Bugünden 1930'a 5,498,966 adet makale



Katalog


«
»

17 EYLÜL 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KÜLTÜR 13 UYCARLIKLARIN İZİIMDE OKTAY EKİNCİ 'Savunma amaçlı' gerekçeler, SİT'lerdeki yasa dışı yapılaşmaya dayanak oldu 6 26. madde' ve Efes Havaalanı...SlT aianlanndaki ya da korunması ge- rekli benzer yerlerdekı "imar" uygula- malanna karşı duyarlı olan çevreler, son zamanlarda "26. madde" dıye bir kavram- la da tanışmaya başladılar. Aslında eski- den beri var olan. ama bazı çarpıcı uygu- lamalarda "yasal dayanak" olarak göste- rilmeye başlandığı ıçin birçoklannca "ye- ni farkediJen" bu kavram, 3194 sayılı İmar Vasası'nın, kent ve ülke güvenliği söz ko- nusu olduğu durumlarda "askeri savunma tesislerine" imar ızni ayncalığı ve kolay- lığı sağlanmasını öngören 26. maddesini kapsıyor. Belkı kımı okurlanmız anımsarlar, 26. madde. > akın geçmişte önce 'Huber Köş- kii'nün hemen ûzennde, Boğazıçf ne ba- kan \ e "imaryasağT bulunan yeşıl yamaç- larda ınşaaiı > ükselmeye başlayan "Cıım- hurbaskanlığı Yazlık Konutu Hizmet Bi- nalan" tanı^masmda gündeme gelmıştı. Bu tarıhi bahçede. olağan koşullarda ne sade bır v atandaş ne de herhangi bir ka- mu kurumu yeni bir ınşaat yapabilirdi. Çünkü sadece SlT kurallan açısından 2863 sayılı Koruma Yasası değil. "Boğaziçi Ka- nunıTda öngörünüm bölgesınde bu tür bir yapılâşmayı kesin olarak yasaklıyordu. Üstelik. > apanlara ve yaptıranlara da ağır cezalar öngörülerek... Ne \ ar ki devasa bina, Huber'ın üzerin- den Boğaziçı'ne doğru cephe v ererek yük- selmeye başlayınca. bunun "ruhsatını" merak ettığimız yazılanmız üzerine Bo- ğazıçı İmar Müdürlüğü bir açıklama ya- parak: "inşaata 26. madde kapsamında izin verüdiğiııi" söv ledı. Orta>a çıkan belgelere göre Cumhur- başkanlığı Genel Sekreterlığı belediyeye bır vazı vazarak, "askeri savunma tesisi" nıteliğınde gösterdığı bu de\ hizmet ve bü- ro bınaları kompleksine 26. maddeye gö- re ruhsat ıstemıştı. Aynı yasa maddesının "amacına" da uygun olarak, "askeri sır" sayıldığı ıçm projelerbile belediyeye onay ıçın göndenlmemış. hatta Koruma Kuru- lu'nadabtlgiverılmeden"vasalişleın"ta- mamlanmıştı. Şımdı Cumhurbaşkanlığı Genel Sek- reterlığı. "yazavlanndaİstanburuolasıbir savaşsaldınsına karşı sav un mak için" ruh- sat alman Boğazıçı manzaralı bu büyük hiz- met küllıyesııçınde çalışmaya başlav aca- ğı günlere hazırlanıyor... İsfaeaderundaki terHşma 26. maddenm. yıne bir "SİT" kapsamın- daki tanhi bahçede. aslında >ine bir "hiz- met" bınası için kullanıldığma >önelik ikinci haber ıse bırkaç ay sonra İskende- Tel çitlerin arkasında Efes Havaalanı ve arkeolojik SİTe inen uçakiar... OnJann hemen arkasındaki yamaçlarda ise antik tiyatro ve Efes'in tarihsel kaiınülan.-(Fotoğraf: OKTAY EKİNCI) ürkiye'nin 1954'te imzalayıp 1965'te de TBMM onayı ile kabul ettiği La Haye Sözleşmesi. kültürel mirasın olası bir savaş karşısında da korunabilmesi için 'askeri kullanımlardan anndınlmasınr öngörüyor. Selçuk Havaalanı ise aslında kaçak olarak yapılan bir 'sivii' yatınm olduğu halde, antik Efes kentinin I. derece arkeolojik SlT alanı içindeki yasadışı hizmetini 'milli güvenlik' gerekçesiyle sürdürüyor... run'dan geldi. Kentın kültürel değerleri olarak yıllar önce koruma altına alınmış eskı İngüiz ve Yunan konsolosluğu bınalannın sahıl yo- luna bakan bahçelerı içinde önce "kaçak" olarak başlatılan "Astsubay Orduevi" in- şaatı, Mimarlar Odası'nca gündeme getı- rilen tartışmalar üzenne beiedıye tarafın- dan "26. maddeye göre" ruhsata bağlanı- vordu. Tescilli eski konsolosluk binalanna ait knruma alnna alınmış tarihsel bahçede 'savunma tesisT adı altında26. maddeyle ruhsata bağlanan İskenderun Astsubay Orduevi insaab- Şimdi Iskenderun'da da kentin olası bir savaş durumunda savunulması adına ruh- sata bağlanan ve tıpkı Huber'deki gibı pro- jelen de "sır" sayıldığı için ne belediye- ye, ne de Koruma Kurulu'na gönderilen öir w sosyal ve kültürel tesıS" 1 . ruhsat dos- yası yasal belgelerle donatılmış olarak ta- mamlamyor. Bu arada Harp Akademıle- n Komutanhğı'ncahazırlanan "Ozeüestir- me ve Silahlı Kuvvetler" konulu raporun gazetelere yansıvan haberlerinde ise **or- due\ lerinin özel teşebbüse devredflebiJece- ği" görüşü yerahyor... (Mılliyet'30.7.1998) ... ve "antik" SİPe havaalanı Korunması gerekli SİT'lerde ışte bu tür "askeri gerekçeler" öne sürülerek gerçek- leştırilmeye başlanan, hukuksal açıdan da tartışmalı örneklerarasına son katılan uy- gulama ise(belkı ınanmayacaksınızama) P dergisinde spor ve sanat ilişkisiKültür Servisi - Üç ayda bir v ayımla- nan P Sanat Kültür ve Antika Dergi- sfnin 10. sayısında spor ile sanat arasm- daki ılişki irdeleniyor. Spor- sanat iliş- kisini birçok yönüyle ele alan der- gi. yine görsel bir şölen su- nuvor okurlanna. P Dergısi'nın Yayın Yö- netmeni ve Sorumlu Yazı- işleri Müdürü Celal Üster, dergideki 'Sunu' yazısın- da. en eski çağlardan bu yana sporun sanata güçlü bir biçimde yansıdığını, sa- natla iç içe olduğunu ve ye- nı sayıda bu ilışkiye ışık tutmayı seçtiklerini belir- tıyor. Dergide spor-sanat ılışki- si, antiîc çağ Grek dünyasın- dan binicilik, cirit, matrak oyunlan, okçuluk ve güreş gibi sporlann gözde oldu- ğu Osmanlı toplumuna dek uzanan süreçte inceleniyor. Sporun yalnız sanatla değil hayatla da bütünleştiği. antik çağ Grek dünyası, derginın te- mel inceleme konulanndan bi- n. Sporla ilişkili figürlerin yan- sıdığı heykeller ve gündelik kul- lanım eşyalan. Üster'in yazısı eşlığinde okura sunuluyor. Üster yazısında, antik çağda spor şenlıkJeri. olimpiyatoyun- lannın kökenleri ve spor ile çıplaklık ara- sındaki ilişki gibi konulara eğiliyor, sporun sanata nasıl esin kaynağı olduğunu ve na- sıl gündelik eşyalara yansıdığını anlatıyor. Antik çağda spor ve sanat ilişkisini ırde- leyen bu yazıyı Gül İrepoğlu'nun 'Osman- lı Sanaünda Spor Dünyası ve Spor Betim- lemeJeri 1 başlıldı yazısı izliyor. trepoğlu'nun cündilik \e cirit, Osmanlı tarihindekı ilk spor takımlan, at yanşlan, çevgan oyunu, matrak, kemankeslik (okçuluk), güreş ve ko- şugibi spordallan hakkındabilgilerverdi- ği yazısına. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüp- hanesı'nden minyatürler eşlik ediyor. Edebhatçılardan futbol yazılan Dergideki tüm yazılar. zengin görsel mal- zemelerle sunuluyor okura. CevatÇapan'ın. Abidin Dino'nun 1966 Dünya Kupası'nı belgelediği 'Gol' filminin hikâyesini konu alan yazısını yine Dino'nun çekım öncesı çizdiği eskiz ve desenler tamamlıyor. Spor ve sanat ilışkisinin günümüzdeki yansımalan. Camus, Handke, Nabokov, Du- ras, Sempnın ve Eco'nun futbol yazılann- dan yapılan derlemeyle yer alıyor dergide. Nicolas de Staelın 'Kutbolcular' dizisi ise FeritEdgü'nün kaleminden sunuluyor oku- ra. Istanbul'dan Paris'e, bankerlikten sanat koleksiyonculuğuna uzanan öyküleriyle ta- nhe geçen Camondo aılesi, derginın bu sayısında Nora Şeni ve Raffi Por- takai'ın yazılanna konu oluyor. Por- takal, dekoratif sanat eserlerin- den oluşan koleksıyonuyla \ issim de Camondo M ü- zesi'ne konuk ediyor okuru. PDergisi'nin 10. sayısında, Nevv York Metropolı- tan Müzesfnde açılan AJtın Harf- ler: Sakıp Sabancı Koleksiyonu'ndan Osmanlı Hat Eser- leri" sergisinden bir seçkiyedeyerverıl- mış. Seçkıye. Linda KomarofTun yazısı eşlik edi- yor. Sergideki hat eserlerinı M. Uğur Derman yorum- luyor. Derginın "Bir Ressam' bölümünün bu sayıdaki konuğu ise Turan Erol. Ferit Edgü, Nico- las deStael'in 'Fut- bolcular'dizisini ve Turan Erol'un Bod- rum resimlerini de- ğerlendinyor. Çıplak atleti ödüllendiren kanatlı Eros (solda). Abidin Dino'nun deseni (üstte). "Selçuk - Efes Havaalanı" Anımsanacaktır, vaktiy le özelhkle Tur- gut ÖzaJ'ın desteği ve hımayesı altında Istanbul'dakı Büyükçekmece Gölü'nün tam kıyısma özel bır girişimci tarafından ınşa edılen HezarfenHavaalanıda aynı söy- lemle kurtarılmıştı. Kentin "içme suyu kaynağT olduğu için bu gölün kıyısına ya- sal olarak yapılması mümkün olmayan özel ha\ aalanı tesislerini İSKJ ekipleri her yıkmaya kalkıştıklannda, valiliğın ve üst düzey sıyasi güçlerin engellemesiyle kar- şılaşmışlardı. Derken bu "havacılık hobi- lerine" hizmet sunan alanın "askeri amaç- la da kullanılacağı" ıleri sürülerek, İS- Kl'nin yıkım ginşimleri durduruldu ve olayı tartışan kamuoyu da susturuldu. Şimdi de Efes antik kentinin koruma böl- gesindekı arkeolojik SlT alanına inşa edi- len terminal binalan. servıs yapılan pist- ler \e aynı SİT'in tam üzerine tonlarca >ükleriyle inip kalkan uçakiar, hukuk dı- şı tahribatlannı "Türldye'nin milli savun- masıiçin gerekli olduğu" gerekçesıy le sür- dürüyorlar. Kültür Bakanlığf nın, bu StT içinde ha- vaalanı olamayacağını ve hatta sorumlu- lar hakkında "yasal işlem vapılmasını" da öngören Yüksek Kurul kararlanna karşı Içişleri Bakanlığı'ndan gönderilen 3.11.1996 tanh ve 54089 sayılı yazıda ba- kın ne söylenmiş: "Askeri makamlann bu havaalanlannın Türkiye'nin miDi savun- masında gerekli olduğu göriişleri de dik- kate alınarak (...) turizmin gelişmesi ama- ayia ülke ha> acılığımn emrine sunulduğu. ilgililer hakkında da soruşturma açılma- sına gerek olmadığı..." Böylesı bir "gerekçeK" resmi yanıt üze- rine de Kültür Bakanlığı kendi aldığı "ya- sal kararlanyla" baş basa kalarak, yıne ola- sı bır savaş halinde, l. Derece Arkeolojik SİT'in ıçinden kalkacak savaş uçaklannın ülkemizi nasıl savunacaklarını "şimdi- den" düşünmeye başlamış durumda. Çün- kü burası artık aynı zamanda bır "askeri hedef" de olduğundan, eğer savunmada bir boşluk olur ve SlT alanına düşman bom- bası yağarsa "Efes antik kenti" de bu çok "turistik"(!) havaalanının kurbanı olarak haritadan silinecek. La Haye'de verüen sözJer Nıtekim, işte tam da bu tür "tehlikele- re" karşı yasal bir önlem olarak. "Türld- ye'nin de altında im/ası bulunduğu bir uluslararası sözleşme" bile var. 14 Mayıs I954'te U Haye'de bağıtlanan ve 02.04. 1965'te TBMM'de de yasa şeklinde onay- lanıp Resmi Gazete'nm 10.04.1965 tarih ve II976 sayılı baskısında yayımlanarak yürürlüğe gı- ren "Silahlı BirÇanşma Ha- linde Kültür Mallannın Ko- runmasuıa Dair Sözleşme" özetle şu hükümleri taşıyor: 1. Tarihsel yapılar ve ya- pı alanlan (StT'ler) için sa- vaşta hedef olmamalan yö- nünde "önlemler" alınacak- tır. (Aynntıları 20 sayfalık sözleşmede var). 2. Kültür varlıklan ve ta- rihi yapılar, bu nedenle "as- keri amaçjr kullanılmaya- caktır. (Bunun aynntılan da çokönemli). 3. Sözleşmeyi imzalayan ülkeler, "kendi silahlı kuv- vetlerini" bu amaç ve bu bi- lınç doğrultusunda eğitecek- lerdir... (Bkz. Kültür ve Ta- biatV'arlıkJanMevzuatı Av. Turan Karakaş - syf. 167- 194 Tüze Yayınlan - Anka- ra). Şimdi yenıden "26. mad- deye" dönersek.. dilerseniz birelinize Türkiye'nin imza- sı bulunan bu sözleşmeyi alın, öbür elinizle de Hu- ber"dekı. İskenderun'daki ve Efes'teki ruhsatlaraeklenen "gerekçeleri" kanştınn. Son- ra da adaletin terazisinde hu- kuk de\ letını arayın... Klasik bale, caz ve modern dans biraradaKültür Servisi - Yapı Kredi Sanat Festivali 2 kapsamında Montreal Caz Balesi. pazartesi \e salıgecesiHarbiyeAçıkhavaTiyatrosu'ndaİs- tanbullu izleyicilerle buluştu. Yirmı yılı aşkın bir süredir gösteriler sunan Montreal Caz Ba- lesı. Istanbul'dakı programında Gioconda Ba- buto ve Shown Honsel'ın koreogTafisinı üst- lendiğı v e Django Bates. Michad Portal \ e Boby McFerrin' ın müzikleriyle hazırlanan üç perde- lik bir gösten sundu ızleyicilere. 1972 yılında Gene>ieve Salbain ve Eva \bn Gencs) tarafından kurulan Montreal Caz Bale- si. kuruluşundan bu yana çeşitli ülkelerde gös- teriler sunuyor Topluluğun repertuvannda Ke- ith Jarrett Manteca. Louis Scla\is, Astor Piaz- zola. AJex Tsisserev, François Bourassa, Mkha- el Portal ve Beatles'm müzıklen ön plana çıkı- yor. James Kudelka. Rodrigo Pederneiras. Myri- am Naisy. Brian Macdonaid. Margo Sapping- ton ve Crytal Pitegıbı koreograflann çalışma- lanyla da büyük ilgı topluyor Montreal Caz Balesi. Topluluğun sanat yönetmenliğini 1990 yı- lından bu yana Yvan Mkhaud yürütüyor. Mü- nıh. Cenova ve Berlın'de bulunan dans toplu- luklannda çalışan Michaud, Montreal Caz Ba- lesi'nin gösterilerinde 1930'lu, 4O'lı ve 50'li yıllardaki çafdaş caz müziğini yeğlıyor. 1990 yılından bu yana Montreal Caz Bale- sı'nde dans eden Robert Rubinger ise toplulu- ğun farklı koreograflarla çalıştığını belirtıyor: "Koreograflar bizim tarzımıza uygun projeler sunuyor ve belirli sınırlar içinde müzik de kore- ogrann seçimine kalıyor. Tek bir koreografin yapıtlannı sunmuyoruz. Aynca dansçılanmu da farklı kökenlerden gelivor. Dansçılar seçilir- ken belirli bir özellik aramak verine topluluğa nekr katabilecekleri göz önünde bulundurulu- yor. Bu anlamda da farklı eğitim gören ve fark- lıgeçmişlere sahipolan dansçılar topluluğu zen- gjnleştirivt)r." Rubinger topluluğun repertuvannın sürekli yenılendığini söylüyor. Topluluğun repertuva- nnda şu anda 6 yapıt var. Robert Rubinger, top- luiuk olarak gösterilerinde klasik bale, caz ve modern dansı bir arada sunduklannı, böylelik- le de klasik balenin kurallanndan sıynlarak da- ha özgür çalışma şansına sahip olduklannı söy- lüyor. Montreal Caz Balesi. aralık ayında yenı bırçalışmayla çıkacak izleyicilerin karşısına. Top- luluğun yeni gösterisinin koreogTafisinı Kana- da L'lusal Balesi'nden birkoreograf üstlenecek. Montreal Caz Balesi İstanbuTda iki gösten sundu. (Fotoğraf: KADER TUĞLA) En büyük asker Atatürk, hiç kuşkusuz en büyük askerdi v e tüm yaşa- mı boyunca savaşlarda hep bu ülkeyi düşünen. "gazi" ve "paşa" unvanlannı da asker kimliğiyle yine bu ülke için alan, 20. yüzyıhn en saygın ve "yurtsever" bir devlet ada- mi)dı. O'nu daha da yücel- ten "•memleket sevgisinin" belki de en çarpıcı gösterge- lerinden bin de; Anadolu uy- garlıklanna ve kültürel mira- sa verdıği önemin tarihsel bir belgesi olarak Inönü'ye yaz- dığı 23 Mart 1933 tarihlı ün- lü mektubundaki şu son sa- tırlannda ortaya çıkıyordu: "... bu abidelerin kâmilen inkırazını mucip (bürünüylc yokounasınaneden)oiacağın- dan, ev vela asker işgalinde bulunanların tahliyesinin ve kâffesinin (tümünün) müte- hassıs zevat nezaretiyle (uz- man kişilerin gözetiminde) tamirinin temin buyurulma- sını rica ederinu_" Ne dersiniz: bu mektubu 65 yıl sonra da İmar Yasa- sı'nın 26. maddesine bır fık- ra olarak eklemek gerekmiyor mu?.. ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Hukuk Kiıltürümüz "Uygan" mı? Birkaç gün önce Internet'te, "superonline Worid"ür\ düzenlediği bir referandumla karşılaştım. Soru şuy- du: "Mevcut adalet sistemi içinde kendinizi güven- de hissediyor musunuz?" O güne kadar referandu- ma katılanlann yüzde yetmişten fazlasının verdiği ya- nıt ise şöyleydi: "Hayıri" Herhangi bir toplumda hukukun etkinliğinin birin- ci koşulu, çoğunluğun hukuk düzeninin etkinliğine, bir başka deyişle hangi yönetim gelirse gelsin, hu- kuk düzeninin etkinliğini yitirmeyeceğine içtenlıkle inanmasıdır. Bu inancın olmadığı yerde, yapılan hu- kuksal düzenlemeler ve konulan yasalar görünüşte ne kadar ideal olursa olsun, hukukun egemenliğin- den ve çağcıl anlamda bir hukuk devletinin varlığın- dan söz edilemez. Günümüzde kara Avrupası'ndaki devletlerin hukuk- lannın temelini oluşturan Roma hukuku, tarihin tanı- dığı belki de en yetkin hukuktu. Ama böylesine yet- kin düzeydeki bir hukuk bile Roma Imparatorluğu'nu, ancak etkinliğine ilişkin genel bir inanç devam ettiği sürece bir "hukuk devleti" kılabildi. imparatorluğun son dönemlerinde ise böyle bir inanç, geniş ölçüde sarsılmış olduğundan, aynı hukukun biçimsel olarak vartığma karşın Roma, bir hukuk devleti olma niteli- ğini yitirdi. Konuya hukukun etkinliğine inanç bağlamında yak- laştığımızda, bugün ülkemizdekı durumun da bun- dan farklı olmadığını göruyoruz. Anayasasında bir "hukuk devleti" olduğu yazan bu devletin vatandaş- lannın büyük çoğunluğu, kendini hukukun güvence- si altında hissetmiyor. Üstelik dünyanın gerçek an- lamdaki hukuk devletlerinde bulunan hukuk kurum- lannın pek çoğunun ülkemizde de yürürlükte olma- sına karşın, kendini böyle bir güvenceden yoksun di- ye nitelendiriyor. Çünkü asıl sorun, ülkemizde şu ya da bu hukuk ku- rumunun eksik olması değil. Sorun, ülkeyi yöneten- lerin ve hukukçulann -evet, özellikle hukukçuların ve özellikle de anayasa hukukçulannın- hukuka nasıl baktıklan! Bilindiği gibi anayasalar, bir ülkede bütün yasal yapının omurgasını oluştururlar. Öyle ki hiçbir yasa anayasaya aykın olamaz. Gücünü anayasadan alma- yan hiçbir erk, kullanılamaz. Peki ama, ya bir ülkede doğrudan anayasanın ken- disi, anayasa hukukunun yazılı olan ve olmayan bü- tün kurallarına, ilkelerine ve teamüllerine aykın ıse? Ya o anayasa, anayasa hukukunun şart kıldığı hiçbir koşula uyulmadan yapılıp yürürlüğe sokulmuşsa? Bir başka deyişle, ya anayasanın kendisinin yasallı- ğı tartışma götürür konumdaysa, o zaman ne olur? O zaman, o ülkede hukukun güvenilirliği ve etkin- liğine inanç, asla istendiği ölçüde sağlanamaz. Da- ha anayasası ait olduğu meşru temellere oturtulama- mış bir devtete gerçek anlamda "hukuk devleti" di- yebilmek de olanaksızlaşır. Türkiye Cumhuriyeti'nde bugün yürürlükte olan 1982 Anayasası, halkın özgür iradesiyle seçilmiş bir meclisin eseri olan bir anayasa değildir. Bu anaya- sa, girişimlerinde başansızlığa uğrasalardı idam ce- zasıyla yargılanacak olan beş darbeci generalin, ba- şanyla sonuçlanan 12 Eylül darbesinin ardından, Tür- kiye Büyük Millet Meclisi'ni ve ülkedeki bütün sıya- si partileri kapatan beş darbecinin, kendilerince atan- mış bir topluluğa hazıriattıkları, ardından bir kez da- ha kendi sansüriennden geçirdikten sonra "halkoyu- na sunma" görüntüsüyle millete dayattıklan bir ana- yasadır. Bugün Türkiye'de, "Türkiye Cumhuriyeti'nın yedin- ci cumhurbaşkanı" diye her yerde baş tacı edilen ki- şi de 12 Eylül darbesinin lideri olan ve kendi hazırla- dığı anayasaya kendi koyduğu bir maddeyle, ana- yasanın Türk halkınca kabul edilişiyle birlikte "oto- matik" cumhurbaşkanı oluveren Kenan Evren'dir! Aslında en ilkel bir hukuk bilinci bile böyle bir kişi- nin, bu ülkenin cumhurbaşkanlan arasında sayılma- masını gerektirirken kimi çevreler kendisiyle nere- deyse iftihar etmektedir! Yukanda belirtilen koşullarda "anayasa" niteliğini kazanan anayasamızın bu yapısı ise neredeyse on yedi yıldır en azından yadırgatması gereken kimseyi yadırgatmamaktadır. Olay, derinliğine inmeyi gerekfrmeyecek kadar ba- sittir. Eğer böyle bir anayasa yürürlükte olduğu için, bu- güne kadar örneğin hiçbir Anayasa Mahkemesi üye- si görevinden aynlmayı düşünmemişse, bu anaya- sanın mimanna Türkiye üniverşitelerinden fahri hu- kuk doktorast verilebilmişse ve her yıl yapılan adli yıl açılış törenlerinde bu anayasal bunalım, hukukumu- zun bugünkü en ağır hastalığı diye adlandırılmıyor- sa, geride vanlabilecek tek bir sonuç kalmaktadır: Tür- kiye'nin bugünkü hukuk kültürü, uygar değildir. Böyle uygarlık dışı bir hukuk uygulamasının vatan- daşlara güven veımemesi değil, ancak vermesi çok şaşırtıcı olurdu! E.mail: ahmetcemal / superonline.com Stockholm'de Türk Kültür Gecesi' • Kültür Servisi - Cumhuriyetin 75. yıldönümü Isveç'te de çeşitli etkinliklerle kutlanacak. Türkiye Büyükelçiliği'nin düzenleyeceği etkinlikler, 30 Eylül gecesi Benvaldhallen Konser Salonu'nda gerçekleştirilecek dans, müzik ve moda şöleniyle başlıyor. "The Turquıe: La Belle Shovv" adı verilen \ programda Jülide Yalçın. Mete Yalçın, Murat j Cangal ve Mine Cangal'dan oluşan yaylı sazlar ." dörtlüsüne Erdem Bilgen nefeslı sazlarla eşlık \ edecek. Aynca piyanist Hülya Keser. kemancı ; Jülide Yalçın ve soprano Tülay Uyar, Ulvi Cemal Erkin, Adnan Saygun, Ali Damar, Selman Ada. » Verdi Baran ve llhan Baran'ın eserlerini '» seslendirecekler. Programda geleneksel giysılenn , tanıtılacağı bir defileyle Izmir FolklorGrubu'nun sergileyeceği halk oyunlan gösterisi de yer alıyor. BUGUN • BORUSAN KÜLTÜR VT SANAT MERKEZt'nde 18.30-20.00 saatleri arasında Kerem Görsev'in katılımıyla 'Bill Evans anısına' konulu bir söyleşi yapılacak. • AKSANAT'ta 12.30 ve 17.00 saatlerinde videodan Les McCann (piyano) & Eddie Harris (tenor saksofon) 'Svviss Movement' caz konsennın ardından saat 19.00'da Fuat Erman'ın katılacağı 'Modern çağda klasik Batı müziğüıde yorum sorunları; teknik düzeyin ilerlemesi ile yorumlardaki lirizmin kavbolması1 konulu söyleşi yer alıyor. • tFSAK'ta 19.30-20.15 saatleri arasında Emre lkizler'in konuk olarak katılacağı 'Yedi Banıbaşkenf konulu saydam gösterisi izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog