Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

2 8 HAZİRAN 1998 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 15 Unutulan Tunceli Unutulan Tunceli yazısı üzerine DYP Tunceli Milletvekili Kamer Genç ve eski milletvekillerinden CHP Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Yeriikaya aradı. Genç, ayda bir kez Tunceli'ye gittiğini ve ilin sorunlannı Ankara'da dile getirdiğini söyleyip "Tek çözüm terörün bitmesi. Terörü de halk bitirebilir" dedi. Yeriikaya ise bir haftadır Tunceli'de olduğunu belirterek sorunlara ilişkin geniş kapsamlı bir çalışma yaptığını ve yakında kamuoyunun gündemine getireceğini söyledi. Yeriikaya, "Tunceli, kimsesiz günlerini yaşıyor. Kimse, Tunceli ile ilgilenmiyor" dedi. Bu arada Tunceli'nin öteki milletvekili CHP'li Osman Veli Ytldınm'dan bir ses çıkmadı. D EN İ Z SO M Bektronk posta: sofn9posta.cumhuiyetcom.tr Tel: 0.212.512 05 05 Faks: 0.212.512 44 97 - Tuhzmde çöküş yaşanıyormuş... "Patlata patlata cökerttik!" Mehmet Sağlam, Bener Cordan, Hikmet Uluğbay, Ali Karlık R efahyol hükümeti düşmüş, Mehmet Sağlam Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gitmiş, DSP'Iİ Hik- met Uluğbay ANASOL-D hükümetinde Mil- li Eğıtım Bakanı olmuş, Cumhuriyet'e ziyare- te gelmiş... Uluğbay yanında, yılların Milii Eğitim Müs- teşarı Bener Cordan la birlikte Nadir Nadi'nin odasın- da anlatıyor. llhan Selçuk, Orhan Erinç, Hikmet Çe- tinkaya dinliyoruz. Söz bir ara, şeriatçıların görevden aldığı Ali Karlık öğ- retmene geliyor. Uluğbay, Denızli'nin Kale ilçesine bağ- lı Kayabaşı köyünden Konya'nın bir köyüne gönderi- len Ali Karlık'ın tekrar eski görevine iade edileceğini söylüyor. Köyde gazete çıkarttığı ve tek derslikli oku- lun yerine çok derslikli okul inşaatı başlattığı için şeri- atçıların hedefi haline gelen Ali Karlık'a çiçeği burnun- daki Milli Eğitim Bakanı sahip çıkıyor. Ali Karlık öğretmen, köylülerin rjavul zurnalı karşıta- masıyla Kayabaşı'na dönüyor. Sekiz yıllık temel eğiti- me göre üç katlı, 13 derslikli ilköğretim okulunun inşa- atına başlıyor. Cumhuriyet okuru Cihat Murathanoğ- lu'nun girişimiyle çağdaş birTürkiye'den yana olan in- sanlar inşaata destek veriyor ve kısa zamanda beş mil- yarı malzeme olmak üzere 18 milyar liralık yardım top- lanıyor. Okul inşaatının kabası bitiyor, okul bu eğitim yı- lında açılacak duruma geliyor. Unutulur gibi değil... Uluğbay'ın Cumhuriyet'i ziya- reti sırasında Milli Eğitim'in dallanıp budaklanmış müs- teşarı Bener Cordan da Ali Karlık'ı sahiplenmiş görü- nüyor; çiçeği burnundaki bakanından geri kalmıyor. Yenilir yutulur gibi değil...Nadir Nadi'nin odasındaAJi Karlık'a sahip çikan Bener Cordan, kendi makamına geç- tiğinde "bakan adına" daha facklı davranıyor. Cordan, 25.7.1997 tarih ve 451.42/2083 sayılı yazısında, Hik- met Uluğbay'ın adına görüş bildirirken Ali Karlık'ın köy- de ayrımcılık yaptığını, köyün huzurunu bozduğunu ve köyden uzaklaştırılması gerektiğini söylüyor. Ve geçenlerde Ali Karlık, yine Konya'nın bir köyüne gönderilmek üzere Kayabaşı'ndan kopartılıyor. Milli Eğitim'de ikili bir oyun oynanıyor... Oyunun şimdilik son perdesinde, Milli Eğitim'i sanp sarmalayan şeriatçılar sahnenin önüne çıkıyor. Mısır'daki şeriat üniversitesi mezunlannı öğretmen ya- pan Mehmet Sağlam, Ali Karlık görevden almınca Be- ner Cordan vasıtasıyla Hikmet Uluğbay'a en derin say- gılarını ve sevgilerini gönderiyor! PALAS PANDIRAS j Bakmaym siz IMF'ye; ekonomideki yegâne şeffaflık, Güneş Bey'in gözlük camlarıdır SESSİZ SEDASIZ (!) NURİKVRTCEBE Yüksek Yerilim Hattı Erdinç UTKU Tath dil YILLARI deliğinden çıkarır. Geleceğin milletvekili Sezai Onder CHP Samsun ll Örgütü'nce kuru- lan dört kişilik araştırma komisyo- nunun, Ondokuz Mayıs Üniversite- si'ndeki ırkçı ve şeriatçı uygulama- lara ilişkin rapor hazırladığı bası- na sızınca, Rektör Osman Ça- kır, Anadolu Ajansı'nı kullanıp olayları yalanlama yoluna gitmiş- ti. Bu arada CHP Samsun ll Başka- nı Avukat Sezai Önder de yazılı açıklama yaparak raporun henüz tamamlanmadığını, belgeler ekle- nerek bir dosya haline getirileceği- ni söylemişti ki hemen ardından Rektör Çakır'ı ziyarete gitti. CHP'li Başkan, ziyareti sırasında rektöre, basına sızdırılan raporun örgütü bağlamayacağını, bunun bi- reysel bir çalışma olduğunu anlatıp olup bitenden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Belgeler tamamlanarak dosya ha- line getirileceğini söylediği ko- misyon çalışmasını, bir anda ör- gütü bağlamayan bireysel bir iş- güzarlığa çevirdi CHP ll Başka- nı... Tabii ki, belgeler tamamlanıp dos- ya haline getirilemeyen çalışma, so- nunda "faili meçhul"e gitti... Yakında, araştırma komisyonun- da görev alan dört partili hakkında disiplin soruşturması açılırsa şaş- mamak gerek... Ne de olsa, Sezai Önder ilk seçim- de CHP'nin Samsun'daki milletve- kili adayı olacak! ÇED KÖŞESİ OKTAY EKİNCİ Iznik, Bodrum, İskenderun... Bu hafta ÇED köşemizı yurdun üç ayn bölgesindeki "güncel du- yarsızlıldara" ayınyorum... Iznik'te bir Amerikalı ABD kökenli "Cargill" firma- sı, Iznik Gölü su toplama havza- sında "nişasta fabrikası" kurma- ya hazırlanıyor. Üstelik, Yüksek - Planlama Kurulu'nun (YPK) ver- diği izne dayah olarak "imar pla- nını" da Bursa Valiliğı onaylamış durumda. Oysa ki hem YPK izni. " hem de valınin onayladıgı plan, kı- yı, çevre, koruma ve su ürünleri s ile ilgilı 6 yasaya aykın olduğu gi- - bi, yine valilik onayı da bulunan î "Çevre Düzeni" ve "Bursa 2020" master planlanyla da açıkça çeli- ' şiyor. Dahası, fabrika kunılması öngörülen arazi, Gemiç ve Gürle " gibi bölgenin kültür ve doğa zen- •" gini köylerine ait tarım alanlanna bereket getirecek "DSİ I. Bölge II. Merhale Sulama Projesi"nin ;bile içinde kalıyor... Peki, bu denli bir yasadışı fabri- • ka izni nasil verilebiliyor? - ABD'liCargıll'ınruhsat işlem- „•*, lerini "takip eden" siyasiler. hıç ı kuşkusuz bu soruya "Gayet ba- sit" diye yanıt veriyorlardır. Çün- kü YPK. adı "planlama"(!) ol- " masına rağmen ashnda bir "siya- Avcı'nın saptamalanna göre kona- cık ve Gümbet de yoğun bir yapı- laşmayla "beton kent" halme ge- tirilirken. antık Pedesa kentıne doğ- ru yayılan "kaçak inşaatlar" da yine aynı planla yasallaştınlıyor... Belediye Başkanı Tuğrul Acar, örneğin son turizm merkezlerine karşı göstetdiği duyarhlığı acaba bu planlar için de neden sürdürmü- yor? Aslında Bodrum"u seven her- kesin hiç vakit > itirmeden "yardı- ma koşraasr ve böv lesi bir "plan- lı katliamı" durdurabılmek için yine Bodrum"daki dırenişe destek vermeleri gerekiyor... îskenderun'da^gerilinT Bu güzel liman kentımizin başı- na gelen "imar duyarsızlığı" ıse sadece çe\re değerlerini tahnp et- mekle kalmıyor. Iskenderun'akar- şı duyarh ve sorumlu kişi \ e kurum- lar arasında da yıpratıcı bir "geri- lime" yol açıyor. Çünkü yıllar önce "•kültür mi- rası" olarak tescil edılmiş tarihi Yunan ve îngıliz konsoloslukbina- larının "koruma alanlarT içeri- sınde yükselen "kaçak" ınşaat, ne yazık ki bir "orduevi" binası. Bu yasadışı inşaatm bir "işada- mı" tarafından ve geçen yıl satın aldığı başka bir arazi üzenndeki •' Bodrum'dan bir "imar planr klasiği... ; sücr" kurulu. Hele "Başbakanük" , da bu ruhsattan yanaysa, yasalar ve planlarkolaylıkla bir kenara iti- lebiliyor. Şimdi köylüler, meslek kuruluş- lan ve duyarh herkes, bu "şıma- - rık yatınmı" durdurabilmek için 1 eylemleryaparken,MimarlarOda- sı da valiliğin onayladıgı plana kar- ,, şı iptal davası açtı. Sorun, aslında tüm Türkiye'nin sorunu. Cargill firması. böylesi görülmemiş bir ayncahğı acaba "kimlere'* borç- ' lu dersiniz?.. Bodrum 1 u 'bitirecekler'... Belediyece hazırlanan ve "Met- '! roplan Ltd." adlı bir şehircilik bü- , rosunun yaptığı "tadilatlarla" bir- likte Baymdırhk Bakanlığı'nca da 1 onaylanarak Belediye Meclisi'ne getirilen "revizyon" imar planla- n, Bodrum'un geriye kalan doğal ve kültürel koruma alanlannı da ^ "bitirmeye" niyetli. ., Örneğin, Bitez'deki bugüne ka- -. dar işgal edilememiş son "manda- •3 lin bahçeleri" bile bu planda in- ~\ şaat alanına çevriliyor. Torba'dan .; Yalıkavak'akadaryol güzergâhın- -1 daki yeşili tümüyle yok etmek üze- re depo, atelye ve işyeri siteleri planlanıyor. Arkadaşımız Zeynep "askcri amaçlı imar yasağının kaldırılmasf" sözü karşıhğında "bağış" olarak finanse edildiği ha- berleri ıse lskenderun'un güzelli- ğiyle birlikte orduev ini kullana- caklann "saygınlığına'* da gölge düşürüyor. Işte bu "çok yönlü tahribatı" durdurmak için \oğun çaba göste- ren Mimarlar Ödası Temsilcili- ği'nin belediyeden aldığı yanıt ise teşekkür yenne "tehdit". Mimar- lan "siyasete bulaşmakla" suçla- yan Belediye Başkanı Mete As- İan, oda ile belediye arasındaki or- tak proje denetimi protokolünü de iptal ederek kente karşı sorumlu- luğu adeta cezalandınyor. Dahası. kaçak inşaatı durduracağına. yine oda yönetimindeki mimarlann in- şaatlannı sudan bahanelerle mü- hürleyip ceza yağdınyor. Oysa ki bütün bu hukuk dışı ve "sorumsuz" davranışlar sonucunda asıl ceza- landınlan, kimliğinı yitiren İsken- derun ile "kentli hakları gaspedi- len" İskenderun halkı oluyor... • • • Işte size. "her şeyin iyhe gitti- ği" söylenen bir dönemde. üç gün- cel örnek... Bakalım. "yetkililer" neler di- yecekler?.. HAYVANLAR İSMAİL GVLGEÇ .1M KlMk UIJM UUMA • ,i V BEW/C Ak behicakı turk.net ÇİZGİLİK KÂMİL MASAR.ACI HARBİ SEMİH POROY r\\ TARtHTE BUGÜN MÜMTAZARIKAS 28 Haziran HINT OKYANUSU'NDA BİR MfNfKÛLKB.. A BUGÛAJ, SeYÇEL APALARt BAĞlM£rZl*2tMA /OAVUŞTU. HlfJT CVt- YAKJUSU'AJM ÇOK. KJÛÇÛK AMLARpAU OLUÇAN ÜUİE AA& TOPLAAA 4 O 9 K t L O M E m E K A e e Z i İ R . İ L K K E Z f S ^ 48. YÜZYfLDA, ÖA/CS , DA /A/6İL7E-&£'MAJ KOCDUİSİ OLMUŞTU- BKi/ATOeA YAK/AJ S//e KÛMUMPA SU- LUNMASfNA /eA/effıV, eÜHEYOOĞU Tt- CARBT RÜZGÂeLAfSlM ALprĞt fÇİH ÜC- İ KÇA /İ.//C Bl& f'/CCİMf VAS- PÜNYA ÇAPINOA TTiMrMAM POĞAL İ f JeDBMIYLB, S£Y?£l- ADALAISJ TURjZMDBfJ SÛYÛK ELPE e HİMTOfOMNUSU f PANO DEINtZ KAVUKÇUOGLU Bir Dostun Anısına Bayan Manziuk, benim yurtdışındaki ılk dostla- rımdan biriydi. Almanya'nın Kara Ormanlar Bölge- si'nin kıyıcığında, şirin bir üniversite kenti olan Tü- bingen'in biraz dışında bir köyde üç katlı, bahçeli bir evin sahibiydi. Aradan otuz beş yıl geçmiş... O sabah sinekkaydı tıraş olmuş, giyinmiş kuşanmış, Derendingen'in yolunu tutmuştum. Çok heyecan- lıydım. Bugün olduğu gibi o yıllarda da "baş soka- cak" bir oda bulmak öğrenciler için, üstelik bir de yabancıysa, büyük sorundu. Bayan Manziuk beni bahçe kapısının önünde karşılamıştı. Bir gün önce telefonda duyduğum o genç sesin sahibinin yaşlı bir kadın olduğunu gö- rünce ürkmüş, "Bu iş olmayacak!" diye düşünmüş- tüm. Elini sıktıktan sonra, "Oda için geldim" deyip söze başladığımda, Bedia Muvahhit'inkileri andı- ran kırmızı boyalı ince dudakları hafıfçe aralanmış, "önce birbirimizi tanıyalım!" diyerek sözümü kes- mişti. Sonra birlikte, onun ikinci kattaki salonunaçık- mıştık. Bana saatlerce, evet, saatlerce yaşamını anlatmıştı. Bu yüzyılın başlarında Polonya'dan gö- çe zorlanan ailesinin 1. Dünya Savaşı öncesinde ve savaş sırasında yaşadığı zorlukları, babasının ön- ce Ruhr Havzası'ndaki kömür madenlerinde, daha sonra Stuttgart yakınlanndaki bir tuğla fabrikasın-' da "boğaz tokluğuna çalıştınlan bir tutsak işçi" ola- rak verdıği yaşam kavgasını kendi çocukluğunu, genç kızlığını tüm ayrıntılanyla anlatmıştı. O gün birlikte koyu kahveler içmiş, kendi elleriy- le hazırladığı bol tarçınlı elma pastasından yemiş, şimdi sayısını anımsayamayacağım kadar çok ar- mut rakısı "yuvartamıştık". Yüzü, elleri buruş buruş, kırış kırıştı. Yüzündeki ve ellerindeki binlerce çizgi ona gizemli bir güzellik veriyordu. Uzun parmakla- n ojeli, ince dudakları kıpkırmızı, gözleri siyah bo- yalı bu kadından çok etkilenmiştim. 1920'lerden kalmış, yakası krem renginde dantel, sırtı düğme- li, uzun koyu nefti kadife elbisesi içinde mağrur bir Habsburg soylusunu andınyordu. Sonra bana mü- zik sevip sevmediğimi sormuş, ama, -kendısine güvenen tüm kadınlar gibi-, yanıtımı beklemeden pikaba o yıllann ünlü bir şarkıcısı olan Freddy'nin, "Delikanlı, bir an önce geri dön!" adlı plağını koy- muştu. O günü izleyen haftalarda, aylarda gündüz- leri ve geceleri Bayan Manziuk'un bu plagı yüzler- ce, binlerce kez dinlediğine tanık olacak, her din- leyişinde gözlerinin yaşlandığmı bilip, hüzünlenecek- tim. Üst kattaki odamda, onu otuz sekiz yıl önce, bir akşam üzeri "terkedip giden" hayırsız Ingo'ya küfürlersavuracaktım. Bayan Manziuk en korkunç ihanetler, en büyük aldatışlar. en derin acılar karşı- sında bile düşmanını incitmeyecek kadar zarıf; öf- kesini hiç kimseye ortak etmeyecek kadar gururlu bir kadındı. Sayısını gerçekten bilemiyorum... Onca armut rakısından sonra bana "ilkelerini" anlatmıştı. Kafa- sından, "onun kiracısı olmayı" geçiren herkesin uy- maya zorunlu olduğu, insanın evindeki günlük ya- şamının tüm kesitlerini belli kurallara bağlayan "//- keler"d\ bunlar!.. Ağzımdan çıkacak "evet!" sözüy- le birlikte evime kimlerin gelip gideceğinı, akşam- lan saat kaçtan sonra duş alıp alamayacağımı, han- gi yemekleri pişirip pişiremeyeceğimi, sevgilileri- me kadar her şeyimi "O" belirleyecekti. Sokakta kalınm kaygısıyla, "evet!" dediğimde duyduğu sevinç yüzüne yansımıştı. Şaşırdığımı gö- rünce, "Siz benim ilkkinacım olacaksınız" demiş, şaş- kınlığım daha da artmıştı. Ne dıyeceğimi bilememiş, "Tüm bunlarbenim için mi?" gibisinden bir soru çık- mıştı ağzımdan. Evet, ben onun otuz yıldır boş du- ran evinin ilk kiracısı olacaktım. Bayan Manziuk'un kimbilir ne zamandır, sözcük sözcük, tümce tüm- ce bir oya gibi işlediği "ilkeler" ilk kez bana uygu- lanacaktı! Yetmiş yaşındaki bir kadının, yirmi yaşında bir gencin haylazlıklanyla başa çıkamayacağını o gün- den biliyordum. Bayan Manziuk'un "ilkeleri"n\ ki- racılığımın daha ilk haftasında çiğnemeye başladım. Hiç ses çıkartmadı. Aradan geçen zaman içinde ara- mızda güzel bir dostluk gelişti. Dostluğumuz hiç bo- zulmadı. Bir şişe "De/deshe/mer Hergottsacker" şarabty- la ana oğul gibi başbaşa kutladığımız 70. yaşgünü- nün ertesinde hastaneye yartı. Bançesı her zaman bakımlı, tahta merdivenleri her zaman cilalı, pırılpı- nlevine birdaha dönemedi. Tübingen Üniversite Has- tanesi'nde her gün onu ziyarete gittim. Bir keresin- de elimi tuttu, "Senin, düşündüğüm gibi bir kiracı olamayacağını daha ilk günden anlamıştım" dedi. "Ama sen bana düşünemeyeceğ/m kadar yakın bir dost oldun!" Birbirimize sanldık, ağladık. Yanakla- nnı öptüm. Dudak boyalan yanağıma bulaştı. Sil- medim. Bayan Manziuk ertesi gün öldü. Yaşasay- dı bugün 105 yaşında olacaktı. (Faks:0216-418 8410) BULMACA SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 1 1 2 3 4 5 i 6 7 8 1 1 1 9 — 1 2 3 4 5 6 SOLDAN SAĞA: 1/ Çok yırtıcı birköpekbalıgı cinsi.2/Kanşık renkli... Zevke ve bılime susa- dığı ıçın ruhu- nu kendısine yirmi dort yıl hizmet etmesı karşılığında şeytana satan, bu olay nede- niyle bırçok edebiyat\emü- zik yapıtma da konu olan efsane kahra- manı. 3/ "'Hayır" anla- mında kullanılan söz... Kumadacı|ı...Uzaklık 2 anlatmakta kullanılan 3 söz. 4/ Bır tür geçırim- siz toprak... En kalın er- keksesi.5/Maksat... In- 5 giltere'de XVII. yüzyı- 6 lın sonundan XIX. yüz- 7 yıl başına kadar monar- „ şi ve Anglikan gelene- ğini savunan partı. 61 Birine dokunsun diye stylenen söz... İlişkin. değgın. II Adlan sıfatyapmaktakuüanılanbıryapım ekı... Eski dil- de göz... hayvanlara vurulan damga. 8/ Görünüşe göre olacağı sanılan... Düşünce. 9/ Kütahya ihnde zengin lin- yıt yatakları bulunan biryer YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Hiçbirdevletle uyrukluk bağı olmayan kişi. 2/ Telefon sözü... Sulannı bir denıze ya da göle gönderen bölge. 3/ Eski Mısır'da güneş tan- nsı... Eyenn ön ve arkasmdakı çıkmtılı bölüm... Bir za- man birimi. 4/ Yoz beğeni... tsyankâr. 5/ Yeryuvarlağı- nın yıl içinde Güneş'e en uzak olduğu nokta.l Akdeniz yöresınde yetişenbir agaççık. 6/ Demiryolu... Ruh. II Yu- goslavya'nın plaka işatetı... Küçük ge'mi... lşaret. 8/ Sı- va ya da boyadan önce\y r u la n kat... Büyük erkek kar- deş. 9/ Bir çeşit polis \aifesi görmek üzere bir lımanın ağzında demirlemiş du^n savaş gemisi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog