Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

EYtÛL 1998 PAZAR CUMHURİYET SAYFA KULTUR 13 (UŞBAKIŞI ÖYKÜLER MEMET BAYDUR Az geüşmiş bir iilke: ABDy.sr.öbürıpeseleye gehnce, ben hıçbir aman Chopin'ı lcüçümseyen bır şey jytemedım ne o akşamüstü, ne de baş- aJbir zaman. Sıze bu asılsız lafı taşıya- ınkım oldugunu tahmin etmek çok zor iğil. O masadâ dört kişıydik topu to- u ve konu Chopin değildi. Evet belki ışka birbağlamda -bagımsızlık bağla- unda belki- o v e mûziği söz konusu ol- ıuştur ama dediğim gibi, ben hiçbir za- lân Chopin'i küçümseyen bir şey söy- •rfîedim o gün, ne de başka bır zaman. eilret oradaydı. Nedim oradaydı, bu lüzik meselesini de o att! ortaya sanı- Bpn. oiadaydırri, bir de Canan. Serin ır akşamüstü, dört arkadaşın buluşma- dajıa y anm saat geçmeden özentinin, ıncın. aşagılık ya da yükseklık duygu- jniin-ikisı de aynı kapıya çıkar- neden- z alaycıiığın ve kendımıze ve başka- mna-duyduğumuz nefretın yapışık ça- luruna bulanmıştı. Bırbırlenni yirmı yıl- ır tanıyan bu dört ın>>an neden bu den- bır öfkeyle, bu denlı acımasız gınşı- jfduk blFbınmize? Aynı kumaştandık. .ynrdokuma tezgâhlannda dokunmuş- dcSınıfianmız. gıysıierimiz. ışıkian- nz,'dekorlanmız çok benziyordu bir- ırlerinerDeğişımi doğal olmayan birbi- ımde i anda kalmış yaratıklar gibı. her- ırimiz bu değışrmın yanda kalmasının edenfr ö1arak öbürküieri suçluyordu elki. Herkes kendi gözünde diğerleri içın ırtehditoluşturuyordu. Herkesiçinge- ye lcalanlar yan cahıldi. Herkes... me- :Ie ne ülursa olsun, her durumda \ e her • Sözcüklerin içerdiği anlamlardan çok, yarattıklan havanın peşindeydik hepimiz. Bu tavır giderek bütün hayatımızı yamalı ve bitli bir yorgan gibi kapladı, örttü, yok etti. Biz bir şeyler söylüyorduk. Karşımızdaki kişi bizim söylediklerimizden çok, kendi dinlerne şekil ve yöntemleriyle ilgileniyordu. O konuşmaya başlayınca biz de aynı şeyi yapıyorduk. Söylenene değil, bizim nasıl duyumsadığımıza bakıyorduk. konumda aslında ve yalnızca kendısin- den söz edıyordu. Bu durumun lök gi- bi ortaya çıkmaması için usta işi hileler ve şaklabanlıklar geliştirilmişti. Kısa notunuzda da belirttiğiniz gibi Cho- pin'in bu meseleyle yakından uzaktan bir ılgısı yoktu ya da olmaması gerekir- di, ama artık aramızda olmayan ve ter- cihan dilımizı ve mantık derinligimızi bılmeyen ınsanlan kokulu sohbetleri- mize alet etmek gibi kötü bir alışkanlı- gımız da vardı. Sözcüklenn ıçeıdiği anlamlardan çok, > arattıklan havanın peşindeydik hepimiz. Bu tavır giderek bütün hayanmızı yama- lı ve bitlı bir yorgan gibi kapladı, örttü, yok etti. Biz bır şeyler söylüyorduk. Karşımızdakj kışi bizim söyledikleri- mizden çok, kendi dınleme şekil ve yön- temleriyle ilgileniyordu. O konuşmaya başlayınca biz de aynı şeyi yapıyorduk. Söylenene değil, bizim nasıl chıyumsa- dığirruza bakıyorduk. Bu durumun ile- tişimsizlik olmadığını söylüyorsunuz. Bu durum, daha çok telgrafin tellerine binlerce ton ağırlıgında bir duyarsızlık kargasının konması sonucu gibıymiş. Kopuklugun ötesınde, yabancılaşma- nın bile ötesinde bır yıkımın sonucuy- muş bu durum. Kısa notunuzun son satırlannda göz- lerini kıs ve dıkkat et, lyice bak kendi- ne ve çevTene, iyice kıs gözlerini, bü- tün görüntü aklının aynasında iyice net- leşene kadar, kıs kıs kıs... gözlerini iyi- ce yummadan önce ulaşabileceğin o pek net göriintüyü bellegine, çocuklugunun küçük çakısıyla kazıyabilirsen ve bir daha unutmayacağına inanıyorsan, işte o noktadan hareket ederek kendini, ya- ktn çevreni ve memleketini anlamaya BELKİ başlayabilirsin diyorsunuz. Bu satırlanntz bana yıllarca önce, bir baş- kent balkonunda söylediklennizi anım- sarrı. Insanın en 'geri kalmış1 halinin mil- hyetçi hal oldugunu söylemiştiniz. Yurt- severbirpaylaşmacı olmanın mantığın- dan söz açmıştınız. Savmızı pek anla- mamıştım ama hayranlıkla dinledığimı anımsıyorum. İşte yine eski hastalık: anlatılanlardan çok, nasıl dinledığimi hatırhyorum! öte yandan şöyle bir çelişkinin de farkındayım: Siz de söylediklerinizden çok, sözcüklennizin sızi dinleyen insan üstündeki etkisini izliyordunuz. Bunun çok da kötü bir şey olmadığını biliyo- rum. Öte yandan o akşam, o başkent balkonunda size hayran dört gencin bu- lunması... nasıl derler, hoşunuza gidiyor- du -kimin gitmez? Akşamın çığnndan çıkmasının nede- ni neydi? Toplumsal sorunlardan, ay- dın sorumluluğundan, eşcinsellerin ib- ne olmadığından, zencilerin birbirieri- ne benzemediğinden söz ediyorduk ki grafık denilen sanatlarla ve grafık sa- natçılarla yakın ilişkileri olan, Kavram- sal Sanat'ı hiç mi hiç anlamadığımı söy- ledi. Beuys'un Ölü Tavşanı üzerine de- rin bir tartışma başladı. Canan da kalın -tombul- kirli işaret parmağını burnu- ma sallayıp beni post-modern olma- makia suçladı. Nedim hem Canan'a, hem Nedret'e hak veriyordu. Bir aydınlanma noktası! Onlan ne kadar çok sevdiğimi düşün- düm. Bu hakaret yağmunı altında bir so- kak köpeği gibi gözlerimi kısıp, kafa- mı düzen dostlanma baktım ve şunu dü- şündüm: Amerika Birleşik Devletleri geri kalmış -az gelişmiş- yardıma muh- taç bir ülkedir. Ilkeldir, çünkü ilkesiz- dır. Bir şoför imparatorluğudur. Kendi- ni begenmıştir. Korkaktır ve çökeceği- ni bilir. Bunun konuyla ilgisi ne ...çökecegi- ni bilir dedim ve sustum. Diger mese- leye gelince, ben hiçbir zaman Chopin'i küçümseyen bir şey söylemedim ne o ak- şam, ne de başka bir zaman. Şimdi söy- lüyorum işte: Chopin'i severim, hep sevdim. Nocturne'lerini dinlerim. Oy- sa sayın Cumhur™" Yönetmen Zhang Yimou, Puccini'nin ünlü operasını Yasak Şehir'de sahneliyor Vapıtın bin kişUik kadrosunun üçte ikisi Çinliler'den oluşuyor. • Floransa'dan Çin'e giden 350teknik eleman ve sanatçmın görev aldığı '1\ırandot'ta rol alan 260 Çinli asker aynı zamanda güvenlikten de sorumlu. t. . • Kültür Senisi -Yûzyılın sonuna yak- ujilan şu günlerde Çm Kültür Dünyasi'nın n önemlı etkınlıkjennden bıri gerçekk- yor. "KHII MıarTariabn" ıle Berlin Film estivali'nde Altın Ayı'yı. Venedik Film estıvalı'nde "Kızıl Fener" ıle Gümüş >slan.\ıne Venedik'te'*QiuJu'nunÖy- üsü'' île Altın Aslan ödülünü kazanan, Yaşamak" adlı filmiyle 1994 Cannes ılm Festivali'nde Jün Özel Ödülü alan önetmen Zhang Yimou, Çin hükümdar- ınnın uzun yıllar atalan için dua ettik- :n Yasak Şehır'deki kutsal tapmakta Puc- iıtfnin TurandorOperası'nı sahneliyor. Guzef ama zalim Çin Prensesi Turan- ot'un öyküsünü ışliyor opera. Kendi- yle evlerımek ısteyen adaylann. sordu- U üç sorunun yamtını verememesı ha- nde başlannı İcestinyor Turandot An- ık kıyılanpek çokcanın, kesılen pek çok aşın ardmdan Prens Calaf bu katı kalbi ıtmuşSöna>'i başarryor. Ünlü ftînfyönetmern Zhang Yımou'nun ır kaçfilmfflin Çın'de göstenlmesi hâ- ı yasafc,Yhnou'nun tek opera tecrübe- de kûltflr devrimı sırasında sahneledi- komüm^ bir opera. Orkestrayı Zubin Idrta'nınyönettiği bu kültürolayının top- 9 iflkesine dönüyor ün sahnelenmeye başlanan 'Turandot'ta orkestrayı Zubin Mehta yönetiyor. Hazırlıklan dört yıl süren bu operayı 13 EylüTe dek 4200 kişinin izlemesi bekleniyor. Çin usulünde sahnelenecek opera 15 milyon dolara mal oldu. lam maliyeti 15 milyon dolar. Yaklaşık dört yıl süren hazırhklarsonunda Turan- dot'un kalbi Puccinı'nin zihninde canlan- dırdıgı mekânda teslim oldu Prens Ca- laf a. Operanın sahnelenmesi sürecınde en zor aşama Kültür Bakanlığı'nı operayı Yasak Şehir'de sahneleme konusunda ikna et- mek otmuş. Zubin Mehta, beş yıl öncetek- Iif geldiğinde Çin hükümetinin katı tav- n nedeniyle bu projenin tamamlanması- na olanaksız gözüyle baktığını söylüyor. Kültür Bakanlığı'nın izni vermeden ön- ce Zhang Yimou'nun program ve taslak- lannı en ınce aynntısına kadar inceleyıp operanın tam bir Çin yapıtı olduğu ve Çin usulünde sahneleneceğı konusunda ikna edilmek ıstendıgi söyleniyor. Oscar ödülüne de aday gösterilmiş olan yönetmen Zhang Yimou operanın gerçek Çin kültürünü yansıtması için elinden gelen hassasiyeti göstermiş. 600 bin do- lara mal olan altın işlemeli ipek kostüm- lerin, özgün makyajın, 100 Çinli halk dansçısınm yapıtı özgün haline yaklaş- tırdığı kesin. Aynntılar konusundaki bu hassasiyet yapıtın maliyetinı oldukça artnrmış elbet- te. Sonuç olarak da sadece Çinliler için sahnelenecek olan iki gösten dışındakı gösterilerin bilet satış fiyatlan 150 ve 1250 dolar arasında değişiyor. Zubin Mehta bilet fıyatlanna değinirken böyle bır prodüksiyonun ne kadar masrafh ol- dugunu anımsatıyor: "Klasik müzik hiçbir zaman i>i para getirmez hatta çoğu zaman para kaybet- ririr. Ama bu kez para kaybetme lüksü- ne sahip değiliz." "Turandot"ta Floransa'dan Çin'e giden 350 teknik eleman ve sanatçı da görev alı- yor. Opera'nın başrollerinde dönüşümlü olarak Giovanna CasoDa, Sharon Svveet ve Audre> Slottier rol alacak. Gösteride rol alacak 260 Çinli asker aynı zamanda güvenlikten sorumlu. Yapıtın bin kişilik kadrosunun üçte ıkisi Çinlilerden oluşu- yor. Dün Çin'de sahnelenmeye başlayan Turandot'tan herkes başka şeyler bekli- yor. Pek çok uluslararası şirket bu kültür etkinligini Çin'de ortak bulabilmek için kullanmaya başladılarbile. Mc Donalds'ın ardından Çin pazannda yer kapma sava- şma gırmiş olan Kentucky Fried Chicken ve Pizza Hut, ekıbin beslenme sponsor- lugunu üstlendi. Çin gösteri sanatlan yetkilileri Turan- dot'u degerlendirirken yapıtın 70 yıldır pek çok kez sahnelendiğini, ancak bu gösterilerin BatTnın Çin'e bakış açısını yansıtırken gerçek Çın'i göz ardı ettiği- ne deginiyor. Bu nedenle Turandot'un Çinli bir yönetmen tarafindan kendi ül- kesınde sahnelenıyor olmasından olduk- ça hoşnutlar. Öte yandan Çinli tarih uzmanlan. bu tarihi mekânın başka bir amaçla kullanıl- masını gereksiz bır gösteriş olarak deger- lendiriyorlar. Yetkılilere Çin içın bu ka- dar büyük önem taşıyan mekânın başka bır amaçla kullanılmaması konusunda baskı uyguluyorlar. Çin hükümeti haziran ayında bir açık- lama yaparak Çinli sanatçılann Turandot'u New York'ta sahnelemelerine izın verme- yeceklerini belirtmişti. Bunun üzerine organizatörler hükümetle karşılıklı güve- ni bir türlü saglayamadıklanndan yetki- lilerin son anda alacaklan bir erteleme ve iptal karanna karşı sigorta etrirdiler ya- pıtı. Yimou operayı degerlendirirken şun- lan söylüyor: "Daha ilk provada sanat- çılarparçalansöv1eme>e başladıklan an- da büyülendim. Daha önce hayarımda böyle bir şe\ duymamıştım. Sesleri ve or- kestramn uyumu mu hteşemdi." Olüııı sahnede sorgulanacalKültürServisi- KrançoisMitterand'ın ya- ıma gözlerini yummadan kısa bır süre ıce ölüm kavTamını 'birbaşan' olarak ni- leildiBrite'sine neden olan kitap, önümüz- :kı ocakayında Ingiltere tiyatrolannda sah- •lenecek. Fransız psikolog Mariede Hene- l'in ölümcül hastalarla çalıştıktan sonra ızdığı "Yakm Ölüm" adlı kitap 'yaşam ;rsi' nıteligı taşıyor. Oyunu Pans'te yaşayan ünlü tngiliz yö- •tmen Frter Brook sahneye koyacak. ln- nlara yaşama sevıncı aşıîamayı amaçla- ın bir kitabın ölüm konusunu seçmesı bı- z ters gıbı görünebilır, ancak oyunu sah- leyecek olan Gate Tiyatrosu'nun sanat nışmanı MickGordon, kitabı okuroku- az yapıtın tıyatro sahnesine taşınmasının runlu oldugunu düşünmüş. Gordon ki- 3i sahneye taşıma görevıv le ılgılı olarak nlan söylüyor: "Bu güne kadar üstten- jinı en önemH iş veömrümün sonuna ka- r bu işle uğraşacağıma inanıyorum. Ya- mınuzda başunıza gelen en önemli şey- lerden biri deölüm vebu kavramın bizeda- ha i>i insanlar olmamız konusunda bir şey- ler öğretebileceğini düşünüyonım. bu ne- denle de bu yapıtı herkesle pa>laşmak isti- yorum." Kitabın tıyatroya uyarlanması sürecin- de yazar Henzel'm de büyük katkılan var. Gordon, kitabı okuduktan hemen sonra Paris'egiderek Henzerietanışmış. Göriiş- meler sonrasında Henzel'in yapıtının ti- yatroya uyarlanmasına ikna olmasının ar- dından hazırlıklar başlamış hemen. 28 ya- şındaki Gondon'ı en çok etkileyen şey Hen- zel"in Mıtterand'ın yatagının başındada söy- ledigi 'ölüm gelmeden önce ölmeye başla- mavın' sözü Henzel yaşamının son 12 yılında Mıtte- rand'ın da çok yakın arkadaşıydı. Mitte- rand psikolog dostunu iyileştirme birimin- de sık sık zıyaret ediyordu. Henzel bu bi- rimde ölümcül hastalara intihar eden ba- basına aşılayamadıgı düşünceyi işliyor: 'Son dakika>a kadar her hücrenle var oL' Mitterand 1992 yılmdaki prostat kanse- n amelıyatı geçirdiği sırada Henzel'i ça- gırmıştı başucuna. Bu ameliyatı takip eden üç yılda aynlmaz bir ikili haüne geldiler. Mitterand ölüm üzerine yaptıklan hoş soh- betlere duydugu minnetten dolayı son ki- tabının önsözünü de yazmayı kabul etmiş- ti. Mitterand şu cümlelere yer veriyordu ön- sözde: "Kitaptan çıkan en güzel ders şu: Ölüm insamn kendisinden beklenen kişi olmasını sağhyor, en geniş anlamryla bir başan olarak görülebilir ölüm" On beş dile çevrilen kitap şimdi de ti- yatro sahnelerinden ulaşacak izleyıcilere. Yedi hafta süren provalann arduıdan Hen- zel de geçen günlerde oyunun son seklini görmek için Londra'ya gitti. Özellikle has- talara nasıl yaklaşılacagı, ellerinin nasıl tutulacağı konusunda oyunculara özel ders- ler verdi. Gordon sahnelenen yapıtın da kitap kadar etkili olup olmadığını gözlem- leyebilmek için hastanelerden buldugu 70 kadar hastaya da izletti oyunu. Hastalar oyun sonrasında uzun süre sahneyı terk et- meyerek o>r uncular. yönetmen ve yazarla söyleşmeyı, heyecanlannı paylaşmayı yeğ- lediler. Gordon tecrübelerini şöyle değer- lendinyor: "Gurur duvduğumuz nokta ayunun insanlan çökertmemiş olmasndı. Hepsi neredeyse hıckırarak ağlryordu, ama a\ru hepsi son derece güçlü\dü." Gordon, kitabı ılk okudugunda ölüm- den ne kadar çok korktugunu fark ettigıni söylüyor. Oyun, sahnelenişj sırasında en faz- la 50 kişilik izleyici topluluklanna sunu- lacak. Ölüm üzerine düşüncelerden oluşan bir oyun için 75 dakika yeterli bir süre gi- bi gözükse de bugüne kadar provalan iz- lemiş olan herkes metnin uzatılması gerek- tigi yorumunu yapıyor. Gordon bu durumu ölümle uğraşmanın insandaki zaman kavrammı degıştırmesi- ne baglıyor- "Sağa sola koşuşturmayı bı- rakıp kendi içinizde dcvinnıeve başlryor- sunuz. Zihin de maddesel zamandan içsel zamana geçiş yapıvor." Miüerrand için ölüm bir başanydı. Y A P I Y O R L A R ? Ferzan Ozpetekyeni filmine başlıyor • Luclano Pavarottl, Jose Carreras ve Placido Domıngo'nun 10 Temmuz'daki Paris konserleri sırasında kaydedilen CD, yayımlandıgı ilk hafta içinde 1 milyon adet sattı. • cerard Depardieu ve Ornelia Mutı'lı 'Montecnsto Kontu' yann Fransız televizyonlannda göstenme gıriyor. 100'erdakıkalık dört bölümden oluşan dizi, Muti'nin rol aldığı ilk televizyon yapımı olma özelliğinı taşıyor. 100 milyon Fransız Frangı'na mal olan dizinin yapuncılıgını Medıaset üstlenmiş. • Robert De Niro televiz>ona hayır dedi. Dört yıldır yayımlanan lngilız yapımı 'Fnends' adlı dızide şöyle bır görünmesı için kendisine yüklü bir ücret teklif edildiği, ancak De Niro'nun dizinin yönetmenıne 'Hayır, teşekkür ederim' yanıtını verdiği söyleniyor. • Jean-Claude Van Damme, haftahk 'Entertainment Weekly'ye uyuşturucu tedavisı görmekte oldugunu açıkladı. Van Damme, geçen yıl Hong- Kong'da çevırdıgı bır film sırasında kokain kullanma>a başlarmş. • Nicole Kidman 22 Eylül'de sahneye çıkacak. Bugüne dek sinema filmlenyle tanınan Kidman, Covent Garden'da 'Mavi Oda' adlı oyunda tol alıyor. • Jack Nicholson. Sean Conner) ve Clint Eastwood, bırlikte yeni bir filme hazırlanıyorlar. Eashvood'un hem oynayıp hem yönetecegi fılmm adı 'Space Covvboys". Filmde, özel bır görev için yenıden bır araya gelen üç eski pilotun öyküsü anlatılıyor. • Meryl streep, yeni filmı '50 Vıolins'in çalışmalan nedeniyle Venedik Film Festivali'ne katılamayacagını açıkladı. Streep'in 'Dancing at Lughnasa' isimli filmi perşembe günü festivalin yanşma bölümünde gösterilecek. • Ferzan özpetek yeni filmı 'Harem Suare'nin çekimlerine 24 Ekım'de başlıyor. Türk, Fransız ve ttalyan ortak 1 yapımı olan filmde yine Türk, Fransız ve ttalyan oyuncular rol alacak. • Francis Bacon m yaşamını konu alan John Maybury'nin yönettiği 'Love is the Devil' adlı film, 52. Uluslararası Edinburgh Film Festivali'nde en iyi Ingıliz yapımı ödülünü kazandı. Filmde Bacon'1 canlandıran Derek Jacobi ıle ünlü Ingiliz ressamın sevgilisıni canlandıran Daniel Craig de en iyi oyuncu ödüllerini paylaştılar. • steven Spielberg'ün 'Saving Private Ryan' adlı son fîlmi Sıngapur'da 16 yaşından küçüklere izletilmiyor. Kültür Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada filmin kaba gerçekçiligi, grafiklerle elde edilen vahşetı ve şok edici dili ıle 16 yaşından küçük gençler ve çocuklar için zararlı olduguna karar venldi. Necmi Sönmez'în Uluslararası GrupSergisi • Kültür Servisi - 'Skulpturale Ideen ' Heykelsi Düşünceler' başlıgı altında Frankfurt'taki Galerie Martına Detterer'de Mathilde ter Heijne (H). Ulrike Kessel (D), DidierTrenet (F), Joelle Tuerlinckx ve Tyyne Claudia Pollmann'ın (D) katıldıgı bir grup sergısi düzenleyen Necmi Sönmez. bu sergide çalışmalanna heykel ile yerleştirme, üç boyutlu obje ile video-fılm tekniklerini kullanarak. farklı estetik olgularla çalışan uluslararası sanatçılan bir araya gettrmeyi hedefledi. Davetli sanatçılann yeni işlenyle katılacagı sergi, farklı kuşaklara ait olan sanatçılar arasında yaratıcı bir diyalog kurulmasını amaçlamaktadır. Son yıllarda açtıklan sergilerle isimlerini duyuran bu sanatçılann çalışmalan ilk kez Frankfurt kentinde izleyicilere sunulmuş olacak. Mondrian Vakfı, AFAA, Frankfurt Fransız Kültür Enstitüsü, Steinberger Otelleri ve Frankfurt Belediyesi Kültür Fonu tarafindan desteklenen sergi nedeniyle bir katalog yayımlandı. 11 Eylül-15 Ekim 1998 tarihlerinde izlenebilecek olan serginin başka kentlere de taşınması planlanıyor. 1. Çevre Haberleri Yarışması • Kültür Servisi - Doğal Hayatı Koruma Dernegi, VVWF, Bird Life International; Garanti Bankası'nın desteğiyle 1. Çevre Haberleri Yanşması düzenliyor. Yazılı basın haberleri, haber fotografı, TV haberi, radyo haberi olmak üzere 4 kategoriden oluşan yanşma içın öngörülen değerlendirme kriterleri; çevre ve çevre sorunlan konusunda bilinç ve duyarlılık, kamuoyunu bılinçlendirici, aydınlatıcı ve eğitici nıtelikte haber, süreklılık ve takip, çevre konusunda gerekli dinamikleri harekete geçirecek nitelikte üslup. farklı ve yaratıcı bakış açısı, spesifik bir çevre sorununu sürekli işlemek ve çözümüne katkıda bulunmak olarak belirlendi. 1 Ocak 1998 ve 31 Ağustos 1998 tarihleri arasında belirtılen kategorilerde haberleri yayımlanmış haber sahipleri, 30 Eylül'e kadar başvurabilecekler. Jüri değerlendirmesinin ardından ödül töreni 22 Ekim'de Çıragan Oteli'nde yapılacak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog