Bugünden 1930'a 5,500,162 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 30 EYLÜL1998 ÇARŞAMBA HABERLER Kaçakçı şirketin sorumlulanna hapis cezasını da içeren davalar açılabilecek Kombassan yargı kıskacmda BANU SALMAN ANKARA - Islami sermayeli Kombas- san'a, Malıye Bakanlığı'nın 2.5 trilyon li- ra vergı cezası kesmesıne neden olan ka- çakçıhk suçunun yargıya iletilebileceği belirtildi. Kaçakçılık suçunun işleniş biçı- mine göre hapis cezasını da içeren dava- lar açılabilecek. Bakanlık, mali durumu- nun körü olması nedeniyle Kombassan'ın sıkı izlenmesi yönünde rapor hazırlarken Bakanlar Kurulu ve Özelleştirme Idaresı Başkanlığı (ÖİB). Petlasın bu şırkete sa- tışını iptal eden 11 Mart 1998 tarihli ida- re rnahkemesi karannı hâlâ uygulamadı. ÖÎB, Anayasa Mahkemesi'nin Özelleş- tirme Yasası'nda iptal ettiği hükümler uya- nnca Petlas'ı Kombassan'a sattı. flk ıha- lesinde 65 milyon dolara satışa çıkanlan Petlas, Kombassan'a 35 milyon dolara 7 yıl taksitle satıldı. Kamu Işletmeciliğini Geliştirme Merkezi Vakfi'nın açtığı dava sonucunda, Kayseri tdare Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin karan doğrultu- sunda satış işleminın yasal dayanağı kal- madığını vurgulayarak iptal karan verdi. Karan bugüne kadar uygulamayan hükü- met. "ÖzeUeştirmeyle ilgili bazı yargı ka- rarlanıun uygulanamayacağT yönünde "hukuk devteti" ılkesine aykın bir pren- sip karan aldılar. Maliye Bakanlığı'nın Kombassan'ın mali durumunun kötü ol- duğuna ilişkin rapor hazırlaması. Petlas'la ilgili borcunu ödemesi konusunda kaygı- lara neden oldu. Kombassan yetkilileri, 2.5 trilyon lira- ya ulaşan vergi cezası nedeniyle Maliye Bakanlığı'nın dava açtıfına ilişkin birteb- ligatın kendilerine ulaşmadığını bildirdi- ler. Maliye Bakanlığı yetkilileri ise vergi cezası konusunda Kombassan'a uzlaşma- ya vanlmışsa dava açılmayabileceğinı söylediler. Kunımlar vergısi, geçici vergi, katma değer vergisi, stopaj ve damga ver- gisi yönünden Kombassan'ın yerine getır- mediği yükümlülükler açısından uzlaşma- ya başvurulabileceği belirtildi. Ancak 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan yasal düzenlemede, "Kaçakçılık suçuceza$ı kesilen tarhiyatailişkin vergive ceza uziaşına mevzuu yapılamaz" hükmü yer alıyor. Maliye'nın 2.5 tnlyon liralık ceza kesmesine neden olan kaçakçılık su- çunun, suç duyurusu yoluyla yargıya ile- tilmesi durumunda. 1 Ocak 1999 tarihin- de yürürlüğe girecek yeni yasanın değil, eski yasanın geçerli olacağı bildirildi. Ver- gi yasalannda "genel hukukilkesinuT uy- gulanmadığı, suçun işlendiği dönemdeki yasal mevziiatın geçerli olduğu belirtildi. Kombassan'ın kaçakçılık suçunu han- gi fıillerle oluşturduğuna ilişkin saptama- lara göre hapis cezalan da talep edilebile- cek. Yasaya göre kaçakçılık suçu, "tutul- ması zorunlu defterlere kayıt yapılmama- sı; kayıtlann tahrif edilmesi ya da muha- sebe bileleri yapılması; defter sayfalannın yok edilmesi veya giztenmesi" biçiminde gerçekleştirilmişse, 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Ancak hapis ce- zası, her bir gün için brüt asgari ücretin ya- nsı kadar olmak üzere para cezasına çev- rilebiliyor. Yine yasa, "sahte ve içeriği ya- nıltıcı belge düzenlenmesi, kullanılması: vesikalann tahrif edilmesi, aslına u\gun olmayan vesika vesuretdüzenlenmesi. kul- lanılması" yoluyla kaçakçılık yapılması durumunda, 3 yıldan 5 yıla kadar ağır ha- pis cezası öngörüyor. Kombassan Holding, 28.09.1998 tarih- li NTV haber bülteninde yayımlanan "Kombasan'a 2.5 trilyon liralık vergi cezası" başlıklı haberle ilgili olarak ya- zılı bir açıklama yaptı. Kombassan: Inceleme yapıldı Medyada çıkan haberlerin gerçek dışı ve yanlı olduğu iddia edilen açıklamada, a Şirketimiz inceleme yılında 478 mil- yar 625 milyon lira kazanç beyan et- miştir. Yapılan inceleme sonucunda holdingin iştiraklerine ve bağlı bulun- duğu ortaklarına. sermaye dcsteği ma- hiyetindeki kullandırmış olduğu para- lara ilişkin faiz hesaplanmadığı gerek- çesiyle kurumlar vergisi ve buna bağlı olarak KDV, stopaj ve geçici vergi ra- porları düzenlenmiştir. 31 milyar lira kusur cezası kesilmiş olup bir kaçakçı- lık cezası kesilmemiştir" denildi. Ueyyus-u Ekber' cezası • ANKARA (AA) - Ankara 16. Ashye Hukuk Mahkemesi, 55. Hükümet'in güvenoylaması sırasında TBMM Genel Kurulu'nda u Deyyus-u Ekber Dışan" yazılı döviz açarak eskı Rize Milletvekili Şevki Yılmaz'm kişilik haklanna hakaret ettiği gerekçesiyle, CHP tzmir Milletvekili Sabri Ergül'ü 500 milyon lira manevı tazminat ödeme cezasına çarptırdı. Yargıç Çalışkan, 500 milyon lira manevı tazminatın olay tarihi olan 13 Temmuz 1997'den itibaren uygulanacak yasal faizi ile davalı Sabri Ergül'den ahnarak davacı Şevki Yılmaz'a \enlmesinın kararlaştınldığını açıkladı. PKK'nin tnan kampları • DtYARBAKIR(AA)- PKK'nın Iran'da, Türkıye sınırlanna yakın yerleşim birimlerinde lökampının, 5 büyük, kentinde de irtibat bürolanmn bulunduğu belirtildi. Iran'da, örgütün özellikle Van sınırlanna yakın yerleşim birimlerinde bulunan 16 kampı şöyle: "'Mako.Givik.Gülali, Melhem, Urumiye, Aylferez, Geysan, Zive, Nove. Beriguere, Suledukal, Kozvih, Koçala, Jerme. Gader, Kotur". Bölücü terör örgütünün, bu kamplann dışında, lran'ın Urumiye, Meşhed, Kum, Ayvaz ve Buşehr kentlerinde de çok sayıda hücre evı ıle ırtıbat bürosu bulunduğu belirtiliyor. Kudüs Gecesi' davası • ANKARA (AA) - Yargıtay, "Kudüs Gecesi" davasmın temyiz istemine ilişkin karan bugün açıklayacak. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı teblığnamede. mahkûmıyet ve beraat kararlannın onarunası yönünde görüş bildırmiştı. Yargıtay, eski Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız'ın mahkûmiyet karannı onarsa TCK'nin 312. maddesine göre de ceza aldığı için siyasi hayatı sona erecek. Yrimaz'a bir tutuklama daha • SAKARYA (AA) - Eskı Rize Milletvekili Şevki Yılmaz hakkında bir gıyabi tutuklama karan daha venldi. Adapazan 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nce. Adapazan'nda 1995'te düzenJenen Fetih gecesinde yaptığı konuşmada, Atatürk'ün manevi şahsiyetine hakaret ettiği gerekçesiyle çıkanlan gıyabi tutuklama karan, Yılmaz'ın nüfusa^kayıtlı bulunduğu Rize Emniyet Müdürlüğü'ne de gönderildi. 5 yıl hapis cezası istemiyle yargılanacak olan Yılmaz hakkında konuşmayı yaptığı tarihte sonişturma açılmış, ancak dokunulmazlığı nedeniyle dava görülememişti. DPT 38 yaşında • ANKARA (AA) - Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), 38. kuruluş yıldönümünü kutluyor. DPT Müsteşan Orhan Güvenen başkanlığındaki heyet, kuruluş yıldönümü dolayısıyla bugün Anıtkabir'i zıyaret edecek. Müsteşar Güvenen başkanlığındaki DPT heyeti Anıtkabır ziyaretinde. Büyük Önder Atatürk'ün manevi huzurunda saygı duruşunda bulunacak. Daha sonra Güvenen, Anıtkabır Şeref Defteri'ni imzalayacak. Burdur ve Bucak imam-hatiplerde türban sorunu çözüldü Törende başlar açılclıYurtHaberleriServisi-FP'lı ikımil- letvekilınin kışkırtmasına karşın Bur- dur ve Bucak ilçesindeki imam-hatip liselerinde türban sorunu çözüldü. Burdur İHLJde öğrenciler derslere ve ba>Tak törenlerine başlannı açarak gır- meye başladı. Balıkesir'in Bandırma ilçesindeki ımam-hatıp lisesınde tür- banlı iki öğretmen ile öğrencilerin tür- banla derslere girmesine izin veren okul müdürü hakkında soruşturma açıldı. Uzunköprü Lisesi'nde bir din bilgısi öğretmeni hakkında da işlem başlatıldı. , İmamthatip liseleri ve üniversiteler- de süren türban tartışmalan, Burdur'da farklı bir boyut kazandı. Yaklaşık bir hafta önce Bucak'a gelen FP milletve- killeri, öğrencileri kışkırtarak türbanı körüklediler. FP milletvekili Mustafa Kemal Ateş ve milletvekilı İsmailÖz- gün, "Başınızı açmadan derse güin* telkininde bulundu. Mılletvekilleri, "Niye başuuzı açacaksınız? Disipiin ku- rallannı uygularlar. O da 7-8 ay sürer. O zamana kadar okul biter" dediler. FP'li milletvekillerinin kışkırtma ve telkinine karşm, Bucak İHL'de türban sorunu, ilçe kaymakamı İsmail Gürsoy ve Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ak- taş'ın yasa ve yönetmelikleri uygula- ma konusundaki kararlılıklan sonucu çözüldü. Kız öğrencilenn bir bölümü ikna olarak, bir bölümü de disipiin soruştur- ması korkusuyla başlannı açarak ders- lere girerken başını açmamak için kay- dını sıldiren 20 öğrencinin açık liseye yöneldikleri ve dışandan üniversiteyi hedefledikleri bildirildi. Geçen hafta 60 kadar öğrencinin okul dışında eylem yaptığı Burdur ÎHL'de de öğrenciler bayrak törenleri ve derslere başlan açık girmeye başla- dılar. Burdur Yeşilova Milli Eğitim Müdürü Ahmet Dönmez. kılık kıyafet genelgesini uygulamamak için 25 Ey- lül'de görevinden istifa etti. Çavdır İHL'de, 16 kız öğrenci başlan kapalı olarak derslere girmeyi sürdürüyor. Gölhisar Milli Eğitim Müdürü Hû- seyinÇalh'nın da genelgenın uygulan- ması yönündeki çabasına karşın, İHL Müdürü Ali Eldnci ve yardımcılannın konunun üzerinde durmaması yüzün- den öğrenciler türbanda direniyor. Burdur 58. Er Eğitim Topçu Tugayı Komutanlığı'nın milli güvenlik ders- leri için görevlendirdiği subay öğret- men de türban sorununun çözüldüğü Burdur ve Bucak iHUde yeniden ders- lere girmeye başladı. Balıkesir'in Bandırma ilçesindeki i- mam-hatıp lisesinde Kılık Kıyafet Yö- netmeliği'ne aykın davTanan iki öğret- men ile öğrencilerin türbanla derslere girmesine izin veren okul müdürü hak- kında soruşturma açıldı. Bandırma Kaymakamı Mustafa Afi GözaMffida kavbobn ve daha sonra cesedi Kimsesnler MezarüğTnda bulunan Ocak'nı anııesi Cmn- hurbaşkanı Demirel'e görderdiği mektupta, kayıpiann son buiması için yardım istedi Demhd'eana mektııbuIstaobul Haber Servis - Gözaltına alındıktan sonra cesedi Kimsesizler Mezarhğı'nda bulunan Hasan Ocak ın annesi Emine Ocak. Cumhurbaşkanı Sûleyman Demirel'e bir mektup göndererck gözaltında kayıpiann son buiması için yardım istedi. Mektubunda, her cumartesi Galatasaray Lisesi ösünde gerçekleştınlen oturma eyleminin 7 haftadır polis tarafindan engellendiğini anımsatan Ocak, "Fırat layısında bir koyıın kaybolsa hesabı bizden sorulur denüştiniz. Bizter bu sözûnüzden feyz akiık. koyıınuo hesabmı verme\e hazır devletten sevdflderimizin besabuu soruyonız" dedi. Emine Ocak, Cumartesi Anneteri aduıa yazdığı mektubunda. kendısi gibi pek çok kişinin gözalttnda kaybolan yakınlan hakkında bir haber almak istediğini belirtti. Mektubunda, 176 haftadır devam eden oturma eyleminde gözaltında kaybedilen 560 kişinin hesabını sorduklannı kaydeden Ocak, "Evlatiannuz ne oldu? Onkn gözaltında Idmkr kaybetfi, devlet neden onlan bulmuyor, neden yargüamıyon neden hâlâ bu ülkede insanlar ka>bedilmeye devam ediyor* dıye sordu. Mektubunda, Demirel'in "Bu ülkede kanun hâkimiyeti vardır" sözünü anımsatan Ocak şöyle devam etti: "Böyle bir ülkeye 7 yaşmdan 70 yasuıa kadar kadın. erkek, çotuk, çocuk insanlan ddverek saclanndan sürûkleyerek potis araçjannda sotuk almamalan için beyaz köpûkler sıkılarak gflzalöna almak yakışıyor mu? 176 haftada bize 13 kez polis saknrdı ld son 7 saldın peş pese 15 Ağustos gününden bu yana >aşandL Basın acıklaması yapmak suçsa polis neden 163 hafta biri engelkmedL Anayasanın 34. raaddesi Önceden izin almmaksızın. banşçıl toplanma ve açıklama yapma hakkını' güvenceye abyor. Hangisi doğru? Türkiyt bir hukuk devktiyse bu vahşet neden? Türkiye bir poBs devieti nii; öyle değüse bu vahşet neden?" Ocak, kayıp yakınlanna saldınlann son buiması ve kayıpiann akıberinin açıklanması için Demirel'in yardım etmesını istedi. Örnek. yaptığı açıklamada, İHL'nın 1992 yıhnda kız ve erkek öğrencilerin aynlarak ayn bina- larda eğitim-öğretim görmeye başladığını, bu uygulamanın yeni ders yılında kaldmlarak öğrenci- lerin tümünün bir arada derslere alındığını söyledi. Örnek. yasa ve yönetmeliklerin aynen uygulana- cağını kaydetti. Ûnıek, "Baş örtme uygulama- sının Kuranıkerim dersleri dışın- daki derslerde devam cttirildiği. aynca iki öğretmenin de derslere türbanla girdiği saptandı. Kılık Kıyafet YönetmeBği'ne ayian dav- ranılması nedeniyle iki öğretmen ile yasa ve yönetmeliği uygulama- yanokul müdürü hakkında soruş- turma açıldı" dedi. Edirne'nin Uzunköprü ilçesin- deki Uzunköprü Lisesi'nde din bilgisi derslerine türban takarak giren Hülya Arslan hakkında okul idaresince rutanak tutuldu ve so- ruşturma açılması için Edirne Va- liliği'nden müfettiş istendi. Maliye yasaklı 29 şirketi inceliyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - FP'li Metih Gök- çek'in yönetimindeki An- kara Büyükşehir Belediye- si'nden yaklaşık 65 trilyon liralık iş alan şirketler için harekete geçen Maliye Ba- kanlığı, yasaklı 29 şirketle ilgili çalışma yapıyor. Maliye Bakanlığı'nın FP'li Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden ihale alan bazı şirketler hakkında Sa- nayi ve Ticaret Bakanlı- ğı'nca hazırlanan raporlan aldığı belirtildi. Sanayi ve Ticaret Bakan- lığı, Içişleri Bakanlığı'nın istemi üzerine belediyeden ihale alan ve Muradiye Vakfi ile bağlantılı olduğu ileri sürülen 29 şirkete iha- le yasağı getirmişti. , Şirketlerin Ankara Bü- yükşehir Belediyesi'nden aldıklah 90 ayn işe yöhe'lik ihale dosyalanndan 70'inde yazı, 11 'inde imza benzer- liği saptanmıştı. Ankara Büyükşehir Be- lediyesi'nin Âlfagas, Poy- raz ve Birlik firmalan ile birlikte ihaleler için toplam 65 trih/on lira aktardığı öne sürülen yasaklı şirketler şöyle: "Muraş Gıda Sanayi ve Tfcaret AŞ, Kevser Proje İn- şaat Taahhüt Ticaret Sana- yi Limited Şirketi, Furkan Planlama, Tayfur Proje Planlama İmartnşaatve Ti- caret Limited, Teknikel İn- şaat, Abidel Proje Mühen- dislik, Çakıroglu tnşaat, Fe- zaTeknik Müş. ve Müh. AŞ, Özde tnşaat Yaönmlar Sa- nayi ve Ticaret Limited Şir- keti, Sevker İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi, İn- Ker Elektrik SanayiveTica- ret Limited Şirketi, ÜnaDar tnşaat, Efol İç ve Dış Ticaret, Detin Yapı İnşaat Ticaret Sanayi, Çift As Mali Müşa- virHk ve Sanayi, Yönetim İnşaat, Sargınalp tnşaat, Yücelen İnşaat, MerveTur, Boztaş Beton Boru ve İnşa- at, Sosyal Mühendislik tnşa- at, Ritim İnşaat, Yavuzİnşa- at, Model Müteahhitlik, Ü- nal Kardeşler, Birim Yara, Özfoaygil İnşaat, Cihat in- şaat, Çelik tnşaat" ŞIFIR NOKTASII ORAL ÇALIŞLAR calislar(o cumhuriyetcom.tr Roma'da iki gün sürecek olan ve PKK yanlısı bir çizgiyi temsileden "Kürtparlamento- su"toplantısıyla ilgili haberleri TV ekranlarından dinlediğimde Şükrü Elekdağ'ın bundan 50 gün önce yazdığı bir yazıyı anımsadım. Deneyimli diplo- mat Şükrü Elekdağ'ın "PKK bitti" düşüncesinin yaygınlaş- tığı bir dönemde yazdığı yazı il- gimi çekmiş ve bu nedenle saklamıştım. Elekdağ'ın 10 Ağustos 1998 tarihinde Milliyet gazetesinde yayımlanan yazısında söyle- dikleri, yeni döneme işaret edi- yordu. Bu yeni dönemde PKK'nin siyasi mücadeleye ağırlık vereceğini söylüyor ve Avrupa'da PKK'nin giderek meşru bir örgüte dönüşmesi- nin işaretlerinin ortaya çıktığı- na dikkat çekiyordu. Elekdağ özetle şöyle diyordu: "Özellikle kırsal alanlarda PKK'nin hâlâ istediği gibi cirit attığı görülüyor. Bu nedenle, konvoy oluşturvlmadan ve gü- venlik önlemleri alınmadan anayollarda dahi seyahat son derece tehlikeli..." îtalya'da 'Kürt Parlamentosu' 1996 yılında istihbarat ma- kamlanmız bu satırlann yazan- na aşağı yukarı aynı şeyleri söylemişler ve "sayılan 4-5 bin kişiye düşen PKK'nin dağ kad- rosunun kar gibi erimekte ol- duğunu" belirtmişlerdi. Ancak tahminlertutmadı. Halen terör örgütü yeni katılımlarını ülke- miz kentlerinden ve Avru- pa'daki Kürt diyasporasından sağlıyor. Gidişat, Türkiye'dete- rörün güç bulduğu toplumsal tabanın genişlemesi doğrultu- sunda... Bu böyle devam etti- ği sürece de PKK'nin kendini tazelemekolasılığı buiması ka- çınılmaz... "Bugünün koşullannda Gü- neydoğu sonınunun ülkemiz için oluşturduğu tehdit hakkın- da gerçekçi bir değerlendir- me, ancak uluslararası boyutu- nun da incelenmesiyle yapıla- bilir. PKK, dış örgütlenme alanın- da çok başarılı. Kürt diyaspo- rası tarafindan tüm Avrupa ül- kelerinde PKK'nin yan kuru- luşlan olarak kullanılan dernek- ler Türkiye'ye karşı son dere- ce etkili propaganda faaliyet- leri yürütüyor ve PKK'ye son derece önemli imkânlar sağlı- yor. Aynca PKK'nin siyasal ka- nadı olan ERNK'nin Atina, Vı- yana, Oslo, Brüksel, Helsinki, Kopenhag ve Stockholm'daki bürolan diplomatik temsilcilik gibi çalışıyor. 'Sürgünde Kürt Parlamentosu 'nun Avrupa başkentlerinde yaptığı toplan- tılar PKK'ye geniş propaganda olanağı sağlıyor... PKK, yan kuruluşlan ve kendine sempa- tizan örgütler vasıtasıyla Avru- pa Konseyi'ni, Avrupa Parla- mentosu 'nu ve uluslararası in- san haklan örgütlerini etkileye- rek ülkemize baskı yaptırabili- yor ve Türkiye'ye gizli ve açık silah ambargoları uygulatmak- ta başarılı olabiliyor. Bu ortamda, Avrupa'da PKK'ye bir siyasal örgüt statü- sü kazandırma yolundaki geliş- meler geçen yıl birden hızlan- dı. Önce, Avrupa Parlamento- su oybihiğiyle aldığı bir karar- la, Avrupa Bihiği'ni 'Kürt soru- nuna siyasal bir çözüm bulun- ması' için göreve çağırdı..." Elekdağ son derece çarpıcı değerlendirmesini 6 noktada özetleyerek bitiriyordu: "1. Güneydoğu sorunu, uluslararası bir boyut kazanma yolundadır. 2. PKK artık dış boyuttan soyutlanarak değer- lendirilemez. Yani PKK'ye ara- zide darbe indirilmesi, çöker- tildiği anlamına gelmez. 3. Ne kadar zayiat verdirilirse verdi- rilsin, bugünkü koşullarda PKK gücünü tazeleme olana- ğına sahiptir. 4. Temel sorunun çözümü yolunda mesafe alı- namamıştır. 5. PKK'nin, bazı Avrupa ülkelerince, ulusal kur- tuluş savaşı veren bir örgüt olarak tanınması olasılığı art- maktadır. Böyle bir gelişme halinde, PKK ile mücadele son derece güçleşir ve Türkiye si- yasal çözümü kabuletme yo- lunda ağır baskılara maruz ka- lır. 6. Güneydoğu sorunu, ülke- miz açısından en öncelikli ve acil tehdidi oluşturmaktadır." Elekdağ'ın sözlerine aslında fazla eklenecek bir şey yok. Türkiye, dış ilişkilerini, iç politi- ka üslubu ve anlayışıyla yürü- tebileceğini sanıyor. Bundan i- ki ay kadar önce Italyan Baş- bakanı Prodi geldiğinde, ga- zeteler "Türkiye'nin Avru- pa'daki tek dostu Italya" diye başlıklar atmışlardı. Şimdi ne- ler söyleyecekler? Aynı geliş- me Alman seçimleri için de söz konusu. Sosyal Demokratlann seçimleri kazanması, Türkiye tarafindan "Avrupa Biriiği"ne giriş olanağı dogdu şeklinde yorumlanıyor. Bir süre sonra Sosyal Demokratlann ve orta- ğı olacak Yeşiller'in, insan hak- lan ve demokrasi konusunda- ki eleştirileri gündeme gelecek. Bunun üzerine birden çark edip, "hüsrana uğramış dost" tutumu içine gireceğiz. îtalya'da ortaya çıkan tablo uzun bir sürecin ürünüydü. Kürt sorunu konusunda önü- müzdeki dönemde Avrupa'da yeni çıkışlar beklenebilir. Sin- yaller o yönde geliyor. GLOBAL POIİTİKÜLTÜR ERGİN YILDIZOĞLU 'Orta'mn Dayamlmaz Cazibesi Önce ABD'de Demokratlar "Iş ve orta stnıflaha birlikte," sonra Ingiliz Işçi Partisi "radikal merkez" sloganlarıyla seçimleri kazandılar. Alman Sosyal Demokrat Partisi "radikal orta" sloganıyla seçim- leri kazandı. Sol veya sol eğilimli partilefde 199O'lı yıllarda ortaya çıkan bu orta sınıfaşkı basit bir se- çim taktiği değil. Bu gelişmenin arkasında 1980 ve 1990'larda yaşanan ekonomik gelişmeler var. Di- ğer taraftan bu "aşkın" ilerde çok daha karmaşık, hatta tehlikeli gelişmelere gebe olduğunu düşünü- yorum. 1970'lerdeki belirsizlik döneminden sonra, 1980'lerin başında, krize uyum sağlamak, üret- kenliği ve kârlılığı arttırmak hem de uluslararası mal ve para piyasalarını daha etkin kullanabilmek için, merkez ülkelerde, neo-liberal "serbest piya- sa" politikaları uygulanmaya konmuştu. 1980'ler boyunca bu yeniden uyum süreci işçi ücretlerinde, sendikal haklarda gerileme ve işsiz- liğin artması olarak kendini gösterdi. Gelişmiş ül- kelerde, uzun süreli işsizlerden ve hiç iş bulama- yan gençlerden oluşan, toplumun dışına itilen "patlayıcı" bir yoksullar tabakası şekillendi. Üste- lik, gelişmiş ülkelerde bu tabakanın bileşimi, bu toplumlardaki ırkçılıktan dolayı büyük ölçüde si- yahlardan ve göçmenlerden oluşuyordu. Bu işsiz- ler ve deklase unsurlardan oluşan kesimde yok- sulluk, kaynaksızlıktan dolayı eğitim sisteminde yaşanan yıpranma, aile yapılannın dayanıksızlığı, toplumsal kontrol mekanizmalannı kınyor, suç ve şiddet eğilimini körüklüyor, bu da özellikle de mülk ve yüksek gelir sahibi orta sınıfiarda bir korku ya- ratıyordu. 1990'ların başında, neo- liberal politikaların et- kileri beyaz yakalılan, orta düzey yöneticileri kü- çük işletmeleri de vurmaya başladı. Artık orta sı- nıfın da ekonomik durumu bozuluyor, işsizlik bu kesimde de artıyor, iyi eğitim görmüş gençler ge- leceğe güvenle bakamıyorlardı. Korkuya bir de ekonomik güvensizlik eklendi. Orta sınıflarpro/e- teheşmeden yoksullaşmaya başladılar. Bu, 1920'lerde, îtalya'da Gramsci, 1930'larda Almanya'daTroçki tarafindan saptandığı gibi çok özgün bir süreçtir. Orta sınıflar, büyük sermayeye, özellikle uluslararası mali sermayeye ve bunlann partilerine güvenlerini kaybederler. Nrtekim 1980'ler boyunca muhafazakâr partilerin refah devletine, sendikalara, kamu mülkiyetine yönelik uygulamalannı, emekçi kesimlere karşı destekle- yen orta sınıflar, 1990'larda muhafazakâr partiler- den uzaklaşmaya başladılar. Orta sınıflann muhafazakâr partilerden uzaklaş- maya başlaması siyasi dengeler ve egementik iliş- kileri açısından çok ciddi bir sorun yaratır. O ana kadar muhafazakâr partiler tarafindan temsil edi- len büyük sermaye, destek sınıflannı kaybeder, giderek toplumsal lidertiği aşınır; sermaye biriki- fntnin krizini aşmak için gerekli politikalan uygula- mak zorlaşır, riskli sosyal istikrarsızlıktara açtlan bir süreç başiayabilir. Diğer taraftan, daha 1980'lerde, hem işçi sını- fıyla sermaye sınıfı arasında bir orta yol bulmak, hem emekçi kesimleri temsil-tatmin etmek, hem de ekonomiyi, kriz politikaları uygulayarak yönet- mek imkânsızlaşmıştır. 1980'ler boyunca sosyal demokratlann, muhafazakâr partilerin kriz yönet- me politikalannı, "serbest piyasa ilkelerini" be- nimsedikçe sosyal tabanlannı kaybettiklerini gör- dük: Orta sınıflar kendi partilerden uzaklaşırken, sosyal demokrat partiler sınıfsal tabanlannı kay- bettiler. Bu yazıda değinmemiz mümkün olmayan tarih- sel koşullardan dolayı, sosyal demokratlan sol- dan baskı altına alacak işçi partileri de yoktu siya- si coğrafyada. Sosyal demokrasinin uzun süredir iktidardan uzak kalmış yönetici bürokrasileri orta sınıflan korkutan son eğilimleri de partilerinden te- mizleyerek, hızla orta sınıflann tüm taleplerini be- nimsediler: Serbest piyasa ve toplumsal banş va- adi ile orta sınıf partileri olmaya soyundular. Ingil- tere'de Blair'in, Thatcher'in mirasını nasıl bir he- vesle devraldığını daha önce tartıştık. Bir de Al- manya'da seçimleri kazanan Schoereder'in "ye- ni orta "yı nasıl tarif ettiğine bakalım: "Yeni orta, iş- lerinde, eğitimlehnde, artan esnek emek piyasa- sı ortamında inisiyatifi ele almak isteyenlere ses- leniyor. Yeni orta, kendi işlerini kurmak isteyenle- re, risk almaya hazır olanlara sesleniyor" (T\me 13/07). Diğer bir deyişle işsizlere seslenmiyor, es- nek iş gücünden faydalanmak isteyenlere ve pat- ron olma rüyası görenlere sesleniyor. Bu noktadan hareketle geleceğe ilişkin düşün- meye devam etmeden önce, orta sınıflann, içinde sağ radikalizmin (otoriteeğilimi, anarko-bireycilik, ırkçılık, şoven milliyetçilik, dindarlık) öğelerini de taşıyan bir dünya görüşüne sahip olduklannı ha- tırlamakta sanırım büyük fayda var. Şimdi gelecekte, sosyal demokrat partilerin ba- şansız olduğu bir anı (hiç kuşkunuz olmasın bu an mutlakagelecektir)düşünelim. Bu "yeniortadan" beklediğini bulamayan orta sınıflar, ekonomik du- rumları daha da bozulmuş olarak ve kendilerine has ideolojileriyle acaba ne gibi eğilimlere yöne- lebilirier? Örneğin bir ressesyon döneminde, Av- rupa birliği sürecinin çattrdamaya başladığı sıra- da, muhafazakâr partilerin, ya da uluslararası re- kabetten bunalmış, Japonya'nın, Güney Doğu As- ya'nın korumacı ve müdahaleci eğilimlerinden bık- mış bir ABD'de Cumhuriyetçilerin, orta sınıfı yeni- den kazanmaya çabaladığı bir ortamda, sağ radi- kalizmin, milliyetçiliğin, yabancı düşmanlığının ula- şabileceği boyutlan, bu toprakta yetişecek zehir- li otlan düşünelim... Korkutucu bir manzara değil mi? Bu karanlık senaryonun gerçekleşmesini engel- lemenin, orta sınıfların tehlikeli radikalleşme eği- limlerini dengelemenin, çatlak- patlak da olsa bir demokratik ortamı korumanın yolunun, şimdiler- de temsil ilişkileri dışına atılmış olan işçi sınıfının siyasi-ekonomik arenada tekrar temsil edilmesi gerekiyor. Vatanseverler, insanlar, doğaseverler, toprak erozyonu size sevebileceğiniz hiçbirşey bırakmıyor. T.E.M.A. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varhklan Koruma Vakfi Tel: (0.212) 281 10 27 / 268 09 85
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog