku- ruluşun en büyük düşmanıdır. Sanatçı- lar oynadıklan 'nolkr'le. sahneledikJe- ri oyunlarla serpilip gelişirler. Zaman- lama önemlidir. Ne çok geç. ne de çok erken.. Şuyadabunedenle,'cezah'ol- duklan için oynayamadıklan, onlariçin 'biçilmiş kaftan' roller sonsuza dek ka- çıp gıder ellerinden. Kimi zaman ise, \etennce olgunluğa ulaşmadan üstlen- dikleri görev ler nedeniyle, bir türlü sa- natçılığın temel koşulu olan 'doyum'a ulaşamazlar. Sahnede parîamak. önce- lıkle sanatçının >eteneği ve yaratıcılı- gına bağlı olsa da 'şans' / 'firsat' erme- ni de göz ardı edilemez. Bu nedenle de hiçbir tiyatro kuruluşu, güçlükle yetiş- Compania Lirica La Zarzuela, Yapı Kredi Sanat Festivali y nde Jose Tamago tarafından kurulan topluluk, tspanyoUann eneskj gösteri sanatlanndan olan Zarzuela'yı düiiyaya tambyor. 'La Zarzuela'nın Antolojisi', dans, flamenko ve îspanya tarihj üzerine kurulu bir gösteri. îspanyasarayındanIstunbuVa...Kültür Servisi- Yapı Kredi Sanat Fes- tivali kapsamında Harbiye Açıkhava Ti- yatrosu. yann ve perşembe akşamı saat 21.00'de, yaşamlannı "Zarzuela T 'ya, Is- panyol müzikli tiyatrosunun kökenleri eskilere dayanan ve çok sevilen gelene- ğine adamış şarkıcılar, dansçılar. oyun- cular ve müzikçilerden oluşan "Compa- nia Lirica La Zarzuela"yı ağırlayacak. Topluluk, tspanya'nın 350 yıllık saray ge- lenegine sahip sahne sanatı "Zarzuete"nın güzel örneklerini banndıran "LaZarzu- ela'nın Antolojisi" adlı gösteriyi suna- cak. Jose Tamayo tarafından kurulan Com- pania Lirica Ua Zarzuela. Ispanyollann en eski gösten sanatlanndan biri olan zarzuela türünde gösteri ler sunuyor v e bu gösterilerini dünyanın çeşitli ülkelerin- de tanıtıyor. Zarzuela türünü bütün yön- leriyle günümüze uyarlama isteğinden yola çıkan topluluk, bu doğrultuda reper- tuvannda yer alan yapıtlan yenıleyerek. librettolan gözden geçiriyor ve müziğe • Topluluğun repertuvannda tanınmış Zarzuela yapıtlannın yanı sıra, Bizet'nin Carmen ve Strauss'un Venedik'te Bir Gece adlı yapıtından kesitler yer alıyor. zenginlik katmak amacıyla parçaların orkestrasyonunu yeni baştan yapıyor. Topluluğun repertuvannda "La Verba- na de la PaJoma", "Pan y Toros", "Do- na Francisquita" gibi tanınmış zarzuela parçalannm yanı sıra Bizet'nin "Car- men"'i ve Strauss'un "Venedik'te Bir Gece" adlı yapıtından kesitler yer alıyor. 1966'dan bu yana sahneleniyor Ispanya'nın en yaratıcı yönetmenle- rinden biri olarak değerlendirilen Jose Ta- mayo. zarzuela'yı antoloji olarak hazır- lamayı ilk kez 1964 yılında düşünmüş ve iki yıllık bir çalışmadan sonra gösteri bugünkü halini almış. Ikı bölümden oluşan La Zarzuela'nın Antolojisi gösterisi, her yönüyle îspan- ya'vıanlatıyor. 1966 yılından bu yana sah- nelenen gösteri; dans, flamenko ve îspan- ya "nın tarihinden bölümleri biraraya ge- tiriyor. La Zarzuela adlı gösteri türünün orta- >a çıkış öyküsü ise şöyle: 1657 yılında Prado Kraliyet Sarayı'nda îspanya Kra- lı 4. Philip. Kraliçe Mariana ve saray er- kânı. metni Pedro Calderon de la Barca tarafından yazılan ve müzigı Hidalgo'ya ait bir komedinin ilk temsilini izlediler. La Zarzuela, Madrid kentinden gelen palyaçolar ve oyuncular tarafından, ko- medi temsilleri vermek üzere ziyaret edi- lıyordu. belki de Calderon ve Hidal- go'nun bu komedisi, tiyatronun tüm rür- lerini kapsaması nedeniyle, saraylılara ve eleştirmenlere tipik bir zarzuela gös- terisini anımsatıyordu. Adını, kralın kirsal alanın uzak bir kö- şesine kurulmuş, her yanı zarzas ağaç- lanyla çevrilmiş av köşkJerinin birinden alıyor La Zarzuela türü. Çogu Madrid'de geçiyor 1786 yılında Boccherini'nin Madrid'de- ki La Puerta de la Vaga Sarayı için bes- telediği La Oementina adlı zarzuela gös- terisi, Ispanyol link tiyatrosunun ilk baş- yapıtlanndan biri sayılıyor. Boccheri- ni'den BaskJı Sorazabal'a kadar, Vives gi- bi yerlilerya da Perez DeGaJdosgibi ya- zarlar kendilerini zarzuela'nın başdöndü- rücü havasına kaptırdı. Breton'un kla- sikleşmiş La verbena de la paloma ve Chapi'nin aynı ölçüde sevilen LaRevo- tosa'sınm da aralannda bulunduğu en iyi zarzuela'lann çoğu Madrid ortamında geçer. Gösterilerin biletleri AKM. Yapı Kre- di Galatasaray Kitabevi, Yapı Kredi Ban- kası Akmerkez Şubesi, Suadiye Vakko- rama ve Zihni Müzikevi'nden temin edilebilir. Julian Barnes'm yeni kitabı yayımlandı Unutulan îngiliz tarihi üzerineKültür Servisi - Îngiliz •yazar Julian Barnes. yeni kitabı England England ile altı yıl sonra okuyucusuyla buluştu. 1946 yılında Leıcester'da doğan Barnes. Londra ve Oxford'da eğitım gördü. Bugüne dek sekız kitabı yayımlanan yazann Flaubert s Parrot adlı kitabı Booker Ödülü'ne aday gösterilmişti. England England. çocukluğu kötü geçen 39 yaşındaki Martha'nın yaşadıgı aşkı sorgulayarak gerçekleri arama öyküsünden yola çıkıp îngiliz tarihini irdeliyor. Julian Barnes kendi deneyimlerini de aktardığı kitapta "Gerçek nedir", "Kendi tarihimizle ilgili neler hatırlıyoruz" gibi sorularla îngiliz tarihinin gerçeklennı ortaya koyuyor. Barnes, kendisiyle yapılan bir söyleşide bu kitabı yazmaya nasıl karar verdığini anlatırken "Unuttuğumuz tarihi gerçekleri göz önüne çıkarmava çalıştun" diyor. Bir yazar olarak yola çıkıldığında hakkında yazılacak çok fazla şey olduğuna dikkat çeken Barnes. "Belgesel yazan değilim. îngiliz romanı yazmak. İngiliz tarihini anJamıaktan daha çekici" sözleriyle konuşmasmı sürdürüyor. Kitaplannda aşk ve duygulara daha fazla önem veren Barnes, son kitabındaki tarihsel yaklaşım ve yergi dolu diliyle dikkatlen üzerine çekiyor. Barnes, yazm dünyasından neden altı yıl boyunca ayn kaldığından söz ederken ilk kitabını yedi yılda tamamladığını belirtiyor ve bunun aslında bir ayn kalma olmadığını söylüyor. 'Karikatür'debarış Kültür Servisi - Aylık mizah dergisi 'Karikatür'ün banş konusunu ışleyen eylül sayısı yayımlandı. Karikatürcüler Derneği'nin Ankara Temsilciliği'nce yayımlanan derginin bu sayısı banş karikatürlerine aynlrruş. Karikatür Dergısi'ninbu sayısında, Gürbüz Doğan EkşioğJu. M. Yiğit Ozgür, Cezmi Ermiş, Seçkin Temur, Kadir Doğruer. Oğuz Gürel, Tonguç Yaşar, Tayftın Akgül, Cumhur Gazioğlu, Turhan Selçuk, Murat Özmenek. Turgaj Karadağ, Murat Sayın. Erol Özdemir, Fermh Doğan, Cem Kenan Öngü, Hakan Demirci, Dinçer Pilgir, Hicabi DemircL, Şenol Bezci, Altan Özeskici, Metin Peker, Ali Fuat Süer, Hatay Dunılupunar, Milko Dikov, Ahmet Erkanh, Akın Özdemir, Canol Kocagöz, BehiçYalçın Ayrancıoğlu, Vİustafa Bilgin, Özcan Çauşkan, Necati Abacı, İzel Rozental, Fethi Devetioğlu, Nuri Bilgin, Kambiz Derambakhsh ve Tan Oral'ın karikatürleri yer alıyor. Dergide aynca, Hasan Uysal'ın 'Bir Sav^ş Öyküsü', Kurtuluş Kayah'run •Hayat Hikâyeleri Artarken».', Mümtaz Idil'ın 'lş Işten Geçmesin Umarım Bu Çağrun Duyulur™'. Ruhi Tek'ın 'Seçim Kararı' ve 'Kimler Milletvekili Yapıhr'. Özgür Arha\ili'nın 'Banşsana Katılsana Yanşsanaf..*. Yener Çakmak'ın •Ramiz'den Bir Anı: Karikatürcüyüm' ve 'Tombul Teyze Nasıl Doğdu' adlı yazılan da okuyuculann beğenisine sunuluyor. tirilmiş sanatçılann etkinlik sergileye- bıleceği 'zaman' ile oyun oynayamaz. Devlet Tiyatrolan'nın, sanatçı sayı- sında önemli bir artış görüldüğü, etkin- liklerin birkaç ilin sınırlannı birkaç kat aştığı, son yirmi yıllık tarihi, kurumda- ki bir bölüm sanatçı için, 'kaçmış' ya da 'ziyan edilmi|' rollerle ya da yaniış yö- netmenin elinde harcanmış yapımlarla doludur. Üstün çaplı oyunculann, yönet- sel nedenlerle, büyük rollerden yoksun bırakılma 'suçu'nun da işlenegeldigi kurum büyüdükçe, yaşanan moral bo- zukluğu da artmaktadır. Gızli buruk- luklar, açık kırgınlıklar, öfkeli tepkiler, sonu gelmeyen çekişmeler... Yöneticiler yansız olmalı Devlet Tiyatrolan'nda bir dönem için- de sahnelenecek oyunlar önce Edebi Kurul tarafından belirlenmekte, sonra da genellikle, o sırada 'boşta' olan sa- natçılarla yönetmenler tarafından kad- ro oluştunılmaktadır. Eğer — — — özel olarak gereksinme du- yulan bir sanatçı ya da sa- natçılar varsa, bu kez de bir önceki dönemden sü- ren ve seyircisi tükenmemiş olan başanlı oyunlar sahne- den kaldınlmaktadır. Bir başka gariplik ise, kimi sa- natçılar 'rol' beklerken, ki- milerinin aynı dönem için- de birden çok oyunda gö- rev almasıdır. 'Merkez'den yönetilen 'sanat kurumu' anlayışının yaniış sonuçla- n böylece sanatçılar ara- sında yeni tepkilere ve tar- tışmalara yol açmaktadır. Hele sanatsal erki elinde tutanlann politik açıdan ve kurumiçi ilişkilerde 'yan- sız' olduğuna inanılmıyor- sa. Bir yanda Kültür Bakan- lığı'nın bir genel müdür- lüğü olmanın getirdiği po- litik ve bürokratik sıkıntı- lar, öte yanda, doğası gere- ği ben-merkezci, duygusal, tepkili, epeyce de yıpran- mış, genellikle kendini bık- kınlıgın ya da düş kınklı- ğının girdabına kaptırmış, üç kuşaktan sanatçılann oluşturduğu bir topluluğu ortak bir coşkuda buluştu- rarak nitelikli sanat hîzme- ti verme sorumluluğu. Ye- ni Genel Müdür Lemi Bil- gin ve öteki yönetici kad- rolar bu ateş çemberinden kimseyi yaralamadan, ken- dileri de yara almadan geç- mek zorundadır. Tek koşul 'ödün' verme- mek olmalıdır. Ne siyasal erk karşısında, ne de eş dost, ağabey abla hatın ya da baskısı karşısında. Bireysel 'zaaT nedeniyle yapılan se- çimleri ise kimse 'aklın- dan bile gecirmemelidir.' Türlü çeşitli, eski yeni bi- reysel hesaplaşmalar unu- tulmalı, birbirinin ya öğ- retmeni/öğrencisi, ya sı- nıfVdönem arkadaşı ya da rol arkadaşı olmuş sanat- çılann, tiyatromuzu, bu- lunduğu yerden alıp, daha yüksek bir noktaya götür- me görevinde biçimlenen ortak yazgılannın onurla taşınabitmesi içın, öncelik- le, birbirlerine güven ver- dikleri ve güvendikleri, yö- neticilerinin 'yansız' ve 'ödünsüz' olduğuna inan- dıklan bir ortamın sağlan- ması gereklidir. Niteük yükseltilmeli Herhangi bir başka ku- rumda da gerçekleşmesi- nin, neredeyse 'olanaksız' düzeyinde 'zor' olduğunu bildiğimiz bu koşulun sağ- lanmasınm zorunlu oldu- ğuna inanıyoruz. Çünkü 'sanattaödünsüzlük' ve 'ni- telikli sanat' ancak bu ko- şula bağlı olarak gündeme gelebilecektir... Duyarsız yonımlardan. özensiz ya- pımlardan, sanatçı/yöneti- ci kaprislerinden, konserva- tuvarlan da içine alan uç- suz bucaksız bir dedikodu ortamından annmış, tüm enerjisini 'nitel^i yükselt- me' yolunda seferber et- miş bir topluluğun ürettiği 'sanat'... Ozlenen budur. Bu yılm yeni oyunlanna gelince... Aralannda yadır- gadıklarım da, beni çok he- yecanlandıranlan da var. Ancak, tüm tiyatro izleyi- cileri gibi beni de asıl ilgi- lendiren. hangi oyunun se- çıldiği değil, seçılen oyunun sahnede nasıl yorumlana- cağı, nasıl bir niteük yan- sıtacağı... Bir de oyunun yorumlanış biçimiyle, se- yırcinin duyarlığında, bi- reyseL toplumsal düzeyde doğruya, iyiye ve güzele ulaşma yolunda bırakaca- ğı iz... Her dönem başında oldu- ğu gibi umutla izleyeceğiz. YAZI ODASI SELİM İLERİ İlk Yağmur Damlası Geçenlerde hava bozdu, bozar gibi yaptı. Oysa Peride Celal'in Dar Yol romanı bir ilkya fırtınasıyla başlar. Pancurlar açılır; rüzgâr esmek te, tomurcuklu ince dallar sarsılmakta; ağaçlar üs tünden görünen deniz köpürmeye koyulmaktadıı Sonra Cenan Kalfa'nın sözü: "Fırtına kopacak! Bir sonbahar başlangıcında biz de öyle dedik fırtına kopacak... Biz dediğim, ben, kitaplar, yazı makinesi, üçü- müz. Kitaplar şimdi tek kişi olup çıkmıştı. Vardır öyle sözler, olanca yalınlıklarıyla, olancs yalınlıklanndan dolayı belleğinizde yaşar dururlar, bir türlü srlinmezler, yıllar boyu en yakınlannızdır on- lar. "Fırtına kopacak!" Istanbul'da yaz oldum bittim o sözle noktalanır. Peride Celal ilkyazı da 0 sözle getirmiş. Fırtına kopacak gibiydi. Geceden belli olmuyor- du. Dingin bir yaz gecesiydi. Deniz kıyısında otur- muştuk, hava yine çok sıcak diyorduk. Sonra eve döndüm, balkon kapısını açık bırakıp yattım. Sa- baha karşı yel sesiyle uyandım. Gün ağardı ağa- racak, mavimsi morumsu bir ışık. Perde uçuyor- du. Kalktım; balkondaki bitkiler esintinin yönüne savrulmuş. Bu kentte sonbahar, benim için, Ziya Osman Sa- ba'nın iki şiiridirbirhayli: Geçen Zaman 'da "Güz", Nefes Almak'ta "Kim Bilir". "Güz"de gökyüzü kararır, ağaçlar yaprak döker, mevsim gelip çatar, gün gün geçip gider ömür. "Kim BHir"öe ömrün kaç günü kaldığı sorulur. Ama ilk iki dize pastoral bir bütünlük içinde şıirden ade- ta ayrıdır: "İlk yağmur damlası düştü I Kuru yapraklanna güzün." Sevdiğim şiirleri yazdığım bir defter vardı eski- den, çok zaman önce. "Kim Bilir"\ oraya geçirmiş- tim. Andığım dizeler yüreğimi burkardı. Ziya Os- man'ı okuduktan sonra, o günden sonra, ne za- man sonbahar yağmuru yağsa, karank, çrtır çrtır kuruyup kalmış yaprakların ıslanışına içim sızlar. Sabaha karşı yaprakdökümü henüz başlamamş- tı. Gerçi arka bahçedekı incir yapraklannı döktü, ama handiyse yaz ortasıydı döktüğünde. Yaprak- lar biraz sararmış, biraz kuaımuş, biraz -hâlâ- ye- şil, rüzgân hissediyordu. Sonra yağmur da yağma- dı. Kadıköyü'nden, Cihangir'den hatıriadığım yağ- murlar görünüverdi. Balkonda duruyordum. Ten- ha sokaklarda sular akar gider. Bu yüzden seve- rim, unutamam Tevfik Fikret'in tek birşiirini, "Yağ- mur"u. Sokaklarda sel suları ağlaşır, ufuk yaklaşır, Fikret ufkun defalarca yaklaştığını görür. Istanbul'un 0 sokakları, besbelli, çocukluğumun arnavut kaldırımlı, eğri büğrü, dik yokuşlu sokak- ları olmalı. Taşıt homurtularının başını alıp gittiği, sözümo- na geniş, ama hep kirli, bakımsız caddelerinde Is- tanbul'un, şimdi o sokaklar nerde? Bir şehrin çarpık çurpuk evriminde sonbahar yağmuru şiirini yitirerek yıkımlara yol almış. Yağar- sa, kimbilir nereleri su basacak, kimlerin, hangile- rimizin canı yanacak diye bekleşiyoruz. Tevfik Fikret'te kuşlar bekleşiyor, saçaklarda, suskun; Fikret "hazindir bu pek!" diyor. Dediğim gibi, henüz yağmamıştı, yağmıyofdu yağ- mur. Yalnızca yaz sona ermekte olduğunu söylü- yordu. Uyuyamadım artık, uyumak istemedim. Giyin- dim, sokağa çıktım. Pazar günüydü. Yollar bom- boş. Yürüdükçe rüzgâr. Daha sıcak günler bitmez, sıcak günler gelir daha diyordum kendi kendime. Henüz sonbahar renklerini görmedim Istanbul'da. Bütün renkler keskinleşir. Uzakta cam yangın- lan. Şurada keskin sarı yaprakdökümü. Bahçenin yıldızları son kez kırmızı, bordo, turuncu. Karşı kı- yıda yamaçlar hem yeşil, hem kızıl. Sonra yine cam yangınları. Fakat nerde bunlar? Beton rengi kentte bunla- n sonbahar renklerine bürünmüş görmeyeli nice yıllar var. Birden Attilâ llhan'ın dizesini bambaşka dü- şündüm: "ağacın biri bulvarda ölüyordu" Ağaç ve bulvar. Aksaray'da ışıklar sönmüş müydü? Hangi cumartesi gecesinden arta kalmış Aksa- ray'da otelleri, birahaneleri, işkembe salonlannı, so- kak aralanndan taşan çöp yığınlannı, ağırkokuyu... Bir şehrin mevsimleri değişebiliyor. Takvimde h Bırakan: "Kurudu artık otlar I Bitmiyor tazeleri I Birikinti sularda I Yaprak cenazeleri" Kemalettin Kamu "Güz" U2'dan üç albümlük anlaşma • Kültür Servisi - ÎJ2. Polygram şirketiyle üç albümlük bir sözleşme imzaladı. Sözleşmenin degeri 50 milyon dolar. Polygram taraftndan piyasaya kasım ayında sürülecek olan üç albümden ilki "Best Of..." adınj taşıyor. 20 yılda 10 albüm yapan U2'nun kasetleri bugüne dek 87 milyonun üstünde satn. Kiradıyalı Sanat Günleri • Kümır Servisi - Kocaeli'nin Kirazlıyalı tlçesi Belediyesi'ncedüzenlenen 1. Kirazlıyalı Sanat Günleri. 7-11 Eylül tarihleri arasında katılımcılan bekliyor. Kirazlıyalı'yı bölgenin kültür merkezi haline gen'rmeyi amaçlayan etkinliklerde çağdaş hah, dokuma. seramik, karikatür ve yağlıboya sergileri gezilebilecek. Festivalin son gününde ise gitar konseriyle şiir ve gitar dinletileri yer alıyor. Klasik Tüpk müziğine farklı bipyorum • Kümır Servisi - Müzisyen Ferhat Livaneli'nin klasik Türk müziği eserlerini klasik Batı armonisi ve orkestrası ile yorumladığı Lalezar (Chamber Music) adlı albümü EMI-Kent'ten çıktı. Isveç Radyo Senfoni Orkestrası sanatçılannın ve udi Suat Boynulasa'nın seslendirdiği eserler OAL Stüdyosu'nda kaydedildi. Albüm, son 250 yıldan başlayarak günümüze gelen Osmanlı müziğini yeni bir bakışla sunmayı amaçlıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog