Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 5 EYLÜL 1996 CUMARTE HABERLER Ölümünün 8. yılı. Turan Dursun anıldı • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Gazetecı-yazar Turan Dursun, öliimüniin 8. yıJdönümünde mezan başında anıldı. Dursun'un Cebeci Asri Mezarlığf ndaki mezan başında toplanan aılesı \e sevenJeri, anısına saygı duruşunda bulundu. Işçi Partisi Genel Sekreteri Mehmet Bedri Gültekin burada yaptığı konuşmada. Turan Dursun'un. "•yaşamı boyunca şeriat \ e emperyalizmden çıkışın yollannı gösterdığînı. etrafına aydınlık saçtığını" söyledi. Annıa töreni mezara kırmızı karanfil bırak)lma.sıy)a sona erdi. Türk-İş'ten ADD'ye zjyaret • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Türk-li Genel Başkanı BayTam Meral"ın. Atatiirkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı Yekta Güngör Özden'i ziyareti sırasında da türban konusu gündeme geldi. Türban konusunda anayasanın açık kuralları ile Anayasa Mahkemesi kararlannı elleri) le itenlerin Atatürk yolundan saptiklarını \ e bu ülkeye vereceklen hıçbır şe\ bulunmadığını kaydeden Özden. "Atatürk 'ilkelennden ödün \erenler hiçbir yere gelemezler. Siyasi Iiderlerimizi bu konuda daha duyarlı davranmaya çağınyorum" dedi AKPM • STRASBOIRG(AA)- Avnıpa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nın (AKPM) Türkiye raportörleri. 6-9 Eylül günleri arasında Türkiye'yi ziyaret edecek. Ziyaret, üye ülkelerin yükümlülüklerinin denetlendiği mekanızma çerçevesinde yapılacak ve özellikle insan haklan ve Güneydoğu Anadolu üzerinde yoğunlaşacak. Raportörler, Dışişlen Bakanı Ismail Cem. TBMM Başkanı Hıkmet Çetın. Içişleri Bakanı Kutlu Aktaş. insan haklarından sorumlu Dev iet Bakanı Hıkmet Samı Türk ile muhalefet parti sözcülenyle görüşecekler. Cezaev indekı, kapatılan eski DEP'in milletvekillerini ziyaret etmelen beklenen Türkiye raportörieri, Diyarbakır'a giderek burada >erel \e asken yetkilılerle de temaslarda bulunacakJar. Kıvnıkoğlu'na ziyaret • AJSKARA (Cumhuriyet Bürosu) - TBMM Başkanı Hikmet Çetin. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyın Kıvrıkoğiu'na lade-i ziyarette bulundu. Çetin, uzun zamandır tanıdıgı Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun yeni atandığı görevinı en i>ı şekilde yapacağına olan inancmı aktarırken. TBMM'nin TSK'nin ihtıyaçlarını karşılayacak yasal düzenlemeleri yaptıgını \ e yapmaya devam edeceğinı söyledi. Orgeneral Kıvnkoğîu da. TBMM'nın TSK'nin ihtiyaçlannın karşıianması konusunda duyarlı olduğunu kaydederek teşekkür ettı. Cezaevi ihtiyacı • ANKARA (ANKA)- Adalet Bakanlığı Ceza \e Tevkif Evleri Genel Müdürü Çağatay Kayıran. Türkiye'de ayda ortalama 400 hükümlü ve tufuklunun cezaevine girdiğini, bu nedenle de ayda ortalama bır cezaev ı yapılması gerektiğini bildirdi. Kayıran. 400 kişılık güvenli bir cezae\ inin 400 tnlyon liraya mal olduğunu, buna da genel bütçe olanaklanyla ulaşmanm zor olduğunu açıkJadı. Öğretim üyeleri, irtica tehlikesine karşı Mustafa Kemal'in tavnnın sürdürülmesini istiyor Gericilikle ödünsüz savaşımtZMİR (AA) - Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Atatürk II- kelen ve İnkılap Tarihi Ensitüsü Müdürü Prof. Dr. Ergun Aybars, ırtıcaya karşı Atatürk'ün ödün- süz bir politika ızlediğını belir- terek "Aynı uygulamayı şimdiki hükümetlerimizden de bekliyo- ruz" dedi. Aybars. Türkiye'de, sermaye- siyle. bankasıyla, basınıyla, sa- nayisiyle, kıyafetiyle, Anaya- sa'da tanımını bulan degerlere düşman bir lcitlenin var olduğu- nu anlatarak •'trtica, bölücü terör örgütü PKK'den daha tehlikeli- dir. PKK lokalize. irtica yaygın tehlikedir. Aynı anda, Türki- ye'nin her yerinde çıkar" dedi. Bu konuda Atatürk'ün 1923 yılında Konya'da yaptığı bir ko- nuşmayı hatırlatan Prof. Dr. Ay- bars. şunlan kaydetti: "Mustafa Kemal, Herkes çe- kilse, Meclis çekilse. ben tek ba- şına kalsam onlan yıne tepeler. yine öldürürüm" demiştir. Gerek 1925-1927 yıllan arasında.gerek- se 1930 yılinda Menemen'de or- taya çıkan irtica hareketlerine karşı çok sert rejim ve koruyucu uygulamalar yapümışbr. Ancak bir süre önce Sıvas'ta gerici güç- ler tarafindan 36 kişinin diri diri yakılması sırasında, ortada dev- let yoktu. Devletin olmadığı yer- de, devlet dışı karanlık güçler devreye girer. Atatürk, irticaya hiç taviz vermenuşti. Aynı uygu- lamayı şimdiki hükümetlerden de bekliyoruz." Milli Güvenlik Kurulu'nun 28 Şubat 1997 tarihinde. irtica ile ilgılı aldığı kararlan hükümetin uygulayabilecek yetenek \e ce- sarete sahip olmadığını savunan Prof. Dr. Aybars, kararlann yalnızca o günkü hükümet \e parlamentoyu bağlayıcı özellik taşımadığım, hâlâ geçerli oldu- ğunu söyledi. Hükümeti oluştu- ran partilerin seçimde oy kaygı- sı taşıyarak, bu kararlan uygula- madıklanm iddia eden Aybars, şöyle devam etti: "ÖzelllikJe di- ni siyasete aiet eden hareket. Tür- kiye'yi 1990'Iarda bir siyasal İs- lam tehükesiyle karşı karşıya bı- rakmışür. Ancak ne hazindir ki siyasal polifikaJanmız bu tehlike- nin hâlâ yeterince bilincinde de- gillerdir. Kısır siyaset çatışmala- n, Türkiye'nin içerisinde ulusal biriiği zayıflattıkça, Türkive'nin çevre kuşağuıdaki ülkelerin ihri- raslarını kamçıJamaktadır. Tıp- kı. Osmanlı de> leti içindeki siya- sal anarşüıin, Balkanlar'ui, Os- manlılar üzerindeki Uıtiraslannı kamcıladığı gibL" Birükçağnsı Türkiye'nin sorunlannın de- mokrasi içinde, demokratik güç- ler tarafindan çözümlenmesi ge- rektığini kaydeden Aybars, u Ak- si takdirde başka güçler devneye girer. Atatürk'ün düşünce siste- mine dayalı anayasanın ilk üç maddesindetanımını bulan esas- lar üzerinde bütün herkesin bir- lik ve beraberlik içinde olması ge- rekir" dedi. "Ban güçler,Türkiye'nin,Ata- türk'ün çizdiği iç ve milli politi- kalardan aynlnuş obnasını ve iyi yönetümemişobnasını firsat bile- rek, ülke üzerindeki baskılannı arttınyor" diyen Prof. Dr. Ay- bars, görüşlerini şöyle özetledi: "Türldye*de siyasi partiler, parlamento, basın, üniversiteler, sendikalar ve sivil toplum örgüt- leri ile bir du rum tespiti yaparak, sosyal, iç ve dış siyasal, askeri du- rumlan ortaya koymalıdır. Ken- disine uzak ve yakin olan tehlike- leri iyi tespit etmeli, önümüzdeki yıllara yönelik olarak ekonomik, sosyal, siyasal \e askeri projeleri uzun vadeli olarak hazırlamalı- dır. Bütün bunlann gerçekleşme- sinde bu kurumlar, amaçta ve e- sas prensiplerde biriik içinde ol- ması gerekû-," G.U. Rektörü Prof. Dr. Hasanoğlu, türbanlı fotoğrafin kabul edilmeyeceğini söyledi 'Diııci mjlitanlara yasa uygulanacak 9 • Gazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Enver Hasanoğlu, üniversiteye türbanla giren öğrencilerin kampusta istedikleri gibi giyinebileceğini, ancak derslerde başörtülerini çıkarmak zorunda olduğunu söyledi. nı açtıracağız. Tıp fakül- tesindeki öğretim üyele- ri, türbanlı öğrencileri ik- na turlanna başladı bile. Bu çocuklar hepimizin. Ancak aralanndaki mıli- tanlar da kanunlann ön- EBRU TOKTAR .\NKARA - Ankara'da türbanlı öğrencilerin yo- ğunlukta bulunduğu Gazi Universitesi'nın Rektörü Prof. Dr. Enver Hasanoğ- lu. bu yıl kılık- kıyafet yö- netmelığini uygulamakta çok kararlı olduklarını belırterek. saptanan "mi- litan türbanlı öğrenciler" hakkında soruşturma aça- caklarını kaydetti. Hasanoğlu, başörtüsü^ fotoğraf \eren, ama üni- versiteye türbanla giren öğrencilerin kampusta is- tedikleri gibi giyinebile- ceğini, ancak derslerde başörtülerini çıkarmak zorunda olduğunu söyle- gördüğü şekilde cezalan- dınlacak. - Gazi Üniversitesi tür- banlı öğrencilerin en yo- ğun olduğu üniversiteler- den biri. Bu konuda ön- lem alınacak mı? - Gazi Üniversitesi'nde 50 bin öğrenci var. Ama saptamalanmıza göre üniversitede sadece 500 türbanlı öğrenci var. Bu rakam abartılıyor. Tür- banlı öğrenciler, iktisadi ve idari bilimler, diş he- kımliği ve eczacılık fa- kültelerinde çok az. En çok edebıyat ve eğitim fa- kültelennde yoğunlaşı- yorlar. Çoğu dar gelirli öğrenci. 'Önce ikna' Birkaç yıl içinde türban tartışması sona erecek. Çünkü sorun, kökünden hallediliyor. Biz türbanlı öğrencile- ri, potansiyel suçlu olarak da görmek istemiyoruz. Onlan önce ikna etmeye çalışıyoruz. - Başörtüsüz fotoğraf verip üniversiteye türban- la gelen öğrenciler için ne yapılacak? - Bu öğrenciler kam- puslara girebilırler. An- cak derslere girerlerse, önce uyanlacak. Daha sonra haklannda soruşturma açılarak kına- ma, uyarma ve diğer ce- zalar verilecek. Kılık-kıyafet yönetme- liği kesinlikle uygulana- cak. - Kayıt döneminde öğ- rencilere iletmek istediği- niz bir mesaj var mı? - Öğrencileri seviyo- ruz. Türkiye Cumhuriye- ti bizimdir. Atatürk, bu cumhuriyeti gençlere emanet etti. Onlar da Atatürk'ün emanet ettiğı çizgide iler- leyip çalışsınlar. Türban- la, bu tür şeylerle uğraş- masınlar. Sgrencılerin' ç ertıği Gazi) Üniversrtesi'nde kayıtlar de\am ediyor. Kayıtlar sırasında fo- toğrafların türbanlı olup olmadığını denetledikle- rini belirten görevliler. "Ancak bu öğrencilerin türbanla kayıt yaptırıp yaptırmaması bizim gö- rev alanımıza girmiyor. Biz sadece fotoğraflan de- netliyoruz" dedıler. Şu ana kadar hiçbir so- runla karşılaşmadıklannı söyleyen göre\ Iıler. bu yıl üniversiteye kayıt yaptı- ran türbanlı öğrenci sayı- sında artış olduğunu da vurguladılar. 'Ta\Timız kesin' Kı 11k-kıy afet yönetme- liğine uymayanlar hak- kında Öğrenci Disiplin Vönetmeliğı'nin uygula- nacağını bıldıren Rektör Prof. Dr. Hasanoğlu. so- rulara şu yanıtlan \erdi: - Bu yıl kay ıtlardaki tav- rınız ne olacak? - Türbanlı fotograflann kabul edilmesi mümkün değil. Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) ka- rarlan ortada. Başörtüsüz fotoğraf zorunluluğu ÖSYM Kjla- \uzlan'nda da yer aldı. Zaten kayıtlar sırasında şimdiye kadar hiçbir so- runla karşılaşılmadı. Kılık-kıyafet yönetme- lığine uymayanlar hak- kında disiplin yönetmeli- ğı uygulanacak. Türbanlı öğrencilerin önce ikna yoluyla başlan- Annelerden suç duyurusu Kaybedflen yakınlannuı bulunması için Galatasaray Lisesi önünde toplanıriarken geçen cumartesi günü polis tarafindan dövülerek gözaltuıa alınan "Cumartesi Anneleri", dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcıbğı'na, İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Emnıyet „, müdür yardunoktrı .;, Ercüment Yılmaz ve , •• : Hüsey in Arpacı hakJcında , suç duyurusunda bulundular. İstanbul Adliyea önünde "Cumartesi Annderi" adına yapılan açıklamada. polisin sessiz oturma eyiemine 172 haftadâ sadece 9 kez müdahale ettiği anımsaülarak müdahale emrinin "Ankara'dalrî üst makamlarca'* verildiği savıınuldu. (Fotoğraf: BERTAN AĞANOĞLU) lil Başbakan Mesut Yılmaz Ürdün 'egidiyor LEYLA TA\ ŞA.NOĞLU Başbakan Mesut Yılmaz. önü- müzdeki hafta başı Ürdün \e Isra- il'e resmi bir ziyaret yapacak. Yıl- maz'a bu ziyaretlerinde bir ışadam- lan heyeti eşlik edecek. Başbakan Yılmaz'ın 7-9 Eylül tarihleri arasında gerçekJeşecek ge- zisiyle ilgili olarakgazetecıtere bil- gi veren Dış Ekonomik llışkiler Konseyi (DEÎK) Israıl Konseyi Başkanı Büyükelçi Ekrem Güven- diren. öncelikle Ortadoğu'da barış sürecinin canlandınlması gerekti- ğini vurgulayarak "Türkiye, konu- yu dilkndirmeden, iyi niyetle taraf- lara yaklaşmak istiyor. Arap çevre- lerini de huzursuz etmeden bunu yapmayi amaçlıyor. Başbakanm, bu konulan. demin de söylediğim gibi fazla diüendirmeden, bölgenin pat- ronu ABD'nin de çıkaıiannı göz önünde butundurarakbir \aklaşım izkyeceğini düşünüyorum" dedi. Büyükelçi Güvendiren, "ABDile Türkiye'nin Ortadoğu'daki çıkar- lan arasında biraz gayTet harcaya- rak uyum sağlamak mümkündür. Yılmaz bunu yapabilir" diye ko- nuştu. ANAP Genel Başkanı ve Başba- kan Mesut Yılmaz'ın Israil gezisi konusunda da Güvendiren şunlan söyledi: "Türkiye'nin askeri alanda tsra- il'le yapüğı Phantom uçaklannın yenilenmesi projesi 650 mihon do- lar tutanndadır. Bu arada iki ülke arasmdakiturizm konusunda da bi- raz bilgi vermek istiyorum. Türki- ye"ye gelen İsrailli turist sayısı yüda 300 bin dolayında. Bunlann bir yıJ- da Türkiye'de harcadıklan parayla bizim uçaklann yenilenmesi finan- se edilebilir. İsrail'den gelen turist- lerkişi başına burada 800dolar har- cıvorlar. Demekki İsrailli turistlerin toplam olarak bıraknklan para 2.4 milvar dolar dolavuıda." Siyasi tutuklulardan DGM'lere boykot İstanbul Haber Servisi- Adli ta- tilin bugün sona ermesiyle birlikte istanbul Büyükşehir Belediye Baş- kanı Recep Tayyip Erdoğan, eskı Şişh Belediye Başkanı Gülay Asb- türk. ülkücü Alaattin Çakıcı. RP'nın kasası olarak bilinen Sü- leyman Mercümek. ülkücü Oral Çelik, •'Para tarikatı" TlTAN'ın direktörü Kenan ŞeranogJu'nun da aralannda bulunduğu bırçok ünlü- nün yargılanmasına istanbul adli- yelerinde devam ediiecek. Siyasi suçlar nedenıyie yargıla- nan sanıkJar ise DGM'lerde "adil, tarafsız \e bağunsız yargılama ya- pılmadığı** gerekçesıyle duruşma- lan boykotedecekJerini açıkJamış- lardı. Adli tatilin sona ermesiyle bir- likte istanbul ve çevresindeki adli- yelerde kamuoyunca yakından \z- İenen bırçok önemJi dasaya devam ediiecek. AA'nın haberine göre. "Kumarhaneler Kralı" olarak ta- nınan Ömer Lütfü Topal'ın öldü- rülmesi, Ordu Valisi Kemal Yazıcı- oğlu'nun istanbul Emniyet Müdü- rü olduğu dönemde Topal cinayeti zanlılannı "yazılıemirolınaksızın* Ankara'ya göndermesi davalan yeni adli yılın gündeminde önem- li yer tutacak. Hakkında gıyabi tu- tuİdama karan bulunan eski Şişli Belediye Başkanı Gülay Aslıtürk. Abdi Ipekçi suikastı nedeniyle O- ral Çelik hakkında açılan davalar ile kamuoyunda 16 Mart davası olarak bilinen l.Ü. Eczacılık Fakül- tesi'nin bombalanması sonucu 7 öğrencinin ölümü, 41' inin de yara- lanmasıyla ilgili davalara da devam ediiecek. Ülkücü Tevfik Nurullah Ağansoy'un da aralannda bulun- duğu 4 kişinin Alaattin Çakıcı'mn adamlan tarafindan öldürülmesine üişkin dava da istanbul 2. Ağır Ce- za Mahkemesi'nde sürecek. CUMARTESt ^AZELARI ATAOL BEHRAMOĞLU Rusya'mn Yazgısı Sosyalist sistemin çökmesinden ve Sovyet Sos yalist Cumhuriyetleri Birliği'nin dağılmasındaı sonra Rusya'da ekonomik ve siyasal bunalım so na ermıyor, erecek gibi de görünmüyor. Bu ülkı sanki biryazgı gibi "içsavaş", "diktatörtük", "dev rim" olgulannı bır kez daha yaşamanın eşiğinde.. Bu sözcükler bugün Rusya'daki ve Rusya dışın daki çeşitli çevrelerce yüksek sesle telaffuz edile- biliyor... Devrimlerin, halk ayaklanmalarının artıh gerilerde kaldığına inanılan bir dönemde Rusya biı kez daha Ekim Devrimi öncesini anımsatırcasına çalkanıyor... Ülkenin en güçlü siyasal örgütü olan Komünist Partisi, Yeltsin "Duma"yı kapatırsa iç savaş çıkabileceğini bildiriyor... Bugünkü Rus- ya'nın "güçlü adam"larından General Lebed, ül- kede durumun 1917 koşullarından da kötü oldu- ğunu söylüyor... Rusya bir kez daha, biryazgıyı ya- şarcasına, "tarihin tekran"nı yaşamanın eşiğinde gibi görünüyor... ••• Rusya tarihi halk ayaklanmaları bakımından ol- dukça zengin... Stenka Razin ve Yemelyan Pu- gaçev bu tarihin iki efsane adı. Razin 1670-71, Pu- gaçev 1773-7'4 köylü ayaklanmalarının önderleri. Köylünün toprakla birlikte alınıp satılabilirfiği de- mek olan toprak köleliği düzenine karşı savaş ver- miş bu iki halk önderi, sayısız edebiyat yapıtı ve türkülerle de halkın belleğinde yer etmiş... Rus halkı onları birer halk kahramanı, birer ermiş ola- rak algılıyor... "Pugaçev Ayaklanması Tarihi" adli bir incelemesi olan, ünlü romanı "Yüzbaşının Kı- zı"nda da aynı konuyu işleyen büyük Rus yazarı Aleksandr Puşkin'in bir başka ünlü yapıtı "Boris Goo/ unoi'"tragedyasında şu unutamadığım cüm- le vardır: "Halk gizlice ayaklanmaya eğilimlidir..." Rusya tarihine yakından bir bakış bu "peygamber- ce" saptamanın Rus halkı için özellikle doğru ol- duğunu düşündürüyor... • • • Dünya devrim tarihinde Rus aydınlan öncü ve özgün bir konuma sahip... özgüriükçü bir anaya- sa isteğiyle 1825 yılında çarlık yönetimine başkal- dıran aristokrat kökenli subay ve aydınlar, başkal- dınnın bedelini asılarak ya da yaşamlarını Sibirya zindanlarında tüketerek ödediler. "Dekabristler"\n yenilgisi ve acı sonları Rusya'da devrimci düşün- celerin ve eylemlerin bütün bir 19. yüzyıl boyunca gelişmesine engel olamadı. Belinski, Dobrolyu- bov, Çernişevski gibi büyük edebiyat eleştirmen- leri aynı zamanda devrimci-demokrat düşüncenin de önderleriydiler. "Ne Yapmalı?"n\n yazarı Niko- lay Çernişevski yaşamının büyük bölümünü zin- danda ve sürgünde geçirdi. O dönemin devrimci aydın topluluklarından Petraşevski grubunun üyesi genç Dostoyevski, grup üyeleriyle birlikte tutuklanıp idam cezasına çarptırıldı. Idam cezala- rının Sibirya'da hapıs ve sürgüne çevrildiği, infaz- ,n(dan(birkaç dakika öncejpilcjirildi... Bütün bir 19. ,. yuzyıl Rusya tarihinde töpiurnsal hareketljliğin şu ya da bu kanadında yer almamış bir Rus aydını, yazar ya da düşünürü yok gibidir. • • • Reformcu Çar II. Aleksandr'ın ne ölçüde dev- rimci demokratların baskısı altında, ne ölçüde ka- pitalist gelişmenin bir zorunluluğu olarak toprak köleliği hukukuna son verdiği tartışılabilir. Fakat 1861 'de gerçekleşen bu olaydan sonra Rusya'da kapitalizmin gelişmesi de hızlandı. 1900 başlann- da Rus sanayisi dünya sıralamasında ön sıralar- daydı. Bu geiişim işçi sınıfı hareketinin de doğup güçlenmesi demekti. İlk büyük Rus Marksisti Ple- hanov'un daha sonra Rus Sosyal Demokrat Işçi Partisi'ne dönüşen "Emeğin Kurtuluşu" örgütü 1883'te kuruldu. 19. yüzyıl sonlarında Rus toplu- mu büyük işçi grevlerine sahne oldu. Devrimci de- mokratların yarım yüzyılhk düşü gerçekleşmiş, Rusya 20. yüzyıla emekçi halk yığınlarının ve ay- dınların birieşik devrimci güç oluşturduğu bir ülke olarak girmişti... ••• Lenin'in deyimiyle "kapitalizmin zayıf halkast" Rusya'da devrim 1917'de gerçekleşti. 1905 Rus- Japon Savaşı ve 1. Dünya Savaşı yenilgileriyle ka- pitalizmin yarattığı toplumsal adaletsizlik devrimi hazıriayan etkenlerdi. Stoliypin diktatörlüğü, "Sto- liypin kravatları" dıye adlandırılan idam sehpaları devrimci yükselişi durduramadı. Devrim öncesi yıllarda Rus siyasal yaşamı tıpkı bugünlerdeki gi- bi "Duma" krizleriyle doludur... Meclis'lerin birbiri arkasına açılıp kapanması, baskılar ya da reform girişimleri, 1917 Şubat Devrimi'nden sonra kuru- lan geçıci hükümetin Başkanı Kerenski'nin çaba- ları Ekim Devrimi'ne engel olamadı... • • • Rusya'da bugün yaşanan toplumsal adaletsiz- lik, siyasal çalkantılar, ayaklanma ya da diktatör- lük söylentileri, gerçekten de Ekim Devrimi önce- sini anımsatıyor... Halk ayaklanmalan deneyimle- rine sahip, yetmiş yılı aşkın bir süre sosyalist sis- tem içinde yaşamış Rusya halkı kapitalizmin de- ney tahtası olmaya daha ne kadar süre katlanabi- lecek? "Zayıf halka" bir kez daha kırılacak mı? Dünyanın bugünkü koşullarında 1917'deki gibi bir devrim beklentisi hayalcilik sayılabilir. Fakat "ser- best pazar" ve "küreselleşme" aldatmacalannın emperyalizmin tüm çabalanna karşın Rusya'dan başlayarak sona ermekte olduğunu görmemekte direnmek ise bir başka hayalcilik olsa gerek... SIFIR NOKTASII ORAL ÇALIŞLAR Eşber konusunu nereden çıkardın diye- bilirsiniz. Çete tartışmalannın ortalığı toza dumana kattığı, sosyalizmi yıkan Rus- ya'nın kapitalizmin "emin" ellerinde kriz- den krize sürüklendiği günümüz ortamın- da gerçekten Eşber'in durumunun biran- lamı varmı? Unuturgider, işimize bakarız. Alaattin Çakıcı'yı Türkiye alabilir mi, alamaz mı diye tartışılırken bazıları da "Gelse ne olur, belki de serbest bırakılır" diyorlar. Böyle düşünenler, kafadan atmı- yorlar, yaşanmış deneylere bakarak ko- nuşuyorlar. Unutanlara anımsatmak amacıyla tek- rarediyorum: Eşber Yağmurdereli, birtop- lantıda yaptığı konuşma nedeniyle bir yıl hapse mahkûm edildi. Sırf görüşlerini açıkladığı için verilen bir yıllık ceza, Türki- ye'deki infaz sistemi nedeniyle Eşber'in infazının yanmasına yol açtı ve 22.5 yıl yat- ması gereken bir durum ortaya çıktı. Eş- Eşber İçeride 22.5 Yıl Yatacak ber 1978 yılında tutuklandı. Bir kuyumcu soygununa katılanların ifadesi üzerine soyguna azmettirmekten önce idam ce- zasına çarptırıldı, ardından gözleri görme- diği için bu ceza müebbet hapse çevrildi. Eşber, çok kötü koşullar içinde, zaman zaman Sinop Cezaevi'nin sular basan fa- reli hücrelerinde olmak üzere, tek başına tam 14 yıl hapis yattı. Bir kuyumcu soy- gununa katılmak değil de örgütlemek id- diasıyla tam 36 yıl yatması gerekti. Tril- yonlarla oynayan bazı işadamlannın, ser- vetlerini, ortaklarını "ülkücü mafya" ele- manlarına öldürterek kazandıklan iddiala- rı gazetelerin manşetlerini kaplarken Eş- ber 1978 yılındaki silahsız bir kuyumcu soygununa dolaylı kanştığı iddiasıyla tam 14 yıl yattı; yetmedi şimdi bir konuşma ne- deniyle aldığı bir yıllık ceza sonucu, bu ce- zanın geri kalan 22 yılını yatacak. Bütün bunları bu köşede birkaç kez di- le getirdik. Ama ınsanın belleği unutkan- dır. Bizhafızası olmayan birtoplumun üye- leriyiz. Ayrıca Eşber'in karşılaştığı büyük haksızlığatepki gösterilmesi üzerine, ülkü- cü katillere pasaport veren bazı kurumlar, Eşber'in hakkında yalan yanlış bılgıler yay- dılar; bazı gazeteci arkadaşlarımız da bu- nun üzerine balıklama atladılar. Eşber, ay- lardır Çankırı Cezaevi'nde yatıyor. Eğer bu cezayı bir değişiklik olmaz da yatarsa 75 yaşında cezaevinden çıkacak. Eşber 1978 yılında 33 yaşındaydı. O günden bugüne neredeyse ömrünün geri kalan kısmını ha- pishanede geçirdi. Ismail Beşikçi'nin kaç senedlr içeride yattığını bile hesap edemiyoruz. Haluk Gerger hapiste. Feridun Yazar hapse ye- ni girdi. Ragıp Duran cezasını tamamla- maya çalışıyor. Solcular bu kez de TCK'nin 168-169. maddelerinden ağır cezalara çarptırılmaya devam ediliyorlar. Cezaevi solcu gençlerle dolu. Birçoğu incir çekir- değini doldurmayan gerekçelerie 15-20 senelik cezalara çaptırılıyorlar. Mesut Yılmaz, Almanya'da sosyal de- mokratların iktidara gelmesinden umut- landığını söylemiş. Onlar gelirse, Türki- ye'ye karşı daha iyi davranıriarmış. Alman- ya'dakı muhtemel iktidar, bir sosyal de- mokrat-yeşiller koalisyonu olacak. Böyle bir koalisyonun, sırf görüşlerini açıkladığı için Eşber'i 22.5 yıl hapiste tutacak olan Türkiye'ye iyi davranacağı ve Avrupa Bir- liği'ne girmesini destekleyeceğini düşün- mek, saflık ya da cahillik. Çetelerin devlet içinde cirit atması rast- lantı sonucu mu oldu? Solcuları düşman gören. demokrasiyi düşman gören, insan haklannı alabildiğine çiğneyen bu devlete yön veren anlayış, 12 Eylül'den bu yana aranan "ülkücü" katilleri pasaportlu gö- revli haline rastgele getirmedi. Bu bir ide- olojiktercihti. Eşber'i içeri atacaksın, Ipek- çi'nin katiline yeşil pasaport vereceksin. Bunun kendi içinde bir tutarlılığı olduğu- nu söyleyebiliriz. Solcuları, demokratları düşman gören, onlara sürekli cezaevinin yollannı göste- ren, bir sistemin "çete"üretmekten baş- ka bir seçeneği yok. Eşber'ler içeride düşünceleri nedeniyle yıllarca yattığı sürece, çetelerden hesap sorulamaz. Çünkü, düşünene düşman bir sistem, katillerden görevli bulur.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog