Bugünden 1930'a 5,452,388 adet makale



Katalog


«
»

4 H AZİRAN 1998 PERŞEMBE • • • • CUMHURİYET SAYFA HABERLERIN DEVAMI 17 TURKIYE Istanbul PB 22 Edirne PB 29 Kocaeli PB 24 Çanakkale PB 25 Izmır Â" 28 Mar>isa A 30 Aydı n A 32 Denizlı A 28 Zonguldak PB 21 Antalya Sınop Samsun Trabzon Gıresun Ankara Eskişehir Konya Sıvas PB Y Y Y Y PB PB Y 22 19 21 19 21 22 25 19 A 32 Kars Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van PB PB A A A A PB PB 2Ü 26 29 32 28 27 25 20 Y 18 Orta ve Doğu Kara- deniz, Iç Anado- lu'nun doğusu bu- lutlu veyeryergök- gürültülü sağanak yağışlı, öteki yerter parçalı ve az bulut- lu geçecek. Hava sıcaklığında önem- lı bir değışiklık ol- mayacak. DIS MİRKEZLER Oslo Helsınki Stockholm Londra Amsterdam Brüksel Paris Bonn Y Y PB Y PB PB PB PB 1b 13 15 20 21 25 24 25 Münıh Y 20 Zürih Berlin Budapeşte Madrid Viyana Belgrad Sofya Roma Atina Y Y PB Y PB PB Y A 2/ 31 25 26 32 26 27 30 Y 26 Şam Moskova Aşkabat Akmola Taşkent Bakû Bişkek Tiflis Kahire Y PB PB Y PB Y Y A 26 34 24 26 26 22 23 31 A 33 Taşkent Tahran Parçalı buluttu Sıslı t Çok bulutiu Yağmuriu jKartı Solu kar »Gok guruttulü GUNCELcÜNEYT ARCAYÜREK • Baştarafı 1. Sayfada marnası ve Inönü'nün veto edilmesini önce "O za- man öyle gerekti" diye karşılıyor. Sonraki açıklamaları daha ilginç. Şöyle diyor: "SODEP'İ seçime sokmamamızın ve Erdal Bey'i veto etmemizin nedeni solda iki partinin fazla ola- cağı ve herikisinin de barajı aşamayacağı düşünce- siydi. Yoksa, Erdal Bey'in şahsına karşı olumsuz bir dü- şüncemiz yoktu"'. Siirdürüyor: Solda Necdet Calp zaten Halkçı Par- ti'yi kurmuş. SODEP de seçime gırerse "sol parça- /anacakmış!" Evrensel Kenan Bey, demek ki, demokrasiye açı- lırken solu, "aman parçalanmasın" dıye düşünüyor- muş! Acaba, evrensel Kenan Bey'in bugün söyledıkle- ri; dün, çok değil sekiz yıl öncekı açıklamalarıyla ör- tüşüyor mu? Yoksa, yıllar sonra evrensel Kenan Bey, partileri kapatmasındaki ya da kimi kişilerin, örneğin Erdal Inönü'yü veto etmesındekı garabeti örtmek için mi böyle konuşuyor? Evrensel Kenan Bey, anılarını topladığı kitapların 4. cildinin 207. sayfasında, Erdal Inönü'ye Halkçı Parti ile birleşip birleşemeyeceğinı sorduğunu, olum- suz yanıt alınca "parti kurmasına bir şey demediği- ni" yazıyor ve ekliyor. "Ona da aşırt sol fraksiyonlara çok dikkat etmesi- ni, partiye böyle kişileri almamasını söyledım." Şimdi düne bakalım ve evrensel Kenan Bey'in bu- günkü demeci ne ölçüde gerçekleri yansrtıyor, göre- lim: (1)- Nisan 1990'da yayımlanan, adı geçen kişiler- le doğrudan konuşmalarla yazılan "Çankaya Hesap- laşması" kitabımdan (sayfa: 77): (Evren'le görüşmeden sonra); "Erdal Inönü yumu- şak bir sesle: 'Bendeki intiba, Sayın Evren'ın bir defa bizi ciddi- ye almadığı idi. Yani benim böyle bir şey (parti kur- ma) yapabileceğime inanmamış bir havası vardı. On- dan sonra, dediğin gibi, çeşitli aşırı uçlann, daha doğrusu benim ODTU'de rektörlüğümden kalan so- lu himayeetmeintibaı...' ; CA: 'Şu ünlü öykü. (Inönü'nün rektörtüğü sırasın- da Deniz Gezmiş'i ODTÜ'de sakladığı, himaye et- tiği) Böyle açıkça söyledi mi?' - Öyle söylemedi ama... Ima etti. Şimdi tam hatır- lamıyorum ne söyledi ama, 'Senden aşırı uçlar ya- rarlanacak' intibaını aldım söyledıklerinden... Bu açı- dan yapmasan (partiyi kurmasan) daha iyi olur de- meye getiriyordu. Vetodan söz etmedi..." Sorun solun bölünmesi mi? Evrensel Kenan Bey, veto "gerekçesini" anlatıyor: (2)- (Çankaya Hesaplaşması. Sayfa: 81) "Kenan Evren Paşa (bana) -Ocak 90 'da bir gün- hafif bir sesle "ODTİI olaytarrydt sebep" dedi. "ODTÛ olay- lanndan sonra askeri mahkemede dava açılmış ve nedense dosya sonra, birden sivil mahkemeye git- miş. Askeri hâkimin raporu var. Biz hâkimi çağırdık. Biliyorsunuzyıl 1971. Büyük adamın oğludur, dava- yı sivil mahkemelere bırakılması doğnı olur telkin edilmiş. O da öyle yapmış." Inönü adını siper yaparak partiye... (aşınlar girecek) Evren, "Genel kanaat oydu. Erdal Inönü'yü kullana- bilirler deniliyordu. Veto ettik." (3)- (Aynı kitap. Sayfa: 79) Konuyla doğrudan ilgi- li önemli bir açıklama "Istanbul'da bulunan Metin Toker'e Köşk'ten gelen telefon 'Devlet Başkanı'nın görüşme isteğini' iletiyordu" dıye başlıyor ve sürü- yor: "Toker, 25 Mayıs 1983 çarşamba günü 08.00 uça- ğı ile Ankara'ya geldi, karşılandı ve 10.00'da Evren, Toker'i kabul etti. 'Sizinle özel bir konuyu konuşmak ve fıkrinızi al- mak istiyorum' dedi Evren. Ve, sordu: 'Erdal Bey, SODEP'İ kurmaktan cayar mı?' Metin Toker, 'Cayacak yaratılışta değildir. Böyte bir telkinde bulunmam, sebep de göremiyorum' diye yanıt verdi. Devlet Başkanı konuyu MGK'de görüştüklerini, 'bazı endişeleri' olduğunu söyledikten sonra, 'Erdal Inönü, iyi aile çocuğu, bilim adamı. Partiyi kurar a- ma, onu kullanırlar' diyordu. 'Aile isminden dolayı iti- bar sahibi insanı ifsat ederier, paravan olarak kulla- nırlar. Arkasından iş çevırirler' deyince, Toker; 'Erdal'ı tanımıyorsunuz. Gayet kibar, saf görünür. Bahsetti- ğiniz solcuları suya götürür, sudan getirir' demek zo- runda kaldı..." Bu ifadeleri okuduktan sonra, lütfen söyler misi- niz? Evrensel Kenan Bey'in SODEP ve inönü'yle ilgili bugün açıkladığı gerekçelere ne ölçüde inanabilir- siniz? Zaman ilerledikçe unutkanlık artıyor galiba. Kurşuna dizdiler • Baştarafı 1. Sayfada lik kontrolünden sonra kur- şuna dizdiler. Olayda 9 ki- şi öldü. 2 kişi de ağır yara- landı. Öldiirülen yurttaşla- nn Sağman köyündekı kö> koruculannın yakınlan ol- duğu belirlendı. Ölenlerden kimlıklerı şöyle: Kö> ıma- mı Muhammet Kuzu. şoför Muammer Özdoğan. Mah- mut Söylemez, Hamit Yddı- nm, Özdal Kartal, Fırat Tuğ- lu, Necati ^ ıldınm, Rıza Tan- yeri ve Saadet Tanyeri. Bu saldınnın ardından Tunceli merkez Kutuderesi Vadi- sf nde PKK'liler Marçik kö- >ü yakınlannda içme suyu şanti>esıne saldırdılar P- KK'lilerbirkamyonıleikiış makinesini ateşe verdıkten sonra sayıları belırleneme- > en bir grup işçi> ı yanlanna alarak kaçtılar. Aynı saatler- de Kutuderesi Vadisi ıçınde seyreden bir askerı konvoy ile Gökçek \ e Şehıt Mehmet jandarma karakollan silahlı saldırıya uğradı. Karakolla- ra yönelik saldınlarda 2 as- ker yaralandı Nâzıın • Baştarafı 1. Sayfada DoğuTeknık Üniversıtelıler Derneğı, tstanbul Teknık Ünıversıteliler Derneği ve Tolerans Vakfı üyeleri de katıldı. Böylece Nâzım. ölümün- den 35 yıl sonra Moskova'da farklı Türk kuruluşlarının ilk kez bir araya gelmesine ara- cılık etmiş oldu. Moskova'daki Türklerar- tık gelenekselleştırdikleri bi- çımde Nâzım'ın mezanna kırmızı karanfiller bıraktılar Yapılan konuşmalarda Nâ- zım Hıkmet'ın yalnız Türki- ye'nin değil. dünyanın ve 20. yüzyılın en büyük şaırlenn- den bın olduğu vurgulandı. Ünlü şaırımizın yıllarca ha- pıslerde kalmak \e yurtdı- şında sürgün hayatı yaşamak zorunda bırakılması veyurt- taşlıktan çıkarılması kınan- dı; Nâzım'a Türk vatandaş- lıgının lade edılmesı yolun- da TBMM'ye çağrı yapıldı. Moskova'da Türkçe öğren- mekte olan Rus. öğrencıler Nâzım'ın şıırlerını Türkçe okudular. Akşamki Nâzım toplantı- sında yalnızca çeşitli Türk kuruluşlarının temsilcileri değil, bazı Türkologlar ve aralannda ünlü Rus şairi Andrey Voznesenski'nin de bulunduğu kültür adamlan konuşmalar yaptılar, şiirler okudular. Türkiye'nin yeni Moskova Büyükelçisi Nabi Şensoy, Nâzım'ın artık Tür- kiye'>e mal olan bir sanatçı olduğunu ve ölümünden 35 yıl sonra Rusyadaki Türkler ile "Nâznnsever" Ruslan bir araya getirmesinden duydu- ğu memnuniyeti dilegetirdi. Dün Moskova'da bir kere daha ortaya çıktı ki sanat. ya- saklan \e zamanı aşacak İca- dar güçlüdür Bir kere daha anlaşıldı kı Türkiye'nin ye- tiştirdiği en büyük sanatçı- lardan bıri olan Nâzım Hik- met, ıdeolojik-siyasal bir sembol değil. ulusal bir kül- tür değenmızdir. Bir kere da- ha görüldü ki memleketten binlerce kılometre ötede, Moskova'da bir mezarlıkta yatmakta olan Nâzım'ın ül- ke topraklarına gömülmesi. her şeyden önce de utanç \ e- rıci yurttaşlıktan atılma ka- rarının resmen geri alınması talebi gündemdeki sıcaklığı- nı korumaktadır. Şirketlere sermaye arttırmıı .4.NKARA (Cumhuriyet Bürosu)-Şirketlere serma- \e arttırımı için ek süre \e- rilmesinı öngören yasa ta- sansı, TBMM Genel Ku- rulu'nda kabul edildı. Lı- mited ve anonim şirketlere sermayelerini yasada ön- görülen miktara yükselt- meleri için 31 Aralık 1998 tarihıne kadar süre tanına- cak. Türk Ticaret Yasa- sı'nda24 Hazıran 1995 ta- rihinde yapılan değışiklık uyannca şirketlere serma- yelerini arttırmalan için ta- nınan ve 27 Hazıran 1997'de sona eren sürenın uzatılmasını öngören tasa- nnın kabul edilmesiyle, sermayelerini arttırama- dıklan için münfesih duru- ma düşen şirketler tasrıye- den kurtulmuş oldular. Asgari sermaye miktan- nı anonim şirketler için 5. limited şirketler içinse 500 milyon lira olarak düzenle- yen KHK uyannca şirket- lere sermaye arttınmı için 27 Haziran 1995 tarihinden itibaren üç yıl ek süre ta- nınmasını öngören tasan, TBMM Genel Kurulu'nda ANAP'ın önergesi doğrul- tusunda değıştirildı. c Erdoğan'ın savumnası inandırıcı değil' DÎYARBAKIR(Cumhuri>et)-Siırt te vap- tıgı bir konuşma nedeniyle 10 ay hapis ceza- sına çarptınlan Istanbul Büyükşehır Beledı- ye Başkanı Recep Tavyip Erdoğan hakkında- ki gerekçeli kararda" sa\ unmanın ınandıncı bulumadığı belirtildi.Gerekçelı kararda. sanık Erdoğan'ın, konuşmasının bütün olarak ele alındığında, din esaslanna dayalı bir devlet kuıma amacma yönelik olduğu kaydedıldi. Erdoğan'ın "Minaretersüngii. kubbeler miğ- fer.camikrkışlamız, müminlerasker*" şeklın- dekı sözleriyle ilgili değerlendimede ise şöy- le denildi: "Bu şiirde, anavasaya. MGK ve o- r»uı temsilettiğiorduya karşı, 'Ordu bize kar- şı isede, bızim de camilerde kışlayan, ınanan- lar ordumuz var. Hiçbir şey sindiremez' de- me>e getirmektedir. Sanık aynca bu mısrala- nn kime ait olduğunu. şiiri okuduğu sırada açıklamanuşbr. Yahut da açıklamak isteme- miştir. Hakkında soruşturma açıldıktan son- ra. şiirin nereden alıntı olduğunu açıklamış&r. lnanç büiiğu süngii ile miğferle aynı ülkenin insanlan arasında sağlananıaz. Kaldı ki ina- nanlann tümü de camiye gitmemektcdirier: çoğu Müslüman. namazını evinde kılar. Bu insanlar da inanan > urttaşlanmızdır. Santğın Bunlan ınanç bırlığı maksadıyla söyledım' şeklindeki sözleri inandıncı kabul edüemez." Gerekçeli kararda hâkım Vunus Karabı>-ıkoğ- lu'nun karşı oy yazısına da yer verildi. Seçim için aıüaştılar • Baştarafı 1. Sayfada lunur ve denenir. Seçim tarihinin 1999'a alınması CHP'ye vereceğimiz ödiinün sınındır" açıklaması, CHP'de tepkiyle karşılandı. Baykal. parlamentodaki odasında merkez yürütme kurulu üyelerinin ya- nı sıra. son kurultayda lıste dışı kalan Ali Topuz ve Erol Çevikçe'nin de ka- tıldığı toplantıda bu açıklamadan duy- dugu rahatsızlığı dile getirdi. Toplantı- da, "Görüşmeye birkaç saat kala j'apı- lan açıklama Başbakan Yılmaz'ın yet- kisini tartışmalı halc getirdi. Hiç şık de- ğil. Güven sarsıcı" değerlendirmelen yapıldı. Dar gelirliye vergi muafiyeti Yılmaz ile Baykal'ın gergin bir or- tamda başlayan ve yaklaşık 1.5 saat sü- ren görüşmesınden uzlaşma karan çık- tı. Alınan bılgıye göre Baykal görüşme- ye başlarken "23 Nisan mutabakadmız hayata geçemedi. Tanıanı biz seçim de istemiyoruz.Meclis'itatiledesokınaya- lını. Onayladığımız yasalan çıkaralun. Mehmet Keçeciler'in vaptiğı açıklama ortada. nasıl olsa vardığımız mutaba- katlaru>gulanaıruyor"dedı. Yılmaz'ın ıse seçim planlaması konusunda uzlaş- mayaaçık olduğu öğrenıldı. Yılmaz'ın YSK'nin seçimlerin birleştırilmesine yönelik ıtırazlannın da ortadan kalktı- ğını söyledığı öğrenildi. Görüşmede kamuoyunda u Eşber> ı asası" olarak bi- linen TCK'de değışiklık. öngören tasa- rının gündeme gelmediği bildirildi. Görüşmede, vergi yasa tasansına CHP'nin ıstediği birdüzenlemenın yer- leştirilmesi dekararlaştınldı. Buna gö- re. belırli bir gelir düze> ınin altında bu- lunan mükelleflerin özel eğitim. sos- yal güvenlık ve sağlık harcamalan ver- gi dışı bırakılacak. Yılmaz ile Baykal. TBMM basın bü- rosunda ortak basm toplantısı düzenle- dıler. Yılmaz, "Türkiye'nin siyasigeleceği- ni belirsizlikten kurtarmak için göriiş- meleryapıyoruz. 23 Nisan'dan beri yan- uş yansıtnıalardan, yanlış algılamalar- dan kaynaklanan bir kesinti yaşandı. Bugün bütün yanlış anlamalaraaçıklık getirdik" dedi. Yılmaz vanlan mutaba- katın ana hatlannı da şöyle özetledi: "İktidar partileri ve CHPolarak TB- MM'ye önümüzdeki yıl nisan ayi için- de erken genel seçim yapılması konu- sunda ortak öneri getireceğiz. Zannedi- yorum 18 Nisan olması muhtemeldir. Daha önce 23 Nisan'da mutabık kaldı- ğunız üzere bu seçimlere veni bir hükü- met modeliylegidilecektir. Yani sene so- nunda ben istifa edeeeğim. görevi bıra- kacağım. Ondan sonra seçime kadar geçecek sürede, anayasal tabir olarak söylemiyorum, Tü rkiye'>i seçime götü- recek bir hükümet anlamında sö> liiyo- rum. bir seçim hükümetiyle »idilccek- tir. Bu hükümetin vapısını Sa>ın Cum- hurbaşkanımıza da danışarak önümüz- deki günlerde birlikte belirkyeceğiz. Ve önümüzdeki haftadan itibaren grup başkanvekillerimiz bir ara>a gelecekler. Meclis'te ülke yaranna olan yasalann çıkması konusunda görüşecekler. Önce- likli bir gündem konusunda mutabakat sağlayacaklar. O gündemi Meclis'ten çı- karmak için tam bir işbüiiği yapaca- Yılmaz. görüşmede Baykal'a Aralık 2000'e kadar hükümetı sürdürmeyı ter- cıh ettiklerini söyledığını aktararak "Ancak benim açımdan daha da önem taşıvan. Meclis'in gündeminde bekle- yen. vatandaşlarunızın hasretle bekledi- ğine inandığım yasalann bir an önce geçmesidir. Bu işbirliği bunu sağlaya- cakür" dedi. Baykai da "Uzunca bir süredirgötür- düğümüz müzakerelerin somut ve olumlu bir sonuca ulaştığını ifade et- mekten mutluluk du> uvoruın. Güç bir dönem yaşadık. Sıkıntıİı. tartışmalı bir sürecin içinden geçtik. Bugün geldiği- miz noktada Türkiye'nin önünü gör- mesine imkân verecek bir temel muta- bakab ortaya koynıayı başardık. Eğer bundan sonra bu modelin işlemesini zoriayacak güçlükler çıkmazsa, bu mo- deli işletebilirsek Türkiye krizden çık- ma şansını elde edecck" açıklamasını yaptı. Parlamentonun görevini etkili biçim- de yapma olanağını elde edeceğini v ur- gulayan Baykal, "Yerel seçimlerin genel seçimlcrte birleştirilmesi imkânı elde edilmiş olacak. Türkiyeönünü görecek. Keşke bu düzenleme 1.5 ay önce ger- çekleşseydi. Ancak bu noktada tam bir mutabakat icindeyiz" dedi. Baykal. Cumhuriyet'in "Seçim hü- kümetine girecek misiniz" sorusuna "Benim bakımımdan öyle bir konu yok"yanıtını verdi. CHP'nin seçim hü- kümeti kurulana dek "yapıcı muhale- fet" görevini sürdüreceği; seçim hükü- metıne girip girmeme konusunun ise daha sonra netleşecegi bildinldi. Gözler Demirel'de Açıklamanm ardından gözler Cum- hurbaşkanı Demirel'e çevrildi. RP ile DYP'nin başbakanlık değişimi konu- sundaki anlaşmasını geçerli saymayan Demirel; Yılmaz ile Baykal'ın 23 Ni- san'da vardıklan seçim uzlaşmasınada "Seçim karannı Meclis verir" diye tep- kı göstermişti. Yılmaz, dün bunu hesa- ba katarak "yeni hükümet modelinin cumhurbaşkanına damşılarak oluştu- rulacaguıı" söylerken Çankaya'nın tav- n merak konusu oldu. Demirel'in yeni hükümeti kurma gö- revini en yüksek sandalyeye sahıp olan FP'ye vennesi olasılığına dikkat çekt- lırken bu durumda bir tıkanlık yaşana- cağı ve 45 gün içınde yeni hükümetin kurulamaması durumunda da anayasa- nın 116. maddesinin gündeme gelece- ğıne dikkat çekildi. b'zlaşmada "aralık- ta istifa" koşulunun da bulunması ANAP'ta da şaşkınlık yarattı. Başbakanlık kulisleri Hükümet ortaklarının "Bagımsız başbakanformülü' n neara rejimi çağnş- tırdığı gerekçesiyle karşı çıktıklarına dikkat çekilırken Baykal'ın ANAP'tan bir milletvekilinin başbakanlığını kabul etme noktasına geldiği bildirildi. Bay- kal. "Bizim istediğimiz ülkeyi seçime götürecek bağımsız bir başbakan. Hiç- bir partiye mensup olmayan bir millet- vekili bağımsız olmayabilir de ANAP'lı biriotabilir"görüşünü dile getirdi. Ku- lislerde, seçim hükümetinin başbakan adayı olarak Kaya Erdem, Sümer Oral ve Ekrem Pakdemirü'nin adları anıldı. GİrrUi, M n k r o v v dîfjrı s ı \ k ı ı ı s.ılıs ııi)kl,ıl,uırul. G U N D E M MUSTAFA BALBAY • Baştarafı 1. Sayfada lığı güçlendi. Alışık olduğumuz gibi bu görüşme öncesinde de ortam gergindi. Baykal önceki gün partisinın grup toplantısında seslendi: "Yeni hükümet yeni başbakan." Yanıt dün sabah ANAP Genel Başkan Yardımcı- sı Mehmet Keçeciler'den geldi: "CHP'nin yeni hükümet önerisı kabul edilir gibi değil. Sayın Yılmaz Başbakanlık'tan ayrılmayı ka- bul etse bile bunu ANAP kabul etmez." Baykal MYK'yi toplayıp durumu değerlendirme- ye çalıştı: "Ne yani, Mesut Bey yetkisiz mi geliyor." Saat 17.00'deki görüşme bu ortamda başladı. Beklenen şuydu: İki lider 1.5-2 saat kadar görüşür, dışarıda da bir o kadar bunun açıklaması sürer. Görüşme süresi beklenen gibiydi, ama açıklama çok kısa sürdü. Önceki zirvelerde Baykal'la Yılma? ayrı ayrı açıklama yapardı. Burada anlayış farklılı- ğı olurdu. Ancak ikı-üç gün sonra durum netleştı- rilebilirdi. Bunu önlemek için olsagerek, bu kez Yıl- maz-Baykal ortak basın toplantısı düzenledi. Önce Yılmaz'ın dilinın üstündekileri aktaralım: -1999 yılı nisanında seçime gidiyoruz. - Ben yıl sonunda istifa edeeeğim. Yeni bir hü- kümet kurulacak. Bu hükümetle seçime gideceğiz. - Seçim için iktidar partileri ve CHR TBMM'ye or- tak önerge verecek. - Yılbaşında kurulacak hükümetin biçimi konu- sunda Cumhurbaşkanı'yla konuşacağız. - Önümüzdeki günlerdeTBMM'de bekleyen ya- saların süratle geçmesi için Baykal'la görüş birliği- ne vardık. Şimdi Yılmaz'ın dılinin altındakilerı aktaralım: - Aslında ben iki bin yılına kadar seçimden yana degilim. Baykal'la bu mutabakatı sürdürürsem yıl sonuna kadar rahat ederım. 1999 başına kadar Al- lah kerim, olmazsa yallah derim... - Hükümet değişimi kolay iş değil. Onu Cumhur- başkanı'na bıraktığımızı söyledik. En kolayı Baykal'ı da hükümete girmeye ıkna etmek olur. Benim baş- bakanlığım devam eder. CHP de hükümet ortağı oldu mu tamam. Zaten Baykal'ın çevresindekiler hükümete gırmekten yana... Böylece CHP de se- beplenır hükümetten, ben de kurtulurum töhmet- ten. - Bu durumda belki ılk hedefimiz olan iki bine ka- dar iktidar olasılığı da ortaya çıkar. CHP'liler hemen seçime gitmeyelim, hükümete devam edelim der. Demirel unsuru... Daha önceki görüşmelerden çıkan sonuçlar he- men ertesınde uçsuz kaldığı için iki liderın ortak açıkladığı bu takvime kesinleşmiş gözüyle baka- mıyoruz. Şimdi bu zirvenin bağlantılı uçteırma ge- lelim. Cumhurbaşkanı ne der? 23 Nisan'da Yılmaz-Baykal "Ekimde yeni hükü- met, baharda seçim" karan almıştı. O akşamki 23 Nisan kokteyline katılan Demirel'e sormuştuk: -Nisanda seçim var. nasıl değerlendiriyorsunuz? "Kim karar vermiş?" - Yılmaz'la Baykal... Demirel, yanındakı TBMM Başkanı Hikmet Çe- tin'i göstererek sormuştu: - Buranın cebine bir şey koymuşlar mı? İki lider, Demirel'in bu tavrını da dikkate alarak yeni hükümet konusunu köşke bıraktılar. Demirel bu tür durumlarda sorun çözen kişi olmayı sever. Şimdi kafalarda şu soru var: - Son anda bu ortak anlayış bozulur mu? Soruyu Baykal'a yönelttik, yanıtı şu oldu: - Bu kez sanmıyorum. Çünkü yazılı bir metin de yayımlanacak. ıkincı soru şu: - Buna Ecevit'le Cindoruk ne der? Bize ulaşan haberlere göre Yılmaz, her iki lider- le görüştükten sonra toplantıya katıldı. Yazıyı bağlarken altını çızelim. Bütün bunlar "mevsim normallerıne göre" yapılmış öngörüler... Mevsimler şaşırdı da! Ankara dün sabah güneşli, öğleyin bulutlu, ak- şamüstü pırıl pırıl, akşam da sağanak yağışlıydı... DSP ve DTP uzlaşmaya tepkili AJVKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Başbakan Mesut Yümaz'ın CHP Genel Baş- kanı Deniz Baykal'la görüş- mesınde "yıl sonundan itiba- ren seçim hükümeti'" konu- sunda anlaşması. koalısyon ortaklannda rahatsızlık ya- rattı. DSP \e DTP yönetı'cı- leri, Cumhurbaşkanı Süley- man Demirel'in REFAH- YOL döneminde kabul et- mediği "anlaşmalı istifaya" yine \ ize vermeyeceğini sa- vunarak ancak seçime 3 ay kala anayasa uyannca 3 ba- kanın değiştirilmesiyle yeti- nileceğini söylediler. DSP Grup Başkanvekılı Metin Bostancıoğlu. "parti- leriıı anlastığı başbakan ada- yına göre\f \erilmesi koşuluy- İa başbakanın istifası" yolu- nu daha önce RP ve DYP'nin denediğıni, ancak Cumhur- başkanı Demirel'in kabul et- mediğıni anımsattı. Cum- hurbaşkanının istikrarsız davranacağını zannetmedi- ğini. dolayısıyla bu kez de reddedeceğmi savunan Bos- tancıoğlu. "O nedenleöngö- rülen tarihte başbakanın is- tifa edeceğini zannetmiyo- rum" dedi. DSP Grup Başkanvekili Ali llıksoy da seçim tarihine ıtırazları olmadığını. ancak hükümet modeli konusunda Cumhurbaşkanı DemırelTe vanlacak uzlaşmanın önem- li olduğunu söyledi. DTP Grup Başkanı Mah- mut Vılbaş ise bundan sonra Yılmaz'ın karşısında başka bir DTP bulacağını belirte- rek "Daha önce şikâyetleri- miz konusunda sadece uya- nyla yetiniyorduk. Ama ar- tık değişik bir siyasi politika izleyeceğiz. Türkiye'nin gele- ceğinin çerçevesini sadece hükümet başkanıyla bir mu- halefet partisinin genel baş- kanı çizemeyecek" diye ko- nuştu. DTP Genel Başkanı Hü- samettin Cindoruk, partisi- nın grup toplantısında görüş- me için "Ahşılagelmiş. mu- tat tarifeli tren seferi gibi" değerlendirmesını yaptı. Cindoruk. "Keşke 9 değil, 2 kez görüşülseydi: keşke tele- fonlaria görüşülerek Türki- ye'nin önemli meseleleri ele ahnsaydı" dedi. Cindoruk, bu görüşmelenn Türkı- ye'nın önünü açmayacağını \e ülkenin 20001i yıllar he- define katkısı olmayacağını kaydettı DTP'li Hamdi Üç- pınarlar, "Meclis'ten nisan ayında yapüacak bir seçim karannın çıkacağını sanmn \orum"dedı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog