Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 EYLUL 1998 PAZAI 12 KULTUR 55. ULUSLARARASI VENEDİK FİLM FESTİVALİ 'Altnı Aslan'a beş aday var'\T:CD1SAVAR VENEDtK - L'luslararası fılm festıvallerinıneneskısı Venedik'te bu gece 55. kez Altın ve Gümüş Aslanlar sahiplerini bulacak. Ital- yan Sinem yazan Felice Lauda- dio'nun \ önetımmde bu yıl olduk- ça iddıalı birprogramia dünya ka- muoyunun karşısına çikan festi- valde pek çok yönetmen hayran- lannı düşkınklığına uğratırken, kendılerinden bekleneni veren dört yönetmen vardı: Emir Kusturica. Muhsin Makmalbaf. Enc Rohmer ve Gianni Amelio. Jürinın tercihiru RohmeT ve Mak- malbaf ın 'küçük' ama şıırsel ya- pıtlar, 'Sonbahar Masalı' ve "Ses- sizlik'ten mi yoksa Kusrurica'nın belgesel tadındaki spektaküler ya- pıtı 'Kara Kedi. Ak Kedi'den va- na mı kullanacağını kestirebılmek zor. Scola'nınbaşkanlığındakijü- n'nin ödülü bir Italyan fılmine. Gianni Amelıo'nun "BöyleGülü- yorlardı' filmıne vermesi de süp- nz olmaz. Son gün izlenecek VVar- ren Beatty'nin Bullvvorth'unun da ödül listesıne gırebıleceğı söy leru- yor. Filmı ızleyen Amerıkalı sıne- ma yazarlannca. Festivalin belli başlı ödüllerinin bu beş film ara- sında dağılması akla en yakın so- nuç gibi görünüyor. Son derece neşeli, keyifle ızle- nen bir film olan Kara Kedı. Ak Kedi'nın kazanması akla >akın. Çünkü Kustunca yapıtının geniş kitlelerle bag kurması çok daha kolay ve bir Büyük Ödül ıçın bu da önemli bir ölçüt. Bu ölçütün geçerlıhgi bıraz da yanşmadaki diğer filmlere bağlı. Yanşmada gerçekten çok önem- li bir "auteur" smeması ömeğı ol- saydı, Kustunca'nm bu "ticari" yanı ağır basan filmı ıkincı plan- da kalabılırdi belki. ama fınale bir gün kaJa -bu satırlan yazarken da- ha ızlemedığımız üç film var- or- talarda öyle bir "başvapıt" gözük- müyor. Bu da, Kusturica'ya bır Büyük Ödül'ün kapısını aralıyor bana kalırsa. 1981 yılında ıJk uzun metrajlı ya- pıtı "Dolly Bell'i Anımsıvor mu- sun?"la Venedik'te Altın Aslan'ı kazanan Kusturica'nın buyıl ıkın- ci Alnn Aslan'ını alması sürpnz ol- mayacak. Boşnak asıllı Yugoslav yönetmen. bu filmınde de "Çinge- nelerZanıanTadlı fılminde oldu- ğu gibı Romanlann dünyasını an- latıyor. Bu kez de "Çingeneler Zanıa- nı"nın senaryo yazan Gordan Mi- hic'le çalışmış Kustunca, ama yak- laşımı oldukça farkJı. "Çingeneter Zamanrnda dramatik öğeler da- ha ağırlıktaydı: bu filmı ıse sabun köpüğü gibı, uçucu ve hafıf. Müt- hiş bır dinamizm. her zamanki gı- bi güzel bır müzık (bu kez Kara- jilic, Aralica ve Sparavalo'nun) ve filmı baştan sona sanp sarmalayan biryaşamasevincı... Kuşkusuz. Kustunca filmogra- fısirun en önemli yapıtlanndan bı- ri değıl "Kara Kedi, Ak Kedi": ama belkı de en çok iş yapanı ola- cak. "YeraKTnın Can- nes'da kazandığı Altın Palmiye'ye rağmen tı- cari başansızlığa uğra- masının ardından, Kus- tunca'nın "pazar"a ver- diği bır ta\ ız belkı de bu fılm. Daha ıvı nıyetliler, "Yerata" gıbi ağır \e dra- matik bir yapıtın ardın- dan yönetmenın nefes almaya hakkı olduğunu söylüyor. Neden olma- sın? Biz de herkes gibı keyifle ızledık "Kara Kedi. AkKedTyi Kus- turica. "happy end"le vurguladığı filminde "bok1 " içmde yaşayan, ama yaşama sevınçlenn- *Kara KedL Ak Kedi' - Emir Kusturica 1 ugün jürinin, tercihinı, Rohmer'in sevimli ve "küçük" fîlmi "Sonbahar Masalı" ile Makmalbaf'ın şiirsel metaforu "Sessizlik"ten yana mı, Kusturica'nın spektaküler yapıtı "Kara Kedi, Ak Kedi"den yana mı kullanacağmı kestirebilmek zor. Scola'nın başkanhğındaki jürinin ödülü bir Italyan filmine, Gianni Amelio'nun 'Böyle Gülüyorlardf fılmine vermesi de sürpriz olmaz. Son gün izlenecek VVarren Beatty'nin Bulhvorth'unun da ödül listesine girebileceği söyleniyor. den hiçbir şey yitirmeyen Roman- lann günlük yaşamını anlatırken, Yugoslav toplumundaki toplum- sal değişimin bu topluluk üzerin- dekı etkılerine değınmekten gerı durmuyor. Mafyalar, cep telefonlan \e rüş- v et bu ınsanlann yaşamlannın ay- nlmazbirparçası... Her sorunu para ıle ("azpara ile çözemediği işi, çok para Ue") çözen Çingenelenn olağanüstü dünyası- nı anlatırken. incelıklı avnntılan. esprilen ıhmal etmısor vönetmen. "Casablanea'nın pazarlık sahne- sıni vıdeoda tekrar tekrar ızleyen mafya babasmdan. "Ruslar geü- yor!" çığlıklan ile karşılanan Rus mafyasına kadar nice aynntı... Pislik ıçinde yeşeren dostlukla- n. telefon direğını "suJayınca" da- ha ıyi çalışan cep telefonlannın v e tavuskuşlannın eşlığinde yapılan soygunlan ve ıkı gencin tutkulu aşk öyküsünü içeren senaryo. bır mesaj iletmekten çok, bır "göste- ri"ye malzeme oluşrurmaktan öte- >e gitmiyor ama, her zamanki gi- bi Roman asıllı oyunculardan olu- şan oyuncu kadrosu ve Kusturi- ca'nın gösterişlı anlatımı sayesın- de dört dörtlük bır seyırlik ortava çıkıvor. Olup bitenlere taruklık eden ıki kedinin de hakkını yememek ge- rek. Özellikle sevişme sahnesinde- ki performanslan ile "En Iyi Yar- dıma Kedi" ödülünü paylaşmayı hakedıyorlar... Amerikalılann dönüşü Açılışta, Andrzej VVâjda ve Sop- hia Loren'e (hastalığından ötürü Loren Venedik'e gelemedi) veri- len "Yaşam Boyu Başan" ödülle- nnin ardından gösterilen Steven Spidberg ın "Eİr Ryan'ı Kurtar- mak" festıvalde göstenlen Ame- rikan filmlen arasındaen ıyısi ola- rak nıtelendınlıyor. Tabıı. Spıel- berg'ın hemen yanında "iinlü" (Celebrity) adlı fılmi ile Woody .\lkn'ı da unutmamak kaydıyla. Geçen yıl Avrupa smeması ağır- lıklı bırprogram hazırlayan Feüce Laudadio. bu yıl Amerikan sine- masından çok sayıda ürüne yer vermış. Bunlann bir kısmı Ame- rikan smemasmın ustaîan. bır kıs- mı ise yeniyetmeler Tabıı, büyük kjsını yanşma dışı bölümlerde yer aldı bu filmlerin. Yanşmada gös- tenlen Amerikan vapımlan ara- sında. VVarren Beatty 'nin son gün ızle>eceğimiz *Bulhvorth"unu bi- lenıem ama. bana göre fazla dışe dokunur bir şey yoktu. Çoğunluk- la Amerikan sinemasının gözde John Dahl'ın "Rounders"i özetiikle Matt Damon'un oyunuflebir ödül kazanabilir. (solda) Pat O'Connor'un Meryl Streep'li "Lughnasa'da Dans"ı yönetmen ödülüne en yakuı duran aday. (ortada) Gianni Amelio, "Cosi Ridevano" ile İtah an sinemasının yüzünü güJdürdü. (sağda). türlenrun, hafıf "artistik" makyaj- la sunulan örnekleri yer alıyordu programda. John Dahl'in kumar Uıtkusunu işleyen "Rounders"! (Yuvarlak Masanın Çevresındekıler). özel- likle MattDamon'un oyunu ile bir ödül kazanabilir. Abel Ferrara 'nın ChristopherVValken, VVTlliam Da- fi>e ve Asia Argento'lu "New Ro- se HoteFı görsel açıdan son dere- ce çarpıcı olmasına karşın. içerik olarak bomboş bir film. Anthony Drazan'ın "Hurly- burl)rr> sı ıse Avrupa sınemasma özenen bır yapırn. Los Angeles'ta ileri teknolojı ve uvuşturucuya tut- sak bir grup insan arasındaİci iliş- kilen anlatan Dahl. bireyın yalnız- lığı temasını yorumluyor. Sean Pean, KevinSpacey, MegRyan gi- bı ünlü oyunculann katkjs! ıle Los Angeles'ın u hayhuy"u içinde har- canan yaşamlan anlatan DahJ'in ya- pıtı belki de yanşmadaki en ılgınç Amenkan filmı.Fransız sinema- sının Yves Angelo'nun "Yaşam Hjrsıa" ıle kötü, Rohmer'le iyı bir sınav verdiği yanşmada son gün bır Fransız fılmi daha var. Şim- diden kadın oyuncu dalmda ödü- le aday olduğu konuşulan Cathe- rine Deneuve'ün EmmanuelleSe- igner ile başrolü paylaştıgı Nicole Garcianın "VendomeMeydanı". Amelio ve O'Connor Francesca Archibugi'nın u Ar- mut Ağacı". Danieie Luchetti'nın "KüçükUstalar" filmlen ile eleş- tırmenlerden sıkı bir zılgıt yiyen Italyan sinemasının yüzünü gül- düren yönetmen Gianni Ameüool- du.'t'osi Ridevano - Böyle Gülü- \x)rlardı'"da 1958'den 1964'euza- nan bır süreç ıçinde güneyden ku- zeye (Sicilya'dan Torino'ya) göç eden ve orada yoksulluk ıçinde ya- şayan ikı kardeşın yaşam mücade- lesıni sergilıyor Amelio. Altı yılı, altı gün ıçmde ve altı başlık altın- da anlatıyor yönetmen; Geliş, Iha- net, Para. Mektuplar, Kan, Aileler. Italyan toplumunun sorunlannı her zarnankı ustalığı ve duyarlıgı ıle ser- gilıyor Amelio. Birbaşka toplum betimlemesi de Irlandah PatO'Connor'dan. 1936 yazında küçük bır Irlanda kasaba- sında geçen ve evde kalmış beş kız kardeşle, erkek kardeşlerinin öyküsünü anlatan "Lughnasa'da Dans". kadının gücünü dans ara- cılığı ileaktanyor. Ulusal birsine- ma tadını tüm fılmlerinde yakala- yan O'Connor. yönetmen dalın- daki ödüle en yakın duran aday bana göre (denge gözetmek kay- gısı ıle Amerikan yönetmenlerden bırine, örneğin Ferrara'ya gitmez- se). Başta Meryl Streep olmak üze- re güçlü oyuncu kadrosu da ödül alabilır. Tabii, BiUVVhelan'm son derece ekonomik kullanılan müzi- gıde. Genç Ispanyol yönetmen Julio Medem'in "Kuzey Kutbu'nun Aşıldan" da henüz izlenmeyen fılmler arasında. Hoş bır sürpriz çı- kabılır. Portekizli JoaoBoteOıo'nıın "Trafik 1 " ve Alman TomTylover'm "Lola Koşuyor"u yanş- manın düzeyli. ama faz- la önemli olmayan film- len arasında yer alıyor. Bakalım. Italyan yönet- men EttoreScob'nınbaş- karüığında, Arjantinli yö- netmen Hector Baben- co. Lirvanyalı yönetmen Sarunas Bartas. Amen- kalı oyuncu Kathryn Bi- gelow. Alman jönetmen Reinhard Hauff. Fransız eleştırmen DanieieHev- mana Hintli yapımcı Is- maiJMerchant Şilili ya- zar LuisSepuheda ve In- giliz oyuncu TDdaSvvin- ton'dan oluşan jüri. ter- cihinı kimden yana kul- lanacak? Soul II~ Soul'un kurucusu Jazzie B, bağımsız ve küçük şirketleri yeğliyor 'Müziğiparabiçimlendiriyor'Kültür Servisi - Yapı Kredi Sanat Festıvali. .\menkan Rhtym & Blues'dan caza. Karayip dub ve reggaesinden Batı Afrika davul vuruşlanna kadar uzanan farklı müzik dallannı bırbirinin ıçmde eriten İngiliz topluluk Soul II Soul'u ağırladı cuma akşamı. Soul II Soul'un kurucusu, prodüktörü. bestecısı. aranjörü Jazzie B (Beresford Romeo). müziklerinın yıllar süren birikimin sonucunda bugüne geldığinı düşünüyor. Ancak bu birikim sırasında en önemli nokta. bir araya gelecek unsurlan doğru seçmek. Bu unsurlar ıse topluluğun çok farklı yetenek ve geçmişe sahip müzisyenlen aracılıgıyla toplanıyor. Jazzie B'nın dolayiı olarak da Soul II Soul'un felsefesi: "Güien biryüz, baslar pürüzsüz, se»gi olsun özömüz." On >ıl önce ırkçılık karşıtı bır söylemle vola çıkmalannın ardından müziğının bu mesajının beklenen tepkıvı yakalayıp yakalamadığını bılmıyor Jazzie B. llgilendıği tek şey müzığı gün geçtikçe geliştırmek. Evrensele vöneldıği müzik yolculuğunda yerı geldıkçe turneve gıttıği yerlerin \erel müzıkleriyle de beslıyor müzığini. Bir etıket koymak gerekse 'pop 1 olarak tanımlıyor müzığinı ama hemen eklivor: 'evrensel pop'. Son albümlerinın eleştirmenlerden ve izleyıcilerden ılgi görmemesinı artık eleştırmenleri aşan, onlardan çok ıleride müzık yapıyor olmalanyla açıklıvor. Onyıllık müzık serüveninı değerlendirirken kendisinı en çok mutlu eden şeyin. hıç kımsenin ılgı duymadığı siyah müzığinı yorumlamalarınrn ardından bugün beyazlann da si> ah müzığıne vönelmış olmalan. Sanat dalında. özellikle müzıkre şöhret olacak isımlerin medya tarafından belırlendiğıni söylüyor Jazzıe B: "Benim kiminle anlaşma yapnğım, ne tür müziğe vıineldiğim çok da önemli değil. Medya nasıl beürlerse o oluyor müziğin geleceği." Ote vandan Jazzie B'ye göre müzığı asıl bıçımlendıren unsur para. Para> ı ellerinde rutan büyük jjirketler radvolarda. televızyonlarda nelerin çahnacağını. ne tür müziklerin piyasaya çıkacağını da belirliyorlar. Bu noktada ıse asıl önemli olan şey, basının çokseslılıkten yana tav ır alması: "İnsanlan sadece medya meşhur edebilir. Medya eğer büyük şirketleri aşıp çoksesliliği prensip olarak belirierse müzik dünvasının zenginieşmesine katkıda bulunmuş olur." Jazzie B. Soul II Soul'un adını belleklere kazıdıktan sonra artık ekonomiyi ikincı plana atarak kendisinı daha ıyi ifade edebileceğı şirketleri, yollan yeğliyor. Bu nedenle de bağımsız şirketlere vönelmış durumda. İşmı elbette güçleştinyor. küçük ama bağımsız şırketlerle çalışmak. Yıne de piyasada hem büyük hem de bağımsız şirketlenn bir arada var olması gerektığını savunuyor. Gelecek ıçın planları mı? Gülen bir yiiz, baslar pürüzsüz, sevgi olsun özümiiz— Felsefesi, 'gülen bir yüz, sevgi olsun özümüz.' KÖŞEBENT ENİS BATLR Haşim Çatış Her ülkenin, dilinin, edebiyatının yeraltı suları, gizl vadileri, uzak ve yalnız adalan olur. Bir dönem kapan- dığında, tarihini kaleme almaya kalkışan kişiler onla- nn birkaç izine rastlarlar, bu izleri sürdüklerinde ne- den kuytuda kaldığını kavramakta güçlük çekecek- leri yapıtlarla karşılaşacaklardır Bizim kuşağın şairleri arasında, bu anlamda, tipik bir örnekten söz etmek eldedir: 1978-1980 arası, Va- zı ve Oluşum dergılerinde peşpeşe yayımlanan şiir- leriyle dikkat çeken Haşim Çatış. gene o kavşakta çıkan küçücük bir kitapla, "Şehir Şarkılan"y\a eniko- nu yankı uyandırmıştı. Cevat Çapan'ın, kanımca hak- lı olarak övgüyle sarmalad/ğı bir avuç şiıriyle Haşim Çatış birdenbire şıir çevresinin gündeminde en ön sı- raya geçmişti. Dergi yayıncılığının tuhaf bir özelliği vardır, ben bu- nu yakından görmek, yaşamak durumunda kaldım: Size ürünlerini gönderen insanlann pek çoğuyla mek- tup üzerinden gelişir ilişkileriniz, kimilenyle yıllar son- ra karşılaşabilir (Şavkar Artınelle on yıl sonra yüz yü- ze gelmiştik), kimilenyle hiç karşılaşamayabilirsiniz (Necatigil'le hiç bır araya gelme fırsatım olmadı.) Haşim'le, gönderdiği şiirler nedeniyle üç yıl boyun- ca yazıştık ya, ancak 1984'te buluşabildik. Bızi, Kızıl- toprak'taki evinde, Nilgün Marmara bir araya getir- mişti. Epeydir sesi soluğu çıkmıyordu, sorduğumda şiirden koptuğunu söylediydı. Şüpnesiz kimi gerek- çeleri olsa gerekti, ama korkulannı abartıyla büyüten biri izlenimini bırakmıştı bende. O dönemde, belli ki ciddi bır savruluşun ortasında yaşıyordu; gün gelir nasıl olsa toparlanır. şiir yazmayı sürdürür diye düşün- müştüm. Haşim'in 1970'lerin ikinci yansında geniş yankı uyandıran şiirlerinde, Lautreamont u çağnştıran bir yan göze çarpıyordu. O kuçuk kıtabın adını biraz de- ğiştirecek olursak, "Şehir Çarpışmalan "ndan dem vurulabilirdi. Uyumsuz bir meleğin kanat çırpışları. Bir kavganın ıçinden geliyordu sesi. En çekici özelliği, okurda kavgasının haklı olduğu yönünde yarattığı duygudan beslenıyordu. Bir vakitler, kolaylık olsun diye 1970 kuşağı olarak adlandınlan genç şaırtopluluğunun üyelerini gözümün önüne getirıyorum: Mustafa Irgat, Izzet Yasar, Ah- met Seven dilsel bır isyanın; Erol Çankaya, Yasar Miraç, Ahmet Telli toplumsal bir isyanın ortasına ça- dır kurmuşlardı. Banş Pirhasan, Erdal Alova, Ali Cengizkan ve Tank Günersel'in şiirlerinde iki kutup- tan da izler vardı. Murathan Mungan ve Yıldınm Türker'de de. Benim gözümde, Mehmet Taner ıle Şavkar Attmel'in şiirlennde iç ve dış gurbet nabızla- n özel birer yol yaratmıştı. Haşim Çatış'ın çıkışında kim- seyı andırmayan bir yan vardı bana kalırsa; kopma- saydı kimbilir nereye varırdı... Aktanlan doğruysa, eşiyle ve çocuğuyla otobüse binmiş, yanılmıyorsam tatile gıdiyorlarmış. Bir ara tut- turmuş, "Birşey unuttum" diye, otobüsten inip geri- sin geri dönmüş. Bindiği ikincı otobüsün yaptığı ka- zada bir kişi ölmüş. Bir bakıma, yaşadığı gibi öldü, diyebiliriz. Şiiri gibi yaşadı ve öldü de diyebiliriz. Iki yıl olmuş öleli; öldü- ğünü Osman Settıat Erkekli'nin bir şiirinden öğre- nince iyice canım yandı: Ne sessizliktir bu! Güven Turan a sordum, g da yenı öğrenrniş ÜWİ7 mu. Seyhan Erözçelik, son dönemde yazdıkiarınr da içeren bir dosya hazırlıyormuş. Haşim Çatış'ın şi- irlerini toplamak gerekir: O şehir şarkılannda, satırla- nn arasını dolaşan sert, kırgın bir müzik duyulacaktır. Dil Denneği Ömer Asım Aksoy Ödülü Akgün Akova'nın • ANKARA (A.\) - Dil Derneği tarafından dil ustası Ömer Asım Aksoy adına düzenlenen deneme dalındaki ödül, Akgün Akova'nın 'Yıkık BirÇocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü' adlı yapıtına verildı. Beşir Göğüş, Prof. Dr. Suat Aksoy, Prof. Dr. Olcay Önertoy, Erhan Bener ve Sevgi Özel'den oluşan seçici kurulun verdiği ödül 26 Eylül'de. Milli Kütüphane'de kutlanacak olan 66. Dil Bayramf nda, Ömer Asım Aksoy'un anısına düzenlenecek törenle Akova'ya verilecek. tZDSO, Bodrum ve Denizli'de konser verecek • İZMİR (AA) - lzmir Devlet Senfoni Orkestrası (İZDSO), Kültür Bakanlığf nın finanse edeceğı Cumhuriyetin 75. yıldönümü kutlamalan kapsamında, Denizli ve Bodrum'da konserler verecek. İZDSO, 19 Eylül'de 4. Uluslararası Pamukkale Müzik ve Kültür Festıvalı'nde. 21 Eylül'de ise Bodrum Turgut Reis'te açık alanlarda vereceği konserlerde orkestrayı şef Rengim Gökmen yönetecek. Konserlerde. Brahms'ın 1. 5 ve 6 no'lu 'Macar Danslan'. Ulvi Cemal Erkin'in "Köçekler", Ravel'in "Bolero'su ile Beethoven'ın '5. Senfoni'si seslendirilecek. Köyde opera ve bate gösterisi • Kültür Senisi - Samsun'un Bafra ilçesine bağlı Kolay beldesı. Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sergilenecek gösteriye ev sahıpliğı yapacak. Cumhuriyetin 75. yılı kutlamalan kapsamında Kolay Beledıye Başkanlığı tarafından düzenlenen Neyzen Tevfik Şenlikleri etkinlikleri içinde 27 Eylül'de gerçekleştirilecek gösteride "Çeşme Başı" balesi sahnelenecek ve çeşitli kahramanlık türküleri seslendirilecek. Yunus Emre anılıyor • AKSARAY (A.\) - Halk ozanı Yunus Emre, bugün Aksaray ve Kırşehir Valiliği'nın ortaklaşa hazırladıldan bır törenle amlacak. Aksaray'ın Ortaköy ilçesinde Yunus Emre'nin Ziyarettepe'deki anıt mezannın ziyaret edılmesiyle başlayacak törenlerde temsili Yunus Emre'nin halkı selamlamasından sonra halk ozanmın hayatı anlatılacak. şiirlennden örnekler sunulacak. Kültür Bakanlığı Sema Heyetı ve TasavMif Musiki Korosu'nun yanı sıra Nevşehir Hacıbektaş Semah Ekibi'nin de gösterileri ıle katılacağı törenler çerçevesinde, Yunus Emre Çilehanesi ve Taptuk Emre Türbesi de ziyaret edilecek. BLGUN • NÂZIM KÜLTÜREVİ'nde saat 17.00'de Andrzej VVajda'nın yönetmenliğini yaptığı "Danton" adlı film yer alıyor. • BEKSAV'da Yılmaz Güney'in yönettiği "Sürü" filmı saat 15.00'te gösterilecek. • ALTERNATtF KÜLTÜR MERKEZİ nde saat 15.00'te "Serbest Şür Platfornur, saat 18.00'de Mel Gibson'ın yönetmenliğini yaptığı "Cesur Yürek" izlenebilir.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog