Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

2 4 EYLÜL 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA HABERLER FP'li başkan asker kaçağı • ANKARA (Cıımhurhet Biirosu) - FP'nınKJlisİl Başkanı Yırsuf Fılik'ın ">Tirtdışında ikamet ettiği" gerekçesiyle ask.erhğıni yapmadığı h>elırlendı. Î962doğumlu Filik, dış ticaretle uğraştığını ve ikametgâh adresinin Suudı Arabistan'da bulunduğunu belirterek "Askerlikten kaçmıyorum I999yıhna kadar tecıl ettirdim" dedi. RTÜK'ten pekop ceza • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) - Radyo ve Televızyon Ost Kurulu (RTÜK), Diyarbakır-Aktüel Radyo. Mardin-Shovv Rad>o ve Urfa'da \ayın yapan Medya FM'e ""bölücü yayın yaptıklan" gerekçesiyle 180'er gün kapatma cezası \erdi. Üst kurul dün gerçekleştirdiği toplantıda. yayın ilkesi ihlali nedenfyle BTV'nin yayınlannın 2 gün süre ile geçici olarak durdurulmasını kararlaştırdı. Toplantıda, bazı yayın ilkelenni çiğneyen Ankara-Çankaya TV'ye de 4 uyan cezası verildi. Seçim barajı tartışması • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) - Başbakan Vekili Bülent Ecevit. halkın iradesınin TBMM'ye yansıyabılmesı için seçim sisteminin değiştirilmesi ve barajın en azyüzde 5'e ındirilmesı gerektiğini söyledi. Başbakan Vekili Ecevit. dün ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras'ı kabul etti. Uras, adıl ve demokratik bir seçim sistemine geçılmesi gerektiğini vurgulayarak bugünkü sistemle seçime gidilmesı durumunda siyasi ıemsıl bunalımının derinleşeceğine dikkat çekti. Ecevit de. nispi temsıl sistemınde yüksek baraj uvgulanmasını g kaydederek diğer -..t-'P • üikejerdc_en yüksek barajın. yüzde 5 olduğuna işaret etti. Ulusal kalite hareketi • Ekonomi Servisi - Kalıteyı toplumun her kesımıne yaygınlaştırmayı amaçlayan "Ulusal Kalite Hareketi" başladı. Iş dünyasının önde gelen kuruluşlannı temsil eden yaklaşık 1500 kişinin katıldığı bir tanıtım toplantısıyla başlayan ve Kal-Der'in öncülük ettiği Ulusal Kalite Hareketi özel ve kamu kuruluşlan ile sivil toplum örgütlerinin dünya çapında kalite sevıyesine ulaşmasını amaçlıyor. Maaş farkları ödeniyor • ANKARA (Cumhuriyet Biirosu) - Emeklı Sandığf ndan aylık alan emeklı. dul ve yetimlerin ekim ayındaki maaş artışından doğan fark ödemeleri. 1 Ekim Perşembe günü başlayacak. 19 Temmuz 1998 tarihlı Bakanlar Kurulu karan ile 1 Ekim'den itıbaren geçerli olan ve 7750 aylık. 49500 taban aylık katsayısına göre belirlenen maaş farkJan. bırincı gruba girenlere 1 aylık. ikinci gruba girenlere 2 aylık ve üçüncü gruba girenlere de 3 aylık olarak aylık aldıklan banka şubelerince ödenecek. Güpeşe tepki I İZMTR (Cumhuriyet Ege Biirosu) - De\ let Bakanı Metin Gürdere'nin makam odasında Shovv TV muhabiri ile grekoromen stilinde güreşmesi basın kuruluşlannın tepkısine neden oldu. Türkiye Gazeteciler Sendıİcası Başkanı Ziya Sonay, '"Basin mensubu ile politikacı arasında mesafe olmalı. Ancak görüyoruz ki Özal döneminde başlayan ilişkiler artarak sürüp gidiyor" dedi. Izmir Gazeteciler Cemıyetı Başkanı Erol Akıncılar da ''Sansasyon uğruna bu tür yayınlar hem gazeteciyi hem de politikacıyı komik dıruma düşürüyor" dedi. CHP lideri Baykal, Çakıcı-Aşık görüşmesi için Başbakan'ı ağır dille suçladı ' Yılmaz telefonu biliyordu'A\KARA (Cumhum et Biiro- su)-Ülkücümafya elebaşısı Ala- attin Çakıcı ve telefon görüşme- len yaptığı saptanan Devlet Baka- nı Eyüp Aşık ile Başbakan Mesırt Yılmaz'm ıstifası ıstendi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, sa- dece Aşık'ın istifa etmesiyle so- runun çözümlenmeyeceğini. bu konuda Başbakan Mesut Yıl- maz'ın da "gerefini yapması" ge- rekiiğini savundu. CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin_ "Eyüp Aşık'ın istifasıyla ola>lann kapa- tılması mümkün değildir. Eyüp Aşık bu olayda garnitürdür, cep mendilidir, aksesuvardır. Başba- kan'ın istifa etmesi gerek- mektedir'' dedi. Keskın, Başbakan Yılmaz'ın istifa etmemesi durumunda TBMM açılır açılmaz, tüm denetım mekanizmalannı kesıniikle ışleteceklennı söyledi. Devlet Bakanı Aşık ile Çakıcı"nın yaptığı telefon konuşmasının bant kayıtla- nnın yayımlanmasının ar- dından. muhalefet hüküme- tı topa tuttu. Antalya muha- birimiz BülentEcCTİt'in bil- dirdiğine göre Antalya'da bulunan CHP liden Deniz Baykal. "Telefon konuşma- sının Basbakan'uı bilgisi da- hilinde vapıldığı anlaşılıyor. Bu, siyasi ha>atımızda bu- güne kadar eşini benzerini görmediğiınizjeni bir dö- nerae girmiş olduğumuzu gösteriyor" dedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin iktidar koltuğunda, çetelerle iyi i lişkiler kurmayı ya da böy- le bir ilişki kuruyor görün- meyi uygun bulan bırzihni- yet bulunmasının çok ağır bir durum olduğunu anla- tan Deniz Baykal. "Tepe- den brnağa Türkiye'nin si- yasi yapılanmaya girnıesi gereldyor. Halka da bunu anlatmaya çahşıyoruz. Se- çimler bunun için de bir fir- satolacaknr" dıye konuştu. Kasettekı konuşmalann doğru olup olmadığı ve ya- pılıp yapılmadığının ciddi biçımde ortaya çıkartılma- sı gerektiğini belirten CHP • Muhalefet, telefon görüşmesi skandalıyla ilgili olarak hükümeti istifaya çağırdı. Baykal'dan sonra CHP Genel Sekreteri Keskin de olaydan Yılmaz'ın haberi olduğunu ima ederek 'Aşık garnitür, Yılmaz da istifa etsin' dedi. lideri Baykal, şöyle devam etti: "Eğer bir bakan ile bir kanun kaçağı arasında geçen bir konuş- ma var ise bunun ne kadar ciddi okluğu ortaya çıkmış oluyor. Tür- kiye'de siyasetçi-çete iüşkisinin açık bir biçünde ortaya çıktiğı gö- riilüyor. Elbette bunun gerejjp ya- pılacakbr. Ama Turkiye'de siya- setçi ve çete Uişkisinin hangi bo- yudarda olduğu çok açık biçimde ortaya çtktL. Hükümet çetey le mü- cadeie konusunda önce kendisine çeki düzen vermeli. Bu hükümet- lebu mücadeleyi nasıl vereceğiz?" Baykal. Türkiye'nin çetelerden kurtulması için çetelere fırsat ve- ren. çetelerle içli dışlı ilişkiler ku- ran bu siyasetten anndınlması ge- rektiğini anlattı. CHP Genel Sekreteri Keskin de dün düzenlediği basın toplan- tısında. hükümetin bu andan itı- baren, "çetelerk mücadele edece- ğim" diye söz sö> leme hakkı kal- madığını söyledi. Hükümetin bu- güne kadar, organize suç örgütle- riyle ılgıli olarakyaptığı tüm açık- lamalann. hazırlanan raporlann ve incelemelerin çeteleri aklama- ya yönelik çalışmalar olduğunun anlaşıldığını ılen süren Keskin, "Halkı. çeteleri araşnnyoruz diye uyutanların. olayın üzerine şaJ çekme çabası içinde olduklan gö- riildü" dedi. Olaylann Aşık'ın bireysel iliş- kilerinden kaynaklanmadığını sa- vunan Keskin, Devlet Bakanı'nın, ÇİZMEPEN YUKARI MUSAKART Çakıcı ile Başbakan Yılmaz'ın bilgisi ve ilgisi dahilinde görüştü- ğünü bant kaydının doğruladığı- nı söyledi. Keskin. "Başbakan'ın sağ kolu" olarak nıtelendirdiği Aşık'ın yalnız bakanlıktan değil, milletvekilliğinden de istifa etme- si gerektiğini öne sürdü. Hükü- metin "hukuken, ahlaken ve mo- ralman" bittiğini söyleyen Kes- kin, şu göriişleri dile getirdi: -Çete etküıliklerinin kaba bir çözüme ulaşünlabilmesi için isti- fa etmesi gereken bir kişi de Baş- bakan'dır. Çetelere anahk, baba- lık, ağabeyiik yapanlardan, siya- sette yeğenleri, kuzenleri, baca- naklan, enişteleri kayınp koruyanlardan bu halkı kurtarmanuz gereldyor. Halkı bu kişilerden kurta- racak sürecin başlangıcı 18 Nisan tarihidir.'" Keskin, gazetecilerin so- rulan üzerine de Yılmaz ve Aşık'ın istifa etmemeleri durumunda, TBMM açılır açılmaz tüm denetim me- kanizmalannı işletecekleri- ni açıkladı. - DYP Grup Başkanvekili Turhan Güven de Devlet Bakanı Eyüp Aşık ile Ala- attin Çakıcı'nın konuşma bantlannın, hükümet içinde kimlerin çete-mafya ilişki- sinde olduğunu ortaya koy- duğunu belirterek Başba- kan Yılmaz'ın derhal istifa etmesi gerektiğini söyledi. Güven, Çakıcı'ya Meral Akşener'in yardım ettiği iddialan üzerine ise Akşe- ner'i savunmakta zorlandı. FP Genel Başkan Yar- dımcısı lsmail Alptekm de "Saym bakanlar hâlâyerin- de duracaklarnu? Hâlâya- lanlamalarla bu işin devam edeceğini düşünüvorlar mı? Hâlâ bakan olarak mü- lette hizmet edebilecekleri- ne inamyoriar mı" dedi. Hükümetin hem halkı, hem siyasi partileri hem de tüm dünyayı tatmin edecek bir açıklama yapmak zorunda olduğunu belirten Alpte- kin, "Bunun geçiştirilmesi mümkün değüdir" diye konuştu. DYP Genel Başkan Yardımcısı, Çakıcı operasyonunu Yılmaz'ın ihbar ettiğini öne sürdü Akşener: Aşık zavaüı bir kııryetstanbul Haber Servisi - DYP Genel Baş- kan Yardımcısı Meral Akşener. Alaattin Ça- kıa ile ANAP'lı De\ let Bakanı Eyüp Aşık'ın telefon görüşmesi kayıtlannuı açüdanmasıy- la ılgilı olarak Aşık'ı zavallı bir kurye olarak nitelendırdı. Akşener. "Aşık'ınkellesiyetmez, asıl ihbareı olan Başbakan Mesut Yılmaz da istifa etmelidir" dedi. Akşener'in, Aşık'ın Çakıcı ile yaptığı te- lefon görüşmesiyle ilgili olarak dün Ceylan Intercontinental Oteli'nde DYP Istanbul ll Başkanı Celal Adan ile birlikte gerçekleştir- diği basın toplantısında, Aşık ile Çakıcı'nın telefon görüşmelerinin yayım- landığı sinevizyon gösterisi yapıldı. Basın mensuplanna te- lefon görüşmesini içeren kasetin kopyası dağıtıldi. Akşener. ga- zetecilerin Susurluk ile ilgili so- rulannı yanıtsız bıraktı. Kaseti nereden bulduğu sorusuna kar- şılık Akşener. "Temiz toplum özfcmi duyan bir vatandaş gön- derdi" iddiasında bulundu. Akşener. Susurluk skandalı- nın ardmdan istifa etmek zorun- da kalan eski tçişleri Bakanı MehmetAğar'ın döneminde Is- raıl'den gelen ve emniyette ka- yıtlan bulunmayan silahlarla işlenen faili meçhul cinayetlere ilişkin soruya. konunun yargıya intikal ettiği gerekçesiyle yanıt ver- medi. Akşener'in, Aşık'ın telefonla görüş- mesi sırasında Çakıcı'ya söylediği "Tansu Hanım'la taktşün makıştın ya_ Şimdi de muhtemelen Mesut Bey'le takıştınnak iste- yenlerolabilir" sözlerinden ortaya çıkan Çil- İer-Çakıcı ilişkisine değinmemesi dikkat çek- ti. Çakıcı'nın yakalanması için kendı döne- minde yapılan operasyonlan, çetelere savaş açtığını söyleyen Yılmaz'ın ihbar ettiğini id- dia eden Akşener, bunun da kasetten açıkça ortaya çıküğını kaydetti. Hükümetin kasetin açıklanacağı bu toplanüyı önceden haber ala- rak yandaşı bir TV kanalında "içerigınisulan- dıracak biçimde'' yayımlattığını ıddia eden Akşener, Aşık'ın gerekçe olarak Susurluk hakkında bilgi toplamayı öne sürmesinin inandıncı olmadığını söyledi. Akşener, Aşık'ın canlı yaymda DGM'de açıklama ya- pacağını söyleyerek kendisini harcamak üze- re olan Yılmaz'ı tehdit ettiğini ileri sürdü. Akşener, "Bakanhğtnız döneminde sizin Çakna'ya Izmitii bir işadamı araeılığıv la ula- şıp'kaçsın' diyehabervolladığınız doğru mu" Çakıcı bugün yargı önüne çıkıyor NICE (AA) - Ülkücü mafya baba- sı Alaattin Çakıa. bugün Fransa'nın Nice kentinde mahkeme önüne çıkı- yor. Çakıcı. Fransa'ya sahte pasa : portla girmek suçundan yargılana- cak. Çakıcı ile birlikteyakalananko- ruması Muradi Güter de ruhsatsız tabancataşımak suçundan mahkeme önüne çıkanlacak. Çakıcı'ya, Fran- sa'ya sahte pasaportla girmek suçun- dan iki yıla kadar hapis cezası veri- lebıleceği bildiriliyor. Çakıcı'nın yanmda olan Ash Ur- aL daha sonra Nice Mahkemesi tara- fından serbestbırakılmıştı. Tutuklan- dıktan sonra Nice Cezaevi'ne konan Çakıcı, eylül ayı başında, Belçikalı yetkililer tarafindan sorgulanmıştı. Dışişleri Bakanhğı, Paris Büyükelçi- liği aracılığıyla Çakıcı'nın iade tale- bini içeren beş ayn dosyayı. Fransız Dışişleri Bakanhğı'na göndermiş. söz konusu dosyalar incelenmek üzere Fransız Adalet Bakanhğı'na, buradan da Aix en Provance bölge- sindeki, üç yargıçtan oluşan İstinaf Mahkemesi'ne gönderilmişti. Bu mahkeme, Çakıcı'nm Türfciye'ye ia- de edilemeyeceği konusunda karar venrse hükümetin bu karan değiştir- me hakkı bulunmuyor. Tersi durum- da, Adalet Bakanlığı son karan söy- leme hakkına sahıp. sorusunu "Hayır. BuÇakıa'nın tek tarafh be- yanıdır. Bu ispatedilirse millervekiüiğini de si- yaseti de bu^kmm" diye yanıtladı. Çakıcı operasyonu için ABD'ye gönderi- len Başkomiser'in ŞentürkDemiralpolduğu- nu doğrulayan Akşener sorulannı şöyle sı- raladı: - Çakıcı bir bakana nasıl "abi" diyor? - Aşık'la her gün ne konuşuyordu? - Yılmaz'ın Omer Göktuğ'un (Flash TV'nin es^ci sahibi) isteği üzerine grupta yap- tığı konuşma nedir; Çakıcı ile ne ilgisi var? - Yılmaz' ın televizyona çıkması için Meh- met Afi Yılmaz ile birlikte dev- reye giren Hüsamettin Abi kim- dir. Hüsamettin Çindoruk mu yoksa Hüsamettin Ozkan mıdır? - Cavit Çağiar'ın bu fotoğraf- ta ne işi var? - Dışişleri Bakanı, Yılmaz'a Çakıcı operasyonunu haber ver- dimi? - Yılmaz neden Çakıcı'nın ölü getirilmesi için talimat verdi? - Yılmaz, Budapeşte'de yum- rukJanınca Çakıcı'ya ne tür bir haber gönderdi? - Yılmaz, Çakıcı'nın ne türgö- nül hizmetlerinden yararlandı? 1IRMI KIAYDIN ENGİN aengin (a posta. cumhuriyet. com. tr VVashington'da Clinton var. Nice'te Çakıcı. Ankara'da da Eyüp Aşık. Eyüp Aşık'ın yanm- da Mesut Yılmaz da var mı, he- nüz belli değil. Ama eski içişle- ri bakanlarından bir kadının (neydi adı kuzum?) olduğu bili- niyor. Tırmık'ın izin yaptığı iki gün boyunca televizyon ekranlarını, gazete manşetlerini "VVashing- ton, Nice ve Ankara" boydan boya kapladı. Clinton'ın video bandını, Eyüp Aşık'ın Çakıcı icazetli ses bandını doya doya dinledik. Sonra ne yaptık? Ya da ne ya- pıyoruz? Benim görüp gözlediğim, mahalle dedikodusu çerçeve- sine sıkışıp kalındı. Clinton jürinin karşısında na- sıl ezildi büzüldü; nasıl ağla- maklı bir ses tonuyta konuştu; koskoca Amerika'nın koskoca başkanının düştüğü şu hallere bak; cık cık cık; tüh tüh tüh; vah vah vah!.. Başka? Monica Oval Ofis macera- larında ne dedi? Clinton onun sol memesini mi okşadı, sağ memesini mi? Sonra o meme- Washington-Nice-Ankara yi öptü mü, öpmedi mi? Eh ar- dından da ohhh, vvışşş, uffff!.. VVashington cephesi aşağı yukarı böyle. Peki, Nice-Ankara cephesi nasıl? Eyüp Aşık polise "tut", Ça- kıcı'ya "kaç" dedi mi, deme- di mi? Eyüp Aşık'a Çakıcı ile ilişki kurmasını, hatta ona, "Benim için önemli olan sen- sin abi" dedirtecek kadar ya- kın ilişki kurmasını Mesut Yıl- maz mı söyledi, yoksa Eyüp Aşık kendisi mi karar verdi? Eyüp Aşık gerçekten kencfi iddia ettiği üzere zehir hafi- yeliğe soyundu, polisin göre- vini üstlendi, uzmanlık gerek- tiren istihbaratçılık mesleği- ne, su katılmamış bir acemi olarak boydan boya dalıp gırtlağına kadar çamura mı battı, yoksa zaten biraz "Ka- radenizlilik", epey ideolojik akrabalık gayretiyle zaten Çakıcıgillerle "enseye tokat, göbeğe parmak" durumları mı söz konusuydu? Dahası, genel başkan seçildiği ANAP kongresinin güvenliğini(l) anahtar teslimi Abdullah Çath'ya ihale eden Mesut Yıl- maz, bu kez de bir başka anahtar teslimi iş için Çakı- cı'ya ihale mi vermişti? Bu sorulann yanıtı yok! Bu sorulann yanıtını bizler, gazeteci ya da sıradan yurttaş olarak bizler veremeyiz. Şu ana kadar Eyüp Aşık'ın, ilerideki günlerde de koroya katılacak ötekilerin, örneğin Mesut Yıl- maz'ın, MlT'in, Emniyet Mü- düriüğü'nün, eskiden içişleri bakanlığı bile yapmış olan û ka- dıncağızın (hani adı şeydi... neydi?), hatta belki de Nice'ten yeni kasetler yollayacak olan Çakıcı'nın söyledikleri ileyetin- mek zorundayız. Burada onur kıncı bir yan yok mu? Biz kimlerle, hangi kirli he- saplarla. hangi kirli ilişkilere gi- riştiklerini bilmediğimiz; bu iliş- kiîerinde ne hattlar kanştırdıkla- nnı hiç bilmediğimiz bu adam- lann söyledikleri ile niye yetin- mek zorundayız? Niçin bilgile- rimizin kaynağı bu adamlann açıkladıklanyla sınıriı? Eğer VVashingtoıj'da olup bi- tenlerden yurttaşça, demokrat- ça bir sonuç çıkaracaksak bu ne Clinton'ın acınası pozlan, ne Monica Levvinsky'nin pomo sı- nınna gelip dayanmış itiraflan- dır. VVashington'da koskoca Amerika'nın koskoca başkanı, yargılama yetkisine sahip Bü- yük Jüri'nin karşısına tıpış tıpış çıktı. Savcıların sorularını en küçük aynntısına kadar yanrtla- mak zorunda kaldı. Amerika'da (burjuva) hukukunun, Ameri- ka'da hukuk devleti kavramı- nın, Amerika'da saydam toplu- ma giden yolun sınırlan zorlan- dı. Bu, halk için bir kazanımdır. Kapalı kapılar ardında ister seks, ister siyaset rezaletlerine bulaşanların bundan böyle uğursuz adımlarını daha ürkek atacakları; Amerikan halkının ülkede olup bitenleri doğrudan öğrenme hakkının tadını aldığı bir kazanım... Şimdiiiii!.. Türkiye Cümhuriyeti'nin yurttaşlannın, Amerika Birleşik Devletleri yurttaşlarından ne eksiği var? Aşık'ın da, Akşener'in de ve...Ve evet, koskoca Türki- ye'nin koskoca başbakanının da yargıçlann karşısına çıkma- sını, sorulacak sorulara tek tek yanıt vermelerini, kapalı kapılar ardında ne döndürdülerse gün ışığı görmesini istemekten bizi ne alıkoyuyor? Hem de kamera yasağı olan DGM'lerde değil? Hem de bı- rakınız başbakanı, çete dava- sında bilgisine başvurulan MİT görevlisinin bile, "Devlet sırn niteliğinde bilgilerinizi söyle- meyebilirsiniz" diye uyanp, çal- madan "gizlicilik" oynayacak DGM yargıçlan tarafindan de- ğil, hukuku hukuk gibi, mahke- meyi mahkeme gibi kavrayan yürekli yargıçların karşısında sorgulanmalannı istemek hak- kımız değil mi? Bu yargılamanın video bant- lannın bütün TV kanallanndan yayımlanmasını istersek, dev- let düşmanlığı mı yapmış olu- ruz, demokratlık mı?.. POLflİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA Nurettin Soyer... Yıllar önce bir Mordoğan akşamında birliktey- dik... Uğur Mumcu, Nurettin Soyer ve ben... Uğur, Nurettin Soyer'le yaptığı röportajı bitir-| mişti... i Soyer'in ölüm haberini önceki sabah aldık... 0,12 Eylül'ün Ankara Sıkıyönetim Savcısı'ydı ve MHP davasıyla adını duyurmuştu... ,' Bugün Nurettin Soyer'in Uğur Mumcu'ya an-i lattıklanndan bir bölüm sunacağım... ! Soyer'in anılan, bugün içinde yaşadığımızolay-1 lara da ışık tutuyor: ! "Tarihini tam hatıriamıyonım. Istanbul Emniyet Müdürlüğü, Ankara'da Bahçelievler'de yedi ki- şiyi boğarak öldüren sanıklardan Haluk Kırcı'yı yakalamışlar. Nasılyakalamışlar bilmiyonım. Ara-* nan kişiydi ve çetenin önemli adamlanndan bi-t riydi. Neyse ki Istanbul Emniyet Müdürlüğü bu sanığı yakalamış. Ankara Emniyet Müdürlü- ğü'nün bu sanığı en az 28 gün gözetim altında tutması gerekir ki, çete hakkında, cinayet hak- kında bilgi toplanabilsin. ', Istanbul Emniyeti'nden geldiği gün baktım* Haluk Kırcı polis nezaretinde benim kapımın önüne getirildi. 'Bu nedir böyle' dedim, 'sorgu-ı su var mı?'. Yok, dediler, yok. 'Sorgusu yapıl-j madı, nasıl getirildi buraya? "Vallahi'cted/Ve/; 'bi-j rinci şubeden emir verildi, biz de getirdik'. j Savcılık olarak bu sanığı sorguladık. Tabii ne çeteyle ilgili bilgi verdi, ne de başka şey... Yalnıi yedi kişiyi öldürdüğünü bizlere söyledi. Söyle- meyebilirdi. Ama söyledi... 'Bundan nedamet duyuyorum' dedi... 'Sıkıntı içindeyim' dedi. 'O-j nun için söylüyorum' dedi. Hatta çocuklardan bh rini tel askıyla boğduğunu anlatırken savcı dımcısı 'Bak neler söylüyor' dedi. Ben de tum dinledim bir nebze. ' Şimdi bu olay oldu. Benim çok ağınma gittiı Bu, korkunç birörgüt. Bu örgüt ile ilgili bu adam^ dan yığınla bilgi alınacak." i • • • Nurettin Soyer, 18 yıl önceki Türkiye'nin fotoğ-! rafını gözler önüne koyarken çete-mafya bağlan- 1 tısının arkasındaki güçleri, onların ilişkilerini bi( noktada açığa çıkarmıyor mu? • Gazete sayfalanna bir bakın, faili meçhul cina-! yetlerin arkasında kimlerin olduğunu, 'Susur* luk"\a ortaya çıkan 'çefe, politikacı, polis' ilişkiT lerinin boyutunu göreceksiniz... ı Alaattin Çakıcı'ya "kaç" diyen, Bakan EyüpJ Aşık değil mi? Ya Haluk Kırcı'yı dört yıl önce Istanbul Emni- yet Müdüriüğü'nde gözaltındayken kaçmasınş göz yumanlar kimdir? ı Haluk Kırcı, 12 Eylül 1980 sonrası gözaltına alınıyor, ama sorgulanmadan askerı savcı Nuret-; tin Soyer'in makamına getiriliyor... i Oysa, emniyet müdürlüğünün bir sistemi var: Alınan istihbarata göre hemangi suç işleyen bi-r risi yakalandığında, hemen Sıkıyönetim Komu- tanlığı'ndan, o kişinin durumuna göre 10-30 gün arası gözetim yetkisi isteniyor... ] Haluk Kırcı, Bahçelievler katliamı sanıklarırn dan birisi, Soyer'e göre 'çetenin önemli' adam-J ları arasında. Ama ona 'gözetimyetkisi' istenmi- yor. Kolordu ve Sıkıyönetim Komutanı Korgene- ral Recep Ergun da bu olup bitenlere göz yu-J muyor... > Nurettin Soyer, bakın bu konuda neler söylü-j yor. ı "O sırada savcı yardımcılanndan biri 'AğabeyJ pankart astı diye bir kızı yakalamışlardı. Bende evrakı vardı' dedi. Kızı 15 gün emniyette göze- timde tutmuşlar, sorgulanmış, öyle gönderilmiş: Savcı yardımcısı '3 ay önce pankart astı diye 15 gün gözetimde tutmuşlar, bu ne biçim iş!' diye sordu. Emniyet müdürlüğünün bu hareketinin çoksa- kıncalı olduğunu komutana yazı ile bildirdi. Fa- kat komutandan bir cevap alamadık. Sözlü ola- rak da sordum. 'Emniyetin işi başından aşıyor" dedi. Biri sağdan... Katliam yapmış bir kişi; biıi soldan, pankart asmış birkız..." Recep Ergun'un emekli olduktan sonra ANAP'tan milletveküi olması acaba bir rastlantf mıdır? ı • • • ; Eli kanlı çeteler devlet tarafindan korunup kol-î landı ve bugünlere gelindi... ' Nurettin Soyer'in anılan bugünün Türkiyesi'nde' yaşananlara, daha önce değindiğim gibi, ışık tu- tuyor... Polisler, 12 Eylül'den sonra uzun namlulu SH lah, beş tane tabanca, 500 mermi yakalıyorlar., Soyer, polis şefleriyle Recep Ergun'a gidiyor... • Diyor ki: "Komutanım; otomatik silah, tabanca, mermi yakaladık. Bunlarpek çok katliam olaylannı, fa- ili meçhul cinayetlerin aydınlanmasını sağlaya-ı cak..." . Ergun: "Bırakın efendim onu, Kızılay'da pankart asıl-' mış, onun haberi geldi. Siz savcısınız, gidin o- nun failini getirin bana...". Soyer: "Efendim, biz pankart asanı da yakalarız. Oda bizim görevimiz. Ama siz pankartı, silahın önü- ne mi getihyorsunuz?" Ergun: "Evet, pankartı silahtan önemligörüyorum. Ül- kücüler sinmiş, tecrit olmuş, dönmüş, sol ise boş durmuyor..." Soyer: "Efendim, bunlar adam öldürmüş, biz de sh lahlan yakalamışız..." Ergun: > "Hayır, istemem ben silahlan, pankart asan) yakalayın!.." < Bir başka anı... Soyer anlatıyor: "KomiserAsım Akbulut bir çeteyiyakalamış- tı. Içlerinde bir de polis vardı. Akbulut bana şöy- le dedi: 'Biz çeteyi ortaya çıkardık, ama görevim- den alındım.' Durumu Recep Ergun'a bildirdim. Yanıt bile vermedi..." Nurettin Soyer 65 yaşında öldü... Onuruylayaşadı... Işık içinde yatsın!.. ; hikmet.cetinkaya;« cumhuriyet.com.tr Faks numaramız: 0212/ 513 90 98
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog