Bugünden 1930'a 5,503,158 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 10 EYLÜL 1998 PERŞEMBE OLAYLAR VE GORUŞLER Türkiye'de Kültür Varlıklan Bilinci Prof. Dr. AHMET ERC4N Jeofizik Yiik. \iüh. ieralnAramaalık Labonıtın an Başkanı K ültürel Taban. M.Ö. 5(XX) vılmdan beri çeşit- lı uvgarlıldarabeşıklık vapmış Aııadolu ve Trakya. dünyanın en varlıklı açık ve yeraltı müzesıdir. Türkier. geçmişteki bu uygar- lıklann tek mirasçılan \e sonuçlandır. Bu ülkede vaşamış olan Hattiler, Hıtıt- ler. Fnkler. Galatlar. Mısyalı. Bitinvalı. Lıd>alı. Lıkvalı. İvonvah. Pamfilyalı. Pontuslu. Lrartu, Mezopotamyalı, Kar- yalı. Helenler, Traklar. Makedonlar. Ro- ma, Bizans. Selçuk, Oğuz ve Osmanlı- lann ve sayılabilecek öteki kavim ve uluslann biitünü. bugün Türk adı \e Türk v urdu kavxamj ıçınde Atatürk Cum- hurıvetı'nde bır olarak geleceğe doğru sürmektedir. Türkiye'de bugün ne var- sabizımdırvebızımkültürümüzdür Bu anlavış ıçinde valnız Osmanlı \e Islam eserleri değıl. ülke kalıntılan. av nı önem ve deöerde, hem kendımız içın hem de dünya uvgarlığının çekırdeöine sahıp oîduğumuz bilincıyle gelecek kuşaklar için araştırılmalı \e korunmalıdır. Ne var kı. bu bıhnç Osmanlı dönemin- de gözardı edılmış. hükümdann ıznıy- \Sr, o zaman bizim topraklanmız olan Mezopotamya, Sunve. Filistın, Mısır'da Batılılara verilen ayrıcalıklarla (imti- yazlarla) kalıntılar yurtdışına çıkarıl- mış. >ineTralles'in(A\dın)'ıngörkem- li tiyatrosundaki mermer oturaklar ya- kılarak kireç elde edilmiş, Bergama'nın o güzelım kalıntılannın bir kısmı Izmir lımanı icindolguolarakkullanilmis.fi- gürlü olanlan. verilen izinle yurtdışına taşınmış. İstanbul gıbı >erlerdekı kalın- tılardan sökülen sütunlar. mermer taş- lar. kabartmalar, yeni yapılan cami, med- rese. saray gibi Osmanlı yapılannda kul- lanılmıştır. Şu anda \ar olan. arda kalan- lardır. Başka bir deyışle Türkier. baştan be- n yaşadıklan bu ülkede, bu ülkenin ger- çek sahibi gıbi değil, gelip geçici, gö- çebe. uygarlıldardan kopuk ve işgalci gi- bı yaşamışlar, giderek bunu fetıh şölen- leri ile kutlayagelmişlerdir. Bunu fırsat bilen Yunan \e Batılılar, Türklerin bır gün, geldiklerini sandıkları Orta As- ya'ya yeniden gerı vollanmalannın he- sabını, hem birinci genel savaşta hem de Sevr'de yapmışlar ve bu ülküye hizmet eden Türk-Islam bırleştırmesini, üm- metçıliğive ırksal avrımcılığı destekle- mışlerdir. Atatürk Türkiyesı 'nde, tüm Anadolu \e Trakya uygarlık ve ırkJannın tümle- vi tek ve mirasçısı olarak tanımlanan Türk. "Anadolu'da ne >arsa bi/inıdir. bizim atalanmızuı bir ürünü" diveme- mektedir. Bugün biryandan ırkçılık, bir yandan ümmetçilik kışkırtmaları ile de- ğişen kültür bilinci içinde. sözgelimi Bizans kültürünü Yunanlının diyerek korumamakta ve böylelikle yabancı araş- tırmacılara, defîneavcılanna ve inşaat- çılara peşkeş çekmektedir. Jeofızik ve Arkeolojik Araştırmalar. Yabancı araştırmacılar. hiçbir bedel öde- meden arkeolojik alanlanmıza girmek- te, araştırma ve bilgilerini arttırmakta, ünlerini buluşlan ile Batı dünyasma ak- tarmaktadırlar. Olanaksızlık içinde çır- pınan, arkeolojik aramaya ıstekli. an- cak izleyici konumunda kalan Türk araş- tırmacılara da sanki beceriksiz ve edi- nimsizmiş gibi bir görüntü ile bakıl- maktadır. Kültür turizmınin çekirdeği olan mii- zelenn gelirlennın yüzde 4O'ı. hiç bir hak- kı olmadan beledıvelere, yüzde 2Ü'sı Maliye've, gerisi Kültür Bakanlığfnagı- derek müzelerin kendi kazılannı yapa- cak akçal girdıleri yok edilmekte v e hat- ta kaçak kazı izleyecek olanaklan dahi edinememektedirler. Çok şükür ki 55. hükümetin son ddzenlemelerivle bele- dı>e payı yüzde 5'e ve Maliye payı yüzde lO'a düşürülmüştür. Defıne avcıları. Anadolu ve Trak- v a'nın her kentmde türemiş v e çoğahnış. teknolojık arama düzevleri geJişmiştir. Müzelerin kazı yönlendirmede kullanı- lacak jeofizik arama aygıtlan hiç yok- tur ve kazı arkeologlannın savısı >eter- siz ve hem de kazı yapacak yeterli pa- rası yoktur. Bu durumda kaçak arama ve kazıla- nn sav ı ve hızı dev let olanaklannın önü- ne geçtiğınden bunlann peşi sıra gıdi- lememektedır. Türkiye'de eski eserle- rin pazarlaması yasal olmadığından. bu- lunanlar kaçakçılararacılığı ile yurtdı- şına kaçınlmaktadır. Ne var ki dünya- nın en donanımlı gömülü kalıntı arayı- cı arkeo-jeofizik laboratuvarı Türki- ve'dedir. Yeraltı Aranıacılık adındaki bu arama kuruluşu müzelenn sınırlı parasal des- teklen ve kendi olanaklan ile arkeolo- jik araştırmalarvapagclmektedır Ancak. araştırma>atırımlarınınyetersizlığıne- deniyle >eterince arama yapılamamak- tadır. Arkeulojik Alanlarda Yapılaşma ve Yeraltı Aramacılığı: Cumhurıvet'te 13 mıl>on olan Türkıve, 75 >ılda. 50 mıl- yon artışla 63 mil>ona erişmiştir. Yurt- taki ekoııomik v e guv ensizlık dengesiz- liği nedeniyle kente göç hızlanmakta. imarsız alanlar yapılaşmakta. arsa > atı- nm gelirleri çığ gibi büyümektedir. Denız kıyı kuşaklanndaki. İstanbul 'da- ki >apı yasaklı SİT alanları adeta >ağ- malanmakta, antik kalıntılar üzerine ko- nut. işyeri ve oteller ya da metro, oto- yol gibi >eraltı ve yerüstü yapılan ya- pılmaktadır. Bugün için çevre dostu olan jeofizik teknolojisi ile yeraltı. hiç kazmadan gö- rüntülenebılmekte v e o bölgede kalıntı olup olmadığı kazı yapmadan belirlene- bilmektedir. Bundan sonra arkeologlar- ca yapılacak yoklama kazılan ile kalın- tı varlığı kanıtlanmaktadır. Yeniden ımar planı yapılan Berlin'de bu anlamda kent içinde yoğun birjeofizik araştırma. özel bir Alman firmasınca sürdürülmekte- dir. Bu anlamda Türkiye'de arkeolojik kahntılara en çabuk, en ucuz \ e zarar v er- meden ulaşmak ıçın. araştırmalan izle- yen şu sıra sürdürülmelidir: 1) Jeofizik aramalar, 2) Yoklama kazılan, 3) Kur- tarnıa \e arkeolojik kazılar. Jeofizik araştırma yapmadan arke- olojik kazılara gecmek. tanı konulma- yan hastanın ameliyat edilmesine ben- zer. Yurdumuzda arkeolojik kazılann verimli olarak araştınlması ve müzele- re kazandınlması için önerilenmizi ge- lecek yazımızda yapacağız. ARADABİR ARİFE KALENDERtg•ıtımcı, şaır Eğitim-Oğretim Diye Diye... • "1998-1999 öğretım yılının başlamasına çok az Rftldı. Yollarımız, okulların bahçeleri, çocuklarının milim mılim puanlarını hesaplayan, yetkili tanıdık- Ikr bulmaya çalışarak (adı iyiye çıkmış) eğitim ku- rümlarının merdivenlerini aşındıran ana ve baba- farla dolu. Semtlerde okul, okullarda başarısı ün- fenmış öğretmenler aranadursun; çeyrek puanlar. O' 1 'lerle üniversiteye giremeyenlerde, süper lise- ferde okuma hakkını yitırenlerde, özel okulların kapısından bile bakamayanlarda bir feryat bir fi- gşn... Veli ve öğrenciler bu çıkmazlarda bungun do- laşırken öğretmenler de kendi aralarında branş- lanna, çalıştıkları kurumlann ad ve konumlanna gö- re, sınıflandırılmış durumda. A okulu'nun öğrenci- si olmak ne denlı ayrıcalıksa, bu öğrencinin öğ- re;tmeni olmak da (hele de branşınız Ingılizce, fen grubu veya matematikse) bir o kadar büyüklük duy- gtjşunu beraberinde getirir. Resimv müzik, becfep eğitimi. hatta Türkçe, olsa da olur olmasa da. Ma- ^aza adlarının çoğu, günlük konuşmalanmızda geçen sözcükler anadilimizin gereksiz görüldüğü- nün kanıtları değil mi?.. Bir de özel okul işveren- lerinin öğretmenlere biçtikleri ücretler var ki bu- rada da nitelığe çok fazla bakılmaksızın öğret- menler bölümlerıne göre paralandırılmaktadır. Eğitim sıstemımız bu çelişkiler içindeyken; 198O'li yıllarda bir boyalı gazetenın yorum köşesınde oku- duğum kısa bır sıralamayı anımsadım. Usumda kaldığı kadarıyla. "Eğitim sistemımiz ilginç geliş- meler gösterıyor. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Hasan Âli Yücel'/n. Tonguç'/ar/n başını çektiği eğitim seferberliği dönemınde Köy Enstıtüleri ku- rularak yurdumuzun sosyo-ekonomik yapısına uygun, yurtsever, bilinçli öğretmenleryetiştirildi. Halk da, eğitimciler de bu durumdan çok hoş- nuttular, ancak bilinmez (bilinir) nedenlerle ens- titülerkapatıldı. Onların yerine, öğretmen olacak kuşaklara pedagojık, psikolojik eğitim veren, mü- zıkten-resimden anlayan gençleryetiştiren öğret- men okulları açıldı. Bunlar da bazı gerekçelerle kapatıldıktan sonra bir iki yıllık hızlı eğıtımden geçmiş ya da herhangi bir üniversiteden mezun olmuş adaylar okullarda görev yapmaya başla- dılar. Şu anda henüz bozmadıkları, zeki ve çalış- kan çocukların öğretim gördükleri Anadolu Lise- leri var. Son günlerde bu okullara da yetersiz, sığ öğretmenler atayarak o pırıl pırıl zekâlan da kö- reltecekler..." denıliyordu. Evet, Anadolu Liseleri bitirilmeden önce pıtrak gibi özel okullar açıldı. Devlet okullan süper ve sü- per olmayan öğrenciler aldı. Kredili sistemle bir- çok genç yol şaşırdı. öğretmen boşlukta kaldı. Sekiz yıllık eğitim güzeldi ya öğretmen açığı, ders- hane azlığı nedeniyle altyapıda boşluklar baş gös- terdi. Okulların tümü ABCD'yi işaretlemeyi ezber- lemiş; yorum yapmaktan. düşünmekten, soru sor- maktan ırak öğrenciler ve 'uslu çocuk'\ar\ seven öğretmenlerle dolduruldu. işte eğıtim-öğretim eşitliği. Van'da, Malatya'da okuyanlarımız okusunlar. Paran varsa işte özel okullar... Bir bilge, sohbet sırasında geri kalmışlı- ğımızla ılgili olarak, "Kızım, öncülertoplumun ile- risinde olmadıkça toplum geriler" demıştı. Köy Ens- ititülerf nin kapatılmasıyla birlikte başlayan süreç- !te şimdi her okul Anadolu Lisesi, her okul süper... Ana-babaların bunca telaş, bunca kaygılan niye TUNCELİSL1H HUKUK MAHKEıMESİ'NDEN EsasNo 1 W 120 Da\aci' Çetın Çağımda \'etalı Av. Hasan Özcan - Tuncelı Dd\alılar- 1- Aktuluk KÖVTJ Muharlığı - Tuncelı 2- Maliye Ha- zinesı Da\a. Tapu ka\dında açık olan hıssemn tescılı (Tuncelı mer- kez .\iauluk köyü, tskele Damarkası me\kıinde kaın 4 parsel yasılı taşınmazlDavatanhı 02 08 1996 Daıavadahil edılen' AyselKay- maz Da\ acı \ ekjlı da\ a dılekçesı ile Tuncelı merkez AktuJuk kö>-ü, ıskele mezrasında kaın 4 parsel no'lu taşınmazm mü-vekkılı ile müş- tereklenne babalan muns Hasan Çaeımda'dan ıntıkal ettıjını, Tun- celı KadastroMahkemeM'nın 1985 101 esassayılıdosyasmda>apı- lanşargılama sonucunda \enlenkanırdamüvekkılınin 182 2304pa- yı>laılgılıbıraçıklama>apılmadığını\emüvekkılınınpa\ımnböy- lece açık kaldığını belırterek tesbıt dışı bırakılan mü\eİckılıne an 182 2304 pavın müvekkılı adına tapuya tescılıne karar venlmesını talep v e dav a etmıştır. Da\ a> a dahıl edıimesıne karar v enlen Tunce- lı merkez Aktuluk köyü Iskele Damarkası mevluınde kain 4 parsel sayılı taşınmazın hıssedarlanndan Hüseyın Gûner raırasçısı 4ysel Kaymaz dahılı da\a dılekçesı \e duruşma günü teblığ edılememış. zabıta \asıtası ile >apılan tüm aramalara rağmen adresı tespıt edıle- memışolduğundan. A\sel Kaymaz'a dahılı da\ a dılekçesı ıie duruş- ma gün \e saalının ılanen teblığıne karar \ enlmıştır. Duruşma günü olan 1 lü 1998gunüsaat9 00'akadarbuda\aıleılgilı ıbrazetmek ıstedığmız belgelen duruşma gününe kadar göndermenız ve\a du- nışmaya getıraıenız gerektığı. duruşma) a gelmedığımz \eya kendı- nıo bır \eh\ ı!e lemsıl ertınnedığınız ukJırde HL'\!K 509 madde- sı gereğınce vargılamaya yokluğunuzda de\am edıleceğı \e karar " venleceğı hususu tebhgat (Dahılı dava dılekçesimn teblığı) >erine kaım olmak üzere ılanen teblıi olunur. Basın: 5058 Karadayı'nın Ardmdan... ERCAN DOLAPÇI 0 smaij Hakkı Karadayı'nın Genelkurmay I Başkanı olmasından sonra Türkive'de den- geler değişti. 1994 yılından sonra gözlenen yapı değışıklığinın Karadayrnm emekli ol- masından sonra da süreceği açıkça ortada. Cumhuriyetın 75. vılına girdiğmiz şu gün- lerde bu değışıklık cumhuriyetin ikinci atağı ola- rak nitelendınlebilir. Karadayı'nm emekli olması nedeniyle bir değer- lendırme yapma ıhtiyacı duvduk. Önemli buldu- ğumuz bu dönem. Karadayı'nın kışıliginde aslın- da bırdönemın değerlendinlmesı olacak. Karada- yı dönemınde alınan kararlar ondan sonra da Tür- kiye'de uygulanmaya devam edecek. En azından ordunun polıtikası olarak. Bu kararlar halktan bü- yük destek buldu. Türkıye'nın 75 yıllık laık cum- hurivet kımliğine sahip çıkma amaçlı bu kararlar, Türkiye'yi geleceğe aynı güvenle taşıyacak nite- hkte.' Bu vesileyle Sayın Karadayı'yı yürekten kutlar ve bundan sonrakı yaşamında sağlıklar dileriz. Özellikle bugünlerde 2000'li yıllara cumhurbaşka- nı aranırken en saygın ad oldugunu rahathkla söy- levebılıriz ve gerçekleşmesiru dilenz. Cumhurbaş- kâniığına Karadayı<3^şır. ^ , i Karadayı döneonnikısaca şöyledeifeffendirebi- linz: Ordunun Giineydoğu'ya yaklaşımı değişti: Do- ğanGüreş dönemınde sorun tamamen şıddetleçö- zülmek ıstenivordu. Özellikle toplu göçler ve fa- ili nıeçhul cınayetler ay>uka çıkmıştı. Insan hak- lan ıhlalı nedenı>le Türkıve zor durunıda kalıvor ve Batı müdahalesine olanak verilivordu. Bu so- run halk kazanılarak halkla birlikte çözüldu. Do- ğuya kısmen de olsa huzur ve guven geldı. PKK'nın haİk desteği ortadan kalktı. Bu sorun bölge halkı ve bölge güçlen kazanılarak çözülmeve çahşıidı Zaten istenen de buvdu. Bunun sonucu PKK gen- ledi. Bu çok büyük başarıdır. Ordu, Cumhumete sahip çıkü: 1980'den son- ra devlet desteğıvle de azgınlaşan irtica. 1995 se- çimleriylehükümetolmaaşamasına geldı. Bunun- la Cumhunvete yönelik saldınlar daha bir anlam kazandı. Artık irtica, ıktıdan adım adım ele geçir- meye kalkıyordu. Halk güçleri bundan rahatsızlık duydu. Susurluk kazasn la bu tehlikenın a>n bir bo- yutu ortaya çıktı. Halkın tedirginliğı arttı. tşte bu noktada ordunun 28 Şubat kararları geldi. Bövle- ce ordu irtıcav a "Dur!" demiş oldu. Yanı irtica or- dusuz oldugunu anladı. Ordu 28 Şubat kararlanv - laCumhuri>etın devrimkanunlannasahıpçıktı ve irticajıın bununla önlenmesini istedi. Bu kararlar dev!et-si\aset belgesıne de geçerek devlet poiıti- kası öldu. t^te bunların hepsinde ordunun gücü ve agırlığı vardır. Böylece Cumhuriyet 75. yılında ir- tıcaya karşı ordu gücüne kavuştu. Bu çok anlam- lıdır. Aynca ordu, Atatürk döneminin dış politıka- sına döndü: Karadayı döneminin önemli bir atağı da dış polıtika alanında oldu. Değışen dünya den- gelennde Türkj>e eski "müttefiklerinden"yeterirı- ce destek bulamayınca Atatürk döneminin "bölge ağuiıkh dış politikası'na yöneldi. Komşularla ara- mızın düzeltılmesine ağırlık venldi. Bölge merkez- lı kararlar alındı. Ekonomik işbirlığı arttı. Bölge- v e dış güçlerin müdahalesine kapalı olunduğu açık- İandı. Irak'a müdahaleden vana olmadı ve Incir- lik'i aylar önceden kullandırmayacağıru ılan etti. Karadayı'nın; bizzat bır dışişleri bakanı gibi. Rusya'dan Çin'e, Çin'den ABD'ye kadar yaptığı dış gezıler unutulmaz. Buralarda gördüğü itibar da onurlandıncıydı. Ordu ekonomiyede elatü: Ordunun son polıtikası ekonomıye yönelıkti. Karadayı'nın emeklilik hazır- lıklan yapöğı günlerde, Harp Akademilen Komutan- lığı'ncayavımlanan "OzefleştirmeveTSK"kitap- çığı, ordunun özelleştirmeye bakışını ortaya koy- du. Ordu. bu kitapçıkta özelleştirmenin yağrnaya dönüştüğünü ve bunun bır "Baû politikası" ol- dugunu belırterek ulusal sanayinin korunmasını ve hatta gelıştirilmesini istedi. Bununla da M. Kemal'in "de\1etçilik''politikasının unutulmamasmı hatırlattı. Bu son açıklama. askerin ekonomiye duyarstz olmadığını gösterdı. HAFTA IÇI HERGÜN 12.1Q j>üyük bir aşk, caybedilenler, cazanılanlar... Ve aynı gence aşık iki genç kızın dramatik aşk oykusu... bczrfer için hoğru ekmvibasınız PENCERE Vurnrayıp da Ne Yapacaklardı?.. Gerçekçi belediye başkanı nasıl olur? Anasının gözü olur. Başına geçtiği kentin çevresini yoksullara, mer- kezini zenginlere yağma ettirir. Varsılla yoksul yağma düzeninde birleştikleri za- man, belediye başkanına ya hey!.. • Izmir'e bak!.. Vaktiyle şehrin başına 'kibar' bir belediye baş- kanı geçmişti. Kordon'daki güzelim tarihsel evler yıktırıldı, yerine beton apartmanlaroturtuldu, dağ taş gecekonduya açıldı, görgüsüz zenginler şeh- rın merkezını yağmalayıp betonlaştırdılar, hırslı yoksullar çevrede arazi mafyasını kurdular, 'Kör- fez'lağım çukuruna döndü, kıyılaryokedildi, Kar- şıyaka beton ormanına dönüştü; tarihe, doğaya, çevreye, insana. estetiğe, kente, uygarlığa karşıt oluşumun sonunda, sıra geldi tarihsel Kordon'un önünde denızi doldurmaya... Tükettik Izmir'ı.. Kokuttuk Körfez'i.. Kentin tam göbeğine de mezar taşı görüntüsün- de 'beşyıldızlı' bir otel diktik. Peki, güzelım Izmir'ı düşmanın elinden bunun için mi kurtarmıştık?.. • Belediye Başkanı, başına geçtiği beldenin çev- resindeki toprakları kamulaştırsa... Arazi mafyasıyla anlaşıp tezgâhını kuracağına, kamulaştırdığı topraklan parselleyip orta halli va- tandaşlann kurduklan kooperatiflere dağrtsa; plan- lı programlı, çağdaş kentleşmeyi yeğlese... Neler olmaz!.. O Belediye Başkanına herkes düşmanlaşır, çün- kü 'kötû örnek' oluşturmuştur. İşte Gürbüz Çapan!.. Tuncelı'den, Kars'tan, öteden, beriden, çoğu Doğu Anadolu'dan gelen üç beş bin kışinin yaşa- dığı Esenyurt'a Belediye Başkanı seçılen Gürbüz Çapan, yasalara bakarken görmüş ki, bir beledi- ye çevresindeki araziyi kamulaştırabilir. Vekamulaştırmış... Buişinkolay oldugunu sanmayın!.. İstanbul ye- di tepe üzerine kurulmuştu, yedi tepenin ötesin- de Trakya'dan Adapazarı'na dek dağ taş arazi mafyasının bilek gücüyle kapatılıyor, gecekondu mafyalan oluşuyor, toprak rantı üzerine kurulan tez- gâhlarda trilyonlar dönüyor, silahlar konuşuyor. Anadolu'dan göçenler bu coğrafyada plansız, programsız, tapusuz, yasadışı yerleşimlerin uç beyliklerini oluşturuyorlar, arkasından hemşerile- rini yöreye çekmeye başlıyor, arazi mafyası önder- liğindeki İstanbul çevresı hemşerilik üzerine garip ve yoz kentleşmeyi yaşıyor... Çeteler bu sürecin egemenleridir... Sen kalk, bu gidişatın tersine bir kararia, bele- diye sınırlarına mücavir (komşu) toprakları kamu- laştırıp kooperatiflere dağıt... ., Adargı.yururlar.. , _ , „ . W i • I Gürbüz Çapan'ı vurdular... ı Vurmayıp da ne yapacaklardı?.. Esenyurt Belediye Başkanı 'kötü örnek' oluştu- ruyordu; mafya ile işbırlıği yaparak gecekondu pi- yasasını serbest bıraksaydı, vurulmazdı. Esenyurt'ta pazar yerlerini mafıoziye peşkeş çekseydi, vurulur muydu?.. Çete mi desem, mafya mı desem, yasadışı ör- gütler bu gidişle hepımizi teslim alacaklar!.. Ya da biz elbırliğiyle bu gidişe 'dur' diyeceğiz. Hiç kimsenın "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" diyecek kadar zamanı yok. AISMA Hocam ve değerli Eşim, Babamız, bilim ve sanatın özden yolculanndan, erdemli yaşamını ülküleri içinde sürdüren, ATATÜRKÇÜ Prof. Dr. EMÜNFAIK ÜSTÜN'ü aramızdan aynhşının 25. yılında anıyoruz. Eşi : Prof. Dr. EŞİN EMİN ÜSTÜN ÇocukJarı : Dr. GÜNTÜRK ÜSTÜN Dr. ÇAĞATAV ÜSTÜN BAŞSAGLIGI Fakültemiz öâretim üvesi Prof. Dr. NACİ KEPKEP'in babası VEHBt KEPKEP'in vefatını öğrenmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Merhuma Allah'tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı dileriz. Yıldız Teknik Üniversitesi İ.İ.B.F. DEKANLIĞI İSKENDERUN1ASLÎYE HUHK HÂKİMLtĞhSDEN DosşaNo: 1998 177 Dd\alılar: Elıs Mehmut. adresı meçhul. Davacı Orman Genel Müdurluğü tarafından davalı aleyhıne açılmtş bukınan tapu ıptal \e tescıl. men'ı müdahale davasuıın yapılan açık duruşmasında; Adınıza çıkartılan davetiyede tanın- madığınızdan ıade edılmış olması üzeruıe yapılan zabıta tahkıka- tında da adresınız meçhul kaldığından adınıza ılanen duruşma gününün teblığıne karar venlmış. duruşma 15.9.1998 günü saat 10 15 'e talık edılmıştır Mezkur gun \ e saatte gelmenız. gelmedi- ğınız veya bır vekılle de temsıl ettırmedığınız takdırde davamn yokluğunuzda bıtırileceğı da\etıye \enne kaım olmak üzere ıla- nen teblığ olunur. 198 1998 ' ' Basın-41773 Nüfus cüzdanımı kaybettım. Hükümsüzdür. MEHMETEMİN GÖRMEZ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog