Bugünden 1930'a 5,458,677 adet makale



Katalog


«
»

9HAZİRAN 1998SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER Dünya Okyanus Günü'nde denizlerimizi nasıl kirlettiğimiz bir kez daha gündeme geldi 'Âkdeniz lıızla çöfleşiyor'ASUMAN ABAOOĞLU tZMtR- Dünya Okyanus Günii, deniz- lenmıa nasıl hızla kirlettığimizi, yok et- tiğimizı bir kez daha gündeme getirdi. Türkiye'yi çevTeleyen denizler, kirlen- me ve deniz canlılannın nesillerinın tü- kenmesı konulannda alarm venyor. Ya- nm milyan bulan insanın kentsel ve sana- yi atıklarmın hiçbir antmaya tabi tutulma- dan verildığı Akdenız'de yunuskr, foklar ve denız kaplumbağalan ölüyor. Ege De- nizi en temiz deniz görünümünde olması- na karşın. turizm, yapılaşma ve sanayi kay- naklı kırlenmeye önlem alınmazsa kıyı- larda başlayan bozulma giderek yaygınla- şacak. Çernobıl nükleer kazasmın ardm- dan büyük bir radyasyon kirlıliği ile karşı karşıyakalan Karadeniz'de; kuzey komşu- lanmızdan Tuna, Dinyeper ve Dinyester nehirlerinin taşıdıgı tonlarca ağır metal, organik ve toksik maddeler nedeniyle, de- niz canlılan yok olma noktasına geldi. Marmara ise hem Karadeniz hem de Istan- bul kaynaklı kirlenme sonucunda ölü bir deniz görünümünde. Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunlan Uygulama ve Araştırma Merkezi'nden Doç.Dr. Tuncay Neyişçi, Akdeniz'in çev- resindeki ülkelerde 400 milyon dolayında insanın yaşadığını. bunlara yaz aylannda yüz milyonu aşkın turistin eklendığini anımsatarak, yanm milyan bulan bu insan topluluğunun kentsel ve sanayi atıklannm yüzde 85'inm hiçbir antıma tabi turulma- dan doğrudan doğruya Akdeniz'e boşal- tıldıgını söyledi. Süveyş Kanah'ndan ge- çerek Avrupa ülkelerine petrol taşıyan dev tankerlerden yükleme, boşaltma, taşıma ve tank temizleme ışlemleri sırasında her yıl 2 milyon tondan fazla ham petrolun Akdenız'in sulanna kanştığını belırten Doç. Dr. Neyişçi. kıyılardan ve Akdeniz'e boşalan nehirlerden ıse yılda 120 bin ton mineral yağ. 12 bın ton fenol. 75 bin ton deterjan, 100 ton cıva. 3 bin 800 ton kur- şun, 4 bin ton fosfor ve daha tonlarca çe\ - re zararlısı maddelerin Akdeniz'e taşındı- ğını bildırdi. Doç. Dr. Neyişçi her yıl ırmaklaryoluy- la tanm alanlanndan Akdenız"e onbinler- ce ton tanm ilacı atığı ulaştığını. yalnızca Antalya'da yılda bir metrekarelık tanm alanında bir litre tanm ilacı kullanıldığı- nı, bunun bir bölümünün yerüstü ve yeral- tı sulan ile Akdeniz'e ulaştığını bunun da Akdeniz'i hızla çölleştirdiğini vurguladı. Ege Denizı ise şu anda Türkiye'yi Çev- reyeleyen denizler arasında en temız de- niz görünümünde. Ancak yazlık konutlar ve turistik tesislerin boş yer bırakmadığı kıyılarda başlayan kirlenme giderek yay- gınlaşıyor. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. AtiJla Alpbaz, ölümün son aşamasına gelmış olan Jzmır Körfezi'nden kaynaklanan kır- lıliğin orta körfezi de aşarak dış körfeze bulaştığını söyledi. Gediz'de 29 Nisan 1989'da kırlıliğin en üst düzeye çıkması sonucu toplu balık ölümleri görüldü. Ya- pılan analizlerde nehir suyunda. Su Kırli- ligı Yönermeliğı'nde dördüncü sınıf sular ıçin belırlenen standartlardan 329 kat faz- la fenolikmadde, 1 2katfazlasiyanürbu- lundu. Karadeniz, çöp kovası Kendısını çevreleyen ülkelerin lağım ve çöp boşaltma yen olarak kullandıklan Ka- radeniz'de ise yaşam durmak üzere. Za- man zaman tehlikeli kimyasal maddeler- le dolu yüzlerce bidonun karaya vurduğu Karadeniz'in 4 bin kilometrelik kıyısmda balıkçı tekneleri bomboş duruyor. 1986'da yaşanan Çernobil Nükleer faciasınm ar- dından Karadeniz. büyük bir radyasyon kirlenmesiyle karşı karşıya kaldı. Marmara, zehir deposu Tümüyle ölü bir deniz görünümünde olan Marmara Denizı'nde balıkçıhk uzun bir süredir yok olmuş durumda. Marmara Denizi'nde üreyen derin su balıklanna ar- tık rastlanmıyor. Boğazlarda meydana ge- len tanker kazalannda denıze dökülen ton- larca ham petrolun yol açtığı kirlilık. Mar- mara Denizı'nın kırienmesinde önemli bir başka etken. Evsel ve sanayi atıklannın kirlettiği Marmara kıyılannda. denıze gır- menin sözü bile edilemiyor. Selcuk'a ögrencilerden ilgi 'Etnperyalizm yeni oyunlar oynuyor' • Istanbul Lisesi 7. Kültür Etkinlikleri Haftası çerçevesinde tstanbul Lisesi öğrencileri dün llhan Selçuk'la bir söyleşi gerçekleştirdi. Selçuk, söylesisini "Neden" sorusu üzerine yoğunlaştırarak bilimin neden sorusunun sorulmasıyla başladığını, insanın da ancak bilimle insan olabildiğini anlattı. Istanbul Haber Servisi - Gazetemiz Yayın Kurulu Başkanı ve yazanmız tlhan Selçuk, Fransız Ulusal Mec- lisi'nin onayladığı sözde Er- meni soykınmı tasansını "emperyafizmin yeni oyun- lan" olarak değerlendirdi. Selçuk, Türkıye sınırlannın kanla çizıldiğini vurgulaya- rak "SadeceTürkkanıdeğü, düşman karu da dökülmüş- rür. Ama bunu biz istemedik. Suçlu kendileridir" dedı. Istanbul Lisesi 7. Kültür Etkinlıklen Haftası çerçeve- sinde Istanbul Lisesi öğren- cileri dün llhan Selçuk'la bir söyleşi gerçekleştirdi. Sel- çuk, söylesisini "Neden" so- rusu üzenne yoğunlaştırarak bilimin neden sorusunun so- rulmasıyla başladığını, insa- nın da ancak bilimle insan olabildiğini anlattı. Salonda- kı öğrencileri arkadaşı ola- rak kabul ettiğini belirten Selçuk. "eşitiik ve dostiuk" adına karşılıklı konuşmak is- tediğini söylemesi üzerine toplanünm soru-yanıt bölü- müne geçildi. Selçuk. ögren- cilerden bınnın "Cumhuri- yet gazetesinin neden Euro- ğold ilanlanna yer verdiği" sorusunu "Bu ilanı diğer ga- zetelervayımladı. Çok da pa- ra kazandı. Biz bir gün va- yımladık, kıyamet koptu. Çünkü bizim okurumuz farklıdır. Yayımlamayarak çok para kaybettik Ama Cumhuriyet gazetesi okuru- nun yüzü suyu hürmeü'ne çı- kar. Bizim farkjmız bu" diye yanıtladı. Gündemde olan Ermeni soykınmı iddialannı nasıl karşıladığının sorulması üzerine ise Selçuk, öğrenci- lere okul sıralannda okuduk- lan her şeyin bir gün gerçek hayatta da karşılanna çıka- cağı uyansında bulanarak Bınncı Dünya Savaşı yıllan- nm genel bir değerlendirme- sini yaptı. Selçuk, Ermeni- lerin kuzeyden inen Ruslar- la işbirliği yaptığını, bunun üzerine tstanbul'un Ermeni- ler için Suriye'ye "Tehdr" (zorunlu göç) karan aldığını belirtti. Yunanlılar, Italyanlar, Ruslar, Fransızlar, Avustral- yalılar, Ingilizler ve onlann işbirlikçileri tarafından Ana- dolu'nun bir mezbahaya dö- nüştüğünü söyleyen Selçuk, "O dönemde sadece Türkler ölmedi. düşman da öldü. A- ma bunu biz istemedik. Ken- dileri savasü. kendileri geldi Anadolu'va. Türkler sadece hayadannı savundu" diye konuştu. Atila Ergür anısına panel Selçuk: Yaratıcüığı geliştiren eğitimi yok ediyorlar tstanbul Haber Servisi - Geçen yıl yaşamını yıtıren Doç. Dr. Atila Ergür'ün anı- sına düzenlenen bir panelde "yaratma özgüriüğü" tartı- şıldı. Gazetemiz Yayın Ku- rulu Başkanı ve yazan tlhan Selçuk. yaratıcüığı engelle- mek isteyenlerin. "yoketme özgürlüğü"nü kullandıklan- nı söyledi. Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Burhan Şenatalar. yaratıcı- lık içın tartışılması ve fark- hlıklara saygı duyulması ge- rektiğini belirtti. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakülte- si'nde düzenlenen ve Öner Yağcı'nm yönettigi panelde konuşan Şenatalar. Ergür'ün toplumcu: aynı zamanda da özgürlükçü bir düşünce ada- rm olduğunu söyledi. llhan Selçuk. yaratma özgürlüğü- nün püf noktasının, yarattı- ğını insanlara ulaştınp ulaş- tıramamakta olduğunu belir- terek yasaklamalann bu aşa- mada başladığını vurguladı. Yaratıcılığı engellemek iste- yenlerin, •'yoketmeözgûrlü- ğü"nü kullandıklannı söyle- yen Selçuk. "Önce yarancı- ügı geliştiren eğitimi yok edi- yorlar. O da olmazsa hapse aüyorlar. Hatta öldürerek vok ediyorlar. Dönekleştiri- vorlar, insanı hanıamböceği- ne çeviriyorlar" dedi. Nâzım Hıkmet Vakfı Baş- kanı Prof. Dr. Aydın Aybav. Ergür'ün tüm zor işlerin al- tından kalkan bır kışiliğe sa- hip olduğunu vurgulayarak vakiin kuruluşunda büyük birpayı bulunduğunu söyle- di. Yazar Şükran Kurdakul ise Ergür'ün üyesi bulundu- ğu sivil toplum örgütlennin sayısının çokluğuna dikkat çekerek "Enünim hepsinin aidannı ödemistir. Feki, ma- aşı nasıl yetişmiş bu kadarör- gütün aidat parasına? Ay- dınlara ders olsun" diye ko- nuştu. ÖDP Genel Başkanı Ufiık Uras, Ergür'ün aydınlar için bir model oluşturduğunu vurguladı. Prof. Dr. Gencay Gürsoy da, Ergür'le ilgili şu benzetmeyi yaptı: "Bir gün birisi, büyük gösterflerin ya- pddığı bir sirke giderek iş is- temiş. Ne hünerin var diye sorduklannda, 'Çok iyi bül- bül taklidi yapanm' demiş. Sirkin sahibi gülerek bülbül taklidine ihtivaçlan olmadV ğını söylemiş. O kişi de, pen- cereden bülbül -gibi uçarak gitnüş. tşte Ergül de böyle bi- risiydi ve uçarak bizlerden avnldı." ÇYDD Genel Başkanı Pro. Dr. Türkan Saylan da, Ergür'ü 1980 öncesinden beri tanıma şansını elde etti- ğini belirterek yaratma öz- gürlüğünün tüm Anadolu'da sonuna kadar kullanılabil- mesini diledi. Panel, piyano resitali ile sona erdi. Er- gür'ün dostlan, Beyoğ- lu'ndaki Çatı Restoran'da bir araya gelerek Ergür'ü andı- lar. Ankara Okullararası Tivatro Şenliği başladı ^ ^ ^ ^ . ^ ^ ^ ^ ^ t ^ • * ^^ * mnkabldığı Tivatro Şenliğı Yuruvuşu ile başladı. Kostumlenve aksesuvarlarryla vürüyen ögrenciler, Anıtkabir'iriyaretettikten sonra Anıtpark'a geçerek, 19 Haziran'a kadar sürecek şenliğin açılış törenine kaül- dJar. "Tivatro mücadelevi ve eğitimi amaçlar", "Sanata evet". "Yaşasın tiyatro", "Tiyatro güzelliktir'" vazüı dövizJer taşıvan ögrenciler. yol boyun- ca marsjar ve türküier sövledi. Shakespeare'i ilköğretim öğrencilerinden izlemek isteyen Ankaralı tivatroseverier, Mahir Canova SahnesL Yenima- hafle Sahnesi, Altındağ Tiyatrosu, Atatürk Kültür Merkezi, TESK METEM Salonu, Attmdağ Yunus Emre Kültür Merkezi, Çanka>-a Yılmaz Gü- ne>' Sahnesi, GençKk Parkı Ceyhun Atuf Kansu Salonu \« Mamak F.rkan N ücel Sahnesi'nde92 oyıın izlev'ebilecekler. (Fotoğraf: HASAN AYDIN) 'de BUGÜN "Futbol ve Diplomasi" Dünya Kupast öncesinde Gazeteci-Yazar Ümit GÜRTUNA'nın hazırlayıp sunduğu programda; futbol ile diplomasi arasındaki ilişki konu ediliyor... ARAYIŞ TOKTAMIŞ ATEŞ Bizim Ellerimiz Bilhassa Temizdir Fransa Millet Meclisi'nin kabul ettiği ve Sena- to'nun da kabul edeceği kesin gibi görünen, sözde Ermeni soykırımı tasansı, Cezayir'de müthiş tepki- ye yol açmış. Bağımsızlıgını vermemek için bir bu- çuk milyon Cezayırliyi katleden Fransa'nın şimdi böyle, "insan haklan" savunucusu kesilmesine çok içerlemişler. "Asıl soykırımı, Cezayir'de Fransızlar gerçekleştirdi" diyorlarmış. "Başkalarını bıraksınlar da kendi ayıplannı düşünsünler". Gerçekten, günümüzde "HürDünya" olarak isim- lendirilen, daha doğrusu kendilerini böyle isimlen- diren blok içinde, bir başka ülkeyi soykınm ya da kitlesel katliamla suçlayabilecek ülke sayısı hemen hemen sıfırdır. Çoğu kapitalizmle zenginleşmiş bu- lunan bu ülkelerde, kapitalizmin gerektirdiği ilk "ser- maye birikimi", çoğu kez denizaşın sömürgelerden aktanlan "kaynaklaha" sağlanmıştır. Ve o sömürge halklannın, açlığı, kanı ve gözyaşı pahasına... O sömürge ülkelerin halklanna ilk umut veren şey, "Biz bu mücadeleyi bütün mazlum milletler adına veriyoruz" dıyen Mustafa Kemal'ın emperyalizme karşı kazandığı zafer olmuştur. Ve aradan 75 yıl geç- tikten sonra, emperyalist Avrupalı, bunun hesabını sormak istemektedir. 1920'lerde yapamadığını şim- di yapmak istemektedir. 1. Dünya Savaşı'nın sonlannda Ingittere, Fransa, Italya ve ABD'nin amacı, "Barbar Türkleri, bir daha gerigelmemek üzere A vrupa 'dan sürmek idi." Yüz- yıllar süren bir savaşımın son noktasını koymak ni- yetindeydiler. Sevr işte böyle bir anlayışın ürünüdür ve Osman- lı Imparatorluğu'nun, sadece Avrupa'dan değil, dünya haritalarından tasfiyesinin net bir belgesidir. Türkiye'nin "Avrupa sınırı"Çatalca'dan başlıyor ve bugünkü Edirne, Kırklareli, Tekirdağ vilayetlerimiz- le, Tstanbul vilayetinin önemli bir bölümü Yunanis- tan'a veriliyordu. Çatalca'dan geçen Osmanlı-Yunan sınırının do- ğusu da bizim değildi. Istanbul ve Çanakkale bo- ğazlan silahtan anndınlıyor ve uluslararası bir komis- yonun denetimi altına sokuluyordu. Ingiltere, Batı Anadolu'da gözü olan Italya'yı frenlemek için Yuna- nistan'ı Izmir'e çıkartmıştı. Buna yanıt olarak italyan- lar, Kuşadası ve Söke'ye asker çıkartmışlardı. Güneydoğu'da, bağımsız bir Ermenistan ve ıste- diği takdirde bağımsızlığı tanınacak olan bır Kürdis- tan kuruluyordu. Kilikya bölgesinde Fransızlar, inti- kam peşindeki Ermenileri silahlandırarak, sırtlarına birer Fransız ünifoıması vermışler ve Adana, Antep, Maraş, Urfa halkının karşısına dikmişlerdı. Ekonomik, adli ve toplumsal ayncalıklar ve kapi- tülasyonlar, artan bir biçimde sürdürülmek isteniyor- du. Bu "anlayışı" reddeden Türk halkı, Mustafa Ke- mal'in önderliğinde yenıden silaha sanlınca, Istan- bul basınının kimi köşeyazarlan, aynen bugünkü ki- mi köşe yazariannın üslubuyla, "Değişen dünya ko- şullanna ayak uydurmak gereğinden" söz ediyor- lardı. Ingiltere ile başetmemızin olanak dışı olduğu- nu ileri sürüyor ve sanki yitirecek başka bir şeyimiz kalmış gibi, "Ellerimizdekini de yitirmeyelim" diye yazılar döktürüyorlardı(!)... İşte ulusal savaşımız, dış düşmanın yanı sıra, içer- deki bu düşmana karşı kazanıldı ve yeniden masa başına oturuldu. Ingittere ve müttefikleri Lozan'da yeniden masa başına oturmaya mecbur olmuşlardı. Fakat kafala- nnda hiçbir değişiklik yoktu. Birinci Dünya Sava- şı'nın "galip tarafı" olarak, Sevr'de kabul ettirdikle- rini, bu kez farklı bir üslup içinde Lozan'da da ka- bul ettirmeye çalışıyorlardı. (Zaten bunlann kafasın- da hiçbir zaman, hiçbir değişiklik olmadı ve olma- yacak gibi görunüyor.) Ismet Paşa, banş masasına Ulusal Kurtuluş Sa- vaşı'nın "galip tarafı" olarak oturuyordu. Nasıl otur- masın ki? Sırtındaki üniformaya sinmiş olan baart kokusu duruyordu. Lozan'dan bir görüntü vermek isterken, laf nere- lere geldi. Neyse biz asıl konumuza dönelim. Lozan'da "azınlıklar" konusunda kıyasıya tartış- malar yaşanırken, Ingiltere delegesi Lord Curzon, Osmanlı'yı şiddetle mahkûm eden bir konuşma yapmış ve sözünü, "Bizim ellerimiz temizdir" diye noktalamıştı. Söz alan Ismet Paşa, aynı sertlikte bir konuşma yapmış ve konuşmasmı şu güzel cümley- le tamamlamıştı: "Bizim ellerimiz bilhassa temiz- dir. " Gerçekten kapitalist emperyalist ülkelerle kar- şılaştınldığı zaman ellerimiz, o gün de, bugün de "bilhassa temizdir". Acaba Türkiye belli bir tarihi; "Cezayir Soykırımı" ya da "Kızıldehli Soykırımı" günü olarak kabul et- se, Fransa ve ABD'nin tavn ne olur? Acaba "Bizim ellerimiz temiz" diyebilirler mi? Milli Eğitim Bakanlığı Özel okul ücretleri incelemeye almdı ANKARA (Cumhurivet Bürosu) - Milli Eğitim Ba- kanlığı, ücretlerine yüzde 150'ye varan artış yapan özel okullan incelemeye al- dı. Özel Okul Velileri Der- neği Başkanı Serdar Kara- beyoğlu. özel okul sahiplen- nin öğrenim ücretlerine iste- dikleri kadar zam yapma olanağı tanıyan Özel Öğre- tim Kurumlannda Öğrenci Ücretlerini Tespit ve Tahsi- line Ait Yönetmelik'in ipta- li için bakanlığa dilekçe sundu. Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay ıse velile- rin yasalaşmasını istediği. Kurumlar Vergisi ve KDV indirimi sağlayan özel öğre- nim yasa taslağının gün- demlerinde olmadığmı açık- ladı. Öğrenci Velileri Derneği Başkanı Serdar Karabeyoğ- lu, dün Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay ile görüştü. Karabeyoğlu, özel okullann ücretlerine yüzde 150'ye va- ran artışlar yaptığına işaret ederek. "Bunun yasal ted- birierle önlenmesi gerekir" dedi. Yönetmelikte özel okul sahıplerinin istedikleri kadar zam yapmalanna ola- nak tanıyan boşluklar oldu- ğunu vurgulayan Karabe- yoğlu. "Bu yönetmeügin ip- tal edilmesi gerekir. Eskiden olduğu gibi ücretlerin veliler, özel okul sahipleri ve Milli Eğitim Bakanhğı'ndan bir yetkilinin kahlacağı komis- yon tarafından belirtenmesi gerekir" diye konuştu. Ka- rabeyoğlu. özel okul ücret- lerinin azalması için dev le- tin bu okullara yönelik KDV ve Kurumlar Vergisi indin- mi yapması gerektiğini sa- vundu. Milli Eğitim Bakanı Hik- met Uluğbay ise vergi indi- rimi öngören yasa taslağı- nın. gündemlerinde olmadı- ğını söyledi. Kendilerinin öncekı dönemde hazırlanan taslağı askıya aldıklannı söyleyen Lluğbay. özel okul ücretlerini incelemeye al- dıklannı bildirdi. Uluğbay, bakanlığın şu anki yasal dü- zenlemelere göre yaptırım gücü olmadığını da söyledi. Ucretı yüksek bulunan okul- lann sadece uyanlabileceği- ni anlatan Uluğbay. "Ancak bundan daha fazla yapnnm gücümüz yok" diye konuş- tu.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog