Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

f-k S EY1ÜL 1998 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA 17 Devlet içinde devlet Mafya lideri Alaattin Çakıcı ile vakınlığını. birlikte mutluluk resimleri çektirecek kadar ilerleten MtTpersoneli Yavuz Ataç, kendisine "Yurda geri dön " talimatı gitmesine rağmen Pekin de oyalanırken Çin hükümeti "72 saat içinde Çin 'den ayrıl" deyince Türkiye 'ye dönmüş. Yıllardır, kamuoyunda yadırganan garip ilişkiler, rapor vb. konu olunca adı gündeme gelen diğer bir MİT personeli Mehmet Eymiir 'ün de, Çakıcı olayı patlak verince geçen ay Türkiye ye dönmesi istenmiş. Eymür haber gönderiyormuş: "Herhalde ekimde dönerim." Her ikisi de devlet memuru. Buna karşın devlet emir veriyor, onlar kafalanna eseni yapıyorlar. Devlet içinde devlet gibi davranma alışkanlığından olmalı: -•••• •'/•' 15 m Nazenin finans dunyasıRusya daki kriz bahane oldu! "Yan gel yat, paradan para kazan " sektörü, yani "globalleşmiş " adıyla "finans dünyast" hop oturup hop kalkıyor: "Yeni Vergi Yasası değişsin, üstümüzden yük kaldırılsın. Vergi ödetneyelim." Nazenin finans dünyamızın gerekçesi hazır: "Yatırımlar düşer." Yokya! Daha geçenlerde Istanbul Sanayi Odası, Türkiye 'nin 500 büyük kuruluşu ile ilgili rakamları açıkladı: Özel büyük kuruluşların "sinai faaliyet dısı" gelirleri 1997 yıhnda yüzde 107.7 oranında artmış. Sinai faaliyet dışı gelir ne? Faiz, rant... Yatırım, üretim ise nanay! Türk-lş 'in "Ekonomide Durum " adlı dergisinde okuduk. Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Oğuz Oyan ile Yard. Doç. Dr. Azit Konukman araştırmışlar, yazmışlar: "Bütçe vergi gelirlerinin 1991 de yüzde 31 'ifaize aktanlırken, bu oran 1993 'teyüzde 44 'e, 1994 'te yüzde 51 'e çıkmıştır. 1995'te vergüerin yüzde 53'«, 1996 'da ise yüzde 66.6 'sı, yani tam olarak üçte ikisi faizcilere aktardmış bulunmaktadır." Oyan ve Konukman, bu sonuçla yetinmemişler, "Acaba hangi vergileri alt alta toplarsak 1996 yıhnda faiz ödemelerini tam olarak karşılayabiliriz " sorusunu sormuşlar. Yanıtını da bulmuşlar: "Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Motorlu Taşıt Vergisi, lç Katma Değer Vergisi, Taşıt Alım Vergisi, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi, Akaryakıt Gümrük vergisi, ek vergi." Geriye ne kalıyor? tthalde alınan KDV, Akaryakıt Tüketim Vergisi ve Damga Vergisi. Bir de harçlar. Devede kulak! tki bilim adamı uyanyor: "Bu gidişle, birkaç yıl içinde tüm vergi gelirlerinin faiz ödemelerine tahsis edilmesi söz konusu olacaktır. Bugünden ortaya çıkan sonuç, devletin vergi alma hak ve meşruiyetinin giderek sorgulanır duruma gelmesidir." Maliye Bakanı Zekeriya Temizel, gazeteci arkadaşımız Hanife Şenyüz 'e şunları söylemiş: "Türkiye, buyıla 6 katrilyon borç faiziyle başlayıp 6.5 katrilyon lirayla kapatırsa mutlu olacak. Önümüzdeki yıl bu 10 katrilyon liranın üzerine çıkacak. 10 katrilyon borçfaizi ödenerek Türkiye 'nin yönetilmesi de mümkün değildir, geleceğine de gerçek anlamda ipotek konulur..." "Devlet küçültülsün " sloganına sanlıp devletten beslenenler, devletin altını oyuyorlar. Emekçilerin bordrolarından, üreticilerin yarattıklan değerlerden kesilen vergilerfaize, rantiyeye aktanlırken devletin "sosyal" boyutu kemiriliyor. "Finans dünyası" ise şımarık, büyümüş de küçülmüş çocuk gibi mmrdamyor: "Bana ne, bana ne, vergi ödemeyeceğim işte." '/•••.; Bir medya holdinginin televizyonunda ana haber bülteni. Işlenen konu, üniversite harçları. Yanlış anlanıayın, parusız egitim filan gündeme getirilmiyor. Bırakın onu, harçlann yüksekliği bile ağza altnmıyor. Neymis? Bir banka, üniversite öğrencilerine büyük bir fırsat tamyor, "düşükfaizli harç kredisi" veriyormus. Ne demek bu? Üniversite öğrencisinin annesi, babası; çocttklarının okuması için Eğer zincipin halkasıysan gerekli harci denkleştiremiyoriarsa, gidecekler obankaya, kredi çekecekler, sdnra dafaizi ile geri ödeyecekler. Q banka sonuçta, öğrenci velilerinden ya da öğrenciler üzerinden para kazanacak. "Bankadır, görevi, işlevi budur"denilebilir. Ancak, eğer o bankantn ortaklart, aynı zamanda bankamn tamtımmı yapan medya holdinginin de sahibiyse iş değişir O medya grubu, eğer üniversitelerde öğrencüerden harç ahnması sisteminden para kazanan bir zincirin halkası ise parasız eğitim ile ilgili istemlere kulak tıkamaz mt? Dahası, harçlar arttığı takdirde, verilecek kredi, dolayısıyia bankamn geri alacağı faiz ödemesi yükseleceğinderd " * üniversite öğrencilehnin daha çok harç vermesi, eğitimin özelleştirilmesi gerektiğini sa\-unmaz mı? Medyanın "serbestpiyasa" düskünlüğü "basın etiğfni derinden yarahyor. Basın tüm ilkelerden sıyrihp serbestleşirken etikpiyasaya düşüyor. İnsani yardımın perde arkası Tüketicilerin sorunları ile yakından ilgilenen bir uzman, Sinan Vargı, Ingütere'deyayımlanan "The Lancet" dergisinden alınmış bir kesik gönderdi. Içeriğini özetleyelim: "New England Journal of Medicine dergisindeyayımlanan çaltşmaya göre, 1992-96 yıliarı arasında Bosna-Hersek için yapüan ilaç yardımlarının yüzde 60'/, yani 35 bin tonu tamamen gereksiz ilaçlardan oluştu. İlaç yardtmları arasında, 2. Dünya Savası döneminden kalma tıbbi ekipmanlar, 1961'den kalma yara bantlan ve Bosna-Hersek 'te hiç görülmeyen cüzam hastalığına karşı ilaçlar yer aldu İlaçfirmaları, Bosna- Hersek'e bu ilaçlan, ton baştna 2 bin dolarlık ortadan kaldırma bedelini ödememek için gönderdiler. ABD 'de iki senatör, • firmaların yardım adı altında vergi kaçırdıklarını iddia ettiler." Boşnaklar kırılırken dünya imparatorluğuna soyunan ülkeler tarafından koparılan "insaniyardım" yaygarası buymuş demek. Yüksel Endeğer yazıyor İşte geldim, gidiyorum! HAYVANLAR ISMAÎL GVLGEÇ Bundan yaklaşık iki yıl önce, yazacak başka bir gazete bula- madığım için Cumhuriyet'e gel- •diöim zaman, korrdoriarda bir- '•taWrVKOhrtÜrîist âğfzfefrın "Gef-- diği gibi gider" diye frsıldaştık- larını işitmiştim. Modernizmi özümsemiş bir insanın, yeni dün- yanın yeni realitesini kanıksa- mış bir yazarın bünyelerine gir- miş olmasını hazmedemiyorlar- dı. Bu köhne, siyah-beyaz ga- zeteyi biraz olsun renklendire- cegim için sevineceklerine, sol- culuk edebiyatıyla yürüttükleri düzen sarsılacak diye kaygıya kapılıyorlardı. Oysa ben onlar- dan daha çok rahatsızdım ve iki yıl boyunca burada yazdığım için hep tedirgin oldum. llk fır- satı bulduğumda btırayı terke- deceğimi, okuyucularım iyi bi- liyordu. Nitekim o fırsatı bul- dum! Yni Cumltufyst iMton ofcımfc? Asıl amacım Cumhurıyet'te yazmak değii, Cumhuriyet'i çağ koşullanna uyarlamaktı. Büyük gazetelere benzeyen, rengâ- renk, gerekiyorsa promosyon yapan, gerekiyorsa pazar gün- leri pırıl pırıl magazin eki vere- bilecek bir Yeni Cumhuriyet uğ- runa elimden geleni yaptım. Fa- kat olmadı. Su testisine dolma- dı. Çünkü modern ve büyük ol- mak için esnek olmak gerekliy- di, hertürlü havayı iyi koklamak gerekliydi, ilke milke diye tut- turmamak gerekliydi. Dinozor tayfasını dönüştürmeyi başara- madım. Onlar, gelişime kapa- narak, nesillerinin tükenmesini beklemeyi tercih etti. (Rusya'da son güncel durum, onları umut- landırmış olabilir. fakat kaybet- rrteye mahkûmlar!) toi KİM KİME DUM DUMA BEHİÇAK behioakCa turk.net yy dele ettim? Burada geçtrdiğim süre için- de, solculuğun odağında edin- diğim mevzinin bilinciyle, alter- natif bir hareket oluşturmaya çalıştım ve irili ufaklı tüm dino- zorlara karşı çetin bir mücade- le verdim. Onlann kasten emper- yalizm diyetutturduklan küresel- leşen ekonomiyi anlatmaya, Amerika Birleşik Devletleri'nin tartışılmaz gücünü savunmaya, Türkiye'nin gelecek için tek umu- du olan yükselen sağa destek vermeye çalıştım. Bu yolda yal- nız kaldım ama yılmadım. Şimdi ne yapacapm? Artık beni daha renkli ve dilim- den anlayan insanlann çoğun- lukta olduğu bir ortam bekliyor. Buranın neresi olduğunu şim- dilik söylemeyeceğim. Şu ka- darını belirteyim ki, orası adına yakışan bir yer olacaktır. İki yıl boyunca beni okuyan okumayan, nasıl bir adam ol- duğumu merak eden etmeyen, bana tepki gösteren gösterme- yen herkeseteşekkürederim. Bu süreç benim için faydalı oldu. Zo- runlu da olsa solculukla geçen gençliğimi hatırlayarak nostalji yaşadım. Daha da önemlisi sol- cuları ve zamane solculuğunu yakından tanıyarak, bu virüsten nasıl uzak kahnacağını çok şa- hane bir şekilde öğrenmiş ol- dum. ÇİZGİLÎK KÂMİL MASARACI ÇATALCA SULH HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN EsasNo: 1997 527 Davaci Tevfik Özsoy vekili Av. Selma Gür tarafından davalılar Sa- lih oğlu Ahmet vs. aleyhine mahkememizde açılan ortaklığın gide- rilmesi davasının yapılan açık yargılamasında verilen ara karan ge- reğince: Çatalca ilçesi, Kabakça köyti 217. 218, 531 ve 541 parsel sayıh taşınmazlarda hissedar bulunan Ömer. Hüse> ın, Hafize ve Sa- lih oğlu ,\hmet'e dava dilekçesı ve duruşma gününü bildirir da\eti- ye tebliğ edilememiş ve yapılan idari tahkikat neticesinde açık ad- resleri bilen ve kendilerini tanıyanlann mevcut olmadığı tesbit edil- miş oimakla bu kerre dava dilekçesı ve duruşma gününü kendilerine ilan yolu ile tebliğ edilmesine karar verilmiş oimakla Çatalca Kabak- ça köyü 216. 218. 531 ve 541 parsellerde hissedar bulunan Ömer, Hüseyin. Hafize ve Salih oğlu Ahmet'in duruşmanın atılı bulundu- ğu 29/91998 günü saat: 10.00'da Çatalca Sulh Hukuk Mahkeme- si'ne mahsus salonda hazır bulunmalan veya kendilerini bir vekil ile temsil ettirmeieri, aksi taktirde bundan böyle duruşmalann yokluk- lannda yapılarak karar verileceği hususu ilanen tebliğ olunur. 17/81998 Basın: 40264 HARBİ SEMİH POROY Semih Poroy yıllık izninin bir bölümünü kullandığından çizgilerine ara vermiştir. MIRMIRLAR VĞVR DVRAK ÇİFTELER ASLİYE HUKUK HÂKİMLİĞİ'NDEN , Sayı: 1996/149 Esas Davacı Cengiz Aslan vekili Av. Kadir Cğe tarafından davalı Yur- dagül Aslan aleyhine açmış olduğu şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davasının yapılan duruşma sırasında verilen ara kararı ge- reğince; Davalı- Yurdâgül Aslan Varenden Straat No: 7 9000 Gent Belçika adresinde tebligat yapılmadığı ve yapılan zabıta araştırma- sında da adı geçenin o adreste bulunamadığı gibi başka adreslerin- de de tesbit edılemedığinden ilanen tebligat yapılmasına karar veril- miştir. Adı geçene ışbu ılanın tebligat yenne kaım olmak üzere teb- liğine. Duruşmanın atılı bulunduğu 22.09.1998 tanhınde saat 10.30'da Çifteler Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait duruşma salo- nunda hazır bulunmasına, ya da kendisini bir \ekille temsil ettirıl- mesine, dava ile ilgili delilleri \arsa hazır etmesi, gelmediği takdir- de gıyabında hüküm verileceği ilanen tebliğ olunur. 11.8.1998 Basın: 40007 4 6 ı KEDÎSı MUN VARDIM.-, t p •** TARİHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAN Türkiyt Yunanishm SeJçika fttsya Âvusfartf* /s/*a*ı/n 5 Eylül B/RERE. YtLOA HARCAMANPA/İA 19O4-'TE &USÜM, ÇEŞİTLİ Al/fUJPA ÜLKEL£fZf- HİN, ASk£*J-ERİ İÇİN YAPTTĞr HARO4A*A- LARLA /LS/'Cf B7G AÇ/tO^to/t P/EANSA'OA YAPILOI. I~NGİLTEI2£'D£N 8AŞLtyt4&*tC TÜ&ctre'Y£ oeĞiH UZANAN BÎH Tt&MştUfAJ SONUCU, ÜLJZELSJ&N GİNLİĞIYLE KOŞUTTTJ. BÜYÜK K.OL.OMİ- t-ERİ BULUMAM /A/6'LTe/Se İMPARA7VG LUĞU, <?//€ SR. İÇİN Y/C0A 2.83O 0 # 4 t?8 H 1030 i 140O ; /SPANYA 13SO ; AVU-STV&YA - TAJ 11OO; GUSYA f04Oj BELÇ/K* n *7& FJSAAIK AY/RtYO&>U SOA/UHCUVOU.. GÖRÜŞ Dr. NAHIDE KARADAYI ,.> Basında Promosyon Türk basın tarihinin her döneminde çeşitli şekiller- de başvurulan promosyon uygulamalan, 199O'lı yıl- larda dünyanın hiçbir ülkesinde ve hiçbir dönemde ben- zerlerine rastlanılamayan boyutlara ulaştı. Öyle ki pro- mosyonun gerçek amacı mal/hizmete yeni tüketiciler kazandırmak, tanrtım ve tutundurmayı sağlamakken Türkiye'deki basın işletmelerinin promosyon adı altın- da yürüttükleri çabalar, akla gelebilecek her türlü tü- ketim malının promosyon adı altında pazarlandığı "ön ödemelisatış stratejisi"ne dönüştü. Gazete/dergiler ise bu uygulamada, diğer ürünlerin pazarlanmasında bir araç olarak kullanıldı. Promosyon uygulamalan, ge- rek sektördeki meslek kuruluşlarının, gerekse okuyu- cuların -sayıları ve güçleri az da olsa- tepkisine yol aç- sa da günümüzde daha da yogunlaşarak sürmekte... Bu süreçte; ne promosyonlu gazete sahiplerinin "promosyon uygulamalarına son verdiklehne dair" bir deklarasyon yayımlamalan ne de ilgili bakanlığın 11 Temmuz 1996 tarihli "Promosyon Tebliği" ile promos- yon canavarına "dur" denilebildi. Bu kez gazetelerde- ğil, dağrtım şirketlerinin himayelerinde uygulamantn bo- yutları daha da artarak sürdürülünce, bu durum tek çözümün yasa koyucuda olduğuna inananların da hüsranı oldu. Tek gerekçe "Gazefe satışlarına destek sağlamak" idi. Diğer kitle iletişim araçlartnın etkinliklerine karşın, birçok ülkede gazete/dergiler kendi yayınlarının nite- lik ve niceliklerinden aldıklan destekle yeterli sadık okuyucu oranına ulaşabüiyorlardı. Gerek yasaların promosyon konusundaki kesin hükümleri, gerekse sektördeki işletmelerin kendi aralanndaki centilmen- lik anlaşmaları ilebiryandan "basının saygınlığının ko- nınması", "temelişlevlehniyerinegetirmesi", öteyan- dan "haksız rekabetin önlenmesi" ve "tüketici hakla- nnın korunması" güvence altına alınmıştı. Bazı ülkelerdeki promosyon uygulamalarına ilişkin yasal ve sektörel düzeydeki uygulamalardan örnek- ler şöyle özetlenebilir: Amerika Birleşik Devtetleri'nde, kitle haberleşme araçlarında promosyon uygulamasını yasaklayıcı bir hüküm olmamasına karşın, basın kuruluşlannın pro- mosyon olarak okuyucularına hediye veya ödül ver- dikleri görülmemiştir. Bazı gazeteler nadiren yayınla- nnı ücretsiz dağrtmaktadır. Ingiltere'de, genel olarak kupon karşılığı indirimli. bir günlük veya hafta sonu tatili, tiyatro ve sanatsal etkinliklere indirimii giriş, ücretsiz hobi kitapları ve ba- zı kurslara katılım otenakları -kısa süreli olmak kaydı ile- sağlanmaktadır. Almanya'da promosyon uygulamalan Alman tica- ret hukukunun "TüketiciyiKoruma ve HaksızRekabe- tiÛnleme Yasası "nda. basın işletmelerinin promosyon uygulamalarına olanak tanıyan hiçbir hüküm yer al- maz. Almanya'da kanun koyucu, tüketicinin dolayı- sıyia okuyucunun haklannı korumaya o denli özen göstermektedir ki, okuyucuyu yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak bilgiler, basın özgürlüğünü zede- leyebilecek nitelikte reklamlar, dağıtımdan veya fıyat- lamadan kaynaklanan sorunlarla herkesin eşit şartlar- da gazeteyi elde edememesi gibi konular üzerinde özen- le durulmakta, aksi durumlar soruşturmaya neden 6l- maktadır. Fransa'da yasa koyucu, promosyon kampanyalâ- rı için kesin sınırlar belirlemiştir. Basında promosyon faaliyetleri aboneliğe teşvik konusunda yogunlaşmak- ta, okuyuculara, ab^nelik sürelerine göre çeşitli ipdi- jrimlerw kücük,amıaâap!ar sunulmakt^dır. Franş^'.da 'promosyon daha çok yerel ve bolgesel gazetelerde görülmektedir. Bu gazete ve dergiler düzenledikleri kül- türel içerikli yarışmalarda, kazananlara kitap, saat gi- bi hediyeler vermekte ve hediye mallann degerinin, bir gazete veya derginin satış fiyatının yüzde 7'sini veya her koşulda 350 FF'nı geçemeyeceği hükme bağlan- mıştır. ftatya'da basın işletmelerinin promosyon kampan- yalan düzenlemelerini engelleyen hiçbir yasa yoktur. Ancak; promosyon kampanyalarında otokontrolün sağlanmasına önem verilmekte ve büyük gazeteler ta- rafından hazırianan iç protokollere ve belirlenen esas- lara, tüm basın kuruluşları kesinlikle uymaktadır. Hollanda'da ise bir malın hediye olarak verılmesi ya da teklrf edilmesi genel olarak yasaklanmıştır. Fakat yasanın belli istisnaları bulunmaktadır. Bunlar; özel günlerde ve yerel kullanım amacıyla hediye verilme- si, verilen hediyenin degerinin ana malın değerinm yüzde 4'ünü geçmemesi ya da degerinin çok düşük olması gibi koşullardır. Aynı koşullar gazete ve dergi- ler için de geçerlidir. Japonya, dünyanın en yüksek tirajlı gazetelerinin yayımlandığı Japonya'da bu denli yüksek tirajlara ula- şılmasında promosyon veya diğer pazaıiama iletişi- mi faaliyetlerinin hiçbir katkısı olmadığı bilinmektedir. Ideal olan; sorunu basın özgürlüğünü engelleyici dü- zeye ulaştırmadan, basın kuruluşlarının sektörel dü- zeyde çözümlemesidir. Ancak; aksak rekabet şartfa- rında işleyen ve birkaç büyük işletmenin pazara ege- men olduğu Türk basın pazannda gerek okuyucu hak- larının, gerekse haksız rekabete karşı küçük basın iş- letmelerinin güvence attına alınabilmesi için; esneti- lemeycek, delinemeyecek, boşlukları fırsatçılara ola- nak tanımayacak vb. hükümlerin belirlenip uygula- maya konulmasıdır. O E0 İletişim Fakültesi Basın Ekonomisi ve Işletmecili- ğiAnabilim Dalı Öğretim Elemanı. B U L M A C A SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8SOLDAN SA- ĞA: 1/ Bildin. 2/ Anadolu'nun kı- mi yörelerinde iç- kili, çalgılı ve ka- dınlı eğlencelere verilen ad.... Mûs- tahkemyer.3/Ge- lın ya da sünnet alayınm önünde taşınan. balmu- 6 mundan yapümış -? ağaç... Büyük Sahra'da kumul- 8 larlaörtülübölge. Q 4/llkelbirsilah... b Birdildeki sözcüklerin bel- li kurallarla \'azıya geçiril- mesi. 5/ Başka bir şeyin ye- nne geçen... İki tarlaarasın- 2 daki sınır. 6/ Eski hukukta, riişvet verenle alan arasın- da aracılık eden kimseye verilen ad... Onaylama be- lirten bir sözcük. 7/ Dik tu- tularak parmakla çalınan büyük bir çalgı... Ikidere- „ nin ya da iki yolun birleş- tiğıyer. 8/Bırnota... tnce = \e uzun metal çubuk... Kemiklerin yuvarlak ucu. 91 Gemı ka- maralannı aydınlatmak için güvertelerde açılan küçük yuvar- lak camlı kaporta. YUKAR1DAN AŞAĞIYA: 1/ Bir kişi, bir yaşam üstüne .ya- pılan inceleme. 2/ Saldın... Dogu Anadolu'da bir ırmak. 3/ Bir pe\gamber... Uygun. tıpatıp gelen. 4/ Yumurtadan yeni çıkmış ve henüz ayaklan oluşmamış yavru kurbağa... Bir so- ru eki. 5/ Geleceği öğrenmek için çeşitli şeylere bakarak an- lam çıkarma... Meyve kurusu. 6/ llave... Afnka'da yaşayan ve çok hızh koşabilen bir antilop. 7/ İlaç... Bir gıda maddesi. 8/ Bektaşilikte tarikata yeni girmiş acemi dervişlere verilen ad... Rey. 9/ Canlı bir varlığı oluşturan organlann tümü.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog