Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

1 0 EYLÜL 1998 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA KULTUR 15 Metropolis kazılan, 1992 yılından bu yana Prof. Dr. Recep Meriç başkanlığında sürüyor 'akıp Sabancı ve ICültür Bakanı İstemihan Talay'ın katıldığı gezide kazılarda görev alan halktan kişilere plaket verildi. Sabancı, Anadolu'da toprak altındaki 40 bin kentin 40 bin kazıya, yani 40 bin sponsora dönüşmesi gerektiğini vurguladı. Mi 2000 yıbnda sanat merkeziGÜL ERÇETÎ1N TORBALI-1989 yılmda başlayan. Phillip Mor- ris Sabancı şirketlerinin 1992 yılından beri des- tekJedikleri "Metropolis - Ana Tannçalar Kenti" kazılannın >eni sezonu \e son buluntulan. 5 Ey- lül Cumartesi günü kazı başkanı Prof. Dr. Recep Meriç tarafından Sakıp Sabancı ve Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın da katıldığı bır kazı turuyla ba- sın mensuplan ve ilgililere tanıtıldı. Gezi sırasın- da kazılarda görev alan yerel halktan iki kişiye de plaket verildi. Ilk plaket sahibinin, sadece işini yaptıgı içın plaket almanın anlamını kavrayama- dığından bakandan aldığı plaketı. kentin gün ışı- gına çıkması için çaba harcayan Sakıp Sabancı'ya sunması, hoş bir anekdottu kazıya aıt. Plaket el- bette gecesini gündüzüne katarak geçmişle günü- müzü buluşturan kazı çalışanında kaldı. Bakan Ta- lay ve Sakıp Sabancı, tur sırasında Metropolis'in bulunduğu Torbalı'da Kurtuluş Şenlikleri'ne de katıldılar. M.Ö. 725 yıllannda kurulmuş bir ana tanrıça ken- ti Metropolis. Adı "ana tannça kenti' anlamına ge- liyor. Geç Helenistik dönemde altın çağını yaşa- mış, Roma dönemınde tmparator Augustusonuru- na sunakJardikilmiş. Bizans dönemınde piskopos- luk merkezi olmuş. tnsanlann binlerce yıl önce akropolünden kenti yönettikleri: stoasında gezin- dikleri. alışverişe çıktıklan, tiyatrosunda oyunlar izledikleri Metropolis kentınin tarihi, dokuz yıldır süren kazılarla neredeyse iğneyle kuyu kazılarak günümüze taşınıyor. fc Kazı, kazı. kaa demeBytz artık' Phülıp Morris \ e Sabancı şırketlennin MESSE- DER (Metropolis Sevenler Demeğı) aracılığıyla des- teklediği kazılar. Kültür Bakanlığı ve Dokuz Ey- lül Üniversitesi adına Prof. Dr. Recep Meriç baş- kanlığında sürdürülüyor. Buluntulann niteliği \e zenginliği göz önüne ahndığında küçük bir Efes niteliği taşıyor Metropolis kenti. Kültür Bakanı Talay. kazı alanındaki gözlemle- ri boyunca özverisinden dolayı Prof. Meriç ıle ka- zı ekibine ve desteğinden dolayı Phıllip Morris Sabancı'ya teşekkürederken, kazılar sonucunda ken- tin yeni bir işlev kazanması gerektiğini vurguladı. Metropolis'te bulunan amfıtiyatronun, 2000 yılı- na kadar Efes gibi sanatsal etkinliklerin gerçekleş- tıği bir merkeze dönüştürülmesi bekleniyor. Sakıp Sabancı ise Türkiye'nın tarihsel zengin- liğine ve bu zenginlığın açığa çıkanlmasının öne- mıne değınerek "Güzeüikler toprak aitında kalma- sın" mesajını verdi işadamlanna. 1970'li yıl- larda başlayan ve 80"lerde hız kazanan okul kampanya- sının kazı alanına da taşın- ması gerektiğini vurguluyor Sabancı: "Okrn, okuL, okul, der- dik. Şimdi plağıdeğiştirmenin za- manı geldi." Kazı kazı kazı' deme- '"''' liyiz artik." Sabancı, Prof. Meriç'in Ana- dolu'da toprak aitında 40.000 kent bulunduğunu hatırlatma- sı üzerine bunun en kısa za- manda 40 bin kazıya, yani 40 bin sponsora dönüşmesi ge- rektiğini vurguladı. Gezi bo- vouıca tarihsel mirasın gün ışı- ğına çıkanhnası konusunda di- ğer işadamlannı da yardıma ça- ğıran Sabancf nın en çok ilgisini çeken bulgu, kente sütun diktiren ya da para yardımında bulunan ki- şilerin adlannın yazılı olduğu taş oldu. Sakıp Sabancı. sponsor- luğun kentlenn gelışmesi için binlerce yıl önce başlamış olduğuna değinirken, Bakan Talay da kültür ve sanat ala- nında yapılacak sponsorluk- lann vergiden düşürülmesi konusundaki çalışmalannı ha- tırlattı. Gezi sırasında aynca Phillip Morris Sa- bancı "nın, Kültür Bakanlığı ile vardıklan anlaşma sonucunda ilk Meclis binasımn 500 bin dolara mal olacak restorasyonunu da üstlendiği açıklandı. Metropolis'e adını veren 'Meter Gallesia' isım- li tannça, Izmir ili, Torbalı ilçe sınırlan içindeki Yeniköy ve Özbey köyleri arasındaki bir tepenın üzerini ve yamacını mekân edinmiş kendisine. Me- kân Efes'e 30. Izmir'e de 40 km. uzaklıkta bulu- nuyor. Kazılar sırasında MeterGallesıa'nın toprak- tan yapılmış, pışmiş çok sayıda heykelciği de bu- lundu. Metropolis yeraltındaki tarihi zenginliklerle yerüs- tündeki doğal güzellikle- rin buluştuğu eşsiz me- kânlardan biri. 1989 yı- lında ben sürdürülen kazı- larda en erken yerleşim Akro- pol'de bulunmuştu. Aralannda erken bronz çağı ve M.Ö. ZOOO'e ait bazı seramik parçalan ile taş baltalar ve Hititlere ait bir mü- n u r de bulunan parçalar, es- kibuluntulararasındayerah- yor. Helen dönemine ait yer- leşim ise M.Ö. 75 yiJlanndan sonra yine akropol civann- da kuruldu. Kentin asıl ge- lişmesi M.Ö. 3 yy'da Hele- nistik Çağ'a denk düşüyor. Şehirleşme etkinliklerinin gö- rüldüğü bu dönemden günü- müze stoa, tiyatro gibi anıtsal kamu binalan ulaştı. Roma döneminde de önemini ko- ruyan kent, hamam. gim- nazyum gibi kamu bina- lannın yani sıra zengin evleri ile de dikkat çeki- yor. Metropolis kenti kazıla- n sırasında ortaya çıkartılan başlıca anıt ve eserler arasında tiyatro, terasev ler, stoa, hamam-gim- nazyum yeralıyor. Metropolis Tiyatrosu. Ana- dolu'da bilinen, taştan yapılmış en erken tiyatro- lardan biri. Kazılar sonucu. sahne binasımn Hele- nistik Çağ'da (M.Ö. 2 yy.) yapıldığı ve Roma dö- nemınde büyüdüğü, orkestranın mermer plakalar- la kaplandığı anlaşılıyor. Yaklaşık 4000 kişilik bir izleyici kapasitesine sahip olan tiyatroda Roma Imparatorluğu döneminde 5 tane soylu koltuğu, öz- gün yerlerinden alınarak orkestra kısmının kenar- lanna yerleştirilmiş. Tiyatronun kuzey kenannda, bitişik Efes yamaç evlerini anımsatan teraslar halinde yapılmış Roma evlerine rastlanıyor. 1997 yılı kazı döneminde du- varlan frekslerle süslenmiş büyükçe bir odada renkli taşlarla yapılmış bir mozaik taban döşeme- sine ulaşıldı. Tiyatro eğlence tannsı Dionysos ve onunla ilgili öteki mitolojik tasvirleri ile komedi ve trajedi masklannın büyüsü, bakan Talay \e Sa- bancı'yı hayrete düşürdüğünden gezi sırasında ay- nca kazı çalışmalannın hızlanması ve çalışanlann rahat etmesi için kazı mekânının yolunun taş par- ke döşenmesi içm altı milyar daha ödenek aynl- masına karar verildi. Hamam-gjmnasyum yöneticisi kadın Yağmur ve güneşten korunmak için yapılan sto- alar, dinsel törenlerde, siyasi ve felsefi toplantılar- da, ticari ve kültürel etkinliklerde kullanılmaktay- dı. M.Ö. 2 yy.'da inşa edılen Metropolis Stoası 67 metre uzunluğunda. 10.50 metre genişliğinde ve Dordüzeninde iki sütun arasında bulunan uzun dik- dörtgen bir yapı. Metropolis kentinin en ilginç buluntulan ara- sında sıcaklık. ılıklık ve soğukluk bölümlerinden oluşan hamam yer alıyor. Kazı sonuçlan, sıcaklı- ğın 'hypokaust' denilen döşeme aitında ve 1 met- re yüksekliğindeki ısıtma sistemiyle ve duvarlara yerleştirilen ıçı boş tuğlalarla sağlandığını göste- riyor. Gimnasyum, gençlerin eğitim gördükleri derslikler ile spor yaptıklan, 'palaesta' denilen spor avlusuna sahip binalardı. Roma döneminde gimnasyumlar kubbeli ve tonozlu hamam yapıla- ny Ia birleşerek hamam-gimnasyum denilen orta bir bina türünü oluştunıyordu. 1997 yıhnda bulunan ve M.S. 1-2 yüzyıllara ait bir yazıta göre gimnas- yum yöneticisi olarak Alexandra Mirton isımlı bir kadının adı geçmekteydi. Bugüne kadar kazılarda ele geçen envanterlik ve etütlük eserler tzmir Arkeoloji Müzesi'nde koru- nuyor. Yönetmen Barış Pirhasan yeni fılminin çalışmalanna başlıyor Büyümenîn masalsı öykiisüKültür Servisi - 10. Ankara Uluslarara- sı Film Festivali'nin Ulusal Uzun Film Ya- nşması'nda 'Usta Beni Öldürsene' ile En lyi Film Ödülü'ne değer görülerek bir son- raki filmi için Efes Pilsen'ın 25 bin dolar- lık özel ödülünü kazanan Banş Pirhasan. yeni fılminin çalışmalanna başladı. Pirha- san da geçen ay düzenlediğı toplantıda çe- kirdek öykü dışında hiçbir bılgi vermeye- rek basın mensuplanm toplantıya neden ka- tıldıklannı sorgulamaya ıten Mustafa AJ- üoklargibi senaryosunu. bütçesini, prodük- siyon şirketi ve kastını belirlemeden yeni filmi için basın toplantısı düzenleyen yö- netmenler arasına girdi. Işi baştan sıkı tu- tan yönetmenler "Yeni filmünin hazırlık- lanna başhyorum, bundan sonraki her aşa- mada sizleri bilgilendireceğiz'' diyerek ba- sının, dolaylı olarak da kamuoyunun ilgi- sini sürekli canlı tutma ve bunun gişede- ki yansımasmı görme hesabındalar sanı- nz. Aftan sonra harekâttan önce Mayıs ayında Malatya'da çekilmeye baş- lanacak olan filmin 1999 Ekımi'nde ta- mamlanması ve 1999 sonunda da vizyo- na girmesi bekleniyor. Filmde 1974 yazın- da babasının arkadaşlan olan iki ailenin ya- nında yaz tatilini geçiren 13 yaşında bir kı- zın yaşadığı ilk aşkın, Kerem ile Ash'nın, Hz. Ayşe'nin ve çocukluktan genç kızhğa geçişin öyküsü anlatılacak. Pek çok kişi- nin hıç Türk fılmine benzemiyor yorumu- • Yeni filmine dönem olarak 1974 yılını seçen Banş Pirhasan, çok iyimser ve banşçıl bir zamanı anlatmak istediğini belirtiyor. Senaryosunu Malatya'da yapacağı araştırmalar sırasında biçimlendirecek olan yönetmenin filmiyle ilgili tek somut bilgi, başrolünde 12-13 yaşlarında bir kızın yer alacağı. nu yaptığı 'Usta Beni Öldürsene'nin ar- dından en azından yeri, zamanı belli daha yerel bir film çekecek Pirhasan. Değiş- meyen tek şey, yöredeki insanlann anlat- tıklan öykülerle besleyeceği masalsı an- latım. Banş Pirhasan, dönem olarak 1974'ün seçilme nedenini şöyle açıklıyor: "Çok iyimserve banşçıl bir zamanı anlatmakis- tedim. 1974 yazının aftan sonra Kıbrıs ha- rekâündan önceki dönemi de insanlann birbirlertyle çok banşık olduğu, iyimser bir havamn estiği bir dönemdi. Afla da ha- rekâtla da hiçbir ilgisi obnamasuıa karşm hayata keyifle bakılan,ancak kısa süren bu zamanı seçthn." Pirhasan. kabaca çıkarmış olduğu se- narş oyii Malatya'da yapacağı araştırmalar sırasında biçimlendirecek. Filmle ilgili olarak somutlaşmış tek şey, başrolünde 12-13 yaşlannda bir kızın yer alacağı. Öy- künün nasıl gelişeceği bilinmediğinden oyuncular konusunda da bir fikri yok yö- netmenin. Kız oyuncu arama sürecine ise bir-iki gün içinde gidilecek olan Malatya'da başlanacak. Yönetmen daha önceki çalış- malanndan farklı olarak içine kapanıp ken- di kendine bir şeyler kurmak yerine dışa- n açılıp etkilenmeyi, beslenmeyi amaçlı- yor. Bu beslenme sürecinde. içinde çok güçlü bir şekilde hissettiği "kavbedümiş bir kültünden besienen büjümeö> küsü "nün herhangi bir piyasa derdiyle saptınlama- yacağını savunuyor. 'Motivasyonu yüksek' prodüktör Banş Pirhasan, yeni fılminin finansma- nını büyük ölçüde o filmden gelir bekleyen yatınmcılar- dan sağlamayı amaçlıyor. Eu- rimages, Kültür Bakanlığı gi- bi sübvansiyon niteliğındeki * kaynaklann yani sıra gerçek anlamda stnema konusunda pro- fesyonelleşmış prodüktörlerle ça- lışmak istiyor bu kez yönet- men. Sinemaya koyduğu parayı kaybetme riskini gö- ze alan. ancak aynı zaman- da büyük paralar kazanma beklentisi içinde olan, ya- ni "motivasyonu vüksek" prodüktörler olmadığı sü- rece sinemanın soluk alıp veren. sektör niteliğinde, gerçek bir "iş" niteliği kazanamayacağını savunuyor "Pro- düksiyon şirketine fibn için para buldum, bu filme para koyacak insan olarak bakmıyonım. Prodüksiyon şir- ketinin işifılmcpara koymak de- ğil, film yapmak, filme para bulmak. Yatmmcılann biri- künlerini bu alana aktarabi- lecek bir yol bulmanın pe- şindeyiz. Eten de bu anlam- da motivas>onu yüksek, bilgi birikimi olan bir grupla çalışmayı umuyorum." ODAK NOKTASI AHMET CEMAL Kültür Evet, Peki Ya Uygarlık? Kavram karmaşalan, toplumlann konumunu en iyi yansrtan aynalardan biridir. Çünkü kavramlann ras- gele, kimi zaman "orada kullanılması şık ya da uy- gun" kaçacağı için, hangi anlama geldikleri doğru dürüst düşünülmeden kullanılması, bütün bir toplu- mun kafa kanşıklığının en yanılmaz göstergesidir. Bilindiği gibi, nezaman başımız sıkışsa kültürümü- ze atıfta bulunuruz. Ne zaman, özellikle başka çev- reler ve ortamlar karşısında yeterince çağcıl olama- dığımızdan ötürü kendimizi biraz "mahcup" hisset- sek, hemen "köklü kültürûmüzün" torbasını ortaya dökmeye kalkışınz. Geçmişi çok eskilere uzanan bir kültürûmüzün bu- lunduğu, elbette doğru. Bu niteliğiyle, kültürûmüzün "kökleşmiş" olduğu da tartışma götürmez. Peki ama kültür, tek başına yeterli midir bir yertere, daha da açık deyişle çağcıllık çizgisine varabilmemiz için? Elbette hayır. Çünkü dünyada zaten kültürsüz top- lum yoktur. Hertoplumun belli bir geçmişi ve bu geç- miş boyunca -şu ya da bu yönde- üretip eyledikleri bulunduğuna göre, her toplumun kendine göre bir kültürü vardır. Bu bağlamda kültürter arasında örne- ğin yaş, çeşitli uygulamalar, inançlar ve davranış bi- çimleri bakımından bazı aynmlar elbette yapılabilir. Ama genelde "kültürsüzJük" söz konusu olamaya- cağına göre, "kültürlü olmak", tek başına ne bir anah- tar, ne de bir çağcıllık belirtisidir. O halde nedir çağcıllığın gostergesi ve ölçütü? Bir kültür ortamının ne ölçüde uygar kılınabildiği. Bu açıdan -aralanndaki bağın yogunluğuna karşın- , "kültür" ve "uygarlık" kavramlan arasında asla göz- den kaçınlmaması gereken bir aynm var. Çünkü uy- garlık, bir küttür ortamının vardığı -ya da varamadı- ğı!- belli bir aşamayı dile getirir. Bu aşama, yani uy- garlık, günümüzde "Bir toplumun kültürel yaşamın- da ve belli birzaman diliminde, bilim ve teknikte bel- li biraşamaya vanlmış, heralanda kurumlaşmaya gi- dilmiş, politik yaşamda demokrasi ilkesinin benim- senmiş, temel haklann ve özgürlüklerin sağlam gü- venceleraltma alınmış olması" diye tanımlanmakta- dır. Ve yine günümüzde toplumlar ve devletler, ulus- lararası alanda ve kuruluşlarda kültürierinin eskiliği- ne değil, ama yukandaki anlamda ne ölçüde uygar- laşabildiklerine bakılarak değerlendirilmektedir. Somut örnekler verebiliriz. Türklerin tarih boyunca devlet kurmakta gösterdik- leri başan, Türk küitürünün bir parçasıdır. Türkiye Çumhuriyeti'nde devletin -ve onu her ka- demede "temsil" edenlerin- vatandaşa hâlâ "kapı ku- lu" gözüyle bakması, öyle kalmasını istemesi ise bir uygarlık sorunudur. frıanç, bir küttür konusudur. Insanlan "inananlar" ve "inanmayanlar" diye ayır- maya kalkmak ise bir uygarlık ayıbıdıri Çalışanlara sosyal güvence sağlayan kurumlar, kültürün bir parçasıdır. Yaşlı emeklilerin aylık kuyruklannda ya da hasta- nelerde sıra beklerken ölebilmeleri ise, belli bir uy- garlık anlayışının yansımasıdır. Yanlış gözîüklerie, üstelik yanlış yerlere bakıp doğ- ruyu arama alışkanılğından artık kurtulmamız gere- kiyor. Eğitim, elbette kültürdür. Eğitim aracılığıyla canlı robotlar yetiştirme çabası ise, uygariığın düzeyini yansrtan bir göstergedir. Bilgisayann yaygınlaşması, elbet teknik bir ilerle- medir. Ama o bilgisayariann önüne oturanlan ve oturacak olanlan, bilgisayann "sayacağı" bilgileri üretecek ka- fa donanımıyla yetiştirememek, bir uygarlık sorunu- dur. Yapmamız gereken, kültürü kültür adına düşünmek değil. Artık düşünmemiz gereken, bir türlü yeterince uy- gar kılınamayan bir kültürle nereye varabileceği- miz... Vırgül'de Mina Urgan'la söyleşi I Kültür Servisi - Aylık kitap ve eleştin dergisı V'irgül'ün eylül sayısı çıktı. Derginm son sayısında Ali Çakmak'ın Mina Urgan'la "Bir Dinozorun Anılan" adlı kitabı üzerine yaptığı söyleşinin yanısıra Ragıp Duran'ın da yazısı yer alıyor. Aynca Müge Gürsoy Sökmen ve Ulus Baker korsan yayıncılık sorununa farkJı açılardan bakan yazılanyla, Murathan Mungan da yine ayru konuyla ilgili söyleşisiyle yer alıyor. Değinme ve politik yazılanyla Alı Cengizkan, Kıymet Giray ve Ayşen Anadol da Virgül'de. Her zaman olduğu gibi sahaf, yeni çılcan kitaplar ve kitaplara ilişkin haberler de var. Art S'Galjery'de Nevin Mengü'nün sergisi • Kültür Servisi -Art SGallery 1998-1999 sezonuna Nevin Mengü'nün 'Pitoresk Düşler' adlı suluboya sergisiyle giriyor. Galeri pazartesi, salı ve çarşamba günleri 13.00-18.30, perşembe ve cumartesi günleri 14.00-19.30 saatleri arasında gezilebiür. Dolapdere Eskici'de geçen sezon faaliyete giren Art S'Gallery, mekânında çeşitli sanat etkinliklerine de yer veriyor. Rolüng Stones 19 Eylül'de Ali Sami Yen'de • Kültür Servisi - Rolling Stones, 'Bridges to Babylon" dünya turnesinin son konserini 19 Eylül'de Ali Sami Yen Stadyumu'nda veriyor. Topluluk. şimdiye dek, Avrupa, Asya ve Amenka'da toplam 68 şehirde 102 konser gerçekleştirdi. Rolling Stones, 10 eylül Berlin. 12 Eylül Mannheim ve 16 Evlül Atına konserinden sonra 19 Eylül cumartesi akşamı Istanbul'lu müziksverlerle buluşacak. 2.5 milyon dolar bütçeli konserde 60x25 metrelik dev bir sahne kurulacak. Yurtdışından gelecek 70 tırlık ve 250 kişilik teknik ekiple gerçekleştirilecek olan konserde bini aşkın kişi görev alacak. Konserde aynca iki de açılış grubu var: Extra ve Athena. Raks& Karacan& Ahmet San tarafından organize edilen konserin bilet fiyatlan ise kapalı ve numaralı 15 milyon, saha içı 12 milyon, açık 7.5 milyon olarak belirlindi. Biletler tüm D&R müzik mağazalan ve Raksoteklerden, aynca konser günü de stadyumdan temin edilebilir. BUGUN • YAPI KREDİ SANAT FESTTVALİ 2 kapsamında saat 21.00'de Compania Lirica La Zarzuela'nm 'Zarzuela Antolojisi' adlı gösterilen izlenebilir. • tFSAK'ta saat 19.30'da Nevit Dilmaghanıan'ın 'tstanbul' başlıklı dia göstensi yer alıyor. • AKSANAT'ta 12.30 ve 19.00'da laserdiskten Strauss'un Salome operası dinlenebilır. • BELGESEL SİNEMACILAR BİRLİĞİ nde saat 15.00, 16.00, 17.00 ve 18.00'de Savaş Güvezne'nin yönettiği Dünyamn Merkezi adlı belgesel film izlenebilir. (292 39 84)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog