Bugünden 1930'a 5,454,028 adet makale



Katalog


«
»

9HAZİRAN1998 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER 'Yürüyen Köşk' onarılacak • YALOVA (Cumhuriyet) - Çe\Te Bakanı tmren Aykut, ANAP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Okuyan'la bırlikte geldiği Yalova'da dün yaptığı basırı toplantısında. 'Yürüyen Köşk'ün onanm çalışmalanna başlanacağını ve köşkün müzeye dönüştürülerek halka açılacağını belirttı. 'Yürüyen Köşk'ün onanmı ıçin Başbakan Mesut Yılmaz'ın talimarıyla Çevre Bakanlığı tarafindan 20 milyar lira fon aynlmıştı. 1 RuhiSu Sanat Gecesi' • Haber Merkezi - Ruhı Su Sanat ve Kültür Vakfı, Ruhi Su anısına 15 Haziran'da bir gece düzenleyecek. Kültür Bakanlığı nın katkılanyla düzenlenen gecede, Kültür Bakanı Istemihan Talay da bir konuşma yapacak. "Ruhi Su Sanat Gecesi". Atafürk Kültür Merkezi'nde saat 20.00'de başlayacak. Demipel'e suikast girişimi • İstanbul Haber Servisi - Adli Tıp Kurumu lhtısas Kurulu Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Süleyman Demırere Izmit'te suikast gırişimınde bulunan Ibrahim Gümriikçüoğlu hakkında. "fîılı ışlediği zaman şuurunun veya harekâtının serbestisıni tamamen kaldıracak surette akıl hastalıgına duçar olan kimseye ceza verilemeyeceğini" öngören TCK'nin 46. maddesinın uyeulanmasını ıstedı. İstanbul l No'lu DGM'de görülen da\anın 25 Eylül 1997 tarıhli oturumunda, Adli Tıp Kurumu Gözlem lhtisas Daıresi tarafindan gönderilen 22 Temmuz 1997 tarihli raporda, Gümrükçüoğlu'nda "paranoit bozukluğu" olduğu belirtilmıştı. OPUÇ cinayeti davası • MALATYA (Cumhuriyet) - Inönü Ünıversıtesı öğrencısi Ümıt CıhacTarho'nun ramazan ayında oruç gergınliği yüzünden bıçaklanarak öldürülmesiyle ilgıli duruşmaya dün devam edildi. Ümıt Cihan Tarho'yu öldürdükleri savıyla Malatya Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 2'si tutuklu 7 sanığın yargılandığı dünkü duruşmaya tutuklu sanıklar Caner Öztürk ıle Kadrı Kıhç getırilirken. diğer sanıklann gelmedıği göriildü. Mahkeme heyeti: olay sırasında kullanıldığı belirtilen 2 adet bıçakla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu'ndan raporun gelmesinin beklenmesine karar \ererek duruşmayı erteledı NTV'ye ödül • Haber Merkezi - Merkezi ABD'nın Atlanta kentinde bulunan CNN televizyonunun, haber alış\erişi yaptığı televizyon kuruluşlan arasında gerçekleştirdiği yanşmada, Türkıye'den NTV "Almanya'da Türk Döneri" adli haber programı ile "CNN World Report Ödülü"nü kazandı. CNN World Report kuruluşundan Octav ia Nasır, Türkiye'den arv 'nin de fınale kalan üç kuruluş arasına gırdiğini ve CNN VVorld Report'un fınalist sertıfıkasını aldığmı belirtti. Yılmaz ile Baykal'ın dile getirdiği seçim tarihine koalisyon ortaklanndan itiraz DSP'den koşıdhı destekANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Baş- bakan Mesut Yılmaz'ın dün görüşerek CHP hderi Deniz Baykal'la vardığı "seçim uzJaşması" konusunda bılgı verdiği Başba- kan Yardımcısı Bülent Ecevit "Benim va- rüan bu mutabakat konusunda ciddi kay- gdanm var" dedi. Yılmaz'ın bu görüşme- de Ecevit'e reform yasalarının çıkması için "L'zlaşmaya mecburduk. SLrin de bu yasa- lann çıkmasını istcdiğinizi bildiğimden ta- ahhütte bulundum, Şimdi bundan geri dö- nemem" dediği öğrenıldı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ön- ceki akşam Yılmaz ile görüştükten sonra katıldığı telev izyon programında, "Hükü- metin istifası Başbakan'ın bileceği iş, son- rası benim bileceğim iştir. Doğrusunu ya- panm. Anayasa ve o günkü ülkenin yüksek menfaaüannın gerektirdiği neyse onu ya- paran" açıklamasını yaptı. Yılmaz da, dün öğleden sonra Ecevit'le görüşerek seçim uzlaşması ve Demirel'le görüşmesi konu- sunda bilgi verdi. Başbakanlık Resmi Konutu'nda gerçek- leşen ve yaklaşık 2 saat süren görüşmeden sonra kısa bir açıklama yapan Ecevit, Yıl- maz'ın Baykal'la vanlan uzlaşmayla ilgi- li bilgi aktardığını belirtirken "Bu mutaba- kat konusunda ciddi kaygılanm var. An- cak, bunlan şimdi açıklamayı doğru bul- muyorum" dedi. Ecevit, kaygılannın han- gi noktalarda toplandığı yolundaki ısrarlı sorular üzerine şunlan söyledi: "Herhangi bir tarihte seçim yapdmasın- dan kendi partimiz açısından riiçbir kaygı- mız yoktur. Çok güçlü bir durumda seçi- me girebüecek durumdayız. Ama, ülke açı- sından baknğımızda 10 ay önceden seçim tarihinin ilan edilmesi normal bir uygula- ma değüdir. Bu ister istemez hükümet ça- hşmalanıu, doletin işleyişini aksatabilir. Ote yandan 6 a> öncesinden hükümet de- ğişikliğini ilan etmek de belirsi/lik doğu- rur." Ecevit, partisinin başkanlık divanı top- lantısının ardından da gazetecilerin soru- lannı yanıtladı. Hükümet ortaklannın bir araya gelip gelmeyeceğine ilişkin soruya Ecevit, "Zaten her zaman bir araya geliyo- nız. Cçlü olarak da gelebiliriz. Herhalde bu aşamada tekrar bir araya geBriz" yanı- tını verdı. Bülent Ecevit, "Başkanukdiva- nı üyeleri. seçim konusundaki kaygılannı- zakaûlıyorlarmı"* sorusunuda. "Evetkay- gılara kanhyoriar. Yann (bugün) gnıp yö- netim kurulu ile de görüşeceğiz. Ondan sonraya da çarşamba günü grubumuzda bir açıklama yapabalirim" diye yanıtladı. DSP Başkanlık Divanı'nda Yılmaz- Baykal uzlaşmasından duyulan kaygılann bir kez daha altı çizılirken "Clkenin sela- meti açısından Baykal'ın koşullannı kabul dedebiliriz. Hükümet yılbaşına kadar de- vam eder. Başbakan yılbaşında istifa eder. Ancak ydbaşından sonra yaşanacaklann. bkanmaıun müsebbibi olmayız" görüşü or- taya konuldu. Toplantıda, başta vergi ya- sası olmak üzere bazı reform tasanlannın çıkarılmasının. uzlaşmanın yaşama geçi- rilmesinin "olmazsa olmaz" koşulu oldu- ğu da vurgulandı. Ecevit'in bugün grup yönetim kurulu ve daha sonra grupta ya- pılacak değerlendirmelerin ardından, "Yıl- maz- Baykal uzlaşmasına evetdiyoruz. An- cak vergi ve hal vasası çıkmazsa mutaba- kat bozulur. Yübaşından sonra yaşanabile- cek olumsuzluklann da sorumlusu biz ol- mayız" açıklaması yapması bekleniyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in son açıklamalan CHP'de olumlu karşılan- dı. Baykal. yakın çevresine, "Açıklama- lardan çok memnun oldum. Son derece doğru bir tavir ortaya kondu. Sayın Cum- hurbaşkanı, anayasa ve hukuk çerçevesin- de doğru değerlendirmeyi yapü. Erken se- çim Meclis'in, istifa Başbakan'ın karan; sonrasıyta ilgili olarak önüme gelince karar alınm. diyor. Biz de başka bir şe\ istemiyo- ruzzaten" degerlendiımesini yaptı.. Koalisyon ortaklan kendi aralannda se- çim hükümetiyle ilgili bir görüş birliği or- taya koymazken seçim karannın ne zaman alınacağı konusunda yeni bir tartışmanın çıkması bekleniyor. CHP. Yılmaz- Baykal uzlaşması gereği seçim karannın Meclis tatile girmeden alınması gerektiği görüşü- nü ortaya korken iktidar partileri nisanda yapılacak bir seçim için şimdiden karar almmasına gerek olmadığı görüşünde. DTP lideri Hüsamettin Cindoruk, "Ne- rede görülmüş 8-9 ay önce seçim karan alınması. Seçim kararlan, seçimeyakın bir tarihte alnur" dedi. ANAP Grup Başkan- vekili Metin Öney de, seçim karannın Meclis tatile girmeden alınacağına ilişkin bir uzlaşma bulunmadığını belirtti. İktidar gruplan bugün TBMM Danışma Kurulu'nu toplantıya çağırarak bu hafta için 14.00-24.00 saatleri arasında çalış- mayı önerecek. Danışma kurulunda anlaş- ma sağlanmazsa öneri TBMM Genel Ku- rulu'na getirilecek. ÇİZMEDEN YUKARI MUSA KART « A "f ' DYP dar bölge seçîm sisteîmine karşı ANKARA (Cumhuriyet Büro- su) - Muhalefet partilen, erken seçim tartışmalanna katılan Cumhurbaşkanı Süleyman De- mirel'in, "dar bölge" sisteminin incelenmesi önerisıne karşı çık- tı. DYP'liler. "dar bölge (çoğun- luk)" sisteminin, yurttaş ıradesi- nin yarıya yakınının Meclis'e yansımasını engelleyeceğini sa- vundular. DYP Grup Başkanvekili Tur- hanGüven, Cumhurbaşkanı De- mirel'in önceki gün erken seçim ve hükümetin istifası durumun- da izleyeceği stratejiye ilişkin açıklamalannı değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Demirel'in "or- ta vadede dar bölge sisteminin düşünülmesi" önerisine dikkat çeken Güven, bu uygulamanın anayasanın, "yönetimde istikrar, temsilde adalet" ilkesıni düzen- leyen 67. maddesine aykınlık oluşturacağı görüşünü savundu. Güven, Cumhurbaşkanı'nın "çokparçalüığı'' ortadan kaldır- mak için önerdiği dar bölge sis- teminin yurttaşlann adaylan ya- kından tanıması için olumlu gö- rünmesine karşın, yüzde 49'u nun oy larının boşa gitme tehlike- si olduğunu ifade etti. Cumhur- başkanı'nın "ittifaklar" konu- • Demirerin, "dar bölge" sistemini tartışmaya açarak "seçim sistemi değişmedikçe, erken seçimin yaran olmayacağı" açıklamasma DYP'den tepki geldi. DYP Grup Başkanvekili Turhan Güven, dar bölge uygulamasının, yurttaş iradesinin en az yansını Meclis'e yansıtmayacağını belirterek bunun da anayasanın "yönetimde istikrar, temsilde adalet" ilkesini zedeleyeceğini söyledi. sundaki ısranna dikkat çeken Gü\en, "1995'teçıkanlanseçim yasası da fiilen ittifaklara imkân sağlı\or. Belki bu yönde biraz da- ha değişiklik yapılabilir, ama ben bugünkü yasay İa da seçime gidil- se aynı tabionun çıkacagı göriişü- ne kaülmıyorum" diye konuştu. Güven, Cumhurbaşkanı'nın hü- kümetin istifası durumunda şim- diden açıklama yapmamak yö- nündekı tutumunu olumlu karşı- ladıklannı belirterek, "Cumhur- başkanı, anayasaçerçevesinde ge- reğini yapacağını söylüyor. Şim- diden, 11 ay sonrası için seçim takvimi ortaya koyamazsınız, bu de\ leti tıkar. Cumhurbaşkanı da Demirel Kazakistan'a gitti ASTANA(AA) - Cumhur- başkanı SülejmanDemireJ, "5. Türkçe Konuşan tikder Devlet Başkanlan Ziı-vesi''ne katılmak üzere dün Kazakistan'm yeni başkenti Astana'ya gitti. Demi- rel, Astana'nın dünyaya tanı- tırn törenlerinde de yer alacak. Demirel, Esenboğa Havali- manı'nda yaptığı açıklamada, Kazakistan gezisinde Türkiye ile kardeş cumhuriyet arasında- kî çok tarafiı işbirlİğini tüm yönleriyle ele alacaklannı ve bir dizi bölgesel ve uluslarara- sı konu üzerinde fikir teatisin- de bulunacaklannı bildirdi. Ka- zakistan'ın yeni başkentinin uluslararası takdimi törenlerin- de de hazirbulunacağını belir- ten Demirel, ziyareti sırasında kendisine Devlet Bakanı Ahat Andfcan ın retakat edeceğini belirtti. Demireri. Astana Havaala- nı'nda Kazakistan Devlet Baş- kanı Nursultan Nazarbayev tö- renle karşıladı. Karşılamada, Türkiye'nin Almatı Büyükel- çısı KurtuluşTaşkent ve öteki ilgililer de hazır bulundu. Demirel ve Nazarbayev, da- ha sonra. yapımı Okan Holding adli Türk şirketi tarafindan ger- çekleştirilen Intercontinental Oteli'ne geçriler. Otelin açılış törenine katılan Demirel yapü- ğı konuşmada, Intercontinental Oteli'nin yeni başkent Astana ve Kazakistan'a hayırlı olması- nı diledi. Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ise Demirel'in, Kazakistan'm başkentinin açı- lış törenine katılarak Kazak balkımn sevincini paylaşma- sından duydugu mutluluğu dile getirdi. böyle bir şeye imkân vermeyece- ğini söylüyor" diye konuştu. DYP'nin karşı çıktığı ve "ço- ğunluk sistemi-tngiliz sistemi" diye de adlandınlan sistem baş- ta Ingıltere, ABD olmak üzere çoğu tngiliz Uluslar Toplulugu üyesi 43 ülkede uygulanıyor. Ul- kenin. milletvekili sayısı kadar seçim bölgesine bölündüğü sis- tem. her partinin, bürün seçim bölgelerinden 1 "er aday göster- mesi ve seçim bölgelerinde oyla- nn çoğunluğunu alan parti ada- yının milletvekili seçilmesi esa- sına dayanıyor. Sıstemin olumlu yanı, "yurttaşuı seçeceği millet- vekilini yakından tanıması" ola- rak değerlendirilirken. tek ya da 2 partili bir siyasi yaşama yol acacağı için de eleştiriliyor. Bu sistem ıle ülke genelinde oylann azınlığını alan bir partinin, par- lamentoda milletvekillerinin ço- ğunluğunu kazanması da olanak- lı olurken, sistemin tercih nede- ni. "tek parti hükümetlerine yol açarak, siyasi istikrar sağlaması" olarak ifade ediliyor. Ancak, sis- tem, çok partili parlamentoya olanak tanımadığı ve dolayısıy- la, seçmen iradesinin parlamen- toya yansıtılamadığı için de eleş- tiriliyor. UZ YAZI/ ORHAJN BİRGİT Aydın Güven Gürkan, Seyfi Oktay, Ercan Karakaş ve Fikri Sağlar'ın or- tak genel görüşme önergeleri, ülke için çok önemli sonuçlar doğurabilecek bir teklifi Başbakan'agötürürken, Cumhu- riyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın, "yetkili organlan"\\e görüşme geregini duymadığının altını çizdi. CHP'li dört milletvekili, hafta sonun- da grup başkanlığına başvurarak, ge- nel seçimin erkene alınması, başbaka- nın tarafsız bir partili olması, düşük pro- filli bakanlardan kurulacak bir hükümet gibi koşullan, partilerinin görüşü olarak Yılmaz'İa tartışma konusu yapan Bay- kal'ın tutumunu parti grubunun kapalı toplantısında enine boyuna irdelemek istiyortar. Geçmiş yıllarda olsaydı, CHP'li dörtlerin önergesi, öncelikle ga- zetelerimizin gündeminde gerçek yeri- ni alır, daha sonra milletvekillerinin par- lamento kulislerinde öbek öbek konu üzerinde görüş ahşverişi yapmasma yol açar, günü gelince de grup salonu- nun duvarian, ciddi ülke sorunlannı tar- tışan milletvekillerinin sesleri ile yankı- lanırdı. Oysa 12 Eylül sonrasının, o biçim de- mokrasi modelinde genel başkanlann hemen büyük bir bölümü, önemli gör- dükleri konulan, "kurmaylan" ile ayak üstü görüşüp birer emrivaki halinde, ül- Lider Kelamı. ke gündeminin malı yapıyoriar. Partile- rin yetkili organlannı oluşturan kişilere de medya aracılığı ile öğrendikleri bu emrivakileri ıçlerine sındirmek için, ço- ğu kez Meclis koridortannda, haber pe- şinde dolaşan gazetecilerden, olup bi- tenlerle ilgili bilgi almak için koyu soh- betler yapmak görevi düşüyor. Oysa hemen her kururiay ya da bü- yük kongre öncesinde "temsilciler meclisi, parti meclisi, genel idare kurv- lu" gibi organlara girebilmek için müca- dele veren aynı kimseler, listeye alınıp seçimleri kazanmışlarsa, bu sıfatlannı seçmenlere verecekleri adres kartları için, yeni bir unvan olarak kullanıyorlar. Yılmaz Karakoyunlu, önceki gün Sabah gazetesindeki köşesinde "Türk siyaset geleneöindeparti başkanlan bi- rer Zeus'tur.. Isterierse baldırianndan birBaküs çıkanp toplumu uyutuhar, ıs- terferse alınlannın ortasından birAthe- na doğurupakıllayönlendiririer. Neya- pacaklannı kestirmek kolay değildir" diyordu. Anavatan Partisi'nin merkez karar organında da üye olan Karako- yunlu'nun, Yılmaz-Baykal doruğu ile il- gili "Zeuslar Zirvesi" başlıklı yazısında kudretlerini Yunan mitolojisinin en bü- yük tannsı ile kıyasladığı liderter, ancak günümüzün halktan soyutlanmış de- mokrasisinde at koşturabilirler. Çünkü tek parti diye hor görünen dönemin sis- teminde, partilerin yetkili organlan cid- di bir kimliğe sahiptiler. Gündemleri, ül- kenin güncel sorunlan ile doluydu. Demokrat Parti'nin genel idare ku- rullan da, grup toplantılan da o günle- rin gazete koleksiyonlannı tarama zah- metine katlanacak bugünün milletvekil- leri için politikanın nasıl yapılacağının ömeklerini içerir. Özellikle 1960'tan sonraki dönemin siyasal partilerinin bütün organlannda gündüzlere sığmayan toplantılan, hem fikir, hem tartışma yöntemleri açısından önem kazanmıştır. Celal Bayar'ın afh için Ismet Inönü'nün girişimde bulun- masını, o günün koşullanna ters bir çı- kış olarak değerlendiren kimi askerler ve onlan parti içinde desteklemek iste- yen politikacılaria bu olayda Inönü ile birlikte hareket eden parti meclisi üye- lerinin tartışmalan, toplantı tutanaklann- da kimbilir kaç cilt tutmaktadır. Benzer, hatta tansiyonu daha yük- sek bir başka konunun Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının ölüm cezasının onay- lanmaması için kâh CHP Grubu'nda, kâh parti meclisinde sürdürülen görüş- meler kaç gecenin sabahına dek uzan- mıştır. Oysa bugün, ülkenin erken genel se- çim yapması için çok yaşamsal bir ko- nusunun, CHP'nin negrubunda, nede parti meclisinde görüşülmeden günde- me getirildiği, Anavatan Partisi'nin de yetkili organlannı pas geçerek sorunu kendi "Zeus'una havale ettiği biliniyor. Parlamentonun ayrılmaz kurumlan olarak değeriendirilmeleri gereken par- ti grup toplantılannı televizyonlardan iz- leyenler, çoğu kez bu gruplan oluşturan milletvekillerinin bile görüşmeleri ayak- ta izlemelerini zorunlu kılacak görüntü- lere tanık oluyoriar. Çünkü milletvekili- nin birisi ya da birkaçı grup salonuna seçmenlerini getirmiş, onlan üyelerin sıralanna oturtmuş, lider kürsüde ko- nuştukça, kameralar karşısında destek gösterileri ile bir grup toplantsı savılmış oluyor. Siyaset bilimi üzerinde araştırma yapmak isteyenler, 1980'den bu yana hangi siyasi parti grubunda hangi yasa tasansı ya da teklifi üzerinde uzun bir görüşme açıldığını ve nelerin konuşul- duğunu ortaya koyacak bir master ça- lışması yapmaya kalkışsa, sanınm elle- ri boş dönecektir. Onun içindir ki Cumhuriyet Halk Par- tisi'nin dört sayın milletvekilinin, genel başkanın bir gece rüyasında gördüğü ya da "kurmaylanndan birisinin kulağı- na fısıldadığı" tutarsız bir öneriyi ülke- nin gündemi haline getirmesini "enine boyuna tartışalım" diyen önergelerini, sıradan yapılmış bir girişim olarak gör- memek gerekiyor. Aslında böylesine ağıriıklı konular, parti tüzüğüne göre parti meclisinin de etraflıca ele almasını gerektirir. Son ku- rultayda en yüksek oy ile üyeliğe seçil- miş olan Zütfü üvaneli, hafta başında köşesinde, sol ve laik yazarlann parti- sine yönelttiği eleştiriler ile Tayyip Er- doğan için Islamcı kesimin gazetelerin- deki savunma yazılannı karşılaştınyor- du. Ne yapalım? üvaneli usta, kurulta- yın ezici desteğini, böylesine bir olay- da parti meclisinin toplanmasını isteye- cek bir önerge hazıriığı için bile yeterii bulmaz ve kendi Zeus'unun Baküs'ü olmayı içlerine sindirirse, bağımsız meslektaşlan eleştiri haklarını kullanır- lar. POLİTtKA GÜ1NLÜĞÜ HtKMET ÇETtNKAYA f Çivisi Çıkmış Adalet Bakanı Oltan Sungurlu diyor ki: "Daha önce de söyledim, Türkiye 'nin çivisi çıkmış...' Edirne Tanm Açık Cezaevi'ndeki altı hükümlü, Ker- vansaray Oteli'nde oda kiralıyor; akşamları dışarıda yiyip, içip, eğlendikten sonra orada yatıyorlar... Kartal Demirağ da Dalaman Tarım Açık Ceza- evi'nde kalıyordu, bir gün canı sıkıldı, kaçtı... Kartal, ANAP Büyuk Kongresi'ne gitti, dönemin Baş- bakanı Turgırt Özal'a ateş ettı, ama yakalandı. Ara- dan yıllargeçti, hâlâ Kartal'ın Özal'ı niçin vurmak iste- diği aydınlanmadı... Kartal, ülkücüydü. Dazkın yöresinde çok iyi tanını- yor, 1980 öncesi yaptığı eylemlerle anılıyordu. Kartal, Ozal'ı vurduktan sonra ben Denızli yöresinde bir araş- tırma yapıp sormuştum: "Kartal'ın arkasında hangi ülkücüler var; Kartal Özal'ı niçin vurmak ıstedi?" Anımsarsınız, ülkücü babalardan Kürşat Yılmaz 1994'te Çanakkale'den, 1997'de Afyon Açık Ceza- evi'nden, daha sonra ıse 1998 Şubatı'nda Burdur Ka- palı Cezaevi'nden 'kuş olup uçtu'. Son firarolayından sonra Adalet Bakanı Oltan Sungurlu, yine ilginç bir açıklama yapmıştı: "Kürşat Yılmaz'ı bazı milletvekilleri, üst düzey bü- rokratlarziyaret ediyordu, cezaevıyetkilileri neyapsın!" Türkiye'de çürüme ve yozlaşma 1980 sonrası baş-. ladı. Yeni Dünya Düzeni'nin temsılcılen tüm değeriert mizi yerle bir etti... *• Bunun sorumlusu darbeci başı Kenan Evren itt cuntayla ışbirliği yapan Turgut Özal değıl mıdir? Zorunlu din derslenyle başlayan 'şerıatçıyapılanms' Turgut Özal'ın başbakanlığı dönemınde 'sermaye' \\ş buluştu, okullar, dershaneler, yurtlar, hastanelerbu di^ nemde çoğalmaya başladı... ^ Devlet Bakanı DSP'lı Hasan Gemici, bakın ne dlf yor "Çocuk Esirgeme Kurumu 'nun yurtlannda kadın zt^ yaretçilerin elini sıkmayan 10-12 yaşlannda çocuklar, ayakta su, meşrubat içmenın günah olduğunu anla7 tan öğrencıleri görünce çok şaşırdım. Çocuklara bir kavanoz nohutyutturduktan sonra 'Eğeryalan söylert seniz, bu okunmuş nohutlar karnınızda şışer ve pai-j lar' diyen yöneticılerie karşılaştım..." ''' • • • Edime'de sanatçı Muazzez Ersoy'a saldıran hü- 1 kümlüler Süleyman Aygün ıle Melih Yıldız, olay gdi cesıni şöyle anlatıyoriar: f "Kervansaray Otelı 'nde ıçki ıçiyorduk. Muazzez H& nım'a şampanya ikram ettik. Ama o geri çevırdı. B& nu gururumuza yediremedik. Bir süre daha alkol afi dık. Sonra masalanna gidip korkutmak ıçin ateş eU tik..." S Vay, vay, vay!.. * Adamlar hükümlü, cezaevinde yatacakları yerimş Kervansaray Oteli'nde ıçki ıçıp eğleniyoriar... •» Acaba bu özgüriüğü onlara kim veriyor? r Cezaevinin müdürü elbet!.. ••a Ya bellenndeki silah?.. Türkıye'nin çtvisı çoktan çıkmış... r Eşber Yağmurdereli'yı apartopar cezaevıne götÜT ren zihniyet, Edime'de hükümlüye özgüriük tanıyoc; Manisalı çocuklan bir gecede evlerinden toplayan zih- niyet, devlet içindekı genci-faşist örgütlenmeyi gör- mezlikten gelıyor... ETıpı cezaevterindeki hükümlü vetutuklulara uygü- lanan acımasız tutuma ne diyorsunuz? Devlet baba; işçınin, memurun, öğretmenin, suba- yın, polisın, dulun, yetimin, emeklinin 'vergisini' bord- rosundan gasp ediyor; Selim Edes'ın, Engin Civan'ın yurtdışına kaçmasına göz yumuyor... Bugün; devletı dolandıranlar, devlet hazinesıni hor- tumlayanlar, orman ve Hazıne alanlarını yağmalayan- lar 'baştacı', memura sendıkal hak, özgüriük isteyen- ler 'vatan haini' olarak görülüyor... Ne diyor Adalet Bakanı Sungurlu: • • "Türkiye'nin çivisi çıkmış!" Çivisi çıkarken politikacılanmız neredeydi? • • • Çürüme ve yozlaşma, 1998 Türkiyesf nın fotoğrafı- dır... ANASOL-D hükümetı sendikalann, demokratık kit- le örgütterinin desteğiyle kuruldu... 1997 Mayısı'nda 12 aylık enflasyon yüzde 74.6'ydı, 1998 Mayısı'nda yüzde 79.9... Dış ticaret açığı gıderek büyüyor... Acaba vergi reformu ne oldu? Vergi yitirni hergeçen gün çoğalıyor; çek-senet maf- yası vurucu gücünü eskisinden daha çok gösteriyor... Sahi CHP ne yapıyor? Deniz Baykal, Mesut Yılmaz'la görüştü, yeni bir hükümet modelı önerdı, borsacılar buna peksevindi... CHP, bir erken seçımde ANAP, FP, DSP, HADEP oy- lannıalacakmış... Ya CHP'den gıdecek oylar? Herkes birbirini kandınyor... ' Şöyle ayağı yere basan, emekçı kesimlerin umudu olacak bir sol parti tüm dengeleri değıştıremez mi? Doğru, Türkiye'nin çivisi çıkmış... Hükümlüler otel odası kiralıyor, Edime'de belde si- lah eylem yapıyor, istanbul'dagecekondu mafyası Fa- zilet Partili belediye başkanlanyla seçime hazırlanı- yor... Şimdilerde umudumuz IMF programlan... IMF Birinci Başkan Yardımcısı Stanley Rscher şöy- le demiş: "Umduğumdan çok iyi bir Türkiye buldum..." Yanılmıyorsam Fischer; Meksika, Endenozya için de aynı şeyleri söylemişti... Faks numaramız: 0212/ 513 90 98 C A G D A S Y A Y I N L A R I ÇAĞININ TANIGI ÜC YAZAR 2 BASI « 0 3O0TL KUBİLAY OLAYI VE TARİKAT KAMPLARI ~ 4. BASI 55O0CC1. SANCILIYILLAR KUJATIUHIJ SOKAKLAR 4 BASI 400000TL KUZU POSTUNDA KURT ' 2 BASI SOOMOTL ZAMBAK SANA DA BULASTI KAN ' 2. BASI '. 9OOO00TL DİN BARONUNUN KAZLARI 2 BASI 900CO0Tt ÂŞIK KADINUR SOKAĞI : 2 BASI 3 « COC *L , JERİAT PAZARI 800 000 TL SEVDANfN ADRESİ BELLİ DEĞİL Çağ Pa^rtama A.Ş Turkocağı Caddest No:39/41 (34334) Cağaloğlu-lstanbul Tel: (0212) 514 01 96 ' |
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog