Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 EYLÜL 1998 PERŞEME HABERLER Birdal, Saharov ödüfüne aday • STRASBOURG(AA)- Avrupa Parlamentosu'nda (AP) en fazla sandalyeye sahip Sosvahst Grup. Jnsan Haklan Derneği Başkanı Akın Birdal'ı. buyılki Saharov Insan Haklan Ödülü'ne aday gösterdi. Başkanlık Divanı, AP'deki tüm si> asi gruplar kendı adaylannı belırledıkten sonra insan haklan ödülünün sahibi içın son karan verecek. Ödülü I996yılındahalen cezaevinde tutuklu bulunan eski milletvekili Leyla Zana almıştı. Kürşat Yılmaz dosyası tamam • SOFYA(AA)-Eskı Kusadası Beledive Başkanı Lütfü Suyolcu'nun öldürülmesı oJayından dolayı tutuklu bulunduğu Burdur Cezaevı'nden i7Şubat 1998 tanhınde fırar eden \e VIIT ile Bulgaristan polisinin ortaklaşa düzenlediği bir operasyon sonucu Varna kentinde yakalanan Yakup Kürşat Yilmaz hakkındaki soruşrurma dosyası tamamlandı. \'arna Bölge Savcılığı'ndan ediniJen bilgıye göre. Yakup Kürşat Yılmaz. Bulgaristan sınırını kaçak geçmek \ e sahte pasaport kullarımak suçlanndan yargıianacak. Kürşat Yılmaz ıle bırhkte yakalanan Alı Oymak ve Süleyman Ka\rak Ha aynı soruşturma dosyası kapsamında en geç bır hafta içinde belırlenecek tarihe göre hâkim karşısına çıkacaklar. Haslet Soyöz'e beraat • ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara 2. Aslıye Ceza Mahkemesi. bir karikatürde. eski Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın kişilik haklanna hakaret edildigı gerekçesiyle yargılanan Milliyet gazetesı karikatüristi Haslet Soyöz'ün beraatma karar verdi. Mahkeme. gazetenın Sorumlu \azıişleri Müdürü Eren Güvener hakkındaki davayı iseerteledı. Iddfanamede. Haslet Söyöz tarafından dönemin Adalet Bakanı Şevket fCazan kastedılerek yapılan, hem erkek hem de bayan vasıflı yaratıgı mizah eden karikatürle müşteki Kazan'ın kişilik haklanna hakaret edildiöi belirtilivordu. Vural'ın ailesine gözaltı • İstanbul Haber Servisi - Kâğıthane'de HADEP üyesı işçi Bilal Vural ile arkadaşı Hakim Atik"i öldürdükleri gerekçesiyle haklannda dava açılan Murat Çap ve Dogan Çakmak'ın yargılanmalanna. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi 'nde devam edildi. Duruşma öncesinde Vural'ın babası Yusuf. annesi Gülümser ve ablası Düriye Vural. polis tarafından gözaltına alındı. Vural ailesi duruşmadan sonra serbest bırakıldı. 'Seçimler ertelensin' • İstanbul Haber Servisi - Çağdas Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDDl. yerel ve genel seçimlerin birbirinden aynlması ve genel seçimlerin 1999 sonbaharda yapılması konusundaki görüşlerini yazılı açıklamayla duyurdu. Açıklamada, yerel seçimlerde kişilerin. genel seçimlerde de partilerin baskın olduğu belirtılerek "Birlikte yapılmalan. gerek teknik gerekse seçmen tercihi ve demokratiklik açısından sakıncalıdır" deniîdi. RP davası AİHM'de • ANKARA (AA) - A\ rupa İnsan Haklan Mahkemesi (AİHM). Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan RP'nin başvurusunu alt komisyonda gelecek ay sonunda görüşecek. Kapatılan RP'nin AİHM'de açtığı davaya ilişkin çalışmalan yüriiten eski Adalet Bakanı Şevket Kazan. dava dosyasıntn 19- 30Eylül 1998 tarıhlen arasında mahkemenın alt konusyonunun yapacağı toplantı gündemıne alındığını bildirdi. Kazan, incelemenin ardından davanın seyrinin belirleneceğini ıfadeettı. THY uçağını Trabzon'a kaçıran Akyüz, 15 yıla kadar hapis istemiyle yargıianacak Hava korsatu tutuldandıAHMETŞEFİK TRABZON- Ankara-tstanbul seferini ya- pan THY'nin Seyhan uçağını oyuncak ta- bancayla Trabzon'a kaçıran hava korsanı th- san Akyüz,tutuklanarak cezaevine konuldu. Akyüz. polısteki ıfadesinde bunalımda ol- duğu için psikiyatri teda\ isı gördüğür.ü be- lirtirken mahkemedeki ifadesinde de olavı tek başına gerçekleştirdigini ve türban ko- nusunda okullarda getirılen sınırlamaları protesto etme amacı taşıdığını yineledi. Önce Trabzon Terörle Mücadele ekipleri tarafından sorgulanan hava korsanı îhsan Akyüz. GüneydoğuUa askerlik yaparken ça- tışmalara katıldığını. askerden döndükten sonra da topluma bir türlü adapte olamadı- gını söyledi. Güvenlik görevlisi olarak ça- lıştığı Çorum'daki Toprakbank şubesınden başka işlerde çalıştınldığı için istifa ettigi- ni, bu durumun ailesıni de çok üzdüğunü be- Iirten Akyüz. ailesi tarafından buolay nede- niyle sürekli horlandığını, bunun üzerinesi- nir krizi geçirdiğini. 15 gün ilaç tedav isi gör- düğünü \e 27 Kasım I996"da işçi olarak Is- rail'in Kudüs kentine gittigini açıkladı. Ak- yüz, burada 4 ay çalıştıktan sonra çalışma koşullarınınagırlığından Mart 1997'deTür- kiye'yedöndüğünüanlattı. Kendisini "inan- cı olan Müslüman" olarak tanımlayan Ak- yüz. beş vakıt namazı kılmadığını, ancak cuma namazlarını kaçırmadığını söyledi. Hava korsanı Akyüz. dün ögleye doğru önce Adli Tıp'a getirildi. Cenel Müdiir Yusuf B o l a y ı r l ı 'Eylemler THY'ye zarar veriyor' İstanbul Haber Servisi - Türk Hava Yollan (THY) Genei Müdürii Yusuf Bo- layıru, uçak kaçınna eylemlerinin milli havayolu THY'ye zarar verdiğini, son kaçırma eyleminin de şirketin olumlu imajını zedelediğini belirtti. THY'nin dün Istanbul-Bodrum seferini yapacak Boeing 737 tipi uçağmın, "Booıban bir Idşi tara&ıdan kaçınlacağı"na yönelik ihbar ise asılsız çıktı. THY genei yönetim binasında basın toplantısı düzenleyen Bolayırlı, Istan- buI-Ankara seferini yapan TK 145 sefer sayılı uçağın thsan Akyüz adlı hava kor- sanı tarafından kaçmlarak Trabzon'a in- dirilmesi sırasında uçus ekibinin göster- digi basiretli tutumun övgüye değer ol- dugunu söyledi. Ekiplerinüı, kaçırma Burada Adlı Tıp Doktoru Mustafa Gün- düz tarafından muayene edilen Akyüz'de herhangı bır ışkence ya da darp izı olmadı- ğı raporedıldi. Daha sonra Cumhunyet Sav - cısı Abdüllatif Yüksele götürülen Akyüz'ün sorgulamasını 2. Sulh Ceza Hâkimi Adalet Işıkyaptı. Akyüz, 45 dakika süren ve kimlik bilgi- eylemlerine karşı eğitimli olduklannı vurgulayan Bolayırlı, "Ancak bu otay, bayrak taşıyan milli hatayolumuzun oiumlu imajını zedeiemiştir'' dedi. KaçınJan uçağın kaptan piiotu Aıul Işıl da. ınsanlan sevgiyie ikna etmek ko- nusunda birçok kitap okuduğunu belir- terek, kaçırma eylemi sırasında korsanı bu kitaplardan ögrendiği yöntemlerle ik- na ettiğini ifade etti. Kabin amiri Nazan Kamnk ise, kor- sanla ilk kez kendisinin yüz yüze geJdi- ğini belirterek, "Korsanın bana 'Kan dökmek istemiyorum. Korkma ve heye- canlanma, ancak bütün talimatlanma harfiyen uymanız gerekir' şeklindeki sözleri işimizi kolaylastırdı" diye konuş- tu. leri ile birlikte toplam bir buçuk sayfalık ifa- desinde. oyuncak silahı Ankara Otoga- rfndan. uçak biletıni ise Çorum'dan aldıgı- nı söyledi. Akyüz, uçağa binerken X-Ray ci- hazının alarm verdiğini. oyuncak silahı ço- rabmın içine gizledigini, cebindekileri bo- şalttıktan sonra tekrar dedektörlerden geç- tigını. ancak bu kez alarm çalmadığını an- lattı. Uçakta kola servisi yapıldığını. kolasmı yanya kadar içtikten sonra bacaklannın ara- smdan çıkardığı oyuncak tabancayı kabin amiri Nazan Hanım'ın sırtına dayadığını açıklayan hava korsanı. daha sonra özetle şunlan söyledi: "Nazan Hanım çok korktu. Ona korkma- masını «ivledim. Kimseye zaranm dokun- mavacağını beiirttim. Cit püota söyle, onla- ra da zaranm dokunmayacak. Pilota uçağı ters yöneçevirmesini ve Karadeniz'e yönlen- dirmesini sö> le dedim. Ogiderken ben dear- kasından kalkarak pilotlann yanına gittik. PilotJâra silahı da> adım.Oy uncakolduğunu anlanıasınlar di>eönlerine bakmalannı söy- ledim. L'çağı Karadeniz'e yonlendinmekri- ni Samsun ya da Trabzon'a girmelerini söv- ledim. Pilot da bana Trabzon'a gidebileceği- mizi sövledi. Amacım tamamen başörtüsü olavını protesto etmek içindi. Kimseye bir zaranm dokunmadı. Trabzon'a indiğimizde pilotla konuştuk. O \olculan indirelim dedi. Ben de önce yabancılann inmesinc karar verdim. Ama sonra herkesin inmesini kabul ettinı. Pilot beni ikna etti. Çok iyi bir insan. Sonra birlikte indik ve teslim oldum." Mahkemede ifadesi alınan Ihsan Akyüz, tutuklanarak Trabzon Ceza ve Tutukevi'ne konuldu. .\kyüz. "Naküye ^e muhabere va- sıtalannınaJeyhindecüriimler" başlıgmı ta- şıyan TCK'nin 384. maddesinin 3. fıkrasm- a göre 15 yıl ağır hapis istemiyle yargıiana- cak. CHPHen köprüdezamprotestosu Boğaziçi Köprüsü'nden geçiş ücretlerine >apılan /amlan protesto eden CHP istanbul millet>ekiUeri .\Iehmet Sevigen ve Algan HacaJoğlu. dün köprünün Anadolu vakasında gişelerden geçen arabalara si\ah kurdele dağıttılar. "Dümanın en pahalı köpriisü" unvanını koruyan Boğaziçi köprüsünün. kurulduğundan bu yana maliyetinin iiç katı gelir getirdiğine dikkat çeken Se\igen, u Bu zamlar pek göze görünmez. ama bunlar yann gelecek olan biiyük zamlann, hatta seyahat özgürlüğünü kısıtlayacak insan haklan ihlallerinin habercisidir" dedi. İstanbulda trafik konusunda vaşanan sıkıntılana değinen Hacaloğlu ise "İstanbullu. yaşamının biiyük bölümünü trafikte geçiriyor. Ikinci köprii de. deniz ulaşımı da yetersiz kahyor. Ancak deniz yolunun daha etkiİi bir şekilde kullanılabileceği, atternatif bir çözüm var. o da raylı rüp geçittir. Bu sistem tüm trafiği rahatlatacaktır" dedi. Çapan:Saldın karakolilebağlanük Uğradığı silahlı saldında ayağından yaralanan Esemurt Beledive Başkanı Dr. Gürbüz Çapan. olayda azmettirici olduğu belirlenen Mavkıl lakaplı Selahattin İ /mc/'in. Küçükköy Karakolu ile bağlantısının olduğunu öne sürdü. Çapan. olavla Ugili olarak İhsan Silgu. Sinan Özçelik ve Suat O/Tiirk'ün Gaziosmanpaşa'da yakalanarak gözaltına alındığını belirterek, -Olayın arkasından gecekondu çıktı. MaykıL yakalanan bu kişilerin yanlannda kalıvordu. Ama daha çok Küçükköy Karakolu 'nda kalıvordu. Maykıl'ın Küçükköy Karakolu ile teması \ar" diye konuştu. Çapan, tedavisinin tamamlanmasının ardından dün göre>inin başına döndü. Beledivede düzenlediği basın toplantısında saldınvla Ugili çeşitli yorumlar vapıldığını ancak ola> ın arkasından "gecekondu"nun çıktığını belirten Başkan Çapan, "Gecekondulardan nelerin çıkabileceğini. hangi suça vataklık yapabileceğini gördük" dedi. Metin Göktepe'nin bifmeyen davası İZMİR (Cumhuriyet EgeBürosu)- Gaze- tecı Metin Göktepe'yı gözaltında öldürmek- le suçlanan polisler. bugün ikinci kez hâkim karşısına çıkıyor. Yargıtay'ın Afyon Ağır Ceza Mahkemesi karannı bozmasının ar- dından geçen ay hâkim karşısına çıkan sa- nık polisler. insan haklan temsilcilerinden kendi haklannı da savunmalannı istemiş- Ierdi. Güvenlik nedeniyle *en çokgezen da- va' unvanına da sahıp olan dava için Gökte- pe'nın ailesi ve arkadaşları 17 bininci kilo- metreyi de tamamlayarak bugünkü duruşma için Afyon'a gelecekler. Gözaltında öldürülüşünün üzerinden 982 gün geçen Metin Göktepe'nin duruşması, bugün Afyon'da görülüyor. Afyon Ağır Ce- za Mahkemesi"nde saat 10.00'da başlaya- cak duruşmada tutuklu sanıklar Şuayip Mut- luer, Saffet HızarcL Fedai Korkmaz, Metin Kusat, Seydi Battal Köse ile mahkemenın v erdiği beraat karannın ardından görev leri- nin başına dönen MuratPolat, Burhan Koç. İlhan Sanoğlu. Selçuk Ba> raktaroğlu. Tun- cay Uzun ve Fikret Kayacan hazır buluna- cak. Bugünkü oturumda Yargıtay'ın kararı dogrulrusunda dinlenmeyen tanıklann din- lenmesi bekleniyor. Afyon Ağır Ceza Mah- kemesi. Yargıtay'ın bozma karanna uvma- sının ardından belirlenen eksiklikleri gider- dikten sonra yeni bir karar oluşturacak. Bugünkü duruşma için çeşitli siyasi par- tiler ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin de Afyon'a gelmesı bekleniyor.Geçen duruş- ma. sanık polislerin ilginç ifadelerine sah- ne olmuştu. Sanıklardan Şuayip Mutluer. polislere bazı kesimlerin potansiyel suçlu olarak baktıklannı beürterek "Pblis polise işkertce vapar mı? Yaparefendim.yapar. Her türlü işkenceye maruz kaldık" demışti. SanıkJardan Saffet Hızarcı da, hazırlıkta- ki ifadesini işkenceden korktuğu için oku- madan imzaladığını açıklamıştı. Daha önceki duruşmalarda yaptığı açık- lamalarla Göktepe cinayeti davasında önem- li aşamalar kaydedilmesine neden olan Sey- di Battal Köse de verilen kararla "adli bir cinayet işlendiğini" savunmuş ve şöyle ko- nuşnıuştu: "Bu mahkemede. yargüamada adli bir cinayet işlenmektedir. Cumhuriyet Savctsı beraatımı istediği halde neden ben hâlâ hapis yaüyorum? Göktepe davasında ben suçsuzum. Olayla hiçbir il«im yok. Bu- rada bulunan insan haklan savunucularuıa seslenijorum. Suçsuz yere hapis yaöyorum. Benimle ilgiknin." ÜIFIR NOKTASIIORAL ÇALIŞLAR Gazetecilik mesleğinin, meslek onuajnun, inandığı da- vaya sonuna kadar bağlılığın. devrimciliğin örnek ısimlerin- den Mehmed Kemal Ağabe- yi, dün toprağa verdik. Meh- med Kemal, 50 yılı aşan gaze- teciliğinin yanında şairdi, ede- biyat ustasıydı. Mehmed ağa- bey sosyalistti ve yaşamının sonuna kadar, eşitlik ve özgür- lük davasının savunucusu ol- maktan, çektiği onca çileye rağmen vazgeçmedi. 1940-1950'li yıllann aydınla- rının çektiği çileleri, "Acılı Ku- şak" kitabında, duyarlı bir dil- le anlatır. Türkiye'nin bugünle- re nasıl geldiğinin öyküsü 1940'larda başlamıştı. O dö- nemde ülkemizin en değerli aydınları. gençleri, siyasi ikti- darın ve sivil polislerin gazabı- na uğramıştı. Pertev Naili Bo- ratav, Behice Boran, Niyazi Berkes, Nazife Cemgil, Ad- nan Cemgil, Abidin Dino bu baskıdan nasibini alan sosya- listlerdi. Onları Mehmed Ke- mal'lerin. Şevki Akşit'lerin, Enver Gökçe'lerin kuşağı izle- di. Ankara Dil veTarih Coğrafya Fakültesi, o yıllann ilerici mer- Mehmed Kemal'den Bize Kalan... kezlerindendi. Bu nedenle "Irk- çı-Turancılar"m baskınına uğ- radı. Mehmed Kemal "Acılı Ku- şak" kitabında o günleri şöyle anlatır: "Öğrenci eylemleri içinde ünlü Dil Tarih olayları vardır. Irkçı ve Turancılar, fakül- teyi basmışlar, rektörü hırpala- mışlar, elinden istifasını almış- lardı. Böyle bir cesaret örneği göstermelerinde, zamanın si- yasi şube müdürü Ekrem'/n büyük payı vardır. Hem fakül- teyi basmışlar, hem rektörü hır- palamışlar, hem karşı koyan ar- kadaşlarımızı polisin desteği altında dövmüşlerdi." 50 yıl önce olanlara baktığı- mızda, acaba ne degişti diye sormak gerekiyor. O kuşak 50- 60 yıl önce ne çektiyse, Türki- ye'yi yöneten mantık bugün- küleredeaynı şeyleri çektiımi- yor mu? Mehmed Kemal ve arkadaş- ları, o dönemde bir öğrenci derneği kurarlar. Hep bildiği- miz şeyler başlarına gelir: "Derneği de rahat komadılar. ÜnlüAnkara mitinginde birçok yerle birlikte, derneği de bas- tılar, kitaplannı yırttılar, eşyala- nnıyaktılar, talan ettiler. Dernek yöneticilerinden bazılarını tu- tukladılar. Ben yöneticiler ara~ sında olmadığım halde 'faal aza' sayılarak tutuklandım. Tu- tuklananlar; ikisi kız, üçü erkek olmak üzere beş kişiydi... An- kara Cezaevi'nde 95 gün tu- tuklu kaldık... Sonra da hepı- miz beraat ettik. Savaşı mütte- fikler kazanmış, Batıdemokra- sileri safında yerimizi âlmışt/k. Demokrasi yolculuğuna çıkı- yordu büyüklerimiz." Savaş bittiğine göre yıl 1945, tam 53 yıl olmuş. O günden sonra Mehmed Kemal'in başı dertten kurtulmadı. 12 Eylül askeri darbesinin ardından 36 yıl sonra onu yine tutukladılar. tıpkı diğer aydınlar gibi. Meh- med Kemal'in öyküsü aslında Türkiye'nin son 50 yılının öy- küsü. NATO'ya giriş. Türki- ye'nin anti-komünist cephe içinde yer alışı ve yasaklar. Bir ömür böyle geçti. Mehmed Ağabey, yine anıla- rında kendi kuşağının başına gelenleri şöyle anlatır: "7954 yılında bir NATO çağnsına ga- zeteci olarak katılacağımız za- man, arkadaşlanmıza pasa- port verildiği halde, Içişleri Ba- kanı Ethem Menderes bize pasaport vermemiştir... Daha sonralan Aziz Nezin 'e de Ok- tay Rifat'a da pasaport veril- memiştir...Bizdeki siyasi poli- sin bütün marifeti birtakım in- sanlar hakkında dosya düzen- lemektir. Birdüşmanınızvarya da kentin emniyet müdürü ha- raketinizden hoşlanmıyorsa, ötesi kolaydır. Bir ihbar mektu- bu yazılır, filan kimse 'komü- nisttir' denir, dosya düzenlen- meye başlanır." "... Kimdir bu polis rejimini kuranlar, fişlemeyi, dosyala- mayı icat edenler diye sora- caksmız. Bu fişleri ve dosyala- n tutturanlar. fişleri ve dosya- ları tutulanlardan daha mıyurt- severdirler". Evet gerçekten daha mı yurtseverler. Mehmed Ağabeyin cenaze- sinde, kendi kuşağından ha- yatta kalan az sayıda sosyalist arkadaşı vardı. Şahap Bakır- san, Şükran Kurdakul, Zihni Anadol, Enver Aytekin gözü- me çarpan dava arkadaşlany- dı. Mehmed Kemal kendi ku- şağı için 30 yıl önce şöyle ya- zıyordu: "Bu kuşak, İkinci Dün- ya Savaşı'ndan sonra gelen yeni ve ileri düşüncelerin tem- silcisidir. Savaşın insanlık dışı, faşizmin sadece Türkiye için değil, dünya için bir baş bela- sı olduğunu söylemiştir... Bu yüzden hapis yatmış, yedek- subaydan çavuş çıkmış, işsiz kalmıştır. Kuşağım, düşünce namusu içinde, acı çekerek, inandıklannın bedelini ödemiş- tir. Çok kurban vermiştir. Kur- ban verilecek ki düşünler, ge- lişip yer edecektir. Acı bizim kuşağın alın yazısıdır." Sevgili Mehmed Ağabey, in- sanlığın özgürlük ve eşitlik kav- gası ne yazık ki hep acıyla ya- zılmış. Sizler, sizden önceki ve sonraki namuslu, onurlu insan- lar bu acıyla bir miras bıraktı- nız. Seni hep sevgiyle anaca- ğız. Senden bize onur miras kaldı. Rahat uyu... PERŞEMBE ORHAN BURSALI Eroin Bir gün çıkageldi. Sesi, güncel ve ilginç bir köşe sınden yakalayıp yazıya dönüştürmeye çalıştığım ko nunun ve düşüncelerimin içine güm diye düştü: "6e ni arıyormuşsun!" Ses bellegimde yankılandı, evet oydu. Başımı kal dırdım, soluk, tanıdık bır yüz bana gülümsemeye ça lışıyordu. Onu uzun zamandırgörmemiştim. Üniversite öğre- nimi sırasında ve bitirdikten hemen sonra. gelecek projeleri üzerıne aralıklı olarak ama günlerce tartışmış. bazen, bizi eğlendirecek yeni ve ilginç işler kurma noktalanna gelmiştik. Birbirimıze, telefonda "ortak" diye sesleniyor ve projelerimiz için neler yaptığımız konusunda hesap soruyorduk. Ama sonra birden kayboldu, neredeyse üç yıldır or- talıkta yoktu. Iş konusunda benden umudunu kesti, diye düşün- müştüm. Sonra, eroin kullandığını duymuş, çok endişelenmiş ve bulunabileceği çevrelere haberler salmıştım. işte şimdi karşımdaydı. "Bak, seninle böyle bir proje üzerinde hiç konuş- mamıştık" dedim. Düşüncelerinden taşan ve yüzünü yalazlayan hüz- nü gizlemeye çalıştı: - Bu proje henüz filiz vermemiştı kı? Bakışlarımı gözlerine diktim. Sessiz, insansız. uç- suz bucaksız bir yerde olma ısteğı gözlerinde okunu- yordu. Dışarı çıktık, vardığımız ilk ağaçlıklı uzun yolda eski yakınlığımızı duyumsadım. Sorular üşüştü; ama sıradan, anlamsız ve gereksiz. Elini tuttum, geniş kollu gömleğini yukanya sıyırdım. Hiç karşı koymadı. Durum, berbattı. Delik deşik ve yer yer sararmış bir kol. Başım döndü yavaştan. Pantolon gıydiğini aynmsadım. Bacaklannı gizliyor- du. Vücudunu merak ettim. Öyküsü üzerıne sorular ve konuşmalar anlamsız olacaktı. Çoğunu duymuştum. - Nasıl buluyorsun eroini? - Eroin bulmak kadar kolay bır şey yok, neredeyse bakkaldan ekmek alır gibi... - Ekmek alır gibi mi? Abartıyorsun! - Hayırabartmıyorum, şöyle Istiklal Caddesi'neçık- tım mı, Taksim'e kadar onlarca kışıden eroin satın ala- bilirim. - Öyle yolda mı bekliyoıiar... - Sokak başlannda, Atlas Pasajı'nda, Sıraselviler'de, neredeyse her yerde... Bazen Kadıköy'de, postane arkasında, oradaki pa- sajlarda... Çevremden sanlmış duyumsadım kendimi. Sessiz- lik sökün etti. Dayanamadım: - Anlatsana! - Nesini anlatayım, acımasız bir dünyanın ıçindeyim. Hiç mutlu değilim. Bir çember içine kısıldım. Durma- dan para bulmak zorundayım. Bazen borcum bıriki- yor, onu yeni borçlaria ödüyoo/m... Dayanılmaz bir is- tek... Müthiş bir aJışkanlık. Bıldiğın gibi değıl. Almaya «lirend/ğim zamanlar atev afeV kavruluyorum. Göv-, demdeki bu dayanılmaz isteğin östesinden nasıl ge- leceğimi öğrenmeye çalışıyorum. Şu sıralarda irade nedir, onu öğreniyorum. Onu buluyor, konuşuyor, bü- yütmeye çalışıyorum... Eroinin ötelediği, bastırdığı içindeki "ben"\ aradığı- nı gördüm. Bir heyecan havalandı yüreğimde. Elimi omzuna attım, diğer kolundan sıkıca kendime çektim. Başını eğdi. Oturduk. insanın düşünceleriyle denetleyemeyeceği nelerin varolabıleceğini konuşmaya başladık. Sonunda, bak- tık çok az şey, şimdilik sadece ölümlü şeyler vardı! Yüzüme baktı: - Burada durmalıyım. Bir adım bile ileri atmamalı- yım. Önce burada donmalıyım. Eroin dünyasındaki örnekleri anlattı: "Sınırı aştın mı, bütün barajlar çöküyor, dedi. Yoksa yakın çevremi, dostlanmı kendi dünyam içine çekmeye çalışacağım. Önce onlara bedava eroin vererekalıştıracağım. Alış- tıracağım ki kendiminki bedavaya gelsin. En kötüle- rinden biriyalntzlık. Çevrende ne kadar çok eroin kul- lanan varsa, kendini o kadar daha rahat hissedersin. Istersin ki herkes bunu kullansın..." Kalktık. Yüzündeki solgunluk gitmişti. Gözlerini ilk kez, yine eskisi gibi gözlerime dikti. Evreni kucaklamaya çalışan o eski meyöan okurtu- ğu, saçından tırnağına gelip üzerine oturmuştu. Anlamsız bir şeyler söyledik birbirimize, sonra kah- kalarla güldük. Bıraktığım insanı yeniden bulmuştum... Sabrımız tükenmek üzere' Ateş'ten Suriye'ye terör uyansı AMNBODUR REYT1\NLI - Kara Kuvvetleri Komutanı Or- general AtiUa Ateş, Suri- ye'yi terör konusunda sert bir şekilde uyararak, "Ül- kemizi teröre bulaştıran komşumuzun bizim iyi ni- yetimin daha fazla istis- mar etmemesi gerekir. Lzun zamandan beri Apo denilen eşkıyayı kendi ÜJ- kelerinde banndınp. onu destekleyerek Türkiye'yi terör belasına bulaşürmış- lardır. Sabnmızı taşırma- sınlar" dedi. Suriye sınırına yakın Reyhanh'daki Hudut Ko- mutanlıgı'nda askeri yet- kililerden brifing alan Ateş beraberinde 2. Ordu Komutanı Orgeneral Ay- taç Yalman, Kara Kuvv et- leri Harekât Daire Başka- nı Tümgeneral Behzat Bata, 6. Kolordu Komuta- nı Korgeneral Çetin Saner ve 39. Jskenderun Tugay Komutanı Tuggeneral Necdet Demiral olduğu halde helikopterle Rey- hanh'ya geldi. Ateş ve beraberindeki- leri Re>hanh'da Vali Gök- han A>dıner, Beledive Başkanı Mahmut Ekmen ile çok sayıda yurttaş top- lulugu karşıladı. Kendisini davul-zurna ile karşılayan halka sesle- nen Ateş. Atatürk'ten bu yana Hatay'ın Türk bölge- si olduğunu vurgulayarak. "Bunun önemini Mirgula- makiçin burada> ım" diye konuştu. Ateş sözlerini şöyle sürdürdü: "t'lkemi- an problemlerini çözmek, ekonomiyi düzeltmek, kal- kınmavı sağiamak ve hal- kı daha çok refaha ka\uş- rurmak için çaba harcanı- yor. Bazı komşulanmız. bi- zim iyi niyetimizi. göster- diğimiz yakınlığı yanhş de- ğerlendirmişlerdir. Lzun zamandan beri Apo deni- len eşkıyayı kendi ülkele- rinde banndınp. onu des- tekleyerek Türkiye'yi te- rör belasına bulaşnrmış- lardır. Şunu açıkça söyle- mek istiyonım: Türk mil- leti arnk bu konuda göste- receği iyi niyetin sonuna gelmiştir. Sabnmız tüken- mek üzeredir. Sabnmı/ı taşırrnasınlar."
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog