Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 28 HAZİRAN 1998 PAZAR 12 KULTUR 'Yazamazşam yaşayamam' Paul Auster'e göre kitap, iki yabancının en özel buluşması Çeviri Servisi - Yetişme çağlannda paradan nefret edı- yor ve ne pahasına olursa olsun sanatçı olmak istiyor- du. Ancak özellikle de zenginliğe direnışi, sonunda Amerikaİ! yazan zengin ve ünlü yapti. Paul Auster, ye- ni kitabı 'Elden Agıza'da (Von der Hand in den Mund) erken yaşanan başansızlıklan anlatıyor. - Okuyuculannızın yargısı önemli değil mi? Aslında hayır. O yargıyla arama bir mesafe koyma- ya çalışıyorum. Yargı pozıtif de olsa negatif de olsa... - Sadece kendiniz için mi yazıyorsunuz? Bir bakıma öyle, başka türlü yazamam. - Siz bu yaşam felsefesini, yeni kitabınızda da anlar- tıgınız erken başansızlıklar döneminizde edindiniz. Herhalde... Yine de belirtmeliyim ki kitabım biroto- biyografi değil. O benim paraya bakışaçım, heryanın- dan \e her alanda. - Ama saûrlann ve sözciiklerin arasına gi/Jenmiş de oLsanız, size de bakış açınız... Telaffuz editmeyen şeyler daha güçlüdür. Onlar at- mosferi yoğunlaştınr. Ben önemsiz şeyleri irdeler, önemli şeylen iki sa- ^~~~•~~™ tırla anlatıp bitıririm. Stilim böyle. - Siz gençlik yıllannızda yaşaım, yoksul bir şair olarak yaşamaya ka- rar vermiştiniz. Entelekrüellikle zen- ginliğin çeiişen iki kavram olduğunu savunuyordunuz. Zenginlik karşısın- daki küçümseyici tavnnızsizjzengin- liğe götüren yolda en önemli etken ol- du. Aslında bu düzenlı gelinn hâlâ kar- şısındayım. Ancak belki de hayatıma dinginlik ve süreklilik getiren bu pa- ra oldu. Parasız olduğunuz zamaa tüm zamanmızı para iizennde düşünmek- le geçiriyorsunuz, çünkü parasızlık- tan, bir gün artık yiyecek bir şeyler alamamaktan korkuyorsunuz. - Ringdeki bir boksör gibi, her ba- şansızugınızdan sonra yeniden ayağa kaJknıavı başardınız. Bu başansız- hklardan sonra cesaretiniz kınlmadı mi? Çok sık kınldı hem de. Bazen hâlâ da kınldığı olu- yor. De|işen bir şey olmuyor. Birçok insan yine yapıt- lanmdan nefret ediyor. - Kimse okumadığı halde yazmaya devam edebilme cesaretini nereden buldunuz? Kendinizden şüpheye düştünüz mü? Ben yazmanın bana göre bir iş ve yeteneğım oldu- ğuna ınanıyordum. Tabii yazmak aynı zamanda içten gelen birdünüdür. Onuyapamazsam, yaşayamam. Ha- yatım tükenir. - Başka insanlann yaşabilmek için yemek yemeleri gibimi? Çok benziyor. Yaşamı yaşamanın çılgın bir türü. Kimse kimseye yazar ol diye yalvarmaz. Kimse kim- seye bunu yapmak zorundasın da demez. Dünya yenı bir şair ya da yazar aramaz. Ancak insan bazen kendi özel çabasının digerleri tarafından da takdir edilmesi- ne ve anlamlı bulunmasına inanamıyor. U A. olitik edebiyat güncelliğini yitirmeye mahkûm. Kitap iki yabancının en özel buluşmasıdır. Tolstoy bir kitap yazmış, ben o kitabı elime aldığımda onun ruhunun en derin kıvnmlanyla tanışıyorum... - Siri tekrar ayağa kalkarak devam etmeve iten ney- di? Yalın bir inat ve devam edersem her şeyın düzelece- ğine duyduğum smırsız güven... Ilginçtir, ben eşim Si- ri ile 17 yıl önce evlendiğimde, yetiştirebilmek için her penny'nin hesabını iki kere yapardık. Uyuyamaz. kay- gılanırdı. Ben ise olumlu bakardım. Şimdi ise, yani eko- nomik sorunlanmLzı aştığımız bugünlerde, bu zengin- liğe doğal olarak bakamıyorum. Yann her şeyin eski- ye dönebileceğini düşünüyorum. - Sizin yaşamıntnn döniim noktalannı tesadüfler mi oluşturuyor? İnsanın kaderine bağımJı olduğuna ina- nıyor musunuz? Belirli bir noktaya kadar evet ama onun ötesinde yi- ne hayır. Şöyle ifade etmeme izin verin: Aklımız, ze- kârmz, isteklenmiz dileklerimız var ve planlaryapıyo- ruz. Sadece şimdiki zamanda değil, gelecekte de yaşı- yoruz. Eger yann hakkında bir tahminimiz yoksa, bu- günü yaşayamayız. Tüm bunlann yanı sıra geçmişimi- zi de yaşıyoruz. Hatıralanmız, hafı- "^•™^^~" zamızda kayıtlıdır. Hayallerimiz var- dır, gerçekleşirler. Ancak bazen hiç beklenmedik şeyler de olur ve haya- tımızı değiştirenler de onlardır. - Önce şansstz şimdi de şansü bir döneminizi vaşıvorsunuz. Yaşanun kendini bu anlamdadengeiediği söy- tenebilirmi? Hayır ancak dengelemesini ister- dim. Bu tabii. çevremiz korkunç olay- larla dolu da olsa yaşamın haksızlıİc- larla dolu olduğu anlamına gelmi- yor. Bu hep böyleydi, insanlar ken- dilerine ve çevrelerine inanılmaz acı- lar verirler. insan yaşıyor olmaktan utanıyor. Burada verilecek en doğal tepki belki oturup ağlamak. Ancak her defasında görüyorum ki acıma- sızlığın karşısında taş kesiliyorum. Neredeyse, olanlan bekliyormuşum gibi... Duygulanm var, ancak beni ağlama noktasma getiren hep iyilik olmuştur. Bırileri beklenen tepkileri gösterdiginde: ge- reken cesaretı, cömertliği ya da sevgiyi. Bunlar beni gerçekten duygulandınyor ve bazen gözyaşlanmı tu- tamıyorum. - Niçin bu karamsarük? Dünyanın değişimi beni karamsarlaştınyor. Ken- dimle ılgili olanda da daima en kötüyü bekiiyorum. Ve kendimi eskiye oranla daha sakin hissediyorum. lyim- serlik insanda manevi işkence, kötümserlik ise birra- hatlık yaratıyor. - Bir cümleniz çok ilgimi çekti:"Yaşamda birşeylere ulaşmak ıstıyorsanız önce kendinizi değiştirin" diyor- sunuz_ Orada. insanm kendini parçalara ayinp içine bakma cesareti bulması gerektiğini anlatıyorum. Eğer insan bir- yerlere varmayı istiyorsa, ıçinde olan biteni kavrayıp oradan yola çıkmayı ögrenmek zorunda. Bunun dış dünyayla bir ilgisi yok, hele de sanatta... Birçok yazar vardır, dünyayı gezer malzeme toplamak için, bir de Emily Dickenson gibileri vardır, odalannı hiç terk etmeyen ve yine de mükemmel olan. - Yolculuklan sever misiniz? Gençken severdim, artık yapacak o kadar çok şeyim var ki... -51 yaşındasınız ve yaşamın elleriniz- den kayıp gittigi duygusuna kapılıyor- sunuz_ Her geçen gün ile yapmak istedik- lerinize ait zaman biraz daha azahyor. -Ölüm üzerinedüşündüğünüz olur mu? Elbette. Her gün. Ölümü düşünme- den nasıl yaşanır? - Yaşamın bir deney olduğunu yaz- mışsınız.- Herbirimiz zor imtihanlara çekili- yoruz. Bana kalırsa bu, bizim zor- luklarla nasıl baş edeceğimizi dene- mek için yapılıyor. Benım için insa- nın kendine saygısı önemlıdır. insan diğerlerine karşı saygılı, onurlu ve cömert olmak için elinden geleni yapmalı diye düşünüyorum. Uyuş- turucu gibi kendine bağımlı olma- malı. Şerefini korumanın tek yolu bu ve bu da benim için çok önem- li. -Sizyaşamıkazananlarvekaybe- denler olarak ikhe bölen dünyadan nefret edhorsunuz. Ancak siyaset- ten uzakdunnorsuntız, üniversitedev- ken Metnam karşıtı gösterilerde ver almamışsjnız_ Aldım hattabirkez tutuklandımbi- le, ancak bunun için yaşamımı kurban etmeye hazır değildim. Bu, benim için büyük bir sınavdı ve ben kendimi politika- ya adayamadığım için suçlu hissediyordum. Ancak yapamadım. -İnsanlar gençken dünya>ı değiştirmekister. Siz bu- nu istemediniz mi? Istedım ama kendime özgü yollar bulmayı da iste- dim. Içinde politik görüşler de bulunan estetik bir ya- zı... Ancak politik yazarlık değil. Bu ciddi bir çatışma, ben bununla uzun yıllar mücadele eftim - Yani Don DeLiÛo ya da GünterGrass gibi olmak is- temediniz, Politik edebiyat güncelliğini kaybetmeye mah- kûm.. sonrasmda unutuluyor. Sanafın insana ve- rebileceginin ise başka bir disiplinel işlevsel- liği vardır. Insana dünyaya bakmak isteme- diğı gibi bakmayı, görmek istemedıklerini görmeyi öğretir. Kitap iki yabancının en özel buluşmasıdır. Örneğın Leo Tolstoy bir kitap yazmış, ben o kitabı elime al- dığımda onun ruhunun en de- rin kıvnmlanyla ta- nışıyorum... YedikuleZindanları'nda bu kez 'Rhapsody in Blue' FECtRALPTEKİN Yedikule Zindanları 6 Tem- muz Çarşamba akşamı yeni bir klasik müzik şölenine ev sahipliği yapacak. Avrupa Gençlik Senfoni Orkestra- sı'nın (Tenıpo de Toulouse) vereceği Rhapsod> in Blue başlıklı konserin solisti piya- nist Mehveş Emeç. Orkestra- yı Marc Ursule yönetecek. Hakan Erdoğan Organizas- yon'un düzenlediği konser, Müzik Treni projesinin ilk adımını oluşturuyor. 3 yıl ön- ce HABtTAT 2 kapsamında düzenlediği tdil Biret konse- riyle Yedikule Zindanlan'nı klasik müziğe açan Erdoğan, bize proje hakkında bilgi ver- di. Erdoğan, Yedikule Zindan- ları'nın klasik müzik konser- leri için çok uvgun bir me- kân olduğunu düşünüyor: "Zindanlar'ın büvülü bir ha- v«sı var. İdil Biret konserini 6 bin kişi izlemiş ve konser bü- >1ik beğeni toplam^ö.ÖzeDik- İe Biret'in Çaykovski yoru- munu top atışlan eşliğinde gerçekleştirmemizçok etkile- yicfydL" • Avrupa Gençlik Senfoni Orkestrası konsere Fransa'dan konukoluyor. Emeç'in solıst olarak katılacağı konserde Be- etho\en. Brahms, D>orak, Bi- zet, Strauss. Uo\ d Weber ve Morricone'nin yapıtları yo- rumlanacak. Günün tek et- kinliği konser değil. Erdoğan, tüm günü bir şölen haline ge- tirmeyi amaçladıklannı söy- lüyor. Konser saat 21.00'de başlıyor, ama Yedikule Zin- danlan'nın kapıları saat 18.00'de izleyiciye açılacak. Saat 19.00'da ise VefaÇiftçi- oglu 'KlasikJe Cazjn Buluş- ması' başlıklı bir buçuk saat- lik bir CD dinletisı sunacak. Ayrıca mekân içinde Cafe Eresin Taxim tarafından bir kafe oluşturulacak. Henüz ha- va kararmadan konser mekâ- nına gelen insanlar. bütün gün ve geceyi kapsayan bir şenli- ğe katılma şansı bulacaklar. Orkestra, Ankara Fransız Kültür Merkezi'nin işbirli- ğiylegetiriliyorTürkiye'ye. 6 A\TupaGençlik Senfoni Orkestrasf nın solisti Meh\eş Emeç Temmuz akşamı Yedikule Zindanlan'nda gerçekleştiri- lecek olan konser. yine Fran- sız Kültür Merkezi 'nin ortak- lığıyla düzenlenen Müzik Tre- ni projesinin başlangıç nok- tasını oluşturuyor. Müzik Tre- ni'nin bir sonraki durağı ise Ankara Gan. Avrupa Genç- lik Senfoni Orkestrası 9 Tem- muz akşamı 21.15'te Ankara- lı sanatseverlere seslenecek. Bu konser solistsiz olarak ger- çekîeştiriiecek. Müzik Treni bu yıl iki du- rakla sınırlıyor konserlenni. Projenin ilkyılı olduğundan, bu yılkı etkinlikler bir dene- me niteliği taşıyor. Önümüzdeki yıl Müzik Treni'nin uğraması tasarla- nandurak, lOOyaşındakıEs- kışehir Lokomotif Fabrikası. Burasının da oldukça ilginç bir mekân olduğunu beiirtiyor Erdoğan. Gelecek yılın prog- ramında Istanbul ve Ankara da yer alıyoryine. Programa Ege bölgesinden bırkaç dura- ğın eklenmesi olasılığı da yük- sek. Erdoğan, Efes Antik Ti- yatrosu. Pamukkale Antik Ti- yatrosu ve Antalya'da da bi- rer konser gerçekleştirecekle- rini beiirtiyor. Müzik Treni her yıl farklı bir orkestrayı Türkiye'nin çeşitli yerlerine taşımayı hedefliyor. Erdoğan. demiryollanyla, demir>olunun nostaljisiyle bütünleşen uzun bir konser projesini uzun zamandır dü- şündügünü söylüyor. Ankara Fransız Kültür Merkezi'nin müdürü Andre Jover de pro- jeye destek veren isimlerden. Erdoğan. Müzik Treni proje- sinin amacını şöyle dile geti- riyor: "Birçok insan klasik mörikten ürküyor. Ben, in- sanları klasik müziğe yaklaş- tırmanın ve ısındırmanın yo- lunun. onlara bu müziğı fark- lı biçimlerde sunmaktan geç- fiğine inanıvorum. tkincisi, saptadığımızmekânlar\e de- mirvolu serüveni gerçekten il- gi çekici." Uluslararası Edinburgh Festivali 16 Ağustosta başlıyor Stein, Boulez ve AbbadoKültürServisi- Dünyanın en önem- li sanat oiaylanndan bın olarak değer- lendirilen Uluslararası Edinburgh Fes- tivali, bu yıl 16 Ağustos-5 Eylül ta- rihleri arasında gerçekleştirilecek. Günümüzün önemli sanatçılannın su- nacağı gösteriler, oyunlar ve konser- ler dünyanın hemen her tarafından birçok sanatseveri bir araya getire- cek. Bu yılki festhalde müzik, tiyat- ro.operavedansdisıplinlerinde 170'in üzerinde gösteri yer alacak. George Balanchine'in koreografi- sini gerçekleştırdiğı 'Bir Yaz Gecesi Rüyası1 balesinin lngiltere prömiye- ri de festival kapsamında gerçekleş- tirilecek. Vferdi ve Schüler'in yapıtla- nnm agırlıklı olarak yer alacağı fes- tivalde, V'erdi'nin, Schüler'in oyun- lanndan etkilenerek oluşturduğu dört operası sahnelenecek. 20. yüzyılın en etkili koreograflanndan biri olarak nitelendirilen Hansvan Manen'm ya- pıtlan ile Smetana'nın operalan ve senfonik şiirleri sanatse\erlerin beğe- nisine sunulacak. The Royal Opera Covent Garden'm müzik yönetmeni ve orkestra şefi- Bemard Haitink. dünyaca ünlü ope- ra sanatçılan Karita Mattila, Tho- mas Hampson ve geçen yıl Istan- bul'da dinleme ımkânı bulduğumuz Dmitri Hvoroh'skj- ile festivalde sah- ne alacak. The Royal Opera, Pans Operası'nın izniyle Verdi'nin, Schü- ler'in biroyunundan etkilenerek oluş- turduğu 'Don Carlos' operasının 5 perdelik Fransız versiyonunu sahne- leyecek. Luc Bondy'nin sahneye koy- duğu Don Carlos operasmda orkest- rayı Bernard Haitink \ önetecek. Ro- yal Opera ayrıca Efijah Moshinskv nin sahneye koyduğu İ Masnadieri' ope- rasını ve Verdi'nin. Schüler'in 'Pas- sion and Politks' adlı oyunundan et- kilenerek oluşturduğu 'Luisa Miller' operasını yorumlayacak. Rkhard Armstrong'un yönetece- ği lskoçya Opera Orkestrası ve Edin- burgh Festival Korosu, Verdi'nin 'Gi- ovanna d'Arco'sunu yorumlayacak. Verdi'nin operalarına paralel ola- rak Citizen'sTheatreGlasgovv. Schü- ler'in 'The Robbers' adlı oyununu sahneleyecek. Böylece izleyiciler, Verdi ve Schüler arasındaki yakın ilişkiyi görebilecekler... Festivalin dans bölümünde Gela- bert-Azzopardi DansTopluhjğu Zum- zum-Ka adlı bir gösten sunacak. Cese Gebbert ve FredericAmat'ın konsep- tini oluşturduğu 'Zumzum-Ka'nın koreografisi Cesc Gelabert'e, müzik- leri ise Pascal Cometade'ye ait. Bu yılki festivalin önemli oiayla- nndan biri de George Balanchine'in koreografisini, Mendelssohn'un mü- ziğini yaptığı, Pacific Nortvvest Ba- lesi'nin sahnelediği, Shakespeare'in 'Bir Yaz Gecesi Rüyası' balesi. Bu yıl birçok oyunun prömıyen gerçekleştirilecek Edinburgh Festi- vaJi'nde. Viyana Josefstadt Tiyatro- su, Peter Stein'ın yönettiği, Botho Strauss' un yazdıgı 'Die Ahnücben' (Lookalikes) adlı oyunun lngiltere prömiyerini gerçekleştirecek. HetZu- ideiijk Toneel Tîyatrosu. Ivo van Ho- ve'un yönettiği Albert Camus'nun 'Caligula' adlı oyunuyla izleyicilerin karşısına çıkacak. Festivalin ilgi çekici oyunlanndan biride\Td>-LausanneTı\atrosu'nun sahnelediği, Jean Racine'in "Phed- re'si. Oyunu Luc Bondy yöneöniş. Festival kapsamında söyleşüer ve çalışma programları da yer alıyor. Profesör Stepbanie Jordan'ın katıla- cağı 'Balanchine'in Koreografileri', EvaıanSchraik'ın katılacağı 'Hans van Manen'in Koreografileri'. Pro- fesör Peter France'ın katılacağı •Je- an Racine'inTrajedileri' başlıklı söy- leşüer bunlardan bazılan. Yüz>ılımızın en büyük müzikçile- rinden biri sayılan, 21. Uluslararası Is- tanbul Müzik Festivali'ne katılan bes- teci ve orkestra şefı Pierre Boulez ise önümüzdeki yüzyıl müziği ile ilgüi görüşlerini aktaracağı bir söyleşi ger- çekleştirecek. flk kez 1948 yılında Edinburgh Festivali'ne katılan Bo- ulez, festivalde aynca kurucusu oldu- ğu Ensemble Intercontemporain'i yö- netecek. Çalışma programlanndan ilki Pro- fesör David KimbeD'in yöneteceği. Verdi ve Schüler'in yapıtlannı ınce- leyen çalışma. Aynca Profesör Jan Smaczny'nin yöneteceği çalışmada Smetana"nın operalan ve senfonik şiirlen incelenecek. Berlin Filarmoni Orkestrası da 26 yıl aradan sonra yine Edinburgh Fes- tıvali'nde. Claudk) Abbado'nun yö- neteceği orkestra. Rihm. Schumann \e Brahms'm yapıtlannı yorumlaya- cak. Soprano Lisa Milne ve geçen yıl- larda Istanbul'da dinleme olanağı bul- duğumuz bariton Bryn Terfel de pi- yanist Makolm Martineau'nun eşli- ğinde ızleyıcılerle buluşacak. Çek Filarmoni Orkestrası, SirChar- les Mackerras yönetiminde iki kon- ser verecek. 6 yıl aradan sonra tekrar festivale katılan orkestra, Smetana'nın yapıtlannı yorumlavacak KÖŞEBENT ENİS BATUR Fpank Uoyd VVright Yaşarken herkes "birşey", "ö/r/"olursonuçta; ge- ne de, içinde bir başka "şey", başka "biri" olma iste- ği de bekler, gizlenir. Bunun, kişinin kendisini başarı- lı görüp görmemesiyle kesin bir bağlantısı da yok ba- na kalırsa: Aslında, bir tane hayatımız olması. kabul edilmesi güç bir durumdur. Bir hayatım daha olsaydı, yeniden şiırie, yazıyla uğ- raşırdım gibi gelir bazen. Tam tersine, bazen de. öte- kim çağınr beni: Içimdeki kuytulardan birinden çıka- gelen yabancım, yabancılanmdan biri. Matematikçı olmak ister o, müzisyen olmak ister, filologluğa öze- nir. Bir de: Mimar olmak için yanıp tutuşur. Zaman za- man, öylesine gür bir tutku halini almıştır ki mimarlık içimde, en önem verdiğim metinlerden binni, yirmi yıl- dır taşımama, onu sürdürmemeye ve bitirmemeye yöneltmiştir beni. O metinden ağır, açıklanması daha da zaman ve emek isteyecek bir cümleyi aktanmak istiyorum burada: Mimarlık, yapılamayacak kadar önemli bir meslek. Şüphesiz, "ben"in "öteki" karşı- sında avunmasını sağlayan bir önerme bu. Frank Uoyd VVright ile ilgili bir belgeseli izlerken zihnim bunlarla doldu taştı gene. Ne kadar dolu, ya- ratıcı, zengin bir hayat. Öbür cephede: Ne kadar sert, trajik, zorlu bir serüven. Bugün dönüp bakıldığında, çağın en büyük mimarlanndan bin olarak görüyoruz VVright'ı, oysa inanılması güç bedeller ödemiş 92 yıl- lık yolculuğunda: Öldürülmüş bir eş, yakılmış bir baş- yapıt, sonsuz direnç göstererek onaylatılmış projeler ve bütçeler, çağdaşlan tarafından kıyasıya eleştirilmiş (zeki bir eleştiri: Frank Uoyd VVrong diye söz edermiş ondan hasımlarından biri) bir mimarlık felsefesi. Yaprtının şaşırbcı yanlanndan biri: Modemlerden, mo- demizmden hiç hoşlanmamasına, onlarla arasında hiç- bir ortaklık görememesine karşın alabildiğine mo- dern, çağın simgesi sayılagelen yapılartasarlamış ol- ması. Bir başka zeki hasmı, onu yerle bir etmek için külçe gibi bir yargı geliştirmiş: "On dokuzuncu yüzyı- lın en önemli miman" diyerek. Gelgelelim, zekâ her şey değil işte. Yaralamış VVnght'ı, orası doğru, ama bir gerçeği ters yüz etmeye yetmemiş bu: Yirminci yüz- yılın en önemli mimarlanndan biri olarak kalmış VVright. Öte yandan kendisinin de bir aziz olduğunu söyle- yemeyiz herhalde. Çalışma masasına konan sinekle- ri bir sineklikle öldürmeden önce onlara isim takma- yı savsaklamazmış: "IşteMiesgeldi", "hoşgeldinLe Corbu", "merhaba Gropius" gibi. Guggenheim Mü- zesi'ni yapan adamın öncü sanattan nefret etmiş ol- masını insanın aklı almıyor doğrusu: Guggenheim'a Kandinski'nin ve Klee'nin resimlerini gösterip, "Siz bunlara ne dıyorsunuz şimdi" diye sormuş. Öğrencı- lerin giyeceği çoraplan kendi seçermiş. Atölyede han- gi müziğin dinleneceğine hep kendi karar verirmiş. İnsanlar geçer gider, ama işler kalırsa kalır. VVright'ın evleri, bürolan, tapınakları yaşadığımız çağın, çelişki- lerle dolu uygarlığımızın simgelen arasında yer aldı, alacak. Nasıl Antıkite'nin yedi harikası varsa, Moder- nite'nin de kendi harikaları olduğunu gelecek göre- cektir. Işin tuhafı, bu harikalar arasında VVright'ın ya- pılan kadar onun masasına konan sineklerin yapılan da yerierini bulacaktır. Beni, işin bu noktasında, insanımızın içinde yaşa- dığı uygariığm başyapıtlanyla ilişki kuramayışı, onlan göremeden yaşayıp ölmesi de tedirgin ediyor. Şimdi Mısır'a "turlar dûzenleniyor, beş bin yıl öncesinlrı uy- gartık işaretleriyie nihayet tanışıyoruz. Ya VVright'ın, Mi- es van der Rohe'nin, Le Corbusier'nın. VVaKerGro- pius'un. Alvar Aalto'nun yapılannı ne zaman göre- ceğiz; bin yıl sonra mı? Dert değil belki de; 90. yaşında bir televizyon söy- leşisinde "ölümsüz olduğunuza inanıyor musunuz?" diye sormuşlar. VVright'a. "Evet", demiş: "Tabutayer- leştirildiğim andan itibaren ölümsüz olacağım." Karun Hazinesi' ikinci ödülünü Yunanistan'da aldı • Kültür Servisi - Yunanistan'da yapılan AGON Uluslararası Arkeoloji Filmleri Festivali'nde yönetmenliğıni Yusuf Kurçenli'nin yaptığı •Karun Hazinesi' adlı belgesel film. En tyi Senaryo Ödülü'ne değer bulundu. Gazeteci-yazar Özgen Acar'ın araştırmalanndan yola çıkılarak hazırlanan 'Karun Hazinesi' belgeseli, Uşak-Manisa yöresinde Lidya anıt mezarlanndan çıkan yaklaşık 350 kadar altın takı ve gümüş kutsal eşyanın ABD'ye kaçırılış ve geri dönüş öyküsünü anlatıyor. Belgesel filmde. Lidya uygarlığına ilişkin canlandırma sahneleri sanat yönetmeni Serdar Günbilen tarafından oluşturulmuş, Manisa'nın Sardes kasabasında oluşturulan özgün dekorlarda iki yüzden fazla oyuncu rol almıştı. Lidya kazılannı yöneten Sardes Kazı Başkanı Prof. C. H. Greenevvalt Jr. Harvard Ünıversitesi adına geçen yıl yayımladığı kazı raporunda belgeselden övgüyle söz etmış. canlandırma sahnelerinin pek çok tanhi filmden farklı olarak dogru bir sentezı yansıttığını belirtmışti. Karun Hazinesi, geçen ay Almanya'nm Kıel kentınde CINERCHEA Uluslararası Arkeoloji Filmleri Festivali'nde de başan ödülü kazanmıştı. Alaçaü'da tiyatro festivali • Kültür Servisi - 9. Alaçatı Uluslararası Çocuk ve Gençlik Tiyatrolan Festivali başladı. Alaçatı Belediyesi ve TOBAV'm işbirliğiyle düzenlenen ve Alaçatı'yı, yasavan bir tiyatro mekânı haline getiren festivalde gruplar "Tüm Alaçatı Tiyatro Sahnesi' sloganı altında birleşiyor. 1 Temmuz'a dek sürecek olan Festivale Ankara Devlet Tiyatrosu, Müjdat Gezen Sanat Merkezi Konservatuvan Tiyatro Bölümü. Canşenliği Oyuncuları, Mamak Beledivesi Şehir Tiyatrosu, Tansaş Çocuk Tiyatrosu, Romanya'dan Uniter Romanya Armonıc Brosquintet. Pruppet Theatre Elpis, Almanya'dan Papkarton. Makedonya'dan Csküp Halklar Tiyatrosu ve Kanada'dan Mixed Çompany katılıyor. Gruplar oyunlan ve vvorkshop'lan ile festivale renk katarlarken Ruth Burgess, Alaçatılı çocuklarla bir uorkshop hazırlayarak festival kapsamında sergüeyecek. BUGUN • Genç Etkinlik kapsamında saat 12.00-20.00 arası TÜYAP'ta '2 Yüz2'( 12.00-12.30).'Yüzücü'( 15.30- 16.00), 'Mücadele ve Yaşam'( 18.00-18.15),'YoC (18.20-18.35), -Savaş'( 18.40-19.00) konulu performanslann yanı sıra kısa metrajlı film gösterimleri(13.00-14.30). TunçTameri'nin müzik dınlerisif 16.30-17.00) ve vvorkshop * çalışmalan(l 9.00-20.00) >er alıyor. 26. ULUSLARARASI İSTANBUL MÜZİK FESTİVALİ BLGUN • Ava İrini Müzesi'nde saat 19.00'da Toulouse Ulusal Oda Orkestrası'nın vereceği konser izlenebılir. YARIN • Atatürk Kültür Merkezi Büyük Salon'da saat 19.00'da Andre VVattc'tn piyano resitali yer alıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog